Profesyonel kurumsal hayatı, uzun yıllar farklı şirketlerde farklı sorumluluklarda yaşadıktan sonra "tamam" demiş bir gün. "Alışkanlıkları değiştirmek çok zor olsa da bu kararı almakla iyi etmişim. Edindiğimiz deneyimleri aktarabileceğimiz bir başka hayatımız olmayacak çünkü" diyor şimdi.

Kjell Nordstrom ve Jonas Ridderstrale’nin o müthiş sözünü hatırlatıyor:

"Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu."

"Fark yaratma" konseptine bu yüzden aşık. Bu aşkını da Fikir Atölyesi'nde yazılara döküyor.

"Tunç’u biraz daha yakından tanımak isterim" derseniz buraya; "birlikte bir kahve içelim" derseniz de buraya tıklamanız yeterli.

- Tanıdığın en olumlu insan kendin ol.
- İçten ve samimi ol, her zaman (sesin titrese bile) gerçekleri söyle.
- Zamanında olman gereken yerde ol, geç kalma.
- Lütfen demeyi ve teşekkür etmeyi ihmal etme.
- Yapabileceklerinin altında söz ver, fazlasını yap.
- İnsanları onları ilk gördüğünden daha iyi bir durumda bırak.
- Arkadaş canlısı ve şevkatli ol.
- Birinci sınıf bir dinleyici ol.
- Diğer insanlara karşı tutkulu bir şekilde ilgili ol.
- Yüzünde gülümse eksik olmasın.

Katılmamak elde değil ancak bunlar (bu sıralama ile yazıldığı haliyle) benim değil, o meşhur Ferrari’sini Satan Bilge’nin, Robin Sharma‘nın lafları.

7 Eylül’de Borusan İstinye tesislerinde Robin Sharma’nın “Kendinizi Uyandırmak” Konferansına katıldım. D&R’ın sahiplendiği bu seminerden aklımda kalanları ve ayrıca Robin Sharma’nın bende iz bırakan bazı eski (kitapları ve röportajlarından) söylemlerini ve doğrularını şimdi sizlerle paylaşacağım.

Bir sonraki yazımda ise Robin Sharma hakkında kişisel izlenim ve düşüncelerimi yazacağım. Kendisini planlı bir strateji ile nasıl zekice konumlandırdığından, pazarladığından ve nasıl bu kadar ünlü (ve zengin) olduğundan. Kısaca, yarattığı kişisel başarı hikayesinden.

Şimdi dönelim verdiği mesajlara.

İnsanlar çalıştıkları şirketlerinde pozisyonları veya ünvanları ne olursa olsun, “liderlik davranışı” sergileyebilirler. Bunun için önerdiği dört taktik var:

1.) Kendinize ait kişisel bir felsefeniz (nasıl bir kişi olmak istediğiniz) ve net hedefleriniz olsun. Bunları yazın, haftada bir okuyun.
2.) Günün en zorlu işi, sabah yapacağınız ilk işiniz olsun.
3.) Her gün düzenli olarak en az %1′lik bir ilerleme sağlayın.
4.) Düşünmek için kendinize zaman yaratın. Sabahları bir saat erken kalkın (3 hafta sonra alışırsınız).

Kişisel felsefeniz, değerleriniz ve hedeflerinizi bulmanıza yardımcı olmak için şu soruyu cevabı tükenene kadar tekrar tekrar sorup, her defasında da ayrı cevaplar vermenizi istiyor:

- “Hayatındaki en önemli şey ne?”

Daha sonra aynı şeyi şu 2 soru için de yapmanız gerekiyor:

- “Hayatımda gelişmesi gereken şey ne?”
- “En çok neyi yapmaktan pişmanlık duyuyorsun?”

Bu üç soruluk çalışmayı yapmanın en ideal yolu başka bir kişi ile karşılıklı birer sandalyede ve diz dize, göz göze oturarak yapmak. Karşınızdaki aynı soruyu size defalarca (siz artık farklı bir cevap bulamayıncaya kadar) soracak. Gözlerinizi karşınızdaki kişinin gözlerinden kaçırmadan bunu yapabilmek o kadar kolay değil. Deneyin, işe yarar bir çalışma.

1.000 kişi ile yapılan bir araştırmada insanların en fazla “pişmanlık” duyduğu üç şey şöyle sıralanmış:

1.) Keşke daha fazla dinlenmek için vakit ayırabilseydim.
2.) Keşke kendimi (duygularımı, değerlerimi, …) daha iyi ifade edebilseydim.
3.) Keşke daha fazla sevgiyle dolu ilişkiler kurabilseydim.

Yukarıdaki diz dize, göz göze yöntemiyle olmasa dahi, cevaplarını sürekli gözden geçirmemiz gereken üç başka soru da:

- Ne olmak istiyorsun? (Öldükten sonra nasıl anılmak isterdin kapsamında)
- Hayattaki en büyük korkuların ne?
- Başarısız olmayacağını önceden bilme şansın olsaydı ne iş yapmak isterdin?

Kendi hedeflerinizi belirlerken olumlu referans noktaları belirlemek, daha önceden kendimizde göremediğimiz potansiyelin açığa çıkmasını sağlar. Eğer referans noktalarınızı dünya ölçeğinden seçerseniz de, umutsuz anlarınızda dahi bu referanslar size güç verecektir:

- Çocuklarımız: Koşulsuz sevgi ve sınırsız merak
- Lance Armstrong: Sebat etme ve direnme gücü
- Richard Branson: Hayatın her anını dolu dolu yaşamak
- Madonna: Kendini yeniden keşif etmek
- Peter Drucker: Hayat boyu öğrenmeyi sürdürmek
- Nelson Mandela: Cesaret ve insanlıkçı olabilmek

Liderlik sizle başlar. Yani kendinizle…

- Verdiğiniz sözleri tutun. Yaptığınız işte çok iyi olun ki, sizi umursamamazlık yapamasınlar. Fark yaratın.
- Günlük ufak da olsa büyük işler için aksiyon alın.
- Size ters gelen, kabul etmekte zorlandığınız işlerden kaçmayın, üzerine üzerine gidin. Gelişim ile beraber değişimi de içselleştirin. İnsanoğlunun en mutlu olduğu anlar büyüdüklerini, yani geliştiklerini gördükleri zamanlardır.
- Aç kalın. Başarı kadar başarısızlığı davet eden başka bir şey yoktur. Başarılı oldukça açlık seviyeniz de artsın.
- Yapabileceklerinizin altında söz verin, fazlasını yapın. O ekstra kilometreyi gitmekten kaçınmayın. Sonuçta insanlara beklediklerinden daha fazlasını verin.

Bunlar da “başarı” için verdiği taktikler:

- Sabahları erken kalkın. Mesela 4′de veya 5′te. İlk yarım saati kendinize ayırın. Kahve eşliğinde sessiz bir ortamda gününüzü planlayıp kişisel hedeflerinizle karşılaştırın. Kitap okuyun, düşünün. Bu yarım saat kutsal zamandır.
- Sağlığınızı birinci öncelik yapın. Düzenli spor yapın; sağlıklı yemekler (yağsız, bol sebze, bol su ve vitamin takviyesi) yiyin. Kısaca, sağlığınızı birinci öncelik yapmak için kalp krizi geçirmeyi beklemeyin.
- Sağlıktan sonra en önemli öncelik aile. Özellikle çocuklarınızla kaliteli vakit geçirin, onları tanıyın.
- Hayattaki en önemli amacınız ne ise her gün onun için mutlaka birşeyler yapın.
- Her gün sonunda o günü değerlendirin. Hedeflerinizi gözden geçirin.

Zor ve pek de keyif almadığınız bir iş yapıyorsanız (mesela bir alışkanlığınızı değiştirmek, bir korkunuzu yenmek gibi) kendinize en azından 30 günlük bir süre tanıyın. Her gün %1′lik bir aşama kaydedin. Bu bir ayda %30 demek. %1 zaman içinde mutlaka galip gelir.

Hayatta hayal ettiğimiz “değişiklikleri” yapmamıza engel olan dört faktör var:

- Korku: Bilinenin bilinmeyene olan üstünlüğü. Korktuğun şey neyse, artık korkmayana kadar onun üstüne git.
- Başarısızlık: Başarısız olmak istemediğimiz için denemeye dahi kalkışmamak. Oysa en büyük başarısızlık denemeyi başaramamak.
- Unutmak: Kitaplardan veya seminerlerden öğrenip heyecan duyduğumuz konuları günlük hayatın karmaşası içinde unutma eğiliminde olmak. Öğrendiğimiz en değerli şeyleri yazarak sürekli görebileceğimiz yerlere asmak bir çözüm olabilir.
- İnanç eksikliği: Çoğu kişide kişisel gelişim konularına karşı alaycı bir tutum var. Bu belki de çocukluk yaşlarında yaşanan bazı başarısızlıklardan kaynaklanıyor olabilir. Oysa başarıya giden yol başarısızlıklardan ve risk almaktan geçiyor.

Ve şimdi de sırada “mutlu olma” sırları var:

- Yeni bir araba sizi sadece birkaç hafta mutlu eder. Yeni bir ev bir kaç ay. Gerçek mutluluğun anahtarı “hizmetkarlıkta.” Diğer insanlara “yardım” etmekte. Aldıklarımızın değil, verdiklerimizin üzerine inşa edilen bir hayat gerçek mutluluğu getirir.
- Hayatı kendi değer ve kurallarınla yaşa. Kendi yarışını koş. Rüyalarına karşı saygılı ol.
- Ünvansız yaşamayı öğren. (Bu arada bir arkadaşının verdiği kartvizit onu çok etkilemiş, kartında isminin altında ünvan olarak “Human Being” [İnsanoğlu] yazıyormuş.)
- Para kazanmanın kötü bir yanı yok. Ancak para birinci önceliğe çıktığında, sen basamakların en üstüne çıksan bile içinde bir boşluk, eksiklik hissedersin. Kimse mezarda senin ne kadar zengin olduğunla ilgilenmez.

En büyük risk, risk almamaktır.

Harcanacak en kötü şey ise hayatın kendisi. Sen doğduğunda ağlarken, bizler gülüyorduk. Öyle bir hayat yaşa ki, öldüğünde sen gülerken dünya ağlasın.

İşte size Ferrari’sini Satan Bilge Robin Sharma. Açıkçası yukarıdaki tüm bu doğrulara inanarak imzamızı atıyoruz. Bir sonraki yazımızda ise işte bu “doğruları satarak” nasıl kişisel bir başarı hikayesi yaratılabileceğinden bahsedeceğiz. O zamana dek, kalın sağlıcakla.

21
Eylül
2006
23:59

Her ne kadar bu ve bu tarz kitaplara gicik olsam da [:)] bu yazi hosuma gitti Tunc, tesekkurler:)

Ben de bugun ayni tarzda bir seminere katildim, oradaki kadin da benzer seylerden bahsediyordu, her unvanda liderlik olmakla ilgili de “horizontal leadership” ve “vertical leadership” seklinde tanimlar yapti, onemli olan cevrenizdekilerle empati kurabilmek diyordu ki dogru sanirim…

22
Eylül
2006
17:30

Tunç merhaba,

Bu tür kitapları okumak veya seminere gitmek yerine, senin gibi ana noktaları atlamadan anlatan birinden özet almaya bayılıyorum. Tembelim galiba biraz.

Eline sağlık, çok güzel aktarmışsın çok faydalandım. Ben lider olacağım galiba…

23
Eylül
2006
11:29

Bence bu adamcağızın senin bu yazını okuma şansı olsaydı kendini yeniden gözden geçirirdi. Çünkü ondan daha iyi anlatmışsın. Gerçekten teşekkürler…

Yalnız küçük bir şeye değinmek istiyorum; toplum olarak biz dışardan gelen kültür ve eğilimlere gereğinden fazla değer veriyoruz. Bu adamcağızın anlattıkları bizim kültürümüzde geçmişte zaten olan ancak tüketim toplumuna geçişle kaybolan değerler.

Kendi kültürümüze sahip çıkalım…

Saygılarımla,

23
Eylül
2006
22:50

Önce, sitenin çok ‘net’ olduğunu söylemek istiyorum.

Sharma ile ilgili olaraksa, onun söylediklerini, biraz eklektik buluyorum; söylediklerinin hepsi faydalı ama bütün bir resme oturmuyor. Yaptığı daha çok popülist bir derleme gibi…

24
Eylül
2006
21:08

Yazarın kitaplarını okuyamadım (birini okumaya çalıştım ve sıkılıp bıraktım) ama burada temiz bir Robin Sharma konferansı özeti buldum. Konferanslar yetkin gözler tarafından izlenirse, verecekleri bilginin kitaptan daha yararlı olduğunu bildiğimden ve bu yazı Tunç Kılınç imzasını taşıdığından hemen okudum. Güzel bir yazı olmuş.

Bana değer katacak bir kaç maddesiyle yeni şeyler öğrendim ki bunu büyük kazanç sayıyorum. Öğrendiğim birkaç şeyi uygulamaya geçireceğim ve sonucunu senle de paylaşacağım Tunç. (Yazıyı çok geç okdum. RSS okuyucum bloglines bu yazıyı gözden kaçırmış.)

25
Eylül
2006
10:42

Antalya’da markamax reklam ajansinin sahibiyim. Size Hidir kisisel gelisiyor adli kitabi okumanizi oneriyorum. Hayat kitaplarda yazilani uygulamak kadar kolay degil bence…

26
Eylül
2006
19:43

Kendisini televizyonlardan görmüştüm. Fikirleri çok etkileyici. Burda Türkçe olarak bir yazısını paylaşmanız beni çok sevindirdi. Teşekkürler.

27
Eylül
2006
02:24

Yazarın ‘Ferrarisini Satan Bilge‘ adlı eserini okumuştum. Bence adından söz edildiği kadar değeri olan bir kitap değil. Sıkılarak okuduğumu da söyleyebilirim. Birkaç fikri jelatinleyip de sunmaktan öteye gidememiş. Robin Sharma’nın da başka bir eserini okumayı düşünmüyorum.

Kişisel gelişim konusunda Mümin Sekman‘ın “Her Şey Seninle Başlar” eseri kat kat daha iyi, ancak hakettiği yerde değil.

28
Eylül
2006
00:59

Ben kitaplara inanmıyorum.

Eğer okuduğunuz büyü kitabi değilse hiç bir şekilde değişmezsiniz. Değişim bir kitapla yada sabah erken kalkmakla olmaz. Değişim istekle, iradeyle ve bunu yapacak bir amaçla gerçekleşir. Bir gün sizde Katmandu’ya giderseniz değişebilirsiniz. Ama bir başkasının edindiği ilkeleri amaçsızca bir kitaptan okuyan birinin değişeceğine inanmıyorum.

Herşey istekle başlar.. İsteksizlikle biter.

28
Eylül
2006
23:21

Ferrarisini Satan Bilge’yi (bence kitaptan sonra adam kendine Ferrari almıştır) okumaya başladım, bırakmayı kendime yediremedim ve bitirdim. …sörfçü, patron’u da tatilde elimde olan tek kitap olduğu için okudum ve BİTTİ. Bu konuda söylenmiş herşeyi birleştirip inandırıcı olmayan bir noktaya taşımış. Ama marketing muhteşem. Benim için de bu amcanın kitapları bitti.

4
Ekim
2006
17:17

Ferrari’sini Satan Bilge’yi okudum ve sözü geçen teknikleri uyguladım. Bana mantıklı geldi. Zaten kitabına en iyi örnek kendisi. Avukatlığı bırakmak ve yazarlığı seçmek büyük bir şey.

10
Ekim
2006
01:44

Teorikte doğru şeyler olmasına rağmen, pratikte pek de uygulanabileceğini sanmıyorum. Ama dediği gibi “en büyük risk risk almaktır.” Denemekten birşey çıkacağını sanmıyorum.

Yine de şunu soruyorum kendime: Ferrarisi olmayan insanlar bunu nasıl başaracak?

11
Ekim
2006
15:23

Kısa ve öz o kadar güzel özetlemişsin ki… Tanışmayı isterdim dogrusu, mail adresimi eklersen sevinirim :)

11
Ekim
2006
15:27

Daha ilk girdim bu siteye, kafam oldu bir milyon… Ne güsel bir site. Senin yorumlar harika…

13
Ekim
2006
07:04

Zaten ferrari’si olmadığı için satmayı hayal edip yazıyor.

27
Ekim
2006
14:20

Turk toplumu collectivist bir toplum yapısında. Yani bir olayi gerceklestirirken bireysel olmaktan kaciniyoruz, ben degil önce biz diyoruz. Bu hem iyi hem de kötü. Cunku yapilan hatalarda da baskalarini kolaylikla suclayabiliyoruz “Ahmet abi hastalandi, yolda trafik vardi, yagmur yagdi, simsek cakti..”

Birilerine yardim etmek, pratikte belki cok kolay olmasa da ufak ufak yapilir diye dusunuyorum. Sonucta ic mutlulugu yakalamamiz gerekiyor. Farzedelim ki gercekten cok paranmiz olsa, hic bitmeyen tukenmeyen ve evler arabalar alsak, daha sonra alisveris yapsak, cok guzel bayanlarla ve baylarla vakit gecirsek, yatimiz katimiz, apartmanlarimiz, ay ne bileyim bir sürü seyimiz olsa… ee bitti her seyi elde ettik. Sizce en buyuk mutluluk bu mu?

Dünyanin hakimi olduk daha ne istiyorsun diyorlar? Siz daha ne istiyorsunuz? Demek ki bir yerlerde hata yapıyoruz, mutlulugu farkli yerlerde ariyoruz, maddi seylerin mutluluk getirdigine inaniyoruz. Elimizde bir seyleri degistirme gucu yok cunku degistirmek icin sihirli degnek lazim diyoruz. Bir de yorgun oldugumuzu düsünüyoruz.

Baslamak icin hep yarina ihtiyacimiz var. Ama bir gün gelicek yarin olmayacak, iste o zaman keske demeye bile vakit kalmayacak…

18
Kasım
2006
00:53

Tebrik ederim, çok güzel yazmışsınız. Bir Sharma hayranı olarak onu ve kitaplarını seven herkese kucak dolusu sevgiler…

25
Kasım
2006
01:41

Herkese slm, güzel bir site, yazara gelince esere güzel denebilir fakat klasizmin dışına çıkamaması bence üzücü. Yani eserde bir özsermaye görülememekte. tşk.

26
Kasım
2006
01:06

selam.. ben daha yeni okumaya başladım.. benim merak ettiğim böyle bir yaşamda bunu başarabilen varmı?? varsa lütfen yazsın.. henüz kitap bitmedi.. çok fazla yorum yapamıyorum….. ben ilk olarak ermiş sörfçü ve patronu okumayı nedense tercih ettim.. yazılanları okuduğum kadarıyla (buradaki notları) sanırım biraz uçuyor…mu? eğer beni de aydınlatırsanız sevinirim.. sevgiler…

3
Aralık
2006
16:10

O kadar güzel değinmişsin ki, yazarın kitabı hiç kalacak gözümde.

Siteye daha yeni girdim ve çok etkilendim. Doğru gözlerle bakan insanların fikir yürütenlerle birleşmesi…

7
Aralık
2006
15:09

Harika bir insan, harika kitaplar, harika düşünceler… Bütün harikalar birleşmiş kitaplarında insan kendini buluyor, zorun korkunun altında yatan kötü seyleri görmüyor.

12
Aralık
2006
02:36

- Sağlıklı olmak için doğru beslenme
- Zamanı iyi kullanma
- Amacın ne ise onun için bir şeyler yapmak
- Daha erken kalkmak
- Daha az uyumak
- Mutlu olmanın sırları

Hayatı daha anlamlı kılmak sıralanan bu ve benzeri şartlara mı bağlı? Çorba tarifi gibi; bir tutam nane + bir kaşık biber = daha başarılı, mutlu, arınmış bir ruh ve sevgi yumağı olmuş insanlar…

İçimizdeki o sese kulak verdiğimizde ve kalbimizi yokladığımızda zaten o insan olmuş olacağız.

6
Ocak
2007
23:23

Bu kitabı okumak yetmez, yaşamak lazım…

9
Ocak
2007
15:42

Ferrasini Satan Bilge’den sonra yazarın okuduğum diğer kitapları da oldu. FSB en iyisi ve yeterli bence. Baş ucu kitaplarımdan oldu diyebilirim. Tekrar tekrar okuyorum. Unuttukça hatırlamak amacıyla. İnsanı hem okurken motive ediyor, hem de uygulamalar gerçekten bir farkındalık kazandırıyor insana.

Kitabı ilk okuduğumda aslına bakarsanız en çok dikkatimi çeken şu oldu. Doğunun dini inançları temelde İslamiyetle tamamen zıt olmasına rağmen, daha mutlu bir yaşam için bahsedilen bu gündelik alışkanlıklar ve genel tavırlar kutsal kitaptaki öğütlerle birebir örtüşüyor neredeyse. Öyle görünüyor ki 5000 yıldır bu insanlar düşüne düşüne fıtrata uygun yaşam tarzını çözmüşler. (Örnek: bağışlamak, maddesel kazanımların kölesi olmamak, güzel sözlü olmak, korkusuz, kaygısız olmak, yapman gerekeni yap ve tevekkül et, minnet beklemeksizin yardım v.s.) Bu ilişiklendirmeyi Kuran’ı defalarca okumuş birisi olarak yaptığımı da sanırım belirtmeliyim…

Bu kitapları önyargısız okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum arkadaşlar. Saygılar…

18
Ocak
2007
17:04

Ben sitenizi google’da ‘iyi bir satışçı nasıl olmalı’ konusunu ararken buldum ve orada Robin Sharma’nın adını görünce kendi konumu bile unuttum ve onunla ilgili yazınızı okudum. Bunları hemen kayıt edeceğim ve bir çıktısını alıcağım. Lütfen onunla ilgili gelişmeleri bize aktarmaya devam edin.

Bence kitapları çok bilgece yazılmış, anlatımı çok akıcı, çok pozitif, insana enerji veriyor. Hayatına yol çizmek isteyen herkese onun kitaplarını tavsiye ediyorum.

Robin Sharma hayranlarına selamlar…

22
Ocak
2007
17:55

Öncelikle yazarın muhteşem bi gözlemci olduğu kesin. Kendini ve çevresindeki insanların ruh durumunu hassasiyetle incelemiş, ilk insandan buyana konudaki tüm teorileri çözümleri sentezleyip sade bi yorumla özetlemiş bu kitapta..

Ama keşke bir de uygulama konusunda daha reel verileri olsaydı.. İslam, budizm ve bir kaç dinde daha anlatılır tüm bunlar ve uygulanırsa umduğunuzun üzerinde sonuçlar alırsınız. Peki süreklilik nasıl sağlanır? İşte cevap çok köklü bir inançla, yapmak istediğiniz herneyse ona karşı.

Tüm eleştirilere rağmen dünya insanlarının bu tür eserlere muhtaç olduğu kesin. En azından bir an olsun durup düşünmek için…

Teşekkürler sana! Hayallerimi gerçekleştiren biri olduğun için. Yolunda kolaylıklar diliyorum..

22
Ocak
2007
23:31

Slm sevgili robin sharma!!! Umarım bir gun bu yazımı okursun ki, içimden 1 ses okuyacağını da söylüyor.

Ben senin kitaplarını okumadan once kitap okumayı hiç sevmezdim ama kitaplarını okuduktan sonra kitaplara ilgim arttı. Kitapların gerçekten çok hoş! Çok beğenerek okuyorum, 1 sonraki kitabını ise sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü gercekten de süpersin.

Hayat çok zor diye düşünüyorum, bu düşüncemin zamanla ne kadar doğru 1 cümle olduğunu anlıyorum. Çünkü insanlar büyüdükçe zorluklar ve sorumlulukları da artıyor. Bu değiştirilmeyecek 1 gercek. Her neyse, yazarllığını gerçekten çok beğeniyorum, çok hoş yazıyorsun. Hoş ve bir o kadar da doğru yazıyorsun ama bizim ülkemizde bu tür düşüncelere pek önem verilmiyor ama bu tür kitaplar yazmış olman gerçekten hoş. Seni çok beğeniyorum ve bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum…

1
Şubat
2007
15:35

‘Ferrrasini Satan Bilge’yi okudum ve çok beğendim.. Şuan yazarın ‘Koza Kelebeği Bilmez’ adlı kitabını okuyorum..

Bazı arkadaşlara katılmıyorum. Kitapta yazılanları okuduktan sonra kaç kişi uyguladı? Hayat yazılanlar kadar kolay değil.. Bu kitaplarda da kolay olduğu yazılmıyor.. Zorluklarıyla daha kolay başedebilmeyi yazıyor.

2
Şubat
2007
04:19

Bütün kitaplarını okudum Robin Sharma’nın. Hatta ve hatta kitabın da örnek verdiği Mitch Albom’un kitablarını da okudum severek. Olaylara bakış açım çoğaldı o kitapları okuduktan sonra. Herkese tavsiye ettim, hediye ettim. O kitaplar benim verdim en güzel hediyeydi arkadaşlarıma ve karşılında aldığım teşekkür de onların bana hediyesiydi.

Mitch Albom; Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları’nı herkese tavsiye ederim.

Sevgilerle…

3
Şubat
2007
15:26

Robin Sharma’yı Ferrasi’ni Satan Bilge’yle tanıdım ve tanıdığım için de çok mutluyum. Gerçekten insanın mutlu olması için gereken herşeyi yazmış ve şimdi de Sen Ölünce Kim Ağlar adlı kitabını okuyorum.

Bana okumayı sevdirdi, yaşamayı sevdirdi. Ona çok teşekkür ediyorum.

11
Şubat
2007
11:54

Merhaba Tunç, ben de bir Robin Sharma hayranı olarak yazını büyük bir dikkatle okudum.

Kendimi bulmak istediğimde elimden düşürmediğim yazarlardan bir tanesi. Kişisel gelişimime çok sey katan, ben bunu hiç böyle düşünmemiştim dedirttiren tek yazar diyebilirim ve herkese kitaplarını şıddetle tavsiye ederim. Umarım ben de bir gün konferansına katılma şansını elde ederim, yazılarını onun sesinden dinlemek daha etkili olacak sanırım.

Neyse hoşçakalın…

13
Şubat
2007
17:23

Kitabınıza yeni başladım Sharma, inşallah mutlu olmayı başarırım bu kitapla. Arkadaşlarım bu kitabın çok olumlu yönlerinden bahsettiler ve mutlu olduklarını söylediler. Ben de okuyorum, şu ana kadar herşey çok güzel.

Size tek sormak istediğim; gerçekten mutlu bir insan mısınız? Mail’inizi bekliyorum.

15
Şubat
2007
10:48

Ferrarisini Satan Bilge yaşamım boyunca etkisinde kalacağım çok güzel bir kitap.. Tek istediğim sizin seminerinize canlı canlı katılmak, bunun için en kısa zamanda mailinizi bekliyorum..

25
Şubat
2007
13:46

Bence Robin hayatına yeni bir bakış açısı getirmiş ve günümüzde (yazarlığa oranla) daha geçerli bir meslek olan avukatlığı bırakmış. Ve yazmış.. İnsanların da hayatlarına anlam katmak için bence bundan daha iyi bir meslek olamaz. Yaptığı işe ve verdiği mesajlara saygı duyuyorm.

Şuan da “Ermiş, Sörfçu ve Patron”u okuyorum, beğendim ve insanların kıskançlıklarını, geçimsızliklerini yazan iç karartan yazarlar yerine, daha iyimser şeyler okumaya ihtiyacımız olduğunu düşünerek Robin Sharma’nın kitaplarını içtenlikle tavsiye ediyorum.

3
Mart
2007
23:29

Ben yukardaki görüşlere katılmıyorum çünkü yazar gerçekten aşmış kendini. Ben de Robin Sharma hayranlarına sevgilerimi yolluyorum.

10
Mart
2007
00:23

Robin Sharma’nın dört kitabını okudum şu ana kadar. Dördü de birbirinden harikulade.

Kişisel gelişimimi onun sayesinde tamamladım diyebilirim. Değer yargılarım değişti, mükemmel bir yazar, onun kitaplarını okumaya devam edeceğim, çünkü ondan öğrenmem gereken daha birçok şey var.

Son bir yıldır Robin Sharma hayatıma girdi. Umarım daha uzun yıllar bizimle kalırsın Robin Sharma.

11
Mart
2007
11:07

Merhaba, bazı arkadaşlarıma katılmıyorum. Hayatın kitaplardaki kadar kolay olmadığını söylüyorlar, iyi de Robin Sharma hayatın kolay olduğunu soylemiyor ki. Bence onlar yazdıklarıyla Robin Sharma’nın dediklerini onaylıyorlar ve tam uç noktasına değiniyorlar.

Bu arada bizde de böyle bir cevher var; Sayın Muhammed Bozdağ. Kitaplarını okumanızı isterim.

Bu arada, zaten zor olanı başarmak önemlidir. Sevgilerle.

14
Mart
2007
18:45

Sen Ölünce Kim Ağlar kitabıyla tanıştım onunla. Kitapta anlatılanları okuyunca ne kadar çok şey kaybettiğimizi anlıyoruz.

İnsan psikolojisi üzerine yazılan tüm kitapların fayda getireceğine inanıyorum, yeter ki ne okuduğumuzu bilelim.

26
Mart
2007
14:51

Hayatımızdaki bayanların kim oldukları sorusunu yanıtlayabilseydik, onların önünde mi, yoksa karşısında mı veya yanlarında mı olduklarına karar verebilirdik.

Onları okumak ve anlamak çok büyük tehlikeler içerir. Onlar “her yerden” başlıyor, “Her ân” ile devam ediyorlar.

Erkek ve Kadın arasındaki senfoni ağır bir tenorun söylenişi ile anlatılmaz bir hikayesine dönüşür çoğu zamanlar. Her zaman söylediğim söz gibi, “Erkeklerin elindeki imtiyazlar bayanların ellerinde olmuş olsaydı, inanın dünyayı feth ederlerdi.”

27
Mart
2007
04:38

Merhaba… Öncelikle yazarın kişiliğinden ve insan oğluna bu türlü yaklaşımından en az onun kendisnden etkilendiği kadar etkililendiğimi dile getirmeliyim.

Başarılı bir site yapmış olduğunuzdan çok müteşekkirim…

Robin Sharma’nın Sen Ölünce Kim Ağlar kitabını daha yeni aldım ve çok kısa bir süre sonra ilk defa kitap okuduğumu hissetim ve anlatıklarından bir o kadarda “ders çıkardım” diyebilirim… Çok başarılı!

Sizden ricam, bu tür gelişim kitaplarını nerde nasıl bulacağımı bilemediğim için… Sizden hem teori, hem de fikir alış verişinde bulunmak istediğimi dile getirmeliyim… eastwind06@hotmail.com

1
Nisan
2007
15:33

Öğrenci hazır olduğunda, öğretmen karşısına çıkar. Kitabın karşıma çıkması muhteşem bir zamanlamaydı.

11
Nisan
2007
21:59

Ben bütün kitaplarini okudum. Robin Sharma hayraniyim diyebilirim herhalde onun anlatiklarini hayatima yansittikca daha kolay ve mutlu yasamaya basladim. Beni etkileyen her paragrafi yazip evimin her yerine yapistirdim, bu beni daha motive ediyor.

Yasamak hic kolay degil. Sevgiyi her insanin yüregine yerlestirmek ne iyi bir fikir degil mi? Kimsenin aklina oraya bakmak gelmez, saklanan en güzel yerdir. Bulmak kolay olsa bile kimsenin aklina gelmez.

12
Nisan
2007
08:27

Evet Canca. Bunun üzerine şöyle bir yazımız var.

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş…
Hep şikayetçi hep bıkkınmış…
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler…
Saklayalım, zor bulsunlar…
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya…

Sorun büyükmüş…
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü…

Kimisi:
“Everest’in tepesine saklayalım” demiş, kimisi:
“Atlas Okyanusu’nun dibine” demiş.
Tac Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası…
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi…

Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş…
Derken meleklerden biri:
“İÇLERİNE SAKLAYALIM” demiş…
“Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!”
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…

Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü…
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk…
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde…
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun…
Siz dışını boşverin, içine bakın…

13
Nisan
2007
13:35

Ben Ferrari’sini Satan Bilge’yi okudum, kitabını çok beğendim, özellikle anlamlı konuşması beni çok etkiledi. Bütün serisini okumayı düşünüyorum artık, öğretici bır kitap.

“Büyüklüğün bedeli düşüncelerinizin herbirinden sorumlu olmaktır” (Robin SHARMA). Bu sözü çok güzel..

16
Nisan
2007
08:31

Robin Sharma’yı zevkle okuyorum. Doğrusu, Sharma benim için oldukça harika bir eğitmen.

Anlattıklarını tam olarak uygulamayı başaran bir insan gerçekten de çok güçlü bir kişilik sahibi olur. O kadar güzel ve yalın bir anlatımı var ki, onu anlamakta zorluklar yaşamak mümkün değil. Onu mutlaka anlıyorsunuz ve o büyüleyen anlatımıyla oldukça farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor sizin için. Onu mutlaka okumalı ve kendinizde saklı olan ve açığa çıkarılmayı bekleyen o gizli gücü görmelisiniz.

İnsanda bir evren gizlidir. İşte Robin Sharma bunu çıkarmanıza yardımcı olabilir. Onu mutlaka okumalı ve kendinize kavuşmalısınız… Saygılarımla…

17
Nisan
2007
09:58

Sizi tanımıyorum ve yazdıklarınızı da hiç okumadım. Çevremde düşüncelerinizi beğenen birçok insan var. Zannetmiyorum ki sizi hiçbir zaman da seveceğimi; çünkü ben bir başkasını seviyorum ve onu da zevkle okuyorum. Serzelim… Sanırım o da beni seviyor. Sizden ricam bize bol şans dileyin…

17
Nisan
2007
15:18

Arkadaşlar yorumlarınız için teşekkürler. Sharma kitaplarını okumaya yeni başlayan biri olarak yazıyorum. İlk olarak “Ermiş, Sörfçü ve Patron”u okudum.

Bazı yorumlarda Sharma’nın düşüncelerinin teorik kaldığını, uygulanabilirlik açısından uygun olmadığından bahsedilmiş. Bence bu fikirlerin hayata geçirilebilmesi için uygun ortamda olmayınca tabii ki teoride kalır. Onları hayatın sahnesinde oyuna dahil edeceğimiz bölümler gelecektir. Bu nedenle sihirli bir değnek gibi düşünmemek lazım.

Herkese iyi günler.

18
Nisan
2007
12:19

Robin Sharma’yı tanımak gerekmez; onu anlamak daha önemli. Onu okumak hayatın anlamını kazanmak ve hayatı daha iyi anlama yeteneginin kazanılması demektir.

Ben onun bir umut kapısı oldugunu düşünüyorum. Çünkü bu gününden umudu olmayan insan yarınını göremez. Lütfen Robin Sharma’yı okuyup hayatımıza geçirelim. İyi bir insan olmak için buna ihtiyacımız var.

Herkese iyi Robin Sharma’lı günler.

19
Nisan
2007
22:55

Serzelim diyen ey yar! Sana doğdum sana geldim mutlu olmak için. Bu aşk! Seni sevmek; dünyayı sevmek gibi insanı sevmek gibi gülü sevmek gibi… Sevgi herşeyin çözümü bence birşeyleri sevin sevgisiz kalmayın. Ama ugraşmayın fazla benim kadar sevemezsiniz hiçbir zaman. Çünkü kimse onun gibi olamaz ki benim kadar sevgiyi yaşayasınız.

23
Nisan
2007
15:13

Kitablarınızdan birini ilk defa okudum ve çok etkilendim ve artık diyebilirim ki ben de bir Robin Sharma hayranıyım.

Tüm arkadas ve dostlarıma kitaplarınızı tavsiye ediyorum, kişisel gelişim için birebir.

Beni en çok etkileyen Ermiş Sörfçü ve Patron kitabınızdı, benim için mükemmeldi!

Kendimi artık değişmiş hissedebiliyorum.

Herkese iyi günler.

28
Nisan
2007
16:22

Merhaba yurdumun güzel insanları.

Robin Sharma eserleri kişisel gelişim için açlık duyan insanlara aradıklarını bulabilmesinde ve kendilerini tanıyabilmesinde bir ışık, bir rehber olduğuna inanıyorum. Elbetteki öğrenci hazır olduğunda, öğretmen ortaya çıkar. Yani aradığımız her ne ise ilgilerimiz bize yakınlaştıracaktır istediğimiz şeyi.

Yapılan yorumlar eleştiri de olsa yazarın doğru yolda olduğuna dair etkili bir kanıttır. Bu da konulara iyi veya kötü olarak ölçütlediğimizden, bakışımızla ilgilidir (iyi yönden bakarsan iyidir, kötü bakarsan kötüdür.) Eserler bilmiş olduğumuz her şeyin farkında olmamızı sağladığından ötürü benliğimize yaklaştırıyor bizleri. Tunç kardeşimizin de bu inanılmaz yazarlara ilgi ve alakasından dolayı etkin bir lider olacağına inanıyorum.

Başarılar ve selamlar Robin Sharma okuyucularına…

29
Nisan
2007
17:16

İnanmak ve inandığının doğrultusunda azimli ve sabırlı olmak bence başarıya giden yolda temel unsurlardır. Onun bunun ne söylediği değil, sizin ne istediğiniz önemli ve mutlu olmak kesinlikle paylaşmakla artan bir kavramdır.

Bence istek + azim + çaba + sabır + paylaşım + şükür = mutluluktur.

Sevgiler sizlere…

4
Mayıs
2007
17:02

Çok güzel bir yazı, sonuçta Robin Sharma! Artık uluslararası bir şahsiyet oldu. Ama söylemeden geçemem Tunç, sana güç veren dünya ölçeği referansların çok daha güzel: Atatürk (ileri görüşlülük), Tarantino (yaratıcılık)…

5
Mayıs
2007
20:22

Evet benden önceki bütün yorumları dikkatlice okudum. Tam anlamıyla Robin Sharma hayranıyım desem doğrudur. Çevremdeki bütün insanlara onun kitaplarını armağan ettiğim ve önerdiğim şüphesiz. Asıl eksikliği konuşmak daha doğru bence.

Toplumca herkes kendi hayatı boyunca kaç kitap okumuş ve nasıl yorumlar yazmıştır bilemiyorum. Bir değil bin pencereden yola çıkalım. Hemen hemen yazarları yerli ve yabancı olan bütün kişisel gelişim kitaplarında hep bir hareketlenme duygusu, aslında herşey senin elinde, sen başarırsın, sen yaparsın, vs. vs. Ne yazık ki hep aynı söz…

Robin Sharma der ki Lütfen Hata Yapın Bir Kez Daha Yapın… Masanızda herşey var kaleminiz, kağıdınız, silginiz, kalemtraşınız ama her nedense hep başlamak için bir şeylerin eksikliiğini seziyoruz kendimizde… Asıl eksiklik kendimizi bütün yalanlardan ve övgülerden arındırıp sevebilmek, evet bencilce sevebilmek.

Lütfen yazarın bütün kitaplarını okuyun çünkü her hangi bir zaman diliminde düşünmeye ihtiyacınız olursa içinizden aslında herşeyin sizde var olduğu mesajını fısıldayacaksınız. Bütün kapılar bizim, anahtarı bulmak bir kapıyı yapmaktan inanın daha zor değil. Sadece samimi olarak gözlerinizi kapatın ve “varlığım bu dünyada nelere yarar, ben ne yapıyorum, ve olmam gereken ne” sorusunu bir kez içinizden kendinize sorun ve izleyin neler olacağını… İşte Robin Sharma bizde var olanları tekrar bize yansıtıyor, unutulmamalıdır ki belki de dünyada en keyif verici şey budur.

Sevgi ve saygılarımla.

8
Mayıs
2007
16:36

Arkadaşlar size önereceğim tek cümle var. Tabi ki felsefe önemli fakat unutmayın ki “çaresizseniz çare sizsiniz.”

11
Mayıs
2007
14:03

Bence harika kitapları var, şu an elimde bütün kitapları mevcut ve herkese de tavsiye ediyorum. Yeni kitabını da dört gözle bekliyorum. Saygılar…

17
Mayıs
2007
14:56

Evet arkadaşımın tavsiyesi üzerine “Ferrari’sini Satan Bilge”yi okudum. İnanın beni müthiş etkiledi ve tüm kitaplarını alıp okumaya karar verdim. Herkese tavsiye ederim. Siz de bir bilgesiniz kendi içinizde, unutmayın.

17
Mayıs
2007
19:57

Merhaba arkadaşlar ROBİN SHARMA’cıların bu kadar fazla olduğunu bilmek çok güzel.

Sharma’nın tüm kitaplarını okudum ve herkes gibi benim hayatıma da yeni bir sayfa açtı. Farkındalıklarım arttı yani algılarım açıldı en ufak mutulukları görmeye başladım. Bence her şey insanın kendisinde başlar. R.Sharma için olumsuz yorum yazanların da gerçekten artık değişmesi biraz zor bence çünkü bu kitaplarla değişmeyen birisi hiçbir şeyle değişmez.

Bütün R.Sharmacılara selam yolluyorum.
Yaşamın amacı amacı olan bir yaşam (R.Sharma)

23
Mayıs
2007
19:42

Ben Ferrarisi’ni Satan Bilgeyi okudum, gercekten mukemmel bir eser. Su an “Liderlik Bilgeliği”ni okuyorum. Robin Sharma ve katkıda bulunan herkese tesekurler…

23
Mayıs
2007
23:16

Herkes okusun. Bence kitapları harika. Herkese tavsiye ederim. Özellikle depresyonda olanlar. İlaç niyetine. :) Kendi kendinize psikoterapi yapın.

24
Mayıs
2007
12:37

Merhaba sevgili okumayi seven yeni bilgilerin kesfine cikmis arkadaslar!

Ferrari’sini Satan Bilge’yi sindirerek okudum. Kendim Almanya’da yasiyorum, ve gercekten Hindistan’in öz ilmini kismen takip ediyorum. Ve biliyorum ki orada fakirlik icinde mutlu olmayi basaran insanlar var. Maddi acidan belki fakirler ama kendi bakis acima göre manevi acidan gercekten zengin insanlar. Etrafindaki insanlara empati gösteren ve etrafindakilere hafif bir gülümseme ile enerji katan insanlar olarak gördüm, tanidim.

Yoga kendime ic huzur verdigi gibi bu kitabinda insanlara bir uyanis yasatacagina inaniyorum. Tabi okuyan kisi metafar nedir, ironi nedir anlamaz ise eline sifirdan baska bir seyde gecmez… Carpe diem!

28
Mayıs
2007
00:50

Bütün kitaplarını okudum. Şu an elimde Liderlik Bilgeliği kitabı var.

Herkesin Ferrari’si olmayabilir ama değerli her şey bir Ferrari’dir, veremeyeceğiniz satamayacağınız her şey bir Ferrari’dir. Bilmek ve kazanmak beyinde başlar, Robin Sharma da bu öğretiyi veriyor. Anlamayanlar, anlamlandıramayanlar bir kez daha okusun ve ne istediklerini bilsinler…

Sevgi ile…

1
Haziran
2007
04:31

R.Sharma’nın yazdığı kitap ve diğer kişisel gelişim kitapları ilk kez okuyan insanlar için çok güzel duygular uyandırabilir. Ancak onların kitaplarda anlattığı olaylar ve insanları herkes kendine yorumlamamalıdır.

Benim yaşadığım ortam bir gecekondu mahallesi ise ve çevremde yaşayanlar esrarkeş, hırsız v.b insanlar ise bu kitapta yazılanları hayata geçirme şansım olabilirmi sizce?

Kitapları okumak güzeldir. Kitaplar hayallerle yazılır. Bence kendinizi çok fazla kaptırmayın. İyi insan iyidir ve mutludur zaten. Sakın iyi olmaya çalışmayın. Bu şekilde mutlu olamazsınız. İçinizden gelmeli iyilik yapmak.

Saygılarımla…

3
Haziran
2007
12:25

Çok güzel bir yazı, sonuçta Robin Sharma! Artık uluslararası bir şahsiyet oldu.

İnanmak ve inandığının doğrultusunda azimli ve sabırlı olmak bence başarıya giden yolda temel unsurlardır. Onun bunun ne söylediği değil, sizin ne istediğiniz önemli ve mutlu olmak kesinlikle paylaşmakla artan bir kavramdır.

Tebrik ederim, çok güzel yazmışsınız. Kutlarım sizi.

4
Haziran
2007
15:12

Adam çok iyi. Doğru söylüyor, korkularla acabalarla bu daha fazla devam edemez hayatımızı çekilmez durumdan kurtarmak lazım diye düşünüyorum.

Gerçi bu öğreti bize hiç yabancı değil, Anadolu’da Alevi, Bektaşi, Mevlevi öğretilerine çok benziyor. Robin Mevlana’dan [kederle hüzün hikayesi] örnek veriyor, “Koza Kelebeği Bilmez” kitabında.

Selamlar.

4
Haziran
2007
19:43

Robin Sharma’nın her kitabını okudum. Bir sonrakinin hayatımda neleri değiştireceğini merak ederek. Düşüncelerim, sevdiklerimle olan bağlarım, hayata bakışım anlam kazandı. Yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum…

7
Haziran
2007
11:23

Sevgili Robin.

Daha geçenlerde sizin bir kitabınızla tanıştım. Ferrari’sini Satan Bilge. Hayatımda okuduğum en verimli kişisel geliştirme kitaplarından biridir bana göre. Çünkü gerçekten çok faydalandım. Bu kitabı arkadaşlarıma da tavsiye ediyorum. Bilgilerini ve hayat tecrübelerini bzlerle paylaştığın için sana çok teşekkür ederim. Umarım bunun gibi daha çok kitap yayınlarsın.

Sevgilerimle.

15
Haziran
2007
21:26

Robin Sharma’nın ilk dört kitabını okudum. Hatta Ferrarisini Satan Bilge benim hayatımda pek çok şeyi değiştirdi diyebilirim. Bugün ise Liderlik Bilgeliği adlı son kitabına başladım.

İnsanoğlu olarak umuda aç olduğumuzu düşünüyorum. Eğer bu adamı umut taciri olarak düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz… Robin yapmamız gerekenleri sadece bize hatırlatıyor :)

23
Haziran
2007
13:16

Tuhaf şey, Sharma’nın ve diğer kişisel gelişim kitaplarını okurken çevreden duyduğum: Hayat okumakla değil, yaşayarak öğrenilir. Boşuna zaman geçiriyorsun, bu tip kitapları okuma vs.

Sen hangi kitapları okuyorsun diye sorduğumda genelde, kitap okumuyorum veya birkaç kitap okudum, cevbını alıyorum. Peki yaşayarak hayatı öğrenebildin mi, tabi ki piyasadaki hayatı öğrenebilmiş; ama bunları söylerken ya da bu sıradan hayatla hangi bilinç düzeyinde yaşadığının farkında değil, çünkü bu kitapları okumuyor.

Sharma vb. elbette okunmalı çünkü sıra dışı bir hayatta bahsediyor. Sadece kendi kişisel gelişimimiz için degil, bu gezegendeki hayatı daha güzelleştirmek için okunmalı.

25
Haziran
2007
13:15

Ben şu anda ’sen ölünce kim ağlar’ kitabını okuyorum. Bilgiler iyi de bence yazarın gerçek çabası maddi gelir elde etmek.

Çünkü kitapta sürekli sölediği ”ferrarisi satan adamda da dediğim gibi….” aynı şeyleri söyleyeceksen bu kitabı niye yazdın ve sürekli başka kitapların reklamları yapılıor.

Yazarın ünlü okuyucularının olmasını sölemesiyle de maddi gelir elde etmek istemesi ap açık ortada bence.

29
Haziran
2007
14:35

Robin Sharma’nın bütün kitaplarını okudum ve çok beğendim, elimden hiç düşürmedim onun kitabını. Zaman buldukça okudum.

Her fırsatta her anda, felsefeyle yoğurulmuş düşünceler, hayata yön veren davranış biçimleri güzel düşünmenizi sağlayan binlerce özdeyiş var kitaplarında. En güzeli de bu bence.

O özdeyişlerin üzerine düşünmek hayatta en güzel şey benim için, özlellikle de bilgeliğin nasıl olacağını anlatan kitapları insanı hayata bağlatmaya yetiyor.

Başarılarının devamını dilerim…

30
Haziran
2007
09:56

Ferarisini Satan Bilge’nin hayranıyım ve guzel bir roman kitabını okudum ve çok guzeldi, sevmeye başladım. Ilk okuduğum kitap Ferararisini Satan Bilge’ydi sonra Liderlik Bilgeliği’ni okuyorum ve o da guzeldi, şimdi;

Bir adam varmış, Hindistan’da bir tepede bir evde yaşarmış, adam çok zenginmiş her ne şeyi varsa hepsini satmıtmış ve tek bir Ferarisi kalmış ve onu da satmaya karar vermiş ve satmış.

Kitaplarını okumaya davet ediyorum, herkesin okumasını istiyorum. Yaşamın ne olduğunu o zaman bilirsiniz. Kendinizi bilmeyi o kitaptan öğrendim, size de tavsiye ediyorum, okuyun.

3
Temmuz
2007
02:45

Gerçekten çok güzel bir yazı.

İnsanın kendini tanıması, tanıdıkça yapabileceklerinin farkına varması gerekir.

Teşekkürler.

3
Temmuz
2007
10:22

Robin Sharma’nın ’sen ölünce kim ağlar’ adlı kitabını okudum. Çok beğendim, bence insanı sıkmayan basit bir dille, yaşanmış ve anlatılabilecek çoğu şeyi anlatmış.

Şu sözü çok beğendim; ‘yaşamın trejedisi ölüm değil, yaşarken içimizde öldürdüklerimizdir.’ Ne kadar doğru.

Şimdi ‘ermiş sörfçü ve filozofu’ okuyorum.. Daha yeni başladım güzel sanırım :)

4
Temmuz
2007
02:07

Robin Sharma’nın hastasıyım. Bence kitaplarını herkes okumalı çünkü kişisel gelişim açısından çok önemli kitaplar. İnsana gerçekten çok şey öğretiyor. Kitapalarını okuduktan sonra insan iyice kendine geliyor ve düşünmeye başlıyor.

Kısacası harika bir kitap, herkese tavsiye ederim…

11
Temmuz
2007
06:16

Liderlik sizle başlar. Yani kendinizle…

Bu yazı beni motive eden bir yazıydı. Teşekkür ederim.

14
Temmuz
2007
12:29

Henüz bir kitabını okudum; Ferrarisini Satan Adam. İyi bir kitap. Beni diğer kitaplarını okumam gerektiği konusunda ikna eden bir kitap oldu..

19
Temmuz
2007
09:51

Merhaba, Robin Sharma kitapların harika, senin adını duyduğum an bile içime huzur doluyor, kitapların ruhumu dinlendiriyor ve o kitapları okuyupta başka insanlara verip okumasını bilmek beni mutlu ediyor. Eminim ki kim olursa olsun kendine ait bir şeyler bulacağına inanıyorum.

Hiç unutmuyorum, Robin Sharma kitaplarını okuduğum için prof. doktorum beni anlımdan öpmüştü (tabii ben okudum doktoruma verdim, o da okudu, çok beğenmişti)…

Başarılarının devamını diliyor ve daha çok şey öğrenmeyi düşünerek, düşüncelerini bekliyoruz. Teşekkürler…

31
Temmuz
2007
04:55

Bu yazıyı siteye girdikce okuyorum.

9
Ağustos
2007
19:18

Ben “sen ölünce kim ağlar?” kitabını okudum. Kesinlikle Robın Sharma’a katılıyorum.

İnsanlar ancak hayal ettikleri zaman arzularına ve isteklerini elde ederler. Ama bu hayaller her zaman olumlu olmalı. Robin Sharma’nın söylediği gibi eğer hayal ettiğimiz gibi yaşamaya çalışır gerçekten olmak istediğimiz birisi gibi kendimizi inandırırsak böyle birisi olabilmemiz için hiçbir neden yok…

Ben uykuyu çok seven bir insanım artık o kadar degil; çünkü artık hayatı daha çok seviyorum. Artık her günümü sanki akşam ölecekmişim gibi yaşıyorum. Bu o günkü hayatımın benim için ne kadar değerli olduğunu anlamamı sağlıyor.

Kendime her zamankinden daha çok güveniyorum tabi bu kitabı okuduktan sonra, herkese tavsiye ediyorum. Çünkü; HAYAT ÇOK GÜZEL :D

9
Ağustos
2007
19:32

Ben Robın Sharma’nın “Sen ölünce kim ağlar” adlı kitabını tesadüf eseri okudum. Bu kitapta insan kendine bir yaşam koşulu belirliyor. Gerçekten güzel bir kitap.

Kitapdaki tüm düşüncelere katılıyorum. Fakat kitapdaki bazı düşünceleri benim hayatıma geçirmek çok zor açıkcası. Eğer ki bu kitapdakileri aynen tıpa tıp eksiksiz uygulayan varsa onu gerçekten çok tebrik ediyorum. Ben 13 yaşımdayım ve çok kitap okumuyorum. Hayatımda ilk kez bir insanı bir kitabın bu kadar çok geliştirebileceğine inanıyorum.

Sen ölünce kim ağlar çok güzel bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.

9
Ağustos
2007
19:38

Yazar Robin Sharma’nın çok güzel düşünceleri var. Kitapları harika. Ona bir teşekkür mektubu yazmayı çok istiyorum. Fakat hangi adrese yollayacağımı bilmiyorum.

11
Ağustos
2007
13:47

Ben de şu an Liderlik Bilgeliği kitabını okuyorum. Önemli olan hayata geçirebilmek, bu da imkanla ilgili. Lider olma imkanına sahip bir isim. Aslında her kişinin böyle bir fırsatı var, önemli olan istemek.

14
Ağustos
2007
22:31

Ben insanın gerçek manada istediği zaman ne olursa olsun çok başarılı olacağına inanıyorum.

Bana göre BAŞARILI bir hayat sürmek için veya başarılı olmak için insan ilk önce ne olmak istediğini, nasıl bir aile yaşam servet istediğini bilmesi gerekiyor ve de inanması… İnacın içindeki sırrı tetiklediği anda artık hayaller hayal olmaktan çıkar bir gerçek olur…

Dünyanın 8. harikasıından herkese sevgiler selamlar. Hoşçakalın…

19
Ağustos
2007
19:03

Ben; o mükemmel insan olan ROBİN SHARMA’nın iki eserini okudum; ve ben açıkçası Ferrarisini Satan Bilge isimli yapıtı kadar ün yapmıyan; Ermiş Sörfçü ve Patron adlı eseri daha bir ruhsal gelişim bilinci yaratan, daha mükemmel bir eser olarak hafızama kazdım ve insanlara şiddetle okumalarını öneririm.

20
Ağustos
2007
20:58

Kendini geliştirme yolunda ilk adımı atmış olan tüm arkadaşlara merhaba.

Ben de sizler gibi ROBİN SHARMA’nın kitapları ile karşılaştıktan sonra yaşamım değişti diyebilirim. Tüm kitablarını okumama rağmen asla rafa kaldırmıyorum çünkü tüm yaşamım boyunca gerekliliğine inanıyorum. Teşekkürler ROBİN SHARMA.

Sevgilerimle.

28
Ağustos
2007
20:55

Ben de sıkı bir takipçisiyim.

6
Eylül
2007
02:51

Robin Sharma’nın bütün kitaplarını çıktığı ilk günden itibaren okuyorum, aslında hayatımı Robin Sharma’ya borcçluyum desem yeridir. İntıiharı düşünürken tanıştım kitaplarıyla şimdi hayattayım ve yaşamayı eskisinden daha çok seviyorum.

Gerçekten değerli kitaplar. İnsan yaşamı üzerine, zor durumda olan psikolojisi bozuk olan tüm insanlara okumalarını tavsiye edebıleceüim mükemmel eserler. Sonraki kıtaplarını da heyecanla bekliyorum.

6
Eylül
2007
10:23

Slm, ben Sen Ölünce kitabını yeni okudum bence tek kelime harika bir kitap. Hayatın tamamıyle içinde, hayatın kendisi? harikaaa. Herkese öneririm, beni diğer kitaplarını okumam için ikna eden bir kitap oldu.

Sevgiler..

10
Eylül
2007
12:14

Çok güzel bir sayfa olmuş, eline yüreğine sağlık…

ROBIN SHARMA… Ben de sadece bir şey ekliyeceğim, umarım okursunuz sayfayı ziyaret edenler. Fiji atasözü…. Dün geçmiştir, yarına ise garantimiz yok. Elimizde olan sadece bugün ve şu andır. Bugünü yaşa, yarın YARINDIR!

11
Eylül
2007
14:09

Bu kitap bir şahane bence çünkü insanı hayata döndürüyor, insanın hayata bakış açısını %100 değiştiriyor. Bence kötü durumda olan, hayata küsmüş insanlar için süper bir kitap…

13
Eylül
2007
00:18

Selamlar,

Harika bir siteniz var. Seviyeyi koruyabilmiş olmanız ayrıca takdire şayan.

Yazıda okuduğum bir pasaj ölçüyü ortaya koyuyor. Hayatı mutlu ve huzur içinde yaşamanın sırrı da bu olsa gerek. Yazıda;

“Yeni bir araba sizi sadece birkaç hafta mutlu eder. Yeni bir ev bir kaç ay. Gerçek mutluluğun anahtarı ‘hizmetkarlıkta.’ Diğer insanlara ‘yardım’ etmekte. Aldıklarımızın değil, verdiklerimizin üzerine inşa edilen bir hayat gerçek mutluluğu getirir.” diyor ve ben çok keyif alıyorum.

Kolay gele….

13
Eylül
2007
00:24

Felsefe benim de ilgi alanıma giriyor. Olaylar hakkında farklı düşünceler ileri sürmekten oldukça hoşnut kalıyorum, farklı hayaller kurmayı çok seviyorum. Hayatımın hemen her karesini küçük filmler haline çeviriyorum…

Robin Sharma gibi bir üstadla tanışmayı, onun gibi bir insanla saatlerce hatta günlerce sohbet etmeyi isterdim.

Düşünmek insanlara verilen bir özelliktir. Bence özellikler arasında en güzelidir. Arkadaşlar değerimizin farkına varalım, dünyada en değerli biziz, etrafda gördüğümüz tüm objeler bizler için var olmuştur…

Saygılar.

15
Eylül
2007
12:08

Güzel bir kitap. İyi çevirilmiş bir kitap. Motivasyon için herkes okumalı ve bence herkes kendi everestine tırmanırken bu tip kitaplardan olumlu motivasyon almalı.

19
Eylül
2007
23:38

Kazanılan bilgidir, kitap insan hayatında gelişimdir, kapalı bir bilgi sandığı bence, teşekkürler Robin Sharma (sen ölünce kim ağlar?)

20
Eylül
2007
12:51

Hayat alım gücünün olmasından veya olmamasından ibaret görünse de aslı öyle değil.

Kitapta verilen örnekler kendi örf ve adetlerimizin köklerini oluşturan ana esaslardır ve kendi adıma konuşuyorum; ben bu uygulamaları yoğun bir sevgi bağı olan ailemin içinde gün doğumu ve gün batımına kadar yaşıyorum.

Bu kadar güzel ve eğitici bir kitabın bence televizyon ve internette boş vakit geçirip aile fertlerinle vakit geçirmeye tercih edenlere vereceği çok güzel dersler var ama bu tip insanlar bunun ne kadarını alır bilemiyorum ve bu güzel yazarın kitabı bana çok sevdiğim birinden market alışverişinde alınmış hediye. Öncelikle güzel insana bana bu kitabı aldığı için teşekkür ediyorum ve mükemmel yazarına ayrıca teşekkür ediyorum.

Bu tür kitaplar boşluğun içine süreklendiğimiz şu dünyada alınacak geri dönüşümlerdir.

SİZİ SEVİYORUM ROBIN SHARMA!

24
Eylül
2007
12:07

Sadece içten ve olması gerektiği gibi ama yön gösteren, tabi bunun altını koyu koyu çizmeden… Güzel bir cümle gibi ve elbette sade ve sadece.

24
Eylül
2007
15:02

Yazarın Ermiş, Sörfçü ve Patron kitabını okuyorum şu an. Yazar genç yaşında bazı şeyleri anlamış. Ve onun felsefesinden kitabından okuduğum bir sözü daha:

‘Dünlerimin, bugünlerimi işgal etmesine izin vermem. Gelecek zaten gerçek değildir.’

1
Ekim
2007
21:55

Öncelikle herkese selam.

Ferrarisini Satan Bilge bence her evde olması gereken bir eser. Onu okudum ve diğer eserlerini de severek okuyorum. Bence muhteşem anlatış, yorum ve düşüncesi tamamen çok saf, çok güzel ve yaratıcı bir düşünce içeriyor. Vallahi ne kadar anlatsam boş, okuyanlara hoş. :)

İzmit’ten selamlar.

2
Ekim
2007
10:11

Her kitap bana bir şeyler öğretir bırakırdı ama “Sen Ölünce Kim Ağlar” kitabı ve “Ermiş Sörfçü Patron” kitabı hayatımı çok etkiledi. Merakla bir sonraki gelecek kitapları bekliyorum. Dünyada iyi ki böyle bir adam var, teşekkürler :)

10
Ekim
2007
13:38

Kitabı şu an okumaktayım akıllıca fakat sanki bir yerlerde sakarlık var gibime geliyor, teknikler bazen beni etkilemiyor ama yine de güzel kitap, tavsiye ederim.

11
Ekim
2007
16:40

bnce mutlu olmak ınsann kendı elındedır. EN UFAK BISE DE BILE MUTLU OLNUABILECEGINI bızler kendımızıe ogretmelıyız ınsan oglu kı hep fazlasını ıstedıgı ıcn hep baska seyler arayısları ıcerısındeyız, cewremızdekı onca guzellıgı farkedemıyoruz bıle yogun ıs temposu dersler derkn koca sene gecıyo ve bakıyosunuz kı seneden kaln yorgunluk..

her sey senn elınde gulmek ıcın mutlu olmayı beklersen bır tebessum bıle edemeden ölürsünnnnnnn, cok dogru bı söz ya da ınsan kendı mutlulugunun mımarıdır, sen sen ol o umut denen fenerı hep yanık tut, karanlıkta SAKLIDIR CEMRENİN DOĞUŞUUUU UNUTMA…

13
Ekim
2007
13:08

“Değiştiremeyeceğiniz şeyler için asla üzülmeyin. En Büyük Başarısızlık denememektir.”

Başarılı olabilmek için yaptığı tavsiyeler bir şeyi alışkanlık haline getirebilmenin yolu Sharma’nın “Ferrarisini Satan Bilge” ve “Sen ölünce Kim Ağlar.”

Bu kitaplar beni çok etkiledi. Bu kitapları okuduktan sonra kişisel gelişim kitaplarına olan ilgim arttı.

Arkadaşlar, size Sharma’nın tavsiye ettiği kitapları okumanızı tavsiye ederim; Peter Kyne, Neoplen Hill, Antonny Robbins.

14
Ekim
2007
21:02

Bu yazarla yeni tanıştım. İnsanları, hayatın zorluklarına rağmen yaşamanın iyi bir şey olduğunu çok iyi anlatıyor.

21
Ekim
2007
00:47

Her ne kadar kişisel gelişim rehberlerini verimli bir kaynak olarak görmeyip; insanın kendi kendini keşfetmesi gerektiğini, zihninin ve kabiliyetlerinin kendi kendine farkına varması gerektiğine inansamda; Robin Sharma’nın bu kitabını okuduktan sonra konuya ilişkin görüşlerim iyimserleşti.

Göz ardı edilmemelidir ki insan hayatta her olguyu tecrübe ederek içselleştirme şansına sahip değildir - bazıları “başkalarının tecrübelerini tecrübe ederek içselleştirmek ahmaklıktır.” dese de - bu zaruri süreci kolaylaştırmak için merdivenin bazı basamaklarını inşa etmeden hazır almak gerekiyor. Kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Makale için teşekkürler Tunç Bey…

27
Ekim
2007
18:46

Robin Sharma; en çok tanımak istediğim insan, onunla sessiz sakin huzur dolu, bahçesinde çiçekler olan, karşısında sahil olan bir kafede oturup sohbet etmeyi, konuşmayı ne kadar çok isterdim.

En sıkıntılı zor günlerimde onun kitaplarıyla tanıştım. Belki az çok herkes onun söylediklerine yakın şeyleri bildiğini sanır, ben zaten bunları biliyorum der. Zaten kitaplar bilimsel bir deney değil ki, bilinmeyen şeyleri ortaya çıkarsın. Bence bir kitabı büyülten anlatımı ve insanla kurduğu iletişimi ve Robin Sharma bunu kitaplarında mükemmel bir şekilde ortaya koymuş.

Konferanslarını takip etmeyi çok isterdim. Yazdığı her kitapta büyük sözler etmiştir. Mesela söylediği her cümle bence eşsiz. Günümüzün en büyük yazar ve rehberidir. Onunla aynı dönemde yaşadığım için çok mutlu hissediyorum kendimi.

Bu vatanı atalarımızla bize armağan eden atamla da aynı dönemi yaşamayı ne kadar çok isterdim. Onu bir defa yakından görseydim. Ona minnettarlığımı haykırabilseydim. Bize bu vatanı armağan eden atlarıma ve liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkürler ve sonsuz saygılar!

2
Kasım
2007
14:55

Merhabalar, ben Robin Sharma’nın Ferrarisini Satan Bilge ısımlı kıtabını okudum ve gercekten okurken bıle ınsanın hayatını degıstırecek bır kıtap.

Bütun negatıf yondekı duygularım bıtmıstı nerdeyse kıtabı okurken ama kıtabın ustunden dort ay falan gectı ve suan o zaman kı gıbı değılım keske kalıcı olsaydı hersey mukemmel olurdu ozaman. Okumayanlara tavsıye, mutlaka okuyun derım.

Hoscakalın…..

14
Kasım
2007
16:40

Robin Sharma hayranı olarak öncelikle bu yazıyı paylaştığınız için teşekkür ederim.

Robin Sharma’nın “İçindeki Devi Uyandır” adlı kitabı hariç diğer tüm kitaplarını okudum. Hepsi de süper kitaplar. Bence herkes okumalı Robin Sharma kitaplarını :)