Profesyonel kurumsal hayatı, uzun yıllar farklı şirketlerde farklı sorumluluklarda yaşadıktan sonra "tamam" demiş bir gün. "Alışkanlıkları değiştirmek çok zor olsa da bu kararı almakla iyi etmişim. Edindiğimiz deneyimleri aktarabileceğimiz bir başka hayatımız olmayacak çünkü" diyor şimdi.

Kjell Nordstrom ve Jonas Ridderstrale’nin o müthiş sözünü hatırlatıyor:

"Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu."

"Fark yaratma" konseptine bu yüzden aşık. Bu aşkını da Fikir Atölyesi'nde yazılara döküyor.

"Tunç’u biraz daha yakından tanımak isterim" derseniz buraya; "birlikte bir kahve içelim" derseniz de buraya tıklamanız yeterli.

29
Ağustos
2006

Yazar:
Kategori:

Seth Godin bir yazısında insanların “neye inandıklarını”, diğer bir yazısında ise “ne istediklerini” yazmış:

*İnanmak:

İnsanlar senin onlara söylediklerine inanmazlar.

Ender de olsa, senin onlara gösterdiklerine inanırlar.

Kendi arkadaşlarının söylediklerine ise daha fazla inanırlar.

Kendi söylediklerine ise herzaman inanırlar.

**İnsanların ne istedikleri:

Başkalarında olandan, ancak farklısı.

Bütün fiyatların aynı olmadığı bir menü.

Onların yanında oturan kişilerden daha fazla ilgi.

Başkalarına sunulan fiyattan biraz daha azı.

Diğer kişilerden daha önce çıkan yeni bir model (daha sonra o modelin diğer kişiler tarafından da sevilmesi kaydıyla.)

Tüm koltukları satılmış bir sinema gösterimine bilet.

Mağazanın en iyi müşteri temsilcisinden hizmet, tercihen mağaza sahibinden.

Daha iyi bir muamele görmek, ancak abartılı derecede değil.

Fark edilmek, ancak çok da dikkat çekmemek.

Doğru olmak.

BenceWOM‘dan Murat Tanören de insanların ne istediklerine iki ekleme yapmış:

1 = Başkalarına ‘birşeyler’ tavsiye etmek.
2 = Kendi fikirlerinin sorulması.
(1 + 2 = Ağızdan Ağıza Pazarlama - WOMM)

Biz de tüm bunlardan hareketle, ‘taraftar müşteri yaratma‘ adına şu sonucu çıkarabilir miyiz?

“İnsanların ellerine arkadaşlarına gösterebilecekleri** birşeyler* verirseniz, kendi fikirlerinin sorulması için zemin de hazırlamış olursunuz. Bu durumda onlar da ellerindekini seve seve tavsiye ederler, yani gönüllü taraftarlık yaparlar.”

29
Ağustos
2006
22:45

kesinlikle çıkarabiliriz.tebrikler!!!

29
Ağustos
2006
23:37

İnsanların neye inandıkları:
Hızlı yaşar, genç ölmem. Bana birşey olmaz.
Harika fikirlerim var. Birgün keşif edileceğim.
Kimse görmüyor ama ben diğerlerinden farklıyım.
Hiç yaşımı göstermiyorum.
Çok arkadaşım var.

İnsanların ne istedikleri:

Kendi işimi kurup patron olmak.
Piyango bulup kısa yoldan zengin olmak.
Meşhur olup Televole’de çıkmak.
Mahallenin Polat Alemdar’ı olmak.
Takdir, övgü, beğenilme.
Belki de en önemlisi “sevgi”

30
Ağustos
2006
18:20

Doğru, ama izin verirsen, bir şey daha eklemek isterim: Doğru insana o kaynak verilirse daha etkili olur. Fikir lideri diye tanımladığımız kişiler…

Daha fazlası için buraya bakabilirsiniz.

31
Ağustos
2006
02:41

Bu liste uzar gider…

“Hayatta hiçbirşeyi umursamam ama en çok istediğim şey herşeyi umursamak” demişti çok sevdiğim bir dostum.

Nedense aklıma ilk bu geldi. Hiçbirşeyi umursamadığına “inanıyor” ve bunu “istiyordu.”

5
Eylül
2006
16:22

İnsan, doğası gereği ele geçirmek ya da elinde bulundurmak duygusu içindedir. Önemli olan elinde bulunan materyalin onun için ne gibi bir anlamı olduğudur. Sonuçta insan, hayatı için gerekli olduğunu düşünebileceği ve hatta yaşamını kolaylaştırıp ona daha rahat nefes aldıracağını, daha fazla vakit kazandıracağını, bilgiye daha çok ve kolay ulaşabileceğini düşündüren herşeyi satın alma dürtüsü içindedir. Bu yüzdendir ki pazarlama her zaman, materyali insan ile ilişkilendirmek durumundadır. Fakat unutmamamız gereken birşey var ki ihtiyaçlar, hedef kitlenin ekonomik ve kültürel yapısına göre değişkenlikler göstermektedir.

7
Eylül
2006
10:38

‘Başkalarında Olandan, Ancak Farklısı’ hepimizin aynı şeyleri yapmak isterken nasılda ayrı görünüyoruz… Bazen düşünüyorum da, aslında hep hayat zor degil, zorlaştıran bizleriz…

9
Eylül
2006
14:30

Yazılanların tümüne katılıyorum, ancak Sevgili Tanören’den ekleme yaptığınız konuda başkalarına birşeyler tavsiye etmek kısmına katılıyorum. Fikirlerin sorulması müşteriye gösterilecek ilgi kapsamının kapısından geçeceğinden Seth Godin bunu zaten söylemiştir.

Ben yine başka bir açı ile yorumlarınıza sunmak isterim.

İnsanlar inandıkları, özledikleri, ihtiyaç duydukları şeyleri isterler (daha somut bir ifade ile).

28
Kasım
2006
15:41

Hayat gerçekten bayat!!! Kısa yoldan zengin olmak, emeksiz ekmek yemek ve dolandırıcılık yılın son trendi, ne yapalım (Oh ne hoş deyip geçeceğiz).


Yorum Takibi
Yorum RSS: Bu yazıya yapılan yorumları RSS yolu ile takip etmek için
Sen de Düşünceni Paylaş










Yorum Önizleme


© 2006 - 2008 Fikir Atölyesi - Tunç Kılınç
Kaynak belirttiğiniz sürece içerikten faydalanabilirsiniz. Sizin için üretildiler.
septic system price texas bad side effects of viagra