Hayat, siz bir şeyler becermek için planlar yaparken, kaçırdıklarınızdır.

A: Tunnçç :)
T: (:
A: hayatımda ilk kez düzgün bir dergide yazıyorum.
al görürsen bir yerde. adı: ___
T: tamam alırım tabii ki
bu arada neden telefonlarını açmıyorsun
sonradan aramıyorsun da…
A: yılbaşını ucu ucuna görebildim.
kafam odun gibiydi.
T: ne biçim adam oldun sen istanbul’a gelince?
» Yazının devamı

Gelsin 2009, Bildiği Gibi Gelsin!

“Gelsin 2008, Bildiği Gibi Gelsin!” demiştik. Geldi ve şimdi gidiyor. Tıpkı 2006′da da, 2007 için dediğimiz gibi. Hemencecik gelip gidiyor bu yıllar!

Üç sorumuz var:

1.) 2008 deyince ne hatırlıyorsun?

2.) Aynı soruyu, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevaplamayı isterdin?

3.) Yüz yüze olsaydın, bir üstteki yorumu yazan kişinin verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?

2007 yıl sonundaki yazımıza yorum bırakanların ne kadar gönüllerinden diledikleri gibi bir yıl olmuş 2008, bunu hep birlikte okumak ilginç olacak. Bu sene ilk defa yorum yazacaklara da, seneye bu zamanda tekrar dönüp birlikte bakacağız…

Önce benim cevaplarım:
» Yazının devamı

Yazıyorum da ne oluyor?

Hissettiklerimin aşka dönüşmesi gibi bir şey.
Acıtıyor bazen…
Özellikle kendimle yüzleştiğim anlarda.

Ne kadar yazarsam yazayım, hep bir şeyler eksik kalıyor.
Belki o eksikleri tamamlama çabasıdır beni gaza getiren.
Bilmiyorum.

Kendi içimdeki sorulara da cevap oluyor arada.
Terapi gibi bir şey.
Kendimle konuşuyor, kendimi öğreniyorum.
» Yazının devamı

İçimdeki Serseri

Bir arkadaşımla konuşuyorum bayramda. Evlenmeyi düşünecek kadar seviyor bir kızı.

Bir sevgilide aradığı her şey var kızda. Zekası, insanlığı, enerjisi, duruşu, fedakarlığı, dürüstlüğü, samimiyeti, teni, kokusu… Ona karşı gizlemediği bir tutkusu var her şeyden önce. Bizimkinin de ona. Sevgi; ’sevgili’ yapmış onları.

Birlikteyken vaktin nasıl geçtiğini anlamadıkları, yanında değilken özlediği… Kaybetme korkusu yaşadığı biri olmuş onun için.

Ancak (arkadaşımın tabiri ile) “eski kiracılar” da etrafta hala! Kalçasını çalıştırıp başka bir tarafını çalıştıramayan türden kiracı bunlar. “Daha az hal hatır sorsam da, varlar. Ancak şu da var ki, kontratı bitenin yerine yeni kiracı almıyorum.” Emin misin diye gözünün içine bakınca itiraf ediyor: “Hmm, haklısın… Eskiye oranla daha az alıyorum ama inan boşalan daireler var!”

Eski defterleri kapatamıyorsun hemen!

» Yazının devamı

Kaos

Özleyenler var,
görmediğim.
Çok özlemim var,
bağlandığım.

Sorgulayanlar var,
daraldığım.
Aradığım çok cevap var,
genişlediğim.
» Yazının devamı

Can Yücel Yanlış Biliyor!

“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

[Akdeniz insanıyız biz Can ağbi.
Deriz.
Ama bilmez misin ki değişir bizdeki O'lar sürekli.
Elimiz dursa gözümüz durmaz.]

Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.

[Ah be üstadım,
Can acımadan aşk yaşanır mı?

» Yazının devamı

Sabahları Yanınıza Gelebilir miyim?

Hangi Yönünü Çok Seviyorum Biliyor musun?” ile duyurup, “İlk Cinsel Deneyim” ile başladığımız yazı dizimize devam ediyoruz. Hatırlarsınız; konumuz bir anne.

Anne ilk eşinden boşandığında erkek çocuk henüz bir yaşında. 6 yıl sonra gelen ikinci eş bir yabancı ve Türkçe bilmiyor.  Evlendiğinde çocuk 7 yaşında. (Bu sıralarda o geceleri halen annesi ile uyumaktan büyük keyif alıyor.)

