Profesyonel kurumsal hayatı, uzun yıllar farklı şirketlerde farklı sorumluluklarda yaşadıktan sonra "tamam" demiş bir gün. "Alışkanlıkları değiştirmek çok zor olsa da bu kararı almakla iyi etmişim. Edindiğimiz deneyimleri aktarabileceğimiz bir başka hayatımız olmayacak çünkü" diyor şimdi.

Kjell Nordstrom ve Jonas Ridderstrale’nin o müthiş sözünü hatırlatıyor:

"Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu."

"Fark yaratma" konseptine bu yüzden aşık. Bu aşkını da Fikir Atölyesi'nde yazılara döküyor.

"Tunç’u biraz daha yakından tanımak isterim" derseniz buraya; "birlikte bir kahve içelim" derseniz de buraya tıklamanız yeterli.

25
Şubat
2008

Yazar:
Kategori:

Bilsek mi keşke? Yoksa şimdiki gibi bilmemek mi daha iyi?

Hangisi daha iyi bilmiyorum ama hayal etmek benimkisi. Falcılık değil de, öngörümüzü kullansak.

15-20 sene gibi kısa dönemde ortalama yaşam süresinin artacağı, gelişmiş ülkelerin nüfusunun azalmaya devam edeceği, A.B.D.’den sonra Çin ve Hindistan’ın dünyanın en büyük güçleri olacağı, Japonlar’ın düşüşe geçeceği, genç nüfusu ile Türkiye’nin en büyük ilk 15 ekonomiden biri olacağı gibi varsayımların ötesinde bir şeyler…

Daha uzununu; yüz sene, hatta beşyüz sene sonrasının geleceğinde neler olacak?

Bunlar benim öngörülerim:

Beynimize takılan internet bağlantılı bir çip ile;

- Google amca gibi motorlara sadece düşünerek “ara” demek artık yeterli.

- Cep telefonları bitiyor [Şuna sms at, bunu ara yok. İstemen yeterli. Yüksek sesle konuşmaya da gerek yok, düşünmek zaten bir yerde içinden konuşmak değil mi?]

- Yaşamsal fonksiyonların sürekli kontrolü, uyarı mekanizması [Doktorlar da uzaktan müdahale edebiliyor.]

- Unutmak artık tarih. Yüzler, isimler, numaralar, şakalar, olaylar…

- Yeni bir dil öğrenmek de o denli hızlı ve kolay.

- Güncel haberler anında hafızanızda. Neyin süzgeçe takılmasını istiyorsak onlar takılıyor sadece. [Süzgeç danışmanlığı diye bir meslek var artık!]

- Çözemediğiniz bir matematik problemi veya formül kalmıyor.

- Yazılan yeni bir kitap, çekilen yeni bir film satışa çıktığı an istersen sende!

Dünya nüfusunun [20 milyardan sonra] azalmasına önlem olarak klonlama ve diğer doğal olmayan çoğalma yöntemleri artık “doğal.” Erkekler de hamile kalıyor!

Anne karnının dışında, yapay ortamlarda da bebek sahibi olmak mümkün. Ancak bu sadece çok zenginler için mümkün. Dolayısıyla daha ekonomik olan ‘taşıyıcı annelik’ çok popüler bir meslek olmuş.

Genetikçiler ve teknoloji yeni bir tür varlık yaratıyor. İnsan desen değil, robot desen o da…

İnsan görünümlü [duygusal zekası da olan] robotlar ise yakın arkadaşlarımız. Yapay zekaları da bizdeki doğalından kuvvetli.

Her türlü organın yapayı ile nakli mümkün. DNA oynamaları ile bazı bozukluklar temelden gideriliyor. Sağlık sorunlarından ölüm kalmıyor.

Küresel ısınma gerçek. Yükselen sular bazı ülkeleri yok ediyor. Kuraklık ve kıtlık tüm beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor. [Deniz suyunun arıtılma işlemi en yaygın sektörlerden biri.]

Doğal kaynakların yetmemesi bugünkü gibi doğal yiyecekleri bulmayı çok daha pahalı hale getiriyor. Beslenme için kendimizi [kabloyu elektrik prizine takar gibi] şarj edebileceğimiz tatsız tuzsuz mekanizmalar var.

Yaşam çok daha pahalı. Zengin daha zengin, fakir daha fakir ve sayıca daha çok.

Ülke sınırları kalmıyor. Milliyetçilik azalıyor, bitiyor belki de. Sanal sınırları ise dini inanışlar belirliyor. Yaygınlaşan yeni inanışlar ve din savaşları var.

Siber savaşlar devrede. Klasik anlamdaki savaşlar da değişmiş. Asker yok. Herşey uzaktan kumanda. Nükleer, biyolojik ve uzaya yerleştirilen silahlar devrede.

Denizler de kara parçaları gibi yaşam alanı. Üstü, dibi, ortası…

Petrol yok. Elektrik de. Yerine füzyon enerji kaynakları devrede. Herkes kendi enerjisini kendi üretiyor.

Fiziksel anlamda dolaşan para da artık yok. Her türlü alışveriş işlemi, elektronik olarak anında varlıklarımıza direkt ekleniyor veya çıkıyor.

İlk etapta arabalar tek kişilik, aynı zamanda uçuyor. Biz oto-pilot’u kapatmadığımız sürece kendi kendine gidiyor. Park yerleri evimizin içi.

Daha sonra fiziksel ulaşım bitiyor. Sanal 3D görüntümüz [beş duyumuzu da taşıyarak] anında istediğimiz yerde.

Ekranımızdan dünyanın her tarafını, sokakları, insanları canlı gözlemlemek mümkün. Safari fotografları çekmek için Afrika’ya gitmeye gerek yok.

Sadece göz ve kulağa hitap eden sinema, televizyon ve bilgisayarlar kalmadı. Koku, dokunma ve tad alma da işin içinde.

Sanal seks webcam önünde show yapmanın çok ötesinde. Giyilecek özel kıyafet ve yardımcı aletler yardımıyla gerçeği ile yarışır hale gelmiş durumda.

Geniş kitlelere konuşan reklamcılık bitmiş. Her mesaj kişiye özel.

Evrende yanlız olmadığımızı artık biliyoruz. İlk önce tanışma süreci! Sonra da bu gezegenlerdeki yaşamlara konuk oluyoruz. “Bu dünyadan taşınıyorum” lafı artık garipsenmiyor.

Sağ ve sol beynin dışında beynin başka tarafları da var artık. Rasyonel ve duygusal olmanın yanına, başka bir boyutun daha gelmesi demek belki de bu.

Işık hızından (300 bin km/sn.) daha hızlı bir şey bulunmalı [düşünce hızı belki.]

Evlilikler, şirket birleşme sözleşmeleri gibi yazılı anlaşmalara bağlansa da; aşk ise aynı aşk!

İlk aklıma gelenlerdi bunlar. Adı üstünde; varsayım sadece.

Gelecek eğer böyle olacaksa; tamam daha uzun yaşayacağız da, aldığımız nefesin kalitesi azalacak gibi. Yazdıkça da buruk bir tad oluştu bende. Bazı gelişmeler hoş gibi duruyor da, hiç olmasa sanki.

Geleceğe değil de, biz en iyisi geçmişe mi gitsek?

Neyse, ben asıl sizin öngörülerinizi merak ediyorum. İster on yıl sonrası, ister yüz, ister bin yıl. Gelecekte insanlığı sizce neler bekliyor?

25
Şubat
2008
03:12

ben geçmişe gitmek istiyorum :) Atatürk’e..

25
Şubat
2008
06:09

Gelecek hakkında bahsettiğiniz gibi daha pek çok ön görü bildirimlerinde bulunabiliriz. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde pek çok düşünsel, duygusal veya sanal edinimleri yaşıyorken aynı zamanda mahremiyetlerimizi ortadan kaldırıp yaşam kontrollorümüzü de belli bir sisteme teslim etmiş oluyoruz. Daha pek çok benzer sebeplerden dolayı gelecek benim algılarımda endişe uyandırmaktadır.

Mevcut biyolojik ve fizyolojik yapım nasıl olurdu bilemiyorum ama zaman yolculuğu gerçek olsa sanırım yüzyıllar öncesine bir seyahat yapmayı deneyimlemek isterdim. Günümüz zamanında bir meyve tadıyoruz ve aynı cins meyveyi 1000 yıl öncesindeki tadıyla merak ediyorum. Endüstri yok, kimyasallar veya petrol ürünleri toprakla temas etmemiş.

Şimdi havayı soluyorum ve geçmişte soluma şansımı düşlüyorum acaba nasıl olurdu. Nesli tükenmiş nice hayvan ve bitki türlerini izlediğimi düşünüyorum. Gıda ürünleri hormonsuz ve hilesiz, sen nasıl yetiştirirsen öyle. Kavram kargaşaları yerine en fazla felsefe ve din üzerine tartışılan değerler var. Televizyonlar yerine sohbetler ve doğrudan iletişimler var.

Hayatımızı gelecek ile makineleşmiş, elektronikleşmiş techizatlarla klonlar halinde yaşamak mı yoksa, insanın ve varlığın henüz mekanik, elektronik ve kimyasal ortamlara maruz kalmadığı bir yaşam mı cennet olur…! Kendi adıma geçmiş zaman dilerdim.

25
Şubat
2008
07:36

Teknoloji, bilim, siyaset, kültür bunlar sürekli değişen şeyler. Bir şeylerin değişeceği malum. Fakat değişmeyecek tek şey optimizasyon olacak bence.

İnternete girmek için cafeye gideceğimize bu durum optimize edilip senin de söylediğin gibi beyinlerimize girecek. Muhtemelen aborjinler gibi.

Yemek kaynaklarımız azalacağından bizim iç optimize edilmiş o küçük haplar ortaya çıkacak.

Kaba iş gücündeki kayıpları azaltmak için bu işleri minimum güç ile gerçekleştirebilecek robotlar yaratılacak.

Günümüzde akaryakıtlarda yapılan o muazzam enerji kaybını minimum hale getirecek alternatifler yaratılacak. (ki yaratılmaya da başlandı zaten)

Ölüme sebebiyet veren hastalıkların yok olacağını düşünmüyorum. Ama ummuyorum da. Zira bu; nüfusun artışı, bunun önüne geçmek için daha sadist önlemler almayı düşünebilecek grupların ortaya çıkması demektir. Belki insanlar daha uzun süre yaşarak daha da bilgeleşecek. Ama Star Wars’dan da hatırlayabileceğimiz üzere bu bilgeleşme hem aydınlık, hem de karanlık tarafta olacak. Haliyle sadistler daha da sadist olacak.

Neyse… Benim 500 yıl sonrasını düşündüğümde aslında aklıma gelen iki alternatif var:

Birincisi insanlığın doğayı yok etmek üzere olmasından dolayı artık pes edip, doğa kendini toparlayana kadar başka gezegenlere sığınmaya çalışması ya da başka bir gezegen bulma umuduyla yola koyulması (battlestar galactica).

İkincisi ise durum kontrolü yapacak tüm insanları uyku moduna alarak bütün hayati görevleri, çevreye minimum zarar ile robotlara yaptırması, aynı zamanda da doğanın kendini toparlamasına yardımcı olmaya çalışması.

Ama durum böyle devam ederse benim tahminim, ikinci seçenekten yana olacak. İnsanlar, ne yaptıklarının farkına varıp, yaptıkları hataları da kendilerinin tek başına düzeltebileceği küstahlığından vazgeçip pes edecekler. Zaten o zamana kadar bunu kabul edecek kadar bilgeleşemezlerse, muhtemelen birbirlerini çok az nüfus kalana kadar yok edeceklerdir.

Zaten bazı büyük güçlerin bazı toplantılarda, dünya nüfusunu azaltmayı hedefledikleri duyulmuyor değil. Bunun da doğum kontrolüyle hallolacağını sanmıyorum. Haliyle o zaman da aklıma iki örnek geliyor yine: savaş ve/veya salgın.

Bunların ikincisi ise önümüzdeki 10-20 yılı anlatan iki filmde geçiyor ve ikisi de geçtiğimiz 2 yıl içinde çekildi;
“Children of Men” (2006) ve “I Am Legend” (2007).

Görebileceğiniz üzere, bu fikirlerin çoğunu çeşitli film ve dizilerden anımsıyorum. Zaten bilim-kurgu da geleceğin aynası değil midir?

Konu Dışı Not: Bu konuda tavsiye edebileceğim birkaç dizi var; Babylon 5, Stargate:SG1 ve Stargate:Atlantis, Battlestar Galactica [bunlardan ilk ikisi, bir nevi geleceğe yönelik fikir ansiklopedisi niteliği taşıyor. Babylon 5 daha çok siyasi içerikliyken SG1 ise teknoloji konusunda mükemmel bir kaynak]

25
Şubat
2008
07:45

Bu arada ışık hızı ile ilgili de eklemeyi unuttuğum Futurama adlı çizgi-diziden bir anektodu ekleyeyim;

FARNSWORTH: İşte bunlar da benim icat ettiğim kara madde motorları. Yıldız gemimin galaksiler arasında sadece birkaç saatte yolculuk yapmasını sağlıyorlar.

CUBERT: İşte bu imkansız. Işık hızından daha hızlı gidemezsin.

FARNSWORTH: Tabi ki gidemeyiz. Bu yüzden bilimadamları 2208 yılında ışık hızını arttırdılar.

CUBERT: O da imkansız.

FARNSWORTH: Ayrıca motorlarımın asıl dikkate değer özelliği de yakıcı bölümü, kendisi %200 yakıt verimi almamı sağlıyor.

CUBERT: İşte bu kesinlikle imkansız.

FARNSWORTH: Hiç de bile. Oldukça basit.

CUBERT: O zaman açıkla.

FARNSWORTH: İşte bu imkansız!

25
Şubat
2008
11:43

Aslında hayatımıza copy-paste ve elma (ctrl)+z “gerialma” olayı girse hiç fena olmaz :)

25
Şubat
2008
12:55

Koray Al, aklımdan geçenleri okudun:) Tam da yazıda geçtiği gibi, düşünce okumalar, ışık hızından daha hızlı olan düşünce hızı… Gelecekte neler olacağını bu kadar güzel hayal edebilen Futurama’yı şiddetle herkese tavsiye ederim!

Hatta biraz mızıkçılık yapıp bir detayını da ben anlatayım. Zamanda yolculuk yapan bu ekip, 3000 ya da 4000li yıllara gider. Etrafta kimseler yoktur; üstelik doğa ve uygarlık adına da pek birşey göremezler. İlerleyen dakikalarda birini bulurlar ama “kafasına meteor düşmüş gibi”dir. (”Üstünden kamyon geçmiş gibi”, biraz çağdışı kalır :D) Adama sorarlar, “Ne oldu burada yahu?” diye, adam da işin kısası “Fazla uygarlaştık. Sonra acayip savaşlar yaptık. Herkes birbirinin kafasına bomba attı. Bu hale geldik,” der.

Yani, bu teknoloji bir gün elbet başa dönecek. Artık bombayla mı olur, güzellikle mi olur ben bilmem :D

K. Taylan, diğer bir yandan sana da katılmadan edemiyorum. Her aklıma geldiğinde beni üzen bir vicdan azabıyla yaşamaktansa, geriye dönüp, o zamanda yaşanan bütün sıkıntılara göğüs gerip; onurlu bir yaşam sürmek çookkk güzel olurdu!

Bence, en güzel haliyle, Şu Çılgın Türkler’de anlatılan o “çılgın” hayatı yaşamayı ve o şansı yakalamış olmayı bütün kalbimle isterdim!

25
Şubat
2008
13:42

gelecekte tam da senin yazdığın gibi şeyler bekliyor insanlığı, çünkü şimdiden bilim kurgu filmlerinde bile gelecek için böyle planlar kuruluyor.

farklı bir bilim kurgu filmi izlediniz mi hiç?

hani her şeyin doğal olması için mücadele eden sağlıklı insan kitlesinin hayatın anlamını keşfederek teknolojinin benliklerimizi ele geçirmesine izin vermemesini konu alan bir film :) tabi ki reyting rekorları kırmayacaktır ama insanlığın fikri neyse, zikri de o olacaktır.

hayalgücü denilen güç öyle sınırsız ki, bu gidişle sonuç senin dediklerini geçecek.

ben tercihimi bu yüzden gelecekten değil, geçmişten yana kullanmak isterdim. tedbir belki de teknolojiyi sadece hayatlarımızı kolaylaştıracak kadar kullanmak olabilir, çünkü daha fazlası zarar verecek sanırım.

25
Şubat
2008
18:18

Benimde gelecekten büyük beklentilerim var ama çekincelerim de var :)

En korktuğum olay şu beyine çip takıp işlerimizi o şekilde halletme olayı… Düşünsenize, bir kadınla bu çipi kullanarak görüntülü telekonferans yapıyorsunuz, birden o kadını çıplak hayal ediyorsunuz ve bam! o kadın da bunu görüyor. Erkek milleti işte ne bekliyordunuz :) (bende erkeğim bu arada (: ).

Ya da o çipin kullanılarak özel anılarınızın, bilgilerinizin hacklendiğini düşünün. “Brain hacking” geleceğin mesleği olsa gerek.
Çipleri kullanarak duyguları manipüle etmek, bir işi yapmayı reddedeni zorla yaptırmak… Dur dahası var, devlet başkanlarına savaş emri vermek!

Hemen bir bilimkurgu-korku hikayesi yazmaya başlıyorum! :)

25
Şubat
2008
19:47

Gelecek inanılmaz karanlık geliyor bana. Ve öyle de olacak gibi gözüküyor. Geleceğimizden şühe duyan bir nesiliz artık.

Geçmiştekilerin bu tip kaygıları oldu mu merak ediyorum. Dünya sonuçta tükeniyor…

25
Şubat
2008
22:05

evt ömür uzuyor. belki milliyetçilik ortadan kalkıyor ama başka akımlar ortaya cıkıyor deme… ne de olsa ortada dolaşan duygusuz robotlar ki duyguları olsa bile halen insanlara ulaşamamış robotlar ya da robot+ insan şeklinde yarı yarı ne oldukları tam belirli olmayan canlılar ki mukemmel canlılar.

ben robotların başındayım ya da bu robotların varlığını sağlayan savunanların lideriyim. bi de karşımızda tamamen aşkı, duyguyu, doğal iletişimi, robotların elektiriğin olmadığı netin olmadığı eski toplum yaşamını savunan ve o şekilde yaşamaya çalışan insanlar var gosteri yapıyorlar…

kendilerini bi yerden atıyorlar, ölüyorlar ben benim cocuğum siyah saçlı olsun diyorum. dediğiniz gibi yapay bi ortamda bir bilgisayar yardımıyla sürükle bırak ile özelliklerini belirliyorum. (yazmak bile beni heyecanlandırıyor).

ama onlar halen sevişiyorlar.

sanırım bu yonden onlar daha şanslı. ama benim de çiplerim var onlar çipsiz. en basitinden hiç bir şeyi unutmuyorum. canım acımıyor. kendime bi robot sevgili yapıyorum. onla birlikte nikahsız yaşıyorum. zina olmuyor efem ole.

25
Şubat
2008
22:39

Gelecek yüzyıllarda internetin de etkisiyle bilgiler tamamen dezanformasyona uğrayacağından insanlık tarihi yalan yanlış bilgiler ile donatılacak.

Herkesin farklı farklı tarih bilgisi, ahlak ve din anlayışı olacak. Bilim kurgu filmlerinin hemen hemen hepsinde gelecek yüzyıllarda karakterlerin hiç bir dine inanmadığını görürüz. Neden sorusunun cevabı çok da masum değildir aslında. Tabi ki ateist arkadaşların buna tepkisi olacaktır ancak hiç bir bilim kurgu filminde hiç kimsenin hiçbir dine inanmaması ve tüm yönetmenlerin konuya böyle bakması enteresandır aslında, neyse…

Son 5 yıldır inanılmaz bir şekilde her türlü bilgide beyin sulandırma ve kütüphanelerde ki yazılı bilgileri dezanfarmasyona uğratma çabası var. Bunun sonucu olarak da, ben en büyük değişimin geçmiş insanlık tarihi hakkında olacağını düşünüyorum. İnsanlar yıllar ilerledikçe!! geçmiş yıllar hakkında sırlar bulacaklar ve tarihten uzaklaştıkça yakınlaştıklarını düşüneceklerdir.

Teknoloji mi? Son 20 yıl içinde katedilen yola bakılırsa hayal bile edemeyeceğimiz bir konuma gelecek commodore 64, amiga 500, 80886-286, 386, 486dx’lerden 2Gb’lık hardisklerin 4mb’lık ram’lerin olduğu günlerden, 4 çekirdekli işlemciden 8gb ram’den, 1gb ekran kartından, tetrabyte hardisklerden bahsediyoruz bugünlerde hem de sadece 10 yıl içinde. 10 yıl sonra elimizdeki flash bellekler tetrabyte alırken, bilgisayarlardan klavyeler kalkacak, sesli ve düşünceli komutlarla bilgisayar yönetmeler başlayacaktır.

Fifa serisi kask yardımıyla bize gerçek futbol sahasında oynuyormuşuz gibi gerçek 3 boyut sunacak hatta koşu bandı yardımıyla maç içinde gerçek koşular bile yapılabilecek… İşletim sistemleri 750 Gb alana kurulacak. Arabalar otomatik pilotta gidebilecek, araçlar sinyalleri otomatik olarak kendisi verecek, evlerimizin odaları yap boz gibi istenildiği gibi ayarlanabilecek, duvarlar sürgülü olacak, güneş enerjisi ile şarj olan ve şarj derdi olmayan telefonlar olacak, İstanbul’da trafik sorunu bitecek çünkü tüm arabalar uç uca eklendiğinde yollar kapanacak:)

Savaşlar yine barış için yapılacak!!! Yani aslında geçmişte olduğu gibi teknoloji hep ilerleyecek ama geçmiş tarih bir hayli değişecek. Tüm insanlığı inanılması istenilen tarihe inandıracaklar. Bugün bizim gördüklerimiz bildiklerimiz bizden sonraki kuşaklara böyle anlatılmayacak.

Pozitif enerji dini dünyaya hakim olmaya başlayacak ve insanlık üretmeden sadece pozitif düşünceye kanalize edilmiş insan yığınlarıyla dolacak. Küresel ısınma ile ilgili de tahminlerim var ama anlamsız tartışmalara girmemek için onu geçiyorum.

Herkesin kimlik kartı tüm bilgileri, paraları, sağlık bilgilerini içeren barcodlu bir kart olacak. Cep telefonları kimlik kartı gibi zorunlu hale getirilecek ve insanların hepsine köle gibi aranıldığında ulaşılma zorunluluğu getirilecek [bu çok abartı oldu galiba :) ]. Özgürlük bugünkünden daha kısıtlı olacak ama en iyi köle köle olduğunu bilmeyendir mantığında olacak özgürlük. Bundan dolayı herkes hür olduğu yanılgısı içinde aslında daha da köleleşecek.

Offf ilerisi ne kadar da kötü gözüküyor buradan, Allah yardımcısı olsun gelecek nesillerin, ne diyeyim :)

26
Şubat
2008
00:10

dünyanın gittiği bu yönde maddeyi inkar ediyorum.

26
Şubat
2008
01:08

Çoğu var zaten şu an bunların.. Ben kağıt, kalem ve zarf kullanarak mektup yazmak istiyorum ve ayrıca mektubun varıp varmadığını veya yolladığımın onu nasıl okuduğunu görmek istiyorum, ikisini birden..

26
Şubat
2008
17:40

Aslında yazının başında olsa ne güzel olur dediklerim vardı ama sonra farkettim ki biz bazı şeyleri yitirdiğimizde makinalardan ne farkımız kalacak örneğin öğrenme yeteneği asılda başta -biraz da öğrenci psikolojisiyle- ne güzel olur demiştim herşeyi biliyor olmak oysa öğrenme duygusu, yeni şeyler keşfetme, merak etme duygusu yoksa bir insanda yaşamak neye yarar ki!
Yok yok kalsın şimdi ki zamanımız gayet güzel ;-)))

27
Şubat
2008
03:32

Tahminler güzel ve çoğu şimdiden gerçekleşiyor diyebilirim. Yalnız bu saydıklarınız 100 veya 500 sene gibi uzakta değil çoğumuzun görebileceği 10 sene içinde gerçekleşecek. Bunu OCR in mucidi Ray Kurzweil TED (technology entertainment design) konferansında 2006 senesinde anlatıyor.

Günümüzde kanın alyuvarları boyutunda nanobotlar ile deneyler yapılıyor. Binlerce nanobot hayvanların kanına karıştırılarak kanla beraber dolaşımı sağlanıyor. Daha sonra bu nanobotlara binlerce özellik verilebilir ve saatlerce oksijensiz ortamlarda, örneğin denizin altında bulunabilir. Veya da binlerce kilometre yorulmadan koşulabilir diyor.

Aynı şekilde insanın beynini modellemişler ve bazı kısımların çalışan algoritmasını oluşturmuşlar. Dolaysıyla beyne yerleştirilen nanobotlar insan hafızasını bilgisayar hafızası kadar geniş ve hesaplama gücü de bilgisayar kadar hızlı hale getirilebilir.

Bütün bunlar üzerinde günümüzde çalışmalar var olduğuna göre ve geçmişe bakarak teknolojinin logoritmik olarak ilerlediğini gözününde bulunduran Ray Kurzweil, 2020 nci yıllarda insan şuuruna müdahele edebilen naobotların kullanımda olacağını ve yaş ortalamasının da en az ikiye katlanacağını anlatıyor.

Bununla ilgili yazdığım yazıya ve videoya “2020 yılında öngörülen teknolojik gelişmeler, nanobotlar ve insan beyni simulasyonları” buradan ulaşabilirsiniz.

Bu kadar gücün var olması da bir nevi korkutucu açıkçası. Bu teknolojiye ilk ulaşanlar Dünyanın dengesi her an bozulabilirler çünkü…

27
Şubat
2008
03:42

Ayrıca elektrik ile ilgili olarak ta nanoteknoloji ile yapılmış güneş enerjisi panelleri üzerinde çalışılıyor. Bu paneller günümüzdeki paneller kadar büyük ve pahalı olmayacak, hafif ve daha verimli çalışacağı düşünülüyor. Ve dediğiniz gibi merkezi enerji dağıtımı yerine lokalize edilmiş enerji kullanımı olacak. Videoda ondan da bahsediliyor.

27
Şubat
2008
11:00

bir keşif, icat ilerleme sokaktaki adamın hayatına yansımadığı sürece şehir efsanesi olarak kalmaya mahkumdur..

çocukluğumda ”uzay 1999” diye bir dizi vardı.. o günlerde 1999 senesi o kadar uzak.. o kadar uzaktı ki.. o dizide geçen “ay üssü alfa” da dahil olmak üzere tüm o teknolojik uydurukların 1999 senesinde gerçekleşeceğine ve hepimizin, bir otobüs bileti alıp Ankara’ya gider gibi aya gideceğimize inanmıştım.. olmadı.. ama şu gerçekleşti.. artık eğer istersem şehirler arası yolculukları uçakla yapabiliyorum. bunda payı olan tek faktörse AKP.. aslında her şeyin mümkün olabilmesinde politikanın ne kadar etkili olduğunun göstergesidir, benim ölmeden önce uçağa binmiş olmam..

1987 senesinde Hacettepe’de okurken, diyabet konusunu işliyorduk.. hoca, bize büyük bir sır verir gibi, İtalya’da içlerinde tanıdığı birinin de olduğu bir ekibin, laboratuar koşullarında organ geliştirdiğini.. birkaç seneye kalmaz kronik hastalıkların son bulacağını anlattı. teee o zamandan biliniyordu, bulunmuştu kök hücre.. (ama halka açıklamak için 2000 li yıllar beklendi) hocamıza göre senin böbreklerin iflas mı etti ya da diyabetsin, pankreasında sorun var: tamamen senin kanından, hücrelerinden, senin kodundan doğru işleyen bir organ üretilecek ve vücuduna nakledilecekti.. senin kodunda olan bu yeni organı vücut yabancı algılamayacak ve artık organ kökenli kronik hastalıklar ve ölümler tarihe karışacaktı.

peki 20 yıldır bu neden gerçekleşemedi? gerçekleşemez.. çünkü örneğin sadece diyabet hastalarının hastalık seyirleri salah geçsin diye yapılan masraf milyarlarca dolar! hele böbrek.. sadece diyaliz için özel merkezlere akıl almaz paralar ödeniyor.. yaşamlarını sürdürebilmek için almak zorunda oldukları bir tek flakonu 100-200 ytl olan ilaçlara hiç girmiyorum.. oysa bu organların geliştirilip nakledilmesi çoook daha ucuza mal olacak.. insanlar insan gibi yaşayacak.. ama bundan rant elde eden sayısız ilaç firmaları, siyasi oluşumlar ve çeşitli hastalık vakıfları (aids için örneğin Tanrı aşkına şu çağda elimizdeki donanımla siz inanıyor musunuz AİDS?in çözülmediğine.. kanserin..) var!

yani demem o ki her türlü gelişim mümkündür.. teorik olarak düşünebildiğimiz her şeyin gerçekleşmesi muhtemeldir.. teknolojiye eyvallah, gelişir de gelişir.. eğer internet mümkünse kiii tee 1970′lerden beri vardır.. bence her şey mümkündür.. bu noktada bizim sorunumuz insandır.. insan… çünkü hayal ettiğiniz inanılmaz teknolojik donanımları yine bu insan kullanacak.

dünya, ilaç şirketleriyle silah şirketlerinin iki dudağı arasında gidip geliyor.. Vietnam’dan Irak’a ne değişti? yıllar önce gezegenimizden tamamen temizlenmiş ölümcül virüsleri nerden temin edip de piyasaya sürüyor teroristler(!)

bence asıl fantazi, insanın evrimleşerek daha insancıl olmasıdır.. bunun olma ihtimali ise; teorik olarak, benim bir marslı ile evlenip, evrenin diğer ucundaki X-MTİS kolonisine yerleşip çoluk çocuğa karışma ihtimalimden daha düşüktür..

27
Şubat
2008
23:07

yüz sene, beş yüz sene mi? benim öngörüm o kadar zaman sonra dünyada hayat olmayacağı…

28
Şubat
2008
21:57

bu yazıyı okuduktan sonra… o zamanlarda hayatta olmayacağım için kendi adıma sevindim doğrusu:)

29
Şubat
2008
10:24

Normal şartlarda 500 yıl sonra dünyada hayat olmaz fikri mantıklı geliyor ama teknoloji de gelişiyor. O yüzden bir şeyler düzeltilebilir gibi.

Yukarıda anlattıklarınız çok itici. Bir kere tüm insanlar fiziksel görünümün haricinde aynı olacak diyebiliriz. Aynı bilgiye sahip olacaklar yani. Bunu bozacak tek ihtimal var; bazılarının hacklenmiş olabilir :)

2
Mart
2008
04:52

üstad ben 10 yıl ötesini karanlık görüyorum malum küresel ısınma vs. ama bunlara gelmeden önce 3. dünya savaşı çıkar diye düşünüyorum. (:

2
Mart
2008
21:46

İçimde nedenini bilmediğim geçmişe karşı çok büyük bir özlem var. Yıllar önce herşey daha güzel daha samimiydi sanki. Teknoloji bu kadar gelişmiş değildi yaşam bu kadar kolay değildi belki ama o zaman ki zorluklar şimdiki kolaylıklardan daha mutlu ediyordu insanları bence. Hiç unutmuyorum yıllar öncesinde Parliament Sinema Kulübünün filmlerinin başlamasını beklerken uykusuz kaldığım bazen de film başlamadan uyuyakaldığım geceleri.

Bugün teknoloji o kadar ilerlemiş kalite bir o kadar artmışken televizyonda beni öyle heyecanla bekleten hiçbir şey ne yazık ki yok çoğu zaman açmak içimden bile gemiyor. Çünkü kalite aslında her geçen gün artmıyor, düşüyor. Bu konu hakkında aslında o kadar çok konuşulcak şey var ki. Bence bırakalım yüz yıl sonrasını, teknoloji böyle hızla ilerlerken bir sene sonra neler olabileceğini tahmin etmek bile neredeyse imkansız hale geldi. Böylesi hızla değişirken herşey bence ilerlemek yerine biraz geriye gitmek daha yararlı olacak insanlık için.

3
Mart
2008
15:22

Merhaba, bence şöyle bir yapı olmalı.

Örneğin Delphi ile ilgili Türkiye’den bir siteye üye olurken en sonunda diğer delphi sitelerini de gösterip, istediğimizi seçerek, aynı zamanda onlara da üye olmabilmeliyiz. Bize sağlayacağı avantaj nedir? sorusunun cevabı çok basit. Zaman kaybını önlemek, ortak bir şifre belirleneceğinden dolayı şifreyi unutmamak, benzeri sitelerden de haberdar olabilmek…

Kötü bi fikir mi sizce.. Adını da ben koyayım DATAPOOL..

7
Mart
2008
18:34

İnsanların geliştirdiği yeni türlerin doğaya sızması neticesinde büyük doğa katliamları oluşabilir. Bir sürü türde bu yüzden yok olabilir. Ancak DNA devriminden sonra artık yok olan türler için üzülünmüyor. 2 günde tekrar üretiyorlar türü. Hatta dinazorlar üretiliyor hayvanat bahçeleri için. İnsalar belli özelliklere sahip bebekler İMAL edebiliyorlar. Ordu için kasyapıs gelişmiş, kafasız insanlar vb.

Kuantum fiziğinin dibine vurulmuş. Artık aynı anda 1 den fazla yerde olunabiliyor. Zamanda yolculuk çocuk oyuncağı. Ancak çok kontrollü yapılabilyor. Devlet denetimde. Dünya kaynakları çoktan bittiği için diğer gezegenlerden madenler çıkarılıyor.

9
Mart
2008
12:54

Benimkiler pek siradan olacak ama;

- Artik siradan DSLR makinalari 180-200-megapiksel olmus. Fotograf cekmek icin bir sürü ayar yapmaya gerek kalmamis. Tek tus ile herseyin profesyonel ayari otomatik olarak yapiliyor.

- Artik ise biz degil, klonlarimiz gidiyor. Biz ise oturup keyif catiyoruz.

- Hacker’lik sona ermis. Güvenlik cok ileride.

- Anne ve Baba eskisi gibi cok önemli degil maalesef. Artik insanlar 15 yasinda özgür olup kendi yasamini sürdürüyorlar.

- Internet hizimiz saniyede 10 terabayt olmus. Bir tik ile bir Film, Oyun vs. indirebiliyoruz. (özellikle Türkiye icin müthis bir gelisme)

- Uyumadan dinc kalma aletleri cikmis. 10dk’lik sarj ile 8 saat uyumus gibi oluyoruz. Özellikle Amerika gibi bir ülke sirf Askerleri icin erken üretir bunu (: ..

Aklima gelenler bu kadar. biraz i,robot filmi aklima geldi seninkileri okuyunca. umarim hepsi degil de, özellikle önemli olan, ise yarayanlar gerceklesir. Dünya Devrimi yapilirsa iyi olur, fakir daha fakir, zengin daha zengin olmasin artik..

9
Mart
2008
13:21

Geçmiş geçti, gelecek elbet gelecek, bizse bugündeyiz… Biz de geçmişin tozlu raflarında yerlerimizi alıcaz, gelecekte geçecek…

10 yıl 100 yıl ya da 1000 yıl öncesinde ya da 10 yıl 100 yıl 1000 yıl sonrasında farketmez, hayatta mıyız? evet, bilinçli miyiz? evet, görevlerimizi yapıyo rmuyuz? evet, yeterince sorguluyor muyuz hayatı? evet,

O zaman “DURMAK YOK DEVAM” ; )

13
Mart
2008
09:52

belki çok bir zaman değil ama 100 yıl sonrasını düşündüğümde nedense ilk aklıma gelen siyaset oldu:) demirel tekrar cumhurbaşkanı:P şuanki siyasi aktörler kara para aklama, hortumlamadan hapiste fln:P belki çok uçuk oldu:D

daha sonrası dönemde de bahsettiğin gibi reklamların bireyselleşmesi söz konusu olucak ki buna şimdi bile az da olsa rastlayabiliyoruz, facebook’da belli kesimlere çok ucuz maliyetlerle ulaşmak mümkün…. bunun bir sonraki basamağı da reklamların bireylerin ihtiyaçlarına göre bireysel bir şekilde yapılmasının mümkün olabilcek olması.

belki de bundan dolayı reklam verme mantığı da değişicektir, ürünü ihtiyacı olmayan insana tanıtmama gereği ortaya çıkacak- marka bilinirliliğini arttıracak, pekiştirecek başka bi çözüm bulunucak olduğunu varsayıyorum- insanların tüketim alışkanlığının değişeceği kesin çünkü…

18
Mart
2008
13:31

Gelecekte savaşlar olmasın diyorum ama pek de inindırıcı gelmiyor kendime bile. Artık Irak’ta ve Filistin’de masum canların yanmamasını diliyorum. A.B.D. nin ilk beş yılında bir milyon kişinin öldüğünü varsayıyorsak bir beş yıl sonra da bu sayının katlanmasını istemiyorum.

Kimsesiz kalmış, annesini, babasını savaşta kaybetmiş çocuklar olsun istemiyorum. A.B.D.’li askerlerin evleri basıp kadınlara tecavüz etmesini istemiyorum.

Kendi ülkemde saçma sapan nedenlerle ülkenin kaosa sürüklenmesi yerine, genç nesillere gerekenden daha fazla ilgi gösterilip güzel başarıları konuşmak istiyorum.

21
Mart
2008
15:51

Şimdi soruyorum neleri bilmek isterdim gelecekte? Acaba bizim takım şampiyon olacak mı? Yok tabiki de daha önemli şeyleri düşünürdüm ya da sussam sadece düşünsem mi yok yok bu bana ağır geldi en iyisi hiç düşünmeden beklemek.. Kararsız kaldım gelecek ne ki?…

24
Mart
2008
16:39

Gelecek çok hızlı gelecek. ;)

25
Mart
2008
11:36

Benim kafam gelecekle ilgili felaket senaryolarıyla dolu, ki yaklaşık 10 bin yıldır dünya üzerinde yaşayan modern insanın, maksimum 100 yıl daha yaşayabileceğini düşünüyorum. (dinazorlar 65 Milyon yıl yaşamıştı..!) işte bir kaçı..

*Kuş giribi evrimini tamamlayıp, insandan insana geçmeye başlayacak ve hepimiz hapşurarak ölücez! (kuş gribi ilk evresinde sadece kuşlar arasında bulaşıcıydı, kuştan insana geçtiği son yıllarda sıkça gözüktü, son bir aşama kaldı.. bu konuda dünya sağlık örgütünün müthiş çalışmaları var ama kimse garanti veremiyor.)

**Kuzey Kore, Venezuella ya da Iran gibi ülkelerden birinin yakacağı fitil sonrası nükleer savaşın başlaması hiç de uzak bir olasalık değil, Nükleer silahlara milyarlarca dolar yatırıyor çoğu ülke ve kimse bu kadar yatırımı küçük bir olasılık için yapmaz. Sadece hazırlanıyorlar! (Sadece K.Kore ‘nin elinde Amerikayı haritadan silebilecek kadar güçlü Nukleer silahlar olabileceği bir çok uzman tarafından tahmin ediliyor.)

İyi uykular:)

1
Nisan
2008
20:42

ben bide bunlara hayvanları anlamayı eklemek istiorum..

hayvanları anlıoruz ve onların davranışları artık doal karşılanıo. mesela ağzımıza bi çip yerleştirilio ve bizim sesimizi köpek havlamışız gibi işitio, kedi miyavlamışız gibi eşşek anırmışız gibi hissedio.. ole olunca hayvanlarla insanlar arasında da duygusal bi bağ gerçekleşmeye başlıo..

sonra hayvanların da zeki olduklarını görmeye başlıoruz ve onlar bizlerden daha hızlı geliştiriolar beyinlerini.. ve bizden de kazandıkları şeyler olmaya başlıo hayvanların.. mesela yürüme yeteneği kazanan bi köpek sonra zamanla bacaklarındaki perdeler sayesinde iki ayaklı iki elli yaratıklar oluolar (belki biz 4 ayaklı oluoruz..) sonra deişik türler oluşmaya başlıo (fille insan arası bişe..:):) [katır gibi])

neyse zeki olan bu hayvanlarla insanlar arasında oluşan bu biyonik bağ yüzünden haraketli hücreliler insan veya hayvan die bi ayrımı yapmamıza engel olmaya başlıo..

artık invan die ya da haysan die tek tür oluoruz.. teknolojiyi kullanma gücünü de tabi invanlarla daha hızlı devam ettiriorus..

fille aslan karışımı fakir bi invanla insanla fare karışımı fakir bi invan kavga edio..

acaba filden olma aslan fareden olma insandan kaçıcak mı? ne dersin tunç abi..

6
Mayıs
2008
11:23

Ya ben görmesem bunları daha iyi olacak sanırım. Ben şu an yaşadığım dünyadan bile çok mutsuzum. Nerede benim top oynadığım komşu çocuklarım, nerede bisikletlerim, nerede o tadından yenmez yemeklerim. Off ya musluktan kana kana su içmeyi özledim ben.

7
Mayıs
2008
17:24

şahsen bana böyle bi hayat çok iğrenç geldi, böyle bi hayatta yaşayacağıma ölürüm daha güzel.

9
Mayıs
2008
13:39

gelecekte birgün gelecek iyisimi bunları boş verin bu günü kurtarmaya bakalım…


Yorum Takibi
Yorum RSS: Bu yazıya yapılan yorumları RSS yolu ile takip etmek için
Sen de Düşünceni Paylaş










Yorum Önizleme


© 2006 - 2008 Fikir Atölyesi - Tunç Kılınç
Kaynak belirttiğiniz sürece içerikten faydalanabilirsiniz. Sizin için üretildiler.
septic system price texas bad side effects of viagra