Red Light District, Marijuhana, Scooter Taxi ve GS
İlkini “Amsterdam’dan Canlı Kucak” yazısı ile yaptıktan sonra şimdi de son Hollanda gezimden aklımda kalan ve ilginizi çekebilecek bazı gözlemleri paylaşmak istiyorum.
Daha önceki seyahatlerimden ve Türkiye’de tanıdığım bazı Hollandalılardan dolayı evet onlar hakkında bir fikrim vardı. Ancak bu sefer (belki de Fikir Atölyesi’nde yazarım düşüncesiyle!) bazı davranışsal özellikleri daha çok dikkatimi çekti.
Bunlar kısaca;
- Yaptıkları işi sadece iş olarak görüp gözlerinde çok da büyütmemeleri,
- Ufak sorunları dert etmeyen düşünce şekillerindeki rahatlık,
- Abartsız doğallıkları.
Devamında da biraz Amsterdam’ın renklerinden ve PSV maçı için geçtiğim Eindoven’dan bazı gözlemlerimi aktaracağım.
Amsterdam’dan Canli Kucak!
Su siralar 2006 yilinin ilk tatilini yapiyorum. PSV – Galatasaray macini bahane ederek Amsterdam’a geldim. Meger ne guzelmis tekrar uzaklara kacabilmek, bir haftaligina bile olsa…
Tatildeyken internet cafe’de bir bilgisayar karsisina gecmemi saglayan ise “Free Hug” [Bedava Kucak] olayi. Hani ilk kez sevgili Mehmet Dogan’in blogunda okuyup da gecenlerde Fikir Atolyesi’nde “Yorum Paylasim” ile altini cizdigim konu…

Okumaya devam etmeden once ‘yazinin devami’ndaki muhtesem videoyu bir izleyin. Biliyorsaniz da sorun degil, bir kez daha izleyin, inanin deger.
Yaprak Sharması, Dolma Sharması, Robin Sharma…
Geçen ay konferansını canlı izlediğim Robin Sharma hakkında “Robin Sharma: En Büyük Risk, Risk Almamaktır” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda Sharma’nın bende bıraktığı izlenim ve düşüncelerimi başka bir yazıda tekrar ele alacağımı söylemiştim.
Yani, kendisini planlı bir strateji ile nasıl zekice konumlandırdığından, pazarladığından ve nasıl bu kadar ünlü (ve zengin) olduğundan; kısaca, yarattığı kişisel başarı hikayesinden bahsedeceğim.

Şimdi sizden ricam, önce o yazıyı bir hatırlamanız. Bakın bakalım, bu söylemlerde katılmadığınız tek bir şey var mı? Hatta daha önemlisi; “önceden bilmiyordum” dediğiniz tek şey?
Peki evrensel sayılabilecek doğruları yazarak ve (bunları) konferanslarda anlatarak nasıl ünlü olunur, para kazanılır?
Yorum Paylaşım: Bedava Kucak ve YouTube
Blogların samimi, katılımcı ve paylaşımcı yapısına ufak da olsa bir katkı sağlama amacıyla Fikir Atölyesi’nde yeni bir uygulamaya daha başlıyorum: “Yorum Paylaşım”
Biliyorsunuz, takip ettiğim bloglarda ilgimi çeken yazılara zaman zaman yorumlarla katkı sağlamaya çalışıyorum. Blog yazarlarının bu değerli yazılarından sizleri haberdar etmek ve sizleri de yorumlarınızla katılım için teşvik etmek istiyorum. Bu amaçla bundan böyle, buradan seçili bazı yorumlarımı, hangi blogda hangi yazıya bırakıldığı bilgisiyle birlikte paylaşmaya başlıyorum.
İşte ilk ikisi:
Kolesyum’da Seyirciye Oynamak.
Liverpool – Galatasaray maçı, tribün şişme şampiyonlar ligi kupaları ile dolu, eline alan sallıyor. Aklıma ilk gelen UEFA’yı aldığımızda nasıl zevkini doyasıya yaşayamamak oldu. Galatasaray Store’larda aradan yıllar geçtikten sonra satılan kalitesiz tahta kupalar.
Taraftarlık, zevk unsurunun tüketilen ürün ya da alınan servisin doruk noktasına ulaştığı bir kavram. Futbol bir şov ve bu yüzden takımdaki görev adamı tabir edilen isimler forma sattırmaz, şovu yapan veya golü attıran sattırır.
Gladyatör filmindeki gibi, Roma’yı kazanmak istiyorsan Kolesyum’da seyirciye oynayacaksın.
Birinci AAAH! Neler Öğretti?
İlk AAAH! yani Atölye Açık Artırma Haftası sonuçlandı. Mehmet Eskici en yüksek teklifi vererek numaralı kartın sahibi oldu, tahmin yarışmasını ise doğru bilen çıkmadı.
Benim açımdan çok hoş bir deneyim oldu. Hani bazı fikirler vardır, basittir, hemen uygulanabilir. Bu işte onlardan biri oldu ve bugün itibariyle de “iyi ki denemişim” diyorum.
Gelelim öğrendiklerime;
Sahtekar Olmayan Taklitlere Razı Olmak!
Marketing Türkiye dergisinin 1 Ekim tarihli son sayısının kapak konusu “Fikrin patenti olur mu?”. Dergi benim görüşlerime de yer vermiş. Konu çoğumuzun zaman zaman gündemine gelir, o yüzden burada sizlerle de paylaşmak isterim.
Oldukça parlak olduğunu düşündüğümüz bir fikir geliyor aklımıza ve sonrasında bunu çocuğumuz gibi sakınıyoruz ellerden. Bize ait olduğunu da gösterebilme ve kanıtlama arzusuna giriyoruz doğal olarak. Peki bu fikri başkalarına söylememekten ve kendimizle bile fısıltıyla konuşmaktan başka ne yapabiliriz? Patentini alabiliyor muyuz fikrimizin?
Ya da gerçekten fikrin patenti olur mu? Veya… Olmalı mı?
AAAH! GS Numaralı Kombine Kartı
Bundan böyle blogumda zaman zaman yapacağım yeni bir aktivite olacak. Adı: AAAH!
Yani; Atölye Açık Artırma Haftası!
Daha sonra da (aktivite bittikten sonra) hep birlikte öğrendiklerimizi paylaşır, pazarlama bakış açısı ile de değerlendirmeler yaparız.
Şimdi gelelim ilk AAAH! olayımıza: Elimde bir tane (kendi adıma aldığım) Galatasaray numaralı kombine kartı açığa çıktı…
Ben de bunu herhangi bir fiyattan tanıdık bir kişiye satmak yerine açık artırmaya çıkarmak istedim. Açık artırma sitelerinden birine koymayıp, blogumda yaparak da bu işin heyecanını daha çok yaşamak istedim. Bu belki de (bilmiyorum) Türkiye’de bir blogda ilk kez denenen bir şey. O yüzden de keyifli.
Birinci AAAH! Tahminler
Hediyesi: Orijinal GS Forması.

AAAH! GS Numaralı Kombine Kartı yazımızda belirttiğimiz GS Store’dan alacağımız orijinal Galatasaray forma hediyemizin detayları:
Robin Sharma: En Büyük Risk, Risk Almamaktır.
- Tanıdığın en olumlu insan kendin ol.
- İçten ve samimi ol, her zaman (sesin titrese bile) gerçekleri söyle.
- Zamanında olman gereken yerde ol, geç kalma.
- Lütfen demeyi ve teşekkür etmeyi ihmal etme.
- Yapabileceklerinin altında söz ver, fazlasını yap.
- İnsanları onları ilk gördüğünden daha iyi bir durumda bırak.
- Arkadaş canlısı ve şevkatli ol.
- Birinci sınıf bir dinleyici ol.
- Diğer insanlara karşı tutkulu bir şekilde ilgili ol.
- Yüzünde gülümse eksik olmasın.
Katılmamak elde değil ancak bunlar (bu sıralama ile yazıldığı haliyle) benim değil, o meşhur Ferrari’sini Satan Bilge’nin, Robin Sharma‘nın lafları.
7 Eylül’de Borusan İstinye tesislerinde Robin Sharma’nın “Kendinizi Uyandırmak” Konferansına katıldım. D&R’ın sahiplendiği bu seminerden aklımda kalanları ve ayrıca Robin Sharma’nın bende iz bırakan bazı eski (kitapları ve röportajlarından) söylemlerini ve doğrularını şimdi sizlerle paylaşacağım.
Bir sonraki yazımda ise Robin Sharma hakkında kişisel izlenim ve düşüncelerimi yazacağım. Kendisini planlı bir strateji ile nasıl zekice konumlandırdığından, pazarladığından ve nasıl bu kadar ünlü (ve zengin) olduğundan. Kısaca, yarattığı kişisel başarı hikayesinden.
Şimdi dönelim verdiği mesajlara.




