125

Google Beni Dinleyecek Misin?

Başkalarına dahi anlatmaktan sakındığımız harika bir fikrimiz var ancak ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Tanıdıklara anlatsak; ya benim fikrimi benden önce yaparlarsa diyoruz. Firmalara anlatmak istesek; kim dikkate alacak ki beni? Hadi diyelim aldılar, teşekkür edip beni gönderdikten sonra ya kendileri yaparsa?

İşte Fikir Atölyesi iletişim bölümünden bana gönderilen email’lerin büyük bir çoğunluğu bu konularda oluyor:

Bir fikrim var, ne yapmam gerekiyor? Beni kim dikkate alacak?

Önce biz kendimizi dikkate alacağız. Önce biz fikirlerimize tutkuyla inanacak ve onları hayata geçirebilmek adına yine tutkuyla yaratıcı yöntemleri hayata sokacağız.

Kimse kimseyi kapıda karşılamıyor. O kapıları açacak olan da yine biziz, yani kendimiz.

Tıpkı Aaron Stanton‘ın yaptığı gibi.

aaronAaron 2003 yılında bir fikir geliştiriyor. Bunu zaman içinde olgunlaştırıyor ancak harekete geçemiyor. Ta ki (aşağıda detaylarını okuyacağınız) bir film ona gereken ilhamı verip, cesaretlendirene kadar.

Sonra elindeki (milyon dolarlık olduğuna inandığı) fikrini Google’a anlatmaya karar veriyor.

Ancak Google‘da tanıdığı kimse yok. Telefon ve email ile de bir yere varamayacağının farkında. Tek bildiği Google Merkez Ofisi’nin San Francisco yakınlarındaki Mountain View’daki adresi.

Kaybedecek hiçbir şeyim yok, ben bu fikrin çok iş yapacağına inanıyorum diyor bir gün. Yeter ki beni dinlesinler…

İşinin ne kadar zor olduğunun o da farkında. Yüzlerce, belki binlerce kişi her gün Google’a “yeni bir iş fikri” ile başvuruyor. Google’da bu teklifleri internet üzerinden bir form ile alıyor ancak siz formu doldurup gönder’e bastıktan sonra otomatik bir mesaj ile size teşekkür edildiği halde, teklifinize cevap verileceği ile ilgili en ufak bir ayrıntıya yer verilmiyor.

Biz zaten en iyi fikirleri bulacak insan gücüne sahibiz mi demektir bu, yoksa o kadar çok kişi başvuruyor ki, bunları gerçek kişiler ile cevaplamaya kalkacak bir ekip kurmayı değerli bulmuyoruz mu? Veya gelen fikirler o kadar kötü ki, böyle bir ekibin kurulması ticari açıdan anlamlı değil…

Cevap her ne olursa olsun, siz fikrinizin çok da değerlendirmeye alınmayacağı, diğerleri arasında kaybolacağından emin bir şekilde ayrılıyorsunuz bilgisayarınızın başından. Hele fikriniz basit bir form ile anlatılamayacak kadar değerliyse…

Ve Aaron (daha önceki doldurduğu formlardan bir cevap gelmeyince) fikrini yüz yüze anlatmak üzere Mountain View’e gitmeye karar veriyor.

Ancak ne Google’da bir torpili var, ne de elinde görüşme için bir randevusu…

Başıma gelebilecek en kötü şey diyor; en fazla randevu vermezler. Ben de o zaman fikirlerini değiştirip bana bir görüşme ayarlanana kadar lobilerinde şımarık çocuklar gibi oturur, beklerim diyor.

İnandığınız fikirleriniz için savaşmazsanız, o fikirler de sizinle birlikte diğer dünyaya giderler.

Google lobisinde şımarık çocuklar gibi beklemenin tek başına yetmeyeceğinin farkında tabii. İşte bu noktada akıllı bir strateji izliyor ve internet’in gücünden faydalanmaya karar veriyor. Eğer diyor bu savaşımı ve gelişmeleri açacağım bir sitede duyurur ve insanların desteğini alırsam; Google çalışanlarının beni duyma, beni ciddiye alma ve sonrasında da bana randevu verme konusunda şansım artar.

Ve Idaho’daki evinden tek başına uçağa atlayıp California’ya gitmeden önce sitesini açıyor:

CanGoogleHearMe.com [Google Beni Duyabilecek mi?]

Daha önceden işe yeni aldığı bir kişiyi blogu yüzünden 2 hafta sonra kovan Google şimdi onlar için milyon dolarlık fikri olduğunu söyleyen ve hikayesini blogu ile anlatan birini mi dinleyecek?

Googleplex lobisinin ilk gününde de aynen tahmin ettiği gibi oluyor ve Aaron kibarca red ediliyor. Ona tek söylenen Google sitesindeki o basit formu doldurması. Büyük şirketlerin prosedürlerine ne kadar bağlı olduklarını bildiğinden, dolduruyor ve hazırladığı online flash sunumunun da linkini ona ekliyor.

Bu arada sitesini sürekli güncelleyip, yaşadıklarını anlatan yeni video’lar ekliyor. İnternet dünyasının dikkatini çekmesi, link vererek haber yapmaya başlaması ile sitesi hızla trafik almaya başlıyor. Hatta bunların arasında Google’ın olduğu Mountain View’den okurların da olması Aaron’u ümitlendirirken, henüz forma eklediği linkten sunumu Google’dan kimsenin izlememesi ise hayal kırıklığı yaratıyor.

Ancak yılmak yok; sitesinden Google çalışanlarına sesleniyor: “Yapmaya çalıştığım şeye sempati ile bakıyorsanız lütfen Google içinde ilgili kişilere söyleyin, verdiğim linkteki sunumu izlesinler.

Ve ikinci günün sonunda Google’dan David isimli bir çalışandan mail alıyor: Yes we can hear you :) [Evet seni duyabiliriz!]

Fikrini beğenmelerinden önce onu dinlemeleri gerekiyordu ve binlerce kişinin yapamadığını Aaron çok kısa bir süre içinde başarıyordu; Google onu ve fikrini dinleyecekti.

aaronVe Mountain View’deki üçüncü gününde görüşmeyi gerçekleştiriyor Aaron. Tüm amacı da bu değil miydi; “Bana bir şans versinler, fikrimi anlatayım onlara. Beğenirlerse harika, beğenmezlerse de sorun yok; amacıma ulaşmış olacağım.” Aaron sonunda Google tarafından ciddiye alınıyordu.

Yaptıkları kısa toplantı sonucunda David fikri doğru insanların önüne koyabilmek için ondan sunumun bir özetini ve farklı destekleyici materyaller istemiş. Yani kısaca; fikrin özü aktarılabilmiş ve tekrar konuşmaya “değer” bulunmuş. Artık konu ‘Google beni duyacak mı’dan ‘Google fikrimi beğenecek mi; sahiplenecek mi’ safhasına geçmiş.

Önemli başarılar bunlar. Sadece fikrin gücünü değil, Aaron’un risk alma, ön hazırlık, iletişim ve ikna becerilerinin de bir göstergesi.

Tüm bunlar olurken açtığı forumun ve digg‘in de yardımıyla cangooglehearme.com tahminlerin çok ötesinde ziyaretçi almaya başlıyor. Her 1.5 dakikada bir gelen “iyi şanşlar” dileyen mail sayısı dakikada 10’a çıkıyor. Alexa‘nın en hızlı yükselen siteler sıralamasında ise beşinciliğe kadar çıkıyor.

Aaron’un sıradan bir birey olarak dev Google’a kendini ve fikrini kabul ettirme azmi ve çabası diğer birçok kişinin övgüsünü kazanıyor. Doğal olarak bazılarının da kıskançlığını ve hasetliğini. Her iki sonuçta da Aaron Stanton ismini Googleplex’de duymayan kalmıyor.

Sadece bir günde 1.500 Google çalışanı sitesini ziyaret ediyor, şirket içinde birbirine gönderiyor, ziyaretçi sayısı saatte 30 binlere çıkıyor. Google çalışanları adeta Aaron’un elçisi gibi hareket etmeye başlıyorlar.

Aaron’a verilen gönül desteği her gün gelen binlerce iyi şanş ve tebrik mail’leri (ve video mail’leri) ile de sınırlı kalmıyor. Onun adına logo hazırlayanlardan, şiir yazanlardan, hikayesini besteleyip şarkı yapanlara kadar gidiyor bu sevgi.

Bir fikri olup da ne yapacağını bilmeyenlere heyecan verici bir ilham kaynağı oluyor o. Pes etmemeyi ve kendilerine olan inancı hayata geçirme adına da kocaman bir cesaret göstergesi…

Aaron kendi ilhamını ise Brian Herzlinger‘den almış; Hani şu “My Date With Drew” [Drew ile Randevum] dokümanter lezzetindeki filmini düşünen, çeken ve oynayan adam.

Sıradan bir adam olan Brian, ilk kez “E.T.” filminde görüp çocukluğundan beri hayran olduğu Drew Barrymore ile tanışma ve eğitimini aldığı film direktörlüğü hedeflerini “en iyisi ben kendi filmimi yapayım, iki hayalime birden ulaşmış olurum” diyerek ‘Drew ile Randevum‘ filmini çekiyor.

Hem de sadece 1.100 dolara. Yanlış okumadınız 1.100 dolar. Üstelik bu parayı da son soruda “Drew Barrymore” doğru cevabını verdiği bir yarışmada kazanıyor. [Kader ağlarını örmüş!]

30 gün içinde sorgusuz sualsiz sattıkları ürünleri iade alma prensibi olan Circuit City‘den (bir arkadaşının kredi kartı ile) satın aldığı kamera ve yakın arkadaşlarının desteği ile 1.100 dolara filmi çekip, 30 gün sonra da kamerayı iade ediyor!

Ben henüz seyretmedim ancak seyredenlerin etkilendikleri bir film olduğunu biliyorum.

Brian bir söyleşisinde güzel özetlemiş:

“Bu filmin ana mesajı; eğer bir rüyanız varsa risk alıp onu gerçeğe dönüştürmeye çalışmalısınız. Yoksa 70 yaşına geldiğinizde geçmişe bakıp ‘Oh, keşke bunu yapmış olsaydım’ demek mi istiyorsunuz? Eğer risk almazsanız bitmiş bir ruha sahip olursunuz.

İşte Aaron’u da tetikleyen bu film olmuş: Eğer Brian yapabildiyse, ben de yaparım!.

Peki Aaron şimdi ne yapıyor? O iş fikrini anlattığı sunumunda kendisinden beklenenleri yaptı ve Google’a tekrar gönderdi. Yaşadığı olumlu gelişmeler nedeniyle evini dönüşünü de birkaç gün geciktirmiş durumda. Heyecanla gelişmeleri yerinde takip edip, yeni bir toplantı için çağrılmayı bekliyor.

Google ile imzaladığı Gizlilik Antlaşması nedeniyle fikrinin ne olduğuna dair her hangi bir ipucu ise veremiyor. Bunun için farklı görüşler olsa da, onun geçmişini biraz araştırınca, bunun oyun sektörü ile ilgili bir fikir olabileceğini düşünmek mümkün. Ancak baştan beri fikrinin içeriği veya (Aaron’u da haklı olarak düşündüren) hukuki konular değildi bu yazıdaki amacımız; fikri hayata geçirmek için ne yaptığı, nasıl yaptığı idi.

[Fikrin patenti olur mu sorusuna cevap aradığımız “Sahtekar Olmayan Taklitlere Razı Olmak” başlıklı yazıya bir ara bakabilirsiniz.]

Aaron Stanton veya Brian Herzlinger…

Onlar önce kendilerine inandılar. Sıradan birer kişi olabilirlerdi ancak fikirleri vardı. Tutkuyla inandıkları ve belki daha önemlisi hayata geçirmek için her yaratıcı yöntemi denemeye hazır oldukları fikirleri.

Oturup birilerin onları bulmasını beklemediler. Attıkları mail’lere veya doldurdukları formlara cevap gelmeyince de yılmadılar. Farklı yollar bulmaya odaklandılar ve buldular da… brianÇünkü yaratıcı fikirleri bulan beyinleri o fikirleri gerçekleştirecek yaratıcı yöntemleri de bulabilirdi.

Brian zaten bir başarı hikayesi olmuş durumda. Nerdeyse bütçesiz çektiği film ile hem hayalinin kadını ile tanıştı hem de çok sayıda ülkede gösterilen, DVD’leri satılan, ödüller kazanan bir filmin yaratıcısı, yönetmenlerinden biri ve oyuncusu oldu.

Her ne kadar fikrini henüz Google’a satma aşamasını tamamlamamış olsa da, Aaron da benim için bir başarı hikayesi. Buraya gelene kadar izlediği yollar, internet sitesinden kendine taraftar toplayıp Google’ın dikkatini çekmesi, derinlemesine araştırdığı ve düşündüğü belli olan fikrini düzgün bir sunumla onlara yüzyüze anlatabilmesi ve toplantılarının devam etmesi…

Amacı sadece Google’ın onu duymasıydı, şimdi çok daha fazlası onu duymuş durumda. Google olmazsa bile, bundan sonra onu dinlemeye hazır birçok firmanın (başta Google’ın rakipleri) olduğunu öngörmek çok da zor değil.

“Ümitsizseniz ümit sizsiniz, çaresizseniz çare sizsiniz” lafı geliyor aklıllara.

Bir fikri geliştirmek için sahip olduğumuz yaratıcılık “ümit” ise; enerjimizin daha fazlasını o fikri hayata geçirmek için harcamak da sanırım “tek çare.”

>>>>> Güncelleme 28.9.2008:

Aaron, bir seneyi aşkın süredir üzerinde çalıştığı fikrini Mart ayında açıklamış. (Ben de dalıp gitmişim, yeni farkettim :)

BookLamp: Telif haklarından dolayı A.B.D. dışından erişilmeyen Pandora sitesinin kitap versiyonu. Yazarların yazım stilinden hareketle size okumaktan keyif alacağınız kitapları öneren bir kitap arama / önerme sitesi. Amazon‘da gördüğümüz “bu kitabı satın alanlar bunları da aldı” önermesinden daha kapsamlı bir algoritmaya sahip.

Henüz yolun çok başında olmalarına rağmen, inceledikleri kitap sayısının hızla artması halinde ümit veren yenilikçi bir proje. Aşağıda BookLamp projesinin detaylarının anlattıldığı bir video (ingilizce) var:

Aaron Stanton’un Google’ın yanısıra, Amazon ve Yahoo ile de görüşmelerinin halen sürdüğünü okuyorum. Bakalım onları ikna edebilecek mi?

Yorumlar 125

  1. İsa Karpuz

    benim bütün herşeye fikir ve geliştirecek yapıya ve kapasiteye sahibim çok şükür her şeyi yaparım kendi aklımı biliyorum ben dünya yı da değiştrecek bir akıl a yapıya sahibim yeter ki ulaşsınlar bana bir şey üstün de çalışma mı ve fikir istesinler yapabilirim her şey i değiştirebilirim yaşım 17 kahramanmaraş lıyım ulaşmanızı istiyorum email bıraktım … Teşekkürler Saygıyla

    tabi bu yazıyı yazana da Ayrıyeten Teşekkürler Daha güzel kariyer dilerim.

    herkes eşit yaratılmışdır ama çoğu insan yapamaycakların dan korkup ve ya gayret göstermeden bunlar dolayısıyla kullanmasını bilmiyor kendi yapısını.

  2. ISA

    Benim İş Fikrim Yarış Arabalarıyla Alakalı Gençlerin Bağımlısı Olacağı Ve Her Yaştan Herkesin Severrk Bu Oyunu Oynayabileceği Bir İş Fikri Ciddi Bir Alıcı Bulduğum Taktirde Detayları Anlatacağım Dünyada Bir Ilk Ve Patenti de Kimsede Yok Sadece Bende Proje 05397846022 Tanıtıcı mesaj Atarsanız Sevinirim

  3. Ayetullah ARSLAN

    Inşaat ile ilgili düşüncelerim ve projelerim var ilgilenenler 05078435469 bana ulasabilir

  4. sakin

    benimde bır fıkrım var ama buraya yazılınca mı degerlendırılıyormu nasıl iletişime gececegım bılemedım

  5. Mahmut

    Benim fikrim yakıtsız araba yapmak bu yeni fikir kimse yapmamış bunu yakıtsız göneş enerjisiz farklı bir düşünce 05325113138

  6. aynur

    Yaa ben istiyorunki line gibi goruntulu aramalarda mesaj yazma yeride olsun konusamadigimiz mekanlarda hem karsimdaki kisiyi goreyim hemde yazili olarak iletisim halinde olayim…tesekkurler…:)

  7. omerfaruk

    Selamlar. Sozunu ettigim yasadigimiz cagin oncu
    sektoru sanal hayatin daha kesfedilmemis kesfidilme
    ihtimalinin olmadigi bir fikirdir
    Oyleki hayata gectigi anda dunyada cigir acacak 100
    lerce milyon uyesi olmamasi soz konusu olmayan bir
    site seklidir
    Elit ve avam ve her kesimden insanin mutlaka eli
    klavyeye degen her kesin uyelik alacagi bir site olup.
    Site icerisine girilen adimdan itibaren bilinen manada
    reklam olmayip ama her santiminde reklamlari olan ve
    her kurum kurulusun dusunmeden reklam verecegi bir
    sitesir
    Ve muhakkakki gece gunduz durmadan para akitacak
    bir sitesir
    Ister aylik yillik reklam gelirli ister se tiklama basi
    istersenizde istenebilecek envai sekkille
    Sonuc durmadan hesaplara akan bir para olacak ve
    Ve en onemlisi en.zengininde.en.fakirinde muhakkak
    ragbet edecegi bir site seklidir
    Iyi calismalat gorusmek ve noter esliginde.davet. uzere
    hos kalin

  8. yaşar

    abi süperdi yazın enimde fikrim var sana acıklamak istiyorum eger istersen

  9. Pingback: Google Beni Dinleyecek mi? | Semih TANRIVER

  10. Pingback: İnan, Yol Bul, Israrcı Ol, Gerçekleşsin | Prefabrik Ev Fiyatları, Prefabrik Evler, Prefabrik Villa

  11. curcuna

    artık google tekelinden kurtulmamız gerektiğine inanıyorum. yahoo, bing, altavista vb arama motorlarını kullanmayı değil, onları tr ye çekerek, bu büyük pastaya onlarıda ortak ederek, daha kaliteli hizmetler alacağımız kanatindeyim…

    ayrıca bu site harika. bir türk web sitesi daha görmedim, bu kadar yararlı. başarılar..

  12. Pingback: Milyar Dolarlık Fikir ve Proje Bloğu açıldı « Milyar Dolarlık Fikir / Blog

  13. ercan

    iyi bir başarı öyküsü ama bundan sonra gerideki insanlar için ne yapabilirim düşüncesini daha fazla aktifleştirmeni düşünüyorum….

  14. Tunç TATAKER

    Her şey düşüncede başlar ve düşüncede biter…. belki klasik olacak ama “Her İnsan Ölür Ancak Her insan Gerçekten Yaşamaz”…

    Gerçekten yaşayanlar düşüncelerini hayata geçirebilenlerdir… Taa genetik kodlarımıza kadar işleyen, sonrasında aile, kültür, eğitim (?), din, ahlak, çevre ve bilumum zararlı neşriyat tarafından :) zihinlerimize kodlanan “yapamazsın, edemesin, aptalsın, geri zekalısın, adam olmazsın” ların sonucunda risk alamayan ve gerçekten yaşayamayanların ülkesidir burası…

    Amerika neden ve nasıl Amerika oldu dersiniz… çünkü Amerika kaybedecek çok az şeyi olup, bir okyanusu aşarak bilinmeyende yeni bir yaşam kurmak için can atan insanlar tarafından kuruldu.. tüm dünyayı peşinden sürüklemesine şaşmamak gerek…

    Benim hayatı anlamam ve kendi yoluma gitmem adaşım Tunç Bey kadar uzun sürmedi… berbat bir trafik kazasından sonra ikinci kez yaşama şansımı elde etmiştim ve artık bu armağanı iyi kullanmalıydım… size verilen armağanı (hayatı) iyi kullanın arkadaşlar… ve bir sır daha vereceğim… Tanrı çılgınları sever ;) Korkularınız ve kendiniz önünüzdeki en büyük engelsiniz…

  15. fatih

    benim benzin mazot yani yakıtsız araç artı dünyanın elektirigini tek bir termik santıralında üretme purojem var

  16. Sonuç

    Bir fikri satmanın en kolay yolu, onu gerçekleştirmeye başlamaktır.

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir