Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi?

TED.com 18 dakikalık müthiş konuşmaların yer aldığı bir site. Teknoloji, eğlence ve tasarım ağırlıklı gibi görünse de, “paylaşmaya değer” her konuda insanı şaşırtan, yeniden düşünmesini sağlayan ve izlerken de hoşça vakit geçirten sunumlar bunlar. [Ne mutlu ki birçoğunda artık Türkçe altyazı seçeneği de var.]

TED’in onay ve gözetimde ancak bağımsız gerçekleştirilen etkinliklere de TEDx deniyor. İşte bunlardan biri geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde, TEDxReset ismiyle gerçekleşti. Bu, 500′ün üzerinde katılımcısı ile; Unut, Düşün, Yarat, ve Harekete Geç temaları ile bir “zihinleri sıfırlama” çalışmasıydı.

Hiçbir gelir beklemeksizin yapılan etkinliğin, TED’in bilinen olumlu algısına yakışır seviyede geçmesinde sevgili Ali Üstündağ ve gönüllü ekibinin payı çok büyük. Son yıllarda buram buram ticari kaygı kokan konferans ve seminer kirliliğine; “bu iş para kazanılmadan da bakın nasıl yapılırmış” der gibilerdi. Demediler, gösterdiler!

18 dakikalık konuşma süresini aşan en beceriksiz konuşmacı olarak kendimden utansam da, sunumda kullandığım tek sayfalık matris ve video‘yu sonradan çok sayıda kişi talep edince, ‘allah allah, ne anlatmışım ki ben?’ durumu oldu :) Kartal yazısıyla atıfta bulunduğum Dr. Serdar Savaş dahil, o gün yapılan tüm konuşmaların videolarını Vimeo‘da bulabilirsiniz.

Son iki yıldır üzerinde karalamalar yaptığım “kendi hayatımı sıfırlama” adına kafamın ne kadar karışık olduğunu ise buyrun görün şimdi:

“Yok, o öyle olmaz Tunç, bunu da çalışmana dahil et” diyeceğiniz şeyler görürseniz de, mutlu edersiniz beni. Ola ki hayat bize gerçekten oyun oynuyorsa, biz de onunla oynayalım :)

95 yorum var
Tunç Kılınç | 30/01/10 | Hayatın İçinden   
  1. TEDxReset: kafa karışıklığımın video ve matris’i :D

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:06
  2. Tunç; her zaman yaptığın şeyi yine yapmışsın.. Devletşah’ın ses kaydında dinledim gene kafam fena karıştı. Senden kurtulamayacak mıyız? Bırak takılıyoruz biz.. Niye kafamızı kurcalıyorsun? Amacın ne?

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:08
  3. Tunç bize oyun oynuyor olabilir :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:10
  4. Ah, o gün dışarıda olunca ancak senin konuşmana yetiştim. Onu da yarım yamalak izledim. Sabahtan sormuştum oysa, “video’lar yayınlanacak mı” diye, kimse cevaplamadı. ted.com’a da konmayınca, iyice vazgeçmiştim. İyi ki yazmışsın şunu Tunç.

    Bu iş para kazanmadan da ne kadar yapılır, yapılmalı mı bilmiyorum ama sponsor destekli organizasyonlara 500-600 lira ödemek pek bi manasız ve imkansız geliyor bana. Konuşmacılar elbette çok değerli ama..

    30/01/10, 19:17
  5. Bu arada yazmayı unutmuşum; Şebnemi sever, sayar, dinler, fırsat bulsam öper yalarım ama.. Bazı şarkıları vardır, ayrıca anlamlı ve benim için ekstra değerlidir. Sil Baştan da belki ilk, belki ikinci sıradadır. Reset’le uyumu da enfes olmuş.

    30/01/10, 19:21
  6. "huzurlu uyuşukluk" mu diyorsun ömer? :D

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:23
  7. Ben ton balıklı makarnadan sonra Tunç için yorumumu yaptım. Serseri o. Yalnız şu an vimeo bana oyun oynuyor da izletmiyor. Bu arada blog post yorumlarımı bloglara yazmaya özen gösterir oldum ben. Yine öyle yaptım, bloga yorum yazdım. (:

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:26
  8. Neyse ne yahu. İlla isim takmak zorunda değiliz. Mayışalım uyuşalım… Düşünmeyelim biz. Başkası bizim yerimize düşünsün. Olmaz mı?

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:26
  9. zaten ufaklıktan beri hep öyle olmuyor mu ömer?

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:37
  10. İşte sıkıntı burada yaa.. Böyle devam etsin istiyoruz biz insanlar… Niye kurcalıyorsun? Hassittir noluyo yaa sorusunu bize niye sorduruyorsun? Bunu anlatmaya çalışıyorum..

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:39
  11. Böyle devam etsin istemiyorlar. Reddedebileceklerinin farkında değiller. "aman evladım.."

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:45
  12. Ben babamın tuttuğu takımı tutmadım.. Onların siyasi görüşünü seçmedim.. Ailemin istediği okullara gitmedim.. Onların istediği bölümü seçmedim.. Onların dinine inanmadım.. 18 yaşımda farklı bir şehire gelip maddi bağlarımı kestim.. Çocukluğumdan beri tercihlerimi hep kendim yaptım.. Üstüne de Tunç’u tanıdım.. İşte benim hayatımdaki en büyük şans dizim budur :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 19:58
  13. Hangi takımı tutuyorsun Mustafa?

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:15
  14. Mesele babanın tuttuğu takımı tutup tutmaman değil… Mesele fenerbahçeyi tutup tutmaman. Mesela benim babam doğru takımı tutuyordu bende doğru takımı tutmaya karar verdim. :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:16
  15. Burada şöyle bir şey var, insanların kaçırdığı birebir noktalardan birisi kişilerin seçimlerini yapmaya başladıkları noktalarda ailelerinin etkileri. Aile bu noktada çok önemli bir pozisyonda. Tunç’un açıkladığı bilgiler belirli bir yaştan sonra elde edilen bir bilgi sanırım videoda anlatıldığı üzere. Sadece kendi istediğimizi yaparken saygı kavramına dikkat etmemiz gerekir. Klişe bir sözdür. "Başkasının özgürlük alanı benim özgürlük alanımın başladığı yerdir" Bu noktaya dikkat etmemiz gerekir. Ben şahsen Tunç’un sanırım 2 senedir düşündüğü şeyi 20 yaşımdan beri düşünüyorum. Belirli noktalarda tıkandığım bir gerçek bunları ancak o günler geldiğinde öğrenebileceğim. Uzun lafın kısası: Lütfen kendi hayatımızı düşünürken diğer insanlara karşı saygılı olmak. Bazı konularda elbetteki bazı insanlar acı çekmek zorunda ama bu acı ne yazık ki belirli bir değişim içerisinde bana en yakın olan kişiler tarafından yaşandı. Benim yerime düşünmek isteyen, bana doğru olarak nitelendirdikleri hayatı yaşatmak isteyen kişiler oldu.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:17
  16. @ömer Dört beş sene öncesine kadar deplasmanlara giden, koltuk kıran, tellere tırmanan bir holigandım ama şu anda hiçbir takım tutmuyorum :) Reset’lemeye başlamak lazım bi yerde :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:18
  17. TEDx Reset ayrı güzeldi, sizin konuşmanız ayrı… Sanki aklımda ne varsa kağıda dökülmüştü, bir de biri onları yüksek sesle söylüyordu.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:36
  18. umarım saygısızlık yapmamışımdır murat. bu arada ömer, senin "doğru takımın" başkanı yine istifa edip sonra geri almış. içinden şöyle diyor sanırım "yahu ne büyük başkanım ben, hep istifa edip kendimi test ediyorum, sonra hep geri alıyorum, hep başkanım. kongre zamanı gelse de yine istifa etsem!"

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:38
  19. @tunç benim ki sadece senin dediklerine ekti. bir çok insan bu konuda hatalar yapabiliyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:44
  20. Murat’ın dediklerini okuyunca aklıma geldi, ailemi de bu şansın içine katmamın sebebi onlar hep benim "ben" olmamı istedi, bu seçimlerim onlara huzursuzluk değil mutluluk verdi.. Aynı şeyleri yapmaya çalışırken ailesini inanılmaz derecede karşısına alan ve çok büyük sorunlar yaşayan arkadaşlarım da oldu, oluyor.. Bu yüzden ailemdir en büyük şansım :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:45
  21. Evet, benimde en büyük desteğim ailem oldu. 0-7 yaş dönemi ve 17- 22 yaş dönemi önemli dönemler. Yeni nesilde ikincil süreç biraz daha erken yaşlarda artık.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 20:47
  22. simto; vimeo’nun sana oynadığı oyun bitmiştir umarım :D

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 21:16
  23. Kendine rağmen hareket etmek, kendinden bağımsızlaşmayı mümkün kılabilir.

    Teşekkürler bu güzel paylaşım için.

    30/01/10, 21:51
  24. 3,5-4 Saat geçti ama henüz %75′i falan yüklenmiş.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    30/01/10, 22:47
  25. valla nassi ifade edebilirim duygularimi, en iyi okulda oku dediler, okudum. en iyi masteri yap dediler, yaptim. is desen aynen, aslinda demediler, ben onume geleni yasadim. super sunum. bu arada “hic kimse olmek istemez” super saptama.

    30/01/10, 23:09
  26. o gün orada olmak ve sıfırlamanın nasıl birşey olacağını + olamayacağını dinlemek..

    beni bu tabloda en çok etkileyen durum, yeni hayat’ın bir hedefi olan ‘sosyallik’deki “dokunduğun herkes” kelimeleri..

    çok gerçek. dokunmak…

    31/01/10, 00:15
  27. 6. saat. yüklendi..

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 01:14
  28. MügeNo Gravatar

    hayat gerçekten oyun oynuyor gibi geliyor bana… özellikle şu son günlerde.

    bir süredir içinde bulunduğum gerek özel, gerekse mesleki büyük değişim çerçevesinde yeniden başlamak üzerine kafa patlatır ve motive olacak bir şeyler ararken tesadüfler arka arkaya gelmeye başladı… öncelikle sizi tanıdım, ki bambaşka bir konuda google da arama yaparken hop diye bu siteye giriverdim, ve düşüncelerinizden, yaptıklarınızdan etkilendim…

    geçen gece bindiğim taksinin şöförü sanki düşüncelerimi okumuş gibi bana sil baştan yaptığı yaşam hikayesini anlattı ve nasihatlerde bulundu “sonun ne zaman olacağını bilmiyorsun, bugünü harcama, erteleme hiçbir şeyi v.b.” oysa ki hakkımda tek bildiği taksim’den levent’e gitmek istediğimdi :)

    derken dün akşam yine çok tesadüfi şekilde eskiden avukat şu an yaşam koçu olan bir hanımla tanıştım, avukatlık mesleğinde son derece başarılıyken asıl istediği şeyin huzur ve mutluluk olduğunu anlayınca, mahkeme salonlarına elveda deyip senaryoyu bir daha kurgulamış…

    ve bu akşam da sizin sunumunuz… iyi motive olduğumu itiraf etmeliyim… çok başarılı bir sunumdu, etkinliğe katılabilmiş olmayı isterdim.

    31/01/10, 01:36
  29. Süpersin yahu..

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 01:53
  30. Ne güzel söylüyor fakat bunu bize söylemesin. Bütün müdürlükleri yapmış bir insan hayatı sonradan gördüğünü ne kadar ifade ederse etsin benim için boştur.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 02:09
  31. sonradan görmek, "hiç" görmemekten daha iyi değil mi ama beren :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 02:31
  32. Tunç bey gerçekten harika bir konuşma olmuş. Kısa ve öz hikayeler dinlemeyi çok severim ama bu hikayelerden en çok sevdiklerim anlatanın kendi hayatını anlattığı hikayeler olmuştur. Tekrar teşekkür ediyorum. :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 03:13
  33. ‘bey’? burak, ben de sana ‘beyefendi’ diyeceğim bundan sonra :xD

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 04:11
  34. Ne kadar değişirsen değiş, nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı…

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 04:17
  35. :) Aslına bakarsanız hitap konusunda bende kararsız kaldım. Son zamanlarda çokça "yüz yüze konuşmadığım biri bana şu şekilde hitap edince sinirleniyorum" gibi şeyleri çok görmeye başlayınca "bey"de karar kıldım. Ne desem bilemedim… :D

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 04:38
  36. sadece ‘tunç’ yeterli burak :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 04:56
  37. şu an ”rockstar” olabilirim tunç abi ama kendim ile beraber birilerine de resetlemem gerekebilir..

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 04:58
  38. Resetle mafia :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 13:41
  39. orda ağlayanlar var gördüm :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 14:13
  40. Güzel konuşmaydı; verdiğiniz örnekleri beğendim. Ne yalan söyleyeyim hayatımı etkileyecek bir konuşmaydı :)

    31/01/10, 14:14
  41. yaşamı nefesin kesildiği anlar olarak tanımlayacaksak bu konuşma da benim için,kararlar alabilmek için öyleydi

    This comment was originally posted on FriendFeed

    31/01/10, 14:55
  42. BirisimNo Gravatar

    Hayatı resetleyip, hala resetlemediğimi farkettiğim bir ana denk geldi yazınız ve konuşmanız. Evet, işte tam o travma ile, kanser teşhisiyle başladı benim de resetleme hikayem. Şanslıyım, atlattım, hayata dair çok şey kazanarak. Ne mi kazandım?

    Her sabah bu güzel dünyaya uyandığım için şükrediyorum. Aynada kendi yüzümü seviyorum. Bir tanesin diyorum kendime. Bugün seni bekleyen o kadar çok güzel şey var ki, her hücrenle hisset bunu diyorum. Yaşam enerjimi bir elbise gibi giyiyorum üzerime. Kapımdan çıkıyorum. Gözlerim gülümsüyor. Bahçemdeki çiçeklere bakıyorum. Kapımdaki kediler mırıl mırıl. İnsanların gözlerine bakıyorum. Gülümseyen gözlerim onlara da bulaşsın istiyorum. Derin nefes alıyorum. Oh diyorum bu ne kadar güzel bir şey.

    Şimdiye kadar görmediğim güzellikleri farkediyorum artık. Sonra ne oluyor, işe gidiyorum. Egolarını birbirleriyle çarpıştıran, yarıştıran, masalarının ve odalarının büyüklükleriyle övünen, içinin, özünün güzelliğini farkedemeyen insan topluğunun içine giriyorum. Resetlediğim hayatın bana öğrettiklerini bu dünyada çok kısa sahnelerle yaşayabiliyorum. Bu sahnelerin süresini uzatmaya çalışıyorum.

    Hayat, sen ne menem bir çelişkisin. Bana neler öğrettin. Silbaştan yapabildim mi emin değilim. Çünkü, hala herkes aynı. Benim resetlemem yetmiyor. Topluca restart yapmamız lazım.

    Paylaşımınız için teşekkürler.

    Sizi takip edenler arasındayım. Faili Meşhul Kıyak Hareketi de tüm Türkiye’de gerçekleştiriyorum. Cüzdanımda küçük kartlar var. Sık seyahat ediyorum. Her seyahatte okuduğum dergiyi, kitabı, bu kartlarla bırakıyorum, istasyona, havalimanına, otel lobisine:) Kimleri gülümsetiyorum bilmiyorum ama. Teşekkürler.

    31/01/10, 19:05
  43. osman gürsoyNo Gravatar

    öncelikle hala bir işe yaramadığını düşünürken facebook sitesi aracılığıyla ulaştım bu siteye. evet kesinlikle kelime şaşmadan ve asla ve asla haksız bulmadan ağzım açık izledim konuşmanızı -MÜTHİŞ- diyebildim sadece…

    ama sanki eksik geldi bana; hani diyorsunuz ya bulamadım ne için doğduğumu, ben de bulamadım neyin eksik olduğunu. sanırım zamandı eksik olan. böyle bir konuşma bu kadar kısa sürmemeliydi bence. ne olursa olsun ama dinleyen herkesin kendisinden bir şey bulacağı demiyorum, içinde kendisini bulabileceği tespitler bunlar. TEŞEKKÜRLER…

    kimse hayatını değiştirmez belki ama hayatını değiştirmek isteyen adam güzel konuşmuş. eğer hayatın oynadığı bir oyunun oyuncağı isek, bence de SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK…

    31/01/10, 19:21
  44. O kadar güzel şeyler anlatmışsınız ki, hayranlık duymamak elde değil. Sanırım takıntı derecesinde sizi tüm sitelerde arayıp takip etmeye başlayacağım. Vereceğim rahatsızlıklardan dolayı kusura bakmayınız.

    01/02/10, 00:00
  45. Sosyal düzen, yaratıcılık gerektirmeyen işlerde (yani dünya üzerindeki işlerin %90sı) sorgulamadan verilen görevi yapmak üzerine. İsterseniz okula, isterseniz herhangi bir iş yerine gidin, başarı görevi bitirebilmek ile ölçülür. Ne yaptığınızı neden yaptığınızı sorgulamadan, oldukça kısıtlı olan vaktinizi para için satmaktan daha fazlası değildir. Ve o parayla gider, sistemin sizi mutlu edeceğini düşündürdüğünüz şeyleri alırsınız. Bir süre sonra sahip olduklarınız size normal varlıklar gelir ve daha agresif olup, daha çok kazanmaya, kazandıkça daha fazla tüketmeye başlarsınız. Çünkü hayatın "sizin için" ne olduğunu hiç sorgulamamışsınızdır, hüzünlü taraf da şudur: Sorgulasanız da bir cevap alamamışsınızdır — safe zone’da kalıp diğerleri gibi yaşamaya devam edersiniz büyük ihtimalle. Ben bir risk almak istiyorum. Hayatıma bambaşka bir perspektif gerekiyor, belki de hayali dünyamda kaybolmak istiyorum. Çünkü şu an bana her şey sıradan geliyor, nefesimi kesen anlar yok artık, bakışlarım bile çok donuk ve çok sıradan.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 01:17
  46. Erinç AşıcıoğluNo Gravatar

