9

Fikir Atölyesi Kahramanları Hayatta mı? (2)

Düşünceleriyle, yaptıklarıyla “iyi ki varlar” dediğimiz ve zamanında Fikir Atölyesi’nde konu olan kişilerin son durumlarını (birinci bölümden sonra) öğrenmeye devam ediyoruz.

Büyük bir şirketteki iyi pozisyonunu bırakıp “Hayat bir nehirmiş! Bazen ellerini bırakmak gerekiyormuş” diyerek tek başına 9.5 ay dünyayı dolaşan bir Barış Akkiriş vardı hatırlarsınız.

Döndükten sonra bir müddet zorladı kurumsal iş yaşantısına geri dönmemek için, ancak olmadı. O şimdi başka (ayrıldığı firmanın rakibi!) büyük bir firmada yine iyi bir profesyonel olarak devam ediyor hayatına.

Gerisini Barış’tan dinleyelim:

“Biliyorsun 2006 Mayıs sonunda geri gelmiştim; 2006 Ekim’ine kadar “konvansiyonel” bir iş aramadım; onun yerine kendi hayatıma daha fazla yön verebileceğimi düşündüğümden, birtakım girişimlerin hayalini kurdum, hatta bazılarının fizibilitesini yapmaya başlamıştım. Sonra koşulları değerlendirip kendimce bir karar verdim:

Hayatımda yeni bir macera istiyorum evet; ama zamanlama olarak bu doğru zaman değil; öncelikle tekrar kendimi güvende hissettiğim alana geri girip güç toplamalıyım. Ve işte Ekim sonunda bildiğim işe – ofis yaşamına geri döndüm.

Diğer taraftan son 1 yıldır yeni bir kız arkadaşım var, onunla çok farklı olmamıza rağmen çok huzurluyum, ve onu çok seviyorum. Geçtiğimiz haftalarda ailesi ile bile tanıştım!

Bolbol kitap okuyorum, her birinin ofiste küçülen zihin odağımı açmasına gayret ediyorum, üzerinde düşünüyorum. Bu arada “düzenli çalışma hayatı” ile ilgili düşüncelerim pekişiyor; geleceğimin buralarda olmadığını en derinlerde hissediyorum; ve hayatımdaki “yeni takıntıma” mümkün olduğu kadar enerji ayırıyorum.

Çalıştığım yerin hakkını yemeyelim; bu tarz yerler arasında şartların fena olmadığı, hatta iyi sayıldığı bir yer; en azından 5.30’da evime geri girmiş oluyorum.

Benden sonra dünya turundan gelen bir arkadaşım daha kurumsal hayata geri döndü; bir diğeri de planlarını yapıyor; yani benim bu işten anladığım, “dünya seyahati” ve “kurumsal hayat” birbirinin antitezi değil; bir kez birini yapan bir daha öbürüne bulaşmaz kanısı da pek geçerli değil.

İnsanın ne yapacağına sadece kendi karar veriyor; “şartlar beni şuna itti buna itti” demiyorum da; “şu anda hayatımın bu şekilde olmasını ben seçtim” diyorum; elimde olmayan koşullar tabii ki var, ama hayat dediğin şey onlar karşısında aldığın kararlar sonucu ortaya çıkan şey değil mi?

“Macera” ruhum hiç kaybolmadı, ve yeni bir proje için gün sayıyor :) “

*
* *

Başka bir maceracı da Meltem Yaşar‘dı. Hani Türkiye’den Uganda‘ya yerleşen ve artık orada yaşayan. Hala Uganda’da (zorluklarına rağmen) yaşamaktan pek bir keyifli.

Orada iş hayatına devam ederken Afrika’yi daha çok gezmek için planlar yapıyor bu aralar. Yetimhaneye daha fazla yardım etmek için de yollar arıyor.

Hayatında öyle çok büyük değişiklikler olmasa da Uganda’da tek başına yaşamını sürdürüyor olması bana hala fazlasıyla büyük ve şaşırtıcı bir değişim olarak gelmeye devam ediyor.

*
* *

Sadece futbol ve basketbol değil, hemen her konuda sohbetlerken çok şey öğrendiğiniz, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız, medyadaki en keyifli, zarif ve samimi kişilerden biri, gazeteci Yiğiter Uluğ da 20 Soruluk Söyleşiler’deki konuklarımızdan biriydi.

