Tunahan Emre Bilgin: Christopher sana ‘no lan!’ dese ne fark eder?

Özgürlüğüne düşkünsün… Gerçekte ne kadar özgürsün?
Tutkun yok… Bulmak için ne yapıyorsun?
Ya da buldun… Tutkun hayatının ne kadar merkezinde?

Mesela, hayalini kurduğun iş için bugünden attığın somut adımlar ne?
O uğurda yaptıkların sana eziyet mi geliyor, yoksa zorluklar keyif mi veriyor?

Başkalarının gözünde adam olma uğruna, kendi hayatını mı öteliyorsun?

Mesela;
Yönetmen olmak istiyorsun…
Örnek aldığın dünyaca ünlü ve saygı duyulan bir yönetmenle tanışmak için dokuz bin km’lik yolu bisikletle gider misin? Üstelik yönetmenin senden haberi bile yokken!

» Yazının devamı

Gelsin 2014, Bildigi Gibi Gelsin!

Geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2013 için de demiştik. Geldiği gibi gitti! Şimdi sırada 2014 var. İyi ki de var!

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Fikir Atölyesi’nde artık geleneksel oldu. Geçen seneyi değerlendirip, önümüzdeki yıl için ‘kendimizden beklentilerimizi’ yazıyoruz. Bir yıl sonra geri dönüp okuması ilginç olduğu kadar, düşündürücü de oluyor. Deneyin derim.

Şu üç soruyu birlikte cevaplıyoruz:

1.) 2013 denince ne hatırlıyorsun?
2.) Aynı soruya, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevap vermek isterdin? (Kısaca, 2014 beklentilerin?)
3.) Bir üstteki yorumu yazan kişiyle yüz yüze olsaydın, verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?

Gelelim benim cevaplara…

» Yazının devamı

Birileri bir sistem kurmuş, bu senin için iyidir diyor.

Ufak yaşlarda, kimse bana okula gitmek ister misin diye sormuyor.
Çünkü, okula gidilir!

Birileri bir sistem kurmuş, bu senin için iyidir diyor.
Fazla sorgulama!

Gençken, kendim için karar veremediğim yetmezmiş gibi,
İlerleyen yıllarda,
Bu sefer de farklı baskılarla,
Karar veremez hale getiriliyorum.

Ne zaman öleceğimi bilmediğime göre…
Ben, hayatımın hangi aşamasından sonra,
Kendi kararlarımı kendim için verir hale geleceğim?

Bunu…
Öne çekmek gerekmiyor mu?

[Fikir Atölyesi'nin dokuzuncu doğum günü şerefine...
Şerefinize!]

Başarısızlık Dediğin Ne ki!

Bikafalar‘la sohbetledik geçenlerde. Başarısızlıktan girdik, mutlu olmaktan çıktık : )

Güvenmek, Teslim Olmanın Diğer Adı mı?

‘Güvenmek’ en gerçek duygulardan biri olmalı. Teslim olmanın diğer adı gibi. Yalın ve samimi. Yaşadıklarım, ‘güven duymak’la ilgili bana bir şeyler öğretti. İşte onlardan aklımda kalanlar.

- Birilerine güven duymak bir ihtiyaç. Hayatın zorluklarına karşı bir emniyet sigortası. [Tamam da, zor günde 'yanındaymış gibi olanların' sayısı çok olur! Hastaneye seni ziyarete gelenlerin kaçının 'ayıp olmasın, bir kendimi göstereyim' düşüncesinde olduğunu insan o kafayla pek değerlendiremiyor. Her ziyaretçi de Facebook'tan gelen bir 'like' gibi hoşa gidiyor. Bir şeyleri becerdiğin veya kendinle gurur duyduğun günlerde yaşadığın mutluluğu senle paylaşmak için yanında olanlar ise... İşte onlar farklı! Benim gerçek dostlarım hep, zor günlerde değil, mutlu günlerimde belli oldu.]

