Büyük Laf Edip, Tarihe Geçiyoruz!
Bakın, adını tarihe yazdıran bazı ünlü kişilerin zamanında ettikleri laflara:
- ABD Patent Dairesi komisyoneri Charles Duell – 1899:
“Keşfedilecek her şey çoktan keşfedildi.” - Bir astronom; Simon Newcom – 1902:
“Havadan ağır nesnelerin uçması mümkün değildir.” - 1.093 adet patentin sahibi Thomas Edisson -1922:
“Radyo çılgınlığı… yakın zamanda son bulacak.” - TV tüplerinin mucidi Lee DeForest – 1926:
“Yüksek adetlerde TV üretiminin ticari getirisi olmayacak.” - Warner Brothers Pictures kurucusu Harry Warner – 1927:
“Kim film izlerken aktörlerin sesini
» Yazının devamı
Beni Buzla’r mısınız?
Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz’da yayınlanmış:
Can‘ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; buzla.com. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber.
Kötü haber ise, Buzla Sohbetler başlığı altında benimle bir söyleşi yapmaya karar vermesi :) İlkini FriendFeed‘in kurucu ortaklarından Bret Taylor’la yapmıştı. Ben ise hiçbir şeyin kurucu ortağı değilim!
Neyse…
Geçen sene Pazarlama Dünyası için yapılan bir söyleşiyi, yorumlarda gelen yeni sorularla devam ettirmiş ve adına da “Hiç Bitmeyen Söyleşi!” demiştik. O söyleşi veya kimdir sayfası veya Facebook grup sayfası… Dilediğiniz kaynaktan esinlenebilir, aklınıza ne esiyorsa onu sorabilirsiniz. 23 Temmuz’a kadar en çok buzlanan (oylanan) soruları da Can daha sonra bana soracak ve bunu Buzla’da bir video olarak yayınlayacakmış. (Sorularınız için link bu adreste.)
Söyledim Can’a; video çekiminde rakı-balık olmazsa hiçbir soruya cevap vermiyorum :)
Olmadı siz kazık sorular sorun, içinden çıkmam zor olsun. Eğleniriz :)
Bizler Tarihin Üvey Evlatlarıyız.
İnternet bizi popüler olma sevdasına mahkum etti; ihtiyacımız olmayan sitelere üye oluyor, sağda solda resim ve ileti yayınlıyoruz. Klavye bizim için artık üzerinde tuşları olan basit bir alet olmaktan çıkıp en büyük silahımız oldu.
Tıpkı SBS, ÖSS ve KPSS gibi aptal sınavların bizi esir aldığı gibi…
Başkalarının gözünde başarılı olma sevdasına; ihtiyacımız olmayan formülleri ezberliyor, nefret ettiğimiz dershanelere tıkışıyor, test kitaplarıyla sınanıyoruz. Okul hayatı bizim için artık yeni şeyler öğrenme ve dostluklar kurma hevesinden çıkıp, koyun olmayı öğrendiğimiz veya cv’de yazacağımız diploma sevdasına döndü.
Bizler tarihin üvey evlatlarıyız, hayatın sokak yerine internette veya kurslarda döndüğüne inandırıldık. Bizler ne büyük bir savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruh dünyamızda; bizim en büyük buhranımız kendi hayatlarımız.
» Yazının devamı
11 Haziran Tamirane Buluşmamız Yorumlarla Canlı Yayında!
Geçen sene ilkini planlarken ne hissediyorsam, bu sene de en az aynı heyecandayım. Yok yok, bu sefer biraz daha fazla sanırım :)
Birbirimizi daha yakından tanımak, sohbet etmek, birlikte mangaldan bir şeyler yemek, içmek, müzik dinlemek, eğlenmek… Sanal olmaktan çıkıyoruz, daha ne isterim ki?
Birazdan hazırlıklar için Tamirane’de olacağım. Saat 20:30′ta da gecemiz başlıyor.
Tıpkı geçen sene yaptığımız gibi, mekanda yine bir dizüstü bilgisayarımız olacak, oradan dileyenler yorumlarla sizlere gecenin akışı içinde yaşadıklarını, duygularını, dedikoduları yazacaklar! Siz de olduğunuz yerden katılıp, karıştırabilirsiniz ortamı :)
» Yazının devamı
Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!
27 Şubat’ta “hadi bir oyun oynayalım” diye başlayan Faili Meçhul Kıyak Hareketi’miz bugün üçüncü ayını bitirmiş. Bu hareket bugün büyüyerek devam ediyorsa bunun tek sorumlusu sizsiniz!
Fikir Atölyesi‘nde FMK ile ilgili bundan önce yazılan dört yazıya, toplamda 950′den fazla yorumla fikir beyan ettiğiniz için,
Kendi site veya bloglarınızda hareketi içtenlikle desteklediğiniz için,
Facebook benzeri sosyal ağlarda, ekşi sözlük tadında ortak içerik üretilen sitelerde, friendfeed ve twitter gibi paylaşım sitelerinde, msn iletilerinde, forumlarda ve mail’lerde paylaştığınız için,
Oyunun özünün “karşılık beklemeksizin, tanımadığımız kişilerin yüzünü gülümsetmek” olduğunu bilip, devamını sağlamak için de oyun kartlarını basıp cüzdanda taşıdığınız için,
Verdiğiniz FMK fikirleri ile kişileri yaratıcılığa teşvik edip, yaptıklarınızla cesaretlendirdiğiniz için,
Diğer tarafta, gündelik hayatta her gün yapabileceğimiz sayısız basit fmk’lar olduğunu gösterdiğiniz için,
Bu gelişmeler paralelinde önce radyoların, ardından basının ve en son da televizyonların dikkatini çekip, daha büyük kitlelere ulaşmasını sağladığınız için,
Yakında daha da büyük kitlelere ulaşmasına yardımcı olacak, kendi alanında en büyük kurumlardan biriyle ortak, 1.5 aydır FMK odaklı bir proje hazırlamamıza vesile olduğunuz için,
Evet, birilerinin yüzünü gülümsettiğiniz için, sorumlu sizsiniz!
Hey Sen! Bana Hiç Umut Olmadığını Söyleme…
- Tek kişilik yatakta sevişmek artık aklına dahi gelmiyor.
- Buzdolabında bira ve koladan çok, yiyecek var.
- Yazın sabah saat 6:00 yattığın değil, uyandığın saat.
- Arkadaşların için “çıkıyor” veya “ayrılıyorlar” yerine; “evleniyorlar” veya “boşanıyorlar” demeye başladın.
- Kot pantalon ve kazak artık “ciddi giyimden” sayılmıyor.
- Evde yüksek sesle müzik dinlerken “komşular acaba ne der” demeye başladın.
- Evdeki kedi veya köpeğe “kalan artık” yemek yerine, veterinerden alınmış diet mamaları vermeye başladın.
- Kanepede uyumak artık sırtını ağrıtıyor. En son yerde uyuduğun zamanı hatırlamıyorsun bile.
- Ucuz şarap artık güzel gelmiyor.
- Akşam yemeği ve sinema, sevgilinle çıktığında yaptığın en önemli etkinlik.
» Yazının devamı
Fikir Atölyesi İkinci Buluşmamız: 11 Haziran / Tamirane.
Hatırlarsınız, ilki geçen sene 5 Temmuz’daydı. Çoğu birbirini tanımayan 80-85 kişi aynı masalarda oturup rakı-balık yapmış, birbirimizi klavye dışında daha yakından tanımış ve bugün de halen devam eden
müthiş dostluklar kurmuştuk. Tadı hala damağımda kalan, bol bol nefes kesen anlar yaşadığım bir geceydi.
Şimdi ikincisini yapıyoruz. Bu sefer konseptimiz rakı-balık değil!
İsteyene bahçe, isteyene kapalı bir mekanımız var: Bilgi Üniversitesi’nin santralistanbul kampüsündeki Tamirane. Karnımızı doyurmak için bahçede mangallarımız olacak. Ve tabii ki limitsiz yerli içki :) O gece mekan sadece bize ait.
Katılmak isterseniz yer ve zaman bilgileri şöyle:
Facebook. Hangi Yüzümüz?
Yakın bir arkadaşım Emre, aşık oldu bir kıza. Öyle böyle değil. Tüm dünyaya pembe gözlüklerle bakacak kadar hoşgörülü, sürekli sırıtan bir yüzü var artık onun. Sonuç; o çok mutlu.
İnsanın yakınındaki kişilerin mutlu olması çok önemli. Bulaşıcı çünkü. Sen de derin bir nefes alarak veya yoldan geçen bir köpeği severek “mutlu olabilmeyi” hatırlıyorsun tekrar.
Neyse, nedir dedim ona; nedir aranızdaki bu kimyanın nedeni… Çok şey saydı doğal olarak. Ancak beni en çok çarpan şeylerden biri şu oldu: “abi facebook hesabı bile yok. kulanmıyor… ihtiyaç duymuyor.”
Fazla değil, daha birkaç yıl öncesine kadar pek azımızın kullandığı Facebook artık cep telefonu gibi. Msn adresi değil artık ilk istenen; “Facebook hesabın var değil mi?” Soru bu. Msn nasıl olsa alınır sonradan! Önce bir görelim bakalım resimlerini, videolarını… Kimlerle arkadaşsın, duvarında neler yazıyor? Sana yazanlar kim? Her şey ortada nasıl olsa…
Facebook’ta var olmak, “hayatta varım” demekle aynı anlama gelmeye başlamış!
Sen Terfi Beklerken, Onlar Facebook Profiline Bakıyor!
Çok farklı yaş gruplarından arkadaşlarım var, ancak en çok da 18-24 arasından… Bu gruba bayılıyorum, bana hayat enerjisi veriyorlar. 25-35 arasındakilerin çoğu ise iş hayatının acımasız rekabetinde sıkışıp, bunalanlar genelde. Özellikle profesyonel olarak kurumsal bir şirkette çalışanlar.
Hayatın (bence) en güzel yaşlarında ÖSS kabusuyla boğuş. Dershane, okul, ev üçgeninde kaybettirilen harika yıllar… Sonra atabiliyorsan kapağı, başladın bir üniversiteye. “Ne iş yaparsam bana hobi gibi olur, müthiş keyif alarak çalışırım, iş bana ‘iş’ gibi gelmez” karar verme şansı olmadan kazanılan bir bölüm. [ÖSS sisteminin rezaleti.]
Ve mezuniyet sonrası cv hazırlama, iş başvuruları, mülakatlar… Ve kurumsal bir şirkete atılan ilk adım ve devamında yükselme hayalleri…
Bu kurumsal şirketlerin çoğunda olan bir “performans değerlendirme” sistemi var. Bağlı olduğunuz yöneticinin bir form eşliğinde sizinle bire bir yaptığı görüşmeler… Genelde senede bir yapılan, not pazarlığı şeklinde geçen, gelişime açık alanların atlandığı, atlanmasa bile “şu yönlerini geliştir” demenin ötesine geçmeyen konuşmalar bunlar…
İyi de ben bu yönlerimi nasıl geliştireceğim? Sen ey yöneticim, bana nasıl destek vereceksin, nasıl imkan veya fırsatlar sunacaksın? Onlar yok, sadece “geliştir, seneye öyle gel karşıma!”
Faili Meçhul Kıyak Bir Aylık Oldu!
Bir aylık bebeğimiz Faili Meçhul Kıyak Hareketi dün Beyaz Show’daydı.
İzleme şansı bulamayanlar için:
Bunlar da FMK ile ilgili bugüne kadar ki gelişmeler:
2.) Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nde İlk On Gün.
3.) FMK Hareketi Öldürecek Beni Heyecandan :)
4.) Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!
Ben de bu oyun kartlarından basmak istiyorum derseniz:
– FMK Kartları – (Türkçe).
– İngilizcesi: ‘Anonymous Favour’ game cards.
– Almancası: ‘Ein anonymer Gefallen’ Spiel-Karten
Linklerden birine sağ tıklayıp “save link as” veya “hedefi farklı kaydet” yaparak bilgisayara almak mümkün.
Kucaklıyorum hepinizi.



