Yazar Arşivi
Duyuyorsunuz, değil mi?
Hep bir şeyler anlatıyor bana. Her defasında farklı. Hep bir öncekinden daha derin. Her defasında yeniden. İfade tek, dediği çok. Gözümü alamıyorum! Size de şu an dedikleri var. Duyuyorsunuz, değil mi? 1985 Haziran’ında National Geographic Dergisi’ne kapak olan, Afgan Kızı Şarbat Gula. Steve McCurry‘nin deklanşöründen.17 sene sonra tekrar bulunmasının hikayesi ise: Afghan Girl Revealed.
yorumlar (36) Yazının devamı...Kendini bir şey sanmazsan, kaybedecek şeyin de olmuyor!
Dokuz yıl önce Kaş’a yerleşen bir Hollandalı amca, ‘neden Kaş‘ soruma şu cevabı verdi: “Tembellik ve kolay hayat.” Gerçekten de insanın kalp atışlarının azaldığı, zaman kavramının anlamsızlaştığı, büyük şehir hayatından kaçıp yerleşenlerin bolca bulunduğu bir Akdeniz kasabası burası. Dolayısıyla herkesin en büyük meşgalesi konuşmak. Tanı tanıma, yanındaki kişilerle biranın köpüğü nasıl oluşuyordan başlayıp, dünyayı kurtarmaya [...]
yorumlar (66) Yazının devamı...Kimseden bir şey beklememek!
- Anlatacak ne çok şey var, dinleyense ne az. [Konuşan hep ben olsam!] – Sözümü kesme sakın! [Benim anlattıklarım daha değerli.] – Vallahi cin fikirleri olan, hayata farklı pencereden bakan biriyim. [Kimse anlamıyor, o ayrı!] – Nasıl oluyor da ben herkese destek olurken, ihtiyacım olduğunda herkes sırt çeviriyor? [Sıra bana da gelecek!] – Sendeki imkanlar [...]
yorumlar (33) Yazının devamı...Hayallerin Peşinde, Umutsuz Bir Boşluk!
Geçen sene “Hayallerin Peşinde” ismiyle vizyona giren, 2008 yapımı bir film vardı: “Revolutionary Road.” Hani şu Richard Yates’in aynı isimdeki romanından uyarlanan, Sam Mendes’in yönetip, Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet’in başrollerini oynadığı, 1950′lerde geçen film. Fikir Atölyesi’nde sizlerle bir şey yapmak geçiyor içimden. Ufak bir oyun gibi. Ancak öncesinde, “Revolutionary Road” filminin bende bıraktıkları var: [...]
yorumlar (27) Yazının devamı...Aşk bu olsa gerek!
Çırılçıplak ruhlarına teslim olanlara… Okşayan eli değil, tekmeleyen ayağı itenlere… Delilah onlara. Hey there Delilah What’s it like in New York City? I’m a thousand miles away But girl, tonight you look so pretty Yes you do Times Square can’t shine as bright as you I swear it’s true
yorumlar (21) Yazının devamı...Yaşamak dünyada var olan en istisnai şey. İnsanların çoğu ise -artık- sadece çevrimiçi, hepsi bu!
Bu aralar pek bir sosyaliz. Facebook, Twitter, Friendfeed, Msn derken, bir bakıyoruz saatler geçmiş ekran karşısında. Geçen vakit eğlenceli olunca, pek farkına da varmıyor insan. Değer mi; bağımlı mı olduk; sokaktan kopuyor muyuz soruları (biraz da geçenlerde bir seminerde yaptığım gevezelikten dolayı) beynimde fazlaca dolanınca, sizin de görüşlerinizi merak ettim. Bu yazı ondan. “Sosyal ağ” [...]
yorumlar (41) Yazının devamı...Özgelecek. Hem de En Özü!
Hani şu iş başvurularında firmalara CV veya özgeçmiş gönderiyoruz ya, bu aralar yine kafamı bir şeyler kurcalıyor. Tüm CV’lerin ortak noktası, hep ve sadece “geçmişimiz” hakkında bilgi vermesi. Nerede okuduk, nerede çalıştık, ne işler yaptık, hangi sertifikaları aldık… İyi güzel de, bizim geçmişte yaptıklarımız, girmek istediğimiz şirketin geleceğine katkısı ne? Hem olası katkımızı hesap etme [...]
yorumlar (31) Yazının devamı...Size bir şey sormak istiyorum.
Öldünüz. Aradan iki yıl geçti. Bir yerlerde adınız anılıyor. 1.) Adını ananlar kim? (Sadece eşin dostun mu, yoksa hiç karşılaşmadıkların da var mı?) 2.) Neredeler ve “ne” diyorlar? 3.) İki yıl sonra diyeceklerini, bugün de (sen hayattayken) duyuyor musun? 4.) O kişiler (tanıyorsan), “kendileri için” duymayı hayal ettiklerini, bugün “senden” duyuyorlar mu? Bu arada unutmadan… [...]
yorumlar (48) Yazının devamı...Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız.
Karel Capek ve Franz Kafka da benzer mesajlar vermiş zamanında. Hatta bakın Capek’in şu lafı, doğru olduğu kadar, ne kadar da acımasız: “Bilimi suçluyorum! Teknolojiyi suçluyorum! Kendimi suçluyorum! Hepimiz! Evet hepimiz suçluyuz! Büyüklük kompleksimiz uğruna, başkalarının kar etmesi uğruna, gelişme uğruna, bilmiyorum, büyük bir şeyler uğruna insanlığı öldürdük. Artık kendi büyüklüğünüz altında ezilebilirsiniz.” Hatırlarsınız, Patch [...]
yorumlar (48) Yazının devamı...İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.
- Mesela tıp okullarında günde bir saatlik ders olsa ve arkanızda oturan arkadaşınız size masaj yapsa. Evet, masaj! İşte bu yüzden hastasının ayağına masaj yapan bir doktor göremiyoruz bugün. – Mesela hastaneler, hastaların ve çalışanların oylarıyla haftanın “en kaba, en huysuz doktorunu” seçip duvara kocaman bir resmini assalar. Hiçbir doktor bu oylamada “kazanan” olmayı istemeyecektir. [...]
yorumlar (26) Yazının devamı...


