33

Dünyanın En Tehlikeli Eğlencesi!

Geçenlerde bir gazetede vardı. İnternette bir arkadaşlık sitesine üye bir ağbi “ilgi açlığı çeken” dokuz tane orta yaşlı hatuna “istedikleri ilgiyi” verirken, çaktırmadan para ve kredi kartlarını alıyormuş. Sonra onların paralarıyla da onlara hediyeler alıyor, gönüllerini hoş tutuyormuş! Yakalandığında ise dediği: “beş aya kalmaz çıkarım.”

Aynı gazetedeki diğer bir manşet haber ise bir medyumdu: “Galatasaray bana 10 milyon TL versin, Kadıköy’deki büyüyü çözeyim!”

Kaynak: bobiler.org

Örnek çok, bir o kadar da eğlenceli:

> Mesela ülkemizde uluslararası düzeyde yüzme şampiyonası düzenler, kendi sporcularımızı kayıt ettirmeyi unuturuz! Bunun için rekor kırıp sekiz günde yüzme havuzu inşa eder, sonra da tek bir madalya almadan bitiririz şampiyonayı.

> Che baskılı t-shirt giyer, kafaya Coca-Cola şapkası takarız.

> Reyting uğruna televizyonlardan eksik olmayan cübbeli hocaların vaazlarını can kulağı ile dinler, dediklerini kanunların bile önüne koyarız. Hatta öyle ki, cinayetleri töre geleneği diye savunabiliriz. Bu da sonradan mahkemelerde “hafifletici” neden sayılabilir. Doğal karşılarız.

> Sağlık bakanımız H1N1 (domuz gribi) için aşı yaptırın derken, başbakanımız “biz ailecek aşılanmaya gerek duymuyoruz” der…

> Bir oyuncusunun aldığı cezayı çabuk bitirebilmesi için aynı gün takıma iki hazırlık maçı yaptırırız. Ve bu maçlarda cezalı oyuncuyu başka bir arkadaşının formasıyla, hem de gazeteciler ve binlerce seyirci önünde oynatıp yakalanmayacağımızı düşünürüz. Bunu amatör bir basketbol takımı değil, asırlık Galatasaray Kulübü yapar.

> Yangın merdivenini tahtadan yapar, duyda elektrik var mı diye parmağımızla yoklamayı severiz örneğin.

> Çernobil sonrası bir bakanımızın kameralar önünde radyosyonlu çaydan içip, ‘bize bir şey olmaz’ demesi olağandır, hem de çok olağan.

> “Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz” lafını duymuşunuzdur, geçiyoruz…

> Komiktir ancak Şahin model bir arabanın içine inek sığdırıp fotoğrafını çeker, sonra arkadaşlara mail atarız.

> Futbol maçlarına “ölmeye, ölmeye” diye gider, kazanınca havaya ateş açıp birilerini ‘maganda kurşunuyla’ mezara göndeririz.

> Tek görevi maçı anlatmak olan bir spiker gaza gelip, bir kalecinin her tarafını öpmek ister. Kaleci sonradan kırmaz belki onu, o kadarını bilmiyoruz…

> Komşu ziyaretlerinde ufak erkek çoçukların pipisini görmeye meraklıyızdır örneğin… Babası ister her şeyden önce; “hadi oğlum, göster amcalara pipini!”

> Sahilde güneşlenen bir turiste tecavüz eder, sonra da sorguda “çıplaktı ama napayım” diye ifade veririz.

> Hayal dünyamız geniştir, zaman mekan tanımaz. Damacana ile asansörde ilişkiye girer, şişme bebekle yüzeriz…

> Kaza yapıp baygınlık geçiren vatandaşın cüzdanını çalarız. Veya boğulan bir vatandaşı kurtarmaya atlayan kişi çıkışta elbiselerini bulamazsa şaşırmayız.

> İntihar etmek için yüksek bir binanin çatısına çıkan adama ‘atla atla’ diye tezahürat yapar, atlamaktan vazgeçerse ona kızar, küfürler savururuz.

> Otobanda at arabasıyla gider, havaalanında deve keseriz.

> Olimpiyatımız yok, stadı var. Stad var, yıllarca yolu yok… Sorumlular koltuklarında oturmaya devam eder, olağan karşılarız.

> Bir dolandırıcı Galata Kulesi, Boğaz Köprüsü veya Kız Kulesini satar, biz de satın alırız.

