<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atolyesi &#187; ölüm</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/etiket/olum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 14:50:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Gelsin 2012, Bildiği Gibi Gelsin!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2011/12/27/gelsin-2012-bildigi-gibi-gelsin/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2011/12/27/gelsin-2012-bildigi-gibi-gelsin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 16:37:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[emir cerman]]></category>
		<category><![CDATA[güray kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[müge cerman]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2659</guid>
		<description><![CDATA[2006 yılından beri oynadığımız oyuna geldi yine sıra. Ne çabuk geçiyor değil mi yıllar? Daha önce yorumlarınızla katıldıysanız harika, dönün bakın şimdi neler demişsiniz 2011 için, veya önceki seneler için&#8230; Olmadı, şimdi katılın. Bir sene sonra kendi yazdıklarınızı okumak epey şaşırtıcı oluyor. Üç soruyu birlikte cevaplandırıyoruz. 1.) 2011 denince ne hatırlıyorsun? Geçen sene bugünlerde, 2011&#8242;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/29/gelsin-2007-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">2006</a> yılından beri oynadığımız oyuna geldi yine sıra. Ne çabuk geçiyor değil mi yıllar?</p>
<p>Daha önce yorumlarınızla katıldıysanız harika, dönün bakın şimdi neler demişsiniz <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/26/gelsin-2011-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">2011</a> için, veya <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/12/27/gelsin-2010-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">önceki</a> <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/28/gelsin-2009-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">seneler</a> <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/29/gelsin-2008-bildigi-gibi-gelsin/" target="_blank">için</a>&#8230; Olmadı, şimdi katılın. Bir sene sonra kendi yazdıklarınızı okumak epey şaşırtıcı oluyor.</p>
<p>Üç soruyu birlikte cevaplandırıyoruz.</p>
<p><strong><em>1.) 2011 denince ne hatırlıyorsun?</em></strong></p>
<p>Geçen sene bugünlerde, 2011&#8242;de kendimden beklentim için şöyle yazmışım:</p>
<p>&#8220;Yürekten gelen sevgimi verirken canımın daha az yandığı, doğru kişilere daha fazla dokunduğum, yeni delilerle tanıştığım, dünyayı gezmeye devam ettiğim, bir iki keyifli işten yaramazlıklarıma yetecek kadar para kazandığım ve en önemlisi sağlıkta kimseye muhtaç olmadığım bir yıl&#8230;”</p>
<p>Dünyayı gezmeye devam şeysi hariç, iyi bir yıldı 2011. Güzel insanlar tanıdım, &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/04/geride-nasil-bir-miras-birakmak-istersin/" target="_blank">geleceğini bildiklerim</a>&#8216;le daha çok şey paylaştım, hoşgörü ve sabır katsayım arttı, bolca kendimle yüzleştim ve üzerinde titrediğim o &#8216;şey&#8217; çoğu günler için uyanma nedenimdi.<br />
<span id="more-2659"></span><br />
Bu aralar ise epey zorlu geçiyor. Yılın son günleri, birçok açıdan benzediğim ve yaşadıklarında kendimi gördüğüm sevgili Güray amcamın da son günleri. Gideceğin yerin buradan daha güzel olduğundan eminim olsam da, seni çok özleyeceğimi biliyor olmak çok sancılı be adam. [Ve yazıyı yayına vermek üzere olduğum şu saniye vefat haberi geldi. Hayat işte böyle bir şey!]</p>
<p><strong><em>2.) Aynı soruya, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevap vermek isterdin?</em></strong></p>
<p>&#8220;Daha çok insana dokundum, onların hikayesini daha iyi anladım, sağlık sorun olmadı&#8230; O &#8216;şey&#8217; bebek güzel doğdu. Belki ikincisine başladım. Bir de, 2012 &#8216;K&#8217;lerin yılı oldu: Küba, Kapadokya, Konya ve yine Kaş.&#8221;</p>
<p><strong><em>3.) Bir üstteