45

Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!

patch adamsÇıkış noktası bulmakta zorlandığım anlarda konuştuğum, ufkumu genişleten “hayali kahramanlarıma” bir kişi daha eklendi. Reddedildikçe güçlenen kendine özgü hayat duruşu, hayalleri uğruna yaptıkları ve bugüne kadar başardıklarıyla ilham veren biri. Bir palyaço doktor!

Henüz bir tıp öğrencisiyken evinde kurduğu, ufak ancak sıradışı sağlık merkeziyle, 15 binden fazla hastayı tek kuruş ücret almadan tedavi eden deli bir doktor. Herkesin eşit olduğu, hastalarla bol vakit geçirmeye olanak sağlayan, onlarla birlikte yaşanılan ve içinde sanatın olduğu bir merkez bu.

Sağlık söktöründeki çalışanlara, özellikle de doktorlara, “tedaviyi düşünmeden önce insan olun” mesajı veren bir tıp adamı. Yaratıcı uygulamalarıyla başlarda dalga geçilen, sonradan “bir dakika, galiba bu adamın dediklerinde bir şey var” dedirttiren bir devrimci.

Amerikalı olmaktan utanan, kapitalist düzen düşmanı, Bush dönemi için “faşist”, Amerika için “dünyanın en terörist ülkesiyiz” diyecek kadar cesur…

Yaşayan hiçbir bireyin, ‘savaş’ kelimesini dahi bilmediği bir dünya… Şiddet ve adaletsizlikten yoksun… Herkesin eşit olduğu bir dünya…

Yarım asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu deli eylemcinin adı; Hunter Campbell “Patch” Adams.

“Ölümün yanlış olan tarafı ne bayım? Dehşete kapılacak kadar bizi korkutan ne? Neden ölümü bir miktar haysiyet ve insanlıkla, anlayışla ve hatta tanrı korusun, bir miktar mizahla ele alamıyoruz? Ölüm düşman değildir beyler. Bir hastalığa karşı savaşacaksak, önce gelmiş geçmiş en kötü hastalık olan ‘umursamazlıkla‘ savaşalım.”

Robin Williams’ın canlandırdığı, Adams’ın hayatını konu eden “Patch Adams” (1998) filminde duyunca bu lafları, dedim bir dakika, bu adam kim? Gerçek mi bu doktor?

Kore Savaşında çarpışan bir askerin oğlu (1945). Babası öldüğünde o henüz 16 yaşında. 1961 yılında annesi ve kardeşi ile birlikte Amerika’ya geri dönüyor. Nüfusun %20’sini oluşturan Amerikan vatandaşı zencilerin; beyazların kullandığı tuvaletlere giremediği, aynı restoranlarda yemek yiyemediği, aynı otellerde kalamadığı veya otobüste önlerde oturamadığı yıllar… Zencilere karşı güney eyaletlerinde yaşarken gördüğü bu ayrımcılık ve sosyal dışlanma, ona çok ağır geliyor.

Özgürlükler ülkesi veya domokrasinin beşiği denen ülkede yaşanılan bu ırkçı tutuma “sessiz” kalamayıca da, lisede son iki sene her gün dayak yiyor. Bu aşağılanma, bu şiddet, bu adaletsizlik Patch Adams‘a, içinde yaşadığı dünyadaki hayatın anlamını sorgulatıyor ve üç kere intihar teşebbüsünde bulunuyor.

18 yaşında, aynı yıl içinde üç defa intihar edip hastanelerde hayata geri döndürülünce, kafasında şimşekler çakıyor ve “başka” bir dünya yaratma uğruna bir karar alıyor:

“Kendini öldüreceğine devrim yap!”

Diyor ki:

“Bugün, evet sadece bugün 30 bin çocuk açlıktan ölecek.
Yarın diğer bir 30 bin.
Bu ilginç değil;
Ancak futbol ilginç…

Bugün 20-50 milyon arası yetişkin adam çocuklarla seks yapmaya yeltenecek.
Bu ilginç değil.
Kirli hava, kirli su, berbat edilmiş çevre de ilginç değil.
Ancak saç bakımı ilginç, ayakkabı ilginç, 3 bin dolarlık saat ilginç.

İşte bu acı veriyor. Acıyı hissetmek, onu çekmek çok ağır. Ve sadece acı duyarak yaşamak insanın enerjisini alır. O yüzden ben acıya odaklanmıyor, oturup hiçbir şey için de kimseye yalvarmıyorum. Acı bir uyarıcı olmalı. Harekete geçmek için bir uyarıcı.” Ve ekliyor:

“İnsanoğlu eğer değişmezse, bu yüzyılda hayatta kalma şansı yok.”

“Ben 65 yaşında hayatımın ‘yemek sonrası yenen tatlı’ fazındayım. Ben; aşkla, neşeyle bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorum. O yüzden ben, kendi cennet bahçemdeyim. Ancak problemin farkındayım; oturmuyor, söylenmiyor, şikayet etmiyor ve bir şeyler yapıyorum.

Ancak bugünün bebekleri veya onların ileride olacak çocuklarının, biz bugünden değişmeye başlamazsak, hayatta kalma şansları yok. Bu durum, zenginler ve onların çocukları için de geçerli.”

Hastanelerde palyaçoluk yapmayı, okyanusa iğne atmaya benzetiyor. Onu asıl hedef kapitalizmi bitirmek.

Peki neden hastaneler?

Dünyada “mutlu” tek bir hastane yok. Hepsi hiyearşik düzende. Zengin hastaneler mutlu, çünkü onların yaptıkları ticari iş kar odaklı. Hastalara şefkat adına ayıracak vakitleri yok. Doktorların çoğu ukala. Kimse de doğal olarak hastanede olmak istemez. Çünkü hastaneler kötü yerler. Ciddi ve bir o kadar da teknolojik…

Bazı hastanelerde gördüğümüz o müthiş tasarımlar, hastalardan çok orada çalışan sağlık personelinin çabuk yıpranmasını önlemek maksadıyla yapılıyor. Yani önce doktorlar, hemşireler rahat etsin, sonra hastalar.

Dünyada şefkati öğreten tek bir tıp okulu yok.

Kurduğu “Gesundheit! Institute” aracılığı ile; bedava, mutlu, hiyearşik düzenin olmadığı ve sevinçle kutlanan “bir anlayışı” tıp okullarına ve sağlık sektörüne yerleştirmeye çalışıyor. Arkadaşlık ve eğlence konseptiyle; yaşlı, akıl hastası, evsiz veya fakir hastaların, sevgi ve şefkat görerek, iyileşmelerine yönelik kurmak istediği 40 yataklı bir hastane var. Virginia’da olacak bu hastanenin tüm dünyadaki tıp alemine örnek teşkil edeceğine inanıyor.

Amerika’daki standart bir hastanenin işletilmesi için gerekli olan paranın %10’uyla da bu işin yapılabileceği göstermek istiyor.

‘Patch Adams’ filmin çekimini, Universal Studios’u, bu radikal hastanenin yapım maliyetini karşılamaya söz verdiği için kabul etmiş. Oysa sonrasında, 400 milyonun üzerinde hasılat yapan filmle ilişkisi olan (21 milyon dolar kazanan Robin Williams da dahil) hiç kimseden bir dolar dahi alamamış.

“Aşk bilet sattırmaz.
Barış bilet sattırmaz.
Adalet bilet sattırmaz.

Bu dünyada iki şey bilet sattırır: Şiddet ve mizah!

Hollywood bilet satmak ister. O yüzden Universal Studios da filmde, onun kapitalizm karşıtı görüşlerine yer vermek yerine; tarihteki ilk ahmak ve gülünç hastaneyi kurma çabası içinde olan komik bir doktor gibi gösteriyor.

Cinayete kurban giden kişinin kız arkadaşı değil, çok yakın bir (erkek) arkadaşı olması ve bugün bile henüz yapılmamış olan hastanenin, filmin sonunda akan karelerde sanki gelen bağışlarla bitirilmiş gibi gösterilmesi filmdeki can sıkan hatalar.

Patch Adams kendi filmi için de, “keşke Benigni’nin ‘Life Is Beautiful‘ filmindeki kadar zeki mesajlar verebilseydi” diyor. Ancak yine de, dünya sevgiye o kadar aç ki, “bu filmin hiç katkısı olmadı” diyemiyor. Yaptığı performanslardan yılda 300 bin dolar kazanırken, film sonrasında bu bir milyon dolara çıkmış. Kendi hayatında zaten hiçbir şeye “sahip” olmamayı seçtiği için de, kazandığı paranın tamamını rüyası için harcıyor.

Hayalindeki hastane modeli olur da bir gün hayata geçerse, bugüne kadar konuşma yaptığı binlerce tıp öğrencisinin en az %70’inin gelip burada çalışmak isteyeceklerini düşünüyor. Hem de çok az bir ücretle. Çünkü tıp bilimine adım atan çoğu öğrencinin rüyası da esasında bu. Ancak mezun olduklarında gidecekleri böyle bir kurum yok. Olanların hepsi kapitalist düzenin yarattığı hastaneler. Bu durumda onlar da sisteme ayak uyduruyor.

İşte o yüzden, 4 yılda gerekli finansal desteği kesin bulup yaparım dediğim hastane, 38 yıldır hala yapılamamış olsa da, ilk günkü heyecanını kaybetmiyor, hayal kırıklığına uğramıyor. “Bunun doğru şey olduğunu biliyorum. Çünkü doktorların, hemşirelerin, herkesin böylesi bir hastanede çalışmak için can attıklarını biliyorum.”

Bu arada son yıllarda tıp adamları “gülmenin sağlığa yaptığı olumlu etkiler” üzerinde çalışıyorlar. Adına da “terapötik mizah” koymuşlar: ‘mizahı kullanarak hastalıkları iyileştirmek.’ Dediklerine göre, stres olduğu zaman vücudumuz kortizol salgılıyor. Yüksek kortizol sistemi de bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Gülmek ise bu kortizol seviyesini azaltıyor. Maryland Üniversitesi’nden Koruyucu Kalp Sağlığı Departmanı sorumlusu Michael Miller’ın yaptığı araştırmaya göre, kalp hastası olan bir kişiyi güldürdüğünüz zaman, bu hastalığın tekrarlama riski yüzde 40 oranında düşüyormüş. Bu yöntem Türkiye’de de denenmeye başlanmış.

Geçtim bunları, gülme yogası yapanlar bile var!

Ancak Patch Adams’ın yola çıkış amacı “terapötik mizah” falan değil. Hiçbir zaman ‘gülmek en iyi ilaçtır’ demediğini, en iyi ilacın ‘arkadaşlık’ olduğunu söylüyor. Yani sevdiklerimizle kurduğumuz ilişki.

“Gülmeyi hiçbir zaman bir tedavi yöntemi olarak düşünmedim. Müziği, sanatı veya dansı da düşünmediğim gibi. Bunların hiçbiri, yardım etmek için, terapi gibi ufak bir kelimeye ihtiyaç duymayacak kavramlar. Sanatın, terapi kelimesinden gelecek yardıma ihtiyacı yok. Bunlar birer insanlık kültürü.

Kültürle tedavi olmaz. Biz eğer sağlıklıysak kültür yaparız.

Benim için ‘mizah’ bir içerik. O yüzden biz de hastenemizde insanların; mutlu, eğlenceli, sevecen, iş birliğine açık, yaratıcı ve düşünceli olmalarını planlıyoruz. Bu, sağlıklı toplumlarda bireylerin kaynaşması için bir yol sadece.”

18 yaşında palyaçoluk yapmaya karar verdiğinde, kafasında bunu sadece hastanelerde yapmak yokmuş. Tanrı olarak gördükleri “para ve gücün” altında ezilen yetişkinlerin dünyası çok ciddi çünkü!

“Hasta bir çocuğa mizahla yaklaşmakla, asansörde karşılaştığım yüzü asık bir iş adamına arkadaşça davranmak arasında büyük fark yok. İkisi de eş deneyimler. Ancak filmde gösterildiği gibi, hasta bir çocuğa sadece komiklik yaparak dünyanın daha iyi bir yer olacağını göstermek çok yanlış. Dünyadaki açlık veya şiddet keşke böyle bitebilse.”

O yüzden halka açık her yerde rengarenk palyaço kıyafetleri giyiyor. Kulağına, iskelet çenesi veya yemek çatalı küpesini takıyor. Bu onun vermek istediği mesajın bir parçası. O sıkıcı insanlara bir neşe kaynağı olmak ve kendisiye de kolayca sohbete başlamalarına imkan sağlamak istiyor. Ayrıca şiddet olan bir yerde insanlarla iletişime geçebilmek, tabii ki “gri takım elbiseli” birine oranla çok daha kolay.

İşe de yarıyormuş. Uçakta yanına oturan, asansörde veya markette beklerken karşılaştığı insanların %99’u ona “neden böyle giyindiğini” sormalarıyla sohbet başlıyormuş. Bu da Adams’a kendi felsefesini anlatabileceği bir-iki kişi daha demek. Hem de hiç azalmayan bir heyecan ve keyifle.

Nereye giderse gitsin, o şalvar pantalonunun içinde sürekli 20-25 kg ağırlığında, onlarca oyuncak taşıyor. Kafasında ördek şapka, elinde balık. Oynadığı palyaço karakteri için “onun down sendromu var” diyor. Çünkü ‘down sendromu’ olan yetişkinlerin çoğu “koşulsuz sevme” ve “komik” olma özellikleri taşırmış.

İşte Patch Adams’ın kullandığı tıbbı araç ve gereçler!

Rusya’da imkanları olmadığı için ağrı kesici bile verilemeyen bir hastanede, aylardır acıdan inliyen, bağıran çocuklar onu görünce susup, gülümseyebiliyorlar. Çünkü o, onların gözünün içine sevgiyle bakıyor ve basit palyaço teknikleriyle, kısa süreliğine de olsa, acılarını unutturabiliyor.

Hastanelere gittiğinde en kötü durumda olanı öğrenip öncelikle onun yanına gidiyor. O hastanın vücudunun tamamı yanık olsa bile, onu tedavi edemeyeceğini bilse bile, hatta yardım edemeyeceğini de anlasa, bir şeyi çok iyi biliyor: o hasta ile, belki sadece gözlerinin içine bakarak bir iletişim kurabilmek. O hasta, Adams’ın o an orada, onun için olduğunu ve sevildiğini anlıyor. Bu da, hastanın tedavisinin belki bir miktar da olsa kolaylaşması demek. [Bu linkteki video‘da da, Kabul Afganistan’daki bir çocuk hastanesi’nden – içinde rahatsız olabileceğiniz karelerin de olduğu – gerçek görüntüler var.]

Patch Adams’ın hayali kahramanlarım arasına girmesinin en önemli nedeni, sanırım onun Maslow’un ‘ihtiyaçlar piramidi’nde ‘kendini gerçekleştirmiş‘ olması… Böyle adamları gördükçe ve onların “neden” nefes aldıklarını anlamaya çalıştıkça, daha ne kadar çok fırın ekmek yemem gerektiğini de görüyorum!

Bir sonraki Fikir Atölyesi yazısında, Patch Adams’ın; bu yüzyılda insanoğlunun, “para ve güce” tapan bir toplumdan, “şefkat ve cömertliğe” tapan bir topluma dönüşmeyi becerememesi halinde neden yok olacağına inandığı ve “dünyanın başındaki en büyük bela” dediği kapitalizmi yok etmek adına ortaya koyduğu fikirleri tartışmaya açmak istiyorum.

O zamana dek, hepinize “kucak dolusu” sevgiler!

Yorumlar 45

  1. Nurbiye kuzucu

    Kitap ta gördüm adını ve okumaya başladım ve bayıldım şu sıralar suratsız olduğum için iyi geldi. Allah razı olsun en kısa zamanda filmi izleyeceğim. Hayatıyla birebir olmasada izlemeye değer.

  2. Film izle

    Böyle güzele hikaye muhteşem.
    Ülkemizde bu çaptaki insanlara olanak tanısalar çok güzel olucak
    Ama bu hikayeye hayran kaldım gerçekten etkileyici ve bizimle paylaştığınız İçin teşekkür ederiz.

    -Sevgiler

  3. beyza durmaz

    Eminim ki dünyada daha nice “patch” gibi insanlar vardır ama sesini duyuramamıştır belki de vazgeçirilmiştir düşüncelerinden. Bunu o yapmış ve başarmış. Hepimiz birer insanız, insanlara yardım etmeyi kitaplardan, dergilerden öğrenmek yerine onlarla iletişime geçmek ve onları hissetmek daha iyi bir yöntem olmalı.
    Hiçbir zaman size doğru gelen şeylerden vazgeçmeyin(doğru olmadığını söyleselerde) daha güzel bir dünya için..
    Film de çok güzeldi, yazı da okunmaya değerdi. Teşekkür ediyorum :)

