Gerginlik ve Kaygılar Sana Ne Kazandırıyor?
Her insanın bir hayali vardır. Bunların kimi büyük, kimi küçüktür. Kimi ise kolaylıkla ulaşılabilir, kimi ise kurulan hayal kadar, bu hayale ulaşılması da güçtür.
Benim hayalim büyüklüğünü ya da küçüklüğünü bilemem ama, Budizm’i yerinde tanımak ve kitaplardan öğrendiklerimi yerinde görmekti. Bir de yoğun iş temposundan kaçmanın verdiği haz buna eklenince, kültür gezisinin tadı bir kat daha arttı.
Yoğun bir yolculuktan sonra Nepal‘in başkenti Katmandu‘ya ulaştığımız gün bir bayram günüydü. İnsanlar tanrılarına adak adamak için kilometrelerce kurdukta beklemekteydiler. Kuyruk hiç ilerlemiyordu. Ama insanların elinde keçi, horoz, tavuk ve çiçeklerle kilometrelerce uzaktaki adak yerine gelebilmek için bekliyorlardı.
Bizim kültürümüzde beklemek zor ve sıkıcı bir olgudur.
Time Dergisi Yılın Adamını Seçti: Sen
Ne harika bir seçim. Evet, Time Dergisi 2006 yılının en önemli kişisini seçti. İnternette içerik yaratan, katılan, paylaşan herkes… Yılın adamı “sen”sin.

Blog’lar, YouTube, Wikipedia, Bildirgeç, Sosyomat, Ekşi Sözlük, Flickr, Limk… ve daha nicelerini henüz kullanmıyorsanız, beklemeyin. Duyurun siz de sesinizi.
Üretkenlik ve inovasyonda çığır açacak yepyeni bir dönem bu. Kişiden kişiye, toplumdan topluma… Kullanıcıların içerik yarattığı yeni nesil internette artık ortak iyelik; yani ortaklaşalık ve iş birliği yapmak var.
Time güzel ifade etmiş;
Bir Kamera, 101 Tavuk ve Sütü Seven Kamyoncular
Teknoloji öylesine hayatımıza giriyor ki, alışkanlıklarımızı temelden değiştiriyor. İş yapış şeklimizden, sosyal ilişkilerimize, iletişimimizden eğlence anlayışımıza.
Youtube işte bu değişen dünyamızdaki trend’i en iyi yakalayan – web 2.0 – uygulaması. Günde 100 milyondan fazla video’nun izlendiği, her gün 65 bin yeni video’nun eklendiği Youtube yeni nesil internetin belki de en başarılı öncü uygulaması. Televizyonun yerine oynayabilecek kadar büyük bir fikir. Yeni bir eğlence şekli. Benim her gün bir önceki günden daha fazla vakit geçirdiğim, eğlendiğim, düşündüğüm, etkilendiğim bir video paylaşım sitesi.
Bu yazıda Google’un 1.6 milyar dolar verek satın aldığı Youtube’un başarısını değil, Youtube’da dikkatimi çeken bir kişiyi paylaşacağım. Adı Cory Williams. Youtube’daki adıyla Mr. Safety. Bugün itibariyle Youtube’da en fazla takipçi üyesi olan ilk 50 kullanıcıdan biri.
Ben Nasıl Yükseleceğim?
Geçenlerde büyük bir şirkette 6 yıldır orta kademe yöneticisi olarak çalışan bir arkadaşımla sohbetliyoruz. Artık bunaldığını, sürekli değişen yöneticilerine iş öğretmekten sıkıldığını, hak ettiğini düşündüğü bir üst basamak için kendisinin değerlendirilmemesinin ağrına gittiğini anlattı bana.
Hoş bir sohbetti, onun öğle arasıydı ve saat 14:00′deki toplantısına koşarak yetişmesi gerekiyordu. Sonra saat 15:00′de başka, 16:30′da başka ve 17:30′da başka bir toplantı onu bekliyordu. Yarınki ajandasının bugünden de beter olduğunu söylüyordu.
Şikayet eder gibi gözükse de, gözlerinde bu kadar yoğun bir ajandaya sahip olmanın verdiği ilginç bir mutluluk da vardı; öyle ya, bu kadar çok toplantıya davet edilen bir kişi önemli olmalıydı. Ağzından dökülenler sitem kelimeleri olsa da, gerçekte o kadar da şikayetçi değildi bence bu durumdan. Kendi yöneticine iş öğretiyor olmak esasında ona ayrı bir kıvanç veriyor olmalıydı, 6 yıldır aynı prestijli şirkette çalışıyor olmak da.
Milyon Dolarlık Alex’den Şimdi de Milyon Dolarlık Çekiliş: Pixelotto
Fikir Atölyesi okurları hatırlayacaklar; daha önce burada Bir Milyon Dolarlık Sayfa‘nın yaratıcısı Alex Tew’in piksel reklamcılığı ile nasıl dört ayda 1.037.100 dolar kazanabildiğini irdelemiştik.
Cin fikirli Alex, aylardan beri sinyalini verdiği ikinci projesini yarın (5 Aralık) başlatıyor: Pixelotto. Yani piksel lotosu.
Konsept aynı; yine piksel satıyor. Bu sefer bir piksel, bir dolar değil, iki dolar. Bir milyon pikseli toplamda 2 milyon dolara reklamverenlere satıp, yarısı olan bir milyon doları da sayfanın ziyaretçilerinden birine çekilişle verecek. Kazanmak için buradaki reklamlara tıklamak yetecek. Ne kadar çok tıklarsanız o kadar çok şansınız olacak!
Kısaca Alex, bu sefer de başarılı olursa, hem kendi, hem de başka birinin cebine birer milyon dolar koyacak.
Sistem şöyle işleyecek:
Geride Nasıl Bir Miras Bırakmak İstersin?
Fikir Atölyesi’nde, 20 Soruluk Söyleşiler bölümünde hergün karşılaşmadığımız türde soruları, tanıdığım ve yaşamında fark yarattığına inandığım kişilerle yapıyorum. Bu aralar ise aklıma çok takılan bir soruya kendim cevap vermeye çalışıyorum (Sanırım sonunda ekleyeceğim bu soruyu oraya!):
Geride nasıl bir miras bırakmak istersin?
Zor bir soru. Düşünün biraz.
Hatta yazıyı okumaya bir-iki dakika ara verin.
Meltem Yaşar: Kariyer mi, Uganda mı? Pole Pole!
Son üç yılı Turkcell’de olmak üzere toplam 13 yıl Türkiye’nin en büyük firmalarında çalışacaksınız, sonra bir gün kendinize o “yeter artık” diyebilecek cesareti gösterip herşeyi ardınızda bırakacaksınız. Tüm sevdiklerinizi, kariyerinizi, herşeyi… Gideceksiniz uzaklara…
Seçilen yer de Amerika, Avusturalya veya Avrupa’da bir ülke değil; Uganda!
“Uganda… Orası nesli tükenmek üzere olan 530 gorilin yuvasından ibaret bir yer değil… ‘Param yok’ dediğim için sınırdan vize parası vermeden geçtiğim, ilk kez AIDS’li bir kadına sarıldığım, kavanozda çilek reçeli sanıp yediğim şeyin, aslında içine karınca girmiş koyu renkli bir bal olduğunu öğrendiğim, doğal parkın ortasında etrafta ne hayvanlar olduğunu anlayamadan yolda kaldığım, yağmur ormanlarında 6 erkek ve ben 30 kilometre yürüdüğüm, 7 ay yağmur yağmasına ve her tarafın yemyeşil olmasına rağmen parasızlıktan bir barajın bile yapılmadığı ve bu yüzden elektrik ve suyun olmadığı, beni kendilerinden biriymiş gibi misafir eden bir ailenin yanında kaldığım,
o sefalete rağmen hediyelere boğulduğum, saçımı ellemelerine izin verdiğimde gözleri yuvalarından fırlayan insanlarla tanıştığım, binlerce yarasası ve pitonu olan mağaralarında dolaştığım, su aygırlarının çıkardığı homurtuları dinleyerek uyuduğum bir yer!
Büyülü bir yer! Sadece insani gereksinimlerini karşılamaya çalışmaktan kötülüğe, ikiyüzlülüğe, entrikaya vakit bulamayan, hayatta kalmaya çalışan insanların ülkesi…” diyor o Uganda için.
O, yaşamını artık Uganda’da sürdüren Meltem Yaşar; 20 Soruluk Söyleşiler’de yeni konuğumuz.
Cevaplar Gelmeye Başladı.
Bir önceki “Var mı Sorusu Olan?” yazımda sizlere bir söz vermiştim. Etkileşimli Pazarlama Zirvesi 2.0′da bir panelin moderatörü olarak konuşmacılara yöneltiğim (sizlerden gelen) soruların cevaplarını Fikir Atölyesi’nde yayınlayacaktım.
Cevaplara girmeden önce; “eğlenceli” bir şey yapalım; katılımcılara bu (önceki) yazıdan bahsetmeyelim, bakalım kimler önceden fark edecekler demiştik. Zirve öncesi yazı bir hafta yayında kalmış, yaklaşık altı bin farklı kullanıcı tarafından okunmuştu. Katılımcılar arasında ise sadece Tefal’den Aytuğ Elerman yazıyı yakalayabilmiş!
Dönelim cevaplara…
Zaman kısıtından dolayı katılımcılara (Garanti Bankası, Volvo, Tefal, Soyak, Atlasjet ve Bosch-Siemens) sahnede sorabildiğim soru sayısı limitli kalmış, ben de tüm soruları kendilerine elden yazılı vermiştim.
Cevaplar gelmeye başladı. (Sahnede aldığım cevaplar bende zaten. Yazı içinde ilgili yerlerde onları sizlerle paylaşacağım.) Diğer katılımcıların da mail’leri ulaştıkça bu yazı içinde güncelleme yaparak yayınlayacağım.
Bu arada ufak bir hatırlatma; cevapların hangi sorulara ait olduğunu anlamak için bir önceki yazının yorumlarına bakmak faydalı olabilir.
Var mı Sorusu Olan?
Garanti Bankası, Volvo, Tefal, Soyak, Atlasjet veya Bosch-Siemens… Bu altı firmaya sormak istediğiniz bir şeyler var mı?
22 Kasım Çarşamba günü Hilton Convention Center İstanbul’da Marketing Türkiye önderliğinde yapılacak olan “Etkileşimli Pazarlama Zirvesi 2006: Pazarlama 2.0″ konferansında “Sonuç Alan Kampanyaların Perde Arkası : Türkiye Vaka Analizleri” bölümünün yönetimini yapacağım. Hani şu moderatörlük denen olay.
Her konuşmacıya, kendilerine ayrılan sürede sunumlarını bitirdikten sonra, bazı sorular sorma şansım olacak. Ben de bu moderatörlükte yeni bir şey denemek istiyor ve soruları sorma şansını size bırakıyorum!
Şimdi söz hakkı sizde. Bu markalara yöneltmek istediğiniz soruları bu yazıya yorum olarak girebilirsiniz. Zirvenin konusu interaktif pazarlama. Ancak bu vaka analizleri bölümünde ağırlık daha çok internet uygulamaları ve bu markaların internetten nasıl fayda sağladıklarında… Dolayısıyla sorularınız bu kapsamda olursa daha bir anlamlı olur.
Sizlerden gelecek her soruyu o sırada sahnede sorma şansım olmayabilir doğal olarak. Gelenler içinde (orada oluşacak ortama uygun) seçeceğim soruları ise mutlaka soracağım. Verdikleri cevapları daha sonra burada yayınlayacağım. Ayrıca gelen tüm soruları ise ilgili firma yöneticisine basılı bir kağıtta vereceğim, bundan emin olun.
Firmalar ve konuşmacıları şöyle:
Red Light District, Marijuhana, Scooter Taxi ve GS
İlkini “Amsterdam’dan Canlı Kucak” yazısı ile yaptıktan sonra şimdi de son Hollanda gezimden aklımda kalan ve ilginizi çekebilecek bazı gözlemleri paylaşmak istiyorum.
Daha önceki seyahatlerimden ve Türkiye’de tanıdığım bazı Hollandalılardan dolayı evet onlar hakkında bir fikrim vardı. Ancak bu sefer (belki de Fikir Atölyesi’nde yazarım düşüncesiyle!) bazı davranışsal özellikleri daha çok dikkatimi çekti.
Bunlar kısaca;
- Yaptıkları işi sadece iş olarak görüp gözlerinde çok da büyütmemeleri,
- Ufak sorunları dert etmeyen düşünce şekillerindeki rahatlık,
- Abartsız doğallıkları.
Devamında da biraz Amsterdam’ın renklerinden ve PSV maçı için geçtiğim Eindoven’dan bazı gözlemlerimi aktaracağım.




