Hayatın İçinden

Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi?

TED.com 18 dakikalık müthiş konuşmaların yer aldığı bir site. Teknoloji, eğlence ve tasarım ağırlıklı gibi görünse de, “paylaşmaya değer” her konuda insanı şaşırtan, yeniden düşünmesini sağlayan ve izlerken de hoşça vakit geçirten sunumlar bunlar. [Ne mutlu ki birçoğunda artık Türkçe altyazı seçeneği de var.]

TED’in onay ve gözetimde ancak bağımsız gerçekleştirilen etkinliklere de TEDx deniyor. İşte bunlardan biri geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde, TEDxReset ismiyle gerçekleşti. Bu, 500′ün üzerinde katılımcısı ile; Unut, Düşün, Yarat, ve Harekete Geç temaları ile bir “zihinleri sıfırlama” çalışmasıydı.

Hiçbir gelir beklemeksizin yapılan etkinliğin, TED’in bilinen olumlu algısına yakışır seviyede geçmesinde sevgili Ali Üstündağ ve gönüllü ekibinin payı çok büyük. Son yıllarda buram buram ticari kaygı kokan konferans ve seminer kirliliğine; “bu iş para kazanılmadan da bakın nasıl yapılırmış” der gibilerdi. Demediler, gösterdiler!

18 dakikalık konuşma süresini aşan en beceriksiz konuşmacı olarak kendimden utansam da, sunumda kullandığım tek sayfalık matris ve video‘yu sonradan çok sayıda kişi talep edince, ‘allah allah, ne anlatmışım ki ben?’ durumu oldu :) Kartal yazısıyla atıfta bulunduğum Dr. Serdar Savaş dahil, o gün yapılan tüm konuşmaların videolarını Vimeo‘da bulabilirsiniz.

Son iki yıldır üzerinde karalamalar yaptığım “kendi hayatımı sıfırlama” adına kafamın ne kadar karışık olduğunu ise buyrun görün şimdi:
» Yazının devamı

Gelsin 2010, Bildiği Gibi Gelsin!

Fikir Atölyesi’nin geleneklerinden oldu, 2007, 2008 ve 2009 için yapmıştık. Bu da 2010 için…

Üç soruya birlikte cevap veriyoruz:

1.) 2009 deyince ne hatırlıyorsun?

2.) Aynı soruyu, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevaplamayı isterdin?

3.) Yüz yüze olsaydın, bir üstteki yorumu yazan kişinin verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?

Nasıl bir kaos içindeysem, kendimle hesaplaştığım bu yazıları her sene sonunda yazmak, kastığı gibi mutlu da ediyor her nedense! Kaoslara ve zamanın bu denli hızlı akmasına artık eskisi gibi tepki göstermez olduğumu farkediyorum.

Neyin işaretidir bu bilmem de; varsın bitsin 2009, varsın gelsin 2010 diye şarkı söylemek geliyor içimden. Söylüyorum da! :)
» Yazının devamı

Dudakların Kımıldıyor Ancak Ne Dediğini Duyamıyorum.

Merhaba
İçeride kimse var mı?
Başını salla beni duyabiliyorsan
Evde kimse var mı?

Hadi ama,
Kendini kötü hissettiğini duyuyorum
Acını yatıştırabilir
Ve tekrar ayağa kalkmanı sağlayabilirim

Rahatla
Önce biraz bilgiye ihtiyacım var
Yalnızca temel şeyler
Bana neresinin acıdığını gösterebilir misin?
» Yazının devamı

Beni sevdiğinizi biliyorum. Ancak başka seçeneğiniz olmadığını da…

Bu, ‘büyümü sancıları’ içinde olan birinin, anne ve babasına hitaben yazdığı bir mektuptur. Tek amacı, ileride kendisine hatırlatmaktır. Başka amacı yoktur!

“beni tanımıyorsunuz.
tanıma çabanız, size öğretilenlerden ibaret.
veya, kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte.

yeterli değil.
ve siz farkında değilsiniz.

en acı veren taraf ise,
tanıdığınızı sanıp, bana hep doğruları söylemeniz.
kendi doğrularınızı…
onlar da nedense hep “yapmamam” gerekenler.
ve o kadar çoklar ki…

ben sanırım büyüyorum.
kafam karışık.
kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.
neden nefes aldığımı…

» Yazının devamı

Neden?

bundan sonrası için.
yapacakların için.
işte bunun için;
bir neden.

tamam da,
neden?

yani,
neden neden?

beyin nasıl programlanmış ki?
neden varsa iyi,
yoksa kötü…

tersi olsa bir an için.
» Yazının devamı

Giden Ben Değilsem, Gelen Kim?

Deniz desen, dalgalı,
Uçalım desem,
İyidir kara.

Sarışın desen, esmer,
Kalın desem, ince!

Olmuyor işte,
Yetmiyor ne yapsan.
» Yazının devamı

İtiraf Ediyorum!

Ne kadar farkındalar bilmiyorum, ancak, koçluk yaptığım kişiler bana, benim onlar için açmaya çalıştığım kapılardan çok daha fazlasını açıyor.

Kimin kime katkısı daha fazla, tartışılır :)

Şaka bir yana, hayat bir terazi değil sonuçta. Olsa olsa bir öğrenme süreci olur, ancak buna da ömür yetmiyor. Keşke, öğrendiklerimizi uygulayabileceğimiz bir başka hayatımız daha olsa!

Neyse;

Varsa da o ‘başka hayatı’ beklemeden, sizlerle şimdi paylaşmak istiyorum kendime dediklerimi:

» Yazının devamı

Kimsin?

dağların arasında, suda,
yeşilken,
mavi…

güzelken, çirkin,
zekiyken,
aptal…

soğukken sıcak,
terliyken,
ürkek…

işte bu derken,
değilsin.
değil derken,
sensin.
» Yazının devamı

Beni Buzla’r mısınız?

Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz’da yayınlanmış:

Can‘ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; buzla.com. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber.

Kötü haber ise, Buzla Sohbetler başlığı altında benimle bir söyleşi yapmaya karar vermesi :) İlkini FriendFeed‘in kurucu ortaklarından Bret Taylor’la yapmıştı. Ben ise hiçbir şeyin kurucu ortağı değilim!

Neyse…

Geçen sene Pazarlama Dünyası için yapılan bir söyleşiyi, yorumlarda gelen yeni sorularla devam ettirmiş ve adına da “Hiç Bitmeyen Söyleşi!” demiştik. O söyleşi veya kimdir veya Facebook sayfası… Dilediğiniz kaynaktan esinlenebilir, aklınıza ne esiyorsa onu sorabilirsiniz. 23 Temmuz’a kadar en çok buzlanan (oylanan) soruları da Can daha sonra bana soracak ve bunu Buzla’da bir video olarak yayınlayacakmış. (Sorularınız için link bu adreste.)

Söyledim Can’a; video çekiminde rakı-balık olmazsa hiçbir soruya cevap vermiyorum :)

Olmadı siz kazık sorular sorun, içinden çıkmam zor olsun. Eğleniriz :)

Güncelleme: Yukarıdaki video sizin sorduklarınızdan çıktı :) Daha sonra gerçekleşen TEDxReset etkinliğindeki “Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi?” konuşması da ilginizi çekebilir.

Bizler Tarihin Üvey Evlatlarıyız.

İnternet bizi popüler olma sevdasına mahkum etti; ihtiyacımız olmayan sitelere üye oluyor, sağda solda resim ve ileti yayınlıyoruz. Klavye bizim için artık üzerinde tuşları olan basit bir alet olmaktan çıkıp en büyük silahımız oldu.

Tıpkı SBS, ÖSS ve KPSS gibi aptal sınavların bizi esir aldığı gibi…

Başkalarının gözünde başarılı olma sevdasına; ihtiyacımız olmayan formülleri ezberliyor, nefret ettiğimiz dershanelere tıkışıyor, test kitaplarıyla sınanıyoruz. Okul hayatı bizim için artık yeni şeyler öğrenme ve dostluklar kurma hevesinden çıkıp, koyun olmayı öğrendiğimiz veya cv’de yazacağımız diploma sevdasına döndü.

Bizler tarihin üvey evlatlarıyız, hayatın sokak yerine internette veya kurslarda döndüğüne inandırıldık. Bizler ne büyük bir savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruh dünyamızda; bizim en büyük buhranımız kendi hayatlarımız.
» Yazının devamı

4 / 11« İlk...2345610... Son »