  4. Pingback: Reset Maceram Nasıldı? | Can Uzun | anymaa

  5. sevgi Özyeğin

    İnsanları sevmeden tedavi edileceğine inanmıyorum. Patch Adams sı hayranlıkla izledim. sadece tedavide değil ne yaparsanız yapınız Özellikle eğitimde espiri kulanımının çok etkili olduğunu kullanarak gördüm. Öğrenci asla unutmaz.
    hasta da öğledir. hekimin ilgisi sevgisi başarının tedavinin ama unsuru olduğuna inanıyorum.
    film yapımcıları ise tipik kapitalist davranışlarını sergilemişler ne yazık ki!…

  6. sema yavuz

    ?Gülmeyi hiçbir zaman bir tedavi yöntemi olarak düşünmedim. Müziği, sanatı veya dansı da düşünmediğim gibi. Bunların hiçbiri, yardım etmek için, terapi gibi ufak bir kelimeye ihtiyaç duymayacak kavramlar.

    MÜKEMMEL..
    DÜNYANIN BÖYLE DÜŞÜNEN İNSANLARA İHTİYACI VAR GERÇEKTEN.

  7. sema yavuz

    ?Bugün, evet sadece bugün 30 bin çocuk açlıktan ölecek.
    Yarın diğer bir 30 bin.
    Bu ilginç değil;
    Ancak futbol ilginç?
    Bugün 20-50 milyon arası yetişkin adam çocuklarla seks yapmaya yeltenecek.
    Bu ilginç değil.
    Kirli hava, kirli su, berbat edilmiş çevre de ilginç değil.
    Ancak saç bakımı ilginç, ayakkabı ilginç, 3 bin dolarlık saat ilginç.”
    ——————————————
    ?Gülmeyi hiçbir zaman bir tedavi yöntemi olarak düşünmedim. Müziği, sanatı veya dansı da düşünmediğim gibi. Bunların hiçbiri, yardım etmek için, terapi gibi ufak bir kelimeye ihtiyaç duymayacak kavramlar.

    MÜKEMMEL..
    DÜNYANIN BÖYLE DÜŞÜNEN İNSANLARA İHTİYACI VAR GERÇEKTEN.

  8. nutya

    rastgele açtığım bir site ve çok beğendim.filmi en kısa zamanda izlemek istiyorum.Ve Patch Adams ın en güzel tesbiti sadece gülmek gülümsemek değil arkadaşlık insanı hayata bağlayan.evt paylaşımlar sevkat ve cömertlik.gerçekten yazınız paylaşımınız için teşekkürler.sevgiyle kalın

  9. Çiğdem

    Her satırını çok büyük bir keyifle okudum. Böylesi bir emek ve ruha sahip olabilmek içimde bildiğim, ancak uygulamada zaaflarım nedeniyle çoğu zaman uzaklaştığım duygularımı hatırlattı ve hissettirdi.

    Ben kimim? Varolma nedenimi biliyor muyum? Varolma amacımı gerçekleştirdiğim bir yaşam sürmediğim için hissettiklerimin farkında mıyım?..

    Bana ilham verdi, mutlu etti tüm hissettirdikleri (üstelik kısmen hüzünlü olmasına rağmen).
    Emeğinize ve yüreğinize sağlık. Burdan Patch Adams ve herkese sevgiler.

  10. burcu

    patch adams benım favori filmlerinden bir tanesidir. Beni çok etkilemişti. Şimdi bu yazıyı okuduğumda da yine aynı şeyleri hissettim. Bu dünyada böyle anarşist ruhlu insanların çoğalması ve yolumuzu aydınlatması dileğiyle… :)

  11. altay

    Tam da ihtiyaç duyduğum bir anda karşıma çıkan bir yazı. Patch Adams’a ve yazıyı yayınlayana teşekkür ederim.

  12. scubayan

    bu büyük adam benim de kahramanım olmuştur nokta vee tabii gülücük

  13. Engin Akdemir

    Patch Adams.. Yaşam tarzıyla bana şirinleri anımsatıyor.. Gerçekten böyle bir yaşamı her an herkes ister mi?

  14. Pingback: Ne Umursamazlar Gördüm, Gönlünü Kaptırdığında Köpek Olan! | My Blog

  15. twonay

    Patch örnek alınması gereken bir şahsiyet keşke oturup beyin fırtınası yapma şansımız olsaydı :)

  16. Pingback: Ne Umursamazlar Gördüm | eblogcu.net

  17. Caner

    Patch örnek alınması gereken bir şahsiyet. Keşke şu an buarda olsaydı:)

    Maslow piramidine sondan başlayarak parayı da sona bırakmış. Kendini gerçekleştirme bu olsa gerek. Teşekkürler Patch, Teşekkürler Tunç.

