Alphan Manas. Yatırımcı, Girişimci, Ejderha!
Beş zengin ejder karşısında, girişimcilerin fikirlerine yatırımcı aradığı Dragons’ Den isimli bir televizyon programı var. Japon kökenli program 18 ülkede yayınlanıyor. Türkçede ‘Ejderhaların İni’ veya ‘Ejderlerin Mağarası’ anlamına gelen Dragons’ Den Türkiye de, Eylül’de, Bloomberg HT kanalında yayına başlayacakmış.
Bu beş ejderhadan biri de, uzun yıllardır tanıdığım Alphan Manas. Ben de kaptım video kameramı, çaldım Alphan’ın kapısını. Hem uzun zamandır Fikir Atölyesi’nde ‘20 Soruluk Söyleşiler‘ yapmaya fırsatım olmuyordu, bu da bahanesi oldu!
Üç saatlik görüşmeden iki ayrı video çıktı. Biri Alphan Manas’ın ağzından bugüne kadar yaptıkları; diğeri ise, bundan sonraki yazıda yer alacak olan Dragons’ Den Türkiye hakkındaki görüşleri.
Alphan Manas ilginç bir adam. 48 yıllık yaşamına çok şey sığdırmış bir girişimci ve fütürist.
Manas adını son günlerde Bursa’da üreteceği elektrikli araba (Tilter) ile sıkça duysak da, bundan önce Emin Hitay‘la ortak olduğu Teknoloji Holding ile duyuyorduk. Hani şu barkod teknolojisi, OGS, otomatik sayaç okuma, Spor Toto ve At Yarışları bahis sistemi ve 1997 Nüfüs Sayım Projelerini hayata geçiren şirket. Teknoloji Holding’in gündeme en fazla geldiği zaman ise İnteltek (İddaa ve Bilyoner) şirketindeki %20 hisselerini 80 milyon dolara Yunanlılara sattıkları dönemdi. » Yazının devamı
FriendFeed Üzerinden Toplu Söyleşi.
İnternette kullanılan, varsa kendi blogunuz da dahil, birçok servisi (twitter, youtube, vimeo, facebook’taki durum iletisi, linkedin, last.fm, google reader, flicker ve digg gibi onlarcasını) biraraya getiren bir site var, adını duymuş veya kullanıyor olabilirsiniz: FriendFeed.
FriendFeed’te takip etmeye değer bulduğunuz kişi ve arkadaşlarınızın farklı sitelerde paylaştıklarını, siz ‘tek bir yerden’ izleyebiliyor ve dilerseniz de yorumlarınızla içeriklerine katkı sağlıyorsunuz. Ve tabii ki sizin yaptıklarınıza da aynı şekilde yorum veya ‘beğendim’ler geliyor.
Bilgi edinme ve paylaşma adına hayatı kolaylaştırıyor ancak önünüzden reuters gibi sürekli akan ‘feed’lere daldınız mı, çıkamıyorsunuz da! [Bu Tunç neler paylaşmış FriendFeed'de derseniz; linki budur!]
Neyse, geçenlerde bir oyun oynamak istedim orada. Fikir Atölyesi’ndeki [çoğumuzun günlük hayatta kafa yormaya fazla fırsat bulamadığı] ‘20 Soruluk Söyleşiler” sorularını dileyen herkesin katıldığı bir ortamda sordum. 20 artı 2 de bonus sorudan oluşan bu “toplu söyleşiye” 147 farklı kişi, toplamda verdiği 990 cevapla katıldı.
Ben de bunların içinden kendimce yaratıcı, eğlenceli ve bizi düşünmeye sevk edecek olanlardan bazılarını seçmeye çalıştım.
İskender Paydaş – Müzisyen
- Rafı ödüllerle dolu bir prodüktör, aranjör, besteci, müzik yönetmeni, yapımcı, söz yazarı, davulcu, klavyeci, orkestra şefi…
- Zamanının çocuk şarkıcısı.
- Amatör deniz kaptanı, amatör uçak pilotu, dalgıç ve kayakçı…
Belki tüm bunlardan daha önemlisi ‘insan.’ Mütevazi, kendine özgü bir muhafazakar, yaratıcı, yenilikçi ve tutkulu…
Geçenlerde hadi gel seninle Fikir Atölyesi’nin 20 Soruluk Söyleşiler‘ini yapalım diyince, gece onda başladığımız sohbet bittiğinde saat sabah beşi gösteriyordu. Yedi saatin nasıl geçtiğini anlamadığımız çok keyifli bir sohbetti bizimkisi.
Bu söyleşimi gazeteciler gibi profesyonel yapmadığımdan olsa gerek elimde o ufak ses kayıt eden aletlerden yok. Hızlıca not almaya çalışıyorum, alırken de sohbeti bölmemeye. Sanırım bundan sonraki söyleşiler için daha bir donanımlı olmalıyım.
Sohbetin bir yerinde “İskender, nedir bu aranjörlük dediğin” diye sorduğumda, bana piyanosunun başına koşar adım geçip “bak Tunç, şimdi sana Love Story’nin notalarını çalıyorum, bu en basit haliyle bu parçanın iskeleti, yani bestesi. Şimdi ise sana bir de aynı parçanın aranjmanı yapılmış haliyle çalıyorum.”
Size şu kadarını söyleyebilirim; evet ikinci duyduğum da ‘Love Story’ idi ama bu kadar mı zenginleşir, bu kadar mı kulakları doldurabilir bir şarkı. Duyduklarım sanki sadece piyanodan değil, kalabalık bir orkestradan çıkıyordu.
“İşte” dedi, “bir aranjör sana bunu yapar; besteyi sana sevdirir, ruh katar, anlam yükler… Yoksa beste aynı, dikkat edersen sen hala aynı iskeleti duydun.”
Bir soru bu kadar mı güzel cevaplanır? Evet, konuştuğunuz kişi işini hobisi olarak görüp tutkuyla bağlıysa böyle cevaplanır. Tıpkı İskender Paydaş‘ta olduğu gibi.
Ve o bizim 20 Soruluk Söyleşiler’deki yeni konuğumuz.
Varol Yaşaroğlu – Karikatürist, Yapımcı, Yazar

“Kendi yarattığımız hayal dünyasında her şeyi değiştirmek mümkün” söylemini yaşam tarzı yapmış; mizah, karikatür ve animasyona aşık, Koca Kafalar’ın yaratıcısı ve Grafi2000′in kurucusu Varol Yaşaroğlu 20 Soruluk Söyleşiler‘deki yeni konuğumuz.
Karikatür, illüstrasyon ve animasyon çalışmalarının hepsini ekibiyle birlikte kağıt kaleme hiç dokunmadan bilgisayar ortamında oluşturan Varol, çeşitli üniversitelerde Bilgisayar-internet ve mizah üzerine seminerler verirken, “Ekonomist” ve “Capital” dergilerinin karikatüristliğini ve illüstratörlüğünü yapmaya devam ediyor.
Fakat onun asıl tutkusu Grafi2000 karakterleri, Koca Kafalar ve Grafi2000.com
Meltem Yaşar: Kariyer mi, Uganda mı? Pole Pole!
Son üç yılı Turkcell’de olmak üzere toplam 13 yıl Türkiye’nin en büyük firmalarında çalışacaksınız, sonra bir gün kendinize o “yeter artık” diyebilecek cesareti gösterip herşeyi ardınızda bırakacaksınız. Tüm sevdiklerinizi, kariyerinizi, herşeyi… Gideceksiniz uzaklara…
Seçilen yer de Amerika, Avusturalya veya Avrupa’da bir ülke değil; Uganda!
“Uganda… Orası nesli tükenmek üzere olan 530 gorilin yuvasından ibaret bir yer değil… ‘Param yok’ dediğim için sınırdan vize parası vermeden geçtiğim, ilk kez AIDS’li bir kadına sarıldığım, kavanozda çilek reçeli sanıp yediğim şeyin, aslında içine karınca girmiş koyu renkli bir bal olduğunu öğrendiğim, doğal parkın ortasında etrafta ne hayvanlar olduğunu anlayamadan yolda kaldığım, yağmur ormanlarında 6 erkek ve ben 30 kilometre yürüdüğüm, 7 ay yağmur yağmasına ve her tarafın yemyeşil olmasına rağmen parasızlıktan bir barajın bile yapılmadığı ve bu yüzden elektrik ve suyun olmadığı, beni kendilerinden biriymiş gibi misafir eden bir ailenin yanında kaldığım,
o sefalete rağmen hediyelere boğulduğum, saçımı ellemelerine izin verdiğimde gözleri yuvalarından fırlayan insanlarla tanıştığım, binlerce yarasası ve pitonu olan mağaralarında dolaştığım, su aygırlarının çıkardığı homurtuları dinleyerek uyuduğum bir yer!
Büyülü bir yer! Sadece insani gereksinimlerini karşılamaya çalışmaktan kötülüğe, ikiyüzlülüğe, entrikaya vakit bulamayan, hayatta kalmaya çalışan insanların ülkesi…” diyor o Uganda için.
O, yaşamını artık Uganda’da sürdüren Meltem Yaşar; 20 Soruluk Söyleşiler’de yeni konuğumuz.
Murat Çetintürk, Yaratıcı Yönetmen.
Michael Jordan’ı nasıl tanırsınız? Oynadığı dönemde NBA’in en çok sayı atan oyuncusu olarak mı? O zaman size Mr. Jordan hakkında çoğumuzun bilmediğini düşündüğüm bir şey söylemek isterim: Michael, NBA’in en çok şut atan oyuncusuydu. Yani NBA’in ‘şansını en fazla deneyen’ adamıydı.
Michael Jordan felsefesinin, geçimini yaratıcılığı ile kazanan profesyonellere uyarlaması da oturup ‘fikir üstüne fikir bulmak’ demek. Yani ilk bulduğun fikirle yetinme, ikincisiyle yetinme, üçüncüsüyle de yetinme. Belki onuncu fikrinde yakalarsın, belki yirmincide.
‘Daha iyi fikrin’ peşini bırakmayan başarılı yaratıcılardan biri 20 Soruluk Söyleşiler‘de konuğumuz: Yüzlerce reklam kampanyasına imza atan, Rafineri’nin kurucu ortağı ve yaratıcı yönetmeni Murat Çetintürk.
Tangadan Fark Yaratan Bilkent’li.
Bir açık artırma sitesinde 31 YTL fiyatla satışa konan bir tanga 5 saat içinde 1.250 YTL edecek değeri bulur mu?
Hatta 50 bin YTL veren çıkar mı? Açık artırmanın olduğu sayfa üç gün içinde 85 bin ziyaretçi çeker mi?
Ve bu daha sonra da gazetelerde, radyolarda ve internette gündem olur mu?
Olur. Hem de nasıl…
Mehmet Doğan – Altı Üstü Tasarım
Blogunda bugüne kadar yazdığı 350′ye yakın bilgilendirici yazısıyla tanıdık, hoş ve akıcı üslubuyla sevdik.
Türkiye’de bir ilke imza atan kitabını tavsiye ettik, uyguladığı tanıtım stratejisini pazarlamacılara örnek gösterdik.
Belki de en önemlisi; yenilikçi ve öncü fikirlerini hayata geçirmesini alkışladık.
Gaye Ör: Eylülce, Samimice, Dürüstçe
Doğduğu Eylül ayına aşık o, hem de kendine takma ad alacak kadar.
20 Soruluk Söyleşiler‘de altıncı konuğumuz Eylül Ataklı, gerçek ismiyle Gaye Ör.
Blog dünyasının Eylülce‘de pazarlama hakkında yazdığı samimi ve dobra yazılardan tanıdığı ve de çok sevdiği bir blogger, bir pazarlama aşığı…
Güncelleme (9 Ekim 2007): Gaye’nin son adresi: pangpeng
Zeyno Günenç – Oyuncu
- Balerin olmak istemiş; oyuncu olmuş.
- Anne olmak istemiş; “Dominat Teyze” olmuş.
- Uzun ömürlü bir evlilik istemiş; Okan Bayülgen ile bir evlilik macerası olmuş.
- “Çocuklar Duymasın” istemiş; duymuşlar!
20 Soruluk Söyleşiler‘deki konuğumuz Zeyno Günenç‘den bahsediyorum. ‘Gönenç’ soyadı ile yanlış bildiğimiz Zeyno Günenç.