> Uçak inince pilotu alkışlar, pikniğe gider orman yakar, bir gaz tüpünün infilak edip etmeyeceğini kibrit tutarak anlamaya çalışırız.

> Her gün onlarca siteye sansür koyar sonra da bunlara yan yollardan gireriz. Mesela kendisine bağlı bir kurumun yasakladığı YouTube’a başbakanımız alenen girdiğini söyler…

> İşimize gelen mahkeme kararları için “hukuka saygı göstermek gerek” derken, gelmeyenler için açıkça “biz bu kararları ‘by-pass’ edecek yöntemleri devreye almayı biliriz” deriz. Ve alırız da gerçekten!

> Web site adresini tarayıcının adres kutusuna yazacağına, Google arama kutusuna yazar, oradan tıklarız.

> Trafikte ambulansın arkasına geçer, araya girmeye çalışanlara korna çalıp kızarız. Karşıdan karşıya geçmek için üst geçit yerine hemen altından geçer, otobanda can veririz.

> Seçim dönemlerinde önce kapağını dağıtır, bize oy verirsen tencereyi de vereceğiz deriz. Yine seçimlerden önce gecekondulara elektrik ve su verir, bir yıl geçmeden de “yasal değil” diye yıkarız.

> İçine bok karışan il suyundan içip zehirleniriz. Sonra da “bu suya bok karışmıştır” diyen üniversite görevlilerini “siyaset yapmakla” suçlarız.

> Meclis?in 90?ıncı yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen bisiklet yarışı için federasyon ve bir firma tarafından getirilen 24 adet bisikleti iade etmeyip, bürokratlar arasında paylaştırırız…

> Dere dibine bazıları kaçak, bazıları imar izinli! ev yapar, selde boğuluruz. Sel biter evleri yıkarız. Sonra yenileri için yeniden imar izni veririz.

> Rakip bir markanın önüne “öz” yazarız, sonra diğeri de gelir “hakiki” yazar. Hangisi hangisi bir müddet sonra farketmez, hepsine sorgusuz sualsiz müşteri oluruz. Onu geçtim, kendi sandalımıza ‘öztitanik’ yazarız.

> Şirketlerin kapısını çalıp, “beni Polat Alemdar gönderdi, bana iş vereceksiniz” deriz.

Yılmaz Özdil de yazılarında sık sık ele alır bu konuları:

Dünyanın neresine giderseniz gidin, yoğurdun üzerinde yogurt yazar. İnsan, gurbet ellerdeki marketleri gezerken, rafta, emmioğlunu görmüş gibi olur. Ama yoğurt dışında, insanlığa pek katkımız olduğu söylenemez.

Bu nedenle, tıp, fizik, kimya ve barış Nobel’leri sayılırken, bizi hatırlayan pek olmaz. Çünkü “sahte para” icat ederek, kimya ödülü almak mümkün değil. SSK’yı soymak için erkeklere sezaryen faturası keserek, tıp ödülü almak da imkansız. Ya da ne bileyim. “Pinpon topu titreyince deprem olacağını anlıyoruz” diyene, fizik ödülü vermiyorlar.

Say say bitmez bu işler.

Mesela, istanbul’dan çıkan şehirlerarası otobüslerin yüzde 99.9’u Anadolu’ya gider… Otogar nerede. Avrupa’da.

Eğlenmeyi bile bilmeyiz, eğleniyoruz diye gösteriş amaçlı masa devirir, garson ceketi yakar, havalara selpaklar atarız… Hatta assolistin ayakkabısından şampanya içeriz.

Bu da Ahmet Altan’ın 2002’deki yazısından bazı cümleler:

Dünyanın, en tehlikeli eğlencesi Türk olmaktır. Burada hayatın bizzat kendisi bile hayata şaşar.

Altmış milyonluk bir bungee-jumping?dir hayat. Bir beton zemine doğru milyonlarca insan süratle düşeriz. Tam çarpacağımız zaman, kim olduğunu kimsenin bilmediği bir güç, ucunda sallandığımız lastik halatı çekiverir ve biz yukarlara sıçrarız.

Padişahımızın ırzına geçer, başbakanımızı asar, genelkurmay başkanımızı hapseder, gençlerimizi idam sehpalarına gönderir sonra da en güzel aşk şiirlerini yazarız.

Hep aptallığımızdan yakınır sonra da dünyanın en akıllısı IMF?yi tam on yedi kere dolandırırız. Paralarını bize nasıl kaptırdıklarını anlamazlar bile.

Aptallıktan sıkıldığımızda zekamızla övünür ve bin senedir her yaz mevsiminde damlarda yatar ve oradan düşerek ölürüz.

Devleti kutsal ilan eder sonra da devleti soyarız. ?Köylü efendimizdir? der köylüleri döveriz.

Bir büyük deprem olduğunda çoluk çocuk, zengin fakir el birliğiyle yardıma koşup, evdeki iki battaniyeden birini depremzedelere bağışlayanlar da Türklerdir.

Kırk sekiz yıl boyunca dünya futbol şampiyonasının kapısından bile geçemedikten sonra ilk katıldığı şampiyonada dünya üçüncüsü olmayı Türkler başarır.

Her konuda fikrimizi söylemeye bayılır ama hiçbir fikrimize inanmayız.

Hiçbir filozofumuz yoktur ama ne olduğunu kimsenin bilmediği bir hayat felsemiz vardır.

Katillerin ?ulusal kahraman?, şairlerin ?vatan haini? olduğu tek ülke Türkiye?dir.

Müslüman olanlardan sürekli kuşkulanır ama müslüman olmayan vatandaşlarımıza devlette tek bir görev bile vermeyiz.

Yıllarca, Avrupa Birliğine girmemizi sağlayacak yasalardan hiçbirini çıkartamayıp, bir gecede başkalarının on yılda geçirebileceğinden daha fazla yasa geçiririz.

Ömründe hiç trapez yapmamış altmış milyon insanın trapez yapmasıdır hayat burada. Bütün dünya, şaşkınlıkla bakarak düşmemizi beklerken biz düşmeyiz.

Biz Türküz. Ya oynar ya ağlarız.

Dünyanın en tehlikeli eğlencesidir Türk olmak. Ve, biz korkuyla eğleniriz.

Evet, eğlencelidir, sürprizlerle doludur gerçekten bu ülkede yaşamak. Bir o kadar da güzel. İşte belki de bu yüzden bu ülkeyi çok seviyor, her yeni güne yeni ‘heyecanlarla’ uyanıyoruz.

Benzer olaylar mutlaka birçok ülkede yaşanıyordur. Tamam, ancak yaşandığında artık kimsenin şaşırmadığı tek memleket sanırım sadece bizimkisi. Her şey olağan bizde!

Eminim sizin de denk geldiğiniz onlarcası vardır… Hatırladıklarınız hangileri?

Yorumlar 33

  1. Gürkan

    Toplumumuz hakkında tespitleriniz güzel, mizahi ve çok eğlenceli. Keyifle okudum.

    Yalnız Ahmet Altan’ın birçok yanlışı gibi Türk filozofları konusunda da yanlışı vardır. Viki Pedi’den bile birçok filozofumuzun olduğu kolayca öğrenilebilir: Hatta Farabi‘nin bile Türk olduğu konusu tartışılmaktadır:

  2. hülya

    darkspider arkadaşımıza sonuna kadar katılıyorum…özellikle cübbeli yada herhangi bir hocanın islam adına töre cinayetlerini savunduğu asla görülmüş ve duyulmuş şey değildir.böyle bir şey islamla veya cübbeli hocayla nasıl bağdaştırılabilir?bunun kasti olduğunu düşünüyorum.lütfen bilgimizin olduğu konularda fikir sahibi olalım..

  3. alper

    Bizi bu hale kim getirdi? Biz artık neden hiçbir şeye şaşırmıyoruz? Yazıyı okurken güldüm ancak çok geçmeden anladım; ağlanacak halimize gülüyoruz…

  4. Khaled

    Birilerinin 7 defa gidip 8. gelişinde memleketin en üst mevkiine yerleşebildiği bir ülke burası. Yukarıda yazılanlar olağan olmasına olağan da, bunları kanıksamamız olağan değil…

  5. mlkkr

    butun yazilarini ilgile begenerek okuyordum ama bu olmadi iste ben anlamiyorum neden hep Turkler oledir biz boleyizdir diye insanlarin beynine kazinir bunlar? Amerika butun yayin organlarinda mukemmel olduklarini kazir insanlarin beynine… flimlerinde hep amerikan askerleri kazanir mutlu aile tablolari cizer onlar sadece bir politika sunuyorlar bizde hayran hayran izliyoruz … tamam mukemmel olamyabiliriz ama bole izlenim birakicak kadar da degil …cocuklara az basarili oldugu durumlarda bile aferin harikasin cok ii gidiosun dendinde gercekten cok kadame atlarlar.mukemmel olmasak da gelisiyoruz ben umutla bakiyorum olumlu yanlarimizi daha cok goz onunde bulunduruyorum

  6. Darkspider

    Bilmiyorum ama arkadaşlar çok fazla abartmış gibiyiz gibi geldi, cübbeli hoca töre cinayetlerini savunamaz bunu islamda olduğu iddaa edemez H1N1 gribini araştırırsanız orta derecede salgın hastalık sıfatına girer ki geçirdiginiz herhangi bir gripten farkı yoktur tek farkı ilaç firmalarının israil firması olması tabiri caizse malı götürme dertleridir, bir de türkiye de tek türkler yaşamıyor töre olayı kürtlere ait bi durumdur, ben tamamen bunların aksini düşünüyorum, amerikada istatistiklere göre her 5 dakikada bi cinayet işleniyor 3 dk da bir kadın tecavüze uğruyor, türkün ise dünyaya nâmı vardır şmidiki ne idüğü belirsiz kendinin türkiyede yaşadığı için türk olduğunu iddaa eden insanların hareketleri namlı ve şanlı türk halkına addedilemez düşüncesindeyim… kendinizi bu kadar basite indirgeyebiliyorsanız türk demyin kendinize ve bi araştırın nereden egliyorsunuz aslınız nereye dayanıyor, bir türk kadar dünyada övülen ve kahraman olarak addedilen başka bi ırk yoktur….

  7. Metehan

    Ve bu yazıları okuduktan sonra göğsünü gere gere işte biz diyip bir sırıtış atmadan geçen Türk çok azdır yer yüzünde ..

  8. berk

    arkadaşım yazılarını okuyorum mantıklı fakat bu yazı gerçekten hoşuma gitmedi en tehlikeli şeyin türk olmak olduğunu söylemişsin .fakat yazdığın yazıda anlatılan olaylar hergün olan olaylar değildir.türkün zekası ve becerilerini örnek alıp segilemek varken neden böyle yollara başvuruluyor bilmiyorum . bence kendimizi aşşağalamak yerine zekamızı göstermemiz gerekir. bu yazının çok tepki alacağını düşünüyorum.

  9. ercan

    Yazının sonuna “Benzer olaylar mutlaka birçok ülkede yaşanıyordur.” yazarak tüm yazının kompleksini atmış olmuyorsunuz, hatta böyle bir çabada yok sanırım. Ben kendimizi sevmekten yanayım, bırakın yanlışlarımızı söyleyen söylesin, biz kendimize yapmayalım bunu. Kendimizi küçümsemenin neye faydası var anlamıyorum, biz türkler, kesin türktür, türk aklı ile başlayan cümleleri sizcede bizi sevmeyenlerin kullanması daha normal değil mi? Ama kimseye bırakmadan biz yapıyoruz bunu. En çok kendimiz aşşağılıyoruz kendimizi. Çok utanıyorum bunları duyduğumda, bence hepimiz utanmalıyız. Hatalar karşısında tabiki uyarmalıyız, yanlışları dile getirmeli tepki göstermeliyiz, ama gururumuzla oynayarak, bunu koca bir ulusa, halka malederek değil.

  10. çağatay

    Gözlem geri kalmış ülkelere doğru yöneldikçe benzer abuk ve komik olayların yoğunluğu artacaktır. Bunun adı ise zenginlik değil cehalet ve hiçbir aklı başında insan günlük yaşamında böyle bir ortamda bulunmak istemez. Yine de böyle bir ülkede yaşamak pozitiflik olarak algılanıyorsa ortada başka problemler var demektir.

  11. kamil

    vallahi o kadar güzel ve doğru tebitler vardı, bizim yazacak bir şeyimiz kalmamış. Ama vardır yine yazılacak onlarca sayfa dumur’luklarımız :)
    aklıma gelirse yazacağım, yazı için teşekkürler.

  12. ejder

    şimdi anlatacağımı dinlerken fıkra sanmıştım ama ne yazık ki gerçekmiş. gerçekten karadenizli bir duvar örme işçisi hastaneden patronuna mektup yazmış. yaşadığı kazayı anlatan bir özür mektubu yani. hastane masraflarını karşıladığı için patronuna teşekkür ediyor ve bu masrafa neden olduğu için özür diliyor. başına gelen olay şöyle gelişiyor:

    ustamız 4. kattaki duvar örme işi bitince yaklaşık 200 kg lık tuğla artıyor. bunu tek tek taşımak istemeyen ustamız bir makara yardımı ile boş varili 4. kata çıkarıp elindeki ipi ise binanın yer kotundaki bir kazığa bağlıyor. sonra yukarı çıkıp tuğlaları varile doldurup aşağı iniyor. varili aşağı salmak için daha önce kazığa bağladığı halatı çözüyor.. sonrası malum hızla inen varille yolda çarpışıyor ve can havliyle ipi bıraktığı için bir de yüksekten yere düşerek her tarafını sakatlıyor.

    mektubu bitirirken yazdığı son cümle de şu: işte patron GÖRÜNMEZ KAZA dedikleri şey benim başıma geldi..

  13. Bilal Temizer

    Güzel bir yazı olmuş. Hoş tespitler var. Bu konuda daha fazla detay isteyen arkadaşlara Zeki Kayahan Çoşkun’un “Türkleri Anlama Klavuzu 1-2” adlı kitabını öneririm.

    Şunu da belirtelim tüm bunları yapsak da pek severiz birbirimizi.

  14. Burak

    Türkiye öyle bir ülke ki; günlük hayatta onlarca tuhaf şeyle karşılaşıyorum fakat her şeyi normal karşılıyorum. Bazen durup kah kah güleceğim anlar oluyor bir duruma, bazen de ağlanılacak durumlar doğal olarak.

    Dalga geçiyor insanlar sanıyordum ilk başlarda; hepsini normal karşılar oldum artık. “Şaşkınlık” duygusunu yitirdik bu ülkede! Her şey olabilir, her şey doğal! =)

  15. belgin

    çok güzel tespitlerin olduğu çok eğlenceli bir yazı olmuş:D
    altında kötü niyet arayan insanlara da gülmemek elde değil.
    her şeyin bu kadar kötü olduğu bir dönemde insanların birkaç damla mizaha takmış olması tuhaftır…

  16. Barış ALTUN

    Güzel bir yazı olmuş yahu ben de ekleme yapayım:

    Birisi hapishanede duvarı delip yan koğuştaki bayan mahkumu hamile bırakmıştı bu ülkede. (Kaynak yok şehir efsanesi olabilir.)

    Eskiden el öpen çocuğa para verilirken artık en çok taş atan çocuğa para veriliyor.

    Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısının içene kaçan taşı çıkartmaya çalışan adamın kafasına kürekle vurulup adamın ayakkabısındaki taş yerine ruhu çıkartılıyor.

    Atatürk’e hakaret videoları içerdiği gerekçesiyle YouTube kapatılıyor fakat ülkem sınırları içerisinde Türk Bayrağı açtığı için vatandaş linç ediliyor.

    Evlilik programlarına “Beyaz Kadın Ticareti” sektörünün genç girişimcileri katılıp ertesi gün tüm gazetelerde manşet oluyor.

    Üniversiteli gençler doğal gazdan zehirleniyor ertesi gün gazetede yarı çıplak haldelermiş diye haberi çıkıyor.

    Uzun zamandır yorum yapmıyordum yazılarına değişiklik oldu. Ayrıca şu damacana konusu beni hala güldürüyor yaratıcı zeka diye ben buna derim :)

    @Oğuz
    “Dünyanın neresinde neler oluyor onları takip etmeden, zilyonda birinden haberdar olmadan yazıp çizilen böyle şeylere kızıyorum hep.” demişsin ama keşke herkes olan biteni Tunç Abi gibi görebilseydi. Yanış kişiye söylemişsin lafı. Tunç Abi hep güldürsün inşallah hepimizi :)

  17. tugrul

    yorumumu yazdıktan sonra yorumları okudum, oguz arkadasımıza bir tespit belirtmek istedim… bence burda anlatılanlar ahmet altan’ın da tunc abinin de anlattıgı bu durumlar istisnai durumlar ve anlattıkları kısıler, bızler yani, cogunlukla bu orneklerı eyleme dokmemıs kısıleriz ve bu olaylarla yasamak zorunda kaldıgımız ıcın Türk olmak dunyanın en tehlıkelı eglencesi baslıgını almıs yazı.

    ”Türk olmak dunyanın en tehlikeli eglencesi…” baslıgı tekrar okursan cozumlersin olayı gıbıme geliyor, yine de bilemiyorum…

  18. fatihanbul

    Önce tekme tokat döver, sonra şefkat gösterip bağrımıza basarız. Tıpkı bu yazıda olduğu gibi :)

  19. eray

    türk olmak güzel bir o kadar da zor :D:D
    okurkan sadece kendi halimize gülebildim :D
    acınacak halimize…

  20. ayşegül

    arkadaşlar yukarıda yazılanlar gibi yüzlerce ve güncel örnekler için her gün gazetelerin 3. sayfasına bakmanız yeterli. veya tv’deki ana haber bültenlerine. veya google’da “yurdum insanı” diye arattırın…

    tunç bey kimseye hakaret etmiyor, aksine açıkca yazmış:

    “Evet, eğlencelidir, sürprizlerle doludur gerçekten bu ülkede yaşamak. Bir o kadar da güzel. İşte belki de bu yüzden bu ülkeyi çok seviyor, her yeni güne yeni ?heyecanlarla? uyanıyoruz.”

    ayrıca dünyadaki diğer ülkelerde de benzer olaylar yaşanıyordur demiş. yazının asıl mesajı bence şurada yazıyor:

    “yaşandığında artık kimsenin şaşırmadığı tek memleket sanırım sadece bizimkisi. Her şey olağan bizde!”

    alınganlık nedenimiz bu olayları bu kadar kanıksadığımızın yüzümüze vurulmasından olabilir.

    itiraf etmek gerekirse başta ben de biraz irkildim ancak sonra tekrar okuyup düşününce yazılan her satıra “evet bunlar bizde hep oluyor, kime kızıyorsun ki?” dedim kendime.

  21. Oğuz

    Yukardaki yorumlardan birinde bahsedildiği gibi Türklük’e hakaret konusunda rahatsızlığımı dile getirmek istiyorum. Dünyanın neresinde neler oluyor onları takip etmeden, zilyonda birinden haberdar olmadan yazıp çizilen böyle şeylere kızıyorum hep.
    Yapılan birkaç olayı tüm Türk halkına mal etmek de nedir arkadaş? Ben de Türk’üm ama o yukarda yazılan hiçbir şeyi yapmadım. 3-5 magandanın, kendini bilmezin attığı kurşundan, yaptığı tecavüzden ben niye sorumlu olayım? Bunları sadece Türkler mi yapıyor? Cevap evetse bile dünyanın geri kalan kısmında neler dönüyor kimsenin haberi var mı? Yapılan eleştirilere sonuna kadar katılıyorum ama eleştiriyi yapana yanlış gelen bu davranışların, olayların tüm Türkler’e mal edilmesine karşıyım yanlızca. İnşallah yanlış anlaşılmam. Bu sefer olmadı abi, bu sefer güldürmedi..

  22. Umut Uygar

    Küçük bir öngörü;
    Birazdan birisi çıkıp seni Türklüğe hakaret etmekle, hatta bunu sürekli ve sistemli yapmakla suçlayacak. Birilerine hizmet ettiğini öne sürecek bu kişi. Belki de okkalı bir küfür yiyeceksin. Hatta tüm bu yazdıklarının sebebini Türkiye’nin jeopolitik konumuna bağlayan biri bile çıkabilir. Hatta korkutmak gibi olmasın ama hakkında 301’den dava açılırsa şaşırtıcı olmaz benim için.

  23. Gamze Mengi

    Türk insanı kadar “denge”si gelişmişi yoktur bence…

    Otobüs, minibüs, dolmuş ve metroda sürekli ayakta kalır ve ani frenlere rağmen düşmemeyi başarırız… Nevizade ve Asmalımescit’te sıraya girerek yürür, bu durumu da garipsemeyiz, ama asla otobüs veya herhangi bir şey için düzgünce kuyruğa girmeyi başaramayız.

    “İstanbulda yaşanmaz” cümlesini en çok sarf edenler olarak topluca ve istikrarla bu şehirde yaşamayı sürdürürüz. Yol bilmesek de “cevap vermemek ayıp olur” der, tarifi kafadan atar soranı dolandırıp dururuz… Deniz otobüsünde, feribotta bilmem nerede cep telefonuyla konuşur, soran olursa da “karşı taraf aradı” deriz…

    OOof say say bitmez…

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir