Ben Hapisteyken!
Bir arkadaşım esasında cezaevine düşen… Askerlik anıları sık anlatılır ya, işte o denli ben merak edip o da anlattıkça, yaşamış kadar oluyor insan. Yine de dinlemekle yaşamak arasında çok ciddi bir fark olduğunu kabul etmek gerek baştan. Hem de çok ciddi bir fark!
Yaklaşık iki sene önce, bir sabah saat 6′da uyurken baskın yapan polisler (açan olmazsa, kapıyı kırmak üzere yanlarında bir de balyozla) eve girip didik didik arıyorlar her yeri. Ancak evin daha önce gözetlendiği belli çünkü direkt çalışma odasına giriliyor. Asıl aranan silah, ancak o yok. Daha sonra bilgisayarlar, cd’ler ve fotograf makinası da dahil tüm dijital kayıt cihazlarına el konuluyor. Her şey o kadar hızlı oluyor ki, eş ve çocuğun şaşkın bakışları arasında o, elleri kelepçeli bir şekilde polis minibüsüne bindiriliyor.
» Yazının devamı
Giden Ben Değilsem, Gelen Kim?
Deniz desen, dalgalı,
Uçalım desem,
İyidir kara.
Sarışın desen, esmer,
Kalın desem, ince!
Olmuyor işte,
Yetmiyor ne yapsan.
» Yazının devamı
İtiraf Ediyorum!
Ne kadar farkındalar bilmiyorum, ancak, koçluk yaptığım kişiler bana, benim onlar için açmaya çalıştığım kapılardan çok daha fazlasını açıyor.
Kimin kime katkısı daha fazla, tartışılır :)
Şaka bir yana, hayat bir terazi değil sonuçta. Olsa olsa bir öğrenme süreci olur, ancak buna da ömür yetmiyor. Keşke, öğrendiklerimizi uygulayabileceğimiz bir başka hayatımız daha olsa!
Neyse;
Varsa da o ‘başka hayatı’ beklemeden, sizlerle şimdi paylaşmak istiyorum kendime dediklerimi:
Kimsin?
dağların arasında, suda,
yeşilken,
mavi…
güzelken, çirkin,
zekiyken,
aptal…
soğukken sıcak,
terliyken,
ürkek…
işte bu derken,
değilsin.
değil derken,
sensin.
» Yazının devamı
FriendFeed Üzerinden Toplu Söyleşi.
İnternette kullanılan, varsa kendi blogunuz da dahil, birçok servisi (twitter, youtube, vimeo, facebook’taki durum iletisi, linkedin, last.fm, google reader, flicker ve digg gibi onlarcasını) biraraya getiren bir site var, adını duymuş veya kullanıyor olabilirsiniz: FriendFeed.
FriendFeed’te takip etmeye değer bulduğunuz kişi ve arkadaşlarınızın farklı sitelerde paylaştıklarını, siz ‘tek bir yerden’ izleyebiliyor ve dilerseniz de yorumlarınızla içeriklerine katkı sağlıyorsunuz. Ve tabii ki sizin yaptıklarınıza da aynı şekilde yorum veya ‘beğendim’ler geliyor.
Bilgi edinme ve paylaşma adına hayatı kolaylaştırıyor ancak önünüzden reuters gibi sürekli akan ‘feed’lere daldınız mı, çıkamıyorsunuz da! [Bu Tunç neler paylaşmış FriendFeed'de derseniz; linki budur!]
Neyse, geçenlerde bir oyun oynamak istedim orada. Fikir Atölyesi’ndeki [çoğumuzun günlük hayatta kafa yormaya fazla fırsat bulamadığı] ‘20 Soruluk Söyleşiler” sorularını dileyen herkesin katıldığı bir ortamda sordum. 20 artı 2 de bonus sorudan oluşan bu “toplu söyleşiye” 147 farklı kişi, toplamda verdiği 990 cevapla katıldı.
Ben de bunların içinden kendimce yaratıcı, eğlenceli ve bizi düşünmeye sevk edecek olanlardan bazılarını seçmeye çalıştım.
Büyük Laf Edip, Tarihe Geçiyoruz!
Bakın, adını tarihe yazdıran bazı ünlü kişilerin zamanında ettikleri laflara:
- ABD Patent Dairesi komisyoneri Charles Duell – 1899:
“Keşfedilecek her şey çoktan keşfedildi.” - Bir astronom; Simon Newcom – 1902:
“Havadan ağır nesnelerin uçması mümkün değildir.” - 1.093 adet patentin sahibi Thomas Edisson -1922:
“Radyo çılgınlığı… yakın zamanda son bulacak.” - TV tüplerinin mucidi Lee DeForest – 1926:
“Yüksek adetlerde TV üretiminin ticari getirisi olmayacak.” - Warner Brothers Pictures kurucusu Harry Warner – 1927:
“Kim film izlerken aktörlerin sesini
» Yazının devamı
Beni Buzla’r mısınız?
Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz’da yayınlanmış:
Can‘ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; buzla.com. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber.
Kötü haber ise, Buzla Sohbetler başlığı altında benimle bir söyleşi yapmaya karar vermesi :) İlkini FriendFeed‘in kurucu ortaklarından Bret Taylor’la yapmıştı. Ben ise hiçbir şeyin kurucu ortağı değilim!
Neyse…
Geçen sene Pazarlama Dünyası için yapılan bir söyleşiyi, yorumlarda gelen yeni sorularla devam ettirmiş ve adına da “Hiç Bitmeyen Söyleşi!” demiştik. O söyleşi veya kimdir sayfası veya Facebook grup sayfası… Dilediğiniz kaynaktan esinlenebilir, aklınıza ne esiyorsa onu sorabilirsiniz. 23 Temmuz’a kadar en çok buzlanan (oylanan) soruları da Can daha sonra bana soracak ve bunu Buzla’da bir video olarak yayınlayacakmış. (Sorularınız için link bu adreste.)
Söyledim Can’a; video çekiminde rakı-balık olmazsa hiçbir soruya cevap vermiyorum :)
Olmadı siz kazık sorular sorun, içinden çıkmam zor olsun. Eğleniriz :)
Bizler Tarihin Üvey Evlatlarıyız.
İnternet bizi popüler olma sevdasına mahkum etti; ihtiyacımız olmayan sitelere üye oluyor, sağda solda resim ve ileti yayınlıyoruz. Klavye bizim için artık üzerinde tuşları olan basit bir alet olmaktan çıkıp en büyük silahımız oldu.
Tıpkı SBS, ÖSS ve KPSS gibi aptal sınavların bizi esir aldığı gibi…
Başkalarının gözünde başarılı olma sevdasına; ihtiyacımız olmayan formülleri ezberliyor, nefret ettiğimiz dershanelere tıkışıyor, test kitaplarıyla sınanıyoruz. Okul hayatı bizim için artık yeni şeyler öğrenme ve dostluklar kurma hevesinden çıkıp, koyun olmayı öğrendiğimiz veya cv’de yazacağımız diploma sevdasına döndü.
Bizler tarihin üvey evlatlarıyız, hayatın sokak yerine internette veya kurslarda döndüğüne inandırıldık. Bizler ne büyük bir savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruh dünyamızda; bizim en büyük buhranımız kendi hayatlarımız.
» Yazının devamı
11 Haziran Tamirane Buluşmamız Yorumlarla Canlı Yayında!
Geçen sene ilkini planlarken ne hissediyorsam, bu sene de en az aynı heyecandayım. Yok yok, bu sefer biraz daha fazla sanırım :)
Birbirimizi daha yakından tanımak, sohbet etmek, birlikte mangaldan bir şeyler yemek, içmek, müzik dinlemek, eğlenmek… Sanal olmaktan çıkıyoruz, daha ne isterim ki?
Birazdan hazırlıklar için Tamirane’de olacağım. Saat 20:30′ta da gecemiz başlıyor.
Tıpkı geçen sene yaptığımız gibi, mekanda yine bir dizüstü bilgisayarımız olacak, oradan dileyenler yorumlarla sizlere gecenin akışı içinde yaşadıklarını, duygularını, dedikoduları yazacaklar! Siz de olduğunuz yerden katılıp, karıştırabilirsiniz ortamı :)
» Yazının devamı
Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!
27 Şubat’ta “hadi bir oyun oynayalım” diye başlayan Faili Meçhul Kıyak Hareketi’miz bugün üçüncü ayını bitirmiş. Bu hareket bugün büyüyerek devam ediyorsa bunun tek sorumlusu sizsiniz!
Fikir Atölyesi‘nde FMK ile ilgili bundan önce yazılan dört yazıya, toplamda 950′den fazla yorumla fikir beyan ettiğiniz için,
Kendi site veya bloglarınızda hareketi içtenlikle desteklediğiniz için,
Facebook benzeri sosyal ağlarda, ekşi sözlük tadında ortak içerik üretilen sitelerde, friendfeed ve twitter gibi paylaşım sitelerinde, msn iletilerinde, forumlarda ve mail’lerde paylaştığınız için,
Oyunun özünün “karşılık beklemeksizin, tanımadığımız kişilerin yüzünü gülümsetmek” olduğunu bilip, devamını sağlamak için de oyun kartlarını basıp cüzdanda taşıdığınız için,
Verdiğiniz FMK fikirleri ile kişileri yaratıcılığa teşvik edip, yaptıklarınızla cesaretlendirdiğiniz için,
Diğer tarafta, gündelik hayatta her gün yapabileceğimiz sayısız basit fmk’lar olduğunu gösterdiğiniz için,
Bu gelişmeler paralelinde önce radyoların, ardından basının ve en son da televizyonların dikkatini çekip, daha büyük kitlelere ulaşmasını sağladığınız için,
Yakında daha da büyük kitlelere ulaşmasına yardımcı olacak, kendi alanında en büyük kurumlardan biriyle ortak, 1.5 aydır FMK odaklı bir proje hazırlamamıza vesile olduğunuz için,
Evet, birilerinin yüzünü gülümsettiğiniz için, sorumlu sizsiniz!