Onu çok heyecanladıran bir projesi var bu aralar. Ona hem bu projeyi, hem de hayatındaki değişiklikleri sordum:

“Vallahi son zamanlarda hayatımda çok büyük bir değişiklik yok aslında. Yine spor (ağırlıklı olarak basketbol) her yanımı kaplamış durumda. İzliyorum, yazıyorum, bazen TV’ye çıkıp yorumluyorum vb.

Yalnız beni heyecanlandıran bir proje var. Yaz boyunca epeyce bir hazırlık yaptık ve önemli ölçüde yol aldık. Ekim ayında da başlayacağız inşallah.

Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin çatısı altında bir Sportif İletişim Sertifika Programı başlatıyoruz. Nedir, açıklayayım:

Spor yazarı, yorumcusu, TV spikeri olmak isteyen binlerce genç var. Ancak bunların gidebildikleri okul sayısı kısıtlı, oralarda da alabildikleri eğitim onları bu tip bir profesyonel yaşama hazırlamak açısından yetersiz. Biz şimdi üniversite öğrencileri ya da üniversiteyi bitirmiş ve bir başka dalda çalışan gençler için haftasonları üst düzey profesyonellerin ders vereceği bir spor gazeteciliği ve televizyonculuğu programı tasarladık.

Halit Kıvanç’tan Attila Gökçe’ye, Çetin Çeki’den Şenes Erzik’e kadar kendi alanında isim yapmış, büyük deneyim sahibi insanların ders vereceği bu programın koordinatörlüğünü üstlendim. Bir aksilik olmazsa 20 Ekim’de başlayacağız ve her hafta 8 dersten 14 hafta sürecek. Toplam 112 ders. Gazeteciliğin yanı sıra spor ekonomisi, spor hukuku, image making gibi dersler de var.

Hatta Türkçe dersi de olacak; bildiğin “Güzel Türkçemiz”! Malum, şimdiki gençlerin çoğu de’leri, da’ları ayrı yazmayı bilmiyor.

Türkiye Spor Yazarları Derneği ile konuştuk, çok olumlu geçti. 15-20 kadar öğrenciyi gazetelerin spor servislerinden onlar seçip bursla gönderecek. İlk etapta 50 öğrenci hedefliyoruz. Eğer başvurular daha fazla sayıda olursa ilkbahar döneminde de devam etmeyi düşünüyoruz.”

*
* *

Dünyayı değiştirebileceğimize yürekten inanan bir blog yazarı vardı, ağırlıklı olarak pazarlama üzerine dobra dobra yazan; samimi ve asi… Evet; Eylülce‘nin Gaye Ör‘ünden bahsediyoruz:

“Hala aynı yerde çalışıyorum, hala aynı yerde oturuyorum, Batman favori karakterim, saçlarım hala kısa ve hala hepimizin dünyayı degiştirebileceğine inanıyorum. Sanırım en önemli şey doğru ve iyi biri olmak ve sonra da elinizden gelenin en iyisini yapmak ; )

Hayatımda “bana” dair birçok sey değişti. Belki evlendim, çocuğum oldu, müdür oldum diye bir girizgah yapsaydım hakkımdaki değişim algısı daha farklı ve kuvvetli olacaktı. Ama önemli olan “ben”in değişimi, gerisi boş…”

Güncelleme (9 Ekim 2007): Gaye’nin son adresi: pangpeng

*
* *

Anafikir’den tanıdığımız internet aşığı Selim Yörük‘de şimdi sıra:

“Tunç’la yaptığımız söyleşide canlı canlı önümde duran tek kalan projemin Anafikir olduğu söylemişim. Söyleşinin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmiş. Şimdi bakıyorum, ortada daha çok proje var ama Anafikir’in yeri ayrı hala benim için. Neden ayrı?

Bir zamanlar yalnızca bir üniversite öğrencisi iken, yalnızca bir blog ile hayatımı şekillendirmiş biri oldum bugün, inanamıyorum : ) Onun sayesinde, bugün dostum, arkadaşım, iş-arkadaşım diyebileceğim onlarca kişi kazandım. Bu şekilde kazandığım ve büyük bir hazla dostum dediklerimden biri de Tunç.

Tunç’la söyleşiden bu yana bakıyorum da, pek hoşuma giden cicilerim olmuş kucağımda; İnternet, pazarlama, gak guk hakkında yazılar yazdığım bir blogum (Takipte.com), müzik tutkumu tüm dünyayla paylaştığım bir sitem (Listeny.com), benim ve diğer birçok insanın film karesi gibi olan hikayelerini paylaştığı bir komunitem (eAnlat.com), aşık olarak, resmen sevişerek çalıştığım, ay sonlarında, yalnızca hobimi yaparak maaş bordrosu gördüğüm 4play’im.

Bakıyorum da, bir yıl öncesinden çok daha mutlu biri olmuşum. Bitmiş mi? Yok; “Ömür boyu beta” kalacak bir çocuğum ben. Hiçbir zaman olmam, bitmem, tamamlanmam. Daha yapılacak, düzeltilecek, geliştirilecek çok şey var.”

*
* *

İki memur çocuğu, Barış Sözen ve Ümit Dilli, üniversite hazırlık kurslarına giderken çektikleri maddi sıkıntılara adeta isyan ederek kurdukları bir sanal ÖSS hazırlık dershanesi vardı. Ücretsiz hem de.

Bugün itibariyle yaklaşık 400 ders videosu bulunan sitelerini kurabilmek için zaman zaman aç kalmayı daha göze almışlar ve sponsor olarak da sadece PowerFm’i ikna edebilmişlerdi.

Barış bugüne kadar olan gelişmeleri özetledi bana:

“Şu an yaz okulunda derse ara verdik :) Ümit arkadaşım da şu anda bütünleme sınavlarına çalışıyor. Anlayacağınız derslerimizi biraz ihmal ediyoruz ve biraz da hocalarımızın anlayışsızlığı ve bizi (çoğunluğunun) hiçbir zaman desteklememesinden kaynaklanıyor bu durum.

Bu siteyi kurmak için çektiğimiz sıkıntıları düşünüyoruz da buna değer miydi diye sürekli kendimize soruyoruz. Ve cevabını bulduk “evet değer”. Sitemize giren binlerce öğrenci var ve bunlardan dershaneye gitmeden bizim sitemizden çalışarak iyi veya kötü bir üniversite kazanan yüzlerce öğrenci var.

Şu aralar sitemizin tasarımını değiştirmekle uğraşıyoruz. Yeni eğitim dönemine online eğitim sitesinin yanı sıra, eğitim haber portalı olarak da girmek istiyoruz. Tabi ki bir yandan okulumuzdaki derslerle uğraşmak ve bir yandan siteyle uğraşmak bizi çok yoruyor ve yavaşlatıyor.

Üniversite öğrencilerine burs vereceğimiz bir de projemiz var, bir fon oluşturacağız ve bu fonda 400-500 bin ytl arası bir para toplanacak ve bu para üniversite öğrencilerine burs olarak verilecek. Tabi ki bu projede tamamen internetin sayesinde olacak.

Burada iki amacımız var; birincisi herşeyin para demek olmadığını insanlara göstermek istiyoruz. İikincisi ise eğitim ve bilişimle ilgili haberlerimiz basında çıktıkça insanlar ve dolayısıyla şirketler ve devlet(?) eğitime ve bilişime ve yeniliklere daha fazla önem verecek ve umarız daha güzel bir Türkiye olacak.

Ama şu anda okulumuz ve Dersizle.com yeni projemizi yapmamıza engel oluyor. Büyük ihtimalle yeni projemizi önümüzdeki kış aylarında okulumuz tatildeyken yapacağız.

İleride internet üzerinden reklam çözümleri sunan ve bilişim danışmanlığı yapan “global” bir şirket sahibi olmak için uğraşacağız.

Şimdi dersime yetişmek zorundayım!”

Üçüncü ve son bölümle bu yazı dizisini bitireceğiz.

Yorumlar 9

  1. manolya yılmaz

    Meltem Yaşar’ın sitesinde başladı yolculuğum.. Buralara dek geldim… İyi ki internet var… Bir şekilde o kapıyı açıp, o adımı atamamanın acısını çıkartıyorum belki her “enter” tuşuna bastığımda… Her gidenle empati kuruyorum, her o çemberi kırabilenle…

    Kaleme aldıklarınız da inanılmaz yüreklendirici… İnsanın yaşamını oturttuğu saç ayağını tekrar gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyor okurken…

    Başarılısınız ve umarım hep böyle içten, yürekli ve güzel izler bırakırsınız…

  2. Sertan

    Selim’in “ömür boyu beta” lafına bayıldım..