  18. Yasemin Çömez

    Amerikada yaşayan asimile bir Türk arkadaşım, Robin Williams‘dan bahsederken gurur duyuyordu. Sokaklarda dolaşarak insanlara yardımcı olmaya çalışıyormuş. Onlar için kampanyalar düzenliyormuş.

    Burada Patch Adams’dan çalınan çok şey var anlaşılan.

    Ona para ödemeyenler sokaklarda onun misyonunu kullanarak pirim yapıyorlar. Misyonun çalınmasında sakınca görmüyorum. Keşke herkes onu kopyalayabilecek kadar arsız hırsız olsa.

    Üzüldüğüm, sözlerin tutulmayıp, üstüne üstlük misyon hırsızlığı üzerinden kendi reklamlarını yapan yapımcılar ve maalesef beni hayal kırıklığına uğratan bir aktör…

  19. Yazar
  20. Pingback: İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı. « Şevket ERER

  21. Nazmiye

    Başından sonuna kadar, kelimesi kelimesine okuyabildiğim nadir bir yazı daha. Teşekkürler. Yazı çok şey kattı hayatıma…

  22. Pingback: Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız. | Türk Kaynak

  23. Pingback: Fikir Atolyesi Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız.

  24. Serdar Savaş

    Hekimlik bir meslek değil, sanattır. Sizinle bu sanatın icrasındaki temel sorunları paylaşmak istiyorum:

    Modern tıp, hekimliği mekanik bir meslek haline getirmiş, hatta makinenin her parçası için ayrı ‘ustalık’ dalları geliştirmiştir. Mide ağrınız için gittiğiniz bir iç hastalıkları uzmanı sizi ‘bayan mide’, kalp çarpıntınız için gittiğiniz kardiyolog sizi ‘bay kalp’ olarak görür. Oysa insan bir bütündür. Bu bütünlük içinde onun bedeni, organları, duyguları, düşünceleri, inançları, sosyal ilişkileri, bulunduğu çevre ile etkileşimi vardır. Hekim insana bu bütünsellik içinde, onu zaman ve mekanla sınırlamadan yaklaşmalıdır. Oysa bu tıp eğitiminde öğretilmez.

    Hekim ile karşısındaki kişi birbirine eşittir. Oysa mevcut tıp eğitimi ve tıp anlayışı hekime karşısındakinden daha üstün bir ebeveyn rolü yüklemektedir. Bu da onun işine geliyor…

    Aslolan sağlıklı olmak ve sağlıklı kalmaktır. Oysa hekim sadece hastalıkları öğrendiğinden kendisini bir tamirci gibi görür ve kendi alanı ne ise herkeste o hastalığın olduğunu düşünür. Çoğu zaman hasta olmayan kişiler de ‘tedaviden yararlanır’ (!).

    Hekimlik bir ideal mesleğidir. Oysa bugün kimi hekimlerin hastalarından ‘ördek’ diye bahsettiğini, “ben ona 5000 Liralık bi’ tahlil çakardım” dediğini, sapasağlam bir erkeğe “sizi kısırlık tedavisine alıp tüp bebek uygulaması yapalım” önerisinde bulunduğunu ben kişisel olarak gözlemledim. “Oysa bir dirhem ilim bin okka edebe muhtaçtır” (Hz. Ali). Tabii burada dürüst hekimleri bunlardan ayrı tutmamız gerekir.

    Hekimlik ‘aşk’ sanatıdır. İnsana ve sanatına aşık olmayan kişi hekim olamaz, sadece ‘doktor’ olur.

    Bunların düzelmesi için toplumsal değer sistemlerimizden tutun, ana-baba eğitimine, tıp eğitiminden tutun, ülkemizin sağlık sistemine yönelik değişim gereksinimlerine kadar yüzlerce alanda gelişme sağlamamız gerek.

    Yıllardır bunlar üzerine çalışıyorum. Bir arpa boyu mesafe kat edebildim mi, bilmiyorum. Bunları da yarın akşam konuşuruz Tunç. Böyle önemli bir konuyu gündeme taşıdığın için sağolasın (taşımamış olsaydın da sağ olmanda fayda var).

  25. Pingback: İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı. | Türk Kaynak

  26. aycan aşkım saroğlu

    Süper…
    Gerçek bir insan…
    Kendini ve varoluşunu gerçekleştirmiş…
    Son karmasında…
    Söyleyecek kelime bulamıyorum ve yazıyı derhal paylaşıyorum…

  27. Pingback: Fikir Atolyesi İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.

  28. Dündar Küçük

    böylesine yürekli bi insan amerikada bile hakettiği değeri bulamadıysa türkiyede olsa nolurdu düşünmek bile istemiyorum. bakırköye yatırırlardı heralde???

  29. Sezai AKBIYIK

    İdol olarak alınması gereken bir kişilik. Günümüzde insanların bir çoğunun onun gibi düşünmesi sonucu belki de hastanelere ihtiyaç duymadığımız bir toplum çıkacaktır ortaya.

  30. Bartug

    Dünya’nın paradan, güçten, petrolden ve ekonomik refahtan çok sevgiye ve eşitliğe ihtiyacı olduğunu, daha iyi kavramamız umarım geç olmaz. Patch’ın hayatından, anarşizmin yaşamdan çok, taleplerin bir sonucu olduğunu anlamamız da mümkün.

  31. DeDe

    Hayat bize oyunlar oynar, yollarımızı keser, bizi sınar,.. biz ise direnir inatla devam ederiz. Bazen her çıkmaz sokak kamçılar bu direncimizi, bazen ise yorulur bir nefes almak isteriz, hatta bazen pes etme sınırına geldiğimiz olur…

    İşte böyle zamanlarda, bir dosta dayanmak gibidir hayata karşı kendi yolunda, kendini gerçekleştirmiş ve üstelik bunu tüm dünyaya kafa tutarcasına yapmış birininin hikayesi…

    ve sonra kendimizden utanıp yola kaldığımız yerden ama daha büyük bir heves ve inatla devam ederiz…

    Teşekkürler Patch, teşekkürler Tunç… İyi ki varsınız…

  32. Emre

    bugün rastgele bir konusma sirasinda, bir arkadasima para olmayan bir dünya olmaz mi sorusunu sordum. sordugum kisi öyle paranin kölesi olmus ki, hem kendini hem de cocuklarini 100 yil yasatacak parayi nasil bulacagini düsünüyor.

    insanoglu paranin aptal bir kagit parcasi oldugunu anlayana dek, biz öyle bir dünyanin hayalini kurup duracagiz.

    yazi uzun olmus. hatta okurken, neden bu adam blog yerine kitap yazmiyor dedim icimden.

    ellerine saglik..

  33. Erinç Aşıcıoğlu

    sağlam bir yazı ama uyarı sonrasında videoya bakacak cesaretim var mı bilmiyorum. ama zira dünya acımasız ve kapitalizmin acımasız oyununda hepimiz birer oyuncuyuz…

  34. nurdan sezgin

    Bizim ülkemizde de böyle insanlar olduğunu ama fırsat verilmediğini düşünüyorum.
    Ama insan olunarak hayran kaldım.

    Sevgiler.

  35. müge anlaşan

    Olağan bir işi olağanüstü gerçekleştirebilen bir insan, önce insan sonra hekim olmak, R.Williams’ ın filminde de izlediğim karakteri hatırlattığınız için çok teşekkür ederim…

    Sevgilerimle, sağlıkla…
    dr müge

  36. Ali Bayramoğlu

    Sadece rekabetle beslenen toplumlarda kazananlar olacaktır. Daha sonra kazananlar arasında başlayacak rekabette yine kazananlar (sayı azalacak tabi :)) olacaktır. Peki bu son ayakta kalabilen “şampiyon”a kadar devam mı edecek? Başka türlü bir dünya mümkün mü? Dostuk, paylaşım, arkadaşlık ve şefkatin (para ve güç yerine) özenilecek değerler olduğu bir dünya.

    Bu sorunun cevabını açıkcası bilmiyorum. Ama böylesi adamların olmadığı ya da pes ettirildiği bir dünyanın nasıl bir kabus olabileceğini tahmin edebiliyorum.

    Arkadaşlığın ve şefkatin önemi açısından Afganistan videosu çok etkileyici… İyi ki varsın Patch :D

  37. Murat K. Beyinereksiyonu

    Geçtiğimiz haftalarda yeniden izlediğim, duruşuna, yaşam tarzına ve insanlara davranışını takdir ettiğim muhteşem bir insandır… Güzel yazınız için gönlünüze sağlık :))

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir