<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atölyesi &#187; Başarı Hikayeleri</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/kategori/basari-hikayeleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Mar 2010 18:31:09 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 17:57:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[anarşist]]></category>
		<category><![CDATA[cömertlik]]></category>
		<category><![CDATA[devrim yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci]]></category>
		<category><![CDATA[doktor olmak]]></category>
		<category><![CDATA[eğlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[hastane modeli]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[palyaço]]></category>
		<category><![CDATA[patch adams]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[tıp eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1452</guid>
		<description><![CDATA[Çıkış noktası bulmakta zorlandığım anlarda konuştuğum, ufkumu genişleten &#8220;hayali kahramanlarıma&#8221; bir kişi daha eklendi. Reddedildikçe güçlenen kendine özgü hayat duruşu, hayalleri uğruna yaptıkları ve bugüne kadar başardıklarıyla ilham veren biri. Bir palyaço doktor!
Henüz bir tıp öğrencisiyken evinde kurduğu, ufak ancak sıradışı sağlık merkeziyle, 15 binden fazla hastayı tek kuruş ücret almadan tedavi eden deli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/" target="_self"><img class="alignleft size-full wp-image-1456" title="patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/patch_adams.jpg" alt="patch adams" width="155" height="110" /></a>Çıkış noktası bulmakta zorlandığım anlarda konuştuğum, ufkumu genişleten &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/18/kahramaninizla-yaptiginiz-hayali-sohbetler-bir-gun-gercek-olsa/" target="_blank">hayali kahramanlarıma</a>&#8221; bir kişi daha eklendi. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/" target="_blank">Reddedildikçe</a> güçlenen kendine özgü hayat duruşu, hayalleri uğruna yaptıkları ve bugüne kadar başardıklarıyla ilham veren biri. Bir palyaço doktor!</p>
<p>Henüz bir tıp öğrencisiyken evinde kurduğu, ufak ancak sıradışı sağlık merkeziyle, 15 binden fazla hastayı tek kuruş ücret almadan tedavi eden deli bir doktor. Herkesin eşit olduğu, hastalarla bol vakit geçirmeye olanak sağlayan, onlarla birlikte yaşanılan ve içinde sanatın olduğu bir merkez bu.</p>
<p>Sağlık söktöründeki çalışanlara, özellikle de doktorlara, &#8220;<strong>tedaviyi düşünmeden önce insan olun</strong>&#8221; mesajı veren bir tıp adamı. Yaratıcı uygulamalarıyla başlarda dalga geçilen, sonradan &#8220;bir dakika, galiba bu adamın dediklerinde bir şey var&#8221; dedirttiren bir devrimci.</p>
<p>Amerikalı olmaktan utanan, kapitalist düzen düşmanı, Bush dönemi için &#8220;faşist&#8221;, Amerika için &#8220;dünyanın en terörist ülkesiyiz&#8221; diyecek kadar cesur&#8230;</p>
<p>Yaşayan hiçbir bireyin, &#8217;savaş&#8217; kelimesini dahi bilmediği bir dünya&#8230; Şiddet ve adaletsizlikten yoksun&#8230; Herkesin eşit olduğu bir dünya&#8230;</p>
<p>Yarım asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/" target="_blank">deli</a> eylemcinin adı; <a href="http://www.patchadams.org/" target="_blank">Hunter Campbell &#8220;Patch&#8221; Adams</a>.<br />
<span id="more-1452"></span><br />
<em>&#8220;Ölümün yanlış olan tarafı ne bayım? Dehşete kapılacak kadar bizi korkutan ne? Neden ölümü bir miktar haysiyet ve insanlıkla, anlayışla ve hatta tanrı korusun, bir miktar mizahla ele alamıyoruz? Ölüm düşman değildir beyler. Bir hastalığa karşı savaşacaksak, önce gelmiş geçmiş en kötü hastalık olan &#8216;<strong>umursamazlıkla</strong>&#8216; savaşalım.&#8221;</em></p>
<p>Robin Williams&#8217;ın canlandırdığı, Adams&#8217;ın hayatını konu eden &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0129290/" target="_blank">Patch Adams</a>&#8221; (1998) filminde duyunca bu <a href="http://www.imdb.com/title/tt0129290/quotes" target="_blank">lafları</a>, dedim bir dakika, bu adam kim? Gerçek mi bu doktor?</p>
<p>Kore Savaşında çarpışan bir askerin oğlu (1945). Babası öldüğünde o henüz 16 yaşında. 1961 yılında annesi ve<img class="alignright size-full wp-image-1458" title="patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/young_patch_adams.jpg" alt="" width="168" height="215" /> kardeşi ile birlikte Amerika&#8217;ya geri dönüyor. Nüfusun %20&#8217;sini oluşturan Amerikan vatandaşı zencilerin; beyazların kullandığı tuvaletlere giremediği, aynı restoranlarda yemek yiyemediği, aynı otellerde kalamadığı veya otobüste önlerde oturamadığı yıllar&#8230; Zencilere karşı güney eyaletlerinde yaşarken gördüğü bu ayrımcılık ve sosyal dışlanma, ona çok ağır geliyor.</p>
<p>Özgürlükler ülkesi veya domokrasinin beşiği denen ülkede yaşanılan bu <strong>ırkçı tutuma</strong> &#8220;sessiz&#8221; kalamayıca da, lisede son iki sene her gün dayak yiyor. Bu aşağılanma, bu şiddet, bu adaletsizlik <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Patch_Adams" target="_blank">Patch Adams</a>&#8216;a, içinde yaşadığı dünyadaki hayatın anlamını sorgulatıyor ve üç kere intihar teşebbüsünde bulunuyor.</p>
<p>18 yaşında, aynı yıl içinde üç defa intihar edip hastanelerde hayata geri döndürülünce, kafasında şimşekler çakıyor ve &#8220;başka&#8221; bir dünya yaratma uğruna bir karar alıyor:</p>
<p><strong>&#8220;Kendini öldüreceğine devrim yap!&#8221;</strong></p>
<p>Diyor ki:</p>
<p>&#8220;Bugün, evet sadece bugün 30 bin çocuk açlıktan ölecek.<br />
Yarın diğer bir 30 bin.<br />
Bu ilginç değil;<br />
Ancak futbol ilginç&#8230;</p>
<p>Bugün 20-50 milyon arası yetişkin adam çocuklarla seks yapmaya yeltenecek.<br />
Bu ilginç değil.<br />
Kirli hava, kirli su, berbat edilmiş çevre de ilginç değil.<br />
Ancak saç bakımı ilginç, ayakkabı ilginç, 3 bin dolarlık saat ilginç.</p>
<p>İşte bu acı veriyor. Acıyı hissetmek, onu çekmek çok ağır. Ve sadece acı duyarak yaşamak insanın enerjisini alır. O yüzden ben acıya odaklanmıyor, oturup hiçbir şey için de kimseye yalvarmıyorum. Acı bir uyarıcı olmalı. Harekete geçmek için bir uyarıcı.&#8221; Ve <a href="http://www.youtube.com/watch?v=XhmmHio7hLY" target="_blank">ekliyor</a>:</p>
<p><strong>&#8220;İnsanoğlu eğer değişmezse, bu yüzyılda hayatta kalma şansı yok.&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Ben 65 yaşında hayatımın &#8216;yemek sonrası yenen tatlı&#8217; fazındayım. Ben; aşkla, neşeyle bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorum. O yüzden ben, kendi cennet bahçemdeyim. Ancak problemin farkındayım; oturmuyor, söylenmiyor, şikayet etmiyor ve bir şeyler yapıyorum.</p>
<p>Ancak bugünün bebekleri veya onların ileride olacak çocuklarının, biz bugünden değişmeye başlamazsak, hayatta kalma şansları yok. Bu durum, zenginler ve onların çocukları için de geçerli.&#8221;</p>
<p>Hastanelerde palyaçoluk yapmayı, okyanusa iğne atmaya benzetiyor. Onu asıl hedef kapitalizmi bitirmek.</p>
<p>Peki neden hastaneler?</p>
<p>Dünyada &#8220;mutlu&#8221; tek bir hastane yok. Hepsi hiyearşik düzende. Zengin hastaneler mutlu, çünkü onların yaptıkları ticari iş kar odaklı. Hastalara şefkat adına ayıracak vakitleri yok. Doktorların çoğu ukala. Kimse de doğal olarak hastanede olmak istemez. Çünkü hastaneler kötü yerler. Ciddi ve bir o kadar da teknolojik&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1461" title="palyaco adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/palyaco_adams.jpg" alt="" width="144" height="376" />Bazı hastanelerde gördüğümüz o müthiş tasarımlar, hastalardan çok orada çalışan sağlık personelinin çabuk yıpranmasını önlemek maksadıyla yapılıyor. Yani önce doktorlar, hemşireler rahat etsin, sonra hastalar.</p>
<p><strong>Dünyada şefkati öğreten tek bir tıp okulu yok.</strong></p>
<p>Kurduğu &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gesundheit!_Institute" target="_blank">Gesundheit! Institute</a>&#8221; aracılığı ile; bedava, mutlu, hiyearşik düzenin olmadığı ve sevinçle kutlanan &#8220;bir anlayışı&#8221; tıp okullarına ve sağlık sektörüne yerleştirmeye çalışıyor. Arkadaşlık ve eğlence konseptiyle; yaşlı, akıl hastası, evsiz veya fakir hastaların, sevgi ve şefkat görerek, iyileşmelerine yönelik kurmak istediği 40 yataklı bir hastane var. Virginia&#8217;da olacak bu hastanenin tüm dünyadaki tıp alemine örnek teşkil edeceğine inanıyor.</p>
<p>Amerika&#8217;daki standart bir hastanenin işletilmesi için gerekli olan paranın %10&#8242;uyla da bu işin yapılabileceği göstermek istiyor.</p>
<p>&#8216;Patch Adams&#8217; filmin çekimini, Universal Studios&#8217;u, bu radikal hastanenin yapım maliyetini karşılamaya söz verdiği için kabul etmiş. Oysa sonrasında, 400 milyonun üzerinde hasılat yapan filmle ilişkisi olan (21 milyon dolar kazanan Robin Williams da dahil) hiç kimseden bir dolar dahi alamamış.</p>
<p>&#8220;Aşk bilet sattırmaz.<br />
Barış bilet sattırmaz.<br />
Adalet bilet sattırmaz.</p>
<p><strong>Bu dünyada iki şey bilet sattırır: Şiddet ve mizah!</strong>&#8221;</p>
<p>Hollywood bilet satmak ister. O yüzden Universal Studios da filmde, onun kapitalizm karşıtı görüşlerine yer vermek yerine; tarihteki ilk ahmak ve gülünç hastaneyi kurma çabası içinde olan komik bir doktor gibi gösteriyor.</p>
<p>Cinayete kurban giden kişinin kız arkadaşı değil, çok yakın bir (erkek) arkadaşı olması ve bugün bile henüz yapılmamış olan hastanenin, filmin sonunda akan karelerde sanki gelen bağışlarla bitirilmiş gibi gösterilmesi filmdeki can sıkan hatalar.</p>
<p>Patch Adams kendi filmi için de, &#8220;keşke Benigni&#8217;nin &#8216;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0118799/" target="_blank">Life Is Beautiful</a>&#8216; filmindeki kadar zeki mesajlar verebilseydi&#8221; diyor. Ancak yine de, dünya sevgiye o kadar aç ki, &#8220;bu filmin hiç katkısı olmadı&#8221; diyemiyor. Yaptığı performanslardan yılda 300 bin dolar kazanırken, film sonrasında bu bir milyon dolara çıkmış. Kendi hayatında zaten hiçbir şeye &#8220;sahip&#8221; olmamayı seçtiği için de, kazandığı paranın tamamını rüyası için harcıyor.</p>
<p>Hayalindeki hastane modeli olur da bir gün hayata geçerse, bugüne kadar konuşma yaptığı binlerce tıp öğrencisinin en az %70&#8242;inin gelip burada çalışmak isteyeceklerini <a href="http://www.youtube.com/watch?v=8Q7aqa-G0l8" target="_blank">düşünüyor</a>. Hem de çok az bir ücretle. Çünkü tıp bilimine adım atan çoğu öğrencinin rüyası da esasında bu. Ancak mezun olduklarında gidecekleri böyle bir kurum yok. Olanların hepsi kapitalist düzenin yarattığı hastaneler. Bu durumda onlar da sisteme ayak uyduruyor.</p>
<p>İşte o yüzden, 4 yılda gerekli finansal desteği kesin bulup yaparım dediğim hastane, 38 yıldır <a href="http://www.patchadams.org/history_phases_I-V" target="_blank">hala yapılamamış</a> olsa da, ilk günkü heyecanını kaybetmiyor, hayal kırıklığına uğramıyor. &#8220;Bunun doğru şey olduğunu biliyorum. Çünkü doktorların, hemşirelerin, herkesin böylesi bir hastanede çalışmak için can attıklarını biliyorum.&#8221;</p>
<p>Bu arada son yıllarda tıp adamları &#8220;gülmenin sağlığa yaptığı olumlu etkiler&#8221; üzerinde çalışıyorlar. Adına da &#8220;<a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2005/09/25/cpsabah/yas101-20050917-101.html" target="_blank">terapötik mizah</a>&#8221; koymuşlar: &#8216;mizahı kullanarak hastalıkları iyileştirmek.&#8217; Dediklerine göre, stres olduğu zaman vücudumuz kortizol salgılıyor. Yüksek kortizol sistemi de bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Gülmek ise bu kortizol seviyesini azaltıyor. Maryland Üniversitesi&#8217;nden Koruyucu Kalp Sağlığı Departmanı sorumlusu Michael Miller&#8217;ın yaptığı araştırmaya göre, kalp hastası olan bir kişiyi güldürdüğünüz zaman, bu hastalığın tekrarlama riski yüzde 40 oranında düşüyormüş. Bu yöntem Türkiye&#8217;de de <a href="http://www.medimagazin.com.tr/haber_34690.html" target="_blank">denenmeye</a> <a href="http://theodora.org/tur-tr/index-new-tr.htm" target="_blank">başlanmış</a>.</p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-1463" title="patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/patch-adams.jpg" alt="" width="263" height="184" /></strong>Geçtim bunları, <a href="http://www.dailymotion.com/video/xwjho_laughter-club-laughter-yoga_fun" target="_blank">gülme yogası</a> yapanlar bile var!</p>
<p>Ancak Patch Adams&#8217;ın yola çıkış amacı &#8220;terapötik mizah&#8221; falan değil. Hiçbir zaman &#8216;gülmek en iyi ilaçtır&#8217; demediğini, en iyi ilacın &#8216;arkadaşlık&#8217; olduğunu söylüyor. Yani <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/01/kopek-kadar-olamamak/" target="_blank">sevdiklerimizle</a> kurduğumuz ilişki.</p>
<p>&#8220;Gülmeyi hiçbir zaman bir tedavi yöntemi olarak düşünmedim. Müziği, sanatı veya dansı da düşünmediğim gibi. Bunların hiçbiri, yardım etmek için, terapi gibi ufak bir kelimeye ihtiyaç duymayacak kavramlar. Sanatın, terapi kelimesinden gelecek yardıma ihtiyacı yok. Bunlar birer insanlık kültürü.</p>
<p><strong>Kültürle tedavi olmaz. Biz eğer sağlıklıysak kültür yaparız.</strong></p>
<p>Benim için &#8216;mizah&#8217; bir içerik. O yüzden biz de hastenemizde insanların; mutlu, eğlenceli, sevecen, iş birliğine açık, yaratıcı ve düşünceli olmalarını planlıyoruz. Bu, sağlıklı toplumlarda bireylerin kaynaşması için bir yol sadece.&#8221;</p>
<p>18 yaşında <a href="http://greatergood.berkeley.edu/greatergood/2008spring/Q_A054.html" target="_blank">palyaçoluk</a> yapmaya karar verdiğinde, kafasında bunu sadece hastanelerde yapmak yokmuş. Tanrı olarak gördükleri &#8220;para ve gücün&#8221; altında ezilen yetişkinlerin dünyası çok ciddi çünkü!</p>
<p>&#8220;Hasta bir çocuğa mizahla yaklaşmakla, asansörde karşılaştığım yüzü asık bir iş adamına arkadaşça davranmak arasında büyük fark yok. İkisi de eş deneyimler. Ancak filmde gösterildiği gibi, hasta bir çocuğa sadece komiklik yaparak dünyanın daha iyi bir yer olacağını göstermek çok yanlış. Dünyadaki açlık veya şiddet keşke böyle bitebilse.&#8221;</p>
<p>O yüzden halka açık her yerde rengarenk palyaço kıyafetleri giyiyor. Kulağına, iskelet çenesi veya yemek çatalı küpesini takıyor. Bu onun <a href="http://www.youtube.com/watch?v=gNakIQLNuR4&amp;" target="_blank">vermek istediği mesajın</a> bir parçası. O sıkıcı insanlara bir neşe kaynağı olmak ve kendisiye de kolayca sohbete başlamalarına imkan sağlamak istiyor. Ayrıca şiddet olan bir yerde insanlarla iletişime geçebilmek, tabii ki &#8220;gri takım elbiseli&#8221; birine oranla çok daha kolay.</p>
<p>İşe de yarıyormuş. Uçakta yanına oturan, asansörde veya markette beklerken karşılaştığı insanların %99&#8242;u ona &#8220;neden böyle giyindiğini&#8221; sormalarıyla sohbet başlıyormuş. Bu da Adams&#8217;a kendi felsefesini anlatabileceği bir-iki kişi daha demek. Hem de hiç azalmayan bir heyecan ve keyifle.</p>
<p>Nereye giderse gitsin, o şalvar pantalonunun içinde sürekli 20-25 kg ağırlığında, onlarca oyuncak taşıyor. Kafasında ördek şapka, elinde balık. Oynadığı palyaço karakteri için &#8220;onun down sendromu var&#8221; diyor. Çünkü &#8216;down sendromu&#8217; olan yetişkinlerin çoğu &#8220;koşulsuz sevme&#8221; ve &#8220;komik&#8221; olma özellikleri taşırmış.</p>
<p>İşte Patch Adams&#8217;ın kullandığı <a href="http://medgadget.com/archives/2009/10/patch_adams_on_medical_technology.html" target="_blank">tıbbı araç ve gereçler</a>!</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="295" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/LZ21o8Hv2UA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="295" src="http://www.youtube.com/v/LZ21o8Hv2UA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Rusya&#8217;da imkanları olmadığı için ağrı kesici bile verilemeyen bir hastanede, aylardır acıdan inliyen, bağıran çocuklar onu görünce susup, gülümseyebiliyorlar. Çünkü o, onların gözünün içine sevgiyle bakıyor ve basit palyaço teknikleriyle, kısa süreliğine de olsa, acılarını unutturabiliyor.</p>
<p>Hastanelere gittiğinde en kötü durumda olanı öğrenip öncelikle onun yanına gidiyor. O hastanın vücudunun tamamı yanık olsa bile, onu tedavi edemeyeceğini bilse bile, hatta yardım edemeyeceğini de anlasa, bir şeyi çok iyi biliyor: o hasta ile, belki sadece gözlerinin içine bakarak bir iletişim kurabilmek. O hasta, Adams&#8217;ın o an orada, onun için olduğunu ve sevildiğini anlıyor. Bu da, hastanın tedavisinin belki bir miktar da olsa kolaylaşması demek. [<a href="http://www.youtube.com/watch?v=6b7gIb2GT9k" target="_blank">Bu linkteki video</a>'da da, Kabul Afganistan'daki bir çocuk hastanesi'nden - içinde rahatsız olabileceğiniz karelerin de olduğu - gerçek görüntüler var.]</p>
<p>Patch Adams&#8217;ın hayali kahramanlarım arasına girmesinin en önemli nedeni, sanırım onun Maslow&#8217;un &#8216;ihtiyaçlar piramidi&#8217;nde &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/06/10/kafam-karisti/" target="_blank">kendini gerçekleştirmiş</a>&#8216; olması&#8230; Böyle adamları gördükçe ve onların &#8220;neden&#8221; nefes aldıklarını anlamaya çalıştıkça, daha ne kadar çok <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/30/hayat-bize-oyun-oynuyor-olabilir-mi/" target="_blank">fırın ekmek yemem gerektiğini</a> de görüyorum!</p>
<p>Bir sonraki Fikir Atölyesi yazısında, Patch Adams&#8217;ın; bu yüzyılda insanoğlunun, &#8220;<strong>para ve güce</strong>&#8221; tapan bir toplumdan, &#8220;şefkat ve cömertliğe&#8221; tapan bir topluma dönüşmeyi becerememesi halinde neden yok olacağına inandığı ve &#8220;dünyanın başındaki en büyük bela&#8221; dediği <strong>kapitalizmi</strong> yok etmek adına ortaya koyduğu fikirleri tartışmaya açmak istiyorum.</p>
<p>O zamana dek, hepinize &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/10/27/amsterdamdan-canli-kucak/" target="_blank">kucak dolusu</a>&#8221; sevgiler!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/11/10/cocuklar-odalarinin-duvarini-boyamak-istiyorsa-birakin-boyasinlar-evin-satis-degeri-dusmez/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/11/10/cocuklar-odalarinin-duvarini-boyamak-istiyorsa-birakin-boyasinlar-evin-satis-degeri-dusmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 19:37:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[randy pausch]]></category>
		<category><![CDATA[son konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[the last lecture]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[Bunu söyleyen Randy Pausch. &#8220;The Last Lecture&#8221; ile adını duyduğum bir üniversite hocası o.
Öğrencilerinin &#8220;hayatınız boyunca sadece bir kere karşılabileceğiniz türden bir insan&#8221; diye nitelendirdiği bir kişi. Esasında bunu söyleyen sadece öğrencileri değil, onu tanıyan veya okuyan herkes aynı şeyi ifade ediyor.
Yapacağınız bir dersin veya bir seminerin size verilen &#8220;son konuşma&#8221; şansı olduğunu bilseydiniz, dünyaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/left_right_brain.jpg" target="_blank"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-618" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/left_right_brain-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Bunu söyleyen <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Randy_Pausch" target="_blank">Randy Pausch</a>. &#8220;The Last Lecture&#8221; ile adını duyduğum bir üniversite hocası o.</p>
<p>Öğrencilerinin &#8220;hayatınız boyunca sadece bir kere karşılabileceğiniz türden bir insan&#8221; diye nitelendirdiği bir kişi. Esasında bunu söyleyen sadece öğrencileri değil, onu tanıyan veya okuyan herkes aynı şeyi ifade ediyor.</p>
<p>Yapacağınız bir dersin veya bir seminerin size verilen &#8220;<strong>son konuşma</strong>&#8221; şansı olduğunu bilseydiniz, dünyaya hangi gerçeği haykırmak isterdiniz? Dinleyicilere neyi miras olarak bıraktığınızı söylerdiniz?</p>
<p>Carnegie Mellon Üniversitesi&#8217;deki &#8220;The Last Lecture&#8221; semineri işte bu amaçla yapılan bir organizasyon. Son konuşmanız olsa bu, tüm yaşadıklarınızla geride kalanlara ne dersiniz?</p>
<p><span id="more-616"></span></p>
<p><a href="http://www.cmu.edu/" target="_blank">Carnegie Mellon</a> Randy için ilk başta kabul edilmediği bir üniversite! Sonradan araya giren bir arkadaşının referansı ile okula kapağı atabilmiş.</p>
<p>&#8220;Çocukluk Rüyalarınızı Gerçekleştirmek&#8221; [<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Really_Achieving_Your_Childhood_Dreams" target="_blank">Really Achieving Your Childhood Dreams</a>] başlıklı bir konuşma yapmak üzere kürsüye çağrılıyor 46 yaşındaki Randy Pausch. Yaklaşık bir saatlik konuşmasını dinleyen 400 kişi var salonda.</p>
<p>Bu konuşma daha sonra YouTube&#8217;a düşüyor. Neden yaşadığını bilmeyen çok sayıda insanın hayata yeniden tutunmasını sağlayan bu <a href="http://www.youtube.com/watch?v=ji5_MqicxSo" target="_blank">video</a> ağızdan ağıza çabuk yayılıyor. Bir üniversite profesörünü dinlemek için milyonlarca insan giriyor YouTube&#8217;a. (Ülkemiz otoritelerince çok zararlı görülen bu site bizde halen &#8220;<a href="http://www.sansuresansur.org/manifesto.asp" target="_blank">yasaklı</a>.&#8221; <a href="http://www.bobiler.org/yaratici_sansur_tasarlamaca_sampiyonsip_1847_guzelindenolsun" target="_blank">Gülmeyin</a>!)</p>
<p><strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Randy_Pausch" target="_blank">Randy Pausch</a></strong>&#8230;</p>
<p>Dünyada &#8220;sanal gerçeklik&#8221; (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Virtual_reality" target="_blank">virtual reality</a>) öncülerinden, insan-bilgisayar ilişkisi (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Human-computer_interaction" target="_blank">human-computer interaction</a>) araştırmacısı, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/pauschfamily.jpg" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-619" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/pauschfamily-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>hocalık yaptığı Carnegie Mellon Üniversitesi&#8217;nin <a href="http://www.etc.cmu.edu/" target="_blank">Eğlence Teknolojileri Merkezi</a>&#8216;nin kurucularından ve <a href="http://www.alice.org/" target="_blank">Alice</a> isimli yazılım projesinin yaratıcısı.</p>
<p>Evlenmek için 39 yaşına kadar neden beklediği sorulunca, <em>&#8220;mutluluğu benim mutluluğumdan daha önemli olacak kişiyi bulmak için bekledim&#8221;</em> diyen Randy; Jai ile evlendikten sonra (şimdi 2, 3 ve 6 yaşlarında olan) üç çocuğun babası olmuş.</p>
<p>Evet, &#8220;bu yapacağınız son konuşma olsa, dinleyicilere neler aktarırdınız?&#8221;</p>
<p>Randy&#8217;nin kürsüye çıkmadan önce bu durumu hayal etmesine ise gerek yok. O zaten 2006&#8242;da yakalandığı pankreas kanserinden kurtulamayacağını ve <a href="http://abcnews.go.com/GMA/Story?id=4614281&amp;page=1" target="_blank">öleceğini</a> 1 ay önce öğrenmiş ve son aylarını yaşadığını bilerek çıkıyor dinleyicilerin karşısına. 18 Eylül 2007&#8242;deki bu <a href="http://www.cmu.edu/randyslecture/" target="_blank">konuşma</a> onun gerçekten de son semineri oluyor.</p>
<p>Ve salondakilerin beklentisinin tersine onun anlattıkları &#8220;ölüm&#8221; üzerine olmuyor. O, zorlukların nasıl üstesinden gelinebileceğini, bizim başkalarının rüyalarını gerçekleştirmelerine nasıl yardım edebileceğimizi ve elimizdeki tek gerçek şeyin zaman olduğunu anlatıyor.</p>
<p>Yani &#8220;yaşamı&#8221; anlatıyor Randy. İnatla inandığı kendi doğrularını&#8230; Sık sık kahkalarla kesilen, ayakta alkışlanan&#8230; (video ingilizce, süresi 85 dakika, ilk 8 dakikası Randy&#8217;nin kürsüye çağrılmadan önceki tanıtımları.)</p>
<p><strong>Son Konuşma:</strong></p>
<div style="text-align:center"><object width="400" height="300" data="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=362421849901825950&amp;hl=en&amp;fs=true" type="application/x-shockwave-flash"><param name="id" value="VideoPlayback" /><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=362421849901825950&amp;hl=en&amp;fs=true" /></object></div>
<p>Hatırı sayılır sayıda makale okudum <a href="http://download.srv.cs.cmu.edu/~pausch/" target="_blank">Randy Pausch</a> hakkında. Yaşadıkları, yaptıkları, inandığı doğrular&#8230;</p>
<p>&#8220;Doğrular&#8221; demişken!</p>
<p>Birçokların hani çok &#8216;<strong>klişe</strong>&#8216; bulup da, bir türlü kendi hayatlarına uyarlamakta zorlandığı doğrular&#8230; Benzerlerini bir yerlerde okuduğunda fare imlecini sağ üstteki kapat &#8216;x&#8217;ine hemen götürüp, beynin &#8216;dur biraz daha oku&#8217; dediği, aklın ise bir sonraki kaçılacak sekmede olduğu anlara denk gelen doğrular bunlar!</p>
<p>Neyse&#8230;</p>
<p>Gerek bu video&#8217;da, özellikle de hayatının son aylarında altını çizerek verdiği <strong>mesajların bir özetini</strong> paylaşmak istiyorum şimdi sizlerle:</p>
<p>&#8211; Kalın duvarların olmasının bir nedeni var. Onlar, istediğimiz şeyleri gerçekten ne kadar istediğimizi kendimize ispat etmek için oradalar. Onlar bizim için değil, &#8220;diğer&#8221; insanları durdurmak için oradalar. Çocukluk rüyalarına inanmayanlar için&#8230; Çünkü tecrübe denen şey, istediğini alamadığında elde edilen şeyin adı.</p>
<p>Sıfır <a href="http://download.srv.cs.cmu.edu/~pausch/Randy/Randy/kc135.htm" target="_blank">yerçekiminde</a> olmak, Amerikan Futbol Ligi&#8217;nde (NFL) oynamak, World Book ansiklopedisine bir makale yazmak, Kaptan Kirk olmak, kocaman hayvan oyuncaklardan kazanmak ve Walt Disney&#8217;nin hayal üreticilerinden biri olmak gibi çocukluk rüyaları olmuş Randy&#8217;nin. Ve çoğunu gerçekleştirmiş.</p>
<p>Belki NFL&#8217;de oynayamamış ama idmanlarda çok şey öğrenmiş. Bir de Kaptan Kirk olamamış! &#8220;Olsun, tanışıp sohbet ettik ama&#8221; diyor :)</p>
<p>&#8211; Bir gün, düşündüğünüzden daha az zamanınız olduğunu farkedebilirsiniz. Bu yüzden başkasının değil kendi hayatınızı yaşayın. Başkalarının düşüncelerinin değil, kendi kalbinizin peşinden koşun.</p>
<p>&#8211; Başkalarına yardımcı olun. Aile, akıl hocalarımız ve arkadaşlarımız&#8230; Onlar, kendi rüyalarımızın gerçek olmasında bize yardımcı olanlar. Biz de başkalarına, kendi rüyalarını gerçekleştirmesine imkan sağlayabiliriz.</p>
<p>&#8211; Varacağınız noktaya tek başına, başkalarının yardımı olmadan varamazsınız. Peki insanlar kimlere daha fazla yardım etmeye meyilli olurlar? O zaman sen nasıl bir insan olmalısın ki, yalnız kalma!</p>
<p>Bilgisayar Bilimleri profesörü olmasına rağmen, derslerinde hep öğrencilerinin nasıl &#8216;diğer kişilerle birlikte çalışma ihtiyacı&#8217; olduğuna öncelik vermiş. Özellikle de kendilerinden &#8216;çok farklı&#8217; diğer kişilerle.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-620" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/virtualreality_lecture.jpg" alt="" width="220" height="145" />&#8216;<a href="https://sites.google.com/site/bvwpublic/" target="_blank">Building Virtual Worlds</a>&#8216; isimli kendi yarattığı bir ders buna iyi bir örnek. Her dönem sanat, tasarım, drama ve bilgisayar okuyan toplam 50 öğrenci alıyor dersine. Sağ ve sol beyinleri farklı çalışan bu öğrencileri ufak gruplara ayırıyor. Gruplar iki hafta boyunca kendi özgür iradeleri ile seçtikleri bir proje üretip, tasarlıyorlar ve sonrasında uygulamaya geçirip tüm sınıfın önünde yaptıklarını test ediyorlar. Bir dönemde değişen grup elamanlarıyla toplam 5 proje üretiyorlar. Bu ders daha sonra okulun en fazla talep gören, en eğlenceli dersi oluyor.</p>
<p>&#8211; Kısaca içindeki eğlenceli ve meraklı çocuğu asla kaybetme. Ve kendine değil, başkalarına odaklan. Çünkü sadakat iki yönlü bir sokak. [Öğrencilerinin hemen hepsinin Randy'nin diğer projelerinde gönüllü çalışmak istemesi buna iyi bir örnek.]</p>
<p>&#8211; Ne yaparsan yap, keyif al. [<em>"Ben ölüyorum ve hala yaşadığım anlardan, günlerden keyif alıyorum. Son güne kadar da almak için çaba göstereceğim"</em> diyor.]</p>
<p>Randy&#8217;nin keyif alarak ürettiği projelerden biri de <a href="http://www.alice.org/" target="_blank">Alice</a>; Carnegie Mellon&#8217;da tüm dünya çocuklarına açık, yaratıcı düşünceyi geliştirmeye yönelik bir kaynak. Çocukların üç boyutlu animasyonları kendi kendilerine yaratabildikleri, eğlenerek bilgisayar programcılığına adım attıkları bir proje.  Bugün Amerika&#8217;daki üniversitelerin %10&#8242;undan fazlası Alice&#8217;i kullanıyor. Ayrıca dünyanın en çok satan oyunlarından olan “<a href="http://thesims.ea.com/" target="_blank">The Sims</a>” bile Alice kullanılarak geliştirilmiş. Ve program ücretsiz, herkes indirebiliyor.</p>
<p>Bu noktada kendisine verilen bir tavsiyeyi hatırlıyor: &#8220;İnsanlara her fırsatta hayattan keyif almaları gerektiğini anlat. Bu esasında bir balığın &#8217;suyun önemini&#8217; anlatmasından farklı değil.&#8221;</p>
<p>&#8211; Kimse yüzde yüz kötü olamaz. Sana göstermeleri için ne kadar beklemek zorunda kalırsan kal, bekle. Herkesin içindeki en iyi tarafı göreceksin. Sonunda insanlar seni şaşırtacak ve kendilerine hayran bırakacaklar. Birine kızıp sinirleniyorsan, ona henüz yeterince zaman vermedin demektir.</p>
<p>&#8211; Vazgeçmek yok. Kefalete razı olma. En değerli altın pislik varillerinin dibinde.</p>
<p>&#8211; Doğruyu söyle. Her zaman, her koşulda. Ve içten ol. Samimiyetinden kimse kuşku duymasın.</p>
<p>&#8211; Hata yaptığında özür dile. (Şu üç şeyi sırasıyla söylemektir &#8220;özür dilemek&#8221; diyor: &#8216;özür dilerim&#8217;, &#8216;benim hatamdı&#8217;, &#8216;düzeltmek için ne yapabilirim?&#8217; Özellikle sonuncusunu birçoğumuz atlıyoruz. Oysa özür dilerken ne kadar samimi olduğunuzun en önemli göstergesi o son soru.)</p>
<p>&#8211; Geri besleme için bir döngü oluştur ve &#8220;dinle.&#8221; Bir şeyleri berbat ettiğinde bunu sana söyleyen kimse yoksa, artık senden vazgeçtiler demektir. Orada daha fazla bulunma.</p>
<p>&#8211; Bir şeyde çok iyi ol. O &#8220;şey&#8221; seni değerli kılacak.</p>
<p>&#8211; Minnettarlığını göster ve şikayet etme, daha çok çalış. Şikayet etmek için harcadığımız enerjinin onda birini sorunu çözmeye harcayabilsek, işlerin ne kadar düzeldiğine de şaşıracağız. Şikayet etmek, bir strateji olarak işe yaramaz. Hepimiz sınırlı zaman ve enerjiye sahibiz. Sızlanmakla geçirdiğimiz her saniye, bizi hedeflerimizden uzaklaştırdığı gibi mutsuz de eder.</p>
<p>&#8211; Hazırlıklı ol. Şans, hazırlığın fırsatla buluştuğu andır.</p>
<p>&#8220;Rüyaları gerçekleştirmekten&#8221; bahseden konuşmasının sonunda dinleyicilere iki <em><strong>muziplik</strong></em> yaptığını söylüyor:</p>
<p>Birincisi: <strong>&#8220;Hayat, rüyaları gerçekleştirmek değildir! Onu nasıl yönettiğindir.</strong>&#8221;</p>
<p>&#8211; Bize dağıtılan kartları değiştiremeyiz, bu doğru; ancak eli nasıl oynadığımız bizim seçimimiz. Hayatını doğru yönlendirirsen &#8220;karma&#8221; senin için gerisini halleder.</p>
<p>İkincisi: <strong>&#8220;Bu konuşma size değildi. Çocuklarım içindi.&#8221;</strong></p>
<div style="text-align:center"><img class="aligncenter size-full wp-image-621" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/pausch_kids.jpg" alt="" width="500" height="178" /></div>
<p>Şimdi, Randy Pausch&#8217;un (ölümü beklemek yerine) kalan son aylarında yaptıklarına bakalım biraz:</p>
<p>The Wall Street Journal yazarı <a href="http://online.wsj.com/public/article/SB119024238402033039.html#articleTabs%3Darticle" target="_blank">Jeffrey Zaslow</a>&#8216;ın teklifi ve yardımıyla kitap yazmaya karar veriyor. Kitabın adı Carnegie Mellon&#8217;da yaptığı son konuşmadan yola çıkarak: &#8220;The Last Lecture&#8221; (Bizde yayınlanan Türkçe çevirisi &#8220;<a href="http://kitap.antoloji.com/son-konusma-dvd-ekli-kitabi/" target="_blank">Son Konuşma</a>.&#8221;) Kimsenin beklemediği bir hızda kitap (Randy hayattayken) Nisan 2008&#8242;de satışa çıkıyor.</p>
<p>&#8220;<a href="http://www.thelastlecture.com/" target="_blank">The Last Lecture</a>&#8221; çok kısa bir sürede The New York Times&#8217;ın &#8216;En Çok Satan&#8221; kitabı olmayı başarsa da, o;<img class="alignright size-full wp-image-622" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/last_lecture.jpg" alt="" width="128" height="168" /> &#8220;benim için önemli olan ilk 3 kopyaydı&#8221; diyor. Bu kitap çünkü onun çocuklarına mirası. Tıpkı yaptığı &#8220;son konuşma&#8221; gibi.</p>
<p>Sigara veya alkol gibi sağlığa zararlı bağımlılıkları olmayan, düzenli sporunu yapan ve düzenli beslenen Randy&#8217;nin yakalandığı <strong>pankreas kanseri</strong>, sinsice büyüyen ve erken teşhis şansı pek vermeyen, bilinen en ölümcül dördüncü kanser türü. Hastaların sadece %4&#8242;ü beş seneyi görebiliyormuş.</p>
<p>Son 30 yılda tıbbın çaresiz kaldığı ve pek bir gelişme sağlamayadığı bu kanserin tedavisine A.B.D. hükümetinin de pek bir umudu kalmamış olsa gerek ki, araştırma için verdiği finansal desteği minumuma indirmiş. Randy&#8217;nin Mart 2008&#8242;de &#8216;<a href="http://www.pancan.org/" target="_blank">Pancreatic Cancer Action Network</a>&#8216; adına Amerikan Kongresi&#8217;nde <a href="http://video.google.com/videoplay?docid=1636796278237602571&amp;hl=en" target="_blank">yaptığı konuşma</a> hastalar için ne kadar ışık olacak, belli değil.</p>
<p>Adını sıkça duyup, başarılarıyla gurur duyduğumuz Türk asıllı Amerikalı doktor <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_%C3%96z" target="_blank">Mehmet Öz</a>&#8216;ün de yer aldığı Oprah Show&#8217;da, Randy &#8216;Son Konuşması&#8217;sının bir özetini yapıyor ve üçü; pankreas kanserinden, umuta; son günlerinde yapmak istediklerinden, hayata kadar birçok konuda hoş bir sobet yapıyorlar.</p>
<p>Ayrıca ABC Televizyonu&#8217;nda, Randy Pausch için özel hazırlanan &#8220;Yaşamınız İçin Bir Aşk Hikayesi&#8221; programının <a href="http://abcnews.go.com/GMA/LastLecture/" target="_blank">video</a>&#8217;suna da bir ara göz atabilirsiniz.</p>
<p>Time dergisi onu &#8216;2008 Yılının <a href="http://www.time.com/time/specials/2007/0,28757,1733748,00.html" target="_blank">En Etkileyici</a> 100 Kişisi&#8217;nden <a href="http://www.time.com/time/specials/2007/article/0,28804,1733748_1733756_1736194,00.html" target="_blank">biri</a> ilan ediyor. Pittsburgh şehri 19 Kasım&#8217;ı &#8216;Randy Pausch günü&#8217; <a href="http://download.srv.cs.cmu.edu/~pausch/Randy/Randy/PauschDayProclamation.jpg" target="_blank">ilan</a> ediyor. Google <a href="http://farm4.static.flickr.com/3069/2702792315_ccd99dc1e6.jpg?v=0" target="_blank">ana sayfasından</a> onun anısına &#8220;son konuşma&#8221;nın linkini veriyor.</p>
<p>Bu arada A.B.D. Başkanı George Bush ona bir <a href="http://download.srv.cs.cmu.edu/~pausch/news/whiteHouseLetter.jpg" target="_blank">mektup</a> yazıp, milyonlarca insana umut, motivasyon kaynağı ve örnek olmasından dolayı teşekkür ediyor.</p>
<p>Randy&#8217;yi Bush&#8217;dan aldığı mektuptan daha çok memnun eden şey ise farklı; &#8220;Lost&#8221; TV dizisi ve &#8220;Mission Impossible III&#8221; filmi gibi birçok yapıma imza atmış ünlü yönetmen J.J. Abrams&#8217;dan gelen bir mail. Ona, Mayıs 2009&#8242;da vizyona girmesi beklenen yeni <a href="http://www.startrekmovie.com/" target="_blank">Star Trek filminde</a> dilerse ufak da olsa bir rol alabileceğini söylüyor. 2-3 saniye de olsa bu filmde oynaması, eşiyle birlikte gittiği Hollywood&#8217;ta ona muhteşem anlar yaşatıyor.</p>
<p>18 Mayıs 2008 tarihinde Carnegie Mellon Üniversitesi mezuniyet törenine de beklenmedik bir ziyarat yapıyor. Onu, yeni mezunlara kısa bir konuşma yapmak üzere kürsüye alıyorlar hemen:</p>
<p><em>&#8220;Hayatı uzun değil, &#8216;iyi&#8217; yaşamak önemli olan.&#8221;</em></p>
<p>&#8220;Ölüm döşeğinde yaptıklarımızdan değil, &#8216;yapmadıklarımızdan&#8217; pişman olacağız. Aptalca yaptığım, hatta utandığım sayısız hatam oldu. Hiçbiri de bugün beni rahatsız etmiyor. Ancak tutkuyla istediğim şeylerin çoğuna bir şekilde elimi değdiremeseydim, işte o durumda bugün pişmanlık hissederdim.</p>
<p>Tutkunuzu bulamadıysanız aramaya devam edin. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak size şunu söyleyebilirim ki; o tutkuyu materyalde veya parada bulamayacaksınız. Ne kadar çok eşyanız veya paranız varsa, sonra çevrenize dönüp baktığınızda bunları ölçü olarak kullanacak ve her zaman sizden daha fazlasına sahip olanları göreceksiniz.&#8221;</p>
<p>Bu arada unutmadan&#8230;</p>
<p>Genç yaşlarında severek aldığı üstü açık bir arabası oluyor Randy&#8217;nin. Hafta sonları ufak kuzenlerini alıp gezmeye de bayılıyor. Bir gün kuzenlerin annesi &#8220;amcanızın yeni arabasını sakın kirletmeyin&#8221; dediği noktada o, bir kutu kolayı açıp herkesin gözü önünde koltuklara döküyor. Bak diyor, &#8220;bu sadece bir araba, bir materyal. Kuzenlerimin arabaya çekinerek binmesine neden olma. Onların keyif alması bu arabadan çok daha değerli.&#8221; (Nitekim 1 hafta sonra ufaklıklardan biri koltuğa kustuğunda hiçbiri suçluluk hissetmemiş. Kısa bir temizlikten sonra aynen yollarına devam etmişler.)</p>
<p>&#8220;Tutkunuz sizi içten, yürekten besleyecek şeylerden gelmeli.</p>
<p>Ödül veya birincilikler size çevrenin saygı duyması adına güzel şeyler. Ancak asıl önemlisi, sizin yere göğe sığdıramadığınız <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/18/kahramaninizla-yaptiginiz-hayali-sohbetler-bir-gun-gercek-olsa/" target="_blank">kahramanlarınızın</a> sizin hakkınızda iyi düşünmeleri ve size saygı duymaları&#8221; diyor.</p>
<p>Bu gerçekten de hayatta alabileceğiniz en değerli ödül değil mi?</p>
<p>Ancak ne aldığınız ödüller, ne de mutluluk engelleyebiliyor ölümü. Pankreas kanserini ameliyatla halledebilen çok ender şanslılardan biri olan Apple&#8217;ın kurucusu ve başkanı Steve Jobs, bakın (Fikir Atölyesi&#8217;nde daha önce yer verdiğimiz, bir başka muhteşem <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank">&#8220;son konuşma&#8221; örneğinde</a>) ne demişti:</p>
<p><em>&#8220;Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile, oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler.</em></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-623" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/11/randy_dylan.jpg" alt="" width="257" height="149" /><em>Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek hiç kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun böyle de olması gerekir, çünkü ölüm hayatın en güzel icatlarından birisi. Hayat’ın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi.</em></p>
<p><em>İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları &#8211; tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan.</em></p>
<p><em>Kaybedecek bir şeyler olduğu (tuzak) düşünceyi yok etmenin en iyi yolu insanın öleceğini hatırlamasıdır. Zaten çıplak ve savunmasızsın. Yüreğinin sesini dinlememen için hiçbir neden yok.</em></p>
<p><em>Zamanınız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın.&#8221;</em></p>
<p>25 Temmuz 2008&#8242;de, 47 yaşındayken, üç çocuğu ve aşık olduğu eşini geride bırakarak <a href="http://download.srv.cs.cmu.edu/~pausch/news/index.html" target="_blank">öldü</a> Randy Pausch. <strong>&#8216;Çocukluk hayallerini&#8217;</strong> ciddiye aldığı için &#8216;mutluydu&#8217; ölürken. İşte buydu belki de dünyanın onu gıpta ile izlemesinin nedeni.</p>
<p>O çocuklarının duvarları boyamasına izin veriyordu, hem de büyük bir keyifle!</p>
<p>Kendi adıma, Aralık 2006&#8242;da &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/04/geride-nasil-bir-miras-birakmak-istersin/" target="_blank">Geride Nasıl Bir Miras Bırakmak İstersin?</a>&#8221; başlıklı yazıda karalamışım bir şeyler. Peki <strong>siz</strong>, yarın &#8217;son konuşmanızı&#8217; yapıyor olsaydınız, dünyaya hangi gerçeği haykırmak isterdiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/11/10/cocuklar-odalarinin-duvarini-boyamak-istiyorsa-birakin-boyasinlar-evin-satis-degeri-dusmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>60</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ah Bir de Anlayabilseydik Onu.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/26/ah-bir-de-anlayabilseydik-onu/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/26/ah-bir-de-anlayabilseydik-onu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 01:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Terim]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Futbol Milli Takımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[Şöyle bir bakar mısınız ne kadar çok &#8220;benzer&#8221;, ne kadar çok &#8220;aynı tarz insan&#8221; var etrafımızda. Çünkü en risksiz olanı bu.
