Dikkatimi Çekenler

Steve Jobs… Haklı Çıktı!

“Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak; gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin, ancak asla maceracı ruhundan taviz verme” diyen…

Yakalandığı ilk kanserden dolayı ölümle burun buruna gelince de; “Her gününü hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın” deyişini kendi yaşamının parolası yapmış biriydi o.

Ve haklı çıktı!
» Yazının devamı

Merak Ettiklerim!

Doğumdan sonra büyümeyen tek organımız ‘göz’müş. Bu iyi de, ey burun ve kulaklar, sorarım size… Ölene kadar genişlemeye devam ediyorsunuz, amacınız ne?

İnsan vücudunun %97 mükemmellikte olduğunu düşünüyorum! Mesela, yokluğunda hiç özlenmeyen bademcikler neden var? İlerleyen yaşlarda kulaklarda neden kıl çıkar? Hıçkırık ne iş?

Böbrekten, gözden, kulaktan ve akciğerden ikişer tane var… 20 tane de parmak varken; kalp neden tek? Biri yedekte bekleyip, diğeri sektiğinde devreye girse ya! [Ben -elimde olmadan- bugün de birden çok kişiye aşık olabiliyorsam, asıl sebep bu olamaz!]

İnsan aşık olunca, sol beyin neden kendini yok sayıyor? Gerçi iyi de ediyor… Acaba diyorum, bu sol beyin baştan hiç olmasaydı, dünya daha şefkatli bir yer olur muydu? [Günün sonunda kendi kendini yok eden tek ırk hala insanoğlu.]

Umursamadan söylenen ‘seni seviyorum’lara nasıl kanabiliyoruz? [Oysa, 'umursamak' merak etmektir. Merak eden de fiziksel, olmadı ruhen, olmadı beynen senin yanındadır hep. Sen hissedersin onu, bunu anlatmaya da kelimeler yetmez...]

» Yazının devamı

Başım Gözüm Üstüne!

İki mektup…
İlki Mardin’in bir köyündeki Esra öğretmenden Koray Kocabaş’a.
İkincisi ise Koray’dan bana.

——-

Merhaba Koray,

Bundan yaklaşık 3 ay önce Mardin’in Savur ilçesine 186 mevcutlu Evren İlköğretim Okulu’na Rehber Öğretmen olarak atandım.

Burayı biraz anlatırsam; Mardin‘in Savur ilçesi merkeze 47 km uzaklıkta, yaklaşık 4 bin kişinin yaşadığı, bir dağın eteklerine yayılmş küçük bir ilçe, bence ortalama İstanbul’un 25-30 yıl gerisinde. “Geleceğe Dönüş” filminin gerçek olduğunu hissedebilirsiniz burada.

Savur pek Türkiye gibi değil. Her ailenin çok fazla çocuğu var. Burada sokaklarda eşekler inekler katırlar geziyor fakat hayvanlar yemeksizlikten çok cılız kalmışlar, büyüyememişler. Çocuklar da öyle, bir çoğu küçük kalmış büyüyememiş, fiziksel gelişimleri yaşıtlarının gerisinde.
» Yazının devamı

Bizim Burada İşler Böyle Yürür!

maymun işte!Bir kafesimiz var, içinde de beş maymun. Kafeste hayatta kalmaları için yetecek miktarda ancak lezzetsiz yemek ve biraz da su. Kafesin tavanından ise iple sarkıtılan bir salkım muz, hemen altında da muzlara ulaşmak için kurulu bir merdiven.

Muzu gören ilk maymun merdivenlerden çıkmaya başlıyor; tam alacağı anda, dışarıdan hortumla fışkırtılan buz gibi bir soğuk suya maruz kalıyor ve tek bir muz alamadan merdivenlerden yere düşüyor. Üstelik sadece o değil, aşağıdaki diğer dört maymun da sırılsıklam olup üşümeye başlıyor.

Sonradan denemeyi yapan diğer maymunların başına gelen de aynı. Şiddetle püskürtülen buz gibi bir su. Artık kimse muzlara ulaşmak için merdivenlere dahi yaklaşmaz oluyor.

Bu aşamada, içerideki maymunlardan biri kafesin dışana alınıp, hiçbir şeyden haberi olmayan yeni bir maymun içeri konuluyor. Yeni gelen muzu gördüğü gibi merdivenlere yöneliyor ancak bu defa soğuk su püskürtülmeye başlamadan diğer dört maymun tarafından güzelce bir dayak yiyor.
» Yazının devamı

Erdil Yaşaroğlu’ndan Fikir Atölyesi okurlarına yeni yıl kıyağı!

Tüm dünya sizin ağzınızdan çıkmış bir gerçeği öğrenecek olsa, ne olurdu haykırışınız?

İşte bu fikirden yola çıkıp, sevgili Erdil Yaşaroğlu’ndan bir ricada bulundum, o da kırmadı sağolsun. Bu yeni yıl kıyağı ondan size :)

Siz Facebook’daki Fikir Atölyesi sayfamızda dile getirmek istediğiniz bir gerçeğinizi yazıyorsunuz, Erdil de ‘en çok oyu’ (beğeni/like) alacak haykırışın karikatürünü çiziyor.

Daha iyi bir dünya için, hasretini çektiğiniz kişi için, tutkunuz için, sevgiliniz için, tuttuğunuz takım için… Her neyle ilgili olursa olsun; sizin dile getireceğiniz bir gerçek…

Yazdığınız (Has FMK! ve Webrazzi oyunlarımızdaki gibi) diğer okurlar tarafından da beğenilir ve en çok oyu alırsa, Erdil de karikatürü sizin o lafınızdan yola çıkarak sizin isminize özel olarak kara kalem çizecek ve imzalayacak.
» Yazının devamı

Erdil Yaşaroğlu ve Sosyal Medya!

Dün Webrazzi Summit‘te, Erdil Yaşaroğlu ve Arda Kutsal ile “Nasıl Oluyor da Oluyor…?” isimli bir sohbetimiz oldu. İzleyenler ne düşündü merak ediyorum ancak biz epey keyifli anlar yaşadık.

Erdil Yaşaroğlu gerçekten kendisiye son derece barışık, samimi ve zeki bir adam. Her soruya içtenlikle cevaplar verdi, espriler yaptı ve tahmin ediyorum seyircilere eğlenci anlar yaşattı.

Arda da aylar süren emekler sonucunda ve müthiş bir takım çalışmasıyla harika bir organizasyona imza attı. Sosyal Medya sektöründeki gelişmeleri takip edenler adına iyi bir gün oldu. Tebrikler Webrazzi.

Biz de Fikir Atölyesi’nde bir önceki yazımızda “Erdil Yaşaroğlu ve Arda Kutsal’a “sosyal medya ve yaşamlara etkisi” üzerine soracağınız soruları, 3 Kasım Çarşamba günü sahnede sizin adınızı vererek soracağım. Zaman kısıtıyla soramadıklarımız olursa da, daha sonra Erdil ve Arda’dan cevapları yazılı göndermelerini rica edeceğiz.” demiştik.

Sizden gelen soruların bir kısmını sahnede sorma şansım oldu. Webrazzi sohbetin videosunu yayınladığında, o da bu yazı içinde bir güncelleme ile yerini alacak.

Erdil, sağolsun sizin sorduğunuz soruların birçoğunu hemen yazılı olarak cevaplamış bugün. Arda’nın cevapları da gelince, bir güncelleme daha olacak.

İşte bir önceki yazıda sorduğunuz sorulara Erdil’in söyledikleri:
» Yazının devamı

Nasıl Oluyor da Oluyor…?

Gerçekten nasıl oluyor da mesela;

Msn’de görüntülü konuşmak ‘görüşmenin’,
Sms atmak ‘ilgi göstermenin’,
Twitter veya Friendfeed’te yazmak ‘paylaşmanın’,
Facebook’ta olmak da ‘var olmanın’ yeni adları oluyor?

Veya;

Albert Einstein’ın “Nasıl oluyor da kimse beni anlamıyor, ancak herkes çok seviyor?” lafı yerine, şunu kendimize sorarken bulabiliyoruz:

“Nasıl oluyor da herkes artık beni anlıyor, fakat sadece seviyormuş gibi yapıyor?”

Sosyal paylaşımların artmasıyla iyice su üzerine çıkan “kurgulanmış alt hayatlar”, bizim için yeni bir kişisel algı yönetim şekli mi?
» Yazının devamı

Facebook Kapatılırsa Kendi Çözümümüzü Üretiriz!

CeBIT Bilişim 2010′da Ulaştırma Bakanımız, “Facebook kapatılacak mı?” sorusuna verdiği cevap içinde demiş ki:

“İsrail’de, Almanya’da, Brezilya’da başka davranacaksınız, onların dediklerini yapacaksınız, Türkiye’ye gelince ‘Ben  yapmam’ diyeceksiniz. Türk halkı bunu kabul etmez. Gerekirse kendi çözümünü de üretir.”

2.5 senedir YouTube, bugün de Facebook sizi önemsemiyorsa, yapacağınız en kolay şey, tabii ki “karşıyı suçlamak” olacaktır. Halkı da kolayca kendi tarafına çekecek zekice bir manevradır bu.

Önce ‘kendine’ bakmaksa zor olandır.

“Bir internet sitesi benim liderlik yaptığım bu devleti nasıl muhatap almaz, bu nasıl mümkün olabilir?” sorusu mesela kişinin önce bir yutkunmasına yol açabilir!

Cevabı Carly Fiorina vermiş:

“Bir lider olarak davranışlarınızın farkında olmak zorundasınız, çünkü herkes zaten farkında.”

İşin ‘bu tarafını’ gündeme getirmeye hiçbir gazetecinin cesareti yoktur. Olamaz da. Baskı altındaki medyada, ekmek parası derdindeki muhabir için “korkmak” doğal sonuçtur.

En tepeden bir bürokratın (veya hatta bizzat bakanın!) bugün yarım milyar kullanıcısı olan Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg‘i telefonla arayıp; “Mark’cım, gel şu işi büyümeden çözelim, iki taraf da mutlu olsun” demesi yetecek belki de.

Ancak pardon!
» Yazının devamı

En İyi Türkçe Şarkılar

İnsanın ana dilinde dinlediği şarkıların tadı başka. Hele hiç eskimeyen şarkılar var ki, işte onların tınısıyla veya sözleriyle bir yerlere gitmemek, mutlu olmamak veya hüzünlenmemek elde değil!

Esasında içimden başlığa “Tüm zamanların en iyi Türkçe şarkıları” demek geçti ancak bunu yapabilmek için çok yetersiz olduğumun farkındayım. Ben de geçen yıllar içinde etkisini hiç kaybetmeyen, hatta her dinlediğimde farklı hissettiğim Türkçe şarkıları sizle paylaşmak istedim.

Tüm Zamanların En İyi Şarkıları” sayfamızda bu şarkıların dinlenebilir bir formatı var [Playlist 6: ‘Türkçe Şarkılar’ – Benden Size!]

Bu arada listede Sezen Aksu göremeyeceksiniz, çünkü Sezen’lerin tamamı Playlist 5′te :)

Playlist 7 ise tamamen sizden gelecek önerilerle oluşacak. Yıllar geçse de hiç eskimeyecek, yeri sizde hiç değişmeyen ve binlerce kez dinleseniz de doyamadığınız Türkçe şarkıları, dilerseniz yorum olarak buraya ekleyebilirsiniz. Ben de daha sonra onların dinlenebilir playlist’ini oluşturacağım.

Şimdi benimkiler. [Sanatçı adına göre alfabetik sırayla. Bu aynı zamanda playlist sırası.] » Yazının devamı

Tüm Zamanların En İyi Şarkıları

Siz de sabah gözünüzü açar açmaz eli ‘başlat’ tuşuna gidenlerden misiniz? İlla ki çalacak bir şeyler!

Ruh halimizi bu denli içtenlikle teslim ettiğimiz başka bir şey yok sanırım. Yanımızdaki sevgili bile bir başka gözüküyor o parça çaldığında. Veya yalnız kaldığımızda… Ne müthiş bir gücü var o tınıların.

Hepimizin hayatında onlarcası var, duyduğumuz anda bizi başka yerlere götüren. Dans ettiren, mutlu eden, hüzünlendiren, geçmişe götüren… Yıllar geçse de bizdeki yeri hiç değişmeyen, binlerce kez dinlesek de doyamadığımız şarkılar.

Daha önce ‘Tüm Zamanların En İyi Filmleri‘ni birlikte seçmiş ve sonrasında da bunların içinden bir “En İyi 250 Film Listesi” ortaya çıkarmıştık.

Gelin şimdi de tüm zamanların en iyi şarkılarını seçelim. Kime göre; tabi ki bize göre!

Tıpkı filmleri seçerken olduğu gibi, burada da sizden gelecek öneriler değerli. Türkçe veya yabancı şarkılar olabilir. Hem bu sayede Fikir Atölyesi okurlarının müzik tercihlerini de çıkartmış olur, hatta belki de bazı şarkıları ilk kez birlikte dinlemiş oluruz.

Daha sonra da Fikir Atölyesi’nde yeni bir sayfa açıp, burada sizden gelen önerilerle bir ‘playlist’ oluşturmaya çalışırım.

[Güncelleme: Bahsettiğim sayfa oluşmaya başladı, şarkıları oradan dinlemek mümkün >> "Tüm Zamanların En İyi Şarkıları]

İşte – alfabetik sırayla – benimkiler. » Yazının devamı

1 / 912345... Son »