18

Fikir Atölyesi olduk!

[Atölye] Tunç Kılınç olarak yedi ay boyunca kullandığımız www.atolye.blogspot.com adresimizi www.fikiratolyesi.com olarak değiştirdik. Burası; Fikir Atölyesi. Yeni tasarım her ne kadar bir ‘template’ olsa da, üzerinde yaptığımız değişiklikler ve eklediğimiz modüllerle neredeyse herşeyi yeni baştan yazdık. Tek bir amacımız vardı; daha kullanışlı ve sade bir tasarım oluşturmak. Büyük katkısı ve sabrı için Selim Yörük‘e burdan içten teşekkürlerim gidiyor. Görüşleriniz değerli.

3

Gösterdim. Gördü mü?

Söyledim… duydu, Duydu… doğru anladı, Anladı… hak verdi, Hak verdi… inandı, İnandı… uyguladı, Uyguladı… sürdürecek… anlamına gelir mi herzaman?

7

Başarmış Olmak Ne Demek?

“Başarmış olmak” geride bırakılabilecek en anlamlı ve en değerli miras olabilir mi? Hırs dolu bugünkü dünyamızda yatların boy uzunluğu, katların sayısı, arabaların markası, şirketteki odaların büyüklüğü gibi duygudan tamamen uzak kriterler midir başarı? Marketing Post‘tan sevgili Cengizhan bloguna konuk yazar olarak bir yazı göndermemi rica edince, bu aralar beni sıkça meşgul eden “başarı” ve “başarmış olmak” hakkında bir şeyler karalamak …

8

Hayat Bir Nehirmiş !

10 Ağustos 2005’de hayallerinin peşinden koşmak için çıktığı yolculuğu 25 Mayıs 2006’da bitirdi Barış Akkiriş. Yalnız başına 9.5 ay dolaştı dünyayı, bir uçtan diğer uca; 75 bin km yol demekti bu. “Şimdi yapmazsam ne zaman yapacağım” diyen iç sesi ve hayalleri daha baskın çıktı. Yoksa büyük bir şirkette keyif aldığı bir işi vardı. Onlarca ülke, yüzlerce insan tanıdı; kendi dışında …

7

Eşinle Gel; Birbirinizi Oyalarsanız!

İliklerimize kadar işlemiş klişeler var günlük yaşantımızda. Farkında bile değiliz ki sorgulayalım. Bir davetiye alıyorsunuz; düğün, açılış, party, her neyse. Üzerinde ‘sayın falanca falanca ve eşi.’ Davet eden sizin evli olmadığınızı biliyorsa (ve bu durumda sizi hala davet ediyorsa) bu durumda zarfta sadece sizin isminiz yazıyor. Herneye davet ediliyorsanız ve beni yalnız değil, eşimle çağırıyorsanız; bunun tercümesi şunlar olabilir mi?:

12

Sende Ne Değişmiyorsa, Sen O’sun…

Yaşadığımız toplumun bizden istedikleriyle ve hatta acımasız yaptırımlarıyla, beklentilerimiz hep yukarı çekilmeye, olmayan sorunlar da sorun olmaya başlamıyor mu? Meğer bilinmeyen, açığa çıkmayı bekleyen ne çok arzularımız varmış bizim. Karmaşıklaşmaya başladıkça herşey, başlıyoruz ödünler de vermeye; en çok da basit olmaktan, basit yaşamaktan oluyor bu fedakarlıklar. Boğuluyoruz kendi yarattığımız sorunların içinde. Sonra da düşüyoruz çözümün peşine, adına da “değişim” diyerek. …

9

Yaratıcılık Başa Bela!

Yurtdışındaki meşrubat makinalarını buzdan yapılmış para ile kandırma yaratıcılığını gösteren medar-ı iftiharlarımızı (!) duymuşsunuzdur. Düşünsenize bu makinalardaki paraları toplama sorumluluğunda olan kişinin içine düştüğü durumu. Zorlama yok, kırma dökme yok, buz eriyip buharlaştığından arkada kalan bir iz de yok. Fakat hasılatta açık var. Ancak denetimler sıklaştırılınca, para haznesindeki ıslaklığı görünce anlayabiliyorlar durumu. Bu da bazı beleşcilerin futbol maçlarına biletsiz girmek …

2

Sezen Aksu da Kim?

“Yeni yaşam programım daha fazla üretmek” “Bir işe yaradığımı görmek, fotoğrafta görünmemek” “Hiçbir üretim olmadan medyada olmamak” “Başarı ve güç eline geçip de kendini kaptırmamak” “Kendi adıma sokak istemiyorum” “Kendimi anlatmaktan yana değilim, çünkü insanlar kendinden yanadır, subjektiftir” “Kendimle çok ilgilenmiyor, çok uğraşmıyorum” “İnsan durmadan değişen çok garip birşey” “İnsan ruhunun karanlık noktaları çok” “Hayat çok anlık birşey, durmadan değişiyor” …

12

Kurumsal Hayat ve Yaratıcılık?

Pek örtüşmüyor! Kurumsal hayatta yaratıcılık olmaz değil, ama zor. İşin ilginç tarafı her şirket farklı düşünen ve yaratıcı beyinlere ihtiyacı olduğunu söyler. Hatta işe de alırlar nadiren. Ancak karşılıklı “uyum süreci” bir türlü bitmez. Sonrasında ya siz (ortama ayak uydurursunuz), ya da onlar (size başka pozisyonlar önerirler!) pes eder. Her iki sonuçta da sonuç aynı esasında, değil mi?

5

Hayata Anlam Vermeye Çalışmak.

Ne ilginçtir, yeni yılın ilk gününde internette birşey ararken yıllar önce okuduğum ve bende iz bırakan ilk kitabın bilgilerine ulaştım wikipedia.org‘da: ‘Yabancı.’ Albert Camus’un 1942’de yayınlanmış belki de en ünlü kitabı, orijinal adı “l’Etranger”. İşte aynı yerden aldığım Yabancı’nın felsefesi;

1

ikibinaltı

Geçmişin geride kaldığı, yarının endişelerini duymayacağımız, her günü yaşamaya değer keyifli anları ile dolu, kocaman bir yıl olsun 2006. Sağlıcakla…

17

Yaratıcı Curriculum Vitae

Profesyonel iş hayatımın büyük bölümünde yönetici olarak çalışırken, insan yönetiminden de sorumlu oldum doğal olarak. Bu arada bıraktım kurumsal firmalarda bir profesyonel olarak çalışmayı, dolayısıyla ay sonlarında hesaba yatan maaş da olmuyor artık! Üniversitelerden mezun olanların çok sayıda başvuru yaptığı, büyük ve tanınan firmalardı bunlar hep. Yeni bir çalışma arkadaşına ihtiyacınız olduğunda, gerek kendi İnsan Kaynakları bölümünüzden, gerekse beyin avcılarından …

8

Blog’lama

Ne olduğunda değil, ancak uygulamasında o kadar yeniyim ki, öğrenmek bile keyif veriyor. Aklımdan geçtiği gibi, dönüp bir daha okumadan, kısaca içimden geldiği gibi.. Belki hergün, belki daha seyrek.. Umarım severim, girer hayatıma. Silmem bu ilk yazıları da.