Bilgisayar Bağımlısı Olmak İçin Kaç Megabayt Gerekiyor?
- Gecenin bir saati uyanıp su içmeye kalktığınızda mail’lere de bakmak aklınızdan geçiyor mu?
- Nerdeyse tüm hobileriniz artık bilgisayar ile mi ilintili?
- Birisi adresinizi sorduğunda aklınıza ilk gelen e-mail adresiniz olmaya başladı mı?
- İnternet’te aralıksız 3 saat geçirmeyi normal bir davranış olarak mı algılıyorsunuz?
- Saatlerce hiç yüz yüze karşılaşmadığınız kişilerle ‘chat’ yapıyor, bunlardan bazılarının gerçek cinsiyetini bile bilmeyip, sadece ‘nickname’leri ile yetinebiliyor musunuz?
- Flickr, YouTube, Digg veya del.icio.us olmadan bir günün geçmediği oluyor mu?
- RSS okuyucunuz da ‘bookmark’larınız kadar dolu ve içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı mı?
- MSN sayesinde eskiden sık gördüğünüz arkadaşlarınızla yüz yüze temasınız azalmaya başladı mı?
- Toplantılarda gözünüzü önünüzdeki bilgisayarınızdan alamadığınız oluyor mu?
- Tatillerde bile aklınıza internet geliyor mu?
- Elde, kolda uyuşmalar, göz yorgunluğu ve bel ağrıları gündeme gelmeye başladı mı?
- Kendinize alabileceğiniz en güzel hediyenin 19-inch bir LCD monitör veya rahat bir bilgisayar sandalyesi olduğunu mu düşünüyorsunuz?
- Bir arkadaşınız size harika bir programdan bahsettiğinde, ve siz onun esasında bir televizyon programı olduğunu anlayınca hayal kırıklığı yaşıyor musunuz?
Deneyimler.Net
Yeni bir blog açtık: Deneyimler.net

“Nedir?” bölümü altında aynen şöyle tanımlıyoruz hedefimizi:
“Bu blogun ortak yazarları, yani bizler; sizler gibi birer müşteriyiz.
Bir müşteri olarak ciddi sayıda ürün ve servisin gözlemcisi ve kullanıcısıyız hepimiz. Deneyimlerini paylaşacak bilgi, cesaret ve özgüvene sahip, “müşteri olma”nın ve “hizmet”in ne anlama geldiğini iyi bilen, pazarlama odaklı düşünen kişileriz.
Gördüğümüz, satın aldığımız ve tükettiğimiz farklı markaların, bize yaşattıkları deneyimleri sadece kendi aramızda ya da arkadaşlarımıza anlatmakla yetinmek istemedik. İstedik ki deneyimlerimiz bir “anı”dan daha öteye gitsin.
Okuyarak ya da duyarak değil; bizzat deneyimlediğimiz, bizde olumlu veya olumsuz iz bırakan her şeyi paylaşmak istiyoruz. Bir lokantada öğle yemeği, bir havayolu şirketi ile seyahat, bir banka şubesindeki işlem de konu olabilir burada, bir web sitesi de, köpek maması da, içecek, giyim veya kozmetik markası da?
Fark yaratan deneyimlerde neden memnun kaldığımızı paylaşacağız ki herkes bilsin; örnek olsunlar.
Memnun kalmadıklarımız için de, yine nedenleriyle ortaya çıkacak;
öneriler sunacak, seviyeli ancak samimi bir diyalog kurmaya çalışacağız. Çünkü amacımız şikayet etmek değil, yapıcı olmak?
Sadece sizler, bizler; yani müşteriler için ciddi ve samimi bir paylaşım noktası değil, aynı zamanda marka sahibi firmaların da yakından takip ettikleri, hatta katıldıkları bir blog olmak adına çıktık yola bir kere?
Çünkü “Deneyimler.Net” olsun istiyoruz!“
Bu da “Ne Değildir?“, yani ne olmadığımız.
Sizi de deneyimlerinizi paylaşmaya bekleriz.
Fikir Atölyesi olduk!
[Atölye] Tunç Kılınç olarak yedi ay boyunca kullandığımız www.atolye.blogspot.com adresimizi www.fikiratolyesi.com olarak değiştirdik.
Burası; Fikir Atölyesi.
Yeni tasarım her ne kadar bir ‘template’ olsa da, üzerinde yaptığımız değişiklikler ve eklediğimiz modüllerle neredeyse herşeyi yeni baştan yazdık. Tek bir amacımız vardı; daha kullanışlı ve sade bir tasarım oluşturmak.
Büyük katkısı ve sabrı için Selim Yörük‘e burdan içten teşekkürlerim gidiyor.
Görüşleriniz değerli.
Jan Nahum, Formula 1 ve Türkiye.
- Türkiye dünyada neden hiçbir konuda iddialı değil?
- Kaç tane ürettiğimiz patent var?
- Teknolojiyi kullanmanın ötesinde “yapan” bir Türkiye imajı?
İşte bu hedeflerle motive olan, bugüne kadar çalıştığı tüm firmalarda hep sevilmiş, daha önemlisi sayılmış ve birçok kişiye örnek olmuş bir Türk iş adamından bahsediyorum.
- Günde sadece 3 saat uyuyup, 21 saat ayakta olmayı yaşam biçimi yapmış;
- Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji;
- Tanıyanları hayrete düşüren bir sorumluluk bilinci ve çalışma azmi;
- Kaybetmeyi hiç sevmeyen yapısı, etki alanındaki herkese aşıladığı başarma hırsı;
- Geniş bilgi birikimi ve Aztekler’den, gemi maketine kadar farklı ilgi alanları;
- Ünvandan ve hiyerarşiden uzak, meydan okuyan kendine özgü iş yapış anlayışı;
- İyi bir yöneticiden çok, güçlü lider özellikleri ile…
Onun adı Jan Nahum.
Özgür Ansiklopedi: Vikipedi
Benim de sıkça kullandığım “Vikipedi, herkesin katkıda bulunabildiği, Türkçe içerikli özgür bir ansiklopedi. Ancak ülkemizde henüz yeterince tanınmıyor.
Tekno Seyir blogunun yazarı sevgili Hasan da konuya el atmış. “İngilizce olarak 1.200.000?in üzerinde madde varken, Türkçe madde sayısı şu an için 27-28 binlerde. Ve bu maddelerin bazıları yeterli ansiklopedik bilgi içermediği için taslak halinde?” diyor ve bu sayının artması için de “gelin, tanıtımına destek olalım” çağrısı yapıyor.
Vikipedi kendini şöye tanımlıyor:
“Vikipedi 2001 yılında kurulan Wikipedia özgür ansiklopedi projesinin, 2003′te hayata geçen Türkçe koludur. Kurulduğu günden itibaren Vikipedi, Internet’in en geniş kaynak sitesi olma yönünde ilerlemektedir. Vikipedi’nin içeriği dünyanın her köşesinden gönüllü insanların imece usulü ile meydana çıkardığı açık ve özgür bir ansiklopedidir. Bu site bir wikidir, yani, dünya üzerinde Internet’e bağlı bilgisayarı olan herhangi bir kişi, tüm sayfalarda ekleme, çıkartma, düzenleme yapabilir. (Hatta bu sayfada bile!) Tek yapılması gereken sayfanın üstünde bulunan değiştir tuşuna basmak.”
Vikisözlük, Vikikaynak, Vikikitap, VikiSöz gibi kardeş projeleri de var, hepsine bakmanızı öneririm.
Dijital Doktorlar Çetesi: Geek Squad
Geçenlerde “Sorunlardan Fırsat Yaratmak” başlıklı yazımda hayallerimden bahsetmiştim. Bilgisayar sektörüyle, daha çok da bu sektörün satış sonrası hizmetleri ile ilgili…
Bu pazarda bırakın şaşırtan deneyimler yaşamayı, standart hizmet kalitesinden bile ne kadar uzakta olduğumuzu, oysa atılabilecek basit adımlarla ve biraz da girimşicilik ruhu ile, ne kadar büyük fırsatların var olduğunu kaleme almıştık.
Robert Stephens işte bu fırsatı görenlerden. Hem de oniki yıl önce… O, sadece 200 dolar sermaye ve bir bisiklet ile kurduğu şirketini, sekiz yıl sonra üç milyon dolara Best Buy’a satma becerisi göstermiş. Oniki yıl sonra ise milyonlarca dolar gelir getiren, 12.000 çalışanı ile sadece kendi sektörüne değil, tüm iş dünyasına pazarlama ve girişimcilik derslerinde okutulacak kalitede bir başarı hikayesi yaratmış. Yaratmaya da devam ediyor…
Hikayenin adı; “Geek Squad.”
Pazarlama Blogları Karnavalı
Marketallica‘nın yazarı Sevgili Özgür Alaz’ün öncülüğünde Pazarlama Blogları Karnavalı‘na başladık. Farklı bakış açılarıyla, pazarlamaya dair farklı konuları bulacaksınız her hafta.
İlk hafta ev sahibimiz Özgür oldu, haftaya ise Mobilasyon‘dan Refik Çağlayan’dayız.
Keyifli okumalar.
Sorunlardan Fırsat Yaratmak
Her ne kadar fiyatları düşmeye devam etse de, güncel teknolojilere sahip donanımlı bir bilgisayar hala el yakıyor. Geçtim uzay çağından olanları; orta seviye bir bilgisayar bile hala birçoğumuz için yatırım sayılabilecek rakamlara satılıyor. (Yoksa Türkiye’de kişisel bilgisayar sahiplik oranı neden hala % 10′lu seviyelerde kalsın?).
Şimdi, aldınız evinize bilgisayarınızı, kurulumu tamamlattınız ve bağlandınız internetinize. Bu bilgisayarlar buzdolabı gibi değil ki 20 yıl sorunsuz çalışsın.
Gösterdim. Gördü mü?
Söyledim… duydu,
Duydu… doğru anladı,
Anladı… hak verdi,
Hak verdi… inandı,
İnandı… uyguladı,
Uyguladı… sürdürecek…
anlamına gelir mi herzaman?
İyi Bir Satışçı Olmak
Sevgili Alper’in “İlk 5” isminde hoş bir blogu var; aklına gelen, ilgisini çeken hemen her konunun ilk beşini listeliyor orada.
Burdan bana, “İyi Satışçı Olmak” yazısıyla da, kibarlık yaparak pas atmış.
İşte iyi bir satışcı olmanın (bence) ilk beş şartı:
1. Müşteri değil, “misafir” diyen,
2. Konuşan değil, dinleyen,
3. Israrcı değil, şaşırtan,
4. Tanıdık değil, arkadaş,
5. Paranızı değil, sizi seven.
Orta sahada tekniği kuvvetli olduğuna inandığım Mehmet Doğan‘a gidiyor benim pasım da.





