2

Otur, Sıfır!

Sıfır kitabını iki günde okuyan Zeynep Boneval, Sıfır sitesinin “siz ne dediniz?” bölümüne öyle bir şey yazmış ki, bunu olduğu gibi sizlerle de paylaşmak istiyorum: 

Otur, sıfır!

Hayatımız kendimizi yaşamak adına koca bir sıfır mı? Yoksa hayattayken ‘sıfır’dan başlayıp gerçekten kendimizi ve hayallerimizi yaşamaya başlayabilir miyiz?

Tunç Kılınç iki gecede soluksuz bir yolculuğa çıkardı ‘Sıfır’la beni! Arka planda nefis rock müziği…

  • Murakami’nin fantastik dünyasından, Jung’un gölgesine; Bukowski, Linklater, McTeigue,
    Čapek ve Bergman sahnelerinden, Einstein’in sezgisel, Steve Jobs’un kural tanımaz, Richard Branson’un kaçık ve cesur, Warhol’un fırsatçı dehasına; Severn’in mektubundan, Nick’in videosuna; Halil Gibran’ın dizelerinden, Randy’nin son konuşmasına; Süveyda’nın öyküsünden, kartalın yeniden doğuş hikayesine; oğul ve abi mektuplarından, hapishaneye, tımarhaneye…
  • Aileye, abiliğe, aşka, ilişkilere, sevgiye, eğitime, işe, politikaya; yani hayatın ta kendisine…
  • Bencilliğe, acımasızlığa, açgözlülüğe, güç ve iktidar hırsına karşı umuda, inanca, paylaşmaya ve azme…
  • An’ın tadına…
  • İnsan olmaya, gerçek olmaya, samimi olmaya, hafif ve şeffaf olmaya…
  • Gülmeye, gülümsetebilmeye, kucaklamaya, kadir kıymet bilmeye, dokunabilmeye ve faili meçhul kıyaklara…
  • Cesarete, maceralara, mucizelere, muzipliklere, kendinle dalga geçebilmeye, şakalara, oyunlara, renklere, pamuk helvalara, Pepponi’ye ve Kido’ya…

Son derece dürüst, muzip ve yüreklice bir yolculuk.

Sıfır Kitabı

Sıfır

Kimi zaman aklınızı okuyan bir satır, ruhunuzu yansıtan bir ayna, evde gibi hisettiren bir yürek oluyor; kimi zaman da fark etmek için miskinliğinizi, kendinize ihanetinizi veya cesaretsizliğinizi suratınıza çarpılan bir tokat, atılan bir fırça, tetikleyen bir söz oluyor bu kitap.

Nasıl mı?

İnsanın sıkıntı ve tatminsizliğinin derinliklerinde yine kendisinin yattığını, uyum sağlama çabası ile kendini ‘meli – malı’larda nasıl eritip yok ettiğini bir tokat gibi vururken yüzünüze, aslında kendini yeniden yaratabileceğine dair elinizden tutuyor.

Başka nelere mi dair?

  • Kaybetmenin, düşmenin, başarısızlığın, reddedilmenin aslında yaşamak olduğu ve yaşamın dünyada var olan en istisnai şey olduğuna…
  • Başkalarının diz çökeceği kelimeleri değil gerçekten hissettiklerini söylemeye…
  • Yaşarken ölmek yerine, yaşarken yaşamaya…
  • Hatalarıyla bütünlüğü yakalayabilen bir insan olmaya…
  • İlk önce kendi hayatının devrimcisi olmaya…
  • Öpücüğe hak ettiği dikkati vermeye…
  • Hayal gücünün insanı her yere götürebileceğine inanmaya…
  • İnsan bilincinin geri kalanlardan ayrı olduğuna dair optik yanılsamadan özgürleşmesine…
  • Noktaların bir gün birleşeceğine inanmaya…
  • Ölümü başlıbaşına hayatın değişim ajanı olarak düşünebilmeye…
  • Bilmemeye ve teslim olmaya cesaret edebilmeye…
  • Kaskatı dimdik durmak yerine bükülmeyi öğrenmeye…
  • ‘Neden’ yerine ‘Neden olmasın’ diyebilmeye…
  • Özür dilediğinde, düzeltmek için ne yapabilirim diye eklemeyi unutmamaya…
  • Haklı olmak yerine gönlü bol olmaya…

Ben ne mi aldım?

  • Düşsem de kalksam da, ‘Olsun be hocam, aldığım not sıfır olsun, ama benim olsun’ demeye…
  • Bundan sonraki hayatımın her damlasını, kendime göre hakkını vererek yudumlamaya…
  • İçimdeki meraklı, oyuncu, uçuş uçuş küçük kızın elinden tutup, birlikte çıplakayak sokağa fırlamaya…
  • Kalabalıklar ters yöne doğru yürürken onları yarıp kendimize ait yolda yürümeye…
  • Dur ya, hatta uçmaya!
  • Yüzümüze yayılan bir gülümseme ile yolda başımıza gelenleri kucaklamaya ve sevmeye…

Söz verdim. Yani almadım, verdim.

Hep beraber kafayı sıyırdığımız doğrudur! Kendimi doğurmadan doğuramayacağımı hatırlatan Ali, aldın benden 46 X 2  :)

Okuyun. Okutun.

Sıkça gelen “Sıfır nedir Tunç, konusu ne?” sorularında bana daha güzel yardımcı olamazdın Zeynep. Teşekkür ederim.

Yorumlar 2

  1. Emine Tay

    Üç hafta önce doğum günü hediyesi olarak gelen SIFIR. Geliş nedeni ve veren elin anlamı dışında sadece merak uyandıran SIFIR. Sayfaları çevirmeye başladığımda dördüncü kez elime alışımda “aaaa kitap bitti” dediğim SIFIR.

    Hayatıma çok hızlı giren, her satırında bir hayat bulduğum, beynimin en ucra köşelerine, ruhumun en derin kuyularına inen SIFIR. Sanki kanıma işledi. Bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha…. okuyacağım. Bunca okuduğum kitaba rağmen sanki ilk kez okumaya başladığımı hissettiren SIFIR. Kaçırdığım tek bir kelime kalmamalı.

    47 yıllık hayatımı dört mevsimle yaşamış bir insan olarak daha nice mevsimlerin varlığını bana ispatlayan SIFIR. Bundan sonraki hayatıma ışık veren, yol gösteren bir sokak lambası, fener ya da güneş her neyse ne adı SIFIR.

    Bu yaşanmışlıkları, yaşanırken hissedilen duyguları, fikirleri, olaylara bakılan farklı pencereleri bizlere açtığınız, bizlere bu imkanı tanıdığınız için çok teşekkürler Tunç Kılınç.

    Bazen insanın uyuduğu uykudan uyanması için, dışarıda esen rüzgarın sesi ya da yağan yağmurun çisiltisi yeterli olur. İlla davul çalması gerekmez. Bazen çalan davulun sesini bile duyamazsın çünkü… gelecek yaşantıma umut olduğunuz için gönderdiğiniz rüzgara teşekkür ederim.

    1. Yazar

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir