2010 Ekim ayındaki tüm yazılar

Nasıl Oluyor da Oluyor…?

Gerçekten nasıl oluyor da mesela;

Msn’de görüntülü konuşmak ‘görüşmenin’,
Sms atmak ‘ilgi göstermenin’,
Twitter veya Friendfeed’te yazmak ‘paylaşmanın’,
Facebook’ta olmak da ‘var olmanın’ yeni adları oluyor?

Veya;

Albert Einstein’ın “Nasıl oluyor da kimse beni anlamıyor, ancak herkes çok seviyor?” lafı yerine, şunu kendimize sorarken bulabiliyoruz:

“Nasıl oluyor da herkes artık beni anlıyor, fakat sadece seviyormuş gibi yapıyor?”

Sosyal paylaşımların artmasıyla iyice su üzerine çıkan “kurgulanmış alt hayatlar”, bizim için yeni bir kişisel algı yönetim şekli mi?
» Yazının devamı

Cep Telefonu Bunları da Yapsa!

Gürültülü yerlerde cep telefonu ile konuşmak zordur ya, ne kadar yüksek sesle konuşursak konuşalım, karşı taraf zorlanır hep bizi duymakta.

Hele bir de kulaklıklar yanınızda değilse.

Biz de çoğu kez cep telefonunu kulaktan uzaklaştırıp, alttaki mikrofu ağıza götürerek konuşmaya çalışırız. Tuhaf da bir görüntü oluşturur bu!

O sırada, telefon kulakta olmadığı için de, karşı taraf bize bir şey diyorsa duyamayız.

Bilirsiniz işte o durumları.

Uzayan Mikrofon:

Şimdi, bu cep telefonlarının altında ufak bir tuş olsa. Basınca, ucunda hassas mikrofon olan esnek ve uzayabilen bir metal çıksa! Konuşma bitince de, girer o tekrar yerine.
———-
Aynı şekilde o gürültülü ortamlarda, sesi karşıya göndersek bile, duymak da zordur.
» Yazının devamı

Facebook Kapatılırsa Kendi Çözümümüzü Üretiriz!

CeBIT Bilişim 2010′da Ulaştırma Bakanımız, “Facebook kapatılacak mı?” sorusuna verdiği cevap içinde demiş ki:

“İsrail’de, Almanya’da, Brezilya’da başka davranacaksınız, onların dediklerini yapacaksınız, Türkiye’ye gelince ‘Ben  yapmam’ diyeceksiniz. Türk halkı bunu kabul etmez. Gerekirse kendi çözümünü de üretir.”

2.5 senedir YouTube, bugün de Facebook sizi önemsemiyorsa, yapacağınız en kolay şey, tabii ki “karşıyı suçlamak” olacaktır. Halkı da kolayca kendi tarafına çekecek zekice bir manevradır bu.

Önce ‘kendine’ bakmaksa zor olandır.

“Bir internet sitesi benim liderlik yaptığım bu devleti nasıl muhatap almaz, bu nasıl mümkün olabilir?” sorusu mesela kişinin önce bir yutkunmasına yol açabilir!

Cevabı Carly Fiorina vermiş:

“Bir lider olarak davranışlarınızın farkında olmak zorundasınız, çünkü herkes zaten farkında.”

İşin ‘bu tarafını’ gündeme getirmeye hiçbir gazetecinin cesareti yoktur. Olamaz da. Baskı altındaki medyada, ekmek parası derdindeki muhabir için “korkmak” doğal sonuçtur.

En tepeden bir bürokratın (veya hatta bizzat bakanın!) bugün yarım milyar kullanıcısı olan Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg‘i telefonla arayıp; “Mark’cım, gel şu işi büyümeden çözelim, iki taraf da mutlu olsun” demesi yetecek belki de.

Ancak pardon!
» Yazının devamı