    Merak ettiğim Meltem biraz da. Yaptığı işi, ne kadar süreli Uganda’da kalacağı, iç dünyasını… Bırakıp gitmekse onun yaptığı (gıpta ile baksam da) Uganda’da bırakamadıkları var mı? Dedim ya, merak sadece.

    Güzel oldu bu hatırlatmalar Tunç.

  3. MaFiAMaX

    Barış Akkiriş gibi yapmayı kaç defa düşündüğümü bilemezsiniz.

    Belki beni tutan sebeplerden biri üniversite idi. Çünkü hayalini kurduğum bir bölümü okuyorum ve hayallerimi gerçekleştirmek için de bu bölümden mezun olmam gerektiğine inandım.

    Ben de bir gün kimseye haber vermeden çekip gitmeyi ve yeni yüzler, yeni hayatlar tanımayı istiyorum. Bakarsınız Barış Bey ile karşılaşırız :-)

  4. Dursun Ferikel

    Barış Sözen ve Ümit Dilli arkadaşlarımızı, özverileri için ve birkaç kişiye değil binlerce öğrenciye aynı anda yardımda bulunan bir projeyi gerçekleştirdikleri için canı gönülden kutluyorum.

    İnandıkları projeyi gerçekleştirip, para karşılığında prensiplerini satmadıkları içinde kendileriyle gerçekten gurur duydum. Başarılarının devamını dilerim.

  5. Hüseyin Kaya

    Dayanamadım, “komedi spikerlikle” ne demek istediğimi size göstermek için netten bir şeyler buldum:

    umit aktan, grasshopers – galatasaray macinda: gollerimizi hagi ile arif atti sayin seyirciler. bu tablo bana buyuk türk bestecisi haci arif bey’i hatirlatiyor nedense. zaten bizim nöşetelden de 5 tane çocuğumuz var.

    galatasaray’ın werder bremen’e orda 2-1 yenilmesinden sonra umut verici skor olduğu için sevinçli bir halde mustafa denizli’nin yanına koşan bülent karpat: -mustafa iki bir daha kaç eder?

    -tugay, vurursa gol olur, vuruyoooor (sessizlik), aut… bulent karpat

    euro2000, turkiye ceyrek finale cikmis, huseyin basaran omer üründül’le rakibimiz portekiz’i tartisiyor:
    -simdi bu portekiz’de figo diye bir arkadas var.

    mac: kocaelispor besiktas yayin: tgrt spiker: umit aktan amokachi malvarligini icine soktu..
    *amokachi altin zincirini formasinin icine sokmustur..

    biz bu almanyayi sadece inonu de degil dunyanin her yerinde yeneriz aman aman recep aman aman recep aman recep ve gol

    fenerbahce-karsiyaka maci ozturk pekin: “aygun kaleci ile karsi karsiya…aygun…aygun!!…at onu aygun!!!!…. ahaha gooooll!!!!…. eehehooe ee e e yani futbolun guzelligi icin at aygun, seyir zevki icin at…”

    “hakan, önünde kocaman bir kale, bir plase yapsan yetecek gole… “ilker yasin (1995 euro96 grup eleme maçı, isviçre-türkiye (1-2) hakan şükür bir gol pozisyonunu kaçırdıktan sonra)

    can bartu, atv’de beşiktaş maçı yorumlarken: walsh ikinci yarı çok etkisiz, kendisini oyunda hiç göremiyorum.. (walsh devre arasında oyundan çıkmıştır..)

    manchester utd-gs maçında cantona stumpf’a yaptığı faulden sonra özür dilerken: bir fransız bir almandan, bir türk ve bir ingiliz takımlarının maçında özür diliyor. umit aktan

    manchester utd-gs maçının bitişini umit aktan’dan dinliyoruz: -bu 90 dakikada üç sıfır…..lık bir mançester galibiyetini bile az gören seyirciye karşı, üç iki…..lik bir galatasaray galibiyetinin sevincini yaşarken, maçı üç üç bitirmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.

    hüseyin başaran, şili-brezilya maçı, sürekli zamorano ile ronaldo’yu karıştırıyor. 4-1 biten maçın 3. golünü atan ronaldo golü atarken)- zamorano sıyrıldı, zamorano, zamorano ve goool. zamorano’nun golü (kısa bir sessizlik).. yine zamorano dedim sayın seyirciler.