- Güvenmek beklentiyi arttırıyor. Ancak artan beklentiler de mutsuzluğu tetikliyor! [Farkındayım, burada bir kaos var! Çünkü, 'sana güveniyorum' demek, 'beni yarı yolda bırakmazsın' beklentisi doğuruyor. Mutlu olmanın en temel kuralı ise, kimseden bir şey beklememek. O durumlarda ben, "Hey Tunç, hani sen kimseden bir şey beklemiyordun, hatta kendinden bile" lafını hatırlamaya çalışsam da, bunu pek beceremiyor ve yaşadığım hüznün keyfini çıkarmaya çalışıyorum!]

» Yazının devamı

Gelsin 2013, Bildiği Gibi Gelsin!

2012 için de demiştik. Geldiği gibi gitti! Şimdi sırada 2013 var. İyi ki de var.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Fikir Atölyesi’nde artık geleneksel oldu. Geçen seneyi değerlendirip, önümüzdeki yıl için ‘kendimizden beklentilerimizi’ yazıyoruz. Bir yıl sonra geri dönüp okuması şaşırtıcı olduğu kadar, düşündürücü de oluyor. Deneyin derim.

Şu üç soruyu birlikte cevaplıyoruz:

1.) 2012 denince ne hatırlıyorsun?
2.) Aynı soruya, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevap vermek isterdin?
3.) Bir üstteki yorumu yazan kişiyle yüz yüze olsaydın, verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?

Gelelim benim cevaplara…

» Yazının devamı

Mezar Taşım Olsun!

Deliydi.
Paraya değil ama tutkularına teslim oldu.
Deliydi.
Adam gibi sevdi.
Deliydi.
İyi yaşadı.
Deliydi.
Mutlu öldü.

Yaşanacak daha çok şey var, o yüzden ölüm henüz erken.
Ben yine de…
Başkalarına kalsın istemedim mezar taşımda ne yazacağı!

Taşlara video konulursa, varsın oynasın şu da:

Başarısızlık Hikayeleri!

Etohum, Özyeğin Üniversitesi’nde “Başarısızlık Zirvesi” düzenlemiş. Son panelde önemli konuklar var…

Finansbank’ın kurucusu ve Türkiye’nin birinci, dünyanın 377.ci zengini Hüsnü Özyeğin. Sabancı Ailesinden kopup Pegasus Havayolları’na başkanlık yapan Ali Sabancı. Türkiye’nin en büyük internet portalı Mynet’in kurucu Başkanı Emre Kurttepeli. Hitay Yatırım Holding Başkanı Emin Hitay ve Euro RSCG Reklam Ajansı’nın CEO’su Levent Erden.

Ben de bu kadar zengin ve işinde başarılı adamların olduğu bir panelde moderatörüm!

Neyse ki konu başarısızlık!

» Yazının devamı

Babamı seviyorum ama, ben onun gibi olmayacağım!

Geçen gün üniversitede okuyan bir arkadaşımla sohbetliyoruz.

- Sınırsız maddi imkanın olsa, nasıl bir hayat yaşıyor olurdun?
- Bilmem… Hiç düşünmedim abi.
- Tamam, düşün o zaman şimdi!
[Bir iki dakika sonra...]
- Sanırım bir sahil kasabasında kafa dinlerdim.
- Bu yaşta ne kafa dinlemesi lan! Neyle meşgul olurdun, günlerini nasıl geçirirdin onu soruyorum.
- Hmm… Evin bir odasını atölye yapardım. Arabaları modifiye için…
- Başka?
- Bir odayı da müzik stüdyosu yapardım. Hem yazdıklarımı bağıra bağıra söylemek, hem de kayıt için.
- Güzel.
- Peki ya sen abi?
- İyi soru!
[kahkahalar...]
- Gülmeyi kes abi, cidden merak ediyorum!

» Yazının devamı

1 / 3012345... 102030... Son »