86

Gelecekte Neler Olacak?

Bilsek mi keşke? Yoksa şimdiki gibi bilmemek mi daha iyi?

Hangisi daha iyi bilmiyorum ama hayal etmek benimkisi. Falcılık değil de, öngörümüzü kullansak.

15-20 sene gibi kısa dönemde ortalama yaşam süresinin artacağı, gelişmiş ülkelerin nüfusunun azalmaya devam edeceği, A.B.D.’den sonra Çin ve Hindistan’ın dünyanın en büyük güçleri olacağı, Japonlar’ın düşüşe geçeceği, genç nüfusu ile Türkiye’nin en büyük ilk 15 ekonomiden biri olacağı gibi varsayımların ötesinde bir şeyler…

Daha uzununu; yüz sene, hatta beşyüz sene sonrasının geleceğinde neler olacak?

Bunlar benim öngörülerim:

Beynimize takılan internet bağlantılı bir çip ile;

– Google amca gibi motorlara sadece düşünerek “ara” demek artık yeterli.

– Cep telefonları bitiyor [Şuna sms at, bunu ara yok. İstemen yeterli. Yüksek sesle konuşmaya da gerek yok, düşünmek zaten bir yerde içinden konuşmak değil mi?]

– Yaşamsal fonksiyonların sürekli kontrolü, uyarı mekanizması [Doktorlar da uzaktan müdahale edebiliyor.]

– Unutmak artık tarih. Yüzler, isimler, numaralar, şakalar, olaylar…

– Yeni bir dil öğrenmek de o denli hızlı ve kolay.

– Güncel haberler anında hafızanızda. Neyin süzgeçe takılmasını istiyorsak onlar takılıyor sadece. [Süzgeç danışmanlığı diye bir meslek var artık!]

– Çözemediğiniz bir matematik problemi veya formül kalmıyor.

– Yazılan yeni bir kitap, çekilen yeni bir film satışa çıktığı an istersen sende!

Dünya nüfusunun [20 milyardan sonra] azalmasına önlem olarak klonlama ve diğer doğal olmayan çoğalma yöntemleri artık “doğal.” Erkekler de hamile kalıyor!

Anne karnının dışında, yapay ortamlarda da bebek sahibi olmak mümkün. Ancak bu sadece çok zenginler için mümkün. Dolayısıyla daha ekonomik olan ‘taşıyıcı annelik’ çok popüler bir meslek olmuş.

Genetikçiler ve teknoloji yeni bir tür varlık yaratıyor. İnsan desen değil, robot desen o da…

İnsan görünümlü [duygusal zekası da olan] robotlar ise yakın arkadaşlarımız. Yapay zekaları da bizdeki doğalından kuvvetli.

Her türlü organın yapayı ile nakli mümkün. DNA oynamaları ile bazı bozukluklar temelden gideriliyor. Sağlık sorunlarından ölüm kalmıyor.

Küresel ısınma gerçek. Yükselen sular bazı ülkeleri yok ediyor. Kuraklık ve kıtlık tüm beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor. [Deniz suyunun arıtılma işlemi en yaygın sektörlerden biri.]

Doğal kaynakların yetmemesi bugünkü gibi doğal yiyecekleri bulmayı çok daha pahalı hale getiriyor. Beslenme için kendimizi [kabloyu elektrik prizine takar gibi] şarj edebileceğimiz tatsız tuzsuz mekanizmalar var.

Yaşam çok daha pahalı. Zengin daha zengin, fakir daha fakir ve sayıca daha çok.

Ülke sınırları kalmıyor. Milliyetçilik azalıyor, bitiyor belki de. Sanal sınırları ise dini inanışlar belirliyor. Yaygınlaşan yeni inanışlar ve din savaşları var.

Siber savaşlar devrede. Klasik anlamdaki savaşlar da değişmiş. Asker yok. Herşey uzaktan kumanda. Nükleer, biyolojik ve uzaya yerleştirilen silahlar devrede.

Denizler de kara parçaları gibi yaşam alanı. Üstü, dibi, ortası…

Petrol yok. Elektrik de. Yerine füzyon enerji kaynakları devrede. Herkes kendi enerjisini kendi üretiyor.

Fiziksel anlamda dolaşan para da artık yok. Her türlü alışveriş işlemi, elektronik olarak anında varlıklarımıza direkt ekleniyor veya çıkıyor.

İlk etapta arabalar tek kişilik, aynı zamanda uçuyor. Biz oto-pilot’u kapatmadığımız sürece kendi kendine gidiyor. Park yerleri evimizin içi.

Daha sonra fiziksel ulaşım bitiyor. Sanal 3D görüntümüz [beş duyumuzu da taşıyarak] anında istediğimiz yerde.

Ekranımızdan dünyanın her tarafını, sokakları, insanları canlı gözlemlemek mümkün. Safari fotografları çekmek için Afrika’ya gitmeye gerek yok.

Sadece göz ve kulağa hitap eden sinema, televizyon ve bilgisayarlar kalmadı. Koku, dokunma ve tad alma da işin içinde.

Sanal seks webcam önünde show yapmanın çok ötesinde. Giyilecek özel kıyafet ve yardımcı aletler yardımıyla gerçeği ile yarışır hale gelmiş durumda.

Geniş kitlelere konuşan reklamcılık bitmiş. Her mesaj kişiye özel.

Evrende yanlız olmadığımızı artık biliyoruz. İlk önce tanışma süreci! Sonra da bu gezegenlerdeki yaşamlara konuk oluyoruz. “Bu dünyadan taşınıyorum” lafı artık garipsenmiyor.

Sağ ve sol beynin dışında beynin başka tarafları da var artık. Rasyonel ve duygusal olmanın yanına, başka bir boyutun daha gelmesi demek belki de bu.

Işık hızından (300 bin km/sn.) daha hızlı bir şey bulunmalı [düşünce hızı belki.]

Evlilikler, şirket birleşme sözleşmeleri gibi yazılı anlaşmalara bağlansa da; aşk ise aynı aşk!

İlk aklıma gelenlerdi bunlar. Adı üstünde; varsayım sadece.

Gelecek eğer böyle olacaksa; tamam daha uzun yaşayacağız da, aldığımız nefesin kalitesi azalacak gibi. Yazdıkça da buruk bir tad oluştu bende. Bazı gelişmeler hoş gibi duruyor da, hiç olmasa sanki.

Geleceğe değil de, biz en iyisi geçmişe mi gitsek?

Neyse, ben asıl sizin öngörülerinizi merak ediyorum. İster on yıl sonrası, ister yüz, ister bin yıl. Gelecekte insanlığı sizce neler bekliyor?

Yorumlar 86

  1. PeRi

    “bir şey olsun ki düşüncelerimiz anında alnımıza yazılsın (istek dışı da olsa)… (fatih)”
    Fatih’in fikri aslinda guzel ama dusununce… yok bu insanlari, fikirleri, ne dusundukleri anlasilmasin diye… :S dusunmemeye itmez mi?

    Takdir edersiniz ki düsündüklerimiz, her zaman herkesi memnun etmeyebilir…

  2. salla

    – Google amca gibi motorlara sadece düşünerek ?ara? demek artık yeterli.
    bu ne saçma bir tespittir yahu.. Madem beynimizden geçeni bu çip sayesinde aktarıcaz neden ara diyoruz o kelimeyi mi algılamıyor :))))) Destekli sallayalım biraz Din Kardeşiyiz..

  3. nurcan

    yazınızı okuduğumda korktum açıkçası. böyle olmasın hayali bile ürkütücü.. gelecekte
    iyi şeyler olsun iyi düşünelim iyi olsun. çocuklarımız ve ülkemiz için iyi şeyler dilesin herkes..

    eskiden tadı vardı oyunların, sinemanın, çevrenin, sevdaların herşeyin.. oysa şimdi kokusu, tadı anlamı farklı herşeyin. umut olmazsa hayatta olmaz o zaman umutlarımız olsun renkli neşeli kocaman.

  4. türker

    Bana kalırsa eğer yüz veya beşyüz sene sonra dünyaya gelseydik bunlar gayet doğal şeyler gelecekti bize. Şimdi nasıl geçmişe az biraz özlem duyuyorsak o zaman da durum değişmeyecekti.

    Düşünce ve yazı çok güzeldi teşekkürler.

  5. yaş 17

    terminatörü izlemişsinizdir mutlaka ben öyle bir bilgisayarın (skynet) üretilip insanoğlunu yok edeceğini düşünüyorum.

  6. Pingback: Fikir Atolyesi Facebook. Hangi Yüzümüz?

  7. Munas

    Varsayımlarınız gayet olası, endişenize ise kesinlikle katılıyorum. Ama bunun korkusu en çok da, ‘ben’ dışındakinden daha kontrollü bir mekanizma olacağından sanırım. Üstelik bunu sağlayan da, düzelten de insan olacak yine. Tanrı değil. Tanrı var mıydı ki zaten =)

    Neyse bu Gönül Hoca meselelerine girmeden şunu paylaşayım esas, yine insana ve insan doğasının bilinmezliklerine ve derinliklerine ait bir dizi FRINGE – kesinlikle kaçırılmaması gerek. Lost’un yapımcılarından, yeni doz bağımlılığınız.

    İyi izlemeler,
    MGT.

  8. Başar

    In the year 2525
    If man is still alive
    If woman can survive
    They may find

    In the year 3535
    Ain’t gonna need to tell the truth, tell no lies
    Everything you think, do, or say
    Is in the pill you took today

    In the year 4545
    Ain’t gonna need your teeth, won’t need your eyes
    You won’t find a thing to do
    Nobody’s gonna look at you

    In the year 5555
    Your arms are hanging limp at your sides
    Your legs not nothing to do
    Some machine is doing that for you

    In the year 6565
    Ain’t gonna need no husband, won’t need no wife
    You’ll pick your son, pick your daughter too
    From the bottom of a long black tube

    In the year 7510
    If God’s a-comin’ he ought to make it by then
    Maybe he’ll look around himself and say
    Guess it’s time for the Judgement day

    In the year 8510
    God’s gonna shake his mighty head
    He’ll either say I’m pleased where man has been
    Or tear it down and start again

    In the year 9595
    I’m kinda wondering if man’s gonna be alive
    He’s taken everything this old earth can give
    And he ain’t put back nothing

    Now it’s been 10,000 years
    Man has cried a billion tears
    For what he never knew
    Now man’s reign is through
    But through the eternal night
    The twinkling of starlight
    So very far away
    Maybe it’s only yesterday

    In the year 2525
    If man is still alive
    If woman can survive
    They may find

    In the year 3535
    Ain’t gonna need to tell the truth, tell no lies
    Everything you think, do or say
    Is in the pill you took today ….(

  9. Pingback: Facebook. Hangi Yüzümüz? | The FEBA

  10. Pingback: Facebook. Hangi Yüzümüz ?

  11. kuzah

    okurken ilk aklıma gelen dünyanın ve insanlığın geleceğini anlatan ‘wall-e’ adlı animasyon filmi oldu. kısaca yazınızdaki öngörülerin görsel hali.

  12. Başar

    Günümüz teknolojilerine göz atarsak belki geleceği gözümüzde daha iyi canlandırabiliriz…

    2005 yılında, karanlıkta yalnız siyah-beyaz değil, renkli de görebilen gece gözlükleri icat edildi. Bu sayede, GPS(Global Pozisyon Sistemi) de kullanılarak, polisin ve askerin gece operasyonları, gündüzmüş gibi yapılabilecek.

      – 2010 yılına kadar bilgisayarlar, insan beyninin kapasitesine ulaşacak.
      – 2002 yılında, ses hızından 7 kat hızlı yolcu uçağının ilk denemeleri yapıldı. Bu uçakların, 11 saat süren İstanbul-New York seyahatini 1.5 saate indireceği hesaplanıyor.
      – 2002 yılında Drouillard tarafından icat edilen ?lazer barkod? sistemi ile tek tek her süpermarket ürününün taze olup olmadığı, saklanması gereken ısıda saklanıp saklanmadığı takip edilebiliyor. Bu sayede, günü geçen ve bozulan ilaçlar da satılamayacak. Bu sistemin GPS?e uygulanması ile tek bir elmanın bile ağacından, tüketilinceye kadar takip edilmesi mümkün. Sistem, ABD ve Almanya?da kullanılmaya başlandı.
      – Japon Susumi Tachi 2002 yılında, giyildiğinde sanki yokmuş gibi arkasını gösteren bir ceket icat etti. Bu sayede, birkaç yıl sonra polis ve askerler gerektiğinde görünmez olabilecekler.
      – İnternet?in günlük hayata girmesinden sonra, 1999 yılında Hintli Ramanathan Guha, ?Web Syndication?u geliştirdi. Bu sistem sayesinde artık internette kişilerin yaptığı her işlem, gönderdiği her ileti takip edilebiliyor, saklanabiliyor. Hatta sistem bir konudaki tüm haberleri, borsa bilgilerini v.s. dünya çapında tarayıp derledikten sonra, polis veya askere verebiliyor.
      – GPS, 1993?te devreye girdi. Bu sayede her taşıt aracı hatta her kişi uydu aracılığıyla takip ediliyor. Sistemin sadece ABD?ye yıllık maliyeti 750 milyon doların üzerinde.
      – Amerikan, İngiliz ve Japon e-pasaportları, içlerindeki ?chip(bilgisayar kartı)? sayesinde, kişi hakkındaki her bilgiyi, 65 metre uzaklıktan gümrük memuruna ulaştırabiliyor.
      – Sadece İngiltere?de, insanların hareketlerini izleyen 4.2 milyon gizli kamera var. Şimdi, bu kameralarda görülen kişiler tanımlanıyor ve kişi hakkındaki bilgiler de anında polis tarafından izlenebiliyor.
      – Köpeklerden sonra, ABD?de insanlara da ?chip? takılmaya başlandı. Resmi raporlara göre halen yaklaşık 70 kişi bu sayede takip ediliyor. Yakında insanların genlerinden, taşıt kullanma alışkanlıklarına kadar her türlü bilgi, bu ?chip?lere işlenecek. Hatta bu ?chip?ler, kişideki kan değerlerini kontrol edebilecek.

    Bundan sonra

    Artık insanlar, sırf sıkıcı takipten bir süre kaçmak için çok gelişmiş ülkeler yerine gelişmekte olan ülkelerde yaşamak isteyecek. Ama bir süre sonra, sistemler gelişmekte olan ülkelerde de yayılacak. Artık, dolandırıcılık, vergi kaçırma, kaçakçılık gibi suçlar tarihe karışıyor. ?Fırsatlar ülkesi? ABD?de bile bir fırsat yakalamak artık kolay değil. Gittikçe zenginin zengin, fakirin fakir kalacağı; fırsatların yok olacağı bir çağa doğru yol alıyoruz. Sınıf değiştirmek, gittikçe zorlaşıyor.

    Yaman Törüner
    20 Temmuz Pazartesi 2009
    Milliyet

  13. caroline

    bu beni çok korkutuyor ve ben dikkat etmeye çalışiorum havayı korumak yere hiç bir şey atmamak gerek sadece çöp kutuları atmalıyız ama sadece ben bunu düşünürsem hiç bir şey deişmez ve hepimiz ölürüz =( lutfen sizde dikkatli olun!

  14. Ali

    Gelecekte insanoğlu veya insankızın büyük çoğunluğu Bilim Adamlarından nefret edecek. Geçmişte ve günlerinde yaşayan Bilim Adamlarına Lanet okuyup Düşman olacak sırf Ar-Ge merakları yüzünden Dünyayı o hale getirmelerinden dolayı.

    Aslında Bugün bile bir Gelecekte (1950 lere göre) yaşıyoruz farkında olmadan ve alışmış olarak (Dünyanın öbür ucunda ağıran eşşeğin sesini duyuyoruz (TV), cebinden alet çıkarıp konuşuyoruz, robotlar seri üretim yapıyor, genetiği değiştirilmiş yiyecek içeceklerle beslenmeye alışıyoruz, birçok yerde para yerine dijital sistemler kullanıyoruz, uzaydan evimizin penceresini görüyoruz vb yüzlercesi.)

  15. Pingback: SessizCrew

  16. yaren

    bence gelecekte erkeklerin nesli tükencek her yerde kadınla kadın evlenecek ve yeni dinler çıkacak.

  17. prodigy

    Arkadaşlar bazılarınız uçmuş bazılarınız hoş şeyler paylaşmış.

    insan beyni sınırlarına ulaşan pc olmıcak.sanmıyorum

    çip takamazlar.zira çip beyni yönetecek kapasitede olsa beyin yaparlar zaten.
    yani kablolar uymaz :) cip mip takılamaz.insan beyni ciple yönetilemez.

  18. M Fırat Delek

    Bugunden beşyüz, üçyüz veya yüz sene öncesinden bir konuşma “ya üstad düşünsene bir alet olsa da burdan konuşsak taaa frenk ellerinde duyulsak nasıl olur böyle at sırtında günlerce gitmesek” ya da “sen onu boşver düşünsene fermanı buradan koyuyorsun, aynısı taa fizandan çıkıyor”. Bu yazı da böyle bir şey.

    Teknoloji gelişmişlik amaca, hayata doğaya uygun olunca zararı yok. Yazıyı okuyunca inkar edemem gelecekten korkuyorum. Kaçınılmaz bir süreç ancak yaşanılır bir süreç olması en büyük dileğim.

  19. Pingback: Özgelecek. Hem de En Özü! « TuVa Yasin Ergün – Mucize sende olumlu ya da olumsuz ağzından çıkan her söz büyülüdür.

  20. burak

    bence 40-50 yıl sonra, belki daha kısa bir zaman sonra, insanların gelecekten beklentisi hep istenmeyen şeyler olacak, geleceğe dair korkular artacak. bu yüzden kimse çocuk yapmak istemeyecek. hatta hayatın daha da zorlaşacağını bildikleri için evlilik gibi paylaşmayı gerektiren bir eylemde de bulunmayacaklar.

  21. Pingback: Özgelecek. Hem de En Özü! | firmafaresi

  22. barış

    yarın ne olacak? sorusunun cevaplarını hep düşündüm ama Türkiye’de yarını bırak bir saat sonrasını bile düşünmek rahatsız ediyor insanı mesela birazdan işten çıkacam trafik var mı? yok mu? sorusunun cevabını düşünüyorum. Böyle bir yaşam sürerken insanlar geleceği düşünmek istemiyorlar hatta bir de site kurdum yarinneolacak.com o da tutmadı, sitede uzun uzun anlattım neden tutmadığını…

  23. ?

    bence gelecekte küresel ısınma baş gösterecek ve kıtlıklar başlayacak. şu anlık en iyi çözüm herşeyi idareli bir şekilde kullanmaktır. böylece susuzluk azda olsa erken baş gösterecektir. küresel ısınmadan dolayı çeşit çeşit hastalıklar ortaya çıkacak ve sağlıklı insan sayısı oldukça azalacaktır

  24. ibrahim

    insan doğası gereği yaradılışın da zaten en büyük yok edicisi değil mi?

    içimizde sevgi denen aşk denen çok güçlü duygular olmasına rağmen aynı zaman da içimizde vahşet de var, kin ve nefret de… bizler doğduğumuz günden itibaren bilinçli ya da bilinçsiz yok ediyoruz. tüketmek yok etmek değil midir?

    yıllardır hayvanları anlamaya çalışıyoruz, neden niçin nasıl bu soruların insanlık tarihin de net bi cevabı var mı? bence yok.

    insanlığın ve yaşamın devamı bence dünyada ki bütün sınırların kalkması, dil din ve ırk bu konularda tüm insanlığın aynı dili aynı dini kabul etmesi ve ırkçılığın bitmesi… bence dünyanın ve hayatın devamı bu şekilde olur.

    ancak teknoloji gelişmeli ama yok etmek için değil, yaşatmak için gelişmeli. bizler teknoloji olmadan da salakça siyasi oyunlara alet olup biribirimizi katletmiyor muyuz?

    sadece insan olarak dünyaya gelmekle insan olunmuyor, olunsa bile içimizdeki insanlığı bile yanlış siyaset, fanatikleşmiş inançlarla içimizdeki insanlığı yoketdiriyorlar. sen benimkini ben seninkini yok ediyorum. bu tüm dünyada malesef böyle…

  25. eda

    Su bittiği için günde herkese sadece bir bardak su verecekler yaşlılara ise yarım bardaktan daha az

  26. aslı gürsoy

    Büyük kitleleri bir şeye ‘inandırmak’ istiyorsanız, önce onları korkutun!

  27. aslı gürsoy

    İlk aklıma gelenlerdi bunlar. Adı üstünde; varsayım sadece.
    Gelecek eğer böyle olacaksa; tamam daha uzun yaşayacağız da, aldığımız nefesin kalitesi azalacak gibi. Yazdıkça da buruk bir tad oluştu bende. Bazı gelişmeler hoş gibi duruyor da, hiç olmasa sanki.
    Geleceğe değil de, biz en iyisi geçmişe mi gitsek?
    Neyse, ben asıl sizin öngörülerinizi merak ediyorum. İster on yıl sonrası, ister yüz, ister bin yıl. Gelecekte insanlığı sizce neler bekliyor?

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir