81

Haşmet Babaoğlu – Gazeteci, yazar, sosyolog.

– Aşk yazarı değil; ilişkiler yazarı.
– Spor yorumcusu değil; futbol yorumcusu.
– Sosyal değil; asosyal.
– Komik değil; melankolik.
– Polyanacı değil, sosyolog.
– Kaplan değil; kedi.
– ‘Baba’ değil; mütevazi.
– Muhalif değil: yaşamdan taraf.
– Herşey hafif; sevmek ağır.
– Yanlışlarla kazanmak değil; doğrularla kaybetmek.
– Bir ses gelseydi değil; sese kulak verseydik.
– Dindar değil; şükür eden.
– Akıl birliği değil; akılların birliği.

İşte 20 Soruluk Söyleşiler‘de dördüncü konuğumuz Haşmet Babaoğlu‘nun bugüne kadar bende bıraktığı izler.

NTV’deki 90 Dakika‘da parmaklarını yukarı kaldırmış “Bir dakika! Buraya dikkat!” derken; TV8’deki Yaşamdan Dakikalar‘da Hıncal Uluç, Sunay Akın ve Nebil Özgentürk ile birlikte samimi muhabetlerin arasında ve Vatan Gazetesi’ndeki köşe yazılarında görüyoruz bolca Haşmet’i.

Medyada şımarık zenginlerin ‘açlara’ bu kadar çok ‘gıda’ malzemesi olmasına takık bu aralar. Zenginliği paranın aldığı bir rahatlık olarak görüyor ve “Babası Hilton olmayan ‘arıza’ kadınlardan ne haber?” diye soruyor:

“Başkalarının gözünde bütün ‘arızaları’nı meşru gösterecek kadar güçlü, üstün ve ‘yabancı’ olabilmeyi, o rahatlığı elde etme imkânını verir zenginlik. Yoksullar hayatlarında bir kez dağıtsa, hemen bir kenara yazılır, mimlenir. Bedelini ödemek bazen bir ömür sürer. Zengineyse eğlencedir bu! Hele güçlü zenginlerin oğullarında, kızlarında ‘arıza’lı davranışlar süs gibi görünür, öyle algılanır. Toplumsal kanatların bu kadar hesapçı, içtenliksiz ve alçak bir özelliği vardır. Ve zenginlik, gerektiğinde o kanaatleri satın alabilmektir…” ve soruyor Paris Hilton ve bezerlerini hayallerinde yaşatan delikanlılara “Siz, babası otel zincirinin varisi, kendisi rantiye olmayan ‘arıza’ kadınları sevip beğenmeye cesaretiniz var mı, onu söyleyin.”

1955 doğumlu Haşmet Babaoğlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji mezunu. Aynı okulun İktisat Fakültesi Siyaset Sosyoloji’de yüksek lisans yapmış. Ancak gerçek lisansı okul sonrası işsiz güçsüz geçirdiği 9 yıllık “serserilik” döneminde yapmış. Hayatı ve insanları işte bu dönemde tanımış doyasıya. Seksenli yıllardaki bu serserilik döneminde cebine giren üç beş kuruş da ansiklopedilerine yazdığı teliflerden gelmiş.

Sonra bir tesadüf sonucu ve süpriz bir kararla gazeteciliğe başlamış Nokta Dergisi’nde. İlk futbol yazılarını yazdığı Yeni Yüzyıl Gazetesi’nin kuruluşundan kapanışına kadar içinde olmuş. Yeni Binyıl’daki yayın koordinatörlüğü ve köşe yazarlığını Sabah takip etmiş. Şimdi Vatan’da; 8 yıldır da NTV’nin 90 Dakika’sı devam ediyor.

Sevginin ağırlığını ölçmeye yönelik teşebbüsleri de var Haşmet’in:

“Nasıl oluyor da, seni seviyorumlar bir süre sonra ve iç burkucu biçimde beni boğuyorsuna dönüşüveriyor? Uzun ve acıklı bir hikaye.. Ama şurasını olsun söylemeliyim; Sevmek ağırdır. Uykuları kaçırır, uyanıklığı sarhoşluğa çevirir… Oysa modern insan her şey hafif olsun istiyor, sevmek bile !… Mümkünse sadece sevilmek istiyor. Ancak ayrılık acısı çökünce, terk edilince, özlem ateşiyle yanınca farkediyor ki, seviyormuş… Ancak o zaman farkediyor ki, vakit hiç de iyi geçmiyor!”

Haşmet’in sihirli kelimesi “özlem”. Aşk’ın tarifini de yine onunla yapıyor; “aşk özlemektir, hep bir aradayken bile garip biçimde özlem duygusunun sürmesidir.”

Yazdığı “Herkes Birbirine Sevgi Herkese Karşı”, “Bekle Beni Gelmeyeceğim”, “Rüyalarını Ver Bana” ve “Haydi Kıralım Hayallerimizi” kitaplarında açıyor bizlere yüreğinin ve beyninin derinliklerini.

İnsanın duruşunun nasıl olduğundan ziyade diğer insanlara karşı duruşun nasıl olduğu; ‘Gerçekte başka insanlar var mı, yok mu?’ sorusu çok önemli. Düşmanının da insan olduğunu bildiğin zaman iş değişiyor. “Başka bayraklar olmasa bayrağımızın değeri; başka duruşlar olmasa duruşumun anlamı olur mu?” diyor Aksiyon Dergisi ile yaptığı röportajda:

Konu spora gelince “Spordan verebileceğinden fazla şey istiyoruz. Problemler de sporun bir oyun olduğunu reddettiğimiz anlarda başlıyor” diyor ve dergiye başından geçen bir hikayeyi anlatıyor:

“Geçen gün bir mağazayı dolaşıyoruz. Bir güvenlik görevlisi, beni durdurarak, ‘Abi Fatih Altaylı’yı dövenlerden birisi benim abimdi. Çok iyi Fenerbahçeliyim.’ dedi. ‘Öteki dünya var mı senin inancında?’ dedim. ‘Tabii abi.’ dedi. ‘Orada sana, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı olup olmadığını mı soracaklar, buna mı inanıyorsun?’ dedim. ‘Haşa abi ne alakası var.’ dedi. ‘O zaman bu ne?’ dedim. Ben de sağlam bir Beşiktaşlıyım. Ama bir dakika. Memleketi, bütün bir dünya arıyoruz sporda. Hatta sözünü ettiğim gibi neredeyse öteki dünyayı da arayacaklar. Spor bir oyun. Güzelliği de orada. Oyun içinde taraftar olunur, hayatta değil.

Sadece Türkiye’de değil, heryerde modern sporun hücrelerine kadar sızmış bir virüs olduğuna inanıyor Haşmet; adına da Mutlak ve kalıcı başarı virüsü diyor. “Spor buysa, sevmek zorunda mıyız?” diye sorup hırsın yarattığı acımasızlığa çok çarpıcı bir örnek veriyor:

2 çocuğunun aynı zamanda antrenörü olan Fransız Fauviau 2000-2003 yılları arasında çocuklarının karşılaştığı 27 rakibin içeceklerine maçtan önce gizlice yatıştırıcı ve antidepresan türü ilaçlar katmış. Bu rakiplerden biri olan Lagardere kaybettiği maçtan sonra aşırı bitkinlikten arabasıyla evine dönerken ilacın etkisiyle trafik kazası yapıp hayatını kaybetmiş. Fauviau’nun mahkemedeki savunması herşeyi gözler önüne koyuyor: “Yalnızca çocuklarımın kazanmasını istediğim için yapmadım bunu. Aynı zamanda çok başarılı bir ‘coach’ olarak tanınmak istiyordum.”

“En çok okunan” köşe yazarı olmak veya bir “gazeteyi yönetmek” gibi hevesleri olmamış hiç Haşmet’in. microsoft.life’da “normal karakterler, internette çırılçıplak” söyleşisinde söylediğini bana da aynen tekrarladı:

“İnsanın genç yaşta mutasavvıf bir çizgiden geçmesi öyle farklılaştırır ki… ‘Sevilmek ve okunmak’ yazan bir adam için çok güzeldir. ‘Medya dünyasındaki en birincilerden biri olmalıyım’, demek benim insani terbiyeme ters. Hiçbir etkili yazı, güzel bir insanla birlikte olmaktan daha hoş olamaz.

İşte 20 Soruluk Söyleşiler’de Haşmet Babaoğlu’nun verdiği cevaplar:

1. Herhangi bir kişinin en favori insanı mısın? Neden?

Şimdi kendi kendime gelin güvey olmayayım. Bunu bana sık sık hissettirenler oldu hayatımda, hala da öyle. İyi bir şeydir, hoş bir şeydir. Ama insan gönlü bu, bakarken ve hissederken çok yanılır.

2. Şu anda yaptığın işin dışında (hayattaki tüm işler kanuni olsaydı) ne iş yapmak isterdin?

Ben yine bu işi yapmak isterdim diyenleri nedense pek samimi bulmam. Ayrıca neden yine bu işi yapmak isteyeyim. Bir başka fırsat varsa, başka bir şey yapmak isterdim. Haftanın belli geceleri bir barda rock yapan bir topluluğun gitaristi olmak isterdim. Ama daha çok hiç doğmamış olmayı isterdim. Doğruya doğru.

3. Yalan söylemenin sence uygun olduğu durumlar nelerdir? Beyaz yalan söyler misin, ne söylersin?

Bir adama gerçek öyle olsa bile kapısını açtığı anda “sevgilin biraz önce öldü” der misin? Demezsin. Beyaz yalanı bu tür gecikmeler, laf çevirmeler anlamında kabul ederim. Onun dışında yalanla işim olmasın isterim. Tabii yalan dediğiniz şey tek taraflı bir şey mi acaba? Bir de insanı yalan söylemeye mecbur bırakanlar var.

4. En son “… özelliğinden dolayı senle gurur duyuyorum” lafını kime söyledin? Hangi özellikti o?

Spor servisimiz müdürü İbrahim Seten ve yardımcısı Gökmen Özdemir’e benzerini medyamızda pek görmediğim türden bir cesaretleri olduğu için sizinle gurur duyuyorum dedim geçenlerde.

5. Aynı lafı en son sen ne zaman duydun? Hangi özelliğindi göklere çıkartılan?

Kimin söylediğini söylemeyeyim, hem ne gerek var yahu bu muhabbete, bunlar ayıp şeyler. Ama sebep şeffaf davranışımdı.

6. Yaşayamadığın için pişmanlık duyduğun ne var?

Gitar çalan biri olmak yerine gazeteci olmaktan pişmanım.

7. Lisedeki takma adın neydi? Adını sevmiş miydin?

İlkokuldan beri soyadım yüzünden hep “baba” oldum.

8. Bir okul yaptırsan adını ne koyarsın? Neden?

Şeyh Galip.

9. Ulaşamadığın biri ile tanışıp sohbet etme olanağın olsaydı bu kim olurdu? Ondan neler öğrenmek isterdin?

Hiç kimseyle tanışmak istemiyorum artık. Ben bu tanışmalardan mustaribim. Sevdiğim insanlar da düşünürler, yazarlar falan, eh onların da kitapları yeter bana.

10. Yaptığı işte mutlu ve aynı zamanda başarılı olan birisini tanıyor musun? Onu örnek olarak alıyor musun?

Çok şükür ben öyleyim.

11. Hiçkimsenin göremediği bir özelliğin var mı? Varsa neden bugüne kadar gizli kaldı?

Kimse asosyal biri olduğuma inanmıyor, oysa öyleyim.

12. Seni en çok ne kızdırıyor? Bu kızgınlıkla baş edebiliyor musun? Edemiyorsan, neden?

Özgürlüğümü kısıtlayan veya sevdiğim insanlara yanlış yapanlara fena kızıyorum. Dum, demek daha doğru. Yaşlandıkça yumuşuyorum.

13. Bugüne kadar yaşadığın en büyük hayal kırıklığın ne? Tekrar yaşama ihtimalin var mı?

Kadınlar hep hayal kırıklığıdır. Ama kırılıncaya kadar kurduğum hayalleri de kimseye değişmem, o hayaller için hayatıma giren bütün kadınlara müteşekkirim.

14. Hangi markalar sinirlerini bozuyor? Neden?

Markalar sinirimi bozmaz, eğlenirim onlarla?

15. Hangi markalara tutkunsun?

Coca-Cola dışında tutkunu olduğum marka kalmadı.

16. On sene sonraki hayatında bugünden farklı neler olacak?

Çok şey farklı olsun isterim ama hayat hep dalgasını geçer bu tür hesaplarla. Yine aynı yerde otluyor olabilirim.

17. Seni benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan ne var?

Ben çok telden çalıyorum, bu meslekte, bana benzer konumda olup da bu kadar farklı tellerden çalan birine rastlamadım.

18. Yakın bir arkadaşın kanunsuz bir iş yapsa polisi arar mısın?

Bırak yakın arkadaşı, tanımadıklarım için bile polisi aramakta zorlanırım. Türk insanı öyledir.

19. Hangi filmdeki hangi karakterin hayatının senin hayatın olmasını isterdin?

Vampirle Görüşme’de Louis.

20. Bir film yapmaya karar versen adı ve konusu ne olurdu?

Mazzantini’nin romanı “Sakın Kımıldama”yı filme çekmek isterdim.

Yorumlar 81

  1. FUNDA ÖZTÜRK

    HAŞMET BABAOĞLU, acıkcası sizi yaşamdan dakikalar adlı programdan ve babamdan tanıyorum… yaptınız her şey o kadar kaliteli ki sizi izlemekten ve yazılarınızı okumaktan büyük zevk alıyorum. Ve okumaya da devam edeceğim.

  2. hakan yener

    Haşmet bey, 90 dakika programında bjk hakkında hemen hemen hiç konuşulmuyor. ve sizde bu duruma hiç ses çıkarmıyorsunuz. bu bana çok dokunuyor.

    ben bir hafta boyunca merakla 90 dakikayı bekliyorum. ve sizin önemli düşüncelerinizi merak ediyorum. fakat fuat bey her seferinde zamanımızın çok az kaldığını ve kısacık da olsa bkj’dan bahsedelim diyor ve bu her hafta tekrarlanıyor. lütfen biraz daha hassasiyet gösterilsin. yoksa ben meraklı değilim her hafta g.s- fb yorumu izlemeye.

    teşekkür eder, saygılarımı sunarım..

  3. şahin özer

    Haşmet Babaoğlu ancak babamınoğlu olsa bu kadar severdim heralde. İnsana güven veren tipi, böyle olmasını sağlayan karakteri ve samimi görüşleriyle benim abim.

  4. murat macit

    Liseden beri yazılarını keyifle okuyorum.hayatında başarılar dilerim.

  5. tuğba

    sizi çok seviyor ve beğeniyorum… yazılarınız mükemmel sizin yazdıklarınızdan her konuda bilgi alabiliyorum… haydi kıralım hayallerimizi okudum tabi çok beğendim…. şunu da söylemeden edemicem çok yakışıklı ve karizmatiksiniz:):)

  6. orpen

    Haşmet BABAOĞLUNUN entellektüel yönüne diyeceğimiz yok ama bu kadar gözönünde olan birinin fikirlerini beyan ederken daha omurgalı dik duruşlu olmasını beklemek hakkımız. Aksi taktirde inandırıcılığını kaybediyor.

    Hıncalın yanındaki silik noterden (tasdikleyici) aklımızda sadece şu sorunun cevabı merak uyandırıyor. İlkokul çocuğunun bile bu kadar devrik cümle kullanmadığı, başladığı cümleyi bile anlamlandıramayan tamamlayamayan birinin nasıl oluyor da bu kadar sene spor ve kültür yorumculuğu yapabilmesinin izahı. Bu durum izleyenlerden de tepki görmediyse izleyicilerin kalitesini de sorgulamak gerekli.

    Ayrıca Hıncal gibi muhalif bir yorumcu ile yıllardır program yapacaksınız ve hemen hemen tüm yorumlarda paralellik göstereceksiniz. Hiç fikir ayrılığına düşmeyeceksiniz, insanlar da saf saf sizi zevkle izleyecek. Bunun adı en hafif tabirle eyyamcılık ve nabza göre şerbet verme.

    Bu yüzden methiyeler düzdüğümüz insanların olaylar karşısındaki duruşlarını da sorgulamalı fikirlerini cesurca savunan insanlara hak ettikleri payeleri vermemiz toplumun da kalkınmasına yardımcı olacaktır.

  7. M-Karahan

    Cogunluk gibi benim de Hasmet’e belli seviyede bir sempatim vardi aslinda. Gecmis zaman olarak bunu soylememin nedeni ise, tanik oldugum bir 90 Dk. programinda soyledigi bir seydi. Gercekten inanamadim.

    Orta seviyede zekada bir insanin, hele de bir yazarin boyle birsey soylemsi seyircilerini asagilamaktan baska birsey degil ve fanatiklilginin de disavurumuydu belki de ilk ve son defa. Aynen soyle dedi:

    ” …Besiktas’in 3. buyuk olmasindan rahatsiz olanlar var. O odaklar Turkiye’de iki buyuk istiyorlar…” baska yoruma gerek yok sanirim…

  8. S ALEMDAR

    Selamlar, haşmet babaoğlu günümüzde yaşanan görüntülerin ardındaki gerçekleri çok iyi tahlil eden görebilen ve bu doğrultuda yazılarına yönveren bir ağabeyim.

    İnşallah bu yürüdüğü çizgisinden bundan sonra da şaşmadan hep doğruların destekçisi olarak devam edersin değerli ağabeyim…

  9. Pingback: yeterki iste » BlogPerest

  10. FATİH BAYRAKTAR

    Haşmet Babaoğlu insanlığın düzgünselliğine ve hoşgörüselliğine insanların muhtaç olduğunu düşünenlerden bir ahenk taşı ve ben Haşmet Babaoğlu’nun bu uyumcu özelliğine hayranlık gösteren biriyim.

  11. Mustafa AKKAYA

    Haşmet bey; Ben Boluspor taraftarıyım, ntv’deki 90 dakika spor programını devamlı izlemekteyim ama son programınızın BankAsya 1.Lig final maçıyla olan yorumunuzu izleyemedim. Ama Selçuk Dereli hakkında pek olumlu konuşmadığınızı son anda anlayabildim.

    Sizden ricam bir dahaki programınızda boluspor’a haksızlık yapıldığından bahsedebilir misiniz? Şunu da belirtmek isterim; maç için fedakarlık edip istanbul’a giden taraftarımızı görmüşünüzdür. Lütfen sizden çok rica ediyorum bu konuda biraz daha bizleri desteklerseniz size minnettar kalacağım.

    Açıkça belirtmek isterim; maça gitmrk için 10 saat yolculuk yapıp bu kadar bariz haksızlığa uğramamız bizleri çok üzdü. Ama maç ücreti 36 ytl verdik, hakem bu paradan 1 kuruş daha almış olsun bu para haram olsun ona demek istiyorum.

    Haşmet bey; lütfen bizim düşüncelerimizi sizin dilinizden herkese açıklarsanız çok minnetdar kalacağız. Bizi bilgi ve düşünceleriniz için bilgilendirdiğiniz için size çok teşekkür ederim.

    Hoşçakalın…

  12. Remzi

    Haşmet Babaoğlu’nun eserlerindeki akışkanlık ve orjinallık beni derinlerden etkiledi. Özellikle görsel karakteri taktire şayen. “Bakmak dünyayı yeniden kurmaktır.” sözünden aldığım feyz ile şimdi Bursa’nın en canlı mekanlarını keşfediyorum.

    Başarılarının devamını dilerim. Teşekkür ederim.

  13. ayten

    cevaplar güzel ama daha keskin sorular sorulabilirdi, sanki hasmet i sıkıstırmak istememişler gibi geldi… özellikle bekle beni gelmeyecegim cümlesi çok güzel.

  14. aslı özmen

    ben 21 yaşındayım ama haşmet babaoğlu’nu çok seviyorum, kişilik olarak yazar olarak beğendiğim tek insan.

  15. fuat saroğlu

    slm sn haşmet bey,

    ben bir galatasaraylı olarak turkiyede gazetecilik yapan yorum yapan kişilerin içinden sizi en çok beğenen ve yazılarınızı okuyan sizi takip edenlerin başında gelirim. belki de bir de galatasaraylı olmama rağmen rıdvan dilmen beyi de çok beğenirim bence tarafsiz yorum yapiyor.

    fakaz siz hıncal’la program yapmaya başladığınızdan beri sizin yorumlarınız da çok yonlu ve taraflı olmaya başlamış benim kanımca. size gercekten saygım var ve o seviyesiz taraflı kimin tarafında olduğu da belirsiz şahıs hıncal beyle yorum program yapmaya devam ederseniz inanın sizin kendi kisiliğinizden çıkacağınızı seziyorum.

    size bir okuyucu olarak tavsiye ediyorum onunla kesinlikle program yapmayin cünkü onun kayığına biniyorsunuz ve onun kureğini cekiyorsunuz çok yazık sızın kendi yorum ve fikirleriniz bizler için daha önemli bunu bilin ve öyle insanlarla program yapmayin lütfen.

    saygılar, yalovadan fuat,

  16. eray keskinkılınç

    Harika bir yazı olmuş. hergün Vatan gazetesi alan bir vatandaş olarak yazılarını zevkle okudugum nadir yazarlardan. Çünkü laf ebeliği yapacagım diye saçmalamıyor.. Futbol yorumculugu da öyle…

    ve bazı şahisyetler gibi değil..o dediğim şahsiyetleri şöyle özetliyebilirm:

    Magazinde onlar var
    Anlamadıkları halde Futbol yorumunda onlar var
    Yeni mankenleri bir gecelik ilişkiyle ünlü yapmada onlar war (yaşına kalıbını bakmadan)
    Nerde gereksiz bi konu war orda onlar war
    Nerde haddi olmayan anlamadıgı konu war burnunu sokmadan onlar var..
    var oğlu var yani..

    emin olun haşmet babam kadar efendi sadece işini yapan veya abese kaçmadan yapmaya çalışan daha çok sevilecekler.
    sevilmeseler bile saygı duyulacaklar….

    bu kadar….

    birilerinin kuyruguna bastıysam AFOLMAYA.… gerçekler acıdır….

  17. gülşen kurt

    hayatımın her alanında haşmet babaoğlu’nun düşüncelerinden sözlerinden parçalar buluyorum. bu kadar yalın bu kadar güzel anlatılır. bu ülkede yaşadığım için çok şanslıyım dediğim bir kaç insan var; sezen aksu, haşmet babaoğlu, selahattin duman. yaşantımı zenginleştiriyorlar, güzelleştiriyorlar. hep varolsunlar. hep sağolsunlar.

  18. nursemin

    merhaba burdan yazmak istedim umarım bu mailim haşmet babaoğlu tarafından okunur. kendısıne bana gümüşlüğü anlaratak gidip görmeye teşvik etmesıne ve gumuşluğu çok sevmeme vesıle olduğu için çok teşekur edıyorum:)

  19. kardelen

    yaşadıkça anlamayı seçen insanlar…
    düşündükçe ilerlemeye çalışan gençler…
    hayatı yaşayamadan ölüp hakk’a kavuşmayı dileyen dindarlar…
    bütün haksızlıkları yok edip adaleti sağlayan aydınlar…
    ve en önemlisi gökten yağan bir kurşunu ya da yaşamına girecek herhangi bir kötü varlığı karşılayamayacak kadar masum ve savunmasız olan çocuklar…

    kısacası yaşamaya dair ne varsa, nelerle savaşıyorsak bu küçük dünyamızda, haşmet babaoğlu da bu küçük dünyamızın küçük yazarı… okuduğum yazıları ve kitaplarında beni bir gitar sesi karşılıyor ilk olarak.

  20. ebru

    “Ama daha çok hiç doğmamış olmayı isterdim. Doğruya doğru.” bunun üstüne söyleyecek söz yok!

  21. Ahmet BÜTÜN

    Haşmet BABAOĞLU,

    Ahmet HAKAN ile girdikleri tartışma sonucunda mağlubiyeti sindiremeyip, şehir magandalığına soyunan ve gerçek yüzünü gözler önüne seren, kendisi gibi insanların duygularını sömürerek geçinen Sunay AKIN, Hıncal ULUÇ, Atilla DORSAY vs. gibi arkadaşları olan samimiyetten uzak insan…

  22. okans

    Haşmet Babaoğlu’na Duyduğum Derin Saygı Sabah Gazetesi’ne Transfer Olmasıyla Diğer Aydınlardan Farklı Olmadığını Gösterdiği Sebebiyle Kaybolmuştur.

  23. ozlem

    her yazısıni okudugumda yuzumde tebessum yarattıgı icin hasmet babaoglu’na tesekkur…

  24. moiz

    yazınızda insanlıgın basitleştirerek gayret icinde yaşamak güzel bir dunya yaratabilmek gerekliligini hissetim. D.bakır olaylarına cok üzüldüm. sevgi nerde sahanın icindeydi anlamamız gerek.

  25. hayat hatice

    13. sorunun cevabı cok guzel.
    keşke butun erkekler böyle düşünüyor olsalar…

  26. kasım

    saygıdeger haşmet babaoglu,
    yazılarınızdaki düşünce kalıplarına ve içsel öze dönüş kavramlarınızı ilgiyle izliyorum.
    çok teşekkürler.

  27. Gökhan ERKAN

    sadece ”seni seviyorum Haşmet Ağabey” demek istiyorum.

  28. Leyla

    Pek tanıdığım bir yazar değil. Ama yukardaki yorumlara bakarsanız kendisini takdir eden geniş bir zümre var. Roportajı okuyunca gitar çalmak içinde ukte gibi geldi bana. Haşmet Bey, ders alsanız bir ayda çalmaya başlarsınız. Biraz daha disiplinli olup biraz da solfej çalışsanız 6 ayda herşeyi çalarsınız. Yani o kadar tüh be gitarist olamadımlık bir durum yok. Ama tersini düşünün; çok az gitarist vardır düşünceleriyle bu kadar hayranlık uyandıran. Bir de birşey daha: asosyal biri için sahne çok uygun bir yer değil. Hayat burnunuzdan gelirdi. Vel hasılı kelam, siz iyi ki yazmayı seçmişsiniz.

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir