4

Size bir söz yazdım bugün, yolladım rüzgarla!

Dün yazmam gerekiyordu bu yazıyı, gitmedi elim. Bugün İstanbul’daki yağışlı havaya uyanmam, rüzgara çıkıp üşümem, ıslanmam ve dönüp sıcak kahvemi yudumlamam gerekiyormuş. ‘Sana bir söz yazdım bugün, yolladım rüzgarla’ diyor Halil Sezai arkada. 22 Aralık Fikir Atölyesi’nin yedinci doğum günüydü. Gün mutlu, şarkı hüzünlü. Bilmem… Bu geldi işte bu sefer de içimden. Hüzünlü anlarımda bile tuhaf bir mutluluk duymaya başladım …

26

Fikir Atölyesi’nin doğum günü yazısını siz yazın!

Fikir Atölyesi basit bir blog olsa da, burası benim için hep girmeyeceğim sokaklara girdiğim, bilmeyeceğim yüzlerce insanla tanıştığım, belki de en önemlisi; değişen Tunç’la yüzleştiğim bir yer oldu. Olmaya da devam ediyor. Uzunca bir süredir üzerinde heyecanla çalıştığım ‘bir şey’ var. Ve bunu size anlatmamak için zor sabrediyorum. Ancak o’nun gün yüzüne çıkması için biraz daha zamana ihtiyacım var. Emin …

11

Hıyar heriflerin işi değildir aşk!

?Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!? diye başlayıp, “Yemeğin tıkınmaya, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz” ile devam eden Ahmet İnam yazı dizimizi üçüncü ve son bölümüyle tamamlayalım. – Hesabi insan. Hesabi insan, kendini aşma olanağının farkında olmayan insandır. Hesaplayamadığı hazinelerin farkında değildir. İnsan olmasını gerçekleştiremeyen bir varlıktır. Bir anlamda hesabi insan, insanın yüz karasıdır. Ama hesap, yaşamaktan …

23

Yemeğin tıkınmaya, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz.

?Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!? diyen Ahmet İnam yazı dizimizin ikinci bölümüyle devam edelim… – Keman çalabilecekken tembellik edip çalmıyorsan, çok ayıp ediyorsun. İnsanlık adına en büyük ayıp, olabileceği kadar olamamak, yapabileceği kadar yapamamaktır. Ben bundan daha büyük ahlaksızlık bilmiyorum. ‘Adam iyi bir adam da, tembel’ diyorlar. Tembel diye bir söz bilmiyorum. Bence tembeller ahlaksızdır, kötümserler de …

18

Ahmet İnam: “Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!”

Rakı balık sofrasında tanışıp, sabahlara kadar sohbetlemek istediğim ne kadar çok insan var… Prof. Dr. Ahmet İnam da eklendi şimdi o listeye! “Ben hep celep olmak istedim, ancak felsefe profesörü oldum. Şimdi bunu herkes yalan sanacak. Ama ben çok ciddiyim… Koyun çobanlığıyla başlayıp oradan da celep olmaktı hayalim” diyen Ahmet hocamıza, peki siz kimsiniz dendiğinde verdiği cevapsa şu: “Hıyarım. Türk?üm. …

41

Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.

Yerine kimseleri koyamayacağını sanıp, belki de aldandığın kişiler olacak hayatında. Ve sen uslanmadan acı çekmeye devam edeceksin… İşte o zaman anlayacaksın yaşadığın şeyin aşk olduğunu. Sahiplenmeden seveceksin… Unutma ki, sen bile sana ait değilsin. Bakmayacaksın da öyle rengine, cinsine… Gözleri mesela… Yetecek onu deli gibi sevmene… Yolda yürürken kızmayacaksın mesela ona baktıklarında… Hem zaten dert de etme… Bulduğu müddetçe o …

20

Annenin karnından çıkıyorsun, çıktığın gibi de başlıyorlar tepene çıkmaya!

‘Beklenti’, bir şeyin gerçekleşmesini beklemek… Senin kendinden veya bir başkasından, sevgilinden, ailenden, devletten, dünyadan… Her kimden olursa işte, bir şeylerin olmasını ‘bekleme’ durumu. Bir de bizden ‘başkalarının beklentileri’ var. Ailen adam olmanı, hocan iyi not almanı, sevgilin ilgi göstermeni, eşin sadık bir eş ve iyi bir baba olmanı veya patronun iyi bir çalışan olmanı bekliyor… İçinde yaşadığın toplumsa din, ahlak …

36

Ne Umursamazlar Gördüm, Gönlünü Kaptırdığında Köpek Olan!

Evrenin, dünyanın ve doğanın bizi ciddi anlamda ‘umursadığından’ olsa gerek ki, mucizevi bir şekilde yaşama göz açıyor ve bugün hala nefes alabiliyoruz. Peki ‘biz’ bu hayatta neleri umursuyoruz? Veya bizi kimler umursuyor? Neden? Uzunca bir süredir var kafamda bu ‘umursamak‘ konusu. Hal böyle olunca da denk geldiğim herkeste “bu kişi hayatında gerçekten neleri önemsiyor, neden?” sorularına yanıt ararken buluyorum kendimi. …

24

Oysa Yol Bile Artık Alay Eder Olmuştur Senle.

‘Sonu yok’ diyenlere güler geçer, Sen daha fazla basarsın gaza. Zarar görürsün, Canın yanar… Virajlı, engebeli ve tehlikelidir yol, Senin aşık olduğunsa ‘yol’un kendisidir. Anlamazlar. Sen de anlatamazsın zaten. Kendine bile… Oysa yol bile artık alay eder olmuştur senle. Sen duymazdan gelirsin. İnandığın, Gönül koyduğun, Mücadele ettiğin, Acı çektiğin…

23

Hem sen kimsin ki, insanlar soydukları gururlarını senin ayakların altına sersinler?

Elinizdeki mallardan verdiğinizde çok az verirsiniz. Ancak canınızdan verdiğinizde gerçekten vermiş olursunuz. Oysa canınız gibi sakladığınız mallarınız gelecekte muhtaç olurum korkusuyla bekçiliğini yaptığınız nesnelerden başka nedir ki? Yarının ne getireceği belli mi? Kutsal kente doğru yol alan hacıların peşine düşmüş aşırı temkinli bir köpek, kızgın kumların altına bir kemik gömse, ne çıkar? Olur da bir şeylere muhtaç duruma düşerim korkusu, …

35

Benden başka herkes deli olduğu için, beni de deli zannediyorlar!

Aşağıda okuyacağınız yazı, tıbben şizofren olduğu bilinen bir kişi tarafından yazılmıştır. [‘Yazı okumak bana göre değil, video’su olsa da izlesem’ derseniz, yazının altına bakıyorsunuz.] “Ben deli değilim, benden başka herkes deli olduğu için beni deli zannediyorlar. İnsanın kendi olabileceği tek yer akıl hastanesidir sanırdım, yanılmışım. Delirmeye bile hakkınız yok burada. Tımarhane delirme hakkının kutsandığı mabed değil midir? Değilmiş! İnsan tımarhanede …

22

Başıma gelen hem en büyük şans, hem de en büyük felaketsiniz.

Bu, ?büyümü sancıları? içinde olan birinin, anne ve babasına hitaben yazdığı ikinci mektuptur. Tek amacı ileride kendisine hatırlatmaktır. Başka da bir amacı yoktur! (İlk mektupsa şu linkte.) “söylesene bana baba, annemle evlenirken hiç dedin mi, işte bu hatundan olsun istiyorum çocuğumu. söylesene bana anne, babamle evlenirken hiç dedin mi, işte bu adamdır çocuğumun babası. yoksa o günün şartlarında, siz birbiriniz …

15

Daha fazlasını isteyip, daha az görürken… Uzlaşabilir miyiz sahi?

Bu, bugünün gerçekleriyle, bir aldanışın sonlanma mektubudur. Bu, kardeşten öte görülen bir kişiye, ileride okuduğunda, ‘nereden nereye gelmişim’ demesi umuduyla yazılmıştır. Bu, ben dahil, dostluğun ne denli zor kazanılıp, hakettiği değer verilmediğinde, ne denli kolay yitirilebileceğini hatırlatma amacıyla yazılmıştır. Bu, her şeyden önce, bana bir derstir. ———

43

Gelsin 2011, Bildiği Gibi Gelsin!

Fikir Atölyesi?nde her sene sonunda yaptığımız ufak bir oyunumuz var. Bir tarafından katıldıysanız, önceki senelerde yazdıklarınıza bir bakın [2007, 2008, 2009, 2010]. Yok, daha önce bir şeyler karalamadıysanız da, bu sefer katılın! Bir sene sonra sonra dönüp onları okumak inanın bazen çok sarsıcı, bazen de epey eğlenceli olabiliyor. Şu üç soruya birlikte cevap veriyoruz: 1.) 2010 deyince ne hatırlıyorsun? 2.) …

24

Fikir Atölyesi Beş’ini Bitiriyor!

İlk yazıdan bu yana beş sene geçmiş! Atölye’den çıkan 250 yazıya, yaptığınız 11.923 yorumla can vermişsiniz. Altıncı seneye giriyorsak bunun tek nedeni sizsiniz! ‘Yazıyorum da ne oluyor?‘u kaleme alırken neler aklımdan geçtiyse, onlar bugün de aynen geçerli: Hissettiklerimin aşka dönüşmesi gibi bir şey. Acıtıyor bazen… Özellikle kendimle yüzleştiğim anlarda. Çok okutup, bol araştırma yaptırıyor. Gözlerim şişiyor, boynum tutuluyor. Ama hep …