Anne, evlilik kararına vardığını çocuğa açıklamadan önce, onların tanışmasını ve doğal ortamlarda birlikte vakit geçirmelerini sağlıyor. Böylelikle birbirlerine karşı ilişkilerini gözlemlemiş oluyor. Bu arada yeni eşine de duruşunu baştan net olarak ifade ediyor: “Ya onunla geçinirsin ya da bu iş yatar, başka bir alternatif yoktur.”

Ve çocuğa evlilik kararının açıklanma süreci, biraz da zamana yayılarak aşağıdaki diyaloglar çerçevesinde gelişiyor:

» Yazının devamı

İlk Cinsel Deneyim.

Ben “süper bir anne değilim” demesiyle başladığımız sohbet, zaman yetmediğinden yarım kaldı. Geçenlerde “Hangi Yönünü Çok Seviyorum Biliyor musun?” yazısı ile duyurduğumuz bu konuya şimdi başlıyor ve ilerleyen günlerde de devamını getiriyoruz!

“Kimse benim kendimi mükemmel bir anne olarak gördüğüm fikrine kapılmasın. Böyle bir mükemmellik yok. Bir şeylere ciddi emek vererek yapmaya çalışan ve sonuçlarını alan bir annenin deneyimleri bunlar sadece. Bugün hatalarıyla dehalarıyla, başarılarıyla başarısızlıklarıyla hayata sımsıkı yapışmış ve ne istediğini bilen, pes etmek nedir bilmeyen, mücadeleci bir genç var karşımda ve ben ona bayılıyorum. Bu ilişkiyi, tek bir kişinin bile bakış açısını zenginleştirmesi adına ufak bir katkımız olabilmesi inancıyla paylaşıyorum” diyor.

Kendisini ise şanslı adlediyor, çünkü büyürken annesinden öğrendiği çok şey olmuş. Ancak yetinmemiş, hep üzerine bir şeyler koyma çabasında olmuş. Okumuş, gözlemlemiş, araştırmış, konuşmuş, tartışmış…

O, çocuk yetiştirmenin çocuk üzerinde deneyler yapılarak öğrenilmeyecek kadar ciddi bir konu olduğunun farkında. [Bu anne'nin beni bu denli etkilemesinin nedeni de bu olsa gerek.]

» Yazının devamı

Hangi Yönünü Çok Seviyorum Biliyor musun?

Bir anneyi dinledim bu gece. Saatlerce hem de. İlk kocasından bir erkek, ikinci kocasından bir kız çocuğu sahibi. İş kadını, halen üst seviyelerde lider bir yönetici. Hem iş kadını, hem bir anne…

Canım kadar sevip bu sevgimi yeterince gösteremeden kaybettiğim annem geldi sık sık gözümün önüne. Babam geldi; şu an evinde emekli hayatı geçirip, hayatının geri kalanını dinlenerek geçirmeyi tercih eden babam.

Sonra bu gece konuştuğum o anne. Bir yerlerde okuyup, kulaktan duyma bildiğim sağlıklı anne-çocuk ilişkisinin nasıl hayata geçebildiğine şahit oldum. Etkilendim, gurur duydum…

Demek ki oluyormuş dedim kendi kendime… Sevginin her şeyin başı olduğunu ama tek başına neden yetmediğini anladım bu gece.

» Yazının devamı

Bir Gün Hepimiz Metallica Olacağız!

“Led Zeppelin, Pink Floyd, Metallica. Bunlardan birinin konserinde ve kulisinde olmak.”

“Nefesimi Kesecek Anlar…”da yazmışım zamanında. Listeden biri gerçek oldu. Kulis kısmı olmasa da, Metallica İstanbul konserini önlerden izleme fırsatı buldum.

Konseri özetliyorum: muh-te-şem! Anlatmaya kelimelerin yetmediği, yaşanılması gereken… Bittiğinde pek bir şey hatırlamadığınız ama yaşadıklarınızın esasında beyninizin derinliklerine kazıldığını bildiğiniz anlar.

Bu adamlar yaşlanmıyor mu? Veya bu adamlar sahne performansından zaman içinde bir şey kaybetmiyor mu? Hayır; kaybetmiyorlar.

Çünkü aşıklar yaptıkları işe…

» Yazının devamı

3 / 812345... Son »