Profesyonel kurumsal hayatı, uzun yıllar farklı şirketlerde farklı sorumluluklarda yaşadıktan sonra "tamam" demiş bir gün. "Alışkanlıkları değiştirmek çok zor olsa da bu kararı almakla iyi etmişim. Edindiğimiz deneyimleri aktarabileceğimiz bir başka hayatımız olmayacak çünkü" diyor şimdi.

Kjell Nordstrom ve Jonas Ridderstrale’nin o müthiş sözünü hatırlatıyor:

"Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu."

"Fark yaratma" konseptine bu yüzden aşık. Bu aşkını da Fikir Atölyesi'nde yazılara döküyor.

"Tunç’u biraz daha yakından tanımak isterim" derseniz buraya; "birlikte bir kahve içelim" derseniz de buraya tıklamanız yeterli.

20 Soruluk Söyleşiler- Rafı ödüllerle dolu bir prodüktör, aranjör, besteci, müzik yönetmeni, yapımcı, söz yazarı, davulcu, klavyeci, orkestra şefi…
- Zamanının çocuk şarkıcısı.
- Amatör deniz kaptanı, amatör uçak pilotu, dalgıç ve kayakçı…

Belki tüm bunlardan daha önemlisi ‘insan.’ Mütevazi, kendine özgü bir muhafazakar, yaratıcı, yenilikçi ve tutkulu…

Geçenlerde hadi gel seninle Fikir Atölyesi’nin 20 Soruluk Söyleşiler‘ini yapalım diyince, gece onda başladığımız sohbet bittiğinde saat sabah beşi gösteriyordu. Yedi saatin nasıl geçtiğini anlamadığımız çok keyifli bir sohbetti bizimkisi.

Bu söyleşimi gazeteciler gibi profesyonel yapmadığımdan olsa gerek elimde o ufak ses kayıt eden aletlerden yok. Hızlıca not almaya çalışıyorum, alırken de sohbeti bölmemeye. Sanırım bundan sonraki söyleşiler için daha bir donanımlı olmalıyım.

Sohbetin bir yerinde “İskender, nedir bu aranjörlük dediğin” diye sorduğumda, bana piyanosunun başına koşar adım geçip “bak Tunç, şimdi sana Love Story’nin notalarını çalıyorum, bu en basit haliyle bu parçanın iskeleti, yani bestesi. Şimdi ise sana bir de aynı parçanın aranjmanı yapılmış haliyle çalıyorum.”

Size şu kadarını söyleyebilirim; evet ikinci duyduğum da ‘Love Story’ idi ama bu kadar mı zenginleşir, bu kadar mı kulakları doldurabilir bir şarkı. Duyduklarım sanki sadece piyanodan değil, kalabalık bir orkestradan çıkıyordu.

“İşte” dedi, “bir aranjör sana bunu yapar; besteyi sana sevdirir, ruh katar, anlam yükler… Yoksa beste aynı, dikkat edersen sen hala aynı iskeleti duydun.”

Bir soru bu kadar mı güzel cevaplanır? Evet, konuştuğunuz kişi işini hobisi olarak görüp tutkuyla bağlıysa böyle cevaplanır. Tıpkı İskender Paydaş‘ta olduğu gibi.

Ve o bizim 20 Soruluk Söyleşiler’deki yeni konuğumuz.

20 Soruluk Söyleşiler“Kendi yarattığımız hayal dünyasında her şeyi değiştirmek mümkün” söylemini yaşam tarzı yapmış; mizah, karikatür ve animasyona aşık, Koca Kafalar’ın yaratıcısı ve Grafi2000′in kurucusu Varol Yaşaroğlu 20 Soruluk Söyleşiler‘deki yeni konuğumuz.

Karikatür, illüstrasyon ve animasyon çalışmalarının hepsini ekibiyle birlikte kağıt kaleme hiç dokunmadan bilgisayar ortamında oluşturan Varol, çeşitli üniversitelerde Bilgisayar-internet ve mizah üzerine seminerler verirken, “Ekonomist” ve “Capital” dergilerinin karikatüristliğini ve illüstratörlüğünü yapmaya devam ediyor.

Fakat onun asıl tutkusu Grafi2000 karakterleri, Koca Kafalar ve Grafi2000.com