    Tunç abi, senin bize yaptığın dokunuşlar büyük farklar yarattı. Senin yerin, çoğumuz için, online dünyanın çok ötesinde…

    01/02/10, 02:18
  47. burcu; kurt lewin’den alıntıladığın "if you truly want to understand something, try to change it." her şeyi özetliyor gibi. hele orada adı geçen "something" kendimiz isek.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 02:44
  48. gecenin bilmem kaçıncı yarısında şimdiye kadar tanımadığım, merhaba demediğim bi adama gitmediğim bi etkinlikten ilk merhabamı dedim. Duydu mu bilmem ama izlettirdikleri düşünmeme neden oldu herhalde kıpkırmızı gözlerle. Bahsedilen konuyla ilgili daha birkaç ay önce "Into the wild" isminde bir film izlemiş ve kaçmak istemiştim buralardan… Ekranda videosu dönen adamın "…denizin altında yaşamak istiyorum, en azından yaşanabilir mi sorguluyorum…" deyişi birkaç kıvılcıma neden oldu. Vel hasıl, belki hala meta bağımlılığından kurtulamasak da (alıntı: hala iphone’un ne zaman çıkacağını beklesek de), bi insanın etrafında olup biteni sorgulaması, sonra da bi gariplik yok mu bu hayatta demesi hoşuma gitti yaw:) Ha bu arada satırların sahibi ben İbrahim, yeniden merhaba:)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 05:31
  49. Hayatı resetlemek üzerine itici ama sarsıcı bir kitap TEKİNSİZ. Okuyan varsa, Tunç’un (bey dememek gerektiği bilgisini "öğrendim.") söyledikleriyle birlikte değerlendirebilir mi? "Huzurlu uyuşukluk"un sonsuz bir huzursuzluğa dönüşmesi…

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 08:16
  50. İyi bir mevki ve yöneticilik konumundan vazgeçmek, zannedildiği kadar da zor değil ayrıca… Kendimden biliyorum:) Ne için "reset"lediğiniz önemli…

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 08:32
  51. “‘Nasıl yaşardınız?” diye soruyor Bay Whittier. ‘Ölemiyorsanız.(…) Eğer ölüm, kostümünü değiştirip yeni bir karakter olarak geri gelmek için sahneyi bir süreliğine terk etmekse… Yavaşlar mıydınız veya hızlanır mıydınız? Her hayat başlayıp biten ve oyuncuların yeni maçlara, yeni prodüksiyonlara gittiği bir basketbol maçı veya bir oyun olsaydı… Bu gerçekle yüzleşerek, nasıl yaşardınız?’” (Palahniuk, Tekinsiz)

    01/02/10, 08:44
  52. Her birimiz çocukluğumuzda ailelerimizin yönlendirişleri üzerine ve toplumun bize sundukları ölçüsünde bir hayat planlıyoruz. Toplumu kim oluşturuyor biz ? Bu noktada saygı çerçevesi içerisin de düşüncelerimizi ve isteklerimizi belirtmekte hiç bir sakınca yok bence tabi ki de saygı kişiden kişiye değişiyor fakat temeli aynı.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 09:14
  53. BilenNo Gravatar

    İçimizden birinin hayatı sorgulayıp ama kendini alkole verip efkarlanmak yerine bir çözüm arayışı içerisinde bir çalışma üretmesi çok özgün, önemli ve güzel bir şey bence. her ne kadar konuşmanın sonunun Steve Jobs’a bağlanması biraz Amerikanvari de olsa.

    Yaratıcılığımızı ve içimizdeki bizi ortaya çıkarmak için ölümle tehdit edilmek aslına biraz klişe bir durum gibi. Mesela Leo Buscaglia bir kitabında sınıfa bütün öğrencileri toplayıp yarın öleceğinizi bilseniz ne yapardınız? konulu bir kompozisyon yazmalarını istiyor. Süre dolunca bütün kağıtları alıp çöpe atıyor ve yarın ölmeyeceğinizi nereden biliyorsunuz, o halde neden duruyorsunuz diyor..

    Ben askerdeyken mesela, asker jargonuyla “şafağın sıkıştır”dığı günlerde şöyle demiştim kendi kendime… bilmem kaç gün sonra buradan çıkıcaz tamam ama peki “hayatın şafağı kaç?”… sizden farklı olarak bu bende reset atma dürtüsü yaratmadı. oturdum düşündüm; daha “organize” bir hayat yaşayacaktım. bir miktar sömürülmeyi göze almıştım.. çalışma hayatından bahsediyorum tabi ki..

    herkese güvenilmeyeceğini, insanların birbirlerinin kuyusunu kazdığını, hayatın adaletli olmadığını vb tüm durumları kabullenmiştim. karşılığında ise kendime başka bir dünya yaratacaktım. ve o yarattığım dünyada kendim olacaktım.. ama orada yalnız olmak istemiyordum… sosyallik ilkesi.. ama gel gelelim bir sorun vardı.. müdahele edemediklerimiz.. sevmek gibi.. kimi seveceğimize karar veremediğimiz gibi.. kendimizi de zorla sevdiremiyoruz.. bu durumda sevmekten vaz mı geçmeliyiz bilemiyorum… ama hani var ya o laf.. dünyayı güzellik kurtaracak vve bir insanı sevmekle başlayacak her şey…

    anlatmaya çalıştıklarım hayal kırıklığına uğramış bir aşığın hissettiklerinin çok ötesinde aslında.. becerebildim mi bilmiyorum.. yabancılaşmak diye bir kavram var ya işte.. onun iyi irdelenmesi gerekiyor sanırım…

    01/02/10, 09:49
  54. "tekinsiz"i merak ettim hayriye, ilk fırsatta edinmeye çalışacağım. ayrıca "iyi bir mevki ve yöneticilik konumundan vazgeçmek, zannedildiği kadar da zor değil" saptamana katılıyorum, o yüzden de "onu" reset’ten sayamıyorum. bir geçiş, bir değişim sadece.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:03
  55. Tunç kendi hayatından vazgeçebilen birisi için elbetteki değildir. Meta bağımlılığı bu noktada ön planda oluyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:06
  56. Tekinsiz yazarını asıl tanıtan kitabın film versiyonu da Fikir Atölyesi’ndeki, "En iyi 250 film" listesinde, en büyük puntolu olarak başı çekmekte: Fight Club :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:17
  57. farkındayım. film’e oranla daha fazla düşündürenin kitap olması ilgimi çeken.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:29
  58. Tunç yazılı olarak edindiğimiz bilgileri beynimiz daha farklı yorumluyor. Örneğin bir duruma anlık olarak verdiğimiz tepkilerle, gazete veya bir kitap üzerinden okuduğumuzda verdiğimiz tepkinin farklı olması. Kitap üzerinden okuduğumuzda yorumlamamız daha ayrıntılı oluyor. Kitabın daha fazla düşündürmesinin sebebi bu olsa gerek ?

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:32
  59. haklısın murat… hazır sunulan görsel şöleni zayıf olsa da kitapların, bıraktığı iz daha derin. şölenini sana yarattırdığından olsa gerek.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:39
  60. Evet evet, kitapları okuduğumuzda beynimizde o anın bir sunusunu kendimize yaşatırız. Örneğin şehvetli bir sahneyi gözümüzün önüne getirdiğimizde heyecanlanmamız veya ürkütücü bir sahneyi. Çünkü bu sahneleri kendi hayal gücümüzle yaratıyoruz yani kendimize göre yorumluyoruz. Dolayısıyla bıraktığı iz daha kalıcı oluyor ve gerçek kişiliklerden bağımsız oluyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 14:41
  61. Bir de yazarın size söyledikleri var ki, olay akışından çok daha önemlidir, hele de izi kazıma açısından… Ben bunun son örneğini Dorian Gray’in Portresi filmini izlediğimde yaşadım. Blogdan kopya çekiyorum şimdi: Dorian Gray’in Portresi’ni Oscar Wilde’ın kitabından habersiz olarak, 2009’da çekilen film versiyonuyla izleseydim, aklımda sadece ilginç bir konu, mermer heykel misali güzel bir vücut ve her çeşitinden haz ile, fantastik korku ögeleri kalırdı. Kitapta da bunlar var ama; Oscar Wilde’ın hınzır zekası ve dili de var. Okuduğumda çok etkilenmiştim.

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 16:03
  62. Ha tabii, Dorian Gray’e de hayat fena oyun oynamıştır o ayrı:)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    01/02/10, 16:05
  63. çok güzel.

    sorun çözme yöntemi olduğunu sanıyorum. hem de extrem bir nlp sunumu sanki. insanlara yollar göstererek ve oldukça aydınlatmaya çalışıyorsun, ne güzel. “ben başkasıyım kim olduğumu tanımıyorum” çok güzeldi.

    başarının tanımı yüreklerde olmalı, yani çevremize yayabildiğimiz aura.

    hayatın reseti için yaptığın çalışman derinlik içermekle beraber ilginç değil; ama sert bir kaya gibi önümüzde duran hayatın sonlanacağı gerçeği… tamam hayat devam ediyor öylesine hızlı ki. tunç sen yüreğini açmakla beraber bunu yüksek sesle yapabilmeyi denemektesin. hep güzel şeyler soruyosun, aradığın şeylere hayranlığın ne güzel. rab sana merhamet ile muamele etsin. ki dönüşümüz Onadır.. meajlar vermeye çalışmak erdem basamaklarının en ağırı.

    kolay gelsin, insanları çağırdığın şeyler dilerim hep erdem dolu olur.

    01/02/10, 20:30
  64. mustafayavuzesenNo Gravatar

    boş konuşan bir adamsın Tunç bişey aradığınımı sanıyorsun aslında aramıyorsun ve bulamayacaksın üzgünüm gölgeni kovalayacaksın

    02/02/10, 09:28
  65. Mustafa EfeNo Gravatar

    mustafayavuzesen!

    Her başarılı, dürüst ve sevilen insanları birileri kıskanırlar ve onların yaptıkları her şey bu kıskançlıkları yüzünden kendi gözlerinde hiçbir şeydir.. Kıskanıyor musun ya da sevmiyor musun bilemiyorum ama yaptığın bu kötü eleştirinle ben şunu çok iyi anlayabiliyorum ki; Sen hayatın boyunca hiçbir şey olamayacak ve sadece gölgesini kovalayıp duracak bir mahlukatsın…

    Sevgili Tunç Abiciğim,
    Sen böyle mahlukatların yazdıklarına canını sıkmassın biliorum da, seni seven biri olarak ben okuyunca senin yerine canımı sıktım.. Sen yine rahat ol diye.. =)

    02/02/10, 13:32
  66. Cok güzel bir sunum, kesinlikle!.

    Bu konulari düsünen tek kisi olmadigimi bilmek beni cok mutlu etti. Ben ne zaman arkadas cevrem veya is arkadaslarimla böyle bir seyler konusunca, onlar erken bunalip, degistir su konuyu da artik futbol ve guiza yi konusalim diye tutturur. Bu yüzden bu konulari konusmadan önce, karsinizdaki kisinin zekaniza saygi duydugundan ve samimiyetinden emin olmalisiniz.

    Keske firsat bulabilsek ve bu konulari hep beraber en ince ayrintisina kadar arastirabilsek. Cok da eglenirdik acikcasi…

    03/02/10, 17:02
  67. çok güzel :)

    04/02/10, 01:23
  68. ali pNo Gravatar

    İnsanlara vermeye devam tunç. Sen verdikçe bizler alıyoruz emin ol.

    04/02/10, 02:17
  69. (fazla samimi bulursan saygı duyarım.)
    teşekkür ederim. teşekkür ederim, çünkü bir buçuk ay kadar önce steve jobs u tanıdım (biyografisinden). kökten antiemperyalist olmama rağmen hayran oldum adama… ve şebnem ferah’tan bu şarkısını her dinlediğim bir huzur hissi kaplıyor beni…

    ve senin hayata karşı duruşunu, daha doğrusu hayatla bir oluşunu kıskanıyorum… aslında pek çok kimsenin pek çok özelliğini kıskanıyorum… neyse dağıttım konuyu… teşekkür ederim beni yorum yazmaya mecbur bıraktığın için tunç!!!

    05/02/10, 01:30
  70. Gökçe ÇözenNo Gravatar

    Yazılarınızı her okuduğumda, sizi her dinlediğimde kendi hayatımı, çevremi, ailemi, yaşamımı tekrar tekrar sorguluyorum.

    Siz ve sizin gibi yaşamı yaşanmaya değer kılmak için çalışanlar, düşünenler, paylaşanlar, kalabalıkların arasında kendi patika yollarını yaratıp, sıradanlıktan kurtulanlar ya da kurtulmak için adım atanlar, farklı olduğunu, hiç kimse için değil sadece kendi için farklı olduğunu bilenler ve onu bulmak, farklılıklarını ve farkındalıklarını arttırmak için durmaksızın arayıp, okuyup, sorgulayanlar iyi ki varsınız!

    Evet biz belki bazılarının deyimiyle kendi gölgemizi kovalıyor, peşinden sürekli koşuyoruz ama, eninde sonunda onu da yakalamayı başarırız elbet, peki kendi yaşamlarını bir kez bile olsun sorgulamayanlar, siz neyin peşinde koşuyorsunuz?

    05/02/10, 03:53
  71. BerkayNo Gravatar

    Bu videoden sonra buraya 2 sayfalık yorum yazabilirim fakat düşüncelerimi anlatmakta zayıf olduğum için sadece bravo diyorum :)

    05/02/10, 04:39
  72. güzel bir konuşmaydı bende dinledim konuşmanızı teşekkür ederim.

    06/02/10, 02:23
  73. hayatımız ve oyun hep baki tunç :) tek fark şu " çocukken yarın ne oynayacaz diye düşünür dururduk büyüyünce acaba yarın hayat bize ne oynayacak diye düşünür olduk " ve herşey istediğimiz gibi gitse inan bunu da beğenmeyecektik :) öyle gelişigüzel yaşamıyor olmanı hayatını anlamlandırmaya çalışıyo olmanı çok seviyorum.. reset evet! katılıyorum…korkmamak lazım hayatımın altı üstüne gelir mi diye!…nerden biliyoruz.. belki hayatımızın altı üstünden daha kıyak :) ölümden bahsetmişsin…evet ölümü herkes tadar lakin hayatı sadece bazıları tadar…seninle beraber bazılarından olmak dileğiyle :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    06/02/10, 21:52
  74. madalyonunuryuzuNo Gravatar

    bunun adı ne bilmiyorum, bilmsel araştırması yapıldı mı onu da bilmiyorum, düşünce okuma diye bir olay var mı, ya da varlığından habersiz olduğunuz bi insan nasıl olur da birden aksakallı dede gibi karşınıza çıkar ve nasıl olur da, siz başınızı iki elinizin arasına sıkıştırmış bir vaziyetteyken, size şiişştt diye seslenir ve siz bu sesi nasıl duyar da o sesin geldiği yeri bilmeden, hissederek sesi bulursunuz, bilmiyorum, bunun bi açıklaması yok değil mi?

    işte açıklaması olmayan bu şeyi bugün yaşadım.. tesadüfen sizinle tanıştım, iyi ki de tanıştım, bir gün sonra olsaydı her şeyden vazgeçebilirdim.

    evet hayat bize oyun oynuyor olabilir…

    07/02/10, 01:45
  75. sedaNo Gravatar

    her şey oyundan ibaret aslında.. hepımızın oynadığı oyun yok mu yaşanılan olaylar karşısında… elımızde olanları en ıyı şeklde kullanmayı bılsek her şey oyun olmaktan çıkacak ne de olsa… yaşa ve gör diyenlere bakmayın onlar da ne görüyorlar ki.. görülmeyen çok şey önümüzde… görmek için de oyun oynuyoruz bir başımıza….

    07/02/10, 02:12
  76. sevdim bunu tuğçe: "belki hayatımızın altı üstünden daha kıyak :)"

    This comment was originally posted on FriendFeed

    07/02/10, 19:24
  77. TUĞÇE SEVİNÇNo Gravatar

    hayatımız ve oyun hep baki tunç :) tek fark şu “çocukken yarın ne oynayacaz diye düşünür dururduk, büyüyünce acaba yarın hayat bize ne oynayacak diye düşünür olduk” ve her şey istediğimiz gibi gitse inan bunu da beğenmeyecektik :) öyle gelişigüzel yaşamıyor olmanı, hayatını anlamlandırmaya çalışıyor olmanı çok seviyorum..

    reset evet! katılıyorum… korkmamak lazım hayatımın altı üstüne gelir mi diye!… nerden biliyoruz.. belki hayatımızın altı üstünden daha kıyak :)

    ölümden bahsetmişsin… evet ölümü herkes tadar, lakin hayatı sadece bazıları tadar…
    seninle beraber bazılarından olmak dileğiyle :)

    07/02/10, 23:04
  78. Soru şu?

    Kendimizi arayarak “reset” olur muyuz? Yoksa aramayı bırakırsak mı aslında reset’leriz?

    Açıkçası, bunun yanıtını bulamadım. Defalarca “burada ne işim var” deyip işyerini bırakıp çıkmışım; defalarca yeni kurgular, sektörler, şirketlerde kendimi aramışım… Bu soruya yanıt bulamadım. Mesele de o zaten…

    09/02/10, 20:08
  79. Foton Kuşağındayız hozam Evrendeki bilinmezlikler çözüme bu denli yakın olmamıştı. umarım bulursunuz bu yazınızıda layk ıt.

    12/02/10, 15:02
  80. başarı hikayelerinde steve jobsu dinlemek artık böğ dedirtse de düşünmeden edemiyoruz mucizeler hep ABD den mi çıkar diye.
    neden uruguaylı somalili kongolu moğolistanlı bir akil adam yok mudur başarıya ulaşan. bizim de feyz alabileceğimiz.
    bir diğer konu da kişilerin kendi şartlarında gerçekleştirdikleri başarılara ait tespitlerin tüm insanlık için çözüm olan ideal olan genel kurallarmış gibi pazarlanması.kişiliği tam oluşmamış insanlar için belki cazip olabilir ancak neticede her bireyin kendi mucizesi kendisinin elinde bunun bir yol haritası yok.
    yaşam koçluğu adı altında bu hikayelerin pazarlanmasının tek kar’ı yeni nesil girişimcilere. bu tür sunumların ilk hedefinin ticari olduğunu hala anlamayanlar varsa yolunmayı hak etmişlerdir.işin içinde 500 $ olayı da varsa organizatörler için kaymaklı ekmek kadayıfı.
    yeni dünyada marketing böyle birşey.

    13/02/10, 12:35
  81. Bilal TemizerNo Gravatar

    Merhaba Tunç,

    Video’yu izledim. Çok güzel anlatmışsın birçok şeyi. Ama şu soru var kafamda. Sana dair şu soru: Gerçekten resetlemeye hazır mısın? Yoksa resetlemek için mi resetleyeceksin?

    Yaşadığın olaylar seni resetleme zorunluluğuna mı itti? O kadar samimi anlatmışsın ki sana dair sorular sormak istedim. Sordum, cevaplar aradım. Biraz buldum, biraz bulamadım. Resetlemek sıfırlanmak, yeni bir hayatsa eskiye dair şeyler değişmeli.

    Belki en azından bir süreliğine facebook’un, msn adresin olmamalı. Tüm bunlardan kopup yeniden bir şeyler bulmalısın. Tüm bunların dolduruculuğunu boşaltıp bir o kadar kendini koymalısın bunların yerine. (İnan bunları ben de istemem, yoksa seni nereden takip edeceğiz.) Başka kurgular, başka hayatlar ile ne kadar kendimiz olabiliyoruz ki.

    Her şey olabildiğince bizi doldurmaya odaklıyken nasıl boşalırız?

    Her şey seni doldurmaya bu kadar odaklıyken nasıl sıfırlanırsın?

    Sadece düşündüm, paylaşayım istedim Tunç.

    İyi ki varsın.

    14/02/10, 23:47
  82. Guzel konusmussunuz.. tamam, bugun hepimiz oluyuz – peki gelecek planlariniz? =]

    This comment was originally posted on FriendFeed

    15/02/10, 03:38
  83. MertNo Gravatar

    Bu tabloyla ilgili, bence butun kutuların altına mutluyum/değilim kutusunu koyup onlara da cevap vermek gerek. Böylece mutlu bir konumda bir satırı sabitleyip diğer satırlar için arayışlara devam edebilinir.

    Bazısı verilen işi yapmayı o kadar sever ki kendi başına yapması gerektiğinde dünyanın en mutsuz insanı oluverir onun verilen iş kısmında mutluyum’u işaretleyip o sütunu geliştirmeyi bırakması gerek ki diğer sütunlarda istedikleri etkilenmesin..

    Hayatta iki çeşit insan vardır mutlu olan bir de olmayan, diğer her şey de buna göre belirlenir, benim dünyada öyle enazından :)
    Kolay gelsin.

    16/02/10, 04:31
  84. ÖznurNo Gravatar

    “Kaybedecek bir şeyleri olduğuna dair tuzak düşünceyi yok etmenin en iyi yolu insanın öleceğini hatırlamasıdır..”

    17/02/10, 23:07
  85. Evet, hayat bize oyun oynuyor ama bizde bu oyunlara katılmaya çok müsaitiz. Şimdi bizim hayata oyun oynama zamanımız mı ne ?

    24/02/10, 14:24
  86. gelecek ‘bugün’ ilker :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

    25/02/10, 16:27
  87. mlkkrNo Gravatar

    Tesadüfen farkettim burayı, Faili Meşhul Kıyak’ı, aa inanmıorum yuhh harika evet evett :) gibi tepkilerle okuyuverdim. sonra sitedeki her yazıyı okumaya başladım. bu vidyoyu da izlerken vay be dedim, çok etkileyeci. hele Şebnem Ferahın sesini duyunca iyice mest oldum.

    ben öle ünlülere yazarlara hayranlık duymam, severim dinlerim okurum ama galiba Tunç Kılıç’a hayran oldum:) söyleyecek kelime bulamıyorum bu kıvamda bi insan nasıl olur?

    27/02/10, 23:01
  88. laleNo Gravatar

    osman gürsoy
    “öncelikle hala bir işe yaramadığını düşünürken facebook sitesi aracılığıyla ulaştım bu siteye. evet kesinlikle kelime şaşmadan ve asla ve asla haksız bulmadan ağzım açık izledim konuşmanızı -MÜTHİŞ- diyebildim sadece…”

    …..Haklısınız. Face de o kadar grup vb. var ki; hepsine ulaşmak mümkün değil ayrıca ‘hipnoz’ u kullanmanın imkanı yok kaydırık kuyduruk bakıp geçersiniz ancak.

    Bu katagoriyi gerçekten incelemek gerek…Hakan’ın sayesinde sanırım kaybettiğim şeyleri yeniden kazanacağım.

    01/03/10, 11:40
  89. AlpNo Gravatar

    Olayın özeti sanırım: aydınlanma arayışı herkes bir ışık arıyor hayatında doğarken bile bu böyle… bu genel geçer doğrumuz olmuş tüm insanlığa ait. Nedir ışığı bu kadar önemli kılan.. bence karanlık olsa gerek.. aslında ışık çok acıtır. doğdunuz an bile gözleriniz ilk ışıkla acır.. karanlık bir yerde ışık açıldığında neredeyse bir anlık kör olursunuz yine acıtır. o zaman neden aydınlanmaya (kelime anlamı da ruhsal anlamı da) bu kadar meraklıyız?

