<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atolyesi &#187; zayıf yanlarımız</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/etiket/zayif-yanlarimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 14:50:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>İyi Olanlar Kaybederken, Sen Kazanıyorsun!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/14/iyi-olanlar-kaybederken-sen-kazaniyorsun/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/14/iyi-olanlar-kaybederken-sen-kazaniyorsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 01:49:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bug]]></category>
		<category><![CDATA[kendimle yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2260</guid>
		<description><![CDATA[Dün ağladığına, Bugün gülüyor, Bugün baş tacı yaptığına, Yarın köpek çekiyorsun. Yanması gereken senin canınken, Sen, sevenlerin canını yakıyorsun. Acıyla beslensen de, Üzemiyor işte kimse seni. Hayatı o denli hafife alıyorsun ki, İmreniyorlar bile içten içe. Sonra ne tuhaf ki, Üzdüklerin sana daha bir bağlanıyor. Seninse umrun olmuyor. İyi olanlar kaybederken, Sen kazanıyorsun. Bense, Zorlanıyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün ağladığına,<br />
Bugün gülüyor,<br />
Bugün baş tacı yaptığına,<br />
Yarın köpek çekiyorsun.</p>
<p>Yanması gereken senin canınken,<br />
Sen, sevenlerin <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/" target="_blank">canını yakıyorsun</a>.</p>
<p>Acıyla beslensen de,<br />
Üzemiyor işte kimse seni.</p>
<p>Hayatı o denli hafife alıyorsun ki,<br />
İmreniyorlar bile içten içe.</p>
<p>Sonra ne tuhaf ki,<br />
Üzdüklerin sana daha bir bağlanıyor.<br />
Seninse umrun olmuyor.<br />
<span id="more-2260"></span></p>
<p>İyi olanlar kaybederken,<br />
Sen kazanıyorsun.</p>
<p>Bense,<br />
Zorlanıyorum.</p>
<p>Derdim eskileri atmaktan çok,<br />
Yenilere yer açmakta.</p>
<p>Benim derdim, kendimle!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/14/iyi-olanlar-kaybederken-sen-kazaniyorsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
<enclosure url="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/12/10-Hey-You.mp3" length="5426318" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Okşayan Eli İtip, Tekmeleyen Ayağı Neden Öper İnsanoğlu?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 01:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bug]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230; &#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten. Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230;</p>
<p>&#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme.</p>
<p>Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.</p>
<p>Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya başlıyor sizden.</p>
<p>Taparsan tepilirsin, tepersen tapılırsın (sanırım bu arkadaşlar arasında &#8220;4s&#8221; olarak geçen kuralın en düzgün yazım şekli!) </p>
<p>Kötü davranmanın prim yaptığını bilen bir kaçan, kötü davranılmaktan keyif alan bir kovalayan!<br />
<span id="more-504"></span></p>
<p>Oysa sevmekten güzeli var mı? Birini seviyor ve bunu belli ediyorsunuz. Hatta <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/"target="_blank">teslim oluyorsunuz</a>. Kartları açık oynadığınız ve içinizden geldiği gibi davrandığınız içinse ızdırap çekiyorsunuz. Veya kaygan zeminde zoru oynayıp, gizemli davrandığınızda kuvvetli taraf olup, bu sefer peşinizden gelinen oluyorsunuz.</p>
<p>Her iki tarafta açık oynasa ya kartlarını demek geliyor insanın içinden&#8230;</p>
<p>Peki; okşayan eli itip, tekmeleyen ayağı neden öpüyoruz? Tekmelenmek veya acı çekmek bu sevgi denen şeyin olmazsa olmazı mı? Bilerek, isteyerek, hatta zevk alarak kul köle olmak&#8230;</p>
<p>Karşımızdakinin bizim bir dediğimizi iki etmemesi, hep alttan alması, daha sık arayıp sorması sanırım bizde &#8220;tamam, artık o benimdir&#8221; algısı yaratıyor. Ve biz insanoğlu sahip olduklarımızın değerini bilmiyor, hep sahip olamadığımızı istiyoruz.</p>
<p>Tutkular sahip oluncaya kadar yaşıyor.</p>
<p>İçimizden geldiği gibi, hiç frene basmadan yaşadığımız&#8230; Gözümüzü telefondan ayıramayıp çalan her telefonun, gelen her mesajın ondan olsun istediğimiz&#8230; Fazlaca üstüne düşüp ve onu tepemize çıkarttığımız zamanlar&#8230;</p>
<p>İşte tüm bunlar kaçanın kendini olduğundan daha güçlü ve daha bağımsız hissetmesini sağlamıyor mu? Çünkü artık o her istediğini yaptırabilen bir konumda, hem de sizin kendi tercihinizle. Her istediğinizi yapan, her şeyini feda edebilen kişi ise zayıf karakterlidir önermesi burada devreye giriyor; saygı azalıyor, küçümseme başlıyor.</p>
<p>Kovalayan daha bir hırs yapıyor, artan acı da ondaki motivasyonu tavan yaptırıyor. İstenmemenin bile istenir olmaya tercih edilebileceği bir seviyeye geliniyor. Ve&#8230; Kaçanın zorbalıkları kovalayanın tutkusu oluyor. [Girdaba bakın!]</p>
<p>Defalarca &#8220;yeter artık&#8221; demelerin, anlık mutluluklara tercih edildiği zamanlar&#8230;</p>
<p>Kimin söylediğini hatırlayamadığım bir söz özetliyor herşeyi: <em>&#8220;insan nedense, kendisine ızdırap çektirenlere yeni ızdırap şansları tanımak konusunda çok hevesli.&#8221;</em></p>
<p>Sık olmasa da, tersine dönebildiği de oluyor bu durumun. Kaçanın kovalayan, kovalayanın kaçan rolleri alması. Kovalayan kendiyle &#8220;samimi&#8221; olabilmiş ve gerçekten yeter demiştir artık. Şimdi acı çektirmekten keyif alan, acı çekmekten keyif alır hale gelecektir.</p>
<p>Kaçan veya kovalayan&#8230; Bu hepimizin hayatta en az bir kere gireceği, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/08/05/dostlarim-dunyada-hic-dost-yoktur/"target="_blank">doğru</a> insanı bulana kadar da kafamızı karıştırmaya devam edecek bir girdap.</p>
<p>Sadece karşılıklı ve gerçek aşklarda bu söz konusu olmuyor. Her iki tarafın da zaten gözü bir şey görmediği için, kaçma kovalama gizem vs gündem dışı kalıyor. </p>
<p>Şimdi diyeceğim ki &#8220;size değer vermeyene siz de vermeyin&#8221; ancak bu öyle bir kaç kez yaşanmadan öğrenilecek bir şey değil. Dibine kadar yaşanmalı da.</p>
<p>Bu sonuçta bizim biz olmamızı sağlayan bir &#8220;bug.&#8221; Bu bizim doğal halimiz. Kaçan da, kovalayan da olmuş biri olarak diyorum ki; iyi ki var bu zayıflıklarımız. Gönül sevmek ister, güvenmek ister. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/09/12/ask-hosumuza-giden-bedenlerin-icine-hayal-ettigimiz-ruhlari-yerlestirmenin-adi-mi/"target="_blank">Aşkını</a> pamuklara sarmalayıp sarmak ister!</p>
<p>Peki o zaman ne öğrendim bunca sene?</p>
<p>İzin vermediğimiz kişilerin bizi üzemeyeceğine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teslim Olmak&#8230;</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2008 01:49:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[teslim olmak]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/01/23/teslim-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[Ne güzel bir duygudur bazen.. Bırakmak kendini karşındakine. Bir sonraki adımı merak etmeksizin, bırakmak.. Ne olursa olsun diyebilmek. Bırakmak. Sadece bırakmak&#8230; Senin güçsüzlüğün müdür? Yoksa &#8220;güç&#8221;le açıklanamayacak başka bir duygu mu bu? Bilmem. Bilmemek belki de teslim olmanın diğer adı. Oluruna bırakmak işte. Dediğim bu. Hani deriz ya aramızda; &#8220;rahat ol&#8221; Ondan işte. Kasıyoruz da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne güzel bir duygudur bazen..<br />
Bırakmak kendini karşındakine.</p>
<p>Bir sonraki adımı merak etmeksizin, bırakmak..<br />
Ne olursa olsun diyebilmek.<br />
Bırakmak.<br />
Sadece bırakmak&#8230;</p>
<p>Senin güçsüzlüğün müdür?<br />
Yoksa &#8220;güç&#8221;le açıklanamayacak başka bir duygu mu bu?<br />
Bilmem.<br />
Bilmemek belki de teslim olmanın diğer adı.</p>
<p><span id="more-471"></span></p>
<p>Oluruna bırakmak işte.<br />
Dediğim bu.<br />
Hani deriz ya aramızda; &#8220;rahat ol&#8221;<br />
Ondan işte.</p>
<p>Kasıyoruz da n&#8217;oluyor?<br />
Veya daha güçlüyüz de&#8230;<br />
Yenmek yerine baştan teslim olmak..<br />
Hmm, fantezi gibi bir şey&#8230;</p>
<p>Bu akşam geldi başıma.<br />
Hoşuma gitmedi desem yalan.<br />
Sorgulamadım desem, o da.</p>
<p>Hoştu.<br />
&#8220;O&#8221;ydu belki de hoş olan.<br />
Hissettiklerimden çok&#8230;</p>
<p>&#8220;Kafayı yemek&#8221; mi bunun diğer adı?<br />
Öyle olsun!</p>
<p>&#8220;Ne mutlu&#8221; dediğimi hatırlıyorum sadece.<br />
Uyumadan önce&#8230;<br />
Bu anı yaşadığımı fark edebildiğime.<br />
Ne mutlu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>61</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüz Yıl Sonra Dünyada Bambaşka İnsanlar Olacak.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/07/08/yuz-yil-sonra-dunyada-bambaska-insanlar-olacak/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/07/08/yuz-yil-sonra-dunyada-bambaska-insanlar-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jul 2007 19:31:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni yönetmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayata uyanmak]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ufak mutluluklar]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/07/08/yuz-yil-sonra-dunyada-bambaska-insanlar-olacak/</guid>
		<description><![CDATA[Esasında hayat o kadar basit ki. Zorlaştıran, sorunları zaman zaman içinden çıkılmaz haline getiren hep bizleriz. Kendi beynimiz. Biz istemezsek kimse bizi üzemez. İzin veren bizleriz. Sonra üzülen, pişman olan da. Tılsımlı kelime sanırım &#8220;huzur.&#8221; Kendimizle, yaşadığımız gerçeklerle barışık olma halinin adı bu. Hepimiz bir şekilde onun peşindeyiz. Huzurluyken mutluyuz çünkü. Nefes aldığımızı hissettiğimiz anlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Esasında hayat o kadar basit ki. Zorlaştıran, sorunları zaman zaman içinden çıkılmaz haline getiren hep bizleriz. Kendi beynimiz.</p>
<p>Biz istemezsek kimse bizi üzemez. İzin veren bizleriz. Sonra üzülen, pişman olan da.</p>
<p>Tılsımlı kelime sanırım &#8220;huzur.&#8221; Kendimizle, yaşadığımız gerçeklerle barışık olma halinin adı bu.</p>
<p>Hepimiz bir şekilde onun peşindeyiz. Huzurluyken mutluyuz çünkü. Nefes aldığımızı hissettiğimiz anlar onlar. &#8220;İyi ki varım&#8221; dediğimiz&#8230;</p>
<p>Ne zaman biteceği belirsiz bu hayat denen deneyim oyununda huzur her şeyin başı ise bizim atabileceğimiz basit adımlar var mı? Beynimizi yönetme adına&#8230;</p>
<p>Sıraladım bir şeyler. Çoğunu <a href="http://www.denizce.com/hafta0340.asp#10" target="_blank">Denizce</a>&#8216;den derledim; kendi eklemelerim, yorumlarımla birlikte.</p>
<p>Kitap okur gibi değil de her biri üzerinde kendi hayatımızı düşünerek okursak daha bir anlamlı oluyor. Sindirmek adına&#8230;</p>
<p><span id="more-447"></span></p>
<p>Bazı gerçekleri kabul edelim: Ben kusursuz değilim. Ayrıca hayat da adil değil.</p>
<p>Ruh durumu diye bir şey var. Moralimin bozuk olduğu zamanlar beni yanıltmasın. Olumlu ve olumsuz tüm düşüncelerde &#8216;kartopunun çığ gibi büyüme etkisi&#8217; var. Olumsuz düşüncelerin zihin payını azaltmak bizim elimizde.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/06/bugun-hayatinizin-son-gunu-olsaydi/" target="_blank">Bugünü son günümüzmüş</a> gibi yaşarsak ufak şeyler dert olmaz. Bir yıl sonra bunlar bize zaten önemsiz gelecek.</p>
<p>İçinde bulunduğunuz anı yaşamayı öğrenebiliriz. Gözler resim çeksin. Duyduklarımız müziğe, kokular parfüme, yemekler şölene dönsün. Biz istersek her dokunuş başka bir anlam ifade edemez mi?</p>
<p>&#8216;Daha fazlası&#8217; hep daha iyi mi? Sahip olmak istediğimiz şeyleri değil, elimizde olanları düşünürsek hayat daha basitleşiyor. Yaşamda en güzel şeyler zaten bedava. Olağan şeylerde olağanüstülük var, yeter ki bunları görebilmeyi öğretelim gözlerimize.</p>
<p>Strese dayanma gücümüz artsın. Biraz sabır. Bu da geçer. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/20/gerginlik-ve-kaygilar-sana-ne-kazandiriyor/" target="_blank">Gevşe biraz!</a> ['Demek kolay' dediğinizi duyar gibiyim! Evet doğru, ancak önce 'diyerek' başlayacağız.]</p>
<p>En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın. Planlar esneyebilir.</p>
<p>Gördüğümüz her şeyde tanrının parmak izi var. Kendimizi iyi hissettiğiniz zaman şükretmek, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olmak&#8230;</p>
<p>Her gün kendimize ve iç dünyamıza biraz zaman ayırmalı.</p>
<p>Kendi görüşlerimizden tamamen farklı makale ve kitaplar okumak, filmler seyretmek. Yeni şeyler öğrenmek hayatın besini.</p>
<p>Önce karşımızdaki kişiyi anlamayı hedeflemek. Yani iyi bir antropolog olmayı istemek gerek; ön yargılardan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini incelemekten keyif alan bir tutum. Herkes farklı, buna saygı göstermeli. Bir davranışın ardındakini görmeye çalışırsak doğal olarak o kişiyi daha iyi anlarız. Kişilerin fikirlerinde biraz bile olsa doğruluk payı arayabilirsek de hoşgörü limitimiz artacak.</p>
<p>Daha iyi bir dinleyici olabiliriz. Kimsenin sözünü kesmeden, cümlesini bizim bitirmediğimiz&#8230;  Konuşmadan önce derin bir soluk almak kritik bir beceri.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/05/31/yapmam-gereken-hem-de-kendi-yolumla/" target="_blank">Kendi</a> düşüncelerimizin <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/04/10/istersen-yaparsin/" target="_blank">gücünü</a> bilelim. Ve yine bilelim ki yaptığımız her şeyde herkesin onayını alamayız. Başkalarının veya kendi sınırlarımızı öne sürersek de sınırlı olur, hareket edemeyiz.</p>
<p>Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmaksak beynimizi gereksiz yere karıştırmayız. Hem de yaptığımız işe veya karşımızdaki kişiye daha fazla hak ettiği değeri vermek bu sayede mümkün.</p>
<p>Hayata dair kendimize özgü bir &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/04/geride-nasil-bir-miras-birakmak-istersin/" target="_blank">başarı</a>&#8221; tanımı olmasında fayda var. Hiç bitmeyen hayallerimizin de&#8230;</p>
<p>Savaşlarımızı akıllıca seçebiliriz. Zayıf rakipleri yenmektense zorlu yarışlarda kaybetmek daha kalıcı deneyimler kazandırıyor.</p>
<p>Bırakalım çoğu zaman başkaları haklı olsun. &#8216;Gönlü bol&#8217; olmayı &#8216;haklı&#8217; olmaya yeğleyebiliriz.</p>
<p>&#8216;Bilmemenin&#8217; verdiği rahatlığı duyun. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün. [Bu arada bırakın bilgili insanlar da bilgilerini sizlerle paylaşsın. Hem onlar mutlu olsun, hem de siz bilgi dağarcığınızı büyütün: kazan-kazan]</p>
<p>Birisi bize topu atarsa, bunu tutmak zorunda değiliz. Topu bize atmak onların tercihi idi, tutup tutmamak da bizim.</p>
<p>Bırakalım ilgiyi başkaları toplasın. İpin ucunu biraz bırakmanın bilinci bile keyifli bir durum.</p>
<p>Kendimizle dalga geçmeyi bilmek önemli bir beceri. Örneğin; sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak.</p>
<p>Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışmak içimizdeki çocuğu ne kadar çıkardığımızla ilintili. Başkalarını suçlamayı bırakın. Eleştirme isteğinizi bastırın.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/01/01/hayata-anlam-vermeye-calismak/" target="_blank">Sevgiyi yaşamın önceliği</a> yapmak da sevgi kapasitesini arttırmakla ilgili. Sevgi elini önce biz uzatabiliriz.</p>
<p>Her gün en az bir kişiye beğendiğimiz bir özelliğini söylemek o kadar zor mu? Veya tanımadığımız insanların gözlerine bakıp ve gülümseyerek merhaba demek?</p>
<p>Rasgele iyilikler yapmak tarifsiz bir duygu. Yardım etmeye çalışırken önceliği küçük şeylere vermeli. Kimseye yaptığımız iyiliklerden bahsetmeye de gerek yok tabii ki.</p>
<p>Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın. Sahip olduğumuzu düşündüklerimiz esasında bizde birer emanet. Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu var.</p>
<p>Yüreğimizin sezgisine ve iç sesimize güvenelim. Duygularımız bize <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank">bir şey</a> söylemeye çalışıyorlar. Genelde de yanılmıyorlar.</p>
<p>Unutmayalım ki bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/07/08/yuz-yil-sonra-dunyada-bambaska-insanlar-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>43</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

