11 Haziran Tamirane Buluşmamız Yorumlarla Canlı Yayında!
Geçen sene ilkini planlarken ne hissediyorsam, bu sene de en az aynı heyecandayım. Yok yok, bu sefer biraz daha fazla sanırım :)
Birbirimizi daha yakından tanımak, sohbet etmek, birlikte mangaldan bir şeyler yemek, içmek, müzik dinlemek, eğlenmek… Sanal olmaktan çıkıyoruz, daha ne isterim ki?
Birazdan hazırlıklar için Tamirane’de olacağım. Saat 20:30′ta da gecemiz başlıyor.
Tıpkı geçen sene yaptığımız gibi, mekanda yine bir dizüstü bilgisayarımız olacak, oradan dileyenler yorumlarla sizlere gecenin akışı içinde yaşadıklarını, duygularını, dedikoduları yazacaklar! Siz de olduğunuz yerden katılıp, karıştırabilirsiniz ortamı :)
Ücretsiz servis olayını da tekrar hatırlatmak istiyorum: Üzerinde “Fikir Atölyesi” logosu olan servis araçlarımız, Taksim’de AKM önünden 20:00, 20:30, 21:00, 21:30 saatlerinde kalkacak. Dönüş saatlerimiz ise Tamirane-Taksim arasında: 23:30, 00:00, 00:30, 01:00.
Peki ya delilikler… Gecenin ortalarına doğru katılanların hoşuna gideceğini umduğum ufak sürprizlerimiz olur mu, olur!
İyi ki varsınız. Gelin bir sarılayım şimdi hepinize teker teker :)
Güncelleme (12 Haziran 2009):
Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!
27 Şubat’ta “hadi bir oyun oynayalım” diye başlayan Faili Meçhul Kıyak Hareketi’miz bugün üçüncü ayını bitirmiş. Bu hareket bugün büyüyerek devam ediyorsa bunun tek sorumlusu sizsiniz!
Fikir Atölyesi‘nde FMK ile ilgili bundan önce yazılan dört yazıya, toplamda 950′den fazla yorumla fikir beyan ettiğiniz için,
Kendi site veya bloglarınızda hareketi içtenlikle desteklediğiniz için,
Facebook benzeri sosyal ağlarda, ekşi sözlük tadında ortak içerik üretilen sitelerde, friendfeed ve twitter gibi paylaşım sitelerinde, msn iletilerinde, forumlarda ve mail’lerde paylaştığınız için,
Oyunun özünün “karşılık beklemeksizin, tanımadığımız kişilerin yüzünü gülümsetmek” olduğunu bilip, devamını sağlamak için de oyun kartlarını basıp cüzdanda taşıdığınız için,
Verdiğiniz FMK fikirleri ile kişileri yaratıcılığa teşvik edip, yaptıklarınızla cesaretlendirdiğiniz için,
Diğer tarafta, gündelik hayatta her gün yapabileceğimiz sayısız basit fmk’lar olduğunu gösterdiğiniz için,
Bu gelişmeler paralelinde önce radyoların, ardından basının ve en son da televizyonların dikkatini çekip, daha büyük kitlelere ulaşmasını sağladığınız için,
Yakında daha da büyük kitlelere ulaşmasına yardımcı olacak, kendi alanında en büyük kurumlardan biriyle ortak, 1.5 aydır FMK odaklı bir proje hazırlamamıza vesile olduğunuz için,
Evet, birilerinin yüzünü gülümsettiğiniz için, sorumlu sizsiniz!
Hey Sen! Bana Hiç Umut Olmadığını Söyleme…
- Tek kişilik yatakta sevişmek artık aklına dahi gelmiyor.
- Buzdolabında bira ve koladan çok, yiyecek var.
- Yazın sabah saat 6:00 yattığın değil, uyandığın saat.
- Arkadaşların için “çıkıyor” veya “ayrılıyorlar” yerine; “evleniyorlar” veya “boşanıyorlar” demeye başladın.
- Kot pantalon ve kazak artık “ciddi giyimden” sayılmıyor.
- Evde yüksek sesle müzik dinlerken “komşular acaba ne der” demeye başladın.
- Evdeki kedi veya köpeğe “kalan artık” yemek yerine, veterinerden alınmış diet mamaları vermeye başladın.
- Kanepede uyumak artık sırtını ağrıtıyor. En son yerde uyuduğun zamanı hatırlamıyorsun bile.
- Ucuz şarap artık güzel gelmiyor.
- Akşam yemeği ve sinema, sevgilinle çıktığında yaptığın en önemli etkinlik.
» Yazının devamı
Fikir Atölyesi İkinci Buluşmamız: 11 Haziran / Tamirane.
Hatırlarsınız, ilki geçen sene 5 Temmuz’daydı. Çoğu birbirini tanımayan 80-85 kişi aynı masalarda oturup rakı-balık yapmış, birbirimizi klavye dışında daha yakından tanımış ve bugün de halen devam eden
müthiş dostluklar kurmuştuk. Tadı hala damağımda kalan, bol bol nefes kesen anlar yaşadığım bir geceydi.
Şimdi ikincisini yapıyoruz. Bu sefer konseptimiz rakı-balık değil!
İsteyene bahçe, isteyene kapalı bir mekanımız var: Bilgi Üniversitesi’nin santralistanbul kampüsündeki Tamirane. Karnımızı doyurmak için bahçede mangallarımız olacak. Ve tabii ki limitsiz yerli içki :) O gece mekan sadece bize ait.
Katılmak isterseniz yer ve zaman bilgileri şöyle:
Facebook. Hangi Yüzümüz?
Yakın bir arkadaşım Emre, aşık oldu bir kıza. Öyle böyle değil. Tüm dünyaya pembe gözlüklerle bakacak kadar hoşgörülü, sürekli sırıtan bir yüzü var artık onun. Sonuç; o çok mutlu.
İnsanın yakınındaki kişilerin mutlu olması çok önemli. Bulaşıcı çünkü. Sen de derin bir nefes alarak veya yoldan geçen bir köpeği severek “mutlu olabilmeyi” hatırlıyorsun tekrar.
Neyse, nedir dedim ona; nedir aranızdaki bu kimyanın nedeni… Çok şey saydı doğal olarak. Ancak beni en çok çarpan şeylerden biri şu oldu: “abi facebook hesabı bile yok. kulanmıyor… ihtiyaç duymuyor.”
Fazla değil, daha birkaç yıl öncesine kadar pek azımızın kullandığı Facebook artık cep telefonu gibi. Msn adresi değil artık ilk istenen; “Facebook hesabın var değil mi?” Soru bu. Msn nasıl olsa alınır sonradan! Önce bir görelim bakalım resimlerini, videolarını… Kimlerle arkadaşsın, duvarında neler yazıyor? Sana yazanlar kim? Her şey ortada nasıl olsa…
Facebook’ta var olmak, “hayatta varım” demekle aynı anlama gelmeye başlamış!
Sen Terfi Beklerken, Onlar Facebook Profiline Bakıyor!
Çok farklı yaş gruplarından arkadaşlarım var, ancak en çok da 18-24 arasından… Bu gruba bayılıyorum, bana hayat enerjisi veriyorlar. 25-35 arasındakilerin çoğu ise iş hayatının acımasız rekabetinde sıkışıp, bunalanlar genelde. Özellikle profesyonel olarak kurumsal bir şirkette çalışanlar.
Hayatın (bence) en güzel yaşlarında ÖSS kabusuyla boğuş. Dershane, okul, ev üçgeninde kaybettirilen harika yıllar… Sonra atabiliyorsan kapağı, başladın bir üniversiteye. “Ne iş yaparsam bana hobi gibi olur, müthiş keyif alarak çalışırım, iş bana ‘iş’ gibi gelmez” karar verme şansı olmadan kazanılan bir bölüm. [ÖSS sisteminin rezaleti.]
Ve mezuniyet sonrası cv hazırlama, iş başvuruları, mülakatlar… Ve kurumsal bir şirkete atılan ilk adım ve devamında yükselme hayalleri…
Bu kurumsal şirketlerin çoğunda olan bir “performans değerlendirme” sistemi var. Bağlı olduğunuz yöneticinin bir form eşliğinde sizinle bire bir yaptığı görüşmeler… Genelde senede bir yapılan, not pazarlığı şeklinde geçen, gelişime açık alanların atlandığı, atlanmasa bile “şu yönlerini geliştir” demenin ötesine geçmeyen konuşmalar bunlar…
İyi de ben bu yönlerimi nasıl geliştireceğim? Sen ey yöneticim, bana nasıl destek vereceksin, nasıl imkan veya fırsatlar sunacaksın? Onlar yok, sadece “geliştir, seneye öyle gel karşıma!”
Faili Meçhul Kıyak Bir Aylık Oldu!
Bir aylık bebeğimiz Faili Meçhul Kıyak Hareketi dün Beyaz Show’daydı.
İzleme şansı bulamayanlar için:
Bunlar da FMK ile ilgili bugüne kadar ki gelişmeler:
2.) Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nde İlk On Gün.
3.) FMK Hareketi Öldürecek Beni Heyecandan :)
4.) Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!
Ben de bu oyun kartlarından basmak istiyorum derseniz:
– FMK Kartları - (Türkçe).
– İngilizcesi: ‘Anonymous Favour’ game cards.
– Almancası: ‘Ein anonymer Gefallen’ Spiel-Karten
Linklerden birine sağ tıklayıp “save link as” veya “hedefi farklı kaydet” yaparak bilgisayara almak mümkün.
Kucaklıyorum hepinizi.
FMK Hareketi Öldürecek Beni Heyecandan :)
Henüz bir aylık bile olmayan bebeğimiz, Faili Meçhul Kıyak, faili meçhul bir hızda büyüyor! Süt dişleri bile görünmeye başladı :)
Hiç beklemedik gelişmeler oluyor…
Üç kişinin bile yüzünün gülümsemesine vesile olabiliyorsak, ne mutlu diyorduk. Galiba çoktan geçtik o “üç” kişiyi.
27 Şubat 2009′da bir yazı ile duyurmuştuk oyunu. Ufak şeylerle tanımadığımız kişileri şaşırtalım, biz de ortalıklarda olmayalım. Adı üstünde işte; faili meçhul kıyak. Yanında da bir FMK kartı!
Kartları indirdik, kestik koyduk cüzdana. Sokaktayız. Sonra kurgu aşaması başlıyor. Kime nasıl bir kıyak yapayım? Hiç yapılmamış bir şey mi, hemen yapılabilecek bir şey mi, uçuk bir şey mi? Her ne olursa, bu kurgu kısmı çok keyifli.
Sonra aksiyon zamanı. Kimse görmeyecek. Yakalanırsak faili meçhul olamıyoruz ya, ondan. Ve izleme şansı varsa, o şaşkınlığı ve gülümsemeye uzaktan şahit olmak; hmm yeme yanında yat!
Medya da şimdilik sevmiş görünüyor FMK Hareketi’mizi :)
Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nde İlk On Gün.
Bir oyun olarak başladığımız Faili Meçhul Kıyak (FMK) Hareketi‘ndeki gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Geçen kısa süre içinde, A4 sayfasını indirip, kartları keserek cüzdanında taşımaya başlayan kişi sayısı (en azından kendi çevremde:) çoğalmaya başladı. Belki de bana ayıp olmasın diyedir ancak olsun, cüzdandaki o kartlar en azından “hatırlatma” görevi görüyor. Çünkü gerçekten insanın kime, ne zaman bir FMK yapacağı belli olmuyor.
Şu dakikaya kadar FMK’yı anlattığımız ilk yazıya gelen 108 yorum cesaret veriyor. Bir o kadar da gelen mail var. Saklıyorum hepsini :)
İçlerinden bir tanesi güzel özetliyor gelen çoğu mesajın duygusunu. Kısa ancak o denli de vurucu:
“Tunç, biliyor musun?
Faili Meçhul Kıyak konusu gibi konular her zaman insanın aklına gelmez…
Bu konunun benim için birkaç önemi var..
Bir kere çekirdeğinde bir gizli kahramanlık var…
Sonra çok insanın katılması var…
Sonra yeni bir şey olması var…
Sonra genç insanların dahil olması var…
Sonra ümit taşıyan bir şey…
Sonra değiştiren bir şey az ya da çok…
Hayata bir katkı….”