    00/01 sampiyonlar ligi ceyrek final galatasaray-real madrid radyodan. spiker: umit aktan, mac 2-0’dan 3-2’ye dondukten sonra hagi yine yokluyor kaleyi. umit, hasan ve jardel’den sonra casillas’a bir ampul de ben takacagim diyor. ispanyada da variz. madridde de variz, orda da takariz.

    ilker yasin oliviera’nın hat-trick yaptıgı belcika-turkiye maci esnasında: “evet sayın seyirciler elin zencisi, elin arabı hat-trick yapiyor bizim hakan’ımız bizim oktay’ımız uyuyor”

    abidin aydogdu danimarka-fransa maçını anlatırken: -zidane koşarken topa basar ve düşer : “evet zidan’dan fantastik hareketler”

    akın göksu, meltem tv’de peruggia-trabzon uefa kupası maçını anlatıyor, birara yorumcu hüseyin tok’un ismini karıştırıyor: – evet sayın top… eee top? top sahada.. sayın tok..

    aynı maçta trabzon 3-1 öne geçince italyan taraftarlar ellerine ne geçerse sahaya atıyor, yan hakem can havliyle bayrağını atıp sahanın ortasına kaçıyor. bizim oyunculardan biri yalakalık olsun diye ofsayt bayrağını alıp hakemlere getirirken:- evet, işte görüyorsunuz sayın seyirciler, sahaya galatasaray bayrağı atmışlar!!

    galatasaray-milan maci (sabri urgan): capone’un vurusu ve top diregin ah ustunden dışarı gidiyor sayın seyirciler. resmen ah ustu bu, az ustu diil sayin seyirciler..

    tarih 19/09/2001, mac psv eindhoven-galatasaray (yagmur yagmis, saha islak ve agirdir) dileriz bu yagmur cimbomun gol ciceklerini sulamak icin yagiyordur!

    sene 1988, gs – monaco ceyrek final maci, prekazi’nin unutulmaz golü radyodan orhan ayhan tarafindan soyle aksedilir: “prekazi geliyooooor vuruyoooooor ohhhhha be prekazi bu ne beee!”

  6. Pingback: Fikir Atolyesi Kahramanları Hayatta » Doğancan ülker

  7. Hüseyin Kaya

    Ümit Aktan, Ömer Üründül, Bülent Karpat, Öztürk Pekin, Ercan Taner, Levent Özçelik, Melih Şendil, Onur Şahin… İlk aklıma gelen komedyen maç spikerleri…

    Yiğiter abi, önce bu kişilerden başlasanız… Hayatı onlara eziyet ettirseniz de meslek değiştirseler!

    Maç yayınlayan kanallar senin bu programın sertifikasını almayı zorunlu hale getirsinler. Eurosports’u da mı dinlemez acaba bu bizim çok bilmiş spikerlerimiz?

    Şimdi onlara sorsanız; “e halk bunu istiyor, televole misali, biz bağırıp çağırınca daha fazla rating alıyor kanal” derler. Doğrudur; Arap ülkerlerine gitgide nekadar çok benziyoruz.

  8. Ömer Berk

    Barış’la Ümit’in Dersizle.com sitelerinden şimdi haberdar oldum. Sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim açıkcası.

    Bir tarafta ÖSS rezaletinin halen bu çağda devam etmesi, diğer taraftan da bu eziyeti hafifleştirmeye çalışan iki gönüllü…

    Adını sanını duymadığımız sanatçı kılıklı şarkıcıların sahne aldığı belediye konserlerinde bile gördüğümüz markalar, harcadıkları paralarla bin kişiye daha logolarını gösterebilmenin ötesine geçmezlerken, burada çok değerli bir eğitim projesi can çekişiyor. Yazık! (Powerfm’e de bravo.)

  9. Pingback: Fikir Atölyesi Kahramanları Hayatta mı? (1) | Fikir Atölyesi

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir