Dragons’ Den Türkiye. Yaratıcı iş fikirleri için bir fırsat mı?

“İş fikrim var, param yok! Biri bana destek olsa, bak gör neler yapardım.”

“Yaratıcı fikrim var, ne yapacağımı bilmiyorum.” Veya;

“Çalıştığım şirkette fikirlerimi dinleyen yok. Kurumsal hayatta yaratıcılık gerçekten zor işmiş. Ben de fikirlerimi kendim hayata geçiririm.” diyorsanız…

Bloomberg HT kanalında yayınlanacak olan “Dragons’ Den Türkiye” isimli girişimcilik programı sizin için olabilir!

Reyting uğruna yapılan göz yaşı, ayılma bayılma, aşağılama veya yakın çekim gibi saçmalıklardan uzak; net ve direkt iletişim tarzı ile Dragons’ Den, İngiltere’de BBC Kanalı’nın sekiz sezondur en çok izlenen programlarından biri.

Dragons’ Den‘deki adıyla ‘ejderler‘, kendi girişimci ruhlarıyla sıfırdan zengin olmuş yatırımcılar. Beş kişiler; biri kadın. Karşılarına hisse karşılığı para koparmak için gelen girişimcilerin iş fikirlerini dinledikten sonra yatırım kararlarını açıklıyorlar:

Varım” veya “yokum!” » Yazının devamı

Özgelecek. Hem de En Özü!

Hani şu iş başvurularında firmalara CV veya özgeçmiş gönderiyoruz ya, bu aralar yine kafamı bir şeyler kurcalıyor.

Tüm CV’lerin ortak noktası, hep ve sadece “geçmişimiz” hakkında bilgi vermesi. Nerede okuduk, nerede çalıştık, ne işler yaptık, hangi sertifikaları aldık… İyi güzel de, bizim geçmişte yaptıklarımız, girmek istediğimiz şirketin geleceğine katkısı ne?

Hem olası katkımızı hesap etme işini nasıl bırakabiliriz ki başkalarına? [Hele bir de, maalesef, büyük firmalarda CV eleme işini çömez İnsan Kaynakçıları yaparken!]

Ofis programlarını kullanma eğitimine katılıp, sertifika aldığımızı yazıyoruz mesela. Veya bilmem ne semineri… O dönem için bunlar iyi şeyler olabilirdi de, bugünkü CV’de hala bunlar yer alıyorsa, biraz acayip kaçmıyor mu?

Hem zaten geçmişte ben, hangi şart ve imkanlarda o becerdiklerimi becerdim ki? O zamanlarda mesela ekonomi ne durumdaydı, sattığımız ürün veya hizmete talep var mıydı, benim müdürümle ilişkim nasıldı? Sahi, baştan ben o işe zaten nasıl kabul edilmiştim ki?

Bunlar pek yazmaz CV’lerde.

Özgeçmiş yazmak kolay. Google’da “örnek cv” diye aratmak yetiyor. Özgelecek yazmamak içinse bahanemiz hazır! “Gelecek” ya o, nereden bileyim? [Birazdan size bir "özgelecek örneği" vereceğim.]

Ancak öncelikle bir şey sormak istiyorum.

CV’lerde kendimiz hakkında samimi, dürüst ve merak uyandıran lafları yazmaya neden sakınıyoruz? Mesela; » Yazının devamı

İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.

- Mesela tıp okullarında günde bir saatlik ders olsa ve arkanızda oturan arkadaşınız size masaj yapsa. Evet, masaj! İşte bu yüzden hastasının ayağına masaj yapan bir doktor göremiyoruz bugün.

- Mesela hastaneler, hastaların ve çalışanların oylarıyla haftanın “en kaba, en huysuz doktorunu” seçip duvara kocaman bir resmini assalar. Hiçbir doktor bu oylamada “kazanan” olmayı istemeyecektir.

- Mesela hastane koridorlarına şarkı söylemeden girilmese…

Bunlar, “insanlığın kendisini” en büyük ilaç yapmak isteyen Adams’ın onlarca fikrinden bazıları. Hani şu “Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!” ile başladığımız yazı dizisinin kahramanı olan deli doktor!

“Dünyadaki hiçbir tıp okulu sağlıklı olmayı, zinde olmayı öğretmiyor. Benim tüm tıp eğitimim boyunca ‘sağlık’ kelimesi derslerde geçmedi. Geçen hep: ‘hastalıktan kurtulmak’ oldu. İyi beslenme, egzersiz, ve tabii ki sevgi kelimeleri hiç geçmedi. İşte size tıp okullarının vizyonu!
» Yazının devamı

Beni REDDettin!

beni REDDettin!Hadi bir oyun daha oynayalım. “Faili Meçhul Kıyak“tan sonra bu da ikincisi olsun, onun kardeşi :)

Adı da “Beni REDDettin!” olsun. Veya “REDD Hareketi!

Hepimiz, her gün bir yerlerde reddediliyoruz. ‘Hayır’ diyor birileri bize, ‘olmaz!’ Kabul edilmiyor, istenmiyor, hatta dışlanıyoruz zaman zaman. Duymak istemediğimiz; bazıları büyük, bazıları ufak reddedilmeler bunlar. Kendimizi değersiz, eksik veya başarısız hissettiğimiz… Canımızın yandığı anlar.

Bize ‘hayır’ denme ihtimali öylesine korkutuyor ki, çoğu kez bunu duymamak için denemeye de kalkmıyoruz. Oysa hayatın içinde ‘evet’ kadar ‘hayır’ da var.

Madem reddedilmeler hiç bitmeyecek… O zaman bu işi tersine çevirip, onlar bizi reddettikçe, bizim kendimizi daha iyi hissettiğimiz, eğlendiğimiz bir oyun oynayalım. Nasıl olsa ret aldıkça, ‘evet almanın’ yollarını daha iyi öğreniyor olmuyor muyuz?

Reddedilmek!” yazısını yazarken çıktı bu “Beni REDDettin!” fikri:
» Yazının devamı

Faili Meçhul Kıyak Otoparkta!

Faili Meçhul Kıyak – FMK – oyunumuza başlayalı sekiz ay olmuş. Güzel de olmuş :)

Şimdi çektiğimiz ufak bir video var, onu sizinle paylaşmak istiyorum:

Bir prodüksiyon şirketinin yardımı ile sabah gün ağarmadan başladık, öğlene doğru da işimiz bitmişti. Eğlenceden yorgunluğu unuttuk!

Yine bir prodüksiyon şirketi destek verirse, size çekmek istediğimiz diğer FMK’lar hakkında fikir vermek istiyorum:
» Yazının devamı

Ahmak Ben!

Bir önceki yazıda ilk kez duyurduğum Fikir Atölyesi kitabının nasıl olacağı henüz netleşmemiş olsa da, kitapta yer alacak yazılarda içeriğe katkı sağlayan bazı yorumlara yer vermeyi çok istiyorum. Yazan kişinin de bıraktığı isimle. Bakalım bunun kurgusunu nasıl becereceğiz!

Kurgu demişken, hayata karşı duruşu, düşünce şekli ve bugüne kadar yaptıklarıyla çok takdir ettiğim yazar, editör, senarist ve aynı zamanda eğitim görevlisi olan bir arkadaşımla çalışmaya başladık. İsim vermeyelim, bu şimdilik sürpriz olarak kalsın.

Bu yazının amacı ise farklı. Burada (bir önceki yazıda sizden gelen fikirler de doğrultusunda) bir oyun oynayalım:

Kitapta yer alacak bir bölümün “kahramanı” siz olun. Baştan sona!

Hayatımızın uzun metraj bir film olarak çekileceğini düşünelim. Adı “Ahmak Ben!” olsun.
» Yazının devamı

Fikir Atölyesi Bir Kitap Olsa?

Fikrinize ihtiyacım var.

Bir zamandır zihnimde benimle döğüşen bir kitap projesi var. Bu blogun ürettiği içerikten çıkacak bir kitap.

Ancak tabii ki yazıların direkt alınıp baskıya verilmesinden bahsetmiyorum, bunun için kitaba gerek yok. Kurgusuyla, okuru içine katmasıyla, ebadıyla, özgün tasarım ve düzenlemesiyle çıkacak bir kitap olmalı bu.

Peki, sizce ne olmalı? Nasıl olmalı?

Aklınıza gelen fikirleri duymak isterim. Kurguyla ilgili, içerikle ilgili, tasarımla veya kitabın dağıtım ve pazarlamasıyla ilgili olabilir. Neresinden tutmak isterseniz.

Sizleri yönlendirmemek adına kendi kafamdakileri buraya yazmamalıyım. Onlar nasıl olsa varlar ancak değişmez şeyler de değiller.

Veya diyebilirsiniz ki, sen de mi Tunç? Ne gerek var kitaba, otur blogunu yazmaya devam et!

Büyük Laf Edip, Tarihe Geçiyoruz!

Bakın, adını tarihe yazdıran bazı ünlü kişilerin zamanında ettikleri laflara:

  • ABD Patent Dairesi komisyoneri Charles Duell – 1899:
    “Keşfedilecek her şey çoktan keşfedildi.”
  • Bir astronom; Simon Newcom – 1902:
    “Havadan ağır nesnelerin uçması mümkün değildir.”
  • 1.093 adet patentin sahibi Thomas Edisson -1922:
    “Radyo çılgınlığı… yakın zamanda son bulacak.”
  • TV tüplerinin mucidi Lee DeForest – 1926:
    “Yüksek adetlerde TV üretiminin ticari getirisi olmayacak.”
  • Warner Brothers Pictures kurucusu Harry Warner – 1927:
    “Kim film izlerken aktörlerin sesini » Yazının devamı

Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!

27 Şubat’ta “hadi bir oyun oynayalım” diye başlayan Faili Meçhul Kıyak Hareketi’miz bugün üçüncü ayını bitirmiş. Bu hareket bugün büyüyerek devam ediyorsa bunun tek sorumlusu sizsiniz!

Fikir Atölyesi‘nde FMK ile ilgili bundan önce yazılan dört yazıya, toplamda 950′den fazla yorumla fikir beyan ettiğiniz için,

Kendi site veya bloglarınızda hareketi içtenlikle desteklediğiniz için,

Facebook benzeri sosyal ağlarda, ekşi sözlük tadında ortak içerik üretilen sitelerde, friendfeed ve twitter gibi paylaşım sitelerinde, msn iletilerinde, forumlarda ve mail’lerde paylaştığınız için,

Oyunun özünün “karşılık beklemeksizin, tanımadığımız kişilerin yüzünü gülümsetmek” olduğunu bilip, devamını sağlamak için de oyun kartlarını basıp cüzdanda taşıdığınız için,

Verdiğiniz FMK fikirleri ile kişileri yaratıcılığa teşvik edip, yaptıklarınızla cesaretlendirdiğiniz için,

Diğer tarafta, gündelik hayatta her gün yapabileceğimiz sayısız basit fmk’lar olduğunu gösterdiğiniz için,

Bu gelişmeler paralelinde önce radyoların, ardından basının ve en son da televizyonların dikkatini çekip, daha büyük kitlelere ulaşmasını sağladığınız için,

Yakında daha da büyük kitlelere ulaşmasına yardımcı olacak, kendi alanında en büyük kurumlardan biriyle ortak, 1.5 aydır FMK odaklı bir proje hazırlamamıza vesile olduğunuz için,

Evet, birilerinin yüzünü gülümsettiğiniz için, sorumlu sizsiniz!

» Yazının devamı

Faili Meçhul Kıyak Bir Aylık Oldu!

Bir aylık bebeğimiz Faili Meçhul Kıyak Hareketi dün Beyaz Show’daydı.

İzleme şansı bulamayanlar için:

Bunlar da FMK ile ilgili bugüne kadar ki gelişmeler:

1.) Faili Meçhul Kıyak!

2.) Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nde İlk On Gün.

3.) FMK Hareketi Öldürecek Beni Heyecandan :)

4.) Ne Mutlu Böyle Deli Olmaya!

Ben de bu oyun kartlarından basmak istiyorum derseniz:

FMK Kartları – (Türkçe).
– İngilizcesi: ‘Anonymous Favour’ game cards.
– Almancası: ‘Ein anonymer Gefallen’ Spiel-Karten

Linklerden birine sağ tıklayıp “save link as” veya “hedefi farklı kaydet” yaparak bilgisayara almak mümkün.

Kucaklıyorum hepinizi.

1 / 612345... Son »