Profesyonel kurumsal hayatı, uzun yıllar farklı şirketlerde farklı sorumluluklarda yaşadıktan sonra "tamam" demiş bir gün. "Alışkanlıkları değiştirmek çok zor olsa da bu kararı almakla iyi etmişim. Edindiğimiz deneyimleri aktarabileceğimiz bir başka hayatımız olmayacak çünkü" diyor şimdi.

Kjell Nordstrom ve Jonas Ridderstrale’nin o müthiş sözünü hatırlatıyor:

"Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu."

"Fark yaratma" konseptine bu yüzden aşık. Bu aşkını da Fikir Atölyesi'nde yazılara döküyor.

"Tunç’u biraz daha yakından tanımak isterim" derseniz buraya; "birlikte bir kahve içelim" derseniz de buraya tıklamanız yeterli.

28
Ocak
2008

Yazar:
Kategori:

Zorlandığım bir liste yapıyorum son bir iki gündür. İlk başta kolay deyip, sonra öyle olmadığını anladığım…

Bugünden sonra nefesimi keseceğini düşündüğüm an’lar listesi bu. Sağlığım yerindeyken, ölmeden önce yapmak istediklerim.

Burada da niyetli bir şekilde paylaşıyorum sizlerle. Hem kendi kendime söz verip bunu kayda almak, hem de sizlere biraz daha kendimi açabilmek adına.

Eğer sizin beyninizi de alabilirsem bir iki dakikalığına bile olsa, “benim kendi listemde neler olurdu” diye sormanızı sağlayabilirsem, bonus olur bu bana.

Listenin üç başlığı var.

İlki; bana “işte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak” dedirtenler. İkincisi; hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim. Üçüncüsü de bir fantezi; bir daha dünyaya gelme şansım olsaydı…

Başlayalım ilkinden.

1. “İşte Bunlar” Listesi:

- Uzaya yolculuk, hatta bir süre yaşamak orada.
- Steve Jobs ile başbaşa balık rakı. Salaş bir yerde.
- Virgin markası (ve Richard Branson) ile herhangi bir konuda eğlenceli bir işbirliği.

- Bir filmde oynamak. Ufak bir rol de olsa.
- Uçak uçurmak (kısa süreliğine de olsa pilotluk işte.)
- Led Zeppelin, Pink Floyd, Metallica. Bunlardan birinin konserinde ve kulisinde olmak.

- İmkanı olmayan çocuklar için okul (eğitim sistemini benim oluşturduğum.)
- Futbol okulu (futbolcu, teknik adam, masör, yönetici, hakem, hatta top toplayıcı çocuk yetiştiren.)

- Tutkulu bir aşk. Uzunundan…
- O’ndan çocuk sahibi olmak.
- Bir bebeğin doğumunu canlı gözlemlemek.

- En az 3 haftalık bir gemi yolculuğu. Uzaklara…
- Her sene en az 1 ay İstanbul dışında olmak. Bir kısmı denizde.
- Bir karavanla (5-6 kişi) tüm yaz boyunca serserilik.

- Özgün bir kitap üretmek.
- TV Programı yapmak (format, sunum; hepsi!)

- Küba’yı yaşamak (bizde mevsim kışken.)
- Çin Seddi’nde koşmak, bisiklete binmek, sigara içmek…
- Avusturalya ve Yeni Zellanda’da bir süre geçirmek. Bir süre.

- Kendi tasarladığım, içinde bir dj ve ahçının aşçının da yaşadığı, kimin girip çıktığı sürprizlere açık, salaş bir yaşam alanı (ofis/ev.)

- Sezen Aksu ile bir köyde bir hafta sonu geçirmek, bol sohbet; yemece içmece; yazmalı, çizmeli… (Bu madde alttaki listeye de girebilir. Hatta çıkabilir de, emin değilim!)

2. Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:

- Bir üniversitede haftada bir, yarım gün ders vermek (sınavın olmadığı.)
- Organlarımı bağışlamak için bir kağıt parçası imzalamak.
- Kendi tasarladığım bir dövmeyi yaptırmak.
- En az bir ay süre ile barmenlik yapmak.
- Kapodokya’da bir hafta sonu, oradaki dokuyu tatıp, sonra da balona binmek.
- Yunuslarla yüzmek. Saatlerce.
- Tüm Fikir Atölyesi okurları ve arkadaşların olduğu kocaman bir parti. Hem paylaşmaca, hem eğlence.
- Paralı bir yolda giderken arkadaki arabanın ücretini vermek (ve aynaya bakmamak.)

.

3. Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa… Fantezi ya işte.

Bir rock grubunun parçası veya aykırı bir film yönetmeni olmak isterdim sanırım.

—–

Bu listeyi yaparken bile heyecan duydum, zorlansam da zaman zaman… Kaç tanesi bakalım gerçek olabilecek. Eksik kalacağı kesin ama sorun değil. Önemli olan yaşadığımız anın kıymetini bilmek değil mi?

Siz de paylaşmak isterseniz eğer “nefes kesecek anlarınızın” neler olmasını istediğinizi, buyrun.

Kalem şimdi sizde.

—-

[Not: Daha önce birkaç kez kurban gitmiş olduğum bloglar arası bir “mimlenme olayını” bu kez de ben başlatmış olayım. “Nefesimi Kesecek Anlar” mimine davetlimsiniz sevgili Devletşah, Erhan, Eloy, Oky ve Hamdi. Umarım uzun soluklu ve eğlenceli bir mim olur. Üç başlığa da sadık kalabilirseniz ayrıca mutlu olurum.]

28
Ocak
2008
04:29

Bazı yazılar vardır harflerden başka hiçbir şey ifade etmez insana.. Bazılarına ise gülüp geçer insan zaman zaman.. Ama bazıları da vardır ki her satırında bir ünlem, her sözcüğünde bin duygu taşır..

Nedendir bilmem.. Yine çok hoş bir tesadüf sanırım.. Gecenin bu saatine kadar neden uyumadım ben acaba?…

Ah.. Tabii yaa.. Düşünmeliyim, düşünmeliyim, düşünmeliyim… Ama nefesimi kesecek anları değil… Bunu bu kadar harika, bu kadar net, bu kadar muhteşem ifade edebilen, bir anda bazı şeyleri düşünmemi sağlayan çok değerli biricik ağabeyciğim Tunç Kılınç’a nasıl teşekkür edipte altta kalmamam gerektiğini düşünmeliyim.. Galiba çok düşünmeliyim.. Belki defalarca okumalıyım bu yazıyı.. Evet evet okumalıyım..

Kalemine, o güzel yüreğine ve ellerine sağlık Tunç ağabeyciğim. Ben de ilk fırsatta listemi yapıp, burada başka bir yorumda ekleyeceğim. Söz…

Neden bu kadar etkilendin demeyin lütfen.. Dikkatli okuyun.. Çok ince ve üstün bir düşünce yapısının eseri bu yazı.. Çok dikkatli okuyun ve sizde listenizi yapın.. Bir şeyleri yapmak için geç kalmamalıyız…

Dostlukla..

28
Ocak
2008
07:56

- Bisiklet ile Dünyayı gezmek. (Kısmı parça pinçik yapmaya çalışıyorum)
- Land Rover Discovery ya da Defender ile en sevdiğim 4 kişi ile overland İran Pakistan Nepal Hindistan turlamak
- Universitede Part Time ders vermeyi ben de çok istiyorum. Doktoram için bu kadar sürünmemin tek sebebi diyebilirim.
- TV’da bir belgesel yayınlamak
- Internet dünyasına yepyeni ve çok ses getirecek bir proje kazandırmak.
- Üstü açık Klasik Bmw ile avrupada sahillerde gezmek 1972 Bmw 2002 Baur Cabrio… Ya da Bmw 507 gibi…
- Bir süre Balkanlarda yaşamak…
- Bir süre İzlanda’da yaşamak (gittim tadı damağımda kaldı)

Tunç bu listeleri bazen senelik olarak yapıyorum bazılarını gerçekleştirmeye çalışıyorum. Bir moleskine defterim var ona her sene bir hedef koyuyorum %1 %5i bile tutsa seviniyorum…

Sevgiler…

28
Ocak
2008
08:46

The Bucked List. Liste yapmadan önce seyredilmesinde fayda var.

28
Ocak
2008
11:05

Neden her zaman hayatta bir şeyleri erteleriz ki!

28
Ocak
2008
13:14

- Tüm Fikir Atölyesi okurları ve arkadaşların olduğu kocaman bir parti. Hem paylaşmaca, hem eğlence.

İşte bu süper bir fikir :)

Mim dönüp dolaşıp bana da ulaşırsa cevaplamak keyifli olacaktır eminim ;)

28
Ocak
2008
16:29

sorun, aklımızdan geçen, hayalini kurduğumuz; nefes kesen mükemmel anlarımızın olup olmaması değil.. herkesin vardır.. hatta, illa ki vardır.

sorun onu açık yüreklilikle paylaşabilmek. bırakın nefes kesmeyi, insanın solunumunu durdurabilecek asıl durum bu! sizi bu noktada kutlamak gerek.

28
Ocak
2008
17:00

Aklımdan böyle bir liste yapmak geçmedi değil, fakat bu yazı üzerine düşüncelerim tekrar canlandı sanki.

Hemen kendi listemi oluşturuyorum, ilerde hayallerimi gerçekleştirdiğimi görmek kötü olmasa gerek, ha?

28
Ocak
2008
18:27

Senin gibi bir günlükçüye yakışır cinsten bir yazı olmuş. Günlükçülerin kendilerini olabildiğince açmaları gerektiğine inanırım. Bu yazı da tam bu düşünceme paralel bir şekilde yazılmış.

Ayrıca bana gönderdiğin pas için de teşekkür ederim, hemen gereğini yapacağım ;)

28
Ocak
2008
22:21

ne güzel bir yazı, iyi ki üyeyim.

harbiden hemen düşünmeye başlıyor insan liste oluşturmak için birçoğuna evet katılıyorum. listenizden kopya çektim..:)

bu listeyi oluşturmak bile başlıbaşına heyecan verici. gerçekleştiremesek de hayal etmesi bile güzel. ama gerçekleştirilmesi dileğiyle…

28
Ocak
2008
22:49

[…] Bir önceki yapmayı ertelediklerim zaten gündemimde olduğu için zorlanmadım. Ama bunun gibi mimler gelince şöyle bir oturup düşünüyor insan, nefesimi kesecek […]

29
Ocak
2008
00:09

- Sezen Aksu ile bir köyde bir hafta sonu geçirmek, bol sohbet; yemece içmece; yazmalı, çizmeli…
- Yada Nil Karaibrahimgil ile aynı düşüncelerle…

29
Ocak
2008
12:46

1- dünyanın en çok ziyaret edilen blogun benimki olması:D
2- Bill Gates’in çaycısı olabilmek :)
3- 2. bir dünyayı keşfetmek (herkesten önce)
4- bu yazdıklarımı okuyup gülmek

29
Ocak
2008
13:48

Selam,

Gerçekten hoş bir yazı daha imzalamışın. Umarım ipin ucundan tutabilirsin, gerisi çorap söküğü misali.. yani isteklerin umarım gerçekleşir.

Benim istekler, yapmak istenilenler konusunda kafamı kurcalayan bir depo dolusu merakım ve şaşkınlığım var. Ne olacak bu isteklerin hali? Hele birbirine tıpatıp benzeyen, yurdum gencinin istekleri… Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama sözbirliği yapmış gibi herkes aynı isteklerde yol alıyor. Hayaller birbiriyle büyük ölçüde örtüşen dilekler oluvermiş, ufak tefek değişiklikler dışında.. (-Ben Amerika’da yaşamak istiyorum. - Aa öyle mi ben İngiltere’de.)

Bir kitap var, adı gizli söyleyemem(!), düşünsel eylemden bahsediyor. Hemen akabinde kişisel gelişim kitaplarının atasözü “Ne duruyorsun, harekete geç” şeklinde devam ediyor. Düşünerek bazı hayalerin, isteklerin gerçekleşeceğini söylüyor, çekim kuvvetinden bahsediyor.

Ben bu kitabı okuduğumda aklıma gelen ilk şey bu kitapta yazılanların tüm insanlık tarafından uygulandığını kurgulamak oldu. Şüphesiz benzer istekler birbiri ardından gelecek.

Güç, para (mümkünse bol olsun), kariyer (hani kestirmeden olması fena olmazdı), ev (büyük olsun), araba (son model), ün, şöhret (benim sanata yatkınlığım var, aslında ben tiyatro okumak istiyordum biliyor musun?) ve tabi ki yurtdışı (yurtdışında yaşayacağım, master’ı mutlaka yurtdışında yapacağım)… Bu böylece devam eden cümleler.

Bu benzer istekler karşısında çekim kuvvetinin ne yapacağını çok merak ediyorum ve her şeye ulaşmamızın getireceği durumu? Önümüze konulan amaçlar başkalarınınkiyle aynı yolda. Ve maalesef bakir hayal kalmamış.

İsteklerimizin üstünden binlerce insan daha önce yürümüş. Ve biz bunu hesaba katıp, bunun bir avantaj olduğunu düşünerek istemeye devam ediyoruz. Farklı, seçilmemiş istekler karaborsada gibi duruyor. Daha önce üzerinde yürülmüş istekler bize uygun mu, ben gerçekten bu yolda yürümeli miyim diyenler azalırken, haritasız yola fırayanların sayısı gitgide artıyor.

Yoksa sadece diğerleri bu yollar ile başardılar, ben de aynısını yaparsam başarılı olurum düşünceleri mi hayal makinamızın yağını, mazotunu oluşturuyor?

Herkes televizyoncu olmak zorunda değil, yurtdışında yaşamak ya da orada master yapmak kanunla zorunlu hale falan getirilmedi.. Herkes büyük yaşamak zorunda değil ama büyük düşünmek bir alternatif.

Açıkca zamanla farklılığın kazanacağını ve benzer isteklerin gitgide sığlaşarak, benzer formlar haline gelip, yeni kuşağın yaşam biçmi ve hayalleri olarak yerini bulacağına inanıyorum.. Bana göre daha önce yürülmüş bir yolda yürümek bir alternatif, biraz avantaj gibi görülse de daha önce seçilmiş bir yol.. Fark yaratmak ve farklı hayaller kurmak
ise cesurca hareket edilmiş başka bir yol..

Açıkçası ikisi de birer yol ama üzerinde yürünmemis bir yolda yürümek ve başarıyı bu yolda bulmak ya da hayallere bu yolla kavuşmak sanırım bana biraz daha cazip geliyor..

Hemfikir olduğum konu ise yolumuz olsun da nasıl olursa olsun..

29
Ocak
2008
21:37

oyuna devam:

1.) “İşte Bunlar” Listesi:

- “ışınla beni sıkati!” diyebilmek:)

- matrixteki gibi; bilmediğim ve öğrenmek istediğim bilgileri beynime yükletebilmek: araba kullanma, bilgisayar programlama, sayısız lisan, tüm kişisel gelişim modülleri, karşımdakini anlamak için gerekli donanım ve dahi, kendimi onun gözlerinden görebilmek, kulaklarından duyabilmek…

- koşulsuz şartsız, “ama”sız, “keşke”siz, yargısız, kaygısız, egosuz sevebilmek. sadece sevmek! bu şekilde sevebilen çok az insan gördüm.. öğrenilebilir mi bilmem, ama isterdim.

2.) Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:

- yapmayı neden beklediğimi bilmediğim bir şey yok.. yapmıyorsam nakit yok demektir!

3. Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa? Fantazi ya işte.

- seçme şansım varsa, işe hangi eve doğacağımı seçmekle başlamak isterim!

29
Ocak
2008
22:07

Kısa bir süre önce “karar defteri” tutmaya karar verdim… Kırmızı kapaklı bir defter seçtim kendime. Heyecanla bahsediyorum insanlara kırmızı kaplı karar defterimden.. Anlamakta zorlanıyorlar..

Hayatımı takip etmek için diyorum.. Bazen yapmam gerekenleri ya da isimleri hatırlamak için.. Ama daha çok , hayallerimi unutmamak için.. Ara ara sayfalarında geriye dönüp gerçekleştirdiğim kısa vadeli kararların yanına işaret koyuyorum..

Hayatımın başarı yüzdesini çıkarıyorum kendimce.. Düşüncelerime ne kadar sadık kaldığımı ölçüyorum.. Ama asıl hayatımı nasıl yaşadığımı belirleyecek olan kararların yanı henüz boş..

- Mükemmel bir özetini çıkarttığım, yer yer diyalogları oluşturduğum kitabım..
- Penceresi Akdenize açılan (İspanya kıyı şeridinde) küçük beyaz evim..
- 6 ay ile 1 sene arasında misafiri olacağım şehirler…
- Kalbimdeki yerlerini temiz tutmaya karar verdiğim isimler (bunu ömrüm boyunca takip etmeliyim.)

“İşte bunlar” ve “yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim” listemin ana başlıkları… İçiçe..

Dünyaya tekrar gelip seçme şansım olsaydı, sanırım, öyle bir şey olsaydı, dünyaya en az 10 kere daha gelmem gerekirdi… Ya da “bono” olabilirdim.. Tek bir hayatta bir kaç hayalimi toplamayı başarmış biri.

30
Ocak
2008
01:01

1. “İşte Bunlar” Listesi:

*Nuh’un Gemisini bulmak için Ağrıya tırmanmak ve gerçektende gemiyi keşfetmek..

*İskender Paydaş ve Tunç Kılınç ile her hafta sonu yelkenli ile denizlere açılıp rakı-balık keyfi eşliğinde ortak konularda sohbet etmek..(!!!!!)

*ÖSS sınavının formatını tamamen değiştirmek..

*Her hafta mutlaka bir gün Rumelihisarı’nda denizi seyrederek sabahlamak..

*(!!!)Herhangi bir konserde, kuliste İskender Paydaş ile sohbet etmek, sound-check esnasında kendisinin performansını seyredip tecrübe edinmek.. (Aaah ahhh)

*Londra-Oxford’a gidip Emma Watson’la bir süreliğine de olsa sohbet etmek..

*Genellikle ilk ve orta öğretimde uygulanan kılık-kıyafet yönetmeliği adı verilen saçmalığa son vermek.. (Biz çektik bizden sonrakiler çekmesin diye..)

*Yakın zamanda kalbini kırdığım tüm insanları bulup kendimi affettirmek..

*Sevgiyi bulmak ve hiç kaybetmemek..
*Dürüstlüğünden ve sadakatinden şüphem olmayacak ilk gerçek melekle tanışmak..
*Uğrunda ölmeye değer insanı bulmak ve uğrunda ölmek…
*Sevmek-satılmak/sonra satın almak-ve sonra satmak..

*Hayal kırıklıklarıyla dolu bir yaşamı bırakıp, bunların olmadığı bir yer bulup orada sessiz sedasız yaşayabildiğim kadar yaşamak..

2. Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:

*Belirli sebeplerle iletişimi kestiğim ama sonradan pişman olduğum arkadaşlarımı aramak..
*Yufka yürekli olduğumdan dolayı beni yıkan her insana arkamı dönüp gitmişimdir. Şimdi hepsini teker teker bulup arkadan vurmak…

*Her ay düzenli olarak kan bağışında bulunmak..
*Organlarımı bağışlamak..
*Trenlerde mendil, kalem vb.. satan, gerçekten ihtiyacı olduğu için çalıştığını anladığım çocuklardan birisini alıp eve getirmek ve ihtiyacı olan herşeyi karşılamak, okutmak, ona yeni elbiseler almak…

3. Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa… Fantezi ya işte.

*İskender Paydaş’ın kardeşi veya en yakın dostlarından birisi olmak isterdim…

Üçüncü bölümde epey kastım ama bana daha cazip gelen herhangi bir şey olmadığını belirtmekten şeref duyarım..

Dostlukla…

30
Ocak
2008
03:04

[…] Tunç Tekmetokat’a bir pas vermiş o da topu bana […]

30
Ocak
2008
06:32

[…] ilki Tunç Abi’nin göndermiş olduğu mim. “Nefesimi Kesecek Anlar” başlıklı mimin konusu: “işte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak? […]

30
Ocak
2008
09:24

[…] Mim başlatıcısı ve içeriği:

Tunç Kılınç

“Nefesimi kesecek anlar” […]

30
Ocak
2008
10:40

Ben de çok şey yapmak istiyorum, listenizle çakışan ve çok şeyi erteliyorum, listenizle çakışan. Her ne kadar fantazimiz farklı olsa da liste çok yakın. Ve kendimi herkes gibi hissediyorum. Farklı değilim ve farklı olma çabam da hiç yok. Aksine mümkün olduğu kadar sürüden biri olmaya çalışıyorum. ( Farkım da bu olsun madem :) )

Şimdi soru şu. Çok mu aynı tip olduk insanoğlu olarak? Mesela neden kimse gerçekten uçuk bir şey dilemiyor. Uçuk bir güç istemiyor. Yani kimsenin bu hayatta bir solucan olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlama kaygısı yok mudur?

Öyle bir gücümüz olsa mesela. İstediğimiz şeye dönüşebilsek belli bir süreliğine ve belki dönüştüğümüz şeye bağlansak ve orda kalmaya çalışsak.

Güzel bir film olurdu en azından.
Sevgiyle,

30
Ocak
2008
10:52

Hocam, şu “salaş” meselesini bir açsak diyorum. Yanlış anlamayın. Kendinize has bir insansınız tanıyabildiğim kadarıyla. Beğenirim şahsen sizi, ama… Pek bir sevimsiz durdu cümleleriniz arasında. Hani “titir”, “mitir” gibi poposundan kelime üreten televizyon antenlerini andım, Allah iyiliğimi versin…

Her neyse… Yani diyorum ki bu “içinde bir dj ve ahçının da yaşadığı salaş bir yaşam alanı”… Nasıl bir alan oluyor burası kavrayamadım. Affınıza sığınarak…

30
Ocak
2008
12:39

1) İşte Bunlar:

- Paraşütle atlamak, yere indikten sonra bi daha bi daha?. :)
- Kendi yazıp yönettiğim sinema dünyasında çığır açacak:) kısa filmimi çekmek.. Gus Van Sant’ın setinde asistan yardımcısı (ayakçı:) olmak.
- Roma’ya yerleşmek Totti’yi dünya gözüyle canlı olarak seyretmek..
- Gerçekten bi şeyler yazabilir miyim onu öğrenmek ve hazır öğrenmişken yazabiliyorsam yazmak..
- New York’ta en azından 1 hafta geçirmek sonra Central Park’ta yarı çıplak ne işim var lan benim burada diye bağıra bağıra koşmak:) ardından bi gece nezarette geçirmek:)
- 2008 Şampiyonlar Ligi finalinde Fenerbahçe’nin aldığı kupayla Moscova Luzhniki stadında fotoğraf çektirip bunu Tunç abiye kartpostalla yollamak :) Sonraki 2009 yılı uefa kupası final maçında Saraçoğlu’nda Galatasaray’ın elinden kupayı almak:) Tunç abi de maçta olacak:)
- Moda’da ada manzaralı studyo dairemi almak:)
- Bu yıl Web Projemi gerçekleştirmek ve Steve Jobs’un web projemi satın almak için Tunç abiyi rakı sofrasında aracılık yapması için ikna etmeye çalışması:)
- Aşk konusuna hiç girmiyorum. Allah herkesin gönlüne göre versin ben mesudum demek…

2) Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:

- 3-5 aylık bi husky alıp onunla vakit geçirmek..
- Yeter sıkıldım saçlarmın şeklini değiştirmek:)
- Kısa film çekmeye neden başlayamadığımı çözmek ve başlamak, bu sene iff’de onlarca film seyretmek.

3. Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa… Fantezi ya işte.

- Shyamalan’ın yerinde olup sinema dünyasını dumura uğratmak:)

30
Ocak
2008
16:00

Merhaba sitenizi uzun zamandir takip ediyorum, gercekten cok guzel ve ufuk acici seylerden bahsediyorsunuz.

Ben bir daha dunyaya gelmek istesem M.Kemal ATATURK’un en yakinindaki kisi olmak isterdim, tum fikirlerini bahsedecegi ve raki sofrasinda onunla tum dunya meseleleri ve ileri goruslulugunden faydalanmak isterdim. Onun fikirlerine ait guzel kitaplar yazmak, belgeseller yapmak isterdim.

30
Ocak
2008
17:30

merhaba tunc bey,

sitenize ilk defa giriyorum. bir tek bu yazıyı ve yorumları okuyabildim, cok guzel..

ayni tip dilekler konusunda yukarıda yazan yorumlardan eray adlı yorumcuya katılıyorum, o da cok guzel yazmıs. gercekten aynı hayallerı kurar olduk, herkesin aynı tür hayalleri beni de sıkıyor. hayaller konusunda bu kadar tekdüze olmayalım bence.

hayal kurmamızı yeniden bize hatırlattıgın için tesekkurler. Yorumcu arkadas eray’a da aynı hayallerı kurmamamız gerektıgını anlatan yazısı icin tesekkurler. bundan sonra sıkı bir fikir atolyesi yorumcusu olmaya calısacagım..

en buyuk hayalım dokunmatık bılgısayar sahıbı olmak ..

31
Ocak
2008
15:42

çok güzel bir yazı. tebrik ederim.

31
Ocak
2008
17:10

Selam, ben bu tip bir listeyi on yıl önce filan hazırlamıştım. Milliyet Blog sayfam da yayınladım. Merak edenler için adresi.

Çok benzerlik yok gerçi ama niyet önemli. Neredeydik? Nerelere geldik? Bence herkesin yapması gereken hoş bir liste.

Sevgilerimle…

1
Şubat
2008
00:03

[…] Nefesimi Kesecek Anlar… diyor Tunç ve şu üç şeyi sorguluyor: Bugünden sonra nefesimi keseceğini düşündüğüm an’lar listesi bu. Sağlığım yerindeyken, ölmeden önce yapmak istediklerim. […]

1
Şubat
2008
12:08

1.) “İşte Bunlar” Listesi:

+ Bir tane BMW z4 alıp doyasıya balyoz ile parçalamak. Çok büyük maaliyet fakat zevk işte.
+ Tayvana gidip taili kızlara parmak uçlarında sırf masajı yaptırmak. (cinsel bir düşüncem kesinlikle yok)
+ 32000 serverlı bir datacenter kurmak. Hepsinde Merak Mail Server kullanmak. 32000 serverın backup işlerini nasıl halledeceğimi düşünmek elektrik faturasını görünce ödeyebileceğim halde üzülmek.
+ Bill Clinton ile bir öğlen yemeği.
+ Pink ile bir akşam yemeği.

2.) Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:

+ Arabamı satıp yerine 2005 Siyah Passat almak.
+ Kız arkadaşıma hediye laptop almak.
+ Laptopumu tamamen söküp UV Maviye boyamak ve yan kapaklarını plexi yapıp içini ışıklandırmak.

3. Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa… Fantazi ya işte.

+ Yaşayacağım şehiri seçmek isterdim.

1
Şubat
2008
14:28

[…] gönderdiği mimi cevaplamak için de daha mükemmel bir zaman olamazdı. Mimi başlatan Fikir Atölyesi. Konu da nefesimi kesecek […]

1
Şubat
2008
22:59

Yolum Cafe Fernando’dan düştü buralara; iyi ki de düşmüş…

İnsanın nefesini keseceğini düşündüğü anların var olması belki de en çok nefes kesen. Ama “en az 3 haftalık gemi yolculuğu” kısmına vuruldum diyebilirim; belki Yunan Adalarına, belki daha uzaklara ama uçsuz bucaksız, masmavi suların tam ortasında…

Hayallere daldırdı bu liste beni:

Masmavi sularda yelken basmak geçti beynimden ışık hızıyla; gündoğuşunda buz gibi sularda yüzmek geçti, güneşi denizin üzerinden batırmak geçti, biraz daha mütevazileşip vapurda martılara simit atmak geçti, üşenmeyip gecenin bu saatinde deniz kenarında yürümek geçti… (benim liste de size bonus oldu :))

PS: Seneler önceydi; OGS ve KGS’lerin olmadığı zamanlar. Boğaz Köprüsünden geçiyorum, camı açtım, parayı uzattım; adamcağız “ödendi hanımefendi” dedi, “anlamadım?” dedim, “ödendi, önden giden beyefendi ödedi” dedi. Şaşkınlığımı tahmin edebilirsiniz :)))

OGS ve KGS’ler ne kadar izin verir bilmem ama hiç tanımadığınız birisini şaşırtmak için iyi bir yol.

2
Şubat
2008
17:44

vay be! kimin nefesini kesmez ki bunlar, şöyle bir baktım da gerçekten de birini bile gerçekleştirebilmek ne büyük bir mutluluk:)

umarım hepsine tek tek kavuşursun hayallerinin:)

4
Şubat
2008
03:06

fantastik hayal kurmayı çocukluğumuzda bıraktık… o yüzden hepsi üç aşağı beş yukarı birbirine benziyor… ben demir değil mermerden tren hayal ederdim…

nefesimin kesileceği tek an doktorumun bana evet güzel bayan, hayatınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz artık tek bir hücreniz bile kanser değil demesi… hayat bu kadar canınızı acıtırken zor hayal kuruluyo tabii…

dünyaya yeniden gelme şansım olsaydı gelecek bir zamanda dünyaya gelmek isterdim, 3008 yılı nasıl mesela :))

4
Şubat
2008
19:29

Ben herşeyden öte bu dünyada yaşarken herşeyin tadını alayım mantalitesi ile değil, her şeyde bir argüman’ım var diyerek bir isim bırakma çabasında olmayı hep tercih etmişimdir.

Ne mi var listemin en başında;

Kendi yaptığım ve bakanların/araştıranların ilgi gösterenlerin ismimi söylerken “işte ben” diyebileceğim bir “YAPI”dır sadece.

Para ve şöhreti değil manevi değeri için ve küçük de olsa bir topluluğun tiyatrosunu andırabilecek bir arzu. (Tabi bunun yanısıra tadını aldığım ve yaşanmışlık olmalı herşeyde).

Sevg+Syg.

5
Şubat
2008
01:51

Hayallerin ne aynısı, ne eğrisi, ne doğrusu ne de yanlışı vardır. Hayallerin sıradışı olma zorunluluğu da yoktur. Adı üzerinde sadece hayal… Galiba önemli olan hayal ya da olması imkansız diye düşündüğümüz şeyler gerçekleştiğinde bizde bıraktığı o inanılmaz hisler.

Zamanda yolculuk yapabilseydim nefesim kesilirdi, belki de korkudan kesilirdi:)
Benden bir tane daha klonlanabilseydi… (Eve geç mi gelecem koy klonumu annemle babamın yanına olay bitmiştir. İşe gitmek canım istemiyor mu? Gönder klonumu gitsin çalışsın)

Okuduğum şimdi ismini bile hatırlamadığım bir kitaptan etkilenip beni mutlu edecek ve yaşamıma anlam katacak bir liste aslında bundan 6 yıl önce yapmıştım. Şimdi yazdıklarımı okuduğumda (Defteri zar zor buldum. Dağınıklıktan bir an önce kurtulmam lazım) bazıları beni hem güldürdü hem de şaşırttı.

En güzeli yaşadığın anın keyfine varabilmek ve tadını çıkartmak. Akışına ve tesadüfüne bırakmak işte o zaman kalbi üç buçuk attıracak olaylar peşisıra geliyor.

5
Şubat
2008
11:54

[…] çok kaliteli mimler çıkabiliyor. Fikir Atölyesi‘nden Tunç Kılınç’ın “Nefesimi Kesecek Anlar” başlıklı mim dalgası da bahsetmiş olduğum nadiren ortaya çıkan güzel fikirlerden […]

5
Şubat
2008
11:54

Ölmeden önce benim de yapacaklarım olsa dediğim, keşke yerine getirebilsem dediğim bir liste de ben oluşturayim dedim.

Bunlar ne olabilir ki, sıradan şeyler değil, her zaman hayal edip de hayal dünyama koyduğum bölüm kesitleri olabilir.

1- Evimde tüm dostlarımın bulunduğu bir parti. Herkesin içmesini saçılmasını, hatta isteyen tuvalette seks de yapabilir. Doruk noktasının olduğu bir parti,
2- Porshe 911 Turbo ile her yere gidebilmek, gidemediğim yerleri gezmek,
3- Yarışlara katılabilmek hız modifiye çılgınlığının damarında gezinebilmek, biraz arabalara çarpıp işte bu ya diyip, herkese gaz verip geri gidebilmek,
4- Sabahları erken kalktığım da işe yürüyerek gidebilmek yaklaşık 10 km yol yürüyerek gidebilir miyim :d:d:d denemenin mahsuru yok sanırım hehe
5- Sabahları kuşların ötüşünü dinlemek, rüzgarı hissetmek, sonra ayaklarının gittiği yere git derler ya o zaman eşorfmanlarını giy ve yürü moduna girebilmek,
6- Bir tane kız arkadaşı edinmek, kendini yedeğe al olayı ile birlikte bi kız arkadaşımın daha olmasını istemek yanlış olmazdı umarım,
7- Gün içerisinde hem onla hem de onla buluşup çılgınlar gibi eğlenebilmek onun için hızlı bi koşucuya ihtiyacım olucak,
8- Bi ben daha olsa diyebilmek,
9- Vücudum olmuş 100 kilo boy da 1.96 bunu ölmeden önce 75 kilo olarak görebilmek,
10- Şimdiye kadar öpemediğim dediğim onu öpebilmek, son bi kere olsa da onun dudağını yeniden keşfedebilmek,
11- Islak ama yalın bir kum olan bahama adalarına tatil yapıp da orayı tatmak,
12- Türkiye’de görmediğim yer bırakmamak,
13- Artık bu zaman diliminde cami yargısından biraz olsun kişilerin bilincini açık tutup biraz da okul yapımına yönlendirebilmek,
14- İnsan organlarının, insan doğduktan sonra yasal olarak insan ölümünden sonra bağışlanmasını, kabul edilmesini sağlayan yasanın çıkartılmasına ön ayak olabilmek,
15- Bilgisayar ve mouse yargısının yerini örnek verirsek bi mucit gelip de mouse’un içindeki birimleri nano technolojisi ile sağ elin veya sol elin deri tarafına yerleştirilmesi kızıl ötesi ile el nereye giderse oraya göre gitmesini sağlamak farenin noktasını çok güzel olurdu,:d Monitör için de tavan ile yer arasında bi görüntü birimi oluşturmak. Elinizi değdirdğiinizde içine eliniz geçsin transparan olsun,
16- Araçlarda bi sistem olsun araca söylediğimde 250 km yapabilmeyi de bilmeli, virajlarda ön gördüğü hızlarda gitsin biraz da o korkuyu yaşamak isterdim hani,
17- Korku demişken aklıma geldi. En iyi fuara gidip de Rocket, merdiven v.b gibi en ünlü korku tünellerine binmek eğlence ve adrenalin tutkusunu da yakalamak isterdim tabii ki,
18- Bu arada bir paraşütle atlamak, bir uçak kullanmak, bir uçağın içerisinde telefonla konuşmak evi aramak, msg çekmek, görüntülü tel ile anne bak ben şu an denizlerin üstündeyim deyip de konuşabilmek ne güzel olurdu,
19- Silah alıp bir dağ da atış talimi yapabilmek,
20- Paintball olayına katılmak, vurucu ya da pusucu olmak:d en iyi olayım çünkü:d
21- Abam ise bugatti, ferrari, bmw’nin son modeli, ford mustang şahım benim, bu araçları hepsini ayrı ayrı noktalara bırakmak ve üstüme de pasaklı giysiler binip zengin klasmanlı insanların yanımdan geçip önce gülmelerini izlemek, sonra arabaya binmek onları ne kadar şoka sokardı kimbilir, hele o gülenler dengeyi yitirirlerdi galiba:D
22- Ortak görüş pink olsa gerek onla bir gün family portrait şarkısını dinlemek, bi de gece yemeği yemek hiç de fena olmazdı herhalde,
23- Bi rockete binip dünyadan başlayıp, evrenin sonuna kadar gidebilmek isterdim,
24- Şirketlerde çalışan herkesin hak ettiği maaşı almalarını ve saygı görmelerini isterdim,
25- Benimle bir ford mustang challenger içerisinde sevişebilecek bi de bayan isterdim, ayıp mı oldu:d
26- Bir sistem ile sistem dışına çıkılmamasını sağlamak isterdim, Yani açıkca eğer orda 50 km/hız kuralı varsa onu aşamıcaksın. Bu yönde olmasını Türkiyenin her yerinde kamera sisteminin aktif olmasını, tabii ben hız tutkunuyum ben ayrı olayım.
27- Yağmur yağarken düşünün ki Türkiye’nin üzerine bir elektro koyun, devasa olucak suları hep elektriğe dönüştürmesini isterdim, kesin savaş çıkardı hehe,
28- Dünyadaki suyun ise her yerde var olmasını, verginin de olmamasını keşke,
29- Son anım diyerek her bi tarafta küçük roller ve futbol maçında dünya kupasında oynamak,
30- Dünyada gözle görülmesi başka neler varsa keşfetmek,
31- Toprağıma uzanıp yatabilmek, bu arada biraz da su atın ii geliyor. Yine yeşeriyorum:d

10
Şubat
2008
20:35

merhaba yine ben, tebrik ediyorum sizi. daha benim ilk günüm bu sayfalarda ama sizi okumaktan gerçekten çok zevk aldım, almaya da devam edicem eminim bu konuda.

bu yazılar insanda bazı şeyleri uyandırıyor, bunu okuyan herkes farkındadır, biliyorum. çok güzel şeyler yazıyorsunuz, şuan sizi tebrik etmekten, elinize yüreğinize sağlık dilemekten başka bir şey gelmiyor.

listemi sunup sizi daha da mutlu etmek isterdim, eminim daha mutlu olurdunuz ama herkesin yorumunu okudum ben bana özgü olsun istiyorum, ister istemez insan etkileniyor ve insanlar benim yazılarımı okuduklarında başkasından bişeyler hissetmesini istemem. bu yüzden attığım bu adımın verdiği mutlulukla kendi kendime kaldığımda düşünmek istiyorum.

tekrar tebrikler… sonsuz saygı duyuyorum size.

18
Şubat
2008
14:29

aynı anda iki tane sarışın güzel hatunla seks
paraşütle uçaktan atlamak hatta hızımı alamayıp bi dağdan atlamak

18
Şubat
2008
16:04

Dünya genelinde tanınan milyar dolarlık bir web sitesi yaratmak!!!

20
Şubat
2008
09:06

Bu arada gidip bi site alan adı olarak yazıyazın.com sitesi satın alınmak. Açık bi tablo oluşturup. Buna yazı yazılmasını sağlamak. Öncelikle üyelik yok. Ad ve soyad olarak. Sadece sıradan bir isim girilerek. Konuşma başlasın. Konuşma bir gün kayıt altında tutulsun veya tulmasın. Kötü yazı ve küfürlere karşı küfür önleme sistemi kurulsun. Çok güzel olucağı kesin. Bence.

22
Şubat
2008
12:00

Benim de bir listem var oldukça uzun. O yüzden kısaca senin yazdıklarına bir kaç küçük notum var onu yazayım.

* Filmde oynamak çakışan isteklerimizden biri. Ama ben sadece Stephan King kitaplarından birinde yapmak istiyorum bunu :)

* Küba’ yı yaşamak konusunda seni kesinlikle destekliyorum. Geçerken beni de Honduras’a bırakır mısın? :)

* Organlarını bağışlamak için herhangi bir kağıt parçası imzalaman gerekmiyor. Sen imzalasan da ne yazık ki birinci derece akrabalarından birisi hayır derse imzanın bir geçerliliği kalmıyor. O yüzden en güzeli bu konuda izni alınacak birinci derece akrabalarına bu isteğini ve kararlılığını göstermen oluyor. Yine de organ bağış kartı insana kendini daha iyi hissettirebilir.

* Yunuslarla yüzmediysen bir an önce yüzmelisin. Akdeniz’de, özellikle Antalya’da özel alanlar var eğitimli yunuslarla yüzmek için. Ve kesinlikle bir saatle sınırlı kalma. Biraz pahalıya patlayabilir :) Ama değeceğini zaten biliyorsun. Mümkünse bahar başlangıcında Akdeniz’de dalmalısın. Karşına çıkmaları an meselesi :) Üstelik doğam ortamlarında.

2
Mart
2008
09:18

[…] dalgalarına bayılıyorum. Eğlenceli, zevkli, insana daha önce düşünmediği şeyleri […]

10
Mart
2008
00:24

Yaptım ben bunlardan;

Metallica’yla bir akşam geçirdim… İnanmazsınız Metallica ilk Türkiye’ye geldiğinde Kemacı’nın DJ’yi bendim… Kemancı’yı kapattık gelecekler diye, oturduk bira içtik, birlikte gitar çaldım inanmazsınız!

Tolga Burkay diye bir sanatçı var. 2. albümünü yayınlamak üzere bu günlerde. Bu Tolga, amatör pilottur. Cessna (Sesna okunuyormuş) kiralar uçar arada. Çok pahalı bir şey değil ehliyeti olana 100 dolara bile kiralanıyor İstanbul’da. Bu Tolga ilk albümünü yapmak için uğraşırken; “şu albümü yapalım” dedi bana. Çok inansam da müzik piyasasının durumu belli, niyetsizdim. Bir gün beraber uçalım dedi, gittik uçtuk. İnanmazsınız, Boğaz Köprüsüne çok yakın bir yerde motoru kapatıp pike yaptı…. 4.000 feet filanmış o anda yüksekliğimiz. Ben anlamıyorum tabii, bana sadece gereğinden yüksek.

Neyse efendime söyliyim. Bu bana intercomdan bağırıyor motor kapalı aşağı düşerken… “Yapıyor musun, yapmıyor musun albümü” diye… Buna inanırsınız, çok fena tırstım, “Yapıyorum laaaan” diye bağırdım afedersiniz.

Sonrasında da adalar üzerinde bana bıraktı uçağı, 5 dakika filan kullandım… Kullandım dediğim dümeni tuttum işte… “Çok kolay lan arabanın 3 boyutlusu, ufuk çizgisini tuttur sadece” dedi.. Tutturmuşum ki yazıyorum şimdi bunları.

Gemi değil ama tekne yolculuğu yaptım, hafta değil bir kaç ay… Tutkulu aşık oldum inanamazsınız.

Var daha bir sürü şey… Ama ne oldu? rahat mı ölürüm artık ben… Yeni ve daha o kadar çok şey var ki yapmak istediğim, bitmez inanmazsınız…

10
Mart
2008
10:02

1. Tutunamayanlar’dan daha iyi bir kitap yazmak.
2. Kanuni Sultan Süleymanın ya da İstanbul’un Fethi’nin ya da Çanakkale Savaşı’nı filme çekilmesi ve filme benim de payım olması
3. Reklam sektörünü değiştirmek… daha yararlı hale getirmek
4. Beyaz atlı prensimi bulmak
5. İngilizceyi bülbül gibi şakımak
6. Kendimi sevmek

Ertelediklerim;

1. Annemi daha sık aramak
2. Denemediğimi itiraf etmek
3. Korkudan dizlerim titresede kahraman kesilmek

13
Mart
2008
01:07

[…] takip ettiğim bloglar arasında Fikir Atölyesi tarafından başlatılan bir mim zinciri “Nefes Kesecek Anlar”.  Benim için […]

19
Mart
2008
14:21

Bu madde için yazmak istedim.Kendi tasarladığım, içinde bir dj ve ahçının da yaşadığı, kimin girip çıktığı sürprizlere açık, salaş bir yaşam alanı (ofis/ev.)

Ahçı nedir? Neden ah çeken birini isteyesiniz ki onu anlayamadım :)

Bir de şu

Paralı bir yolda giderken arkadaki arabanın ücretini vermek (ve aynaya bakmamak.)

Çok hoşuma gitti, süper :)

19
Mart
2008
20:54

Bayıldım gelen yorumlara. Çok sağolun paylaşımlarınıza.

Haklısın Emre, yazım hatası o.. Sayenden fark edip düzelttim yazı içinde. Ah çeken değil de, aş hazırlayan biri bizim istediğimiz =)

Daha önceki yorumlarda da Erhan “salaş” kelimesine takılmış biraz. Nasıl bir yaşam alanı olacak burası diye sormuş.

Ben de bilmiyorum ki Erhan. Her gün değişik ve lezzetli bir şeyler yemek ve sürekli iyi tınılar duymak, eğlenerek çalışmaya ve üretmeye destek olur diye düşünüyorum.

Salaş’lıktan kasıt da rahatlık. Gelenleri etkilemeye çalışmaktan çok, sadece kendi isteklerimize göre tasarladığımız bir yaşam alanı işte.

22
Mart
2008
12:58

[…] once nefesinizi kesecek anlar yazisinda biraz bahsettiginiz Universitede ogretim gorevlisi olsaniz ogrencilerinize ilk tavsiyeniz ne olurdu […]

2
Nisan
2008
13:18

18 yaşındayım, 18′ime girdiğimden beri her konuşmama bu cümleyle başlıorum, anladığım tek şey hep aynı şeyleri yaşayıp durduğumuz. kişiler, mekan, zaman değişiyor ama olaylar hep aynı…

eğer böyle bir liste yaparsanız, ilkiyle sonuncusu arasındaki farklara bakın. nefesinizi kesecek kişi ahmetken mehmet, yer italyayken fransa, olay öpüşmeyken sewişme;)

fazla karamsar di mi, en azından bu yaştaki bir kız için? ama olan bu, bişeyleri ezbere tekrar edip duruyoruz. we her defasında hayal kırıklığı.

the end.

7
Nisan
2008
22:02

Yorum Takibi
Yorum RSS: Bu yazıya yapılan yorumları RSS yolu ile takip etmek için
Sen de Düşünceni Paylaş










Yorum Önizleme


© 2006 - 2008 Fikir Atölyesi - Tunç Kılınç
Kaynak belirttiğiniz sürece içerikten faydalanabilirsiniz. Sizin için üretildiler.
septic system price texas bad side effects of viagra