İnternet: Zaman Değerlendirmeden Çok, Zaman Geçirme mi?

Son bir iki aydır gençlerin bilgisayar ve internet kullanım alışkanlıklarını öğrenmek gibi bir hevese kapıldım. Herkes kendini genç hissetsin de, benim gençten kastım 16-20 yaş arası. Oturunca bilgisayar karşısına ilk ne yaparlar, interneti hangi amaçla kullanırlar, beklentileri veya heyecanları neler…

Konuştuğum kişi sayısı belki 30′u geçmez (ve erkek ağırlıklı), o yüzden burada bilimsel bir araştırma sonucu yok. Okuyacaklarınız sadece benim bire-bir gözlemlerim ve yakalayabildiklerim. [Ancak siz "yok ben illa da bilimsel bir şeyler okumak isterim" derseniz bir ara google abiye sormakta fayda var!]

Onlara sordum: “Sıradan bir günde bilgisayarı açtığında ilk ne(ler) yapıyorsun?”

- Önce msn açıyorlar.
- Ardından winamp ve müzik.
- Varsa mail onu okuyorlar (pek olmuyor.)
- Sosyal arayış siteleri :)
- Online oyun.
- Vakit kalırsa nette biraz gezinmece.

» Yazının devamı

Var Olmak mı?

Barınacak bir eviniz yok.
Hastalandığınızda alabilecek bir ilacınız da.

Eğitim daha önce duymadığınız bir kelime.
Çünkü karnınız aç.

Sahip olduğunuz tek şey; hayatta kalma mücadelesi.
Onun da adı hayatsa eğer.

Milyonlar değil.
Milyarlarca insan…
Her gün.
Var olmakla, olmamak arasında gidip geliyorlar.
» Yazının devamı

Bipolar mı, Yoksul Olmak mı?

Dönem dönem (nöbetler halinde);

  • yerinizde duramayacak kadar çok hareketlisiniz.
  • hızlı, takibi zor, konudan konuya atlayarak konuşuyor,
  • abartılı boyutlarda neşe gösterileri içindesiniz.
  • kendinizi aşırı güçlü, zeki, önemli ve güzel buluyor,
  • imkansızı dahi başarabileceğinize inanıyorsunuz.
  • normalde ilgilenmeyeceğiniz kişilere karşı bile cinsel dürtüler hissediyorsunuz.
  • konsantrasyon kaybı yaşıyor ve dikkatiniz çabuk dağılıyor.
  • uyku ihtiyacınız azalmış,
  • hiç olmadığı kadar yemek yiyor,
  • kazancınız üzerinde para harcıyor,
  • hatta çevreye abartılı armağanlar veriyor,
  • ve her zamankinden farklı görünmeye çalışıyorsunuz.

» Yazının devamı

Pazarlamanın Hangi P’si, Hangi C’si?

Duymuşunuzdur, pazarlama uzmanları bir ürün veya servisin satış ve pazarlama stratejilerini çalışırlarken 4P, 5C gibi kısaltmalar kullanırlar. Pazarlama üstadı Amerikalı ağbilerimiz ürün, fiyat, dağıtım ve tanıtım için “4P” (product, price, place, promotion) veya firma, iş ortakları, müşteriler, rakipler ve ortam anlamına gelen “5C” (company, collaborators, customers, competitors, climate) gibi kısaltmaları kulllanmaya bayılırlar.

4 p’ler zamanla beş, 5 c’ler ise altı c olur! Kim bilir belki 7Q çıkmıştır bugünlerde, takip etmek zor! Keşke pazarlama denen şu illet bu formüller kadar basit olabilse.

Bence pazarlama, özde; karşındakinin var olan veya var olduğu zannettirilen bir ihtiyaca yönelik kendi ürün veya servisini sürekli satabilme becerisi. Bu “zannettirme” kısmı önemli. Üstelik sadece ihtiyaçlar için değil, her şeyde.

En kaliteli, en iyi, en ucuz veya verdiğin paranın en fazla karşılığını alacağın, en kolay bulabileceğin, en en en… Herkes de sürekli ve aynı anda “en” olamayacağına göre, birileri yalan söylüyor. En iyi yalan söyleyen de maalesef en iyi pazarlamacı oluyor. Bu yüzden olsa gerek [zamanında o tayfadan olan ben] bugünlerde “pazarlamacılar yalancıdır” diyorum, onlar da kızıyor bana!

Şimdi bu yazı nereden çıktı?

» Yazının devamı

Shakespeare Z Kuşağından Olsa Tenori-On Çalar mıydı?

İnsan beyni sanırım arabalardaki vites gibi. İleri vitese aldınız mı, mutlu olmak için çok neden aramazken; geri viteste ise en ufak detaylar bile gözden kaçmıyor, mutsuzluk katmerli artıyor.

Ancak güzel olan sanırım, beynin fabrika çıkışı olarak ‘ileri vitese’ takılı gelmesi. Ve hemen her sabah da kendini “fabrikadan yeni çıktığını” zannetmesi!

Bu ‘default’ özellik, geri vitese geçmemek için bizim savunma mekanizmamızı da harekete geçiriyor. Aldığımız kararları sonradan açıklarken “ben zaten….” veya “keşke…” ile başlayan kısa ömürlü cümlelerin çoğalması ondan. Bu sayede geçmişin üzerine bir sünger çekip (zamanla gerçekten de unutup) mutlu oluyoruz. Seviyorum ben beynin bu özelliğini!

Yaş konusu mesela… “ah ben şimdi genç olacaktım, var ya…” veya “şimdiki aklım olsa…” muhabetleri…

» Yazının devamı

Link Önerin!

Birkaç gün önce, sessiz sedasız yeni bir şey başlattık Fikir Atölyesi’nde. “Link Önerin!” Sitenin sol üstünde göreceksiniz.

Çıkış noktası basit. Çok sayıda “Tunç; senin yazıların güzel de, biz de bir şeyler paylaşabilmek istiyoruz bu atölyede” mail’i almam. “Senin yazdığın yazılara yorum yazabilmenin ötesinde, bizim de bir yerlerde okuyup, paylaşmaya ve tartışmaya değer bulduğumuz konular oluyor” diyorlardı.

Haklılar!

İşte o yüzden artık yaratıcılığı tetikleyen veya besleyen bir şeyler gördüğünüzde bunları paylaşabileceğiniz bir “Link Önerin!” sayfamız var.

İlk gelenler arasından seçtiklerimizle başlıyoruz biz de:
» Yazının devamı

Kuşakabin!

Bu, yaz mevsimi rehaveti ile yazılmış bir yazıdır : ) Daha önemli işleriniz varsa, vakit kaybı yaratmayalım size!

Yoksa ben de istemez miyim sizlere Steve&Barry’deki gibi bir başarısızlık hikayesini veya dünyanın tepesindeki Türklerin nasıl o tepelere çıktığını anlatmayı?

Başka bir ruh halinde oluyorum yazları. Ciddiyetsiz konular daha bir ilgimi çeker oluyor nedense. Her geçen sene de mevsimlerin hakimiyeti artıyor üzerimde. Bırakıyorum ben de kendimi… Direnmek neden ki?

Bu aralar arkadaşlarımın Fikir Atölyesi’ne mail ile gönderdikleri bazı mesajları tuttum. Onları paylaşacağım şimdi sizlerle:

» Yazının devamı

5 Temmuz Buluşmamız Yorumlarla Canlı Yayında!

Ufak bir bahane ile sanalda başladık, şimdi gerçek olmak üzere: bu, Fikir Atölyesi’nin ilk sokak etkinliği.

Az sonra Nevizade Bade Restaurant’da olacağım. Saat: 19:00′dan sonra da Atölye’nin okuyucuları gelmeye başlayacak. Büyük çoğunluğu ile ilk kez karşılaşacak olmanın bana verdiği çok hoş bir heyecan da var tabii.

Geleceğini söyleyen (şu dakika itibariyle) 85 kişi olmuşuz.

Bade’de bir dizüstü bilgisayarımız var. Bu yazı da ekranda açık olacak. Hani düğünlerde olur ya, günün anısına deftere bir şeyler karalanır, bu gece burada olanlar da dilerlerse bu yazıya yorum olarak gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini yazabilecekler… Gelemeyenler de dışarıdan müdahale edebilecekler konuya!

Blog’dan canlı yayın gibi bir şey : )

Neler hissedeceklerini bilemem de, gecenin ortalarına doğru aklımdan geçen ufak (hoşluk mudur, delilik midir; adını koyamadığım) bir şeyimiz olacak! Yüz yüze olabilmenin şerefine…

Sizleri buradan güncelleriz gece boyunca.
» Yazının devamı

Size Bir Sözüm Vardı!

Blog ödülleri sonrası, 11 Mayıs tarihli “Bir Kez Daha Hissettirdiniz Varlığınız?… Ne Mutlu!” yazısında verdiğim bir rakı-balık sözüydü bu.

Şöyle demiştik:

“Maalesef ödüller biraz zayıf. Ana sponsor Microsoft’un bu konudaki tutumu kendi marka büyüklüklerine pek yakışmadı.

O zaman ben de bu ödüllerle yetinmeyip bu dört okurumu rakı-balığa davet ediyorum =)

Gerçekten!

Bütçem müsait olsa da, oyunumuza katılan herkesi davet edebilsem. Ama şöyle bir şey yaparız; Önceden yer ve saati belirler ve duyururuz. Dileyen de katılır sohbetimize, sonrasında ortak hesap öderiz. Olmadı gireriz mutfağa bulaşıkları yıkamaya!”

Bunu sadece kendi oyunumuzu kazanan dört okurumuzla (İlker İlgen, Emrah Doğan, Sırrı Özden ve Çağrı Özdemir) veya oyuna katılanlarla limitli tutmuyoruz tabii ki.

Açılış konuşması yok, sunum yok, panel yok! Amaç birlikte olmak, tanışmak, sohbet etmek, yemek, içmek, eğlenmek…

» Yazının devamı

La Rambla, İstiklal Caddesi ve Siya Siyabend.

la rambla manTheo‘dan sonra “La Rambla” Barselona’da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan.

Plaça de Catalunya’dan başlayıp, Barselona limanına açılan meydandaki Christoffel Columbus anıtında son bulan bu geniş ve uzun caddenin cafe’leri, restoranları, dükkanları vs değildi ilgimi çeken.

Veya çoğu Avrupa şehrinin ünlü caddelerinde gördüğümüz, onca kalabalığın aynı anda yürümesine rağmen sizle göz göze gelmeden, size omuz atmadan, rahatsız etmeden; herkesin kendi halinde olması da değildi bana ilginç gelen.

Caddeyi baştan sona bir festivale çevirenlerdi beni şaşırtan. Sokak çalgıcıları, sanatçıları, göstericileri; adına ne derseniz…

» Yazının devamı

1 / 712345»... Son »