<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atölyesi</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Mar 2010 18:31:09 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 17:57:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[anarşist]]></category>
		<category><![CDATA[cömertlik]]></category>
		<category><![CDATA[devrim yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci]]></category>
		<category><![CDATA[doktor olmak]]></category>
		<category><![CDATA[eğlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[hastane modeli]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[palyaço]]></category>
		<category><![CDATA[patch adams]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[tıp eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1452</guid>
		<description><![CDATA[Çıkış noktası bulmakta zorlandığım anlarda konuştuğum, ufkumu genişleten &#8220;hayali kahramanlarıma&#8221; bir kişi daha eklendi. Reddedildikçe güçlenen kendine özgü hayat duruşu, hayalleri uğruna yaptıkları ve bugüne kadar başardıklarıyla ilham veren biri. Bir palyaço doktor!
Henüz bir tıp öğrencisiyken evinde kurduğu, ufak ancak sıradışı sağlık merkeziyle, 15 binden fazla hastayı tek kuruş ücret almadan tedavi eden deli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/" target="_self"><img class="alignleft size-full wp-image-1456" title="patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/patch_adams.jpg" alt="patch adams" width="155" height="110" /></a>Çıkış noktası bulmakta zorlandığım anlarda konuştuğum, ufkumu genişleten &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/18/kahramaninizla-yaptiginiz-hayali-sohbetler-bir-gun-gercek-olsa/" target="_blank">hayali kahramanlarıma</a>&#8221; bir kişi daha eklendi. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/" target="_blank">Reddedildikçe</a> güçlenen kendine özgü hayat duruşu, hayalleri uğruna yaptıkları ve bugüne kadar başardıklarıyla ilham veren biri. Bir palyaço doktor!</p>
<p>Henüz bir tıp öğrencisiyken evinde kurduğu, ufak ancak sıradışı sağlık merkeziyle, 15 binden fazla hastayı tek kuruş ücret almadan tedavi eden deli bir doktor. Herkesin eşit olduğu, hastalarla bol vakit geçirmeye olanak sağlayan, onlarla birlikte yaşanılan ve içinde sanatın olduğu bir merkez bu.</p>
<p>Sağlık söktöründeki çalışanlara, özellikle de doktorlara, &#8220;<strong>tedaviyi düşünmeden önce insan olun</strong>&#8221; mesajı veren bir tıp adamı. Yaratıcı uygulamalarıyla başlarda dalga geçilen, sonradan &#8220;bir dakika, galiba bu adamın dediklerinde bir şey var&#8221; dedirttiren bir devrimci.</p>
<p>Amerikalı olmaktan utanan, kapitalist düzen düşmanı, Bush dönemi için &#8220;faşist&#8221;, Amerika için &#8220;dünyanın en terörist ülkesiyiz&#8221; diyecek kadar cesur&#8230;</p>
<p>Yaşayan hiçbir bireyin, &#8217;savaş&#8217; kelimesini dahi bilmediği bir dünya&#8230; Şiddet ve adaletsizlikten yoksun&#8230; Herkesin eşit olduğu bir dünya&#8230;</p>
<p>Yarım asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/" target="_blank">deli</a> eylemcinin adı; <a href="http://www.patchadams.org/" target="_blank">Hunter Campbell &#8220;Patch&#8221; Adams</a>.<br />
<span id="more-1452"></span><br />
<em>&#8220;Ölümün yanlış olan tarafı ne bayım? Dehşete kapılacak kadar bizi korkutan ne? Neden ölümü bir miktar haysiyet ve insanlıkla, anlayışla ve hatta tanrı korusun, bir miktar mizahla ele alamıyoruz? Ölüm düşman değildir beyler. Bir hastalığa karşı savaşacaksak, önce gelmiş geçmiş en kötü hastalık olan &#8216;<strong>umursamazlıkla</strong>&#8216; savaşalım.&#8221;</em></p>
<p>Robin Williams&#8217;ın canlandırdığı, Adams&#8217;ın hayatını konu eden &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0129290/" target="_blank">Patch Adams</a>&#8221; (1998) filminde duyunca bu <a href="http://www.imdb.com/title/tt0129290/quotes" target="_blank">lafları</a>, dedim bir dakika, bu adam kim? Gerçek mi bu doktor?</p>
<p>Kore Savaşında çarpışan bir askerin oğlu (1945). Babası öldüğünde o henüz 16 yaşında. 1961 yılında annesi ve<img class="alignright size-full wp-image-1458" title="patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/young_patch_adams.jpg" alt="" width="168" height="215" /> kardeşi ile birlikte Amerika&#8217;ya geri dönüyor. Nüfusun %20&#8217;sini oluşturan Amerikan vatandaşı zencilerin; beyazların kullandığı tuvaletlere giremediği, aynı restoranlarda yemek yiyemediği, aynı otellerde kalamadığı veya otobüste önlerde oturamadığı yıllar&#8230; Zencilere karşı güney eyaletlerinde yaşarken gördüğü bu ayrımcılık ve sosyal dışlanma, ona çok ağır geliyor.</p>
<p>Özgürlükler ülkesi veya domokrasinin beşiği denen ülkede yaşanılan bu <strong>ırkçı tutuma</strong> &#8220;sessiz&#8221; kalamayıca da, lisede son iki sene her gün dayak yiyor. Bu aşağılanma, bu şiddet, bu adaletsizlik <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Patch_Adams" target="_blank">Patch Adams</a>&#8216;a, içinde yaşadığı dünyadaki hayatın anlamını sorgulatıyor ve üç kere intihar teşebbüsünde bulunuyor.</p>
<p>18 yaşında, aynı yıl içinde üç defa intihar edip hastanelerde hayata geri döndürülünce, kafasında şimşekler çakıyor ve &#8220;başka&#8221; bir dünya yaratma uğruna bir karar alıyor:</p>
<p><strong>&#8220;Kendini öldüreceğine devrim yap!&#8221;</strong></p>
<p>Diyor ki:</p>
<p>&#8220;Bugün, evet sadece bugün 30 bin çocuk açlıktan ölecek.<br />
Yarın diğer bir 30 bin.<br />
Bu ilginç değil;<br />
Ancak futbol ilginç&#8230;</p>
<p>Bugün 20-50 milyon arası yetişkin adam çocuklarla seks yapmaya yeltenecek.<br />
Bu ilginç değil.<br />
Kirli hava, kirli su, berbat edilmiş çevre de ilginç değil.<br />
Ancak saç bakımı ilginç, ayakkabı ilginç, 3 bin dolarlık saat ilginç.</p>
<p>İşte bu acı veriyor. Acıyı hissetmek, onu çekmek çok ağır. Ve sadece acı duyarak yaşamak insanın enerjisini alır. O yüzden ben acıya odaklanmıyor, oturup hiçbir şey için de kimseye yalvarmıyorum. Acı bir uyarıcı olmalı. Harekete geçmek için bir uyarıcı.&#8221; Ve <a href="http://www.youtube.com/watch?v=XhmmHio7hLY" target="_blank">ekliyor</a>:</p>
<p><strong>&#8220;İnsanoğlu eğer değişmezse, bu yüzyılda hayatta kalma şansı yok.&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Ben 65 yaşında hayatımın &#8216;yemek sonrası yenen tatlı&#8217; fazındayım. Ben; aşkla, neşeyle bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorum. O yüzden ben, kendi cennet bahçemdeyim. Ancak problemin farkındayım; oturmuyor, söylenmiyor, şikayet etmiyor ve bir şeyler yapıyorum.</p>
<p>Ancak bugünün bebekleri veya onların ileride olacak çocuklarının, biz bugünden değişmeye başlamazsak, hayatta kalma şansları yok. Bu durum, zenginler ve onların çocukları için de geçerli.&#8221;</p>
<p>Hastanelerde palyaçoluk yapmayı, okyanusa iğne atmaya benzetiyor. Onu asıl hedef kapitalizmi bitirmek.</p>
<p>Peki neden hastaneler?</p>
<p>Dünyada &#8220;mutlu&#8221; tek bir hastane yok. Hepsi hiyearşik düzende. Zengin hastaneler mutlu, çünkü onların yaptıkları ticari iş kar odaklı. Hastalara şefkat adına ayıracak vakitleri yok. Doktorların çoğu ukala. Kimse de doğal olarak hastanede olmak istemez. Çünkü hastaneler kötü yerler. Ciddi ve bir o kadar da teknolojik&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1461" title="palyaco adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/palyaco_adams.jpg" alt="" width="144" height="376" />Bazı hastanelerde gördüğümüz o müthiş tasarımlar, hastalardan çok orada çalışan sağlık personelinin çabuk yıpranmasını önlemek maksadıyla yapılıyor. Yani önce doktorlar, hemşireler rahat etsin, sonra hastalar.</p>
<p><strong>Dünyada şefkati öğreten tek bir tıp okulu yok.</strong></p>
<p>Kurduğu &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gesundheit!_Institute" target="_blank">Gesundheit! Institute</a>&#8221; aracılığı ile; bedava, mutlu, hiyearşik düzenin olmadığı ve sevinçle kutlanan &#8220;bir anlayışı&#8221; tıp okullarına ve sağlık sektörüne yerleştirmeye çalışıyor. Arkadaşlık ve eğlence konseptiyle; yaşlı, akıl hastası, evsiz veya fakir hastaların, sevgi ve şefkat görerek, iyileşmelerine yönelik kurmak istediği 40 yataklı bir hastane var. Virginia&#8217;da olacak bu hastanenin tüm dünyadaki tıp alemine örnek teşkil edeceğine inanıyor.</p>
<p>Amerika&#8217;daki standart bir hastanenin işletilmesi için gerekli olan paranın %10&#8242;uyla da bu işin yapılabileceği göstermek istiyor.</p>
<p>&#8216;Patch Adams&#8217; filmin çekimini, Universal Studios&#8217;u, bu radikal hastanenin yapım maliyetini karşılamaya söz verdiği için kabul etmiş. Oysa sonrasında, 400 milyonun üzerinde hasılat yapan filmle ilişkisi olan (21 milyon dolar kazanan Robin Williams da dahil) hiç kimseden bir dolar dahi alamamış.</p>
<p>&#8220;Aşk bilet sattırmaz.<br />
Barış bilet sattırmaz.<br />
Adalet bilet sattırmaz.</p>
<p><strong>Bu dünyada iki şey bilet sattırır: Şiddet ve mizah!</strong>&#8221;</p>
<p>Hollywood bilet satmak ister. O yüzden Universal Studios da filmde, onun kapitalizm karşıtı görüşlerine yer vermek yerine; tarihteki ilk ahmak ve gülünç hastaneyi kurma çabası içinde olan komik bir doktor gibi gösteriyor.</p>
<p>Cinayete kurban giden kişinin kız arkadaşı değil, çok yakın bir (erkek) arkadaşı olması ve bugün bile henüz yapılmamış olan hastanenin, filmin sonunda akan karelerde sanki gelen bağışlarla bitirilmiş gibi gösterilmesi filmdeki can sıkan hatalar.</p>
<p>Patch Adams kendi filmi için de, &#8220;keşke Benigni&#8217;nin &#8216;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0118799/" target="_blank">Life Is Beautiful</a>&#8216; filmindeki kadar zeki mesajlar verebilseydi&#8221; diyor. Ancak yine de, dünya sevgiye o kadar aç ki, &#8220;bu filmin hiç katkısı olmadı&#8221; diyemiyor. Yaptığı performanslardan yılda 300 bin dolar kazanırken, film sonrasında bu bir milyon dolara çıkmış. Kendi hayatında zaten hiçbir şeye &#8220;sahip&#8221; olmamayı seçtiği için de, kazandığı paranın tamamını rüyası için harcıyor.</p>
<p>Hayalindeki hastane modeli olur da bir gün hayata geçerse, bugüne kadar konuşma yaptığı binlerce tıp öğrencisinin en az %70&#8242;inin gelip burada çalışmak isteyeceklerini <a href="http://www.youtube.com/watch?v=8Q7aqa-G0l8" target="_blank">düşünüyor</a>. Hem de çok az bir ücretle. Çünkü tıp bilimine adım atan çoğu öğrencinin rüyası da esasında bu. Ancak mezun olduklarında gidecekleri böyle bir kurum yok. Olanların hepsi kapitalist düzenin yarattığı hastaneler. Bu durumda onlar da sisteme ayak uyduruyor.</p>
<p>İşte o yüzden, 4 yılda gerekli finansal desteği kesin bulup yaparım dediğim hastane, 38 yıldır <a href="http://www.patchadams.org/history_phases_I-V" target="_blank">hala yapılamamış</a> olsa da, ilk günkü heyecanını kaybetmiyor, hayal kırıklığına uğramıyor. &#8220;Bunun doğru şey olduğunu biliyorum. Çünkü doktorların, hemşirelerin, herkesin böylesi bir hastanede çalışmak için can attıklarını biliyorum.&#8221;</p>
<p>Bu arada son yıllarda tıp adamları &#8220;gülmenin sağlığa yaptığı olumlu etkiler&#8221; üzerinde çalışıyorlar. Adına da &#8220;<a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2005/09/25/cpsabah/yas101-20050917-101.html" target="_blank">terapötik mizah</a>&#8221; koymuşlar: &#8216;mizahı kullanarak hastalıkları iyileştirmek.&#8217; Dediklerine göre, stres olduğu zaman vücudumuz kortizol salgılıyor. Yüksek kortizol sistemi de bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Gülmek ise bu kortizol seviyesini azaltıyor. Maryland Üniversitesi&#8217;nden Koruyucu Kalp Sağlığı Departmanı sorumlusu Michael Miller&#8217;ın yaptığı araştırmaya göre, kalp hastası olan bir kişiyi güldürdüğünüz zaman, bu hastalığın tekrarlama riski yüzde 40 oranında düşüyormüş. Bu yöntem Türkiye&#8217;de de <a href="http://www.medimagazin.com.tr/haber_34690.html" target="_blank">denenmeye</a> <a href="http://theodora.org/tur-tr/index-new-tr.htm" target="_blank">başlanmış</a>.</p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-1463" title="patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/patch-adams.jpg" alt="" width="263" height="184" /></strong>Geçtim bunları, <a href="http://www.dailymotion.com/video/xwjho_laughter-club-laughter-yoga_fun" target="_blank">gülme yogası</a> yapanlar bile var!</p>
<p>Ancak Patch Adams&#8217;ın yola çıkış amacı &#8220;terapötik mizah&#8221; falan değil. Hiçbir zaman &#8216;gülmek en iyi ilaçtır&#8217; demediğini, en iyi ilacın &#8216;arkadaşlık&#8217; olduğunu söylüyor. Yani <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/01/kopek-kadar-olamamak/" target="_blank">sevdiklerimizle</a> kurduğumuz ilişki.</p>
<p>&#8220;Gülmeyi hiçbir zaman bir tedavi yöntemi olarak düşünmedim. Müziği, sanatı veya dansı da düşünmediğim gibi. Bunların hiçbiri, yardım etmek için, terapi gibi ufak bir kelimeye ihtiyaç duymayacak kavramlar. Sanatın, terapi kelimesinden gelecek yardıma ihtiyacı yok. Bunlar birer insanlık kültürü.</p>
<p><strong>Kültürle tedavi olmaz. Biz eğer sağlıklıysak kültür yaparız.</strong></p>
<p>Benim için &#8216;mizah&#8217; bir içerik. O yüzden biz de hastenemizde insanların; mutlu, eğlenceli, sevecen, iş birliğine açık, yaratıcı ve düşünceli olmalarını planlıyoruz. Bu, sağlıklı toplumlarda bireylerin kaynaşması için bir yol sadece.&#8221;</p>
<p>18 yaşında <a href="http://greatergood.berkeley.edu/greatergood/2008spring/Q_A054.html" target="_blank">palyaçoluk</a> yapmaya karar verdiğinde, kafasında bunu sadece hastanelerde yapmak yokmuş. Tanrı olarak gördükleri &#8220;para ve gücün&#8221; altında ezilen yetişkinlerin dünyası çok ciddi çünkü!</p>
<p>&#8220;Hasta bir çocuğa mizahla yaklaşmakla, asansörde karşılaştığım yüzü asık bir iş adamına arkadaşça davranmak arasında büyük fark yok. İkisi de eş deneyimler. Ancak filmde gösterildiği gibi, hasta bir çocuğa sadece komiklik yaparak dünyanın daha iyi bir yer olacağını göstermek çok yanlış. Dünyadaki açlık veya şiddet keşke böyle bitebilse.&#8221;</p>
<p>O yüzden halka açık her yerde rengarenk palyaço kıyafetleri giyiyor. Kulağına, iskelet çenesi veya yemek çatalı küpesini takıyor. Bu onun <a href="http://www.youtube.com/watch?v=gNakIQLNuR4&amp;" target="_blank">vermek istediği mesajın</a> bir parçası. O sıkıcı insanlara bir neşe kaynağı olmak ve kendisiye de kolayca sohbete başlamalarına imkan sağlamak istiyor. Ayrıca şiddet olan bir yerde insanlarla iletişime geçebilmek, tabii ki &#8220;gri takım elbiseli&#8221; birine oranla çok daha kolay.</p>
<p>İşe de yarıyormuş. Uçakta yanına oturan, asansörde veya markette beklerken karşılaştığı insanların %99&#8242;u ona &#8220;neden böyle giyindiğini&#8221; sormalarıyla sohbet başlıyormuş. Bu da Adams&#8217;a kendi felsefesini anlatabileceği bir-iki kişi daha demek. Hem de hiç azalmayan bir heyecan ve keyifle.</p>
<p>Nereye giderse gitsin, o şalvar pantalonunun içinde sürekli 20-25 kg ağırlığında, onlarca oyuncak taşıyor. Kafasında ördek şapka, elinde balık. Oynadığı palyaço karakteri için &#8220;onun down sendromu var&#8221; diyor. Çünkü &#8216;down sendromu&#8217; olan yetişkinlerin çoğu &#8220;koşulsuz sevme&#8221; ve &#8220;komik&#8221; olma özellikleri taşırmış.</p>
<p>İşte Patch Adams&#8217;ın kullandığı <a href="http://medgadget.com/archives/2009/10/patch_adams_on_medical_technology.html" target="_blank">tıbbı araç ve gereçler</a>!</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="295" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/LZ21o8Hv2UA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="295" src="http://www.youtube.com/v/LZ21o8Hv2UA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Rusya&#8217;da imkanları olmadığı için ağrı kesici bile verilemeyen bir hastanede, aylardır acıdan inliyen, bağıran çocuklar onu görünce susup, gülümseyebiliyorlar. Çünkü o, onların gözünün içine sevgiyle bakıyor ve basit palyaço teknikleriyle, kısa süreliğine de olsa, acılarını unutturabiliyor.</p>
<p>Hastanelere gittiğinde en kötü durumda olanı öğrenip öncelikle onun yanına gidiyor. O hastanın vücudunun tamamı yanık olsa bile, onu tedavi edemeyeceğini bilse bile, hatta yardım edemeyeceğini de anlasa, bir şeyi çok iyi biliyor: o hasta ile, belki sadece gözlerinin içine bakarak bir iletişim kurabilmek. O hasta, Adams&#8217;ın o an orada, onun için olduğunu ve sevildiğini anlıyor. Bu da, hastanın tedavisinin belki bir miktar da olsa kolaylaşması demek. [<a href="http://www.youtube.com/watch?v=6b7gIb2GT9k" target="_blank">Bu linkteki video</a>'da da, Kabul Afganistan'daki bir çocuk hastanesi'nden - içinde rahatsız olabileceğiniz karelerin de olduğu - gerçek görüntüler var.]</p>
<p>Patch Adams&#8217;ın hayali kahramanlarım arasına girmesinin en önemli nedeni, sanırım onun Maslow&#8217;un &#8216;ihtiyaçlar piramidi&#8217;nde &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/06/10/kafam-karisti/" target="_blank">kendini gerçekleştirmiş</a>&#8216; olması&#8230; Böyle adamları gördükçe ve onların &#8220;neden&#8221; nefes aldıklarını anlamaya çalıştıkça, daha ne kadar çok <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/30/hayat-bize-oyun-oynuyor-olabilir-mi/" target="_blank">fırın ekmek yemem gerektiğini</a> de görüyorum!</p>
<p>Bir sonraki Fikir Atölyesi yazısında, Patch Adams&#8217;ın; bu yüzyılda insanoğlunun, &#8220;<strong>para ve güce</strong>&#8221; tapan bir toplumdan, &#8220;şefkat ve cömertliğe&#8221; tapan bir topluma dönüşmeyi becerememesi halinde neden yok olacağına inandığı ve &#8220;dünyanın başındaki en büyük bela&#8221; dediği <strong>kapitalizmi</strong> yok etmek adına ortaya koyduğu fikirleri tartışmaya açmak istiyorum.</p>
<p>O zamana dek, hepinize &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/10/27/amsterdamdan-canli-kucak/" target="_blank">kucak dolusu</a>&#8221; sevgiler!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beni REDDettin!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 18:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Beni REDDettin]]></category>
		<category><![CDATA[FMK Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[red edilme]]></category>
		<category><![CDATA[REDD]]></category>
		<category><![CDATA[REDD Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[reddedilme oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[rededilme oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[ret edilme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1416</guid>
		<description><![CDATA[Hadi bir oyun daha oynayalım. &#8220;Faili Meçhul Kıyak&#8220;tan sonra bu da ikincisi olsun, onun kardeşi :)
Adı da &#8220;Beni REDDettin!&#8221; olsun. Veya &#8220;REDD Hareketi!&#8221;
