Yeni Bir İş Fırsatı mı? Bilmem!
İki sene önce kaleme aldığımız “Yeni İş Fırsatları Yaratmak Gerçekten Zor mu?” yazımıza halen ciddi sayıda yorum geliyor. Bu denli ilgi, bu konunun bende de canlı kalmasını sağlıyor.
Peki şimdi n’oldu?
Ev sahibim evini satıyor, bana da yol göründü. Kiralık ev bulma ve taşınma hazırlıkları bu aralar neredeyse tüm enerji ve vaktimi alıyor. Hatırladım tekrar, taşınmak zor işmiş!
Ancak yaşanılan sorunlar yeni iş fırsatları sunuyor. Aklıma gelip kaleme almaya çalıştığım bu fırsat için sizlerin de fikrini almak isterim. Bakarsınız bazı girişimci arkadaşlara ilham kaynağı oluruz.
İşin adı ne olur bilemedim ama bu “yer değişikliği danışmanlığı” gibi bir şey. İki ev gösterip komisyon peşinde koşan çoğu emlakçının yaptığı işten oldukça farklı.
Hayal edelim beraber. Bu danışmanlık firması evini veya şirketini taşıyacaklara şunları sunsa…
Uzmanlarımız, Sizin Kendinizi Aşağılık ve Aptal Hissetmeniz İçin Sürekli Yeni Çözümler Üretiyorlar. Çünkü Aptalsınız!
- Biz olmadan başarmanız mümkün değil, denemeyin bile.
- Bizdeki beceri sizde yok. Kişisel almayın. Bu bizim zımbırtımız.
- Tasarım ve pazarlama hizmetleri için fiyatımız yüksek, çünkü yüksek tutabiliyoruz. Çünkü siz ödeyeceksiniz.
- Biz müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap verebiliyoruz. Öyle veya böyle.
- Havalı ünvanlar bizi daha zeki ve akıllı gösteriyor.
- Biz sadece herkesten daha iyi değil, aynı zamanda daha da zekiyiz.
Seçkin müşterilerimize, değişen ekonomilerde saldırgan ve yaratıcı şekilde rekabet etmeleri için, çığır açan iş stratejileri ve aşmış tasarımlar sunuyoruz.
Dünyanın en dinamik online pazarlama, tasarım ve danışmanlık ajansına hoşgeldiniz.
Futbola Yeni Kurallar Getirme Şansımız Olsaydı…
Neler değişsin isterdiniz?
Benim aklıma gelenlerden;
- Maçlar 90 dakika ama topun oyunda kaldığı süre 60 dakikayı geçmiyor. Zamana karşı oynanan sakatlıklar, eklenen ilave süreler hep tartışma konusu. Basketboldaki gibi dursun zaman. Scoreboard’a yansısın, görsün herkes. Oyun süresi de 30 dakikalık 2 devreden oynansın.
- Oyuncu değişikliği serbest olsun, futbol da en az basketbol kadar yorucu ve stratejik değişikliklere açık bir oyun.
- Taç neden elle atılıyor? Adı üstünde, ayak oyunu bu futbol. Elle atılan taç çoğu kez rakiplere gitmiyor mu zaten?
- Kaleci ceza sahasının tamamında değil, sadece 6 pas içinde elle topa müdahale yapabilsin. Bu kadar geniş alanda elle tutmazsa topu, oyun renklenir.
Üniversitelerde ‘İş Hayatına Hazırlık’ Dersi Neden Yok?
Kurbağa bacağından Avrupa Birliği’ne kadar her ders var ama “İş Hayatına Hazırlık” dersi yok! (Varsa da benim haberim yok, bir zahmet paylaşır mısınız benle? Anlatalım burada, inceleyelim örnek olarak…)
Burada şirket içi (ve dışı) iletişim, tavırların anlamı, stres altındayken kendini yönetme, üst kademedekilerin koltuk savaşı için yaptıkları, patronun gözünde müdür, müdürün gözünde patron; müdürün gözünde çalışan… Aynı konumdaki kişilerin öne çıkma savaşları…
Farklı şapkalardan kim gerçekten neyi neden yapıyor (beynindeki gerçek amaçlar), neyi neden söylüyor?
Hatta sabit gelirle kişisel bütçe yönetimi, kendi algını yönetme, iş yerinde duygusal ilişkiler vs gibi konular hakkında ipuçları olan…
Kısacası iş yerlerinde “hayatta kalma ve sonrasında başarılı/mutlu olma” adına tartışma dersi gibi bir şeyden bahsediyorum. Sınıf ortamından çok, değişik şirketlerin toplantı odalarında yapılan, sezonluk bir ders. Farklı konuklarla…
Koyun Sürüsünden Biri Olmamak.
Yaratıcı CV ile ilgili fikir veren farklı yazılarımız (***) olmuştu. Bugün de Youth Republic ajansının ortaklarından sevgili Serhat Gürcü’nün gönderdiği mail ile yaptıkları bir uygulamadan haberdar oldum: Yaratıcı iş ilanı.
Daha önceden TBWA reklam ajansının stajyer ararken kullandıkları youtube’da video gösterme tekniğini onlar bir adım ötesine taşımışlar.
Reklam ajansları zaten müşterilerine yaratıcı iletişim çözümler sunmak için varlar. Öncelikle kendileri için yaratıcı olmaları kaçınılmaz olmalı derken pek azında gördüğümüz bu yaratıcılığı görünce sizlerle de paylaşmak istedim.
‘Kampus Marka Yöneticisi’ kavramını Türkiye’ye tanıştıran, 1999 yılından beri gençlere yönelik (Pepsi, Adidas, Okey, Sony gibi) birçok marka için pazarlama iletişimi hizmeti sunan Youth Republic aradığı iki Fikir İnsanı pozisyonu için bir ilan hazırlamış.
İş Fikirlerini Hayata Geçiren Bir Başka Türk: Arda Kutsal.
Türkçe içerikli blogları takip etmeye çalışanların hayatını kolaylaştıran bir servis çıktı geçenlerde. Şimdilik test (beta) aşamasında olmasına rağmen işi sahiplenmesi ve ciddiyeti ile bu konuda liderliği üstlenecek gibi duruyor. Bloglarla okuyucuları buluşturan bu servisin adı: Blograzzi.
Din, Ekonomi, El Sanatları, Fotoğraf, İngilizce, Kişisel, Kolektif, Kültür Sanat, Müzik, Pazarlama, Seyahat, Spor, Şiir, Teknoloji, TV Sinema, Yemek, Yorum isimli kategoriler altında aradığınız içerikli blogları bulmanız mümkün. Örneğin Fikir Atölyesi Pazarlama‘nın altında.
Ayrıca (dilerseniz kısa bir üyelik sonrası) favorilerinizi oluşturabiliyor, oy verebiliyor ve yorum yazabiliyorsunuz. Bunun için bir blogunuz olmasına da gerek yok. Herşey açık, şeffaf ve samimi. Trafik bilgileri ile beğeni durumunu istatiksel olarak harmanladığı bir de (en iyi bloglar) sıralama var bloglar arasında.
Kimdir bu ihtiyacı doğru tespit edip Blograzzi ismi ile hayata geçirmeye çalışan diye baktığımızda, Arda Kutsal ismini görüyoruz.
İnovasyon mu? Fazlası Bizde Var, Sen N’olur Yeni Fikir Getirme!
Hemen her söktörde rekabetin hızlandığı bu dönemin adı artık inovasyon dönemi…
Yani yenilikçi düşüncenin ürettiği; hayatımızı kolaylaştırmanın ötesinde zenginleştiren, yüzümüzde bir gülümseme bırakan, bizi eğlendirirken düşündüren, çevremize anlatmaya değer bulacağımız, keyifli deneyimler yaşatan markaların öne çıktığı/daha da fazla çıkacağı bir dönem.
Bunu sözde söyledikleri [bakın çok şirketin vizyon/misyon iddialarında benzer laflar bulacaksınız!] halde içselleştirebilen, daha doğrusu çalışanlarının yüreğinde hissetmesini sağlayabilen firma sayısı ise çok az… Sadece Türkiye’de değil, gelişmiş ülkelerde bile…
Özellikle büyük kurumların hepsinde Yeni Ürün ve Servis Geliştirme departmanı, çoğunda Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge), bazılarında da İnovasyon’dan sorumlu bölüm veya kişiler var. Maalesef çoğunun [kendilerine empoze edilen] bir tavırları var: “Bize bu kadar maaş verdiklerine göre yeni fikirleri biz bulacağız.”
İlginç olan yöneticilerinin onlardan isteği de bu yönde!
Yaratıcı Bir Gencin Zihin Haritası
“Ben sıradan bir kişi değilim, olmak da istemiyorum. Olaylara herkesten farklı bakabiliyor ve bundan keyif alıyorum. Yeni fikirlerim var. Ancak bunları hem paylaşmaktan çekiniyor, hem de nasıl hayata geçebileceklerini bilmiyorum, ne yapmalıyım?”
Fikir Atölyesi’nde bana gelen mail’lerin büyük bir çoğunluğu işte bu soruyu soruyor. Şimdiye kadar farklı yazılarda bu konuyu ele almış olsak da, bu kez dilerseniz daha kapsamlı ve farklı bir yöntem deneyelim.
Yöntem sohbet olsun, konuk da bu sorunun cevabını vermiş ve hayatına içselleştirmiş biri olsun. Türk olsun, genç olsun. Şımarmamış ve gözü de dolar işaretinden çok güzellikleri görebilecek yetenekte olsun. Yaratıcılığı sadece projelerinde değil, hayatının her alanında kullanan biri olsun.
İşte böyle biri kim olabilir diye kendime sormamla cevabını bulmam eş zamanlı oldu.
O; İTÜ İşletme Mühendisliği okurken blog tutmaya başlayan ve bu (Türkçe ve İngilizce) blog sayesinde kendi vizyonunu bulan biri. Bir fikir avcısı. Birçok markaya danışmanlık veren, uluslararası yayınlarda yazıları yayınlanan bir trend gözlemcisi. Örneğin trend avcılarının en önemli network’ü sayılan Springspotters‘da tüm dünyada en fazla gözlemi yayınlanan kişi.
“Flickrpreneur” gibi pazarlama dünyasına hediye ettiği kavramlar var. Geçen sene yapılan Kariyer Net’in Fikir Yarışması birincisi, Lovemark Konferansı paralelinde yapılan “Türkiye Marka Aşklarını Arıyor” yarışma birincisi, Second Life Business Plan yarışması dünya ikincisi.
Google Earth üzerinde yarattığı farklı CV çalışması ile binlerce kişinin dikkatini çeken, şimdi de bu binleri milyonlara çekecek “Google Bize Logo Yapsana!” projesi ile gündeme gelen bir genç. Marmara Üniversitesi İşletme’de yüksek lisans yaparken, aynı zamanda 41 29 isimli dijital pazarlama ajansında yarı zamanlı çalışıyor. Yaşı 24.
Adı Özgür Alaz.
İki saati aşkın karşılıklı bir sohbetimiz oldu geçen gün. Bazıları sıkıştırmak amaçlı da olsa aklıma gelenleri sordum, o da tüm içtenliği ile cevapladı. Şimdi alın elinize kahvenizi, siz de katılın sohbete.
Denge ve Yaratıcılık
Daha önceki bir yazımızda şirketlerin yaratıcılığa olan yaklaşımından söz etmiş ve şöyle demişiz;
“Orta yol bulunmaya çalışılıyor hep. Oysa var mı ‘köyün delisi‘ olmanın ama az tarafından imkanı?”
Deliliğe örnek olarak, yaratıcılığı kendi hayatlarımıza indirgediğimiz uç bir olay anlatayım size:
Uluslararası büyük bir firmada yakın bir arkadaşımın okul sonrası ilk işi. Zeki bir adam olmanın bilincinde olduğu kadar iş hayatının gereklerini bilmediği, tecrübesizliğin tavan olduğu zamanlar… Adı üstünde, ilk ciddi kurumsal iş tecrübesi bu. Ancak zekiyiz ya; bakın şimdi yıllar önce yaptığı bir densizliğe !
Görüntülü CV. Özgür Ruhun İçin Mi?
Duymuşsunuzdur, Kariyer.Net görüntülü CV olayını başlatmış… Hem de dünyada ilk uygulayan firmalardan biriylermiş. Biz de tebrik ediyoruz kendilerini.
Özgeçmiş yazmanın, yani CV oluşturmanın en büyük amacı başvurduğumuz şirketten görüşme için davet alabilmektir demiştik.
Bildiğiniz gibi, özellikle giriş pozisyonları için başvuru çok, görüşme için çağrılacak kişi sayısı ise limitli oluyor hep. Yani arz ve talepte bir dengesizlik var.
Bu dengesizlik de eli güçlü olanın işine yarıyor, tıpkı burada olduğu gibi.