Benzer olmak kolay. Çoğunluğun yaptığını yapmak, başarısız olunması durumunda kabul edilebilir hazır mazeretleri de beraberinde getiriyor.
Sonra birbirine benzer insanların &#8220;yapacak bir şey yok&#8221; dediğinde kafalar sallanıp; &#8220;evet, doğru&#8221; deniyor. Çünkü herkes öyle onların etrafında. Dünyaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şöyle bir bakar mısınız ne kadar çok &#8220;benzer&#8221;, ne kadar çok &#8220;aynı tarz insan&#8221; var etrafımızda. Çünkü en risksiz olanı bu.</p>
<p>Benzer olmak kolay. Çoğunluğun yaptığını yapmak, başarısız olunması durumunda kabul edilebilir hazır mazeretleri de beraberinde getiriyor.</p>
<p>Sonra birbirine benzer insanların &#8220;yapacak bir şey yok&#8221; dediğinde kafalar sallanıp; &#8220;evet, doğru&#8221; deniyor. Çünkü herkes öyle onların etrafında. Dünyaları o kadar!</p>
<p>&#8220;Sıradışı&#8221; olmak ise zor. Belkí daha da önemlisi riskli, hatta tehlikeli.</p>
<p>Dost ve düşmanlarımızın adını koyabilmek avantaj gibi dursa da, benzer kişilerin eline verdiğimiz malzeme o kadar çok ki. Al beni eleştir, bak burada da açığım var. Vur beni yerden yere!</p>
<p>Ortadasınız. Çıplaksınız&#8230;</p>
<p><span id="more-495"></span></p>
<p>Standart kişiler, hedefleri % 10-20 gibi oranlarda bile yukarı çekebildiklerinde alkışlanırken, sıradışı insanların koydukları &#8220;hedeflerin kendisi&#8221; bile insanların hayallerini zorlar çoğu kez. Hadi canım dedirttirir.</p>
<p>Fatih Terim işte bu sıradışı adamlardan biri oldu hep. Yaptığı da, yapmadığı da eleştiriye açıktı.</p>
<p>Benzer insanların yaptığı en kolay iştir çünkü eleştirmek.<img class="size-thumbnail wp-image-497" style="padding: 5px 0px 8px 55px;" title="fatih terim" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/fatihterim-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" align="right" /></p>
<p>İyi de peki, &#8220;siz ne becerdiniz bu hayatta&#8221; diye soracak olursanız onlara; sizlere hep sonuçta % 10 &#8211; 20 katkı sağlamış başarılarla izah edilebilecek şeyler anlatırlar. Aralarında ağzı iyi laf yapanlar ise sadece kafanızı karıştırır, o kadar!</p>
<p>Türk Milli Takımının 2008 Avrupa Şampiyonası&#8217;na gidişi de, oradaki maçları da hep yüreğimizi ağzımıza getirdi. Bu doğru. Çünkü Fatih Terim hep şaşırttı, hep kendi inandığı doğruları yaptı.</p>
<p>Onu anlamaya çalışmak zor, eleştirmek ise kolay olanıydı. E, kolay olanı varken neden zoru yapayım ki?</p>
<p>Çıplak olanın adı Terim, eleştirenin adı da hep &#8220;uzman görüş&#8221; oldu bizde!</p>
<p>O da baskı altında, duygusal anlarında zaman zaman (uzmanlarca!) tutarsız söylemlerde bulundu. Hatta çoğumuzun idrak etmesi dahi zor kararlar aldı, nasıl böyle yapabilir dedirtti.</p>
<p>Yaptıklarının &#8220;nedenlerini&#8221; onun beyninden söküp alabilme marifetini ise gösterebilen pek çıkmadı.</p>
<p>Nasıl çıksın ki? En az onun kadar zeki ve donanımlı, onun kadar deli, onun kadar cesaretli ve kendinize inanmanız gerekli bunun için. [Aksi durumda onun karşısında küçük düşme tehlikeniz yüksek.]</p>
<p>Hangi &#8220;benzer&#8221; bu riski alsın ki? Kolayı varken neden zoru yapsın ki?</p>
<p>Sonuç?</p>
<p>Gurur duyduğumuz bir milli takım çıktı ortaya. Üstelik çoğu genç ve milli deneyimi az futbolculardan oluşan yepyeni bir takım.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın en iyi dört milli takımından biri şimdi o.</p>
<p>Az önce biten çeyrek final maçında Almanya&#8217;ya 3-2 yenilip final oynayamıyor olmamız aman sizi yanıltmasın.</p>
<p>Turnuva öncesinde Terim&#8217;in hedef olarak koyduğu ve insanları gülümseten &#8220;final&#8221;, sonuna kadar Türkiye&#8217;nin hakkıydı. Bunu duygusal olarak söylemiyorum, inanın. Maçın tüm istatistiki değerleri de bunu destekliyor, gördüklerimiz de.</p>
<p>Kazanmak isteyen, etkin futbolu oynayan takım Türk Milli Takımıydı. Tıpkı, (Portekiz maçı hariç,) diğer tüm maçlarımızda olduğu gibi.</p>
<p>Olmadı.</p>
<p>Olsun. Futbol bu. Sürprizlerle dolu. Belki de o yüzden dünyanın en çok taraftar toplayan, en çok sevilen oyunu.</p>
<p>Maçın son saniyesine kadar mücadeleyi bırakmayan, yılmayan, yüreği kocaman bir takımımız var artık. Temeli sağlam, takım ruhu muhteşem bir &#8220;ekip.&#8221; İnanç dolu&#8230;</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 8px 55px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/fatihterim1.jpg" alt="" width="258" height="151" align="right" />Ekip çalışmasında &#8220;motivasyon&#8221; en büyük itici güçlerden biri, bu doğru. Ancak &#8220;hadi aslanlar&#8221; demenin çok ötesine geçen bu motivasyonun sırrı &#8220;duygusal liderlikte.&#8221;</p>
<p>Milli takımda bu duygusal liderin adı Fatih Terim&#8217;di.</p>
<p>Ve o milli takımdan ayrılıyor şimdi!</p>
<p>Bugün oyuncusuyla, malzemecisiyle alınlarından öpülesi; gurur veren, yenilgisine bile üzülemediğimiz milli takımın lideri olmayacak artık.</p>
<p>Bu sene başlayacak 2010 Dünya Kupası eleme grubu maçları öncesinde, umarım futbol camiamız Fatih Terim kadar &#8220;çıplak kalabilme cesaretini&#8221; gösterecek, donanımlı bir futbol lideri çıkarabilir.</p>
<p>Yoksa siz de şimdiden duyar gibi misiniz &#8220;Ah bir de anlayabilseydik onu&#8230;&#8221; diyenleri?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/26/ah-bir-de-anlayabilseydik-onu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>31</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Richard Branson. &#8216;İş Fırsatları Otobüs Gibidir, Her Zaman Bir Diğeri Gelir!&#8217;</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/26/richard-branson-is-firsatlari-otobus-gibidir-her-zaman-bir-digeri-gelir/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/26/richard-branson-is-firsatlari-otobus-gibidir-her-zaman-bir-digeri-gelir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 20:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[disleksi]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[iş fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[kafa tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[richard branson]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[uzaya yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[virgin]]></category>
		<category><![CDATA[virgin galactic]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/11/26/richard-branson-is-firsatlari-otobus-gibidir-her-zaman-bir-digeri-gelir/</guid>
		<description><![CDATA[Kahramanınızla yaptığınız &#8216;hayali sohbetler&#8217; bir gün gerçek olursa, nefes kesen anlarınızdan birini yaşar ve bu deneyim size; yaşantınızı, hedeflerinizi, mutluluklarınızı sorgulatabilir.
Sıradan olan herşey daha bir önemsiz gelmeye başlayabilir.
Bugün için kısaca, Richard Branson&#8217;la tanışma sohbetimin bende bıraktıkları bunlar.
Ölmeden önce bir gün &#8220;Virgin&#8216;in, dünyada en büyük değil ama &#8216;en çok saygı duyulan&#8217; markası olduğunu görmek&#8221; gibi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="padding: 5px 0px 7px 7px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/virginuzay.jpg" alt="" align="right" />Kahramanınızla yaptığınız &#8216;hayali sohbetler&#8217; bir gün gerçek olursa, nefes kesen anlarınızdan birini yaşar ve bu deneyim size; yaşantınızı, hedeflerinizi, mutluluklarınızı sorgulatabilir.</p>
<p>Sıradan olan herşey daha bir önemsiz gelmeye başlayabilir.</p>
<p>Bugün için kısaca, Richard Branson&#8217;la <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/11/18/kahramaninizla-yaptiginiz-hayali-sohbetler-bir-gun-gercek-olsa/" target="_blank">tanışma sohbetimin</a> bende bıraktıkları bunlar.</p>
<p>Ölmeden önce bir gün &#8220;<a href="http://www.virgin.com" target="_blank">Virgin</a>&#8216;in, dünyada en büyük değil ama &#8216;en çok saygı duyulan&#8217; markası olduğunu görmek&#8221; gibi bir iş vizyonunuz olacak. Öldükten sonra ise, kendisi için &#8220;hayatı dolu dolu yaşadı ve insanların yaşamlarında fark yarattı&#8221; denmesini hedefleyecek bir kişisel vizyonunuz&#8230;</p>
<p>&#8220;Biz ilk günden beri hayal ediyor ve hayallerimizi gerçekleştirmek için çalışıyoruz&#8221; diyen, son 35 yılın bu en vizyoner girişimcisinin adı; <strong>Richard Branson</strong>. Time dergisine göre 2007 yılında dünyamızı şekillendiren, <a href="http://www.time.com/time/specials/2007/time100/0,28757,1595326,00.html" target="_blank">en etkili</a> 100 kişisinden <a href="http://www.time.com/time/specials/2007/time100/article/0,28804,1595326_1615737,00.html" target="_blank">biri</a>.</p>
<p><em>Çünkü bazıları &#8220;neden&#8221; derken o, &#8220;neden olmasın&#8221; diyenlerden.</em></p>
<p>Turkcell&#8217;in &#8216;İşTcell Liderler Konferansı&#8217;nda edindiğimiz izlenimleri, onun hakkında daha önce bildiklerimizle harmanlayarak bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/kategori/basari-hikayeleri/" target="_blank">başarı hikayesi</a> daha kaleme alıp, bir önceki <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/11/18/kahramaninizla-yaptiginiz-hayali-sohbetler-bir-gun-gercek-olsa/" target="_blank">yazımızda</a> verdiğimiz sözü tutalım.</p>
<p><span id="more-463"></span></p>
<p>&#8220;<strong>Dünyaya yeniden gelsem, yine kendim olmak isterdim</strong>&#8221; diyen Richard 1950 doğumlu. İkinci eşi Joan, çocukları Sam (21) ve Holly&#8217;den (25) oluşan ailesine son derece düşkün. Onlarla birlikte olmak, hayatı paylaşmak onun için büyük bir motivasyon.</p>
<p>Çünkü çocukken de böyle görmüş. Orta halli bir İngiliz ailenin üç çocuğundan biri Richard.</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 7px 7px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/rbranson.jpg" alt="" align="right" />Özellikle annesinin ona &#8220;kendi ayaklarının üzerinde durmayı&#8221; öğretmesinin onun bugünkü bu özgüvenine katkısı büyük. Kaç anne 5 yaşındaki çocuğunu eve 4-5 km kala arabadan indirip, &#8220;<em>hadi kendin bul bakalım evin yolu</em>&#8221; diyebilir?</p>
<p>Evlerinde televizyon olmadan ve radyo dinlemeden büyümüş Richard. Dominant anne her zaman iş yaratmada uzman, baba ise yaratıcı ve el becerilerinde kuvvetli. Onların bahçe barakalarında ürettikleri kumaş sandık ve kağıt kutu işlerine sürekli yardım etmek zorunda.</p>
<p>Bu onun dayanıklılığına katkı sağladığı kadar, ekip çalışmasını da ufak yaşlarda öğrenmesine neden oluyor. &#8216;Bencillik&#8217; daha o yaşlarda çıkmak zorunda kalmış sözlükten.</p>
<p>Dokuz yaşındayken &#8216;ilk işi&#8217;ni hayata geçiriyor. On sekiz yaşına geldiğinde satıp para kazanma hayali ile evlerinin bahçesine bin adet noel ağacı fidanı dikiyor. Tavşanların fidanları yemesiyle ilk iş girişimi başarız oluyor! (O da -ne kadar şaka bilmiyorum!- tavşanları vurup sattığını söylüyor!)</p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=disleksi&amp;kw=&amp;a=&amp;all=&amp;v=&amp;p=1" target="_blank">Disleksi</a>&#8216;nin ne olduğu dahi bilinmeyen yıllarda okuma yazma zorluğu yaşarsanız, sınıfta aptal muamelesi görüp dalga geçilirsiniz. Hele bir de gözlüğünüz varsa!</p>
<p>Ancak Richard bunu avantaja çevirmiş, &#8220;madem standart okul eğitiminde başarılı olamıyorum, o zaman nede başarılı olurum&#8221; sorgulaması yapmaya çok erken yaşlarda başlamış. Ve bu arayış ona <strong>16 yaşında liseyi terk edip</strong> &#8216;Student&#8217; adını verdiği okul dergisi çıkarmasını sağlamış.</p>
<p>&#8220;Eğer okulda  olmayacaksa, dergi sayesinde yapacağım araştırmalar ve söyleşiler bana hayatı öğretecekti&#8221; diyor ve gerçekten de öyle olmuş.</p>
<p>Aşağıdaki video [ingilizce] Richard Branson&#8217;un CBC News&#8217;deki &#8216;Eye To Eye&#8217; programında verdiği söyleşiden.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/Q6hILGfbqSg&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/Q6hILGfbqSg&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>İş fikirlerini hayata geçirme yöntemi</strong> birçok kişiden farklı. Çünkü onun hiçbir girişiminde birinci öncelik &#8220;daha çok para kazanmak&#8221; olmamış.</p>
<p>- Dünyayı değiştirebileceğine olan inancı,<br />
- &#8216;Hayatı dolu yaşama&#8217; isteği ve<br />
- Kendi yaşamında dönem dönem karşılaştığı kötü muamelelerden sonra &#8220;ben bundan daha iyisini yapabilirim&#8221; düşüncesi hep paradan önce gelmiş.</p>
<p>Yaptığı ilk işlerden başlayarak sürekli görüyoruz Richard&#8217;da bu felsefeyi.</p>
<p>Gençlerin de düşünceleri vardı ve <em>&#8220;biz düşüncelerimizle dünyayı değiştirebileceğimize inanıyorduk&#8221;</em> diyerek 18 yaşında çıkarttığı &#8216;<strong>Student</strong>,&#8217; içinde sadece gençlerin gençler için çalıştığı, inandıkları görüşleri aynı samimiyetle kağıda dökebildikleri ve her sayısını elli bin kişinin okuduğu bir yayın oluyordu.</p>
<p>Ve tabii ki derginin ilk sayısını çıkarabilmek ve sonrasında devamı için verdiği uğraş Richard&#8217;a erken yaşlarında çok şey öğretiyor.</p>
<p>Bunların arasında iş (ticaret) nasıl yapılır ve insanlar nasıl ikna edilir (dergiye reklam alması) belki en başta geliyor.</p>
<p>Ancak, organizasyon konusunda yeteneklerini geliştirmek zorunda kalması ve işlerin yolunda gitmesi için, farklı konularda ondan daha iyi olan insanları bulup koordineli olarak nasıl çalışacaklarını öğrenmesi ise, ona geleceğin büyük girişimcisi olmanın anahtarını sağlıyordu.</p>
<p>Dergi gençlik dergisi, o da gençlerin ilgi duyduğu konuları inceliyor. Gençlerin en çok ilgilendiği konuların başında ise müzik geliyor. Ve parası az gençlerin. O da kaset ve plakları &#8216;piyasa fiyatının altında eve teslim&#8217; projesini hayata geçirmeye karar veriyor.</p>
<p>Yaş 20. <strong>Virgin Mail Order Company</strong> kuruluyor.</p>
<p>1971 yılında ise Oxford caddesinde ayakkabı satan bir dükkanın içinde (daha sonra burası &#8220;ilk&#8221; Virgin Records mağazası olarak anılacak) ilk müzik dükkanını açıyor. Mal sahibini &#8220;benim sayemde daha çok ayakkabı satacaksın&#8221; diyerek ikna ediyor!</p>
<p>Burada gelenlere kahve ikram ediyor, sohbet için sıcak bir ortam sunuyor. Mağaza kısa sürede gençlerin buluşma noktası oluyor. Hem postayla, hem de (kısa sürede sayıları yirmiye ulaşan) dükkanlarında satış yaparak büyümeye başlıyor Richard Branson.</p>
<p>Çok beğendiği 15 yaşındaki bir müzisyen arkadaşının [Mike Oldfield] şarkılarına albüm yaptırmayı hiçbir yapımcıya kabul ettiremeyince, &#8220;o zaman ben yaparım&#8221; diyerek de <strong>Virgin Records</strong>&#8216;u kuruyor. [Çünkü ona göre bunlar harika şarkılardı ve gençler dinleyebilmeliydi. Oldu da. 'Tubular Bells' albümü yıllarca en çok satanlarda kalmış ve hatta sonrasında da 'The Exorcist' filminin müziği olmuş.]</p>
<p>Müzik işi yaparken çok seyahat ediyor ve görüyor ki, yolculardan iyi para almalarına rağmen hem çalışanlarını, hem de yolcularını memnun edemeyen havayolu şirketleri sektörde iş yapıyor. Hem de iyi iş. Ancak yemekler kötü, kimse gülmüyor, servis kötü, eğlence yok&#8230;</p>
<p>Yolcuların ve çalışanların yüzünün güldüğü bir havayolu taşımacılığı hayali onu havayolu işine sokuyor.</p>
<p>Sizlerle daha önce <a href="http://www.fikiratolyesi.com/" target="_blank">Fikir Atölyesi</a>&#8216;nde paylaştığımız, Porto Riko&#8217;da yaşadığı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/04/10/istersen-yaparsin/" target="_blank">bir deneyim</a> ise onun bu sektöre girmesini tetikliyor.</p>
<p>&#8220;Eşimle planımız Puerto Rico&#8217;ya gitmekti, ancak havaalanına geldiğimizde uçuş iptal edilmişti. Herkes söyleniyor ve şikayet ediyordu. Kimse bir şey yapmıyordu. O zaman ben yapmaya karar verdim. <strong>Birisi yapmalıydı.</strong></p>
<p>2.000 dolara bir charter kiraladım. Bu parayı oradaki kişi sayısına böldüm. Adam başı 39 dolar. Bir siyah tahta alıp üzerine şunları yazdım:&#8221;</p>
<p align="center">
<blockquote>
<p align="center">
<p align="center"><strong>VIRGIN AIRWAYS</strong><br />
<strong> PUERTO RICO</strong><br />
<strong> 39$ TEK UÇUŞ</strong></p>
</blockquote>
<p>Daha önce hiç uçak kiralamamış olan Richard Branson bu sayede eve döndüklerinde Boeing&#8217;i arayarak ikinci el bir 747 satın almak istediğini söylüyor. Telefonda uzun bir sessizlik yaşanıyor! Ve Boeing başlarda Richard&#8217;a (ilk yıl sonunda başarısız olursa geri iade almak şartıyla) uçak satmaya pek gönüllü olmasa da sonunda ikna oluyor.</p>
<p>British Airways onların başarısız olması için elinden geleni yapsa da, 1984 yılında <a href="http://www.virgin-atlantic.com/" target="_blank">Virgin Atlantic</a> ile ilk Londra &#8211; New York seferi gerçek olmuş. Bu ilk uçuşta uçak havadayken motoru arızalanmış. Sigortası da olmayınca (Londra&#8217;ya geri döndüklerinde devreye girecekmiş) birkaç milyon doları daha başlamadan kaybetmiş.</p>
<p>Muhafazakar British Airways (uzun mesafe uçuşlarda elde ettiği başarıyı hazmedemeyip Virgin Atlantic&#8217;i yok etmeye çalışıyorlar) ile mücadelesinde havayolu işini kaybetmemek için ihtiyacı olan finansal desteği Virgin Records&#8217;ı 1 milyar dolara EMI&#8217;a satarak buluyor (1992). Bu satış işleminin olduğu gün, onun hayatının da en üzüntülü günü oluyor.</p>
<p>Başlarda New York Times bile &#8220;Virgin ile kim uçar&#8221; diye yazsa da, Virgin Havayolları bugün ABD ile Avrupa arasında en fazla yolcu taşıyan uçak şirketi konumunda.</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 4px 4px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/virgin.jpg" alt="" align="right" />&#8220;Bizi havayolu sektörüne geçerken çok uyardılar, farklı sektörlere geçmenin çok riskli olacağını söylediler ama bence iş hayatında başarılı olmak için sürekli evrim geçirmelisiniz, sadece bir iş kolunda kalmamalısınız, biz de Virgin olarak bunu yaptık ve büyüdük&#8221; diyen <a href="http://www.virgin.com/AboutVirgin/RichardBranson/WhosRichardBranson.aspx?L3_GenericContent_NavigateToPage=1" target="_blank">Richard Branson</a>&#8216;un bugün yıllık toplam ciroları 20 milyar doları aşan, çoğu küçük 350 markası var.</p>
<p>Müzikten prezarvatife, trenden gelinliğe, cep telefonundan kolaya, balonla yolculuktan spa&#8217;ya, uçaktan kitaba, şaraptan limuzine, bisiklet kiralamadan uzaya seyahatine kadar <a href="http://www.virgin.com/" target="_blank">Virgin</a> markasını görmek mümkün.</p>
<p>Bu markaları yöneten şirketlerin hepsini (diğer mega holdinglerden ayıran) <strong>ortak özellikleri</strong> ise;</p>
<p>- kendi sektörlerinde çok büyük olmamaları,<br />
- aç olmaları,<br />
- tepe yöneticilerinin aynı zamanda şirkete ortak olmaları,<br />
- küresel hareket etmeleri ve<br />
- &#8216;hayatın içinden&#8217; markalar çıkarmaları.</p>
<p>Beni en çok heyecanlandıran işi ise iki yıla kadar uzaya turistik amaçlı yolcu götüreceği <a href="http://www.virgingalactic.com/" target="_blank">Virgin Galactic</a>.</p>
<p>&#8220;Bu dünyada yaşayan herkes uzaya gitmek ister. NASA ve devlet kuruluşları bireylerin bu tür hayallerini gerçekleştirmek için kafa yormazlar. Biz de bunu düşünerek, insanları uzaya götürmeye karar verdik&#8221; diyor.</p>
<p>Kişi başı bilet fiyatı 200 bin dolar. Şimdiden rezervasyon yaptırıp yerini garantiye alanların sayısı da bir hayli fazla. Ancak o &#8220;uzaya yolculuk için şimdiden bilet almayın. Çünkü kimse duymasın ama fiyatlar daha da düşecek&#8221; diyor.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/XBlifr6EQNU&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/XBlifr6EQNU&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>İstanbul&#8217;dan Sidney veya Los Angeles&#8217;a yarım saatte uçabilmek onun bundan sonraki hedefi. Hayali ise <strong>uzayda otel</strong> yapmak! Otelimize yerleştikten sonra, 2 kişilik camdan yapılma kabin tarzı bir uzay gemisinde ayın (kendi yer çekiminden faydalanarak) etrafında bir tur atıyor olacağız!</p>
<p>Tüm bunları biz göremesek de çocuklarımızın göreceğinden emin.</p>
<p>Richard Branson, Virgin dışında en çok sevdiği marka [Virgin Megastore'un önünde bir engel oluşturduğunu düşünse de] <a href="http://www.apple.com/" target="_blank">Apple</a>. &#8220;İnsanlar artık müziği internetten indiriyorlar. Apple&#8217;ı takdir ediyorum ama keşke <a href="http://www.apple.com/itunes/" target="_blank">iPod</a>&#8216;u biz bulsaydık&#8221; diyor.</p>
<p>Richard Branson konferansta zengin işadamlarına bir öneride bulundu:</p>
<p>&#8220;Kapitalizm iyi denetlenirse işe yarar bir sistemdir. Diğer sistemlerin hiçbiri ayakta kalamadı. Bugün dünyada öyle işadamları var ki, servetleri pek çok küçük ulusun milli gelirinden daha fazla.</p>
<p><strong>Büyük servet büyük sorumluluk demektir</strong>. Ancak kapitalizmin karşısında servetin eşit ve adil dağılımı sorunu var. Onun için servet sahiplerinin dünyaya ve toplumlara karşı sorumluluklarını yerini getirmesi gerekiyor. Örneğin bir şirketinizi ya da fabrikanızı sattınız. Paraya götürüp mevduat olarak bankada tutmayın. Bu parayı yeni yatırımlara yönlendirin, istihdam yaratın. Aksi halde bankada paralarınız çürür gider.</p>
<p>İşadamları belirli bir büyüklüğe ve karlılığa ulaştıktan sonra büyük evler, şatolar ve tekneler almak yerine küresel sorunlarla mücadele etmeye başlamalılar. Zenginler dünyanın iyiye gitmesi için uğraşmalı.</p>
<p><em>Tarih zenginleri değil, toplum adına iyi işler yapanları hatırlar</em>&#8221;</p>
<p>Peki, Richard Branson <strong>sosyal sorumluluk</strong> adına neler yapıyor?</p>
<p>- Bu kadar çok işi ve ailesine olan tutkusuna rağmen vaktinin yarısını artık dünya sorunlarına harcadığını söylüyor.</p>
<p>- Bugün için yaklaşık 5 milyar dolar değer biçilen Virgin Grup olarak küresel ısınma projelerine on yıl içinde harcanmak üzere toplam 3 milyar dolar ayırmış. [Özellikle jet uçaklarında kullanılmak üzere bir 'temiz yakıt geliştirme' projesi de var içinde.]</p>
<p>- Petrol, kömür gibi fosil yakıtların geri dönüşümünü sağlayacak ve onların yerine geçecek yeni teknolojiler üzerinde çalışıyor. Çevrenin ve insanlığın kurtuluşunun yeşil yakıt üretiminden geçtiğine inanıp &#8220;umarım geleceğin yakıtını da biz yaratacağız&#8217; diyecek kadar bu işe gönüllü.</p>
<p>- Saatte 70 milyon karbondioksit salınımı yaparak bitirdiğimiz dünya atmosferinden her yıl bir milyar ton karbondioksit&#8217;i yok etmeye yönelik bir yöntem fikri olana 25 milyon dolar <a href="http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2007/02/09/AR2007020900693.html" target="_blank">ödül vaad</a> ediyor.</p>
<p>- Çevre sorunlarının dışında, Afrika&#8217;daki yoksulluk, sağlık ve savaşlarla yakından ilgili. Bu uğurda bir &#8216;War Room&#8217; [Savaş Odası] kurmak istiyor. Amacı Afrika&#8217;da birbirinden bağımsız harcanan çabaları tek bir merkezde buluşturup sivil toplum kuruluşlarının daha verimli çalışmasını sağlamak.</p>
<p>- Dünya barışının sağlanması konusunda sözleri dinlenecek bir &#8220;Elders&#8221; [Yaşlılar] grubu oluşturmak ise başka bir projesi. Bu grupta Nelson Mandela ve Desmond Tutu gibi yaşını almış, dünyada olup bitenler konusunda fikir sahibi ve saygın kişiler var ve onların küresel çaptaki siyasi krizlere müdahele edebileceğini düşünüyor.</p>
<p>- Yardım için yılda 12 seminere katılıyor. Aldığı konferans gelirini bağışlıyor. [Turkcell'den aldığı 350 bin doları da Afrika'da erken doğum yapmaları sebebiyle iç organları deforme olan 11-15 yaşlarındaki genç kızların ameliyatları için harcayacak.]</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 5px 6px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/bransonistcell.jpg" alt="" align="right" />İki üç yıl içinde <strong>Türkiye</strong>&#8216;de mobil iletişim, finans, televizyon ve film yapımı, müzik ve sağlık kulüpleri gibi alanlarda yatırım yapabileceğinin sinyallerini verdiği konferanstan aklımda kalan diğer <strong>önemli mesajlar</strong> şöyle:</p>
<p>- Herkes sizi eleştirse de, siz kendinize inanıyorsanız, kalp sesinizi dinleyin ve yürüyün. <strong>Uzaya gitmenin iş planı olmaz.</strong> Muhasebecinizi de ikna edemezsiniz. İnanmayanları inandırmanın yolu başarılı olup bunu göstermektir.</p>
<p>- Çılgınca olduğu düşünülen fikirler bile hayata geçebilir. Önemli olanın her iş için o alanda uzman olan kişileri bulmak.</p>
<p>- Rehavete kapılmasına rağmen hâlâ zengin şirketlerin olduğu sektörlere giriyoruz. O alanda atalet, kötü yönetim, küresel ihtiyaç ve para kazanma şansı varsa, bizim yaptığımız şu: girdiğimiz alanda <strong>kaos yaratıp</strong> taşları yerinden oynatmak ve tüketicinin lehine davranıp onların yaşamlarında fark yaratmak.</p>
<p>- Başarılı olma umudunu her zaman korumalı ve şansınızı denemelisiniz. Başarılı olmak için herkesi çok iyi dinlemeli ve en küçük detayları çok iyi yakalamalısınız.</p>
<p>- <strong>Resmi eğitim tek tip insan üretir</strong> ve [girişimci] iş adamı olma olasılığı da bu eğitimle düşük. Bir çok kültürde diploma sigorta olarak görülüyor. Oysa 23 yaşında üniversiteden mezun olan bir insan çok dikkatli ve muhafazakar oluyor. 16 yaşında okuldan atılan bir kişinin ise kaybedecek bir şeyi yok.</p>
<p>- <strong>Şirket çalışanlardan ibarettir.</strong> Çalışanlarının mutluluğunu sağlayamayan bir işin başarılı olması mümkün değildir. Ekibinizi övün, çok fazla eleştirmeyin. Her sabah tutkuyla işe gelmelerini sağlayın. [Richard yönetici işe alırken CV'den çok, çalışanlarını ne kadar motive edebileceğine öncelik veriyor.]</p>
<p>- Çalışanlarınız [kendisine inanan ve donanımlı kişiler] sahip olduğunuz markaların ve misyonun bir parçası olmalılar. Büyürken onlara adil davranmak çok önemli. Bu, onların daha sonra da yanınızda olmalarını sağlar.</p>
<p>[Richard çalışanların işyerlerini kendi şirketi gibi görmelerini sağlamak için yeni bir işe imza atarken oluşturduğu ekibe hisse payı veriyor. Böylece onların sadece Branson'un değil, aynı zamanda 'kendi şirketlerini' ayakta tutmalarını sağlıyor. "İnsanlara hürriyet tanıyın ki rahat çalışsınlar" diyor.]</p>
<p>- <strong>Başarısızlığının nedenini lider kendisinde aramalı.</strong> Liderler başarılıysa herkes başarılı olacaktır. [Richard zengin olmadan önce, herkesin aksine kendine başarısız olmuş bir işadamını örnek almış: iç hatlara girerek bir ilki deneyen Sir Freddy Locker. Onun kurduğu Locker havayolları British Airways ile rekabet edemeyip kapatırken Locker'ın yaptığı hatalardan çok sayıda ders çıkarmış.]</p>
<p><em>&#8220;Tunç, bu yazı bana yetmedi(!) Richard&#8217;ı daha fazla tanımak istiyorum&#8221;</em> derseniz, kendi kaleminden yazıp &#8216;nasıl hayatta kaldığını, eğlendiğini ve kendi yoluyla iş yapıp zengin olduğunu&#8217; anlattığı &#8220;<a href="http://www.amazon.com/Losing-My-Virginity-Survived-Business/dp/0812932293/ref=pd_sim_b_img_3/103-3688664-9115844" target="_blank">Losing My Virginity</a>&#8221; kitabını okuyabilirsiniz. [Türkçesi Çağlayan Şantepe, "<a href="http://kitap.antoloji.com/richard-branson-kitabi/" target="_blank">Richard Branson</a>" Elips Kitap]</p>
<p>Sadece telefonuna çıkmayan birisini ararken [sevmediği] &#8217;sir&#8217; unvanını kullandığını söylecek kadar mütevazı ve içten biri Richard. Ancak işini yaparken çok eğleniyor. Önce teknesiyle sonra da balonuyla birçok kez dünya turu denemesi yapacak, rekorlar kıracak, Virgin&#8217;in tanıtımı ve adrenalin için her türlü çılgınlığı yapacak kadar deli!</p>
<p>Geçenlerde Amerika&#8217;da iç hat uçuşlarına başlayan <a href="http://www.virginamerica.com/" target="_blank">Virgin America</a>&#8216;nın tanıtımı uğruna, Las Vegas&#8217;ta yüksek bir otelden kendini aşağıya saldığı ve yaralandığı videosu aşağıda:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/BzuxEyeqri0&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/BzuxEyeqri0&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bu video&#8217;yu izledikten sonra konferans çıkışında bizden iki işadamının sözleri daha bir anlamlı gelmeye başladı bana.</p>
<p>Gazeteci Funda Özkan&#8217;ın <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=239311&amp;tarih=20/11/2007" target="_blank">haberine</a> göre; Alarko Holding Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu:</p>
<p><em>&#8220;Bizim gelenek göreneklerimiz farklı. Biz hep &#8216;başkaları ne der&#8217;i önemseriz. Buraya gelirken bile kravat takmasam olur mu diye düşündüm, vazgeçtim taktım&#8221;</em> derken,</p>
<p>Pegasus Havayolları&#8217;nun kurucusu Ali Sabancı ise;</p>
<p><em>&#8220;Ben de o kadar başarılı olsam, gelinlik bile giyerdim&#8221;</em> diyor!</p>
<p><strong>&#8220;Ben mükemmel bir hayat yaşıyorum ve her dakikasının keyfini çıkarıyorum!&#8221;</strong></p>
<p>Bu sözler ise tatillerini Karayipler&#8217;de satın aldığı [Necker isimli] adada geçiren Richard&#8217;a ait.</p>
<p>Ot ve taşlardan başka bir şey olmayan adayı zaman içerisinde nasıl cennete çevirdiğini ve adadaki yaşantısını [kendi ağzından dinleyip] görmek için aşağıdaki video&#8217;ya göz atabilirsiniz.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="altServerURL=http%3A%2F%2Fwww.metacafe.com&amp;playerVars=showStats=no|autoPlay=no|videoTitle=Richard%20Branson-%20Necker%20Island" /><param name="src" value="http://www.metacafe.com/fplayer/272592/richard_branson_necker_island.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="345" src="http://www.metacafe.com/fplayer/272592/richard_branson_necker_island.swf" wmode="transparent" flashvars="altServerURL=http%3A%2F%2Fwww.metacafe.com&amp;playerVars=showStats=no|autoPlay=no|videoTitle=Richard%20Branson-%20Necker%20Island"></embed></object></p>
<p>- Bilgisayar kullanmıyor [notlarını ufak bir deftere alıyor, mail'lerini asistanı ile okuyup cevaplıyor],<br />
- Anahtar taşımıyor [kendi ofisine bile girebilmek için birisi gelene kadar kapıda bekliyor],<br />
- Taksiye biniyor, şöför kullanmıyor [gittiği yerlerde onu birisinin bekliyor olmasını istemiyor],<br />
- Yanında para taşımıyor [gerekirse yanındaki kişilerden istiyor!]</p>
<p>16 yaşında [kendisi de henüz bakirken!] her şeye sıfırdan başlamak ve tazelik anlamında bulup kullanmaya başladığı <strong>Virgin [Bakire]</strong> ismini &#8220;kaba&#8221; bulan yetkilileri(!) ikna etmesi için üç yıl inatla uğraşan Richard, asi ve aykırı bir lider.</p>
<p>Onaltı yaşında liseyi terk ederken başöğretmenin onun hakkında ilginç bir öngörüsü var:</p>
<p><em>&#8220;Sen ya hapisi boylarsın, ya da multi-milyoner olursun!&#8221;</em></p>
<p>Kimseden miras kalmadan ve finansal destek görmeden, sadece kazandıklarını yeniden kendi işlerine yatırım yaparak büyümüş ve hayatı boyunca hiçbir zaman başkasının yanında çalışmamış.</p>
<p>&#8220;İş fırsatları otobüs gibidir, her zaman bir diğeri gelir&#8221; diyen, gece uykuda gördükleriyle yetinmeyip gündüzleri de rüya görebilen bu adam, tutucu kafalara, orta sınıftan insanların da <strong>hayallerinin peşinden</strong> gidip başarı öyküleri yazılabileceğini gösteriyor.</p>
<p><em>Peki ya siz? En son neye kafa tuttunuz? Yoksa dolabınızdaki kravat sayısını ezbere bilenlerden misiniz?</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/26/richard-branson-is-firsatlari-otobus-gibidir-her-zaman-bir-digeri-gelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>35</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Gönül Meseleleri gibi, Onu Bulduğunuz Zaman Anlayacaksınız</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/10/tum-gonul-meseleleri-gibi-onu-buldugunuz-zaman-anlayacaksiniz/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/10/tum-gonul-meseleleri-gibi-onu-buldugunuz-zaman-anlayacaksiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Nov 2007 02:15:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[Nessun Dorma]]></category>
		<category><![CDATA[one chance]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Potts]]></category>
		<category><![CDATA[pop star]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/11/10/tum-gonul-meseleleri-gibi-onu-buldugunuz-zaman-anlayacaksiniz/</guid>
		<description><![CDATA[Okul hayatınız boyunca dalga geçilen, 36 yaşına kadar hiçbir kayda değer başarıya imza atmamış, toplum içinde silik, özgüveni düşük, sıradan bir cep telefonu satıcısı olacaksınız&#8230;
Ve bir gün tüm dünyada milyonlarca kişinin tanıdığı ve hayran olduğu bir kişiliğe bürüneceksiniz&#8230;
Mümkün mü bu?
Hepimizin içinde bir yerlerde olan &#8220;yeteneklerimizin&#8221; farkındaysak, yani kendimizi tanıyorsak ve bu yeteneklerimizi geliştirmek için kendimizle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="padding: 5px 0px 5px 6px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/paulpotts.jpg" alt="" align="right" />Okul hayatınız boyunca dalga geçilen, 36 yaşına kadar hiçbir kayda değer başarıya imza atmamış, toplum içinde silik, özgüveni düşük, sıradan bir cep telefonu satıcısı olacaksınız&#8230;</p>
<p>Ve bir gün tüm dünyada milyonlarca kişinin tanıdığı ve hayran olduğu bir kişiliğe bürüneceksiniz&#8230;</p>
<p>Mümkün mü bu?</p>
<p>Hepimizin içinde bir yerlerde olan &#8220;yeteneklerimizin&#8221; farkındaysak, yani kendimizi tanıyorsak ve bu yeteneklerimizi geliştirmek için kendimizle samimi ve belki de daha önemlisi tutkuluysak, cevap; evet, mümkün!</p>
<p>Fikir Atölyesi&#8217;nde zaman zaman ele aldığımız <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/kategori/basari-hikayeleri/" target="_blank">başarı hikayelerinden</a> birine daha tanık oluyoruz.</p>
<p>Bu kez hikayenin adı: Paul Potts.</p>
<p><span id="more-461"></span></p>
<p><img style="padding: 5px 0px 5px 6px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/pauljuliepotts.jpg" alt="" align="right" />&#8220;Benim en iyi arkadaşım sesim&#8221; diyen biri Paul Potts. Çünkü hiç &#8220;en iyi arkadaşı&#8221; olmamış onun hayatta. Dört yıllık eşini (Julie) bile internette chat yaparak bulmuş!</p>
<p>Faturaları ödeyebilmek için çok uzun yıllar iki işte aynı anda çalışmış. Son iki senedir <a href="http://www.carphonewarehouse.com/" target="_blank">Carphone Warehouse</a>&#8216;da cep telefonu satış elemanı. Öncesinde de Tesco&#8217;da gece vardiyasında rafları düzenliyormuş.</p>
<p>Güney Galler&#8217;li Paul Potts 1970 doğumlu.</p>
<p>Pavarotti kıyafetleriyle ilk operasını 28 yaşındayken bir karaoke yarışmasında söylüyor.</p>
<p>1999&#8242;da bir yarışmadan kazandığı 8.000 pound&#8217;u kredi kartı borçlarını kapatmak yerine, İtalya&#8217;da opera eğitimlerine harcıyor. Bunlardan bir tanesinde Luciano Pavarotti ve Katia Ricciarelli ile aynı derste performans yapma hakkı elde edecek kadar da azimli.</p>
<p>İngiltere&#8217;de dört tane yarı profesyonel konser veriyor. En etkileyicisi ise 15 bin kişi önünde filarmoni orkestrası ile verdiği&#8230;</p>
<p>Sonra sağlık sorunları başlıyor. Önce apandisit ameliyatı. Arkasından iyi huylu tümör ameliyatı. Yetmiyor, 2003&#8242;de bisiklet kazası ve uzun süre hastanede yatıyor. Hem sağlık, hem de maddi yetersizlikler artık onun opera söylemesine engel oluyor.</p>
<p>Bugüne kadar hayattaki tek tutkusu için yaptığı 20.000 pound civarında eğitim yatırımı var. Ama o bırakma noktasına geliyor; &#8220;demek benden bir şey olmayacakmış&#8221; diyor.</p>
<p>Ta ki &#8220;<a href="http://talent.itv.com/" target="_blank">Britain&#8217;s Got Talent</a>&#8221; yetenek yarışmasına kadar.</p>
<p>Elemelerde &#8220;Paul, bugün bize ne yapacaksın?&#8221; diye soran jüri üyelerine, &#8220;opera söyleyeceğim&#8221; dediği anda &#8220;bu bir şaka olmalı&#8221; bakışlarına aldırmadan; 2 bin seyircinin ayakta alkışladığı, tüyleri ürperten bir performans sergiliyor Paul.</p>
<p>9 Haziran 2007, ITV1 kanalı, &#8220;Britain&#8217;s Got Talent&#8221; elemeleri.. Seslendirdiği şarkı: &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nessun_Dorma" target="_blank">Nessun Dorma.</a>&#8221;</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/1k08yxu57NA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/1k08yxu57NA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>27 yıldır müzik endüstrisinin içinde olan, Pop Idol (bizdeki Pop Star) yarışma formatının mucidi ve sahibi multi-milyoner <a href="http://talent.itv.com/page.asp?partid=280" target="_blank">Simon Cowell</a>, &#8220;Britain&#8217;s Got Talent&#8221; yarışmasındaki 3 juri üyesinden biri. Zor beğenmesi ile tanınıyor.</p>
<p>Paul için söylediklerini ise kimse Simon&#8217;dan duymaya alışkın değil.</p>
<p>14 Haziran&#8217;da <a href="http://www.youtube.com/watch?v=rDB9zwlXrB8" target="_blank">yarı final</a> ve üç gün sonrasında da <a href="http://www.youtube.com/watch?v=K_5W4t_CBzg" target="_blank">finalde yarışıp</a> kazanıyor. Çok kısa süre içinde sesi ve performansı ile tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Bugün itibariyle YouTube <a href="http://www.youtube.com/results?search_type=search_videos&amp;search_query=%22paul%20potts%22&amp;search_sort=video_view_count&amp;search_category=0&amp;search=Search&amp;v=&amp;uploaded=" target="_blank">video&#8217;larını</a> izleyen kişi sayısı 30 milyondan fazla.</p>
<p>Paul&#8217;un yarışmadan kazandığı 100 bin pound&#8217;luk ödülün yanında, Simon Cowell onun <a href="http://www.sonybmgmusic.co.uk/artists/paul_potts/biog/ " target="_blank">ilk abümünü</a> (&#8216;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/One_Chance_%28album%29" target="_blank">One Chance</a>&#8216;; 16 Temmuz&#8217;da çıkmış. İlk haftada 130 bin satan bu albüm şimdiden birçok ülkede en çok satanlar listesinde bir numaraya çıkmış) ve 3 Aralık 2007&#8242;de Kraliçe Elizabeth&#8217;in de izleyeceği <a href="http://www.eabf.org.uk/rvp1.htm" target="_blank">Royal Variety Performance</a>&#8216;da sahne almasını garanti ediyor.</p>
<p>- <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pol_Pot" target="_blank">Pol Pot</a> [Kamboçya'daki -Kızıl Kmerler gerilla teşkilatı ile- 1.5 milyon kişinin katledilmesininden sorumlu tutulan, 1975-79 arası başbakanlık da yapmış olan ruh hastası <a href="http://www.celebritymorgue.com/pol-pot/" target="_blank">diktatör</a>] ile isim benzerliği, onun adına bir şansızlık olsa da&#8230;</p>
<p><img style="padding: 10px" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/11/paulpotts_vs_polpot.jpg" alt="" /></p>
<p>- Dış görünümü hiç öyle alışkın olduğumuz yıldızlara benzemese de&#8230;</p>
<p>- Utangaçlığı, saflığı  ve [gösterişsiz] mütevaziliği herkesi şaşırtsa da&#8230;</p>
<p>- Öndeki kırık dişini yaptırmaya yeni fırsat bulsa da&#8230;</p>
<p>- O bugün itibariyle halen Carphone Warehouse&#8217;da cep telefonu satsa da [istifa sonrası zorunlu çalışma süresi nedeniyle görevi Aralık'da bitiyor]&#8230;</p>
<p>Sıradan; yolda görsek dikkatimizi çekmeyecek bir kişi Paul.</p>
<p>Bugüne kadar yaptığı işlerde mutsuz bir adam o. Tüm hayatı boyunca kendini hep önemsiz hisseden, fark edilmeden yaşayan, dolayısıyla kendine olan güveni de yerlerde olan bir kişinin bugün geldiği noktaya bakın.</p>
<p>Onu, 6 Eylül 2007&#8242;de vefat eden <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Luciano_Pavarotti" target="_blank">Pavarotti</a>&#8216;nin tahtına aday gösterenler bile var&#8230; [Abartılı bir görüş bile olsa, isminin bir gün Pavarotti ile birlikte anılacağını kendisinin dahi hayal etmesi mümkün değil.]</p>
<p>Sahnede ise kendine güvensiz o kişi gidip, yerine inanılmaz bir sese sahip adam görüyoruz. Çünkü o yerini biliyor; cep telefon dükkanı değil, opera sahnesi.</p>
<p>&#8220;En iyi arkadaşım hep sesim oldu. Kendimi sahneye attığım zamanlar gerçek Paul Potts ortaya çıkıyor. Orası benim hep olmam gereken yer.&#8221; diyen bir Paul Potts. [Biraz daha yakından tanımak için Paul'u, Kanada'da CBC kanalında <a href="http://www.cbc.ca/thehour/video.php?id=1746" target="_blank">yaptığı söyleşi</a> ilginizi çekebilir.]</p>
<p>İçindeki muazzam yeteneğin farkında olmakla yetinmeyip üstüne giden, borçlarına rağmen eline geçen tüm parayı daha iyi opera söylemek için harcayan, sağlık sorunları onu zaman zaman yıldırsa da; vazgeçmeyen&#8230;</p>
<p>O kendi mutluluğunu bulmuş bir kişi&#8230;</p>
<p>Peki ya siz?</p>
<p>Daha önceki bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank">yazımızda</a> dile getirdiğimiz gibi, tutkuyla sahipleneceğiniz işinizi buldunuz mu?</p>
<p><em>&#8220;Neyi sevdiğinizi bulmanız gerek. Ve bu aşklarınız için geçerli olduğu gibi işiniz için de geçerli.</em></p>
<p><em>İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız şeyi yapmanız. Ve harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer.</em></p>
<p><em>Henüz bulamadıysanız, aramaya devam edin.</em></p>
<p><em>Durulmayın. Tüm gönül meseleleri gibi, onu bulduğunuz zaman anlayacaksınız. Ve her büyük ilişki gibi, seneler geçtikçe daha da güzelleşecek. Yani bulana kadar devam edin. Yılmayın.&#8221;</em></p>
<p>Yoksa siz hala [kendinizden çok] başkalarını memnun etmeye mi çalışıyorsunuz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/10/tum-gonul-meseleleri-gibi-onu-buldugunuz-zaman-anlayacaksiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>38</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook. Yeni Nesil Oyuncağımız!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/10/13/facebook-yeni-nesil-oyuncagimiz/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/10/13/facebook-yeni-nesil-oyuncagimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Oct 2007 01:29:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[mark zuckerberg]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/10/13/facebook-yeni-nesil-oyuncagimiz/</guid>
		<description><![CDATA[Basında, televizyonda, internette, arkadaş sohbetlerinde&#8230; Facebook tam bir çılgınlık halini almış durumda. Facebook&#8217;ta var olmak, [sanal da olsa] &#8220;hayatta varım&#8221; demekle eşit düzeye gelmiş birçok kişinin zihninde.
Son altı aydır gelen Facebook davetlerini ısrarla yok saymıştım. Zaten diğer sosyal ağlarda (sosyomat, linked-in, cember.net, mondus&#8230;) aktif olamadığım için yeni birinin daha sepette olması anlamsız geldiğinden olsa gerek&#8230;
Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basında, televizyonda, internette, arkadaş sohbetlerinde&#8230; <strong>Facebook</strong> tam bir çılgınlık halini almış durumda. Facebook&#8217;ta var olmak, [sanal da olsa] &#8220;hayatta varım&#8221; demekle eşit düzeye gelmiş birçok kişinin zihninde.</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 10px 10px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/10/facebookmark.jpg" alt="" align="right" />Son altı aydır gelen <a href="http://www.facebook.com/" target="_blank">Facebook</a> davetlerini ısrarla yok saymıştım. Zaten diğer sosyal ağlarda (sosyomat, linked-in, cember.net, mondus&#8230;) aktif olamadığım için yeni birinin daha sepette olması anlamsız geldiğinden olsa gerek&#8230;</p>
<p>Ancak &#8216;face&#8217; adını duymadan geçen bir gün olmamaya başlayınca, dur dedim kendi kendime&#8230; En azından deneyerek öğren, okuyarak değil. Amacım daha sonra da sizlerle bu deneyimi paylaşmaktı.</p>
<p>Bir ay kadar oldu Facebook üyeliğim. İtiraf ediyorum; sevdim!</p>
<p>Hatta orada [sosyalleşmenin yanında farklı bir değer de katabilmek amacıyla] &#8220;<strong>Fikir Atölyesi</strong>&#8221; isimli bir <a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=5228573606" target="_blank">grup</a> da var artık.</p>
<p>8 Ekim&#8217;de açtık, bu yazıdan önce üye olan kişi sayısının bine ulaştığını görmek ise ayrı bir mutluluk verdi. Bu da size diğer itirafım!</p>
<p>Facebook üyeliğiniz varsa veya olacaksa uğrayın bir; ilginizi çekerse de katılın aramızdaki tartışmalara.</p>
<p><em>&#8220;Arkadaş aramaktan çok, arkadaşını ara&#8221;</em> belki de beni Facebook&#8217;ta ilk cezbeden özellik olsa da, doğruya doğru; ilk günlerdeki acemilik atlatılınca, ortada kocaman bir &#8220;zaman yeme makinesi&#8221; ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.</p>
<p><span id="more-458"></span></p>
<p>Evet, gerçekten eski arkadaşlarınızı da arada bulup seviniyorsunuz ama aradan geçen onca yıl sizde eski üç beş anıdan başka iz bırakmadığı için alınan tadın ömrü pek de uzun sürmüyor. Ve arkadaş listeniz başlıyor büyümeye. Doğal olarak da daha çoğu yenilerle&#8230;</p>
<p>Her türlü görüşün paylaşıldığı tartışma grupları, blog yazıları; birbirinize gönderdiğiniz sanal çiçekler, kucaklamalar; duvar yazıları, paylaşılan resimler&#8230; Online &#8216;merhaba&#8217; demenin yerine geçen dürtmeler (poke)&#8230; Ve dışarıdan geliştirilebilen yeni uygulamalarla (video ve müzik paylaşım, oyunlar, sosyal aktiviteler&#8230;) işin cazibesi de, sitede kalma süresi de uzadıkça uzuyor&#8230;</p>
<p>Farklı sitelerden bölük pörçük elde ettiğiniz paylaşım ve sosyalleşmenin tamamını size tek yerden vermeye çalışıyor <a href="http://www.msnbc.msn.com/id/20227872/site/newsweek/page/0/ " target="_blank">Facebook</a>.</p>
<p>Başarılı da oluyor.</p>
<p>Yeni nesil internetin (web 2.0) olmazsa olmaz kuralı &#8216;Kullanıcın yarattığı içerik&#8217; [user created content] prensibini en basit (kullanıcı dostu) ve anlaşılır şekilde kullanması, merkezine bizi yani insanları ve yaşamdan anları koyması zaten WoMM (ağızdan ağıza pazarlama) için de yeterli kaynağı fazlasıyla sağlıyor.</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 3px 7px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/10/facebookmark2.jpg" alt="" align="right" />2004 Şubat&#8217;ında <strong>Mark Zuckerberg</strong> Harvard College&#8217;da okurken, iki arkadaşı ile birlikte yurt odasından kuruyor Facebook&#8217;u. Tipine bakıp tipik bir Amerikan &#8216;nerd&#8217;ü (inek öğrenci!) demek mümkün olsa da, bu tipik bir önyargı olur!. (Zaten Harvard&#8217;dan ikinci senesinde ayrılıyor.)</p>
<p>İlk projesi &#8216;Coursematch.&#8217; Okulda aynı dersleri alan öğrencilerin listelendiği bir site. Sonra Facemash.com; &#8216;<a href="http://www.hotornot.com/" target="_blank">Hot or Not</a>&#8216; benzeri bir site. Ancak bunun için hacker&#8217;lık yapıyor. Öğrenci resimlerini (öğrencilerden izinsiz) alabilmek için Harvard&#8217;ın bilgisayar sistemine bir şekilde giriyor ve bu resimlerden siteyi kuruyor. Kısa süre sonra durumu fark eden okul yönetimi onun internet bağlantısını kesiyor, disipline havale ediyor.</p>
<p>Ve <a href="http://www.facebook.com/" target="_blank">Facebook</a>. Önceleri sadece kendi okulu içinde öğrenciler arasında bir ağ iken, sonrasında Amerika&#8217;daki diğer üniversiteleri de içine katınca başlıyor büyümeye. Derken liseler ve Eylül 2006&#8242;da da email&#8217;i olan herkes bir profil sahibi olabiliyor.</p>
<p>Bugün itibariyle Palo Alto California ve New York ofislerinde 300&#8242;den fazla çalışanı, 46 milyondan fazla aktif üyesi var.</p>
<p>Ocak 2007&#8242;den beri her gün 200 bin yeni üye alıyorlar. Bu Facebook&#8217;un her hafta %3 büyümesi demek! 25 yaş üstü profilin en hızlı büyüdüğü sitede insanlar her gün ortalama 20 dakika vakit geçiriyolar. [Bu sadece dünya ortalaması; kendi arkadaşlarım arasında günde 2-3 saat geçirenler var, hem de artan bir sayıda.]</p>
<p>(Mark&#8217;ın geçtiğimiz Mayıs ayında site içindeki uygulamaların geliştirilmesini dışarıya açtığı gün [f8] yaptığı konuşmasının <a href="http://developers.facebook.com/videos.php?f8_keynote" target="_blank">video</a>&#8217;su [biraz uzun] hem facebook&#8217;u, hem de gelişmeleri kendi ağzından dinlemek açısından ilginizi çekebilir.)</p>
<p>Yahoo&#8217;nun bir milyar dolarlık satın alma teklifi verdiği (ve Mark&#8217;ın kabul etmediği) <a href="http://video.msn.com/video.aspx?mkt=en-US&amp;brand=msnbc&amp;vid=07ded03c-6189-47de-981c-66636d5692b2" target="_blank">dedikodusu</a> halen sürerken, Facebook&#8217;un bugün tahmini değerinin 10 milyar dolar olduğu söyleniyor. (Microsoft ve Amazon gibi devlerle uygulamalar alanındaki işbirliği zaten hayatta.)</p>
<p>En geç iki yıla kadar da halka açılmaları (IPO) gerçek olursa Facebook, Google&#8217;dan sonra internet sektörünün en büyük başarı hikayelerinden biri olmaya aday duruyor.</p>
<p>Her başarısını ispat etmiş fikir gibi, Facebook da şimdi mahkemelerde &#8220;bu fikir daha önce bana aitti&#8221; <a href="http://www.nytimes.com/2007/09/01/technology/01facebook.html?_r=1&amp;em&amp;ex=1188878400&amp;en=eb170ad900a125e0&amp;ei=5087%0A&amp;oref=slogin" target="_blank">söylemleriyle</a> uğraşıyor.</p>
<p>Büyük çoğunluğun gerçek isim ve resimlerle profil oluşturduğu Facebook tam bir sosyo-demografik <strong>bilgi bankası</strong>. Kimsiniz, kimlerle arkadaşsınız, hayat felsefeniz, politik görüşünüz, dininiz, sevdikleriniz, sevmedikleriniz, sevgiliniz, sosyal aktiviteleriniz&#8230;</p>
<p>Siz kendi hayatınızı ne kadar deşifre etmek isterseniz&#8230; Aşağıdaki de, bunun nelere sebebiyet verebileceğini ti&#8217;ye alarak anlatan bir video.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/mvepYYNjfBk&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/mvepYYNjfBk&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bilgi üzerine dönen yeni ticaret modelleri için ne bulunmaz bir nimet Facebook. CRM denilen Müşteri İlişkileri Yönetimi için paha biçilmesi zor bir hazine.</p>
<p>Mark&#8217;ın başlarda bilerek veya bilmeyerek üstüne konduğu bu hazinenin stratejik önemini kavrayan başkaları da var. Hem de ilk günlerden!</p>
<p>Mark, Peter Thiel&#8217;dan 500 bin dolar alıyor siteyi kurarken. [Bir üniversite öğrencisi için hayal dahi edilemeyecek bir tutar bu. Ve ona duyulan güven!] Birkaç ay sonra Accel Partners 12.7 milyon dolar, sonrasında Greylock Partners ve Meritech Capital Partners 27.5 milyon dolar ile giriyorlar yönetime. Sonrasında Accel ve Thiel yatırımlarını daha da arttırıyor.</p>
<p>Hepsi çok seviyor Mark Zuckerberg&#8217;i!</p>
<p>Peki kim bu yatırımcılar? Daha ilk günden bu isteyerek verdiğimiz kişisel bilgilerimizin peşinde olanlar&#8230;</p>
<p>Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı&#8217;na (CIA) kadar uzandığı söyleniyor. Ben onların yalancısıyım. Aşağıdaki video (ingilizce) size bir fikir verecek:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/ZMWz3G_gPhU&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/ZMWz3G_gPhU&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Peki; diyelim bunların hepsi doğru. <strong>Birileri bizi yakından gözetliyor.</strong></p>
<p>Bu zaten Facebook&#8217;tan çok önceleri de yok muydu? Kredi kart kullanımından tutun, cep telefonuna; internet&#8217;te gezdiğiniz sitelerden, mail&#8217;lere, msn&#8217;e&#8230; Bırakın tüm bunları, yollarda her köşe başına konan [adı güvenlik olan] kameralar zaten attığımız her adımı kayıt altına almıyor mu?</p>
<p>Facebook da bunlardan sadece biri. Ne olup olmadığını bildiğimiz sürece paranoyak olmaya da gerek olmayabilir. Diğer türlü, &#8220;hayır ben bu kadar izlenmek istemiyorum&#8221; derseniz de hayatı kolaylaştıran, hatta daha keyifli hale getiren nimetleri yok saymanız gerekiyor.</p>
<p>Bir yerden verirken, diğer yandan alıyorlar. Tıpkı hayatın kendisi gibi.</p>
<p>Dönelim tekrar Facebook&#8217;daki <a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=5228573606" target="_blank">Fikir Atölyesi grubuna</a>.</p>
<p>Dilediğiniz konuda tarışma konusu açabilir, açılanlara katılabilirsiniz. Resim ve video ekleyebilirsiniz.</p>
<p>Son açtığım tartışma konusu bu siteyi pek yakından ilgilendiriyor, adı: &#8220;Fikir Atölyesi Blogu Hakkında.&#8221; Bu blogun konuları, tasarımı, ifadesi, duruşu, öneriler, eleştiriler, beklentiler&#8230;</p>
<p>İçinizden geldiği gibi. Tüm görüşler benim için çok değerli.</p>
<p>İlk açılan tartışma konusu ise bu okuduğunuz Facebook yazısı ile yakından ilgiliydi:</p>
<p><strong>&#8220;Facebook: Şeytan mı, Melek mi?&#8221;</strong></p>
<p>- Eski arkadaşlarımızı bulmaya yaradığı kadar yenilere az yer mi açıyor?<br />
- Kimin ne yaptığını bilmek güncel kalma adına işe yararken, casusluk güdülerimizi mi okşuyor?<br />
- En güzel resimlerimizle algımızı mı yönetiyoruz?<br />
- Katıldığımız &#8216;event&#8217;ler ne kadar sosyal olduğumuzun mesajı mı?<br />
- Bağımlılık yaratıyor sanki, doğru mu?<br />
- &#8216;Yeni nesil msn&#8217; görüşüne katılır mısın?</p>
<p>Gelen ilginç yorumlardan bazıları ise:</p>
<p>&#8220;Facebook ya da feci book.&#8221;<br />
&#8220;Melek yüzlü şeytan.&#8221;<br />
&#8220;Anti-sistemci ve anarşist.&#8221;<br />
&#8220;Big brother&#8217;ı kendi elimizle bize yarattırdılar.&#8221;<br />
&#8220;Daha yeni bir şey çıkana kadar facebook hayatımızda büyük bir yer alacak gibi&#8230;&#8221;</p>
<p>Bana [henüz] &#8220;feci book&#8221; gibi gelmese de, ben asıl sizin görüşlerinizi merak ediyorum. İster Facebook&#8217;daki gruptan, ister buradan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/10/13/facebook-yeni-nesil-oyuncagimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Fikrim Var!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/22/bir-fikrim-var/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/22/bir-fikrim-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2007 23:32:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[23-nisan]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/22/bir-fikrim-var/</guid>
		<description><![CDATA[Evet, &#8220;Bir fikrim var&#8221; diyen herkesin incelemesi gereken bir proje oldu &#8220;Google Bize Logo Yapsana!&#8221;
İşte bir fikir böyle hayata geçirilir.

23 Nisan pazartesi günü, yani Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;mızda Google.com.tr sayfasında bize özel bu logo olacak.