Hepimiz, her gün bir yerlerde reddediliyoruz. &#8216;Hayır&#8217; diyor birileri bize, &#8216;olmaz!&#8217; Kabul edilmiyor, istenmiyor, hatta dışlanıyoruz zaman zaman. Duymak istemediğimiz; bazıları büyük, bazıları ufak reddedilmeler bunlar. Kendimizi değersiz, eksik veya başarısız hissettiğimiz&#8230; Canımızın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-1428" title="beni REDDettin!" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/02/redd-face.jpg" alt="beni REDDettin!" width="153" height="117" /></a>Hadi bir oyun daha oynayalım. &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/" target="_blank">Faili Meçhul Kıyak</a>&#8220;tan sonra bu da ikincisi olsun, onun kardeşi :)</p>
<p>Adı da &#8220;<strong>Beni REDDettin!</strong>&#8221; olsun. Veya &#8220;<strong>REDD Hareketi!</strong>&#8221;</p>
<p>Hepimiz, her gün bir yerlerde <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/" target="_blank">reddediliyoruz</a>. &#8216;Hayır&#8217; diyor birileri bize, &#8216;olmaz!&#8217; Kabul edilmiyor, istenmiyor, hatta dışlanıyoruz zaman zaman. Duymak istemediğimiz; bazıları büyük, bazıları ufak reddedilmeler bunlar. Kendimizi değersiz, eksik veya başarısız hissettiğimiz&#8230; Canımızın yandığı anlar.</p>
<p>Bize &#8216;hayır&#8217; denme ihtimali öylesine korkutuyor ki, çoğu kez bunu duymamak için denemeye de kalkmıyoruz. Oysa hayatın içinde &#8216;evet&#8217; kadar &#8216;hayır&#8217; da var.</p>
<p>Madem reddedilmeler hiç bitmeyecek&#8230; O zaman bu işi <strong>tersine çevirip</strong>, onlar bizi reddettikçe, bizim kendimizi daha iyi hissettiğimiz, eğlendiğimiz bir oyun oynayalım. Nasıl olsa ret aldıkça, &#8216;evet almanın&#8217; yollarını daha iyi öğreniyor olmuyor muyuz?</p>
<p>&#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/" target="_blank">Reddedilmek!</a>&#8221; yazısını yazarken çıktı bu &#8220;<strong>Beni REDDettin!</strong>&#8221; fikri:<br />
<span id="more-1416"></span><br />
Tıpkı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/2009/03/24/fmk-hareketi-oldurecek-beni-heyecandan/" target="_blank">FMK Hareketi</a>&#8216;nde olduğu gibi, &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/" target="_blank">REDD Hareketi</a>&#8216;nde de bir kartımız var. Bizi reddedenlere verip, hızla uzaklaşacağız yanlarından :)</p>
<blockquote><p>- Sıkıştığım bir anda yakın bir arkadaşımdan borç istedim, vermedi!<br />
- Çok katılmak istediğim bir konferans için yetkili kapıdan döndürdü; &#8220;davetiyeniz yok&#8221;<br />
- Özenerek hazırladığım CV&#8217;ime kibar bir ret mektubu aldım! [Kartın mail ile gönderilme şekli!]<br />
- Birine çıkma teklifi ettim; &#8220;biz en iyisi arkadaş kalalım&#8221; dedi!<br />
- Konsere, bara, restaurant&#8217;a almadı kapıdaki body-guard; &#8220;rezervasyon var mı birader?&#8221;<br />
- DJ&#8217;den, kız arkadaşımın çok sevdiği bir parçayı çalmasını istedim; &#8220;çok gürültü var, duymuyorum seni!&#8221;<br />
- Özlediğim bir arkadaşıma &#8216;hadi rakı balığa gidelim&#8217; dedim; &#8220;keşke geçen hafta arasaydın!&#8221;<br />
- Altıma yapacağım, tuvalet sırasındakiler takmadı. Yaptım!<br />
- Heyecanla bir fikrimi anlattım, girişimci para yerine, bir kitap ismi önerdi!<br />
- Ödevimi 2 saat gecikmeli de olsa hocaya gönderdim, kabul etmeyip edebiyat yaptı!<br />
- Boyum 2 cm kısa kalmış, basketbol kampına almadılar.<br />
- Patrondan zam istedim, &#8216;global kriz&#8217; dersi verdi.<br />
- Konsolosluk vize vermedi; gösterecek mal varlığım yokmuş!<br />
- Sahilde kızla bir turlayalım dedik, babam arabayı vermedi!<br />
- Annemden börek istedim, bamya yaptı!<br />
- Evlenme teklif ettim, hayır dedi! :)</p></blockquote>
<p>Bu listenin sonu yok :)</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/2009/03/28/faili-mechul-kiyak-bir-aylik-oldu/" target="_blank">Faili Meçhul Kıyak</a>&#8216;takine benzer, çok sayıda kartı bir A4′e yerleştirdik. Bu A4′ü basıp kartları keserseniz, aynı anda hepsini cüzdana koymak mümkün.</p>
<p><a title="REDD Hareketi Kartları" href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/02/REDD_cards.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-1430" title="REDD kartı" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/02/REDDcard.jpg" alt="REDD kartı" width="320" height="205" /></a></p>
<p><strong>&gt;&gt; Baskı alabileceğimiz A4 boyutundaki dosyanın linkleri şunlar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/02/REDD_cards.doc" target="_blank">word hali</a></li>
<li><a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/02/REDD_cards.pdf" target="_blank">pdf formatı</a></li>
<li>bu da <a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/02/REDD_cards.jpg" target="_blank">resim (.jpeg)</a> şekli.</li>
</ul>
<p>Bu üç linkten birine sağ tıklayıp, kartları <em>“save link as”</em> veya <em>“hedefi farklı kaydet”</em> yaparak bilgisayara almak mümkün.</p>
<p><strong>Kartlar, oyunun bulaşıcılığı ve devamı için gerekli.</strong> Ne zaman, kim tarafından reddedileceğimiz de belli olmaz hem! O yüzden bunları kesip cüzdanda taşıyoruz :)</p>
<p>Burada şöyle ilginç bir durum oluşuyor:</p>
<p>- Evet denirse ne mutlu. Denmedi mi, al sana kart! Her iki durumda da eğleneceğimi biliyor olmak, baştan reddedilme korkumu azaltıyor.</p>
<p>- Reddeden ise reddettiğinin farkına daha fazla varıyor. Bu kartı sık alması ona bir mesaj! [Veya, iki yakın arkadaş arasında "lades oyunu" gibi kartın sürekli el değiştirdiğini düşünsenize!]</p>
<p>- Esasında kimse &#8220;hayır&#8221; demek zorunda kalmak da istemez. Ondaki bu baskıyı da bir miktar azaltmış oluyoruz. &#8220;Takma, ben başka bir yolunu bulurum. Hayat devam ediyor!&#8221;</p>
<p><em>Hayat gerçekten de devam ediyor. Bundan sonra da sıkça duyacağım bu &#8216;hayır&#8217;ların artık canımı yakmasına izin vermiyorum, o kadar :)</em></p>
<p>Olur da hoşunuza gidip <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/" target="_blank"><strong>REDD Hareketi</strong></a>&#8216;ne katılarsanız, arada bir yaptıklarınızı anlatın da, birlikte keyfini çıkaralım :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>36</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reddedilmek!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 17:58:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[dışlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kendimle yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[red edilmek]]></category>
		<category><![CDATA[reddedilme korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[rededilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ret]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1396</guid>
		<description><![CDATA[Hem tam zamanlı çalışıp, hem üniversite okuyorsunuz. Ailenizden epey uzakta. Mezuniyete haftalar kala, çok istediğiniz bir şirkete iş başvurusu yaptınız. Onlarca şirket değil, sadece orası. Hayaliniz orada çalışmak çünkü.
3-4 mülakat görüşmesi. Şirket 2 saat uzaklıkta başka bir şehirde, ancak sorun değil. Her görüşmeye çağırdıklarında kalbiniz yerinden çıkacak gibi oluyor. Her şey iyi gidiyor. Ücrette anlaşılmış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem tam zamanlı çalışıp, hem üniversite okuyorsunuz. Ailenizden epey uzakta. Mezuniyete haftalar kala, çok istediğiniz bir şirkete <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2005/12/27/yaratici-curriculum-vitae/" target="_blank">iş başvurusu</a> yaptınız. Onlarca şirket değil, sadece orası. Hayaliniz orada çalışmak çünkü.</p>
<p>3-4 mülakat görüşmesi. Şirket 2 saat uzaklıkta başka bir şehirde, ancak sorun değil. Her görüşmeye çağırdıklarında kalbiniz yerinden çıkacak gibi oluyor. Her şey iyi gidiyor. Ücrette anlaşılmış. Hatta şirket size bir kişi tahsis etmiş, onun yardımıyla bilmediğiniz bu şehirde oturacak ev bakıyorsunuz.</p>
<p>Okul bitmeden istediğiniz işi bulmuşunuz, derslere girerken havanız bile farklı artık! Sonra o da ne, beklenmedik bir mektup:</p>
<p><em>&#8220;Sizi tanıdığımıza çok memnun olduk. Ancak eğitim ve ilgi alanlarınıza uygun bir pozisyon bugün itibariyle şirketimizde olmadığından başvurunuzu üzülerek kabul edemiyoruz. CV&#8217;inizi gelecekte olabilecek fırsatlar için saklıyor olacağız&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Nasıl yani? Şaka mı bu? Ne oldu bizim o olumlu görüşmelere? Neden ev aramaya kadar gitti bu süreç? Ne olduysa oldu, son dakika top direkten döndü, reddedildiniz işte!<span id="more-1396"></span></p>
<p>[Bu arada aldığı ret mektubunu <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;source=web&amp;ct=res&amp;cd=1&amp;ved=0CAcQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.grafikerler.net%2Folaganustu-bir-red-mektubu-issizlige-kesin-cozum-t1713.html&amp;rct=j&amp;q=16+Mart+tarihli+mektubunuz+i%C3%A7in+te%C5%9Fekk%C3%BCr+ederim.+Mektubunuzu+dikkatle+okuduktan+sonra%2C+%C3%BCz%C3%BClerek+bildirmeliyim+ki+b%C3%B6l%C3%BCm%C3%BCn%C3%BCzdeki&amp;ei=WgF7S6zXCpPEmwOd_-G9CQ&amp;usg=AFQjCNGM2-NrKpy00zSTpXEIntlEIAqtAw&amp;sig2=xNiBB1wdS-WpnEB4lttbow" target="_blank">reddedenler</a> varmış, bayıldım fikre!]</p>
<p>Bu ret beni öylesine sarsmıştı ki, öncesinde çok istediğim o universiteye kabul edilmediğim zamanları bile unutturmuştu. Ön kapıdan almadınız, o zaman bacadan girerim misali, 2 sene bin kişilik, tek bir lokantası bile olmayan terk edilmiş bir köyde ufak bir okula gidip, 2 sene sonra, beni başta reddeden o okula transfer olmuştum. O genç yaşlar için bu bir zaferdi, reddedilmek motive etmişti.</p>
<p>Ancak o sıralarda hayal gibi gördüğüm o iş başvurusundan gördüğüm ret çok ağırdı. Ben eksik, yetersiz, başarısız, zavallı biriydim. Kendime güvenim sıfırlanmıştı.</p>
<p><strong>Hayal ettiğim &#8216;ben&#8217; bu değildi.</strong> İşte bu yüzleşme canımı yakıyordu.</p>
<p>Bu arada bilim adamları <a href="http://www.cbsnews.com/stories/2003/10/09/health/main577348.shtml" target="_blank">diyor ki</a>, reddedilme insanın kalbini kırar, hatta ağrı verir. Bu &#8216;ağrıma&#8217; kısmını incelemişler de. Gözüne bir yumruk yediğinde beyninde bu ağrıyı hissetmeni tetikleyen bölgeyle, reddedilince harekete geçen bölge aynıymış: &#8216;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Anterior_cingulate_cortex" target="_blank">anterior cingulate cortex</a>&#8216; (ACC). O yüzden duyulan ağrı gerçek. [Hatta bu dönemlerde alınacak ağrı kesicinin işe yarayacağını bile <a href="http://www.psychologytoday.com/blog/curious/201002/can-two-tylenol-day-keep-rejection-and-heartbreak-away" target="_blank">söyleyenler</a> var!]</p>
<p>Bu iki ret hikayesine daha sonra, işten kovulmak dahil, o kadar çok yenileri eklendi ki, alıştım reddedilmeye! Yeni gelen &#8216;hayır&#8217;ların çoğu iş dışı konulara kaydıysa da, ben artık bir ret canavarıydım. Reddedildikçe gaza gelir olmuştum. Ne olmuştu bana?</p>
<p>Ne olmuştu da, beğenilmeme, geri çevrilme, dışlanma ve hatta varlığımın tanınmaması beni motive eder olmuştu?</p>
<p>Sanırım şu soruyu daha sık sorar oldum kendime:</p>
<p><em>&#8220;Tunç, &#8216;reddedilme korkusu&#8217; nasıl olur da; kafandaki fikirleri paylaşmanı, sevdiklerine sevdiğini söylemeni, girmek istediğin bara gitmeni veya kafandan geçenleri yazmanı engelleyebilir; kafayı mı yedin?&#8221;</em></p>
<p>Korkuya bak sen!</p>
<p>Ancak ne zaman;</p>
<p>- Facebook&#8217;ta tanımadığım birinin ilgimi çeken bir yönü olduğunda, bunu açıkça yazınca,<br />
- Üç sapla bir bara gidip, kapıdaki cüsseli ağbiye &#8216;içtenlikle&#8217; neden içeri girmek istediğimizi söyleyince, yine de almazsa kızmayıp, yanda da bar olduğunu hatırlayınca,<br />
- Bir yatırımcıya neden bir fikrin tutacağını, &#8216;ya aşağılar ya da kendisi yapar&#8217; diye çekinmeden anlatınca,<br />
- Birine, uçuk bir fikri &#8220;sen ne aptalsın&#8221; deme ihtimaline karşı bile heyecanla anlatınca,<br />
- Veya hoş bir kıza; &#8220;hadi bir şeyler yapalım, sevdim seni&#8221; diyince&#8230;</p>
<p>hiçbir şey kaybetmediğimi, aksine denedikçe, hem çok <strong>eğlendiğimi</strong>, hem de daha çok <strong>nasıl</strong> &#8216;evet&#8217; alırımın yollarını öğrenirken buldum kendimi:</p>
<ul>
<li>Beğenilmeyen ben değilim, onlara açtığım bir yönüm sadece. O yön, beni ben yapan değerlerden biriyse, sallama. Değilse, değiş.</li>
<li>Herkes her şeyi kabul edilecek diye bir şey yok. Biz de birçok kez &#8220;hayır&#8221; diyoruz insanlara. O zaman benim de bu cevabı, en az &#8220;evet&#8221; kadar duymayı içselleştirmem gerek.</li>
<li>Reddedilmek bana, beni tanıtıyor. Yeniden keşfediyorum bazı yönlerimi.</li>
<li>Reddedilmek hayatın parçası. Kaybetmeye alan tanımadan, harekete geçmek ve kazanmak mümkün değil. Kısaca &#8220;Kapıyı açmayı denemezsem, bu içeride kalmaya da razıyım&#8221; demek değil mi? [Oscar Wilde, Stephen King, George Orwell ve hatta sonradan Nobel kazanan Isaac Bashevis Singer'ın ilk kitaplarının birçok yayınevi tarafından reddedildiğini duymuşunuzdur! Gerçi Bill Gates de <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/07/20/buyuk-laf-edip-tarihe-geciyoruz/" target="_blank">zamanında</a> <em>"640 Kb’lık hafıza herkese yetecektir”</em> demişti!]</li>
<li>Herkes beni sevecek diye bir şey yok. Gerek de yok.</li>
<li>Şeffaf ve samimiysen, seni sen olduğun için seven insanları kalabalık içinde görmek kolaylaşıyor. İki ajandası olanlar ise çıplak kalıyor. Nerelerde, kimlerle, ne yaparken daha mutlu olduğunu keşfediyorsun.</li>
<li>Çocukken olmayan bu korku, şimdi varsa, benim dışımda birileri bunu bana yerleştirmeye çalışıyor demek değil mi? Gelmeyeceğim işte onların oyununa :)</li>
</ul>
<p>Ben şimdi gerçekten sizin reddedilme hikayelerinizi merak ediyorum. Mutlaka vardır sizin de bu oyuna geldiğiniz anlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/16/reddedilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>41</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/30/hayat-bize-oyun-oynuyor-olabilir-mi/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/30/hayat-bize-oyun-oynuyor-olabilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 16:54:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[reset]]></category>
		<category><![CDATA[sıfırlamak]]></category>
		<category><![CDATA[sil baştan]]></category>
		<category><![CDATA[ted.com]]></category>
		<category><![CDATA[tedxreset]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden başlamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1379</guid>
		<description><![CDATA[TED.com 18 dakikalık müthiş konuşmaların yer aldığı bir site. Teknoloji, eğlence ve tasarım ağırlıklı gibi görünse de, &#8220;paylaşmaya değer&#8221; her konuda insanı şaşırtan, yeniden düşünmesini sağlayan ve izlerken de hoşça vakit geçirten sunumlar bunlar. [Ne mutlu ki birçoğunda artık Türkçe altyazı seçeneği de var.]
TED&#8217;in onay ve gözetimde ancak bağımsız gerçekleştirilen etkinliklere de TEDx deniyor. İşte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ted.com/" target="_blank">TED.com</a> 18 dakikalık müthiş konuşmaların yer aldığı bir site. Teknoloji, eğlence ve tasarım ağırlıklı gibi görünse de, &#8220;paylaşmaya değer&#8221; her konuda insanı şaşırtan, yeniden düşünmesini sağlayan ve izlerken de hoşça vakit geçirten sunumlar bunlar. [Ne mutlu ki birçoğunda artık Türkçe altyazı seçeneği de var.]</p>
<p>TED&#8217;in onay ve gözetimde ancak bağımsız gerçekleştirilen etkinliklere de <a href="http://www.ted.com/tedx" target="_blank">TEDx</a> deniyor. İşte bunlardan biri geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde, <a href="http://www.tedxreset.com/" target="_blank">TEDxReset</a> ismiyle gerçekleşti. Bu, 500&#8242;ün üzerinde katılımcısı ile; Unut, Düşün, Yarat, ve Harekete Geç temaları ile bir &#8220;<strong>zihinleri sıfırlama</strong>&#8221; çalışmasıydı.</p>
<p>Hiçbir gelir beklemeksizin yapılan etkinliğin, TED&#8217;in bilinen olumlu algısına yakışır seviyede geçmesinde sevgili Ali Üstündağ ve gönüllü ekibinin payı çok büyük. Son yıllarda buram buram <strong>ticari kaygı kokan</strong> konferans ve seminer kirliliğine; <em>&#8220;bu iş para kazanılmadan da bakın nasıl yapılırmış&#8221;</em> der gibilerdi. Demediler, gösterdiler!</p>
<p>18 dakikalık konuşma süresini aşan en beceriksiz konuşmacı olarak kendimden utansam da, sunumda kullandığım tek sayfalık matris ve <a href="http://vimeo.com/channels/tedxreset#9071551" target="_blank">video</a>&#8216;yu sonradan çok sayıda kişi talep edince, &#8216;allah allah, ne anlatmışım ki ben?&#8217; durumu oldu :) <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/19/kartalin-yeniden-dogusu-yok-oyle-bir-sey/" target="_blank">Kartal yazısıyla</a> atıfta bulunduğum Dr. Serdar Savaş dahil, o gün yapılan tüm konuşmaların videolarını <a href="http://vimeo.com/channels/tedxreset" target="_blank">Vimeo</a>&#8216;da bulabilirsiniz.</p>
<p>Son iki yıldır üzerinde karalamalar yaptığım &#8220;kendi hayatımı sıfırlama&#8221; adına kafamın ne kadar karışık olduğunu ise buyrun görün şimdi:<br />
<span id="more-1379"></span><br />
<a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/01/tunc-reset-matrix.jpg" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-1387" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/01/tunc-reset-matrix.jpg" alt="" width="530" height="394" /></a></p>
<p>&#8220;Yok, o öyle olmaz Tunç, bunu da çalışmana dahil et&#8221; diyeceğiniz şeyler görürseniz de, mutlu edersiniz beni. Ola ki hayat bize gerçekten oyun oynuyorsa, biz de onunla oynayalım :)</p>
<div style="text-align:center"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="440" height="250" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9071551&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=00adef&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="440" height="250" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9071551&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=00adef&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/30/hayat-bize-oyun-oynuyor-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>37</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En İyi 250 Film!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/26/en-iyi-250-film/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/26/en-iyi-250-film/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 00:33:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1354</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Tüm Zamanların En İyi Filmleri&#8221; yazımızla, son 2.5 aydır, bizi en çok etkileyen filmlerden oluşan bir liste oluşturuyoruz. Sizden gelen 246 yorumda, yaklaşık 800 farklı film önerisi çıktı.
Aşağıdaki resimde bu filmlerin tamamı var. En çok tekrar edenlerin puntosu daha büyük.

Biraz daha okunaklı olabilmesi adına ise ilk 250 filmi ayrıca bir liste olarak göreceksiniz.
Şimdi bir sinema [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/11/11/tum-zamanlarin-en-iyi-filmleri/" target="_blank">Tüm Zamanların En İyi Filmleri</a>&#8221; yazımızla, son 2.5 aydır, bizi en çok etkileyen filmlerden oluşan bir liste oluşturuyoruz. Sizden gelen 246 yorumda, yaklaşık 800 farklı film önerisi çıktı.</p>
<p>Aşağıdaki resimde bu filmlerin tamamı var. En çok tekrar edenlerin puntosu daha büyük.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2009/11/en_iyi_250_film.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-1371" title="en_iyi_250_film" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2009/11/en_iyi_250_film.jpg" alt="en_iyi_250_film" width="530" height="265" /></a></p>
<p>Biraz daha okunaklı olabilmesi adına ise ilk 250 filmi ayrıca bir liste olarak göreceksiniz.</p>
<p><em>Şimdi bir sinema salonu bizi toparlasa ve hep beraber en tepedeki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0137523/" target="_blank">Fight Club</a>&#8216;ı tekrar izlememizi sağlasa :) Maksat birlikte olmak, arada da film izlemek! Çıkar mı böyle yüreği büyük bir sinema işletmecisi?</em></p>
<p>Unutmadan, ben de bu sayede gaza gelip müthiş filmler seyretmeye devam ediyorum. Sanırım karar verdim: yönetmen olmak istiyorum ben :) Evet evet, yönetmen!</p>
<p>Çaycılıktan söktöre başlamak için eğer geç kaldıysam&#8230; O zaman tepeden inmenin bir yolunu bulmalı :)</p>
<p><strong>İşte Fikir Atölyesi okurlarına göre tüm zamanların en iyi 250 filmi:</strong><span id="more-1354"></span></p>
<div><span style="font-size: 11px; line-height: 2px; font-family: georgia;"></p>
<ol>
<li>Fight Club</li>
<li>The Shawshank Redemption</li>
<li>Eternal Sunshine Of The Spotless Mind</li>
<li>V For Vendetta</li>
<li>Forrest Gump</li>
<li>The Godfather</li>
<li>Léon</li>
<li>Requiem For A Dream</li>
<li>The Prestige</li>
<li>The Matrix</li>
<li>Babam Ve Oğlum</li>
<li>The Green Mile</li>
<li>Le Fabuleux Destin D’amélie Poulain</li>
<li>Cidade De Deus</li>
<li>Into The Wild</li>
<li>The Curious Case Of Benjamin Button</li>
<li>Star Wars</li>
<li>Se7en</li>
<li>A Beautiful Mind</li>
<li>The Pursuit Of Happyness</li>
<li>Wall E</li>
<li>Pulp Fiction</li>
<li>Back To The Future</li>
<li>The Dark Knight</li>
<li>One Flew Over The Cuckoo&#8217;s Nest</li>
<li>Big Fish</li>
<li>Slumdog Millionaire</li>
<li>Eşkiya</li>
<li>21 Grams</li>
<li>The Butterfly Effect</li>
<li>The Lord Of The Rings</li>
<li>Usual Suspects</li>
<li>Donnie Darko</li>
<li>Snatch</li>
<li>Braveheart</li>
<li>Memento</li>
<li>Amores Perros</li>
<li>Schindler&#8217;s List</li>
<li>Mar Adentro</li>
<li>Goodfellas</li>
<li>Saw</li>
<li>Kabadayı</li>
<li>American History X</li>
<li>The Pianist</li>
<li>Sweeney Todd The Demon Barber Of Fleet Street</li>
<li>Titanic</li>
<li>Once Upon A Time In America</li>
<li>Issız Adam</li>
<li>The Truman Show</li>
<li>Scarface</li>
<li>Trainspotting</li>
<li>Jeux D&#8217;enfants</li>
<li>I Am Legend</li>
<li>Saving Private Ryan</li>
<li>Reservoir Dogs</li>
<li>Dead Poets Society</li>
<li>Rain Man</li>
<li>Gemide</li>
<li>A Clockwork Orange</li>
<li>The Notebook</li>
<li>Das Experiment</li>
<li>Uçurtmayı Vurmasınlar</li>
<li>The Game</li>
<li>Hotel Rwanda</li>
<li>Blood Diamond</li>
<li>Lock Stock And Two Smoking Barrels</li>
<li>Dancer in The Dark</li>
<li>Ağır Roman</li>
<li>Selvi Boylum Al Yazmalım</li>
<li>Corpse Bride</li>
<li>Gladiator</li>
<li>Dogville</li>
<li>Beetle Juice</li>
<li>Enemy At The Gates</li>
<li>Underground</li>
<li>Sin City</li>
<li>Kill Bill</li>
<li>Pirates Of The Caribbean</li>
<li>Hababam Sınıfı</li>
<li>Moulin Rouge</li>
<li>Little Miss Sunshine</li>
<li>Sweet November</li>
<li>Volver</li>
<li>Dom Za Vesanje</li>
<li>Old Boy</li>
<li>Full Metal Jacket</li>
<li>The Bucket List</li>
<li>The Departed</li>
<li>Ratatouille</li>
<li>Transformers</li>
<li>Click</li>
<li>Closer</li>
<li>American Beauty</li>
<li>Masumiyet</li>
<li>Lucky Number Slevin</li>
<li>Im Juli</li>
<li>Der Untergang</li>
<li>The Fall</li>
<li>21</li>
<li>Das Leben Der Anderen</li>
<li>The Jacket</li>
<li>The Life Of David Gale</li>
<li>Zeitgeist Addendum</li>
<li>Seven Pounds</li>
<li>You&#8217;ve Got Mail</li>
<li>Yeopgijeogin Geunyeo</li>
<li>Flash Of Genius</li>
<li>A Moment To Remember</li>
<li>Apocalypto</li>
<li>Charlie And The Chocolate Factory</li>
<li>The Last Samurai</li>
<li>Citizen Kane</li>
<li>Persepolis</li>
<li>Life Is Beautiful</li>
<li>The Shining</li>
<li>Amadeus</li>
<li>The Silence Of The Lambs</li>
<li>About A Boy</li>
<li>Grease</li>
<li>The Sixth Sense</li>
<li>The Man From Earth</li>
<li>Cast Away</li>
<li>Vicky Cristina Barcelona</li>
<li>The Bourne Ultimatum</li>
<li>Bin Jip</li>
<li>The Terminator</li>
<li>Arizona Dream</li>
<li>The Boondock Saints</li>
<li>Gandhi</li>
<li>The Illusionist</li>
<li>Troy</li>
<li>The Devil&#8217;s Advocate</li>
<li>Pearl Harbour</li>
<li>Blade Runner</li>
<li>Muhsin Bey</li>
<li>Trois Couleurs</li>
<li>Sen To Chihiro No Kamikakushi</li>
<li>Kader</li>
<li>Apollo 13</li>
<li>50 First Dates</li>
<li>Twilight</li>
<li>Je Vais Bien Ne T’en Fais Pas</li>
<li>Up</li>
<li>2001 A Space Odyssey</li>
<li>The Big Lebowski</li>
<li>Gegen Die Wand</li>
<li>Ice Age</li>
<li>Good Will Hunting</li>
<li>Scent Of A Woman</li>
<li>Pan&#8217;s Labyrinth</li>
<li>Duvar</li>
<li>August Rush</li>
<li>Hacivat Ve Karagöz Neden Öldürüldü?</li>
<li>Avatar</li>
<li>A Bronx Tale</li>
<li>French Kiss</li>
<li>Yes Man</li>
<li>The Color Purple</li>
<li>10.000 BC</li>
<li>Van Helsing</li>
<li>The Italian Job</li>
<li>Garden State</li>
<li>Papillon</li>
<li>Rosemary&#8217;s Baby</li>
<li>Nefes</li>
<li>Sır Çocukları</li>
<li>What The Bleep Do We Know</li>
<li>Finding Neverland</li>
<li>Zorba The Greek</li>
<li>Knowing</li>
<li>Neşeli Günler</li>
<li>The Kit Runner</li>
<li>Dirty Dancing</li>
<li>Dersu Uzala</li>
<li>Organize İşler</li>
<li>Sliding Doors</li>
<li>City Of Angels</li>
<li>The Kite Runner</li>
<li>El Laberinto Del Fauno</li>
<li>Revolutionary Road</li>
<li>Sonbahar</li>
<li>Delicatessen</li>
<li>Whatever Works</li>
<li>Le Scaphandre Et Le Papillon</li>
<li>Crank</li>
<li>10 Items Or Less</li>
<li>District 9</li>
<li>The Da Vinci Code</li>
<li>Death Note</li>
<li>Ps: I Love You</li>
<li>From Dusk Till Dawn</li>
<li>Resident Evil</li>
<li>Desperado</li>
<li>The Fifth Element</li>
<li>Yol</li>
<li>Sleepy Hollow</li>
<li>Milk</li>
<li>Edward Scissorhands</li>
<li>Ocean&#8217;s Eleven</li>
<li>G.O.R.A.</li>
<li>Propaganda</li>
<li>Citizen X</li>
<li>Highlander</li>
<li>Mulholland Drive</li>
<li>The Last Of The Mohicans</li>
<li>Babel</li>
<li>Ghostbusters</li>
<li>Fountain</li>
<li>Bacheha Ye Aseman</li>
<li>The Lion King</li>
<li>Young Guns</li>
<li>Kingdom Of Heaven</li>
<li>Il Postino</li>
<li>I&#8217;m Not There</li>
<li>Black</li>
<li>Le Violon Rouge</li>
<li>Finding Nemo</li>
<li>Tonari No Totoro</li>
<li>Le Fate Ignoranti</li>
<li>Train De Vie</li>
<li>Sürü</li>
<li>Ying Xiong</li>
<li>The 300 Spartans</li>
<li>Black Hawk Down</li>
<li>Nothing Hill</li>
<li>Easy Rider</li>
<li>Waking Life</li>
<li>Natural Born Killers</li>
<li>Pi</li>
<li>A Perfect World</li>
<li>Huo Yuan Jia</li>
<li>Casablanca</li>
<li>No Country For Old Men</li>
<li>La Vita è Bella</li>
<li>1984</li>
<li>Ink</li>
<li>Empire Of The Sun</li>
<li>Gone With The Wind</li>
<li>The Chocolate</li>
<li>Being There</li>
<li>The Usual Suspects</li>
<li>Primal Fear</li>
<li>Transporter</li>
<li>Stalker</li>
<li>Rumble Fish</li>
<li>La Mala Educación</li>
<li>Awake</li>
<li>The Others</li>
<li>The Thin Red Line</li>
<li>Green Street Hooligans</li>
</ol>
<p></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/26/en-iyi-250-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kartalın Yeniden Doğuşu&#8230; Yok Öyle Bir Şey!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/19/kartalin-yeniden-dogusu-yok-oyle-bir-sey/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/19/kartalin-yeniden-dogusu-yok-oyle-bir-sey/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 20:28:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[kartal]]></category>
		<category><![CDATA[metafor]]></category>
		<category><![CDATA[sıfırlama]]></category>
		<category><![CDATA[sil baştan]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[Değişim, yenilenme, acı yoksa kazanç da yok, fedakarlık, yeniden doğuş, sıfırlamak, vazgeçmek, sil baştan, reset atmak&#8230; İşte bu konular gündeme geldiğinde, sadece Türkiye&#8217;de değil, tüm dünyada dolaşan bir efsane var. Kartalların hayat sürelerini uzatmak için girdikleri acı dolu dönemi anlatan, ilham veren bir hikaye.
Derler ki:
&#8220;Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değişim, yenilenme, acı yoksa kazanç da yok, fedakarlık, yeniden doğuş, sıfırlamak, vazgeçmek, sil baştan, reset atmak&#8230; İşte bu konular gündeme geldiğinde, sadece Türkiye&#8217;de değil, tüm dünyada dolaşan bir efsane var. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Eagle" target="_blank">Kartalların</a> hayat sürelerini uzatmak için girdikleri acı dolu dönemi anlatan, ilham veren <a href="http://www.msxlabs.org/forum/dogadan-manzaralar/21665-kartallar-eagles-kartal-resimleri.html" target="_blank">bir</a> <a href="http://www.kuscular.org/yirtici-kuslar-sahin-atmaca-vb/ilginc-bir-kartal-hikayesi-t2622.html" target="_blank">hikaye</a>.</p>
<p>Derler ki:</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1343" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/01/kel_kartal.jpg" alt="" width="211" height="340" /><em>&#8220;Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. </em></p>
<p><em>Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Tüyleri kartlaşır, kalınlaşır ve kanatlarına takılmaya başlar. </em></p>
<p><em>Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. </em></p>
<p><em>Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.</em></p>
<p><em>Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır. <span id="more-1338"></span></em></p>
<p><em>Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler.  Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. </em></p>
<p><em>5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.&#8221;</em></p>
<p>Çok etkileyici değil mi?</p>
<p>Ben de bunu ilk kez <a href="http://www.tedxreset.com/" target="_blank">TEDxReset</a>&#8216;te, müthiş bir özgeçmişe sahip <a href="http://www.tedxreset.com/tr/konusmacilar.aspx#serdarsavas" target="_blank">Dr. Serdar Savaş</a>&#8216;tan duyunca çok etkilendim. Hatta dayanamayıp arada; &#8220;Hocam bu kartallar neymiş böyle? Harika bir hikaye&#8230;&#8221; diye gidip tanıştım. Frekans da tutunca bolca sohbet ettik. Sonunda da şakayla karışık: &#8220;Bak hocam, bu hikayeyle ilgili nasıl olur da Discovery gibi kanallarda hiç görsel bir şeyler izlemedik. Araştıracağım ben bu <a href="http://ibc.lynxeds.com/video/bald-eagle-haliaeetus-leucocephalus/two-views-adult-perched-looking-around" target="_blank">kartal</a> işini!&#8221; dedim ve gülerek ayrıldık&#8230;</p>
<p>İşin içine biraz dalınca gördüm ki, bu kartal hikayesi meğerse pek bir meşhurmuş. Bazı ünlü konuşmacıların <a href="http://www.slideshare.net/targetseo/rebirth-of-the-eagle-photo-presentation" target="_blank">sunumlarında</a> yer verdiği, hatta bırakın onu, bazı din adamlarının insanları etkileme adına bile kullandığı bir malzemeymiş. Mail ve forum ortamlarında da bol bol dönermiş, bize denk gelmemiş sadece. (&#8220;<a href="http://www.google.com.tr/#hl=tr&amp;safe=off&amp;q=%22kartalin+yeniden+dogusu%22&amp;meta=&amp;aq=&amp;oq=&amp;fp=1f46f2e9ec08b29d" target="_blank">kartalın yeniden doğuşu</a>&#8221; diye google&#8217;da aratınca bile 31.100 sonuç çıkıyor!)</p>
<p>Tabii ki üç beş saatlik araştırma beni kartal uzmanı yapmaz, ancak yine de bir şeyler de öğreniyor insan:</p>
<p>- Hikayenin, en uzun yaşayan kartal türü olan kel kartal (&#8216;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bald_Eagle" target="_blank">bald eagle</a>&#8216;) etrafında döndüğünü varsaysak dahi, bugüne kadar kartallarda <a href="http://www.pwrc.usgs.gov/BBL/homepage/longvrec.htm" target="_blank">bilim adamları</a> tarafından kayda geçirilebilen, &#8216;doğada&#8217; en uzun yaşam süresi 31 yıl, 4 ay <a href="http://www.pwrc.usgs.gov/BBL/homepage/long3120.cfm" target="_blank">olmuş</a>. Esaret altında olanlarda ise bu 50 yaşa <a href="http://www.learner.org/jnorth/www/critters/eagle/826572782.html" target="_blank">kadar</a> çıkabiliyormuş.</p>
<p>- Kartal pençeleri ve gagası insan tırnaklarına benzer şekilde keratinden oluşuyor. Dolayısıyla esnek bir pençe veya gagaya bugüne kadar rastlanmamış. Gerek pençe, gerekse gaga çıktıkları andan itibaren hep sert, hep kıvrık. Zaten <a href="http://www.baldeagleinfo.com/eagle/eagle13.html" target="_blank">kartal</a> bir (&#8216;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bird_of_prey" target="_blank">raptor</a>&#8216;) yırtıcı ve etçil kuş türü. Bu türdeki kuşların da değişmez iki özelliği; kıvrık pençe ve kavisli gaga yapıları.</p>
<p>- Tüylerin göğüse yapışması (ve kanatları zorlaması) sadece petrol sızıntısına daldıklarında oluyor. Onun dışında kartallar zaten düzenli ve doğal şekilde her yıl eski tüylerini döküp, yeniliyorlar.</p>
<p>- Daha uzun yaşamak isteyen <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bald_Eagle" target="_blank">kartalların</a> &#8220;karar verip&#8221; tek başına bir dağda yeniden doğuş sürecine girdiği görülmemiş, şahit olunmamış. Kartalların verdikleri kararlar hep kuracağı güvenli yuvası ve <a href="http://www.youtube.com/watch?v=1ErqVDccwH4" target="_blank">avlanma</a> üzerine olmuş.</p>
<p>- Önce gagasını taşa vurarak parçalayan, sonra da çıkacak yeni gagayla pençelerini söken bir <a href="http://www.flickr.com/groups/birdguide/pool/tags/Haliaeetus%20leucocephalus/show/" target="_blank">kartal</a> kan kaybından ölür. Mümkün değil ancak diyelim ölmedi, (vahşi hayat uzmanları tarafından beslenmemeleri halinde) açlıktan ölür. Çünkü gagası ve pençesi olmadan kendi avını yakalaması da, çiğnemesi de mümkün değil.</p>
<p>University of Minnesota bünyesindeki <a href="http://www.raptor.cvm.umn.edu/learn/info/baldeagle/home.html" target="_blank">The Raptor Center</a> de bunun <a href="http://www.snopes.com/critters/wild/eaglerebirth.asp" target="_blank">hayal ürünü</a> bir efsane olduğunu açıklamış.</p>
<p>Sen birçok ülkenin, şirketin, kulübün amblemine kadar gir, sonra da onlarca söylenceye (&#8216;<a href="http://www.baldeagleinfo.com/eagle/eagle-myths.html" target="_blank">myth</a>&#8216;) kurban git! Yazık bu kartallara!</p>
<p>Oysa, hayatları boyunca tek eşli yaşayan <a href="http://www.pbs.org/wnet/nature/episodes/eagles/introduction/3089/" target="_blank">kartalların</a>; kocaman gözleriyle insanlardan çok daha fazla uzağı görme yetisi, üç yerine beş rengi görebilmeleri, kusursuz vücut uçuş yapısı ve yeteneğiyle, binlerce metre yüksekten saatte 75 mil hızla avına dalabilmesi gibi müthiş özellikler var.</p>
<p>Yırtıcı ve güzel bir kuş o, ancak dilerse kendini yenilemesi, ömrüne bir 20-30 yıl daha katması gerçek değil!</p>
<p>Şimdi yazıyı yayınlamadan önce &#8216;ahlaklı gazeteci&#8217; edasıyla Serdar hocamı aradım. &#8220;Bak doktorum&#8221; dedim, &#8220;sen beş kişilik bir kariyeri tek bir cv&#8217;de toplayacak işler yapmışsın ancak seni dinleyenlere bu anlatıklarının bir efsane olduğunu söylemiyorsun, yakışık alıyor mu bu?&#8221; :)</p>
<p><em>&#8220;Tunç, metaforlar konuların iyi anlaşılması içindir. İnsanlar kendilerini bu metaforlardaki kahramanların yerine koyarak farklı düşünceler geliştirir. Bu da onlardan biri. Tabii örnek, Beşiktaş&#8217;lı olduğum için kartallardan geldi. Fenerli olsaydım nasıl bir metafor anlatırdım, onu düşünmem lazım!&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Sahi&#8230; Kartal efsanesi gerçek olsa bir an için. Biz de, Serdar Savaş&#8217;ın dediği gibi, kendimizi kartalın yerine koysak. Daha uzun yaşamak adına böyle bir acı çekmeye razı olur muyduk? Veya daha uzun olmasa da, daha mutlu olma adına &#8216;zihni sıfırlamak?&#8217;</p>
<p>Takılmadan geçmişe, her ne çıkarsa yola, selam verip yürümek gerek. Tıpkı Şebnem Ferah&#8217;ın &#8216;Sil Baştan&#8217; dizelerinde dediği gibi:</p>
<p>Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?<br />
Yorgun gibi bir halin var,<br />
Duyguların karışık olabilir mi?<br />
Sil baştan başlamak gerek bazen,<br />
Hayatı sıfırlamak&#8230;<br />
Sil baştan sevmek gerek bazen,<br />
Her şeyi unutmak.<br />
Sanki bugün son günmüş gibi&#8230;<br />
Dolu dolu yaşamak istiyorum ben,<br />
Her ne çıkarsa yoluma,<br />
Selam verip yürümek istiyorum ben&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/19/kartalin-yeniden-dogusu-yok-oyle-bir-sey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelsin 2010, Bildiği Gibi Gelsin!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/27/gelsin-2010-bildigi-gibi-gelsin/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/27/gelsin-2010-bildigi-gibi-gelsin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 15:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[işe yaramak]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yıldönümü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1326</guid>
		<description><![CDATA[Fikir Atölyesi&#8217;nin geleneklerinden oldu, 2007, 2008 ve 2009 için yapmıştık. Bu da 2010 için&#8230;
Üç soruya birlikte cevap veriyoruz:
1.) 2009 deyince ne hatırlıyorsun?
2.) Aynı soruyu, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevaplamayı isterdin?
3.) Yüz yüze olsaydın, bir üstteki yorumu yazan kişinin verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?
Nasıl bir kaos içindeysem, kendimle hesaplaştığım bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fikir Atölyesi&#8217;nin geleneklerinden oldu, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/29/gelsin-2007-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">2007</a>, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/29/gelsin-2008-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">2008</a> ve <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/28/gelsin-2009-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">2009</a> için yapmıştık. Bu da 2010 için&#8230;</p>
<p>Üç soruya birlikte cevap veriyoruz:</p>
<p>1.) <strong>2009 deyince ne hatırlıyorsun?</strong></p>
<p>2.) <strong>Aynı soruyu, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevaplamayı isterdin?</strong></p>
<p>3.) <strong>Yüz yüze olsaydın, bir üstteki yorumu yazan kişinin verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?</strong></p>
<p>Nasıl bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/11/20/kaos/" target="_blank">kaos</a> içindeysem, kendimle hesaplaştığım bu yazıları her sene sonunda yazmak, kastığı gibi mutlu da ediyor her <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/26/neden-2/" target="_blank">nedense</a>! Kaoslara ve zamanın bu denli hızlı akmasına artık eskisi gibi tepki göstermez olduğumu farkediyorum.</p>
<p>Neyin işaretidir bu bilmem de; <em>varsın bitsin 2009, varsın gelsin 2010</em> diye şarkı söylemek geliyor içimden. Söylüyorum da! :)<br />
<span id="more-1326"></span><br />
<strong>1.) 2009 deyince ne hatırlıyorsun?</strong></p>
<p>Oniki ay önce <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/28/gelsin-2009-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">2009</a> beklentilerim için şöyle demişim:</p>
<p><em>&#8220;Kendimce çılgın işler yaptım diyebilmek istiyorum. Daha fazla deli insan tanıdım, farklı yerler gördüm, değişik lezzetler taddım, riskli işlere girdim… Ha bir de, sağlık konusunda her şey yolundaydı bu sene demek geçiyor içimden.&#8221;</em></p>
<p>Ne kadar çılgın bilmem ancak &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/" target="_blank">Faili Meçhul Kıyak Hareketi</a>&#8216; 2009&#8242;da doğdu. Oyunun bilmediğim yerlerde, çok sayıda kişi tarafından oynandığını bilmek içimi ürpertiyor. Ben bilmeden, onlar birilerinin yüzlerini gülümsetiyor&#8230;</p>
<p>Daha fazla insan tanıdım, ancak içlerinde &#8216;deli&#8217; azdı. Farklı yerler gördüm, değişik lezzetler taddım, ancak bir aya yakın süre hep su üzerinde gecelemek, karayı daha çok seviyormuşum dedirtti.</p>
<p>Sağlık ise, bazı sinyaller verse de, yerindeydi. Özen göstermek gerek!</p>
<p><strong>2.) Aynı soruyu, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevaplamayı isterdin?</strong></p>
<p>Daha çok <em>&#8220;<a href="http://www.youtube.com/watch?v=c8_H6zIInNQ" target="_blank">what the fuck!</a>&#8220;</em> dediğim bir yıl olsun. İnsanlardan beklentilerimin en aza indiği bir yıl&#8230; Hatta kendimden de :)</p>
<p><strong>3.) Yüz yüze olsaydın, bir üstteki yorumu yazan kişinin verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?</strong></p>
<p>Bu soru (mecburen) bir tek bende cevapsız kalıyor. Bu yazıya ilk yorumu yazacak kişi için ise ben “bir üstteki kişi” oluyorum!</p>
<p>Şimdi sıra sizde. Buyrun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/27/gelsin-2010-bildigi-gibi-gelsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dudakların Kımıldıyor Ancak Ne Dediğini Duyamıyorum.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/22/dudaklarin-kimildiyor-ancak-ne-dedigini-duyamiyorum/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/22/dudaklarin-kimildiyor-ancak-ne-dedigini-duyamiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 04:48:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[comfortably numb]]></category>
		<category><![CDATA[doğum günü]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu uyuşukluk]]></category>
		<category><![CDATA[pink floyd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1318</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba
İçeride kimse var mı?
Başını salla beni duyabiliyorsan
Evde kimse var mı?
Hadi ama,
Kendini kötü hissettiğini duyuyorum
Acını yatıştırabilir
Ve tekrar ayağa kalkmanı sağlayabilirim
Rahatla
Önce biraz bilgiye ihtiyacım var
Yalnızca temel şeyler
Bana neresinin acıdığını gösterebilir misin?


Azalttığın hiçbir acı yok
Uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta
Dalgaların içinden geliyorsun
Dudakların kımıldıyor
Ancak ne dediğini duyamıyorum
Çocukken ateşlenmiştim bir gün
Ellerim sanki balon gibiydi
Şimdi aynı duyguyu bir daha yaşıyorum
Anlatamam,
Anlayamazsın da
Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba<br />
İçeride kimse var mı?<br />
Başını salla beni duyabiliyorsan<br />
Evde kimse var mı?</p>
<p>Hadi ama,<br />
Kendini kötü hissettiğini duyuyorum<br />
Acını yatıştırabilir<br />
Ve tekrar ayağa kalkmanı sağlayabilirim</p>
<p>Rahatla<br />
Önce biraz bilgiye ihtiyacım var<br />
Yalnızca temel şeyler<br />
Bana neresinin acıdığını gösterebilir misin?<br />
<span id="more-1318"></span><br />
<object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/YQWszrZHBPI&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/YQWszrZHBPI&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object></p>
<p>Azalttığın hiçbir acı yok<br />
Uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta<br />
Dalgaların içinden geliyorsun<br />
Dudakların kımıldıyor<br />
Ancak ne dediğini duyamıyorum</p>
<p>Çocukken ateşlenmiştim bir gün<br />
Ellerim sanki balon gibiydi<br />
Şimdi aynı duyguyu bir daha yaşıyorum<br />
Anlatamam,<br />
Anlayamazsın da<br />
Ben esasında böyle değilim</p>
<p>Konforlu bir uyuşukluk içindeyim</p>
<p>Tamam<br />
Yalnızca bir iğne batması<br />
Artık kalmayacak hiçbir aaaah<br />
Fakat kendini biraz kötü hissedebilirsin</p>
<p>Ayağa kalkabilir misin?<br />
Sanırım etkisini gösteriyor<br />
Güzel<br />
Bu senin gösteriyi sürdürmeni sağlayacak<br />
Haydi<br />
Gitme zamanı</p>
<p>Azalttığın hiçbir acı yok<br />
Uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta<br />
Dalgaların içinden geliyorsun<br />
Dudakların kımıldıyor<br />
Ancak ne dediğini duyamıyorum</p>
<p>Çocukken<br />
Gözümün ucuna bir şey ilişmişti<br />
Dönüp baktığımda kaybolmuştu<br />
Tanımlayamıyorum şimdi onu<br />
Çocuk büyüdü<br />
Rüya kayboldu</p>
<p>Ve ben<br />
Konforlu bir uyuşukluk içindeyim</p>
<p><em>Rüya henüz kayboldu mu bilmiyorum, ancak Pink Floyd &#8216;Comfortably Numb&#8217;, Fikir Atölyesi isimli çocuğun dördüncü yaşını bitirme anısınaydı. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/22/dudaklarin-kimildiyor-ancak-ne-dedigini-duyamiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Tehlikeli Eğlencesi!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/14/dunyanin-en-tehlikeli-eglencesi/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/14/dunyanin-en-tehlikeli-eglencesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 18:38:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[kanıksamak]]></category>
		<category><![CDATA[komik olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[memleket manzaraları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[yurdum insanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1297</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde bir gazetede vardı. İnternette bir arkadaşlık sitesine üye bir ağbi &#8220;ilgi açlığı çeken&#8221; dokuz tane orta yaşlı hatuna &#8220;istedikleri ilgiyi&#8221; verirken, çaktırmadan para ve kredi kartlarını alıyormuş. Sonra onların paralarıyla da onlara hediyeler alıyor, gönüllerini hoş tutuyormuş! Yakalandığında ise dediği: &#8220;beş aya kalmaz çıkarım.&#8221;
Aynı gazetedeki diğer bir manşet haber ise bir medyumdu: &#8220;Galatasaray bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde bir gazetede vardı. İnternette bir arkadaşlık sitesine üye bir ağbi &#8220;ilgi açlığı çeken&#8221; dokuz tane orta yaşlı hatuna &#8220;istedikleri ilgiyi&#8221; verirken, çaktırmadan para ve kredi kartlarını alıyormuş. Sonra onların paralarıyla da onlara hediyeler alıyor, gönüllerini hoş tutuyormuş! Yakalandığında ise dediği: &#8220;beş aya kalmaz çıkarım.&#8221;</p>
<p>Aynı gazetedeki diğer bir manşet haber ise bir medyumdu: &#8220;Galatasaray bana 10 milyon TL versin, Kadıköy&#8217;deki büyüyü çözeyim!&#8221;</p>
<div style="text-align:center"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="342" height="285" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://s6.directupload.net/images/090828/xehzpj5i.swf" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="342" height="285" src="http://s6.directupload.net/images/090828/xehzpj5i.swf" wmode="transparent"></embed></object></div>
<div style="text-align:center">Kaynak: <a href="http://www.bobiler.org/monte.asp?M=132641" target="_blank">bobiler.org</a></div>
<p>Örnek çok, bir o kadar da eğlenceli:<span id="more-1297"></span></p>
<p>&gt; Mesela ülkemizde uluslararası düzeyde yüzme şampiyonası düzenler, kendi sporcularımızı kayıt ettirmeyi unuturuz! Bunun için rekor kırıp sekiz günde yüzme havuzu inşa eder, sonra da tek bir madalya almadan bitiririz şampiyonayı.</p>
<p>&gt; Che baskılı t-shirt giyer, kafaya Coca-Cola şapkası takarız.</p>
<p>&gt; Reyting uğruna televizyonlardan eksik olmayan cübbeli hocaların vaazlarını can kulağı ile dinler, dediklerini kanunların bile önüne koyarız. Hatta öyle ki, cinayetleri töre geleneği diye savunabiliriz. Bu da sonradan mahkemelerde &#8220;hafifletici&#8221; neden sayılabilir. Doğal karşılarız.</p>
<p>&gt; Sağlık bakanımız H1N1 (domuz gribi) için aşı yaptırın derken, başbakanımız &#8220;biz ailecek aşılanmaya gerek duymuyoruz&#8221; der&#8230;</p>
<p>&gt; Bir oyuncusunun aldığı cezayı çabuk bitirebilmesi için aynı gün takıma iki hazırlık maçı yaptırırız. Ve bu maçlarda cezalı oyuncuyu başka bir arkadaşının formasıyla, hem de gazeteciler ve binlerce seyirci önünde oynatıp yakalanmayacağımızı düşünürüz. Bunu amatör bir basketbol takımı değil, asırlık Galatasaray Kulübü yapar.</p>
<p>&gt; Yangın merdivenini tahtadan yapar, duyda elektrik var mı diye parmağımızla yoklamayı severiz örneğin.</p>
<p>&gt; Çernobil sonrası bir bakanımızın kameralar önünde radyosyonlu çaydan içip, &#8216;bize bir şey olmaz&#8217; demesi olağandır, hem de çok olağan.</p>
<p>&gt; &#8220;Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz&#8221; lafını duymuşunuzdur, geçiyoruz&#8230;</p>
<p>&gt; Komiktir ancak Şahin model bir arabanın içine inek sığdırıp fotoğrafını çeker, sonra arkadaşlara mail atarız.</p>
<p>&gt; Futbol maçlarına &#8220;ölmeye, ölmeye&#8221; diye gider, kazanınca havaya ateş açıp birilerini &#8216;maganda kurşunuyla&#8217; mezara göndeririz.</p>
<p>&gt; Tek görevi maçı anlatmak olan bir spiker gaza gelip, bir kalecinin her tarafını öpmek ister. Kaleci sonradan kırmaz belki onu, o kadarını bilmiyoruz&#8230;</p>
<p>&gt; Komşu ziyaretlerinde ufak erkek çoçukların pipisini görmeye meraklıyızdır örneğin&#8230; Babası ister her şeyden önce; &#8220;hadi oğlum, göster amcalara pipini!&#8221;</p>
<p>&gt; Sahilde güneşlenen bir turiste tecavüz eder, sonra da sorguda &#8220;çıplaktı ama napayım&#8221; diye ifade veririz.</p>
<p>&gt; Hayal dünyamız geniştir, zaman mekan tanımaz. Damacana ile asansörde ilişkiye girer, şişme bebekle yüzeriz&#8230;</p>
<p>&gt; Kaza yapıp baygınlık geçiren vatandaşın cüzdanını çalarız. Veya boğulan bir vatandaşı kurtarmaya atlayan kişi çıkışta elbiselerini bulamazsa şaşırmayız.</p>
<p>&gt; İntihar etmek için yüksek bir binanin çatısına çıkan adama &#8216;atla atla&#8217; diye tezahürat yapar, atlamaktan vazgeçerse ona kızar, küfürler savururuz.</p>
<p>&gt; Otobanda at arabasıyla gider, havaalanında deve keseriz.</p>
<p>&gt; Olimpiyatımız yok, stadı var. Stad var, yıllarca yolu yok&#8230; Sorumlular koltuklarında oturmaya devam eder, olağan karşılarız.</p>
<p>&gt; Bir dolandırıcı Galata Kulesi, Boğaz Köprüsü veya Kız Kulesini satar, biz de satın alırız.</p>
<p>&gt; Uçak inince pilotu alkışlar, pikniğe gider orman yakar, bir gaz tüpünün infilak edip etmeyeceğini kibrit tutarak anlamaya çalışırız.</p>
<p>&gt; Her gün onlarca siteye sansür koyar sonra da bunlara yan yollardan gireriz. Mesela kendisine bağlı bir kurumun yasakladığı YouTube&#8217;a başbakanımız alenen girdiğini söyler&#8230;</p>
<p>&gt; İşimize gelen mahkeme kararları için &#8220;hukuka saygı göstermek gerek&#8221; derken, gelmeyenler için açıkça &#8220;biz bu kararları &#8216;by-pass&#8217; edecek yöntemleri devreye almayı biliriz&#8221; deriz. Ve alırız da gerçekten!</p>
<p>&gt; Web site adresini tarayıcının adres kutusuna yazacağına, Google arama kutusuna yazar, oradan tıklarız.</p>
<p>&gt; Trafikte ambulansın arkasına geçer, araya girmeye çalışanlara korna çalıp kızarız. Karşıdan karşıya geçmek için üst geçit yerine hemen altından geçer, otobanda can veririz.</p>
<p>&gt; Seçim dönemlerinde önce kapağını dağıtır, bize oy verirsen tencereyi de vereceğiz deriz. Yine seçimlerden önce gecekondulara elektrik ve su verir, bir yıl geçmeden de &#8220;yasal değil&#8221; diye yıkarız.</p>
<p>&gt; İçine bok karışan il suyundan içip zehirleniriz. Sonra da &#8220;bu suya bok karışmıştır&#8221; diyen üniversite görevlilerini &#8220;siyaset yapmakla&#8221; suçlarız.</p>
<p>&gt; Meclis’in 90’ıncı yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen bisiklet yarışı için federasyon ve bir firma tarafından getirilen 24 adet bisikleti iade etmeyip, bürokratlar arasında paylaştırırız&#8230;</p>
<p>&gt; Dere dibine bazıları kaçak, bazıları imar izinli! ev yapar, selde boğuluruz. Sel biter evleri yıkarız. Sonra yenileri için yeniden imar izni veririz.</p>
<p>&gt; Rakip bir markanın önüne &#8220;öz&#8221; yazarız, sonra diğeri de gelir &#8220;hakiki&#8221; yazar. Hangisi hangisi bir müddet sonra farketmez, hepsine sorgusuz sualsiz müşteri oluruz. Onu geçtim, kendi sandalımıza &#8216;öztitanik&#8217; yazarız.</p>
<p>&gt; Şirketlerin kapısını çalıp, &#8220;beni Polat Alemdar gönderdi, bana iş vereceksiniz&#8221; deriz.</p>
<p>Yılmaz Özdil de yazılarında sık sık ele alır bu konuları:</p>
<p><em><strong>&#8220;</strong>Dünyanın neresine giderseniz gidin, yoğurdun üzerinde yogurt yazar. İnsan, gurbet ellerdeki marketleri gezerken, rafta, emmioğlunu görmüş gibi olur. Ama yoğurt dışında, insanlığa pek katkımız olduğu söylenemez.</em></p>
<p><em>Bu nedenle, tıp, fizik, kimya ve barış Nobel&#8217;leri sayılırken, bizi hatırlayan pek olmaz. Çünkü &#8220;sahte para&#8221; icat ederek, kimya ödülü almak mümkün değil. SSK&#8217;yı soymak için erkeklere sezaryen faturası keserek, tıp ödülü almak da imkansız. Ya da ne bileyim. &#8220;Pinpon topu titreyince deprem olacağını anlıyoruz&#8221; diyene, fizik ödülü vermiyorlar.</em></p>
<p><em>Say say bitmez bu işler.</em></p>
<p><em>Mesela, istanbul&#8217;dan çıkan şehirlerarası otobüslerin yüzde 99.9&#8242;u Anadolu&#8217;ya gider&#8230; Otogar nerede. Avrupa&#8217;da.</em></p>
<p><em>Eğlenmeyi bile bilmeyiz, eğleniyoruz diye gösteriş amaçlı masa devirir, garson ceketi yakar, havalara selpaklar atarız&#8230; Hatta assolistin ayakkabısından şampanya içeriz.<strong>&#8220;</strong></em></p>
<p>Bu da Ahmet Altan&#8217;ın 2002&#8242;deki <a href="Http://www.gazetem.net/aaltanyazi.asp?Yaziid=33" target="_blank">yazısından</a> bazı cümleler:</p>
<p><em><strong>&#8220;</strong>Dünyanın, en tehlikeli eğlencesi Türk olmaktır. Burada <strong>hayatın bizzat kendisi bile hayata şaşar.</strong></em></p>
<p><em>Altmış milyonluk bir bungee-jumping’dir hayat. Bir beton zemine doğru milyonlarca insan süratle düşeriz. Tam çarpacağımız zaman, kim olduğunu kimsenin bilmediği bir güç, ucunda sallandığımız lastik halatı çekiverir ve biz yukarlara sıçrarız.</em></p>
<p><em>Padişahımızın ırzına geçer, başbakanımızı asar, genelkurmay başkanımızı hapseder, gençlerimizi idam sehpalarına gönderir sonra da en güzel aşk şiirlerini yazarız.</em></p>
<p><em>Hep aptallığımızdan yakınır sonra da dünyanın en akıllısı IMF’yi tam on yedi kere dolandırırız. Paralarını bize nasıl kaptırdıklarını anlamazlar bile.</em></p>
<p><em>Aptallıktan sıkıldığımızda zekamızla övünür ve bin senedir her yaz mevsiminde damlarda yatar ve oradan düşerek ölürüz.</em></p>
<p><em>Devleti kutsal ilan eder sonra da devleti soyarız. “Köylü efendimizdir” der köylüleri döveriz.</em></p>
<p><em>Bir büyük deprem olduğunda çoluk çocuk, zengin fakir el birliğiyle yardıma koşup, evdeki iki battaniyeden birini depremzedelere bağışlayanlar da Türklerdir.</em></p>
<p><em>Kırk sekiz yıl boyunca dünya futbol şampiyonasının kapısından bile geçemedikten sonra ilk katıldığı şampiyonada dünya üçüncüsü olmayı Türkler başarır.</em></p>
<p><em>Her konuda fikrimizi söylemeye bayılır ama hiçbir fikrimize inanmayız.</em></p>
<p><em>Hiçbir filozofumuz yoktur ama ne olduğunu kimsenin bilmediği bir hayat felsemiz vardır.</em></p>
<p><em>Katillerin “ulusal kahraman”, şairlerin “vatan haini” olduğu tek ülke Türkiye’dir.</em></p>
<p><em>Müslüman olanlardan sürekli kuşkulanır ama müslüman olmayan vatandaşlarımıza devlette tek bir görev bile vermeyiz.</em></p>
<p><em>Yıllarca, Avrupa Birliğine girmemizi sağlayacak yasalardan hiçbirini çıkartamayıp, bir gecede başkalarının on yılda geçirebileceğinden daha fazla yasa geçiririz.</em></p>
<p><em>Ömründe hiç trapez yapmamış altmış milyon insanın trapez yapmasıdır hayat burada. Bütün dünya, şaşkınlıkla bakarak düşmemizi beklerken biz düşmeyiz.</em></p>
<p><em>Biz Türküz. Ya oynar ya ağlarız.</em></p>
<p><em>Dünyanın en tehlikeli eğlencesidir Türk olmak. Ve, biz korkuyla eğleniriz.<strong>&#8220;</strong></em></p>
<p>Evet, eğlencelidir, sürprizlerle doludur gerçekten bu ülkede yaşamak. Bir o kadar da güzel. İşte belki de bu yüzden bu ülkeyi çok seviyor, her yeni güne yeni &#8216;heyecanlarla&#8217; uyanıyoruz.</p>
<p>Benzer olaylar mutlaka birçok ülkede yaşanıyordur. Tamam, ancak yaşandığında artık kimsenin <strong>şaşırmadığı</strong> tek memleket sanırım sadece bizimkisi. Her şey olağan bizde!</p>
<p>Eminim sizin de denk geldiğiniz onlarcası vardır&#8230; Hatırladıklarınız hangileri?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/14/dunyanin-en-tehlikeli-eglencesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>31</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köpek Kadar Olamamak!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/01/kopek-kadar-olamamak/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/01/kopek-kadar-olamamak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 22:03:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[eight below]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kutup macerası]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[uğruna ölmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1284</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek bir hikayeden esinlenilen, belgesel havasında bir film izledim geçenlerde. Türkçeye &#8216;Kutup Macerası&#8217; olarak çevrilen; &#8220;Eight Below.&#8221;
Bırakın yakınlarımızı, en can arkadaşlarımızdan, hatta bazen ailemizden göremediğimiz bir bağlılık, sevgi, dostluk ve tutkuyu yaşatıyor film. Hem de köpeklerden&#8230;
 
Sonradan anlıyorsunuz ki burun direğinin sızlama nedeni esasında filmdeki kareler değil; kendi yaptıklarımız. Veya yapmadıklarımız&#8230;
İlginçtir, &#8216;Eight Below&#8217; bana üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçek bir hikayeden esinlenilen, belgesel havasında bir film izledim geçenlerde. Türkçeye &#8216;Kutup Macerası&#8217; olarak çevrilen; &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0397313/" target="_blank">Eight Below.</a>&#8221;</p>
<p>Bırakın yakınlarımızı, en can arkadaşlarımızdan, hatta bazen ailemizden göremediğimiz bir bağlılık, sevgi, dostluk ve tutkuyu yaşatıyor film. Hem de köpeklerden&#8230;</p>
<div style="text-align:center"><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-5237043840190231815&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></div>
<p>Sonradan anlıyorsunuz ki burun direğinin sızlama nedeni esasında filmdeki kareler değil; kendi yaptıklarımız. Veya yapmadıklarımız&#8230;</p>
<p>İlginçtir, &#8216;Eight Below&#8217; bana üç sene önceki &#8220;Geride Nasıl Bir Miras Bırakmak İstersin?&#8221; <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/04/geride-nasil-bir-miras-birakmak-istersin/" target="_blank">yazısındaki</a> hikayeyi hatırlattı:<br />
<span id="more-1284"></span></p>
<blockquote><p>Savaşın en kanlı günlerinden biri. İnsanın başını bir saniye dahi siperden çıkaramayacağı bir saldırı var. İşte böyle bir anda bir asker, en iyi arkadaşını az ileride, kanlar içinde yerde yatarken görür. Hemen yanındaki teğmenine dönüp:</p>
<p>- <em>Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp gelebilir miyim?</em></p>
<p>Teğmen, &#8220;delirmiş olmalı bu&#8221; der gibi bakar askerine.</p>
<p>- Gitmeğe değmez, görmüyor musun, arkadaşın delik deşik olmuş. Kıpırdamıyor bile, çoktan ölmüştür.</p>
<p>Asker ısrarlıdır!</p>
<p>- <em>Komutanım, bırakın gideyim.</em></p>
<p>- Arkadaşın yaşamıyor oğlum. Yanına gidersen sen de öleceksin, bunun farkındasın değil misin?</p>
<p>Asker artık sessiz kalmayı seçmiş ve sadece komutanın yüzüne bakmaktadır. Onun gözlerindeki o kararlık ve inancı gören komutan daha fazla dayanamaz ve izin verir.</p>
<p>Yoğun ateş altında asker siperden çıkar ve sürünerek arkadaşına ulaşır. Kısa bir müddet yanında kaldıktan sonra, onu yerde sürükleyerek geri getirir ve yuvarlanırlar birlikte siperin içine.</p>
<p>Teğmen, haklı çıkmanın gururlu edasıyla, nefes nefese kalmış askerine dönüp:</p>
<p>- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez dememiş miydim! Bu zaten ölmüş.</p>
<p>- <em>Değdi komutanım, değdi!</em></p>
<p>- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?</p>
<p>- <em>Yanına vardığımda henüz yaşıyordu komutanım. Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için.</em></p>
<p>- Ne dedi ki?</p>
<p>Asker hıçkırarak tekrarladı arkadaşının son sözlerini:</p>
<p>- <em><strong>Geleceğini biliyordum!</strong></em></p></blockquote>
<p>Sahi, etrafımızda kaç tane geleceğini bildiğimiz &#8216;Max&#8217; var? Veya bizim, o son sözü duyma uğruna ölüme gideceğimiz kaç &#8216;Maya&#8217;?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1291" title="max, maya ve arkadaşları" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2009/11/eight_below.jpg" alt="max, maya ve arkadaşları" width="530" height="155" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/01/kopek-kadar-olamamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