    Bu tam bir güdülen koyun sürüsü olmamızdan mı kaynaklanıyor? çalarak aldatarak ya da el koyarak kendimizi bulamaz mıyız? aydınlanma sürecimizde bile genel geçer ahlak kuralları egemen olmuş…

    Daha önceki bir yorumda neden bu başarı hikayeleri hep amerika’dan cıkıyor gibi bir yorum okudum. cevabı çok basit: Pazarlamayı amerikalılar icat etmiş de ondan :D

    Sizin yazılarınızı beğeniyordum ama bu konuşmanız sanırım burada yazdıklarınızın, paylaştıklarınızın yavaş yavaş bir felsefe ye dönüşmeye başlamasının ilk sinyalleri..

    Son yıllarda yeni felsefi akımlar pek gelişmiyor hala Descartesler, Lockelar hatta Aristolar’la geçiniyoruz…Umarım bu yaşadıklarınız ve ruhunuzda olanları toparlamayı başabilirsiniz..

    Gelelim Reset işine, ben size bir soru sorayım:

    Eğer kariyerinizde başkaları tarafından beğenilip el üstünde tutulduğunuz şanslı (küçümsemek anlamında değil yaşadığımız çağın bir yansıması olarak) dönemler olmasaydı bugün yapmaya çalıştığınız o Reset’lemeyi bırakın yapmayı, düşünmeniz bile mümkün olur muydu?

    Bu çok önemli bir nokta bence çünkü herkesin sizin ki gibi başarılı bir kariyeri olmuyor ve bu durumda ölmek ile yaşamak arasında ki o yaşam dediğimiz fark kalmıyor. Sadece ölmeyi beklerken acı çekmemek için çırpınıyor insanlar. (asgari ücret almanın bile önemli olduğu bir yaşam çünki onu alamayan milyonlar var).

    Düşünsenize siz başarı kıstaslarınızı ilk alanda karne vs. ikinci alanda title yazmıssınız, çoğunluk ise bu ikisinin ne olduğunu bile bilmeden yaşayıp ölüyor…

    O tabloya bir de Şans yazmak lazım doğarken + ya da – çalışırken + ya da – gibi… Ne kadar iyi ya da kötü olduğumuz değil, ne kadar şanslı olduğumuzun önemli olduğu bir çağda yaşıyoruz artık sanki….

    İnsanın kendini bulabilmesi için sanırım YALNIZ kalabilmesi gerek öncelikle…

    19/03/10, 15:41
  90. ANILNo Gravatar

    İnsan kendine güvenmeden yaşayınca ne kadar başarılı olursa olsun kendine güvenemediği için kendini hep sorgulayacaktır ama kendine çok güvenerek yaşamış fakat birtürlü bir yerlere gelemeyen bir şeylere sahip olamayan insanlar hiçbi rzaman hiçbir şeyi sorgulamayacak ve kendine güvenerek yaşadığı için bununla motive olup her şeyi kadere yoracak elindekileriyle de mutlu olmaya çalışacaktır.

    Yani başaramadığımızda suçu atacak biridir belki kader ama başarılı olunduğunda kaderden söz edilmez, kişi başarmıştır o yapmıştır tırnaklarıyla gelmiştir oraya; başaramadı mı :) KADER. o yüzden halen tartışılır dünyada insan kaderini değiştirebilir mi diye;

    bunun cevabı herkes için farklıdır bazıları değiştirebilir bazıları değiştiremez, bazıları değiştirilemeyeceğine inandığından denemezler bile, bazısı da değiştirmek için kendini heba eder. Tek gerçek yaşamadan görülemeyeceği, bilinemeyeceği diye bilinir.

    Hatta belki yaşamın son demlerinde geriye dönüp baktığında bile anlamaz insan hayatını kaderi değiştirerek mi yaşamış, yoksa yaşadığı onun kaderi miymiş!
    koskoca bir sır bu tek ipucu da sanırım quantum fiziği ve işliyorsa tabi.

    17/04/10, 12:00
  91. Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi? http://shar.es/m7HCb

    This comment was originally posted on Twitter

    21/04/10, 17:50
  92. Hep bi uzaklara gidesi gelen insanNo Gravatar

    Tek bir soruya cevap vermek özünde.. NEDEN?

    Küçücük çocukların bile gözlerindeki memnuniyetsizlik,
    kendinden memnun olamayan yetişkinler,
    yaş elliyi geçince oturup ölümü bekleyen yaşlılar,
    iletişim çağında iletişemeyen birbirine uzaklaşan insanların çoğalması
    ve daha bir sürü şey..
    Sebepsiz sıkılan ve hep bi başını alıp uzaklara gidesi gelen insanlar..

    Küçükken gelecek planları büyüyünce geçmiş pişmanlıkları olan insanlar birikti.. Neyi değiştirebilirim de hayatlarına bi parça pollyanna etkisi katabilirim derken bir şey yapamayacağımı anladım. İnsanların kendi kafalarını değiştirmeleri gerek:..

    22/04/10, 03:21
  93. bsmistNo Gravatar

    birilerinin kucağına doğuyoruz… yabancı kollarda kendimizi bulmaya çalııyoruz ya da hayata hiç bırakılmyoruz aramadan bir şeylere sahip oluyoruz ve aranmayı hiç bulamıyoruz, yani kendimizi bulamıyoruz, çizilmiş yollardan gidiyoruz yeni bir yol çizmek yerine…

    08/06/10, 13:06
  94. 27/02/10, 19:52

    [...] videonun sonunda anlayacaksınız. Ayrıca aşağıdaki video ile ilgili olan yazısına da buradan bakabilirsiniz. Şimdi sizi Tunç Kılınç’ın videosu ile başbaşa [...]

  95. 09/03/10, 20:55

    [...] ve onların “neden” nefes aldıklarını anlamaya çalıştıkça, daha ne kadar çok fırın ekmek yemem gerektiğini de [...]

Sen de düşünceni paylaş...

RSS 2.0 ile bu yazıya gelen yorumları takip edin.