Her ne kadar Google Türkiye Ofisi yaptığı basın açıklamasında &#8220;Google Bize Logo Yapsana!&#8221; projesinden hiç bahsetmese de [bu fikrin dışarıdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/07/yaratici-bir-gencin-zihin-haritasi/" target="_blank">Bir fikrim var</a>&#8221; diyen herkesin incelemesi gereken bir <a href="http://www.googlebizelogoyapsana.com/" target="_blank">proje</a> oldu &#8220;Google Bize Logo Yapsana!&#8221;</p>
<p>İşte bir fikir böyle hayata geçirilir.</p>
<p><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/23nisangoogle.jpg" /></p>
<p>23 Nisan pazartesi günü, yani Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;mızda <a href="http://www.google.com.tr/" target="_blank">Google.com.tr</a> sayfasında bize özel bu logo olacak.</p>
<p>Her ne kadar Google Türkiye Ofisi <a href="http://www.hurriyet.com.tr/dunya/6377158.asp?gid=180" target="_blank">yaptığı</a> <a href="http://www.milliyet.com.tr/2007/04/21/son/sonyas06.asp" target="_blank">basın</a> açıklamasında &#8220;Google Bize Logo Yapsana!&#8221; projesinden hiç bahsetmese de [bu fikrin dışarıdan gelmesi sanırım onların ağrına gitti], başarı <a href="http://www.googlebizelogoyapsana.com/" target="_blank">UnitedPlankton</a>&#8216;ların ve onları <a href="http://googlebizelogoyapsana.wordpress.com/ozel-tesekkur-listesi/" target="_blank">destekleyen</a> binlerce kişinin.</p>
<p>Kiminin kıskanıp küçük gördüğü, kiminin de altında bir hinlik aradığı bir projeydi bu. Tabii ki memleket kurtulmadı ama <a href="http://googlebizelogoyapsana.wordpress.com/2007/04/21/ba-sar-dik/" target="_blank"><strong>başarı</strong></a> bir avuç gencin Google gibi dev bir firmaya seslerini duyurması ve onları kendi istekleri doğrultusunda harekete geçirebilmesiydi.</p>
<p>Gönlümüz, logo tasarımının <a href="http://googlebizelogoyapsana.wordpress.com/sizden-gelenler/" target="_blank">bizden</a> gitmesini ve onun da sadece Türkiye sayfası yerine, Google ana sayfasında yayınlanmasını görmek isterdi; ancak bunlar başarıyı gölgeleyemez, sadece yeni hedefler olabilir&#8230;</p>
<p>Bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/07/yaratici-bir-gencin-zihin-haritasi/" target="_blank">amaç</a> uğruna yola çıkıp binlerce kişinin desteğini alan Özgür Alaz ve arkadaşlarını tebrik ediyoruz.</p>
<p>İçimizdeki çocuğu özgür bıraktığımız bayram olsun 23 Nisan!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/22/bir-fikrim-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>61</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratıcı Bir Gencin Zihin Haritası</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/07/yaratici-bir-gencin-zihin-haritasi/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/07/yaratici-bir-gencin-zihin-haritasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2007 17:36:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[23-nisan]]></category>
		<category><![CDATA[fikir-avcısı]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[özgür-alaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/07/yaratici-bir-gencin-zihin-haritasi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ben sıradan bir kişi değilim, olmak da istemiyorum. Olaylara herkesten farklı bakabiliyor ve bundan keyif alıyorum. Yeni fikirlerim var. Ancak bunları hem paylaşmaktan çekiniyor, hem de nasıl hayata geçebileceklerini bilmiyorum, ne yapmalıyım?&#8221;
Fikir Atölyesi&#8217;nde bana gelen mail&#8217;lerin büyük bir çoğunluğu işte bu soruyu soruyor. Şimdiye kadar farklı yazılarda bu konuyu ele almış olsak da, bu kez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Ben sıradan bir kişi değilim, olmak da istemiyorum. Olaylara herkesten farklı bakabiliyor ve bundan keyif alıyorum. <strong>Yeni fikirlerim var.</strong> Ancak bunları hem paylaşmaktan çekiniyor, hem de nasıl hayata geçebileceklerini bilmiyorum, ne yapmalıyım?&#8221;</p>
<p>Fikir Atölyesi&#8217;nde bana gelen mail&#8217;lerin büyük bir çoğunluğu işte bu soruyu soruyor. Şimdiye kadar farklı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/25/google-beni-dinleyecek-misin/" target="_blank">yazılarda</a> bu konuyu ele almış olsak da, bu kez dilerseniz daha kapsamlı ve farklı bir yöntem deneyelim.</p>
<p>Yöntem sohbet olsun, konuk da bu sorunun cevabını vermiş ve hayatına içselleştirmiş biri olsun. Türk olsun, genç olsun. Şımarmamış ve gözü de dolar işaretinden çok güzellikleri görebilecek yetenekte olsun. Yaratıcılığı sadece projelerinde değil, hayatının her alanında kullanan biri olsun.</p>
<p>İşte böyle biri kim olabilir diye kendime sormamla cevabını bulmam eş zamanlı oldu.</p>
<p>O; İTÜ İşletme Mühendisliği okurken blog tutmaya başlayan ve bu (<a href="http://www.marketallica.com/" target="_blank">Türkçe</a> ve <a href="http://marketallica.wordpress.com/" target="_blank">İngilizce</a>) blog sayesinde kendi vizyonunu bulan biri. <strong>Bir fikir avcısı.</strong> Birçok markaya danışmanlık veren, uluslararası yayınlarda yazıları yayınlanan bir trend gözlemcisi. Örneğin trend avcılarının en önemli network&#8217;ü sayılan <a href="http://www.springspotters.com/springspotters/" target="_blank">Springspotters</a>&#8216;da tüm dünyada en fazla gözlemi yayınlanan kişi.<img title="23 Nisan" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/google23nisan.jpg" alt="23 Nisan" align="right" /></p>
<p>&#8220;<a href="http://marketallica.wordpress.com/2006/05/30/flickrpreneur-new-opportunities-to-make-money-with-flickr/" target="_blank">Flickrpreneur</a>&#8221; gibi pazarlama dünyasına hediye ettiği kavramlar var. Geçen sene yapılan Kariyer Net&#8217;in Fikir Yarışması birincisi, Lovemark Konferansı paralelinde yapılan &#8220;Türkiye Marka Aşklarını Arıyor&#8221; yarışma <a href="http://www.mediacatonline.com/tr/news/details.asp?a=1&amp;id=2975&amp;page=22" target="_blank">birincisi</a>, Second Life Business Plan <a href="http://blogs.electricsheepcompany.com/giff/?p=300" target="_blank">yarışması</a> dünya ikincisi.</p>
<p>Google Earth üzerinde yarattığı <a href="http://www.marketallica.com/?p=441" target="_blank">farklı CV</a> çalışması ile binlerce kişinin dikkatini çeken, şimdi de bu binleri milyonlara çekecek &#8220;<strong>Google Bize Logo Yapsana!</strong>&#8221; <a href="http://www.googlebizelogoyapsana.com/" target="_blank">projesi</a> ile gündeme gelen bir genç. Marmara Üniversitesi İşletme&#8217;de yüksek lisans yaparken, aynı zamanda <a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41 29</a> isimli dijital pazarlama ajansında yarı zamanlı çalışıyor. Yaşı 24.</p>
<p>Adı <strong>Özgür Alaz</strong>.</p>
<p>İki saati aşkın karşılıklı bir sohbetimiz oldu geçen gün. Bazıları sıkıştırmak amaçlı da olsa aklıma gelenleri sordum, o da tüm içtenliği ile cevapladı. Şimdi alın elinize kahvenizi, siz de katılın sohbete.</p>
<p><span id="more-435"></span></p>
<p><em>&#8211; Özgür, kimsin sen?</em></p>
<p><img style="padding: 5px 10px 10px 0px" title="Özgür Alaz" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/oa1.jpg" alt="Özgür Alaz" align="left" />Fikir avcısı olarak tanımlıyorum kendimi. Dünyada yeni ne var, insanların neye ihtiyacı var, çevremi sürekli gözlemleyip bunlardan faydalı fikirler çıkarmaya çalışıyorum. Bu yüzden okuyorum, bol bol geziyorum, <a href="http://www.marketallica.com/?page_id=3" target="_blank">bol</a> <a href="http://marketallica.sosyomat.com/" target="_blank">bol</a> soru sorup <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/02/15/neden/" target="_blank">merak</a> ediyorum.</p>
<p><em>&#8211; <strong>Fikir avcılığı</strong> diye profesyonel bir iş var mı?</em></p>
<p>Evet. Danışmanlıktan veya filozofluktan biraz daha farklı, belki de ikisinin karışımı. Buna biraz da proje yönetimini katınca kendim için veya dünya için faydalı bir şeye dönüştürmek diyebiliriz.</p>
<p><em>&#8211; Kim para veriyor sana?</em></p>
<p>Şuanki modelde amacım öncelikle kendimi geliştirmek. Tunç, daha doğrusu bu benim bir <strong>eğlencem</strong> aslında. Ticari anlamda ise markaların trend&#8217;lerini izleyip ajanslarla çalışıyorum. Şirketler bunun için para veriyor çünkü fikir değerli onlar için de.</p>
<p><em>&#8211; Özgür, diğer bir söylemle sen ajanslara ve şirketlere fikir mi satıyorsun?</em></p>
<p>Yeni fikirler ve projeler. Onlara para kazandıracak yeni fikirler, yeni ürün veya servisler geliştirmelerine yardım ediyorum.</p>
<p><em>&#8211; Yaptığın, gerçek hayattan bir örnek verebilir misin? Fikri senin bulduğun, geliştirdiğin, daha sonra bir şirkete satıp hayata geçen bir örnek&#8230;</em></p>
<p>Bugüne kadar bunu daha çok ajanslar aracılığı ile yaptım. <a href="http://www.youthrep.com/" target="_blank">Youth Republic</a> isimli ajansla 1.5 yıl çalıştım. Burada Turkcell, Cafe Crown, Pepsi, Nivea gibi bir çok markaya güzel işler yaptık. Ajans olduğu için daha çok reklam ve promosyona yönelik fikirlerdi bunlar. Youth Republic bu dönemde altı kat büyüdü. Şimdi de 41 29&#8242;da part-time benzer işler yapıyorum.</p>
<p>Fikir satıyor musun sorusuna ise cevabım ben şimdi Avea, Evyap ve yurtdışındaki bazı trend ajanslarına aylık trend raporları hazırlıyorum. Trendleri gözlemleyip bu markalar için ne yapılabilir, bunları sunuyorum. <a href="http://www.hurriyet.com.tr/pazar/3886930.asp?gid=59" target="_blank">Trend</a> gözleme, trend analistliği de bu zaten.</p>
<p><em>&#8211; Firmalara &#8220;senin müşterilerin yakında bunları sevecek, bunları isteyecek&#8221; demek midir bu? Ağırlıklı olarak internetten olup biteni izleyip markalara uyarlamak mı bu diğer bir deyişle?</em></p>
<p>Aslında dünyada bir <strong>yenilik patlaması</strong> var. Ve yenilikler sadece senin içinde bulunduğun sektörden gelmiyor. Standartları koyanlar farklı sektörlerden gelebilir, mesela mağazacılıkta Apple iyi bir örnek. Apple müşteri hizmetini &#8220;<a href="http://www.apple.com/retail/geniusbar/" target="_blank">Genius Bar</a>&#8221; isimli bir konsept&#8217;le sunuyor. Müşteri temsilcileri burada birer barmen gibi, müşterilerle sohbet ediyor, ikramlarda bulunuyor. Rahat bir atmosferde müşterilerini dinliyor ve çözüm üretiyor. Müşteri servisleri ön planda olan (bilgisayar veya gsm sektöründe olduğu gibi) firmalara &#8217;siz de buna benzer hizmetler sunabilirsiniz&#8217; tarzı raporlamalar yapıyorum.</p>
<p><em>&#8211; Dolayısıyla sen başkasının hayata geçirdiği bir fikri araştırıp buluyor ve sonra da uygun bir markaya uyarlıyorsun?</em></p>
<p>Doğru. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/01/23/fikir-nedir/" target="_blank"><strong>Yeni fikir</strong></a> denen şey zaten birşeyle birşeyi bağlamak. Evet yurtdışında böyle bir konsept var, burada da böyle bir ihtiyaç var; o ikisini bağlayıp bize özgü yeni bir fikir, yeni bir servis veya yeni bir kampanya haline getirmek yaptığım.</p>
<p><em>&#8211; Mesela &#8220;<a href="http://www.googlebizelogoyapsana.com/" target="_blank">Google Bize Logo Yapsana!</a>&#8221; projenizin de bir benzeri yapılmış mıydı başka bir ülkede?</em></p>
<p><img title="Atina 2004 Olimpiyatları" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/atina2004olimpiyat.jpg" alt="Atina 2004 Olimpiyatları" align="right" />Hayır. Bunun için daha önceden bir ülkede kampanya yapılmamış, <a href="http://www.marketallica.com/?p=444" target="_blank">bu</a> bir ilk. Google farklı ülkelerin özel günlerinde farklı <a href="http://www.google.com/intl/en/holidaylogos.html" target="_blank">logolar</a> tasarlayıp bunu o ülkenin Google sayfasında yayınlıyor. Bunun için özel bir talepte bulunan bir ülke bildiğim kadarıyla daha önce yok.</p>
<p><em>&#8211; Peki bu güzel fikri Google&#8217;a bizzat gidip anlatmak yerine neden kendine taraftar bulma yöntemini seçtin. Onlar zaten fikri senden duyup harekete geçebilirlerdi?</em></p>
<p>Talep yaratmanın çok önemli olduğunu düşündük. Türkiye&#8217;de internet kullananların % 99&#8242;u <a href="http://www.google.com" target="_blank">Google</a> kullanıyor, biz de kendimizi &#8216;Google Sever&#8217; olarak nitelendiriyoruz. Fikrim geldi diyen herkes Google neden bizim için logo yapmıyorsun diyebilirdi.</p>
<p><img title="Çin Dragon Bayramı" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/cindragon.jpg" alt="Çin Dragon Bayramı" align="right" />Ancak &#8220;fikrim geldi&#8221; demekten &#8220;benim bir projem var&#8221; demeye ince bir çizgi var, o da <strong>harekete geçmek</strong>. Herkesin onlarca fikri var, bu belki başka kişilerin de daha önce aklına gelmiştir ancak uygulama, yani harekete geçmek çok önemli. Bir fikri (talep toplayacak şekilde) herkese yaydığınız zaman Google zaten bunu kendisi fark edecek.</p>
<p>Biz bunu yapmayıp onlara direkt gitseydik; <strong>bir;</strong> ulaşamayabilirsin, <strong>iki;</strong> seni dinlemeyebilirler, <strong>üç;</strong> biz bunu zaten düşünmüştük diyebilirler.</p>
<p>Ancak olaya ters yönden bakarsak, yani bir kişi yerine milyon kişinin aynı fikir için Google&#8217;a gittiğini düşünürsen şansın çok artıyor. Bu onların ister istemez öncelik listesine giriyor. Milyon kişiye ne kadar kayıtsız kalabilirsin?</p>
<p><em>&#8211; Dolayısıyla sen olayın biraz da hız kazanmasını istedin. Bu onların işleri arasında ufak bir proje olarak kalmasın, bu zaten şu aşamada onların değil senin projen. Dolayısı ile &#8220;ben onlara gidip sadece anlatmakla yetinemezdim, harekete geçmek, hızlanmak, biraz da insanların tepkisini görmek istedim&#8221; mi diyorsun?</em><img title="Kanada Günü" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/kanadagunu.jpg" alt="Kanada Günü" align="right" /></p>
<p>Evet Tunç, aynen öyle.</p>
<p><em>&#8211; Biraz da heyecanını da yaşamak istiyorsun sanırım. Gidip onlara anlatmayı denesen ve bunda başarılı olsan, belki onlardan en fazla bir teşekkür veya bir plaket alacaktın. Fikir hayata geçseydi de; kendi arkadaşlarına &#8220;bu fikri esasında onlara ben verdim&#8221; demenin ötesinde sırtın sıvazlanmayacaktı, heyecanın da çok kısa ömürlü olacaktı. Oysa bu yöntemle hem taraftar topluyorsun, hem de çok sayıda kişiden takdir görüyorsun. Yaratıcılığın en büyük ödüllerinden biri de alkış alabilmek değil mi? Herşey para değil veya Google beni işe alsın diye bunu yapmıyorsun?</em></p>
<p>Tabii ki&#8230; Orada daha büyük bir resmi de düşündük esasında. Günümüz <strong>sıradan bir kişinin bile</strong> dünyayı harekete geçirebilmesi, milyon dolar kazanabilmesi,  firmalara, hatta ülkere meydan okuyabilmesi dönemi.<img title="Picasso Doğum Günü" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/picassodogumgunu.jpg" alt="Picasso Doğum Günü" align="right" /></p>
<p>Eğer bir milyon kişi bir araya gelebilirse Google, kendi hazırladığı logo dışında, sıradan bir kişinin, bir kullanıcısının hazırladığı logoyu anasayfasına taşıyabilir. Bizler de onların gözünde sonuçta sıradan kişileriz. Bakalım sıradan kişiler Google gibi bir deve <strong>meydan okuyabiliyor mu</strong>, bunu da görmek istedik.</p>
<p><em>&#8211; &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/25/google-beni-dinleyecek-misin/" target="_blank">Google Beni Dinleyecek Misin?</a>&#8221; hikayesi ile Aaron Stanton&#8217;dan ilham aldın mı?</em></p>
<p>Yöntem olarak evet, bunu Fikir Atölyesi&#8217;nde okuduktan sonra, özellikle taraftar toplama ve <a href="http://googlebizelogoyapsana.wordpress.com/ozel-tesekkur-listesi/" target="_blank">teşekkür listesini</a> hazırlama konularında Aaron&#8217;dan etkilendik. Bu aslında basit bir fikir ve neredeyse bedava. Biz dört arkadaş ve sadece bir domain parasına yaptık bunu ve üç gün içerinde 150 bin kişiye ulaştık.</p>
<p>Bu aynı zamanda <strong>viral marketing</strong> açısından da örnek bir çalışma. Tanıtım olarak msn listelerimize ve 2 blogumuza yazmak dışında bir şey yapmadık. Tanıtım hep bizi destekleyenlerden geldi, çünkü biz insan dokunuşu sağladık, onları teşekkür listemizle katılımcı olarak aldık.<img title="Kurban Bayramı" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/kurbanbayrami.jpg" alt="Kurban Bayramı" align="right" /></p>
<p>Bunun dışında büyük, heyecan veren hedefler koyduk ve bunları şeffaf olarak paylaştık. 1 milyon ziyaretçi, 10 bin yorum, YouTube video&#8217;muzun 100 bin kere izlenmesi, gazete ve televizyonlarda haber olmak gibi <strong>büyük hedefler</strong> insanları da heyecanlandırıyor. Sonuçları da yine güncel olarak şeffafca paylaşıyoruz.</p>
<p>Yüzlerce de logo geliyor. Tüm Türkiye&#8217;yi ilgilendiren (siyasi olanlar hariç) logoları da <a href="http://googlebizelogoyapsana.wordpress.com/sizden-gelenler/" target="_blank">yayınlıyoruz</a>. Başarının geldiğini şimdiden görüyoruz ve bunun da katlanarak devam edeceğini düşünüyoruz.</p>
<p><em>&#8211; Nasıl doğdu bu fikir?</em></p>
<p>18 Mart Çanakkale savaşının yıl dönümünde, Google&#8217;ın Avusturalya sayfası için laleli bir logo görmüştüm, Anzak şehitlerini anmak için. Bu sadece Avusturalya&#8217;ya özgü yapılmış bir logoydu. Bunun <img title="30 Ağustos Zafer Bayramı" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/google30agustos.jpg" alt="30 Ağustos Zafer Bayramı" align="right" />gibi Belçika&#8217;lıların, Kore&#8217;lilerin özel günlerinde de farklı logolar yapıldığını görünce Google neden Türkiye&#8217;nin özel günlerinde de logo yapmıyor dedim. Bu talebi yaratır, insanları harekete geçirirsek bu bizde de olur düşüncesiyle kampanyaya başladık.</p>
<p><em>&#8211; Yaratıcılığın &#8220;işe yarar olması&#8221; çok kritik. Bu sence işe yarar bir fikir mi? Veya <strong>Google bize logo yapsa bu memleket kurtulacak mı</strong>?</em></p>
<p>Bu proje sıradan bir insanın, çok büyük bir firmanın stratejik bir kararını etkileyebilmesi adına önemli. Bu tüm gençliğe örnek olabilecek, ufkunu açabilecek bir çalışma. Çünkü internet elimizin altında ve <strong>internette herkes eşit</strong>.</p>
<p><em>&#8211; Google&#8217;ın zaten diğer ülkelerde yaptığı bir uygulamayı Türkiye&#8217;de de yapmaya başlaması çok mu stratejik bir karar sence?</em></p>
<p>Buradaki asıl hedeflerden biri sıradan bir tasarımcının yaptığı logonun Türkiye anasayfasında yayınlanması. Çünkü Google diğer tüm ülkelerin özel günlerinde yayınladığı logoları Koreli bir tasarımcına yaptırıyor. Biz bunu becerebilirsek, <strong>Google tarihinde de bir ilk</strong> olacağız. Koreli tasarımcı yerine bizden bir tasarımcının hazırladığı logo yayınlanacak.</p>
<p><em>&#8211; Özgür, bunu sitenizde çok iyi ifade etmiyorsunuz o zaman. Çünkü ben, tek ve asıl hedefinizin bizim özel bir günümüzde logo yayınlatmak olduğunu sanıyordum. Oysa sen bunun yanında tasarımcının da bizden olması gibi bir hedef koymuşsun. Eşit ağırlıklı mı bu hedefler?</em></p>
<p><img title="TDK Yıldönümü" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/tdkyildonumu.jpg" alt="TDK Yıldönümü" align="right" />Evet, Google kendi tasarımcısına yaptırdığını yayınlarsa kendimizi % 50 başarılı olmuş sayarız. Bizi asıl heyecanlandıran kısım da <strong>bizden bir logonun</strong> yayınlanması, Koreli&#8217;nin yaptığı değil. Bu dünyada da bir ilk olacak.</p>
<p><em>&#8211; Hedeflerin büyük olsun, arkasına sağlam bir strateji koy, açık bir şekilde bunları paylaş, insanların eleştiri ve yardımlarını al, kişileri sadece izleyici olarak görme, onlar da bir şeyler katsın, katılımcı olsunlar, onları harekete geçirecek bir sebep ver, projeyi onlar da sahiplensin çünkü sahiplenirlerse zaten konuşurlar, dolayısıyla ağızdan ağıza pazarlama ile de yayılır ve proje kendi içinde büyür. Biraz da çorbaya bizden özel (milliyetçilik duygularını tetiklemek gibi) bir şeyler ekledin mi başarının tarifi tamamdır gibi gözüküyor. Diyelim Google&#8217;u açtın bir gün, ve bizden yayınlanmış bir logoyu yayında gördün, nasıl hissedeceksin?</em></p>
<p>Ağlarım herhalde! Bu gerçekleşirse özel teşekkür listemizdeki kişilerle de bir party yapar, kutlarız diye hayal ediyorum. Bu esasında Google için milyon dolarlık bir proje. PR değeri anlamında&#8230; Milyon kişiye Google ile bir haberi okutmuş oluyoruz.</p>
<p><em>&#8211; Sen Google&#8217;ın <strong>gizli ajanı</strong> mısın yoksa? :)</em><img title="Ramazan Bayramı" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/googleramazan.jpg" alt="Ramazan Bayramı" align="right" /></p>
<p>Yok, Hayır!</p>
<p><em>&#8211; </em><em>Veya Google bu projenden dolayı sana <strong>iş teklifi</strong> yapsa kabul eder misin? Bilinç altında bir yerlerde Google&#8217;da çalışma isteği olabilir mi?</em></p>
<p>Google benim gerçekten çok sevdiğim ve hayatımda en çok kullandığım markalardan bir tanesi. Kabul etmem diyemem, kabul ederim herhalde. San Francisco ofisleri bir oyun parkı gibi, çok eğlenceli. Gerçekten bu ilginç bir deneyim olurdu. Ancak böyle bir hedefim yok veya bunun için yola çıkılmış bir proje değil bu.</p>
<p><em>&#8211; Peki Google Türkiye Ofisi sana bir teklifte bulunsa aynı heyecanı duyar mısın?</em></p>
<p>Duymam. GoogleLand&#8217;in eğlenceli ortamı beni heyecanlandırır.</p>
<p><em>&#8211; Google eğlenerek çalışma kültürünü Türkiye&#8217;ye taşıyamadı mı sence?</em></p>
<p><img title="Özgür Alaz" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/oa3.jpg" alt="Özgür Alaz" align="right" />Türkiye sadece Google&#8217;ın bir ofisi, bir ayağı. <strong>Ayakta beyin yok!</strong> Türkiye Ofisi&#8217;nin hedefi reklam satmak, iletişim kurmak ve iyi gözükmek. Beni daha çok beyindeki noktalar çekiyor; fikir bulmak, araştırmak gibi&#8230;</p>
<p><em>&#8211; Google, Türkiye Ofisi&#8217;nden beyinsel bir takım görevler beklemiyor bu durumda?</em></p>
<p>Bu sadece Türkiye&#8217;ye has değil, Macaristan veya Belçika&#8217;da da böyle. Ülke ofisleri daha çok taktiksel görevler üstlenirken, stratejik kararlar merkez ofiste alınıyor.</p>
<p><em>&#8211; Google Türkiye sana; önce &#8220;bize gel, sonra (başarılı olursan) seni San Francisco&#8217;ya göndeririz&#8221; derse?</em></p>
<p>Kabul etmem, benim hayat amacım Google&#8217;da çalışmak değil. Ben kendi yolumda ilerlemek istiyorum.</p>
<p><em>&#8211; Nedir o yol?</em></p>
<p>Kendi ajansımı kurmak ve trend avcılığı anlamda dünya çapında bir &#8220;guru&#8221; olmak istiyorum. Pazarlama trend&#8217;leri anlamında bir guru olabilmek kastım. Tüketimin geleceği, eğlencenin geleceği, yaşamın geleceği ile ilgili söz sahibi olabilmek.</p>
<p><em>&#8211; 4 arkadaş ortak hareket ediyorsunuz?</em></p>
<p><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/unitedplanktonbanner.jpg" alt="" align="right" />Muammer Okumuş, Cihan Ergür, Can Oktay Heper ve ben Özgür Alaz.</p>
<p><a href="http://googlebizelogoyapsana.wordpress.com/about/" target="_blank">Biz</a> kendimize bir proje grubu kurduk, adına da <strong>UnitedPlankton</strong> diyoruz. Plankton&#8217;lar okyanuslardaki tek hücreli canlılar. Bir araya geldiklerinde okyanustaki hayatın kaynağı. Ufacık boylarıyla dünyanın temelini oluşturuyorlar.</p>
<p>Biz de tek hücreliyiz, küçük, yeni ve eğlenceli işler yapıyoruz. &#8220;Google Bize Logo Yapsana&#8221; projesinden önce de, aynı dört arkadaş dünya çapında yapılan &#8220;Second Life Business Plan&#8221; yarışmasında 470 takım arasında ilk üçe kalmıştık. <a href="http://secondlife.com/" target="_blank">Second Life</a> içinde para kazanabilecek yeni girişimler, yeni iş fikirleri ortaya çıkarmaktı amaç.</p>
<p><a href="http://unitedplankton.wordpress.com/planktonlar-kim/" target="_blank">UnitedPlankton</a>&#8216;daki diğer üç arkadaşım benim eski işim Youth Republic&#8217;de çalışmaya devam ediyorlar. Herşeyden önce biz çok yakın dostlarız ve <strong>eğlenerek yeni fikirler</strong> üretip hayata geçirmeye çalışıyoruz.  Gelecekte kendi ajansımı kurma hayalim gerçekleşirse yine aynı dörtlü olarak hareket etmek isterim.</p>
<p><img title="UnitedPlankton" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/04/oa2.jpg" alt="UnitedPlankton" /></p>
<p><em>&#8211; Bir fikrim var, bunu kişilerle <strong>paylaşmaktan çekiniyorum!</strong> Ne yapmalıyım? İşte en çok sorulan sorulardan biri bu. Zihninde olan fikir paylaşılmadığı veya hayata geçmediği sü</em><em>rece senle beraber mezara gidecek bir fikir olarak kalmaz mı?</em></p>
<p>Tabii ki. Ancak fikir de tabii ki sadece aklımıza geldiği haliyle kalmamalı. Bu fikrin hangi soruna çare olduğu veya neden işe yarar bir fikir olduğu kağıda dökülmeli, yani <strong>yapılandırılmalı</strong>. Kimin işine, nasıl uygulanırsa yarar bu fikir. Hangi kaynakları kullanacağız. Yani bir strateji oluşturmaktan ve fikrimizi bir projeye çevirebilmekten bahsediyoruz. Bunu yaptığımızda artık elimizde bir fikir var diyebiliriz. Ancak bu aşamadan sonra fikri başkalarına (doğru insanlara) anlatabiliriz.</p>
<p>Ancak inanki Tunç insanların %99&#8242;u bu ilk adımı atmıyor; ya bilmediklerinden, ya da zor geldiğinden. Halbuki sadece bu fikri yapılandırma/projelendirme işini bile yapabilsek farklılaşmış oluyoruz.</p>
<p><em>&#8211; Fikri saklamadık, peki <strong>kimle ve nasıl paylaşacağız</strong>?</em></p>
<p>Bunun için internetin gücünü (en son projemiz ile) konuştuk, online dünyada neler yapılabileceği hakkında güzel örnekler oluştu artık. İnternet çok çok önemli bir mecra ve mümkün olduğunca etkin kullanılmalı.</p>
<p>Ancak sanal ortamın yanında <strong>off-line</strong> da çok önemli. Çok sayıda insan tanımak işte burada devreye giriyor. (Çoğu kez fikrinden daha önemlisi, kimi tanıdığın ve onlarda nasıl bir izlenim bıraktığın.)</p>
<p>Fikrimizi kime anlatacağız; araştırmamız sonucu uygun bulduğumuz lider markalara, fikre göre doğru oyunculara. Bunun dışında ilgili sektörlerdeki yeni veya küçük oyuncular da beklenmedik bir şekilde iyi fikirlere değer verebilir, hatta büyük şirketlerin yapmakta zorlanacakları (ortaklık gibi) tekliflerle bile gelebilirler.</p>
<p>Dolayısıyla büyük firmalar ilgi göstermezse bu dünyanın sonu değil. Yılmadan diğer seçenekler zorlanmalı.</p>
<p>Seçtiğimiz firmalarda ise orta kademeye değil, mümkünse tepe yönetime, hatta <strong>genel müdüre</strong> gidilmeli. Çünkü fikrin orta kademe yöneticiler arasında kaybolma veya önemsenmeme riski yüksek. Onlar pek karar alamıyorlar.</p>
<p>Genel müdürün ismini internet ortamında bulmak ise o kadar zor değil. Bulduktan sonra da neden, nasıl, neden ben gibi sorulara cevap veren sunumuzu, yani <strong>projenlendirilmiş fikrimizi</strong> mail gönderebilmek için isim.soyad@sirket.com (şirketin mail formatı her ne ise) denenebilir. Mail formatını (isim.soyad veya isimbaşharfi.soyad, her ne ise) bulamazsak da aklımıza gelen diğer seçenekleri deneyebiliriz.</p>
<p><em>&#8211; Peki attığımız mail yerine ulaşmadı veya cevapsız kaldı?</em></p>
<p>Araştırmacı kimliğimiz yine devrede. Genel müdür (olmuyorsa diğer tepe yöneticiler) nerelerde geziyor, nerelerde konferans veriyor veya hangi event&#8217;lere katılıyorlar. Bunları internette bulmak mümkün, bulamıyorsak da, bu kişilere ulaşabilecek (orta kademe yöneticiler veya iş birliği yaptıkları diğer şirket yöneticileri, arkadaşları) kişileri bulmaya çalışmak bir yöntem. <strong>Takipçi</strong> olmaktan bahsediyorum kısaca.</p>
<p><em>&#8211; Kendinden verebileceğin bir örnek var mı Özgür?</em></p>
<p>Staj yapmak istediğim Koç <a href="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/01/08/231843.asp" target="_blank">Paro</a>&#8216;<a href="http://www.paro.com.tr/parosite/index.jhtml" target="_blank">nun</a> Genel Müdür Yardımcısı Engin Oytaç&#8217;a ulaşamayınca internetten araştırıp bir üniversitede konuşmacı olarak katılacağı konferansa gitmiştim. Bire bir dokunma fırsatıydı aradığım. Etkileyici de olmak gerekiyordu, Engin Bey&#8217;i görünce elden vermek üzere farklı bir CV yaptım. Datamining&#8217;in bence ne olduğunu benim özgeçmiş bilgilerimle birleştirdim. Bunu çarpıcı bir şekilde elden verdim ona, <strong>&#8220;gel başla&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>Seçeceğiniz iletişim kanalının kendisi bile tek başına çok önemli bir mesaj. Takipçiliğim, bire bir dokunma fırsatı yaratma girişimim ve çarpıcı CV&#8217;im toplamda hızlı sonuca ulaşmamı sağladı.</p>
<p>Tepe yönetime ulaşmak için <a href="http://www.linkedin.com/" target="_blank">Linked-in</a> veya <a href="http://www.cember.net/" target="_blank">Çember Net</a> gibi profesyonel sosyal ağlardan faydalanmak mümkün. Şirketin ismiyle yapılacak aramalarda bulunan şirket çalışanlarınla kurulacak samimi diyaloglar tepe yönetime ulaşmak için fırsat sunar. Bu kişiler de çoğu kez değerli bir fikriniz olduğunda size verecekleri bilgilerle destek olmaya çalışırlar.</p>
<p><em>&#8211; Fikrimizin ne olduğunu, ne işe yaradığını (kime ne faydası var) ve nasıl uygulanabileceğini yazdık, kimlerle ve nasıl paylaşacağımızı konuştuk. Sonra?</em></p>
<p>Bunu <strong>neden senin yapabileceğin</strong>, fikirde sen nasıl yer alacağın net ifade edilmeli. Senin farklı kaynakların olabilir, fikrin patenti sende olabilir, bu fikrin olabilmesi için gerekli olan insan kaynağını sen temin edebiliyor olabilirsin. Kısaca sen projeye nasıl katkı sağlayacaksın? Fikir sahibi kendi konumunu (nedenleriyle) çok net belirlemeli.</p>
<p><em>&#8211; Herşeyi denedik, fikrimizi kimselere kabul ettiremedik?</em></p>
<p><strong>Yılmak yok.</strong> Dediğim gibi sektörün yeni oyuncuları daha ilgili olabilirler. Olmadı kendimiz deneyebiliriz, girişimcilik yani. Fikirde değişiklikler yapıp başka sektörler için de cazip hale getirebiliriz, yani havuzu genişletmek yine bizim elimizde.</p>
<p>Çok meraklı olup çok şey öğrenme isteği olunca zaten insan tek fikirle de yetinemiyor. Tek bir fikire güvenmeyip <strong>çok sayıda fikir</strong> üretirsek bunlardan en az biri hayata geçecektir.</p>
<p><em>&#8211; Özgür, öğrenme derken, bilgi bombardımanı olan bu yeni dönemde, doğru bilgiye ulaşma yöntemleri hakkında da görüşlerini söyle istersen.</em></p>
<p>Doğru bilgi için <strong>Google tek başına yeterli değil</strong>, hatta yanlış bir yöntem. Kendimize yeni bilgiye ulaşma yöntemleri geliştirmeliyiz. İlgili <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/linkler/" target="_blank">blogları</a> takip etmek, <a href="http://del.icio.us/ozguralaz" target="_blank">Del.icio.us</a>, <a href="http://youtube.com/marketallica" target="_blank">YouTube</a>, <a href="http://del.icio.us/ozguralaz" target="_blank">digg</a>, <a href="http://www.flickr.com/photos/alaz/" target="_blank">Flickr</a> gibi farklı mecralardan, farklı şekilde beslendiğiniz zaman bile %1&#8242;lik dilime girmiş, yani farklılaşmış oluyorsunuz.</p>
<p><em>&#8211; Peki ya İngilizce bilmeyenler?</em></p>
<p>İngilizce bilmek bir avantaj, ancak bilmiyorsanız da öğrenmek artık eskisi kadar zor değil.  Bilmemek bahane olmamlı. Çünkü <strong>bilginin çoğu dışarıda</strong>. Çok kişi ile tanışmaya çalışmak, meraklı insanlarla akıllı tartışmalara girmek, kitap okumak, gezmek&#8230; Bunları yapmak için yabancı dil bilmeye gerek yok.</p>
<p>Ayrıca internette artık Türkçe içerik oldukça fazlalaştı, özellikle blog dünyasında. Çok sayıda (yeni iş fikirlerinin ve girişimciliğin konuşulduğu) pazarlama blogları bile kendi başına çok önemli bir kaynak.</p>
<p><em>&#8211; Özgür, teşekkür ederim bu keyifli sohbet için. Bir iki cümle ile toparla istersen.</em></p>
<p>Bilgiye ulaşma yöntemi ve ne bildiğin <strong>hayatın akışını değiştiriyor</strong>. Benimkini değiştirdi. Google&#8217;a ismini yaz, neler oluyor bir bak. Bence &#8220;yeni <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2005/12/27/yaratici-curriculum-vitae/" target="_blank">CV</a>&#8221; bu. Birey kendi gücünün farkında olmalı. Meraklı olmak ve yeni fikirler benim <strong>tutkum</strong>. Herkes kendi tutkusunu bulmalı ve bununla ilgili bir blog tutmalı.</p>
<p>Bu sohbet için asıl ben teşekkür ederim Tunç. Umarım Fikir Atölyesi okurlarına katkı sağlayacak bir söyleşi olmuştur.</p>
<p>&#8211; <strong>Güncelleme</strong> [22 Nisan 2007]: Proje başarılı oldu. Detaylar <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/22/bir-fikrim-var/">burada</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/07/yaratici-bir-gencin-zihin-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>73</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google Beni Dinleyecek Misin?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/02/25/google-beni-dinleyecek-misin/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/02/25/google-beni-dinleyecek-misin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2007 00:05:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[aaron-stanton]]></category>
		<category><![CDATA[booklamp]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[kitap-arama]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/25/google-beni-dinleyecek-misin/</guid>
		<description><![CDATA[Başkalarına dahi anlatmaktan sakındığımız harika bir fikrimiz var ancak ne yapacağımızı bilmiyoruz.
Tanıdıklara anlatsak; ya benim fikrimi benden önce yaparlarsa diyoruz. Firmalara anlatmak istesek; kim dikkate alacak ki beni? Hadi diyelim aldılar, teşekkür edip beni gönderdikten sonra ya kendileri yaparsa?
İşte Fikir Atölyesi iletişim bölümünden bana gönderilen email&#8217;lerin büyük bir çoğunluğu bu konularda oluyor:
&#8220;Bir fikrim var, ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başkalarına dahi anlatmaktan sakındığımız harika bir <strong>fikrimiz</strong> var ancak ne yapacağımızı bilmiyoruz.</p>
<p>Tanıdıklara anlatsak; ya benim fikrimi benden önce yaparlarsa diyoruz. Firmalara anlatmak istesek; kim dikkate alacak ki beni? Hadi diyelim aldılar, teşekkür edip beni gönderdikten sonra ya kendileri yaparsa?</p>
<p>İşte Fikir Atölyesi <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/iletisim" target="_blank">iletişim</a> bölümünden bana gönderilen email&#8217;lerin büyük bir çoğunluğu bu konularda oluyor:</p>
<p>&#8220;<strong>Bir fikrim var, ne yapmam gerekiyor?</strong> <strong>Beni kim dikkate alacak?</strong>&#8221;</p>
<p>Önce biz kendimizi dikkate alacağız. Önce biz <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/01/23/fikir-nedir/" target="_blank">fikirlerimize</a> tutkuyla inanacak ve onları hayata geçirebilmek adına yine tutkuyla yaratıcı yöntemleri hayata sokacağız.</p>
<p>Kimse kimseyi kapıda karşılamıyor. O kapıları açacak olan da yine biziz, yani kendimiz.</p>
<p>Tıpkı <strong>Aaron Stanton</strong>&#8216;ın yaptığı gibi.</p>
<p><span id="more-407"></span></p>
<p><img id="image479" style="padding: 5px 10px 4px 0px" title="aaron" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/02/aar4.jpg" alt="aaron" align="left" />Aaron 2003 yılında bir fikir geliştiriyor. Bunu zaman içinde olgunlaştırıyor ancak harekete geçemiyor. Ta ki (aşağıda detaylarını okuyacağınız) bir film ona gereken ilhamı verip, cesaretlendirene kadar.</p>
<p>Sonra elindeki (milyon dolarlık olduğuna inandığı) fikrini Google&#8217;a anlatmaya karar veriyor.</p>
<p>Ancak <a href="http://www.google.com.tr/intl/tr/contact.html" target="_blank">Google</a>&#8216;da tanıdığı kimse yok. Telefon ve email ile de bir yere varamayacağının farkında. Tek bildiği Google Merkez Ofisi&#8217;nin San Francisco yakınlarındaki Mountain View&#8217;daki adresi.</p>
<p>Kaybedecek hiçbir şeyim yok, ben bu fikrin çok iş yapacağına inanıyorum diyor bir gün. Yeter ki beni dinlesinler&#8230;</p>
<p>İşinin ne kadar zor olduğunun o da farkında. Yüzlerce, belki binlerce kişi her gün Google&#8217;a &#8220;<strong>yeni bir iş fikri</strong>&#8221; ile başvuruyor. Google&#8217;da bu teklifleri internet üzerinden bir <a href="http://www.google.com/support/contact/bin/request.py?bdpg=1" target="_blank">form</a> ile alıyor ancak siz formu doldurup gönder&#8217;e bastıktan sonra otomatik bir mesaj ile size teşekkür edildiği halde, teklifinize cevap verileceği ile ilgili en ufak bir ayrıntıya yer verilmiyor.</p>
<p>Biz zaten en iyi fikirleri bulacak insan gücüne sahibiz mi demektir bu, yoksa o kadar çok kişi başvuruyor ki, bunları gerçek kişiler ile cevaplamaya kalkacak bir ekip kurmayı değerli bulmuyoruz mu? Veya gelen fikirler o kadar kötü ki, böyle bir ekibin kurulması ticari açıdan anlamlı değil&#8230;</p>
<p>Cevap her ne olursa olsun, siz fikrinizin çok da değerlendirmeye alınmayacağı, diğerleri arasında kaybolacağından emin bir şekilde ayrılıyorsunuz bilgisayarınızın başından. Hele fikriniz basit bir form ile anlatılamayacak kadar değerliyse&#8230;</p>
<p>Ve Aaron (daha önceki doldurduğu formlardan bir cevap gelmeyince) <strong>fikrini yüz yüze anlatmak üzere</strong> Mountain View&#8217;e gitmeye karar veriyor.</p>
<p>Ancak ne Google&#8217;da bir torpili var, ne de elinde görüşme için bir randevusu&#8230;</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/09/02/basaramazsam-basima-gelecek-en-kotu-sey-nedir/" target="_blank">Başıma gelebilecek en kötü şey</a> diyor; en fazla randevu vermezler. Ben de o zaman fikirlerini değiştirip bana bir görüşme ayarlanana kadar lobilerinde şımarık çocuklar gibi oturur, beklerim diyor.</p>
<p>İnandığınız fikirleriniz için savaşmazsanız, o fikirler de sizinle birlikte diğer dünyaya giderler.</p>
<p>Google lobisinde şımarık çocuklar gibi beklemenin tek başına yetmeyeceğinin farkında tabii. İşte bu noktada akıllı bir strateji izliyor ve internet&#8217;in gücünden faydalanmaya karar veriyor. Eğer diyor bu savaşımı ve gelişmeleri açacağım bir sitede duyurur ve insanların desteğini alırsam; Google çalışanlarının beni duyma, beni ciddiye alma ve sonrasında da bana randevu verme konusunda şansım artar.</p>
<p>Ve Idaho&#8217;daki evinden tek başına uçağa atlayıp California&#8217;ya gitmeden önce sitesini açıyor:</p>
<p><a href="http://www.cangooglehearme.com/index.php" target="_blank">CanGoogleHearMe.com</a> [Google Beni Duyabilecek mi?]</p>
<div style="text-align: center"><img id="image482" style="padding: 10px" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/02/aar7.jpg" alt="" /></div>
<p>Daha önceden işe yeni aldığı bir kişiyi <a href="http://www.simplyfired.com/markjen.php" target="_blank">blogu</a> yüzünden 2 hafta sonra <a href="http://blog.plaxoed.com/2005/02/11/the-official-story-straight-from-the-source/" target="_blank">kovan</a> Google şimdi onlar için milyon dolarlık fikri olduğunu söyleyen ve hikayesini blogu ile anlatan birini mi dinleyecek?</p>
<p>Googleplex lobisinin ilk gününde de aynen tahmin ettiği gibi oluyor ve Aaron kibarca <strong>red ediliyor</strong>. Ona tek söylenen Google sitesindeki o basit <a href="http://www.google.com/support/contact/bin/request.py?bdpg=1" target="_blank">formu</a> doldurması. Büyük şirketlerin prosedürlerine ne kadar bağlı olduklarını bildiğinden, dolduruyor ve hazırladığı online flash sunumunun da linkini ona ekliyor.</p>
<p>Bu arada <a href="http://www.cangooglehearme.com/index.php" target="_blank">sitesini</a> sürekli güncelleyip, yaşadıklarını anlatan yeni video&#8217;lar ekliyor. İnternet dünyasının dikkatini çekmesi, link vererek haber yapmaya başlaması ile sitesi hızla trafik almaya başlıyor. Hatta bunların arasında Google&#8217;ın olduğu Mountain View&#8217;den okurların da olması Aaron&#8217;u ümitlendirirken, henüz forma eklediği linkten sunumu Google&#8217;dan kimsenin izlememesi ise hayal kırıklığı yaratıyor.</p>
<p>Ancak yılmak yok; sitesinden Google çalışanlarına sesleniyor: &#8220;<em>Yapmaya çalıştığım şeye sempati ile bakıyorsanız lütfen Google içinde ilgili kişilere söyleyin, verdiğim linkteki sunumu izlesinler.</em>&#8221;</p>
<p>Ve ikinci günün sonunda Google&#8217;dan David isimli bir çalışandan mail alıyor: <strong>Yes we can hear you</strong> :) [Evet seni duyabiliriz!]</p>
<p>Fikrini beğenmelerinden önce onu dinlemeleri gerekiyordu ve binlerce kişinin yapamadığını Aaron çok kısa bir süre içinde başarıyordu; Google onu ve fikrini dinleyecekti.</p>
<p><img id="image481" style="padding: 5px 0px 10px 10px" title="aaron" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/02/aar6.jpg" alt="aaron" align="right" />Ve Mountain View&#8217;deki üçüncü gününde görüşmeyi gerçekleştiriyor Aaron. Tüm amacı da bu değil miydi; &#8220;Bana bir şans versinler, fikrimi anlatayım onlara. Beğenirlerse harika, beğenmezlerse de sorun yok; amacıma ulaşmış olacağım.&#8221; Aaron sonunda Google tarafından ciddiye alınıyordu.</p>
<p>Yaptıkları kısa toplantı sonucunda David fikri doğru insanların önüne koyabilmek için ondan sunumun bir özetini ve farklı destekleyici materyaller istemiş. Yani kısaca; fikrin özü aktarılabilmiş ve tekrar konuşmaya &#8220;değer&#8221; bulunmuş. Artık konu &#8216;Google beni duyacak mı&#8217;dan <strong>&#8216;Google fikrimi beğenecek mi; sahiplenecek mi&#8217;</strong> safhasına geçmiş.</p>
<p>Önemli başarılar bunlar. Sadece fikrin gücünü değil, Aaron&#8217;un <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/09/20/robin-sharma-en-buyuk-risk-risk-almamaktir/" target="_blank">risk alma</a>, ön hazırlık, iletişim ve ikna becerilerinin de bir göstergesi.</p>
<p>Tüm bunlar olurken açtığı <a href="http://gogole.gstutor.com/index.php" target="_blank">forumun</a> ve <a href="http://digg.com/tech_news/Kid_Does_Something_Amazing_Google_Pays_Attention_It_s_the_American_Dream" target="_blank">digg</a>&#8216;in de yardımıyla cangooglehearme.com tahminlerin çok ötesinde ziyaretçi almaya başlıyor. Her 1.5 dakikada bir gelen &#8220;iyi şanşlar&#8221; dileyen <a href="http://www.cangooglehearme.com/emails.php" target="_blank">mail</a> sayısı dakikada 10&#8242;a çıkıyor. <a href="http://www.alexa.com/site/ds/movers_shakers?lang=en" target="_blank">Alexa</a>&#8216;nın en hızlı yükselen siteler sıralamasında ise <strong>beşinciliğe</strong> kadar çıkıyor.</p>
<p>Aaron&#8217;un <strong>sıradan</strong> bir birey olarak dev Google&#8217;a kendini ve fikrini kabul ettirme azmi ve çabası diğer birçok kişinin övgüsünü kazanıyor. Doğal olarak bazılarının da kıskançlığını ve hasetliğini. Her iki sonuçta da Aaron Stanton ismini Googleplex&#8217;de duymayan kalmıyor.</p>
<p>Sadece bir günde 1.500 Google çalışanı sitesini ziyaret ediyor, şirket içinde birbirine gönderiyor, ziyaretçi sayısı saatte 30 binlere çıkıyor. Google çalışanları adeta Aaron&#8217;un elçisi gibi hareket etmeye başlıyorlar.</p>
<p><img id="image476" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/02/aar1.jpg" alt="" align="right" />Aaron&#8217;a verilen gönül desteği her gün gelen binlerce iyi şanş ve tebrik mail&#8217;leri (ve video mail&#8217;leri) ile de sınırlı kalmıyor. Onun adına <a href="http://brianjgreen.blogspot.com/2007/02/google-heard-him-amazing-story.html" target="_blank">logo</a> hazırlayanlardan, şiir yazanlardan, hikayesini besteleyip <a href="http://www.midnighthaulkerton.com/alfadir/?p=34" target="_blank">şarkı</a> yapanlara kadar gidiyor bu sevgi.</p>
<p><strong>Bir fikri olup da ne yapacağını bilmeyenlere</strong> heyecan verici bir ilham kaynağı oluyor o. Pes etmemeyi ve kendilerine olan inancı hayata geçirme adına da kocaman bir cesaret göstergesi&#8230;</p>
<p>Aaron kendi <strong>ilhamını</strong> ise <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Brian_Herzlinger" target="_blank">Brian Herzlinger</a>&#8216;den almış; Hani şu &#8220;<a href="http://www.mydatewithdrew.com/index.html" target="_blank">My Date With Drew</a>&#8221; [Drew ile Randevum] dokümanter lezzetindeki filmini düşünen, çeken ve oynayan adam.</p>
<p>Sıradan bir adam olan Brian, ilk kez &#8220;E.T.&#8221; filminde görüp çocukluğundan beri hayran olduğu <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Drew_Barrymore" target="_blank">Drew Barrymore</a> ile <strong>tanışma</strong> ve eğitimini aldığı <strong>film direktörlüğü</strong> hedeflerini <em>&#8220;en iyisi ben kendi filmimi yapayım, iki hayalime birden ulaşmış olurum&#8221;</em> diyerek &#8216;<a href="http://www.dvdsokagi.com/Home/TitleFull.aspx?tid=3793" target="_blank">Drew ile Randevum</a>&#8216; filmini çekiyor.</p>
<p>Hem de sadece 1.100 dolara. Yanlış okumadınız 1.100 dolar. Üstelik bu parayı da son soruda &#8220;Drew Barrymore&#8221; doğru cevabını verdiği bir yarışmada kazanıyor. [Kader ağlarını örmüş!]</p>
<p><img id="image478" style="padding: 5px 0px 10px 10px" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/02/aar3.jpg" alt="" align="right" />30 gün içinde sorgusuz sualsiz sattıkları ürünleri iade alma prensibi olan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Circuit_City" target="_blank">Circuit City</a>&#8216;den (bir arkadaşının kredi kartı ile) satın aldığı kamera ve yakın arkadaşlarının desteği ile 1.100 dolara filmi çekip, 30 gün sonra da kamerayı iade ediyor!</p>
<p>Ben henüz seyretmedim ancak seyredenlerin etkilendikleri bir film olduğunu biliyorum.</p>
<p>Brian bir söyleşisinde güzel özetlemiş:</p>
<p><em>&#8220;Bu filmin ana mesajı; eğer bir rüyanız varsa risk alıp onu gerçeğe dönüştürmeye çalışmalısınız. Yoksa 70 yaşına geldiğinizde geçmişe bakıp &#8216;Oh, keşke bunu yapmış olsaydım&#8217; demek mi istiyorsunuz? <strong>Eğer <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/09/20/robin-sharma-en-buyuk-risk-risk-almamaktir/" target="_blank">risk</a> almazsanız bitmiş bir ruha sahip olursunuz.</strong>&#8220;</em></p>
<p>İşte Aaron&#8217;u da tetikleyen bu film olmuş: Eğer Brian yapabildiyse, ben de yaparım!.</p>
<p>Peki Aaron şimdi ne yapıyor? O iş fikrini anlattığı sunumunda kendisinden beklenenleri yaptı ve Google&#8217;a tekrar gönderdi. Yaşadığı olumlu gelişmeler nedeniyle evini dönüşünü de birkaç gün geciktirmiş durumda. Heyecanla gelişmeleri yerinde takip edip, yeni bir toplantı için çağrılmayı bekliyor.</p>
<p>Google ile imzaladığı Gizlilik Antlaşması nedeniyle fikrinin ne olduğuna dair her hangi bir ipucu ise veremiyor. Bunun için farklı görüşler olsa da, <a href="http://www.gamesfirst.com/index.php?type=featureUser&amp;uid=4" target="_blank">onun</a> <a href="http://nintendo.about.com/mbiopage.htm" target="_blank">geçmişini</a> biraz araştırınca, bunun <strong>oyun sektörü</strong> ile ilgili bir fikir olabileceğini düşünmek mümkün. Ancak baştan beri fikrinin içeriği veya (Aaron&#8217;u da haklı olarak düşündüren) hukuki konular değildi bu yazıdaki amacımız; fikri hayata geçirmek için <strong>ne yaptığı, nasıl yaptığı</strong> idi.</p>
<p>[Fikrin patenti olur mu sorusuna cevap aradığımız "Sahtekar Olmayan Taklitlere Razı Olmak" başlıklı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/10/02/sahtekar-olmayan-taklitlere-razi-olmak/" target="_blank">yazıya</a> bir ara bakabilirsiniz.]</p>
<p>Aaron Stanton veya Brian Herzlinger&#8230;</p>
<p>Onlar önce kendilerine inandılar. Sıradan birer kişi olabilirlerdi ancak fikirleri vardı. Tutkuyla inandıkları ve belki daha önemlisi hayata geçirmek için her yaratıcı yöntemi denemeye hazır oldukları fikirleri.</p>
<p>Oturup birilerin onları bulmasını beklemediler. Attıkları mail&#8217;lere veya doldurdukları formlara cevap gelmeyince de yılmadılar. <strong>Farklı yollar</strong> bulmaya odaklandılar ve buldular da&#8230; <strong><img id="image480" style="padding: 5px 0px 10px 10px" title="brian" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/02/aar5.jpg" alt="brian" align="right" /></strong>Çünkü yaratıcı fikirleri bulan beyinleri o fikirleri gerçekleştirecek yaratıcı yöntemleri de bulabilirdi.</p>
<p><strong>Brian</strong> zaten bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/kategori/basari-hikayeleri/" target="_blank">başarı hikayesi</a> olmuş durumda. Nerdeyse bütçesiz çektiği film ile hem hayalinin kadını ile tanıştı hem de çok sayıda ülkede gösterilen, DVD&#8217;leri satılan, ödüller kazanan bir filmin yaratıcısı, yönetmenlerinden biri ve oyuncusu oldu.</p>
<p>Her ne kadar fikrini henüz Google&#8217;a satma aşamasını tamamlamamış olsa da, <strong>Aaron</strong> da benim için bir <strong>başarı hikayesi</strong>. Buraya gelene kadar izlediği yollar, internet sitesinden kendine taraftar toplayıp Google&#8217;ın dikkatini çekmesi, derinlemesine araştırdığı ve düşündüğü belli olan fikrini düzgün bir sunumla onlara yüzyüze anlatabilmesi ve toplantılarının devam etmesi&#8230;</p>
<p>Amacı sadece Google&#8217;ın onu duymasıydı, şimdi çok daha fazlası onu duymuş durumda. Google olmazsa bile, bundan sonra onu dinlemeye hazır birçok firmanın (başta Google&#8217;ın rakipleri) olduğunu öngörmek çok da zor değil.</p>
<p>&#8220;Ümitsizseniz ümit sizsiniz, çaresizseniz çare sizsiniz&#8221; lafı geliyor aklıllara.</p>
<p>Bir fikri geliştirmek için sahip olduğumuz yaratıcılık &#8220;<strong>ümit</strong>&#8221; ise; enerjimizin daha fazlasını o fikri hayata geçirmek için harcamak da sanırım &#8220;<strong>tek çare</strong>.&#8221;</p>
<p>&gt;&gt;&gt;&gt;&gt; <strong>Güncelleme 28.9.2008:</strong></p>
<p>Aaron, bir seneyi aşkın süredir üzerinde çalıştığı fikrini Mart ayında <a href="http://www.computerworld.com/action/article.do?command=viewArticleBasic&amp;articleId=9068418" target="_blank">açıklamış</a>. (Ben de dalıp gitmişim, yeni farkettim :)</p>
<p><strong><a href="http://booklamp.org/" target="_blank">BookLamp</a></strong>: Telif haklarından dolayı A.B.D. dışından erişilmeyen <a href="http://www.pandora.com" target="_blank">Pandora</a> <a href="http://creadiffera.blogspot.com/2006/07/pandoracom_10.html" target="_blank">sitesinin</a> kitap versiyonu. Yazarların yazım stilinden hareketle size okumaktan keyif alacağınız kitapları öneren bir kitap arama / önerme sitesi. <a href="http://www.amazon.com/" target="_blank">Amazon</a>&#8216;da gördüğümüz &#8220;bu kitabı satın alanlar bunları da aldı&#8221; önermesinden daha kapsamlı bir algoritmaya sahip.</p>
<p>Henüz yolun çok başında olmalarına rağmen, inceledikleri kitap sayısının hızla artması halinde ümit veren yenilikçi bir <a href="http://digg.com/arts_culture/BookLamp_org_is_Pandora_com_for_Books" target="_blank">proje</a>. Aşağıda BookLamp projesinin detaylarının anlattıldığı bir video (ingilizce) var:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="432" height="320" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="id" value="VideoPlayback" /><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4515877390655740878&amp;hl=en&amp;fs=true" /><embed id="VideoPlayback" type="application/x-shockwave-flash" width="432" height="320" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4515877390655740878&amp;hl=en&amp;fs=true"></embed></object></p>
<p>Aaron Stanton&#8217;un Google&#8217;ın yanısıra, Amazon ve Yahoo ile de görüşmelerinin halen sürdüğünü okuyorum. Bakalım onları ikna edebilecek mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/02/25/google-beni-dinleyecek-misin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>103</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apple iPhone&#8217;a TekmeTokat!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/01/14/tekmetokat-apple-iphone/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/01/14/tekmetokat-apple-iphone/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2007 22:37:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/01/14/tekmetokat-apple-iphone/</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda merakla beklenen, üzerinde çokça konuşulup yazılan Apple&#8217;ın cep telefonu iPhone beş gün önce, Apple&#8217;ın kurucusu ve başkanı Steve Jobs tarafından tanıtıldı.

Bunu bir sonraki yazıda ele alacağım&#8230; :)
Şimdi size Apple markasının yarattığı fanatik taraftarların yaptığı ilginç yaratıcı uygulamalardan birine imza atan bir Türk gencinden bahsedeceğim.

Adı; Okan Vardarova. Blogları takip edenler onu Tekmetokat&#8216;ın Oky&#8217;si olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda merakla beklenen, üzerinde çokça konuşulup yazılan Apple&#8217;ın cep telefonu <a target="_blank" href="http://www.apple.com/iphone/">iPhone</a> beş gün önce, Apple&#8217;ın kurucusu ve başkanı <a target="_blank" href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/">Steve Jobs</a> tarafından tanıtıldı.</p>
<div style="text-align: center"><img id="image444" alt="okyfon.jpg" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/01/okyfon.jpg" /></div>
<p>Bunu bir sonraki yazıda ele alacağım&#8230; :)</p>
<p>Şimdi size Apple markasının yarattığı fanatik taraftarların yaptığı ilginç yaratıcı uygulamalardan birine imza atan bir Türk gencinden bahsedeceğim.</p>
<p><span id="more-372"></span></p>
<p><img align="right" id="image442" style="padding: 5px 0px 10px 10px" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/01/oky.jpg" />Adı; <strong>Okan Vardarova</strong>. Blogları <a target="_blank" href="http://takipte.anafikir.com/index.php/2006/12/22/beyninize-tekmetokat-girisen-cumleler/">takip</a> edenler onu <a target="_blank" href="http://tekmetokat.org/">Tekmetokat</a>&#8216;ın <a target="_blank" href="http://www2.blogger.com/profile/11352758440315906620">Oky</a>&#8217;si olarak tanıyorlar.</p>
<p>Oky 2 Ekim 2006&#8242;da (henüz iPhone&#8217;nun ne zaman çıkacağı belli değilken!) ingilizce bir <a target="_blank" href="http://appleiphone.blogspot.com/">blog</a> açıyor ve Apple hayranlarının geliştirdikleri birbirinden ilginç ve güzel iPhone konsept tasarımlarını yayınlamaya başlıyor.</p>
<p>Site daha <strong>ilk günden</strong> o kadar büyük bir ilgi görüyor ki, Okan da ertesi günü <a target="_blank" href="http://forum.zoque.net/kisisel-portfolyo-siteler/22880-apple-iphone/">Zoque forum</a>&#8216;da; &#8220;Dün 17.000 tekil ziyaretçi aldım, hesaplarıma göre bugün bunu 2&#8242;ye katlayabilir. Böyle bir potansiyel varken bunu nasıl değerlendirebilirim?&#8221; diye çok samimi bir tavırla görüş soruyor, tavsiyeler alıyor.</p>
<p>Steve Jobs&#8217;ın sahnede tanıtım yaptığı gün 166 bin, ertesi gün ise 483 bin tekil kişi <a target="_blank" href="http://appleiphone.blogspot.com/">iPhone Consept Blog</a>  için <a target="_blank" href="http://my3.statcounter.com/project/standard/stats.php?account_id=394782&#038;login_id=3&#038;code=58d9a7ca308c32422ca3d33ecdd3ff15&#038;guest_login=1&#038;project_id=1922682">ziyarete</a> geliyordu. Ne Oky ne de bizler, onun <a target="_blank" href="http://www.alexa.com/">Alexa</a> <a target="_blank" href="http://www.alexa.com/site/ds/movers_shakers?lang=en">Movers &#038; Shakers</a>&#8216;da günün en çok yükselenleri sıralamasında üçüncülüğe kadar çıkabileceğini (yüzde 3.000&#8242;lük artışla, haftalık trafikte 160 bin&#8217;den 3 bin&#8217;e çıkarak) öngöremedik.</p>
<div style="text-align: center"><img style="padding: 17px" id="image441" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/01/okyalexa.jpg" /></div>
<p>Basit bir fikri zamanında görüp farklı bir tasarımla hayata geçiriyor ve başarılı oluyor Okan. Hatta her iyi fikirde olduğu gibi, sonrasında kopya siteler de türüyor.</p>
<p>Bu arada ayda ortalama 150 bin ziyaretçi çeken en büyük <a target="_blank" href="http://www.moleskine.com/eng/default.htm">Moleskine</a> fan sitesi olan <a target="_blank" href="http://www.moleskinerie.com/">Moleskinerie</a>&#8216;nin sahibi <strong>Armand Frasco</strong> da (daha uzun bir süreçte) benzer bir başarı yakaladı ancak o zekice bir strateji ile bunu ticari kazanca dönüştürebildi.</p>
<p><img align="right" id="image443" style="padding: 5px 0px 10px 10px" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2007/01/okymol.jpg" />Armand sitesinin üçüncü yıldönümde, sürekli büyüyen ziyaretçi sayısının altından artık tek başına kalkmakta zorlandığı için Amerika ve Kanada&#8217;da Moleskine not defterlerinin dağıtımını yapan <a target="_blank" href="http://www.kikkerland.com/">Kikkerland Design</a>&#8216;e giderek onlara kendi sitesi için ortak aradığını söylüyor.</p>
<p>Kikkerland de Moleskinerie fan sitesini <strong>satın alıyor</strong>. Çünkü hayranların buluştuğu bu site sayesinde müşterileri ile sağlanan samimi diyalogun ikiyüz yıllık Moleskine markasına ve ürün geliştirme konusunda neler <a target="_blank" href="http://www.moleskinerie.com/2007/01/kikkerland_desi.html">kazandırdığının</a> farkında onlar.</p>
<p>Oky&#8217;nin ise sadece (şahsen benim hiç ısınamadığım bir sistem olan) Google Adsense&#8217;den gelen gelirle yetindiği böylesi fikirlerin daha büyük fırsata dönebilmesi, biraz da bu konuda yönlendirme yapabilecek (sayıca Türkiye&#8217;de çok az olan) işin ehli kişilerin ortaya çıkması ile mümkün. Ne yazık ki markaların kendi müşterileri ile olan iletişimini yöneten reklam ajansları, interaktif ajanslar veya halkla ilişkiler şirketleri bile henüz bu fırsatları görebilecek yetkinliğe sahip değiller.</p>
<p>Bırakın onları, <a target="_blank" href="http://www.apple.com.tr/tur/apple/">Apple Türkiye</a> acaba &#8220;Okan Vardarova&#8221; ismini hiç duymuş mudur dersiniz?</p>
<ul>
<li>Okan hayranlarının tasarım göndermeleri dışında daha fazla katılım için yarışma tarzı interaktif bir uygulama yapabilir miydi? Katılımcıların oyları ile her ay dereceye giren konsept&#8217;leri sayfasında öne çıkararak onore eder, daha fazla katılımı teşvik edebilir miydi?</li>
</ul>
<ul>
<li>Gerçek iPhone çıktığında ise kendi sitesinde en çok beğenilen tasarımlara çıkanı karşılaştırıp, işi tasarımcı olan uzmanlardan alacağı görüşleri yayınlayabilir miydi?</li>
</ul>
<ul>
<li>Steve Jobs&#8217;a, diğer yöneticilere veya çalıştıkları ajanslarına (ısrarla, yılmadan) mail ile ulaşıp, projesini anlatabilir miydi?</li>
</ul>
<ul>
<li>Dünyadaki hayranlarının ne kadar büyük bir tutku ile Apple&#8217;a düşkün olduklarını gösterme adına Steve Jobs tanıtım toplantısında Okan&#8217;ın sitesinden bir görüntüyü sunumuna almaz mıydı? (Steve&#8217;in tarzı buna çok uygun.)</li>
</ul>
<p>Şimdi iPhone artık duyruldu. Okan yeni bulacağı fikirlerle sitesine azalacak olan ilgiyi tekrar yukarıda tutmanın yollarını aradığına eminim.</p>
<ul>
<li>Bu iPhone&#8217;nun özelliklerinin tartışıldığı bir platform da olabilir, çıkanı gördükten sonra farklı bir iPhone&#8217;nun neye benzemesi gerektiği konusunda konsept tasarımların gönderilmeye devam ettiği de. Veya &#8220;Kendi Telefonu Kendin Yarat&#8221; yarışması da&#8230;</li>
</ul>
<p>Apple marka olarak <strong>yaratıcılığa ve risk almaya</strong> bu denli açık yeryüzündeki ender firmalardan biri.</p>
<p>Armand Frasco&#8217;nun yaptığı gibi, Okan&#8217;ın da elinde şimdi <strong>Apple</strong> <strong>aşıklarından oluşan bir topluluk</strong> var. Bugüne kadar tasarım gönderenlerle, siteyi takip edenlerle. Bunun değeri ise muazzam.</p>
<p>Kısacası Okan kendine <strong>hedef</strong> olarak Apple&#8217;ı almalı, Google Adsense&#8217;i değil! Veya sitesine alacağı üç-beş bin dolarlık reklamları değil.</p>
<p>Bunlar bu yazıyı yazarken ilk etapta aklıma gelip herhangi bir süzgeçten geçirmeden kaleme aldıklarım.</p>
<p>Siz şimdi Okan&#8217;ın yerinde olsanız neler yapardınız?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/01/14/tekmetokat-apple-iphone/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>25</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
