11

Tunahan Emre Bilgin: Christopher sana ‘no lan!’ dese ne fark eder?

Özgürlüğüne düşkünsün… Gerçekte ne kadar özgürsün? Tutkun yok… Bulmak için ne yapıyorsun? Ya da buldun… Tutkun hayatının ne kadar merkezinde? Mesela, hayalini kurduğun iş için bugünden attığın somut adımlar ne? O uğurda yaptıkların sana eziyet mi geliyor, yoksa zorluklar keyif mi veriyor? Başkalarının gözünde adam olma uğruna, kendi hayatını mı öteliyorsun? Mesela; Yönetmen olmak istiyorsun… Örnek aldığın dünyaca ünlü ve …

28

Babamı seviyorum ama, ben onun gibi olmayacağım!

Geçen gün üniversitede okuyan bir arkadaşımla sohbetliyoruz. – Sınırsız maddi imkanın olsa, nasıl bir hayat yaşıyor olurdun? – Bilmem… Hiç düşünmedim abi. – Tamam, düşün o zaman şimdi! [Bir iki dakika sonra…] – Sanırım bir sahil kasabasında kafa dinlerdim. – Bu yaşta ne kafa dinlemesi lan! Neyle meşgul olurdun, günlerini nasıl geçirirdin onu soruyorum. – Hmm… Evin bir odasını atölye …

21

Harvard’ta alakasız bir bölümde okuyacağıma, çaycı olurum!

Dijital Video Teknikleri dersi final projesini bitirmek için dört hafta süresi olmasına rağmen, son üç güne kadar kılını bile kıpırdartmıyor! Sıkışınca da, evinin mutfak masasını film stüdyosu haline getiriyor. On liralık bir bütçeyle gazete baskıları, set fotoğrafları, buz, ip, cam fanus ve su kullanarak, henüz vizyona girmemiş bir film için konsept açılış jenereği hazırlıyor. İki günde çekiyor, bir günde montaj …

26

Fikir Atölyesi’nin doğum günü yazısını siz yazın!

Fikir Atölyesi basit bir blog olsa da, burası benim için hep girmeyeceğim sokaklara girdiğim, bilmeyeceğim yüzlerce insanla tanıştığım, belki de en önemlisi; değişen Tunç’la yüzleştiğim bir yer oldu. Olmaya da devam ediyor. Uzunca bir süredir üzerinde heyecanla çalıştığım ‘bir şey’ var. Ve bunu size anlatmamak için zor sabrediyorum. Ancak o’nun gün yüzüne çıkması için biraz daha zamana ihtiyacım var. Emin …

24

Fikir Atölyesi Beş’ini Bitiriyor!

İlk yazıdan bu yana beş sene geçmiş! Atölye’den çıkan 250 yazıya, yaptığınız 11.923 yorumla can vermişsiniz. Altıncı seneye giriyorsak bunun tek nedeni sizsiniz! ‘Yazıyorum da ne oluyor?‘u kaleme alırken neler aklımdan geçtiyse, onlar bugün de aynen geçerli: Hissettiklerimin aşka dönüşmesi gibi bir şey. Acıtıyor bazen… Özellikle kendimle yüzleştiğim anlarda. Çok okutup, bol araştırma yaptırıyor. Gözlerim şişiyor, boynum tutuluyor. Ama hep …

27

Hayallerin Peşinde, Umutsuz Bir Boşluk!

Geçen sene “Hayallerin Peşinde” ismiyle vizyona giren, 2008 yapımı bir film vardı: “Revolutionary Road.” Hani şu Richard Yates’in aynı isimdeki romanından uyarlanan, Sam Mendes’in yönetip, Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet’in başrollerini oynadığı, 1950’lerde geçen film. Fikir Atölyesi’nde sizlerle bir şey yapmak geçiyor içimden. Ufak bir oyun gibi. Ancak öncesinde, “Revolutionary Road” filminin bende bıraktıkları var: İstenmeden yaşanan, sıradan bir hayat… …

45

Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!

Çıkış noktası bulmakta zorlandığım anlarda konuştuğum, ufkumu genişleten “hayali kahramanlarıma” bir kişi daha eklendi. Reddedildikçe güçlenen kendine özgü hayat duruşu, hayalleri uğruna yaptıkları ve bugüne kadar başardıklarıyla ilham veren biri. Bir palyaço doktor! Henüz bir tıp öğrencisiyken evinde kurduğu, ufak ancak sıradışı sağlık merkeziyle, 15 binden fazla hastayı tek kuruş ücret almadan tedavi eden deli bir doktor. Herkesin eşit olduğu, …

23

Köpek Kadar Olamamak!

Gerçek bir hikayeden esinlenilen, belgesel havasında bir film izledim geçenlerde. Türkçeye ‘Kutup Macerası’ olarak çevrilen; “Eight Below.” Bırakın yakınlarımızı, en can arkadaşlarımızdan, hatta bazen ailemizden göremediğimiz bir bağlılık, sevgi, dostluk ve tutkuyu yaşatıyor film. Hem de köpeklerden… Sonradan anlıyorsunuz ki burun direğinin sızlama nedeni esasında filmdeki kareler değil; kendi yaptıklarımız. Veya yapmadıklarımız… İlginçtir, ‘Eight Below’ bana üç sene önceki “Geride …

52

İtiraf Ediyorum!

Ne kadar farkındalar bilmiyorum, ancak, koçluk yaptığım kişiler bana, benim onlar için açmaya çalıştığım kapılardan çok daha fazlasını açıyor. Kimin kime katkısı daha fazla, tartışılır :) Şaka bir yana, hayat bir terazi değil sonuçta. Olsa olsa bir öğrenme süreci olur, ancak buna da ömür yetmiyor. Keşke, öğrendiklerimizi uygulayabileceğimiz bir başka hayatımız daha olsa! Neyse; Varsa da o ‘başka hayatı’ beklemeden, …

21

Beni Buzla’r mısınız?

Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz’da yayınlanmış: Can‘ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; buzla.com. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber. Kötü haber ise, Buzla Sohbetler başlığı altında benimle bir söyleşi yapmaya …

66

Kendimle Yüzleşmek.

Farkettim ki eli yüzü düzgün insanların “çekicilikleri” bende ne büyük bir “hayranlık” uyandırıyormuş. Meğer ben hiç “güzelliği” doyasıya yaşamamışım. Farkettim ki “başarı hikayeleri” bende ne abartılı heyecanlar yaratıyormuş. Meğer ben hiç büyük bir “zafer” elde etmemişim. Farkettim ki “umut” kelimesinin anlamı bende ne sığmış. Meğer ben hiç “umutsuzluğa” düşmemişim. Farkettim ki ben kendi küçük dünyamda ne mutluymuşum. Meğer ne ufakmışım …

69

Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez!

Bunu söyleyen Randy Pausch. “The Last Lecture” ile adını duyduğum bir üniversite hocası o. Öğrencilerinin “hayatınız boyunca sadece bir kere karşılabileceğiniz türden bir insan” diye nitelendirdiği bir kişi. Esasında bunu söyleyen sadece öğrencileri değil, onu tanıyan veya okuyan herkes aynı şeyi ifade ediyor. Yapacağınız bir dersin veya bir seminerin size verilen “son konuşma” şansı olduğunu bilseydiniz, dünyaya hangi gerçeği haykırmak …

35

Bir Gün Hepimiz Metallica Olacağız!

“Led Zeppelin, Pink Floyd, Metallica. Bunlardan birinin konserinde ve kulisinde olmak.” “Nefesimi Kesecek Anlar…”da yazmışım zamanında. Listeden biri gerçek oldu. Kulis kısmı olmasa da, Metallica İstanbul konserini önlerden izleme fırsatı buldum. Konseri özetliyorum: muh-te-şem! Anlatmaya kelimelerin yetmediği, yaşanılması gereken… Bittiğinde pek bir şey hatırlamadığınız ama yaşadıklarınızın esasında beyninizin derinliklerine kazıldığını bildiğiniz anlar. Bu adamlar yaşlanmıyor mu? Veya bu adamlar sahne …

68

Okşayan Eli İtip, Tekmeleyen Ayağı Neden Öper İnsanoğlu?

İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen ‘bug’lar gibi… “Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi” çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten. Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya başlıyor sizden. …

32

Theo’nun Hatırlattıkları.

Geçen hafta kısa bir kaçamak yaptım. Bugüne kadar çok duyup hiç görme şansım olmayan Barselona’ya. Yalnızdım. Tercihim bu yöndeydi. Bol bol yürüyüp yeni şeyler keşfetmek için sonsuz özgürlüğü ve kimseye bağlanmamayı seviyorum arada. İyi de oluyor… Neyse, gelelim Barça’ya… İstanbul’la çok benzer bir iklime sahip ve deniz kenarında. Neredeyse tek benzerlikler de bunlar. İnsanları mutlu genelde. Taksi şöförü siz arabaya …