Özgür Ansiklopedi: Vikipedi
Benim de sıkça kullandığım “Vikipedi, herkesin katkıda bulunabildiği, Türkçe içerikli özgür bir ansiklopedi. Ancak ülkemizde henüz yeterince tanınmıyor.
Tekno Seyir blogunun yazarı sevgili Hasan da konuya el atmış. “İngilizce olarak 1.200.000?in üzerinde madde varken, Türkçe madde sayısı şu an için 27-28 binlerde. Ve bu maddelerin bazıları yeterli ansiklopedik bilgi içermediği için taslak halinde?” diyor ve bu sayının artması için de “gelin, tanıtımına destek olalım” çağrısı yapıyor.
Vikipedi kendini şöye tanımlıyor:
“Vikipedi 2001 yılında kurulan Wikipedia özgür ansiklopedi projesinin, 2003′te hayata geçen Türkçe koludur. Kurulduğu günden itibaren Vikipedi, Internet’in en geniş kaynak sitesi olma yönünde ilerlemektedir. Vikipedi’nin içeriği dünyanın her köşesinden gönüllü insanların imece usulü ile meydana çıkardığı açık ve özgür bir ansiklopedidir. Bu site bir wikidir, yani, dünya üzerinde Internet’e bağlı bilgisayarı olan herhangi bir kişi, tüm sayfalarda ekleme, çıkartma, düzenleme yapabilir. (Hatta bu sayfada bile!) Tek yapılması gereken sayfanın üstünde bulunan değiştir tuşuna basmak.”
Vikisözlük, Vikikaynak, Vikikitap, VikiSöz gibi kardeş projeleri de var, hepsine bakmanızı öneririm.
Dijital Doktorlar Çetesi: Geek Squad
Geçenlerde “Sorunlardan Fırsat Yaratmak” başlıklı yazımda hayallerimden bahsetmiştim. Bilgisayar sektörüyle, daha çok da bu sektörün satış sonrası hizmetleri ile ilgili…
Bu pazarda bırakın şaşırtan deneyimler yaşamayı, standart hizmet kalitesinden bile ne kadar uzakta olduğumuzu, oysa atılabilecek basit adımlarla ve biraz da girimşicilik ruhu ile, ne kadar büyük fırsatların var olduğunu kaleme almıştık.
Robert Stephens işte bu fırsatı görenlerden. Hem de oniki yıl önce… O, sadece 200 dolar sermaye ve bir bisiklet ile kurduğu şirketini, sekiz yıl sonra üç milyon dolara Best Buy’a satma becerisi göstermiş. Oniki yıl sonra ise milyonlarca dolar gelir getiren, 12.000 çalışanı ile sadece kendi sektörüne değil, tüm iş dünyasına pazarlama ve girişimcilik derslerinde okutulacak kalitede bir başarı hikayesi yaratmış. Yaratmaya da devam ediyor…
Hikayenin adı; “Geek Squad.”
Pazarlama Blogları Karnavalı
Marketallica‘nın yazarı Sevgili Özgür Alaz’ün öncülüğünde Pazarlama Blogları Karnavalı‘na başladık. Farklı bakış açılarıyla, pazarlamaya dair farklı konuları bulacaksınız her hafta.
İlk hafta ev sahibimiz Özgür oldu, haftaya ise Mobilasyon‘dan Refik Çağlayan’dayız.
Keyifli okumalar.
Sorunlardan Fırsat Yaratmak
Her ne kadar fiyatları düşmeye devam etse de, güncel teknolojilere sahip donanımlı bir bilgisayar hala el yakıyor. Geçtim uzay çağından olanları; orta seviye bir bilgisayar bile hala birçoğumuz için yatırım sayılabilecek rakamlara satılıyor. (Yoksa Türkiye’de kişisel bilgisayar sahiplik oranı neden hala % 10′lu seviyelerde kalsın?).
Şimdi, aldınız evinize bilgisayarınızı, kurulumu tamamlattınız ve bağlandınız internetinize. Bu bilgisayarlar buzdolabı gibi değil ki 20 yıl sorunsuz çalışsın.
Gösterdim. Gördü mü?
Söyledim… duydu,
Duydu… doğru anladı,
Anladı… hak verdi,
Hak verdi… inandı,
İnandı… uyguladı,
Uyguladı… sürdürecek…
anlamına gelir mi herzaman?
İyi Bir Satışçı Olmak
Sevgili Alper’in “İlk 5” isminde hoş bir blogu var; aklına gelen, ilgisini çeken hemen her konunun ilk beşini listeliyor orada.
Burdan bana, “İyi Satışçı Olmak” yazısıyla da, kibarlık yaparak pas atmış.
İşte iyi bir satışcı olmanın (bence) ilk beş şartı:
1. Müşteri değil, “misafir” diyen,
2. Konuşan değil, dinleyen,
3. Israrcı değil, şaşırtan,
4. Tanıdık değil, arkadaş,
5. Paranızı değil, sizi seven.
Orta sahada tekniği kuvvetli olduğuna inandığım Mehmet Doğan‘a gidiyor benim pasım da.
Tangadan Fark Yaratan Bilkent’li.
Bir açık artırma sitesinde 31 YTL fiyatla satışa konan bir tanga 5 saat içinde 1.250 YTL edecek değeri bulur mu?
Hatta 50 bin YTL veren çıkar mı? Açık artırmanın olduğu sayfa üç gün içinde 85 bin ziyaretçi çeker mi?
Ve bu daha sonra da gazetelerde, radyolarda ve internette gündem olur mu?
Olur. Hem de nasıl…
Başarmış Olmak Ne Demek?
“Başarmış olmak” geride bırakılabilecek en anlamlı ve en değerli miras olabilir mi?
Hırs dolu bugünkü dünyamızda yatların boy uzunluğu, katların sayısı, arabaların markası, şirketteki odaların büyüklüğü gibi duygudan tamamen uzak kriterler midir başarı?
Marketing Post‘tan sevgili Cengizhan bloguna konuk yazar olarak bir yazı göndermemi rica edince, bu aralar beni sıkça meşgul eden “başarı” ve “başarmış olmak” hakkında bir şeyler karalamak geldi içimden.
Hayat Bir Nehirmiş !
10 Ağustos 2005′de hayallerinin peşinden koşmak için çıktığı yolculuğu 25 Mayıs 2006′da bitirdi Barış Akkiriş. Yalnız başına 9.5 ay dolaştı dünyayı, bir uçtan diğer uca; 75 bin km yol demekti bu.
“Şimdi yapmazsam ne zaman yapacağım” diyen iç sesi ve hayalleri daha baskın çıktı. Yoksa büyük bir şirkette keyif aldığı bir işi vardı.

Onlarca ülke, yüzlerce insan tanıdı; kendi dışında da bir hayat olduğunu yaşayarak gördü. “Dünya ve kendim hakkında yeni fikirlerim – duygularım var. Yani belki oradalardı zaten de, ben yeniden keşfetim… Hayat bir nehirmiş! Bazen ellerini bırakmak gerekiyormuş.” diyor.
Yolculuğunun yedinci ayında “20 Soruluk Söyleşiler“de konuğumuz olmuştu. Şimdi de o nehirde gördüklerini anlatsın istedik.
Sorduk; Barış da cevapladı:
1 Milyon Ziyaretçi !
“biz üç kankayız; izel kanka, çelik kanka, ercan kanka. amacımız, şu an üzerinde bulunduğunuz blogu, tamamen amatör güdülerle, türkiye’nin, hatta ve hatta dünyanın en fazla ziyaret edilen blogu yapmak. nasıl mı? öyle. bir siteyi tanıtma yöntemlerinin tamamını kullanarak, her türlü pisliği yaparak, internet üstünde ve internet altında, mesela sokakta, bir duvarda, bir bar tuvaletinin kapı arkasında bu blogun adını yazarak ve daha neler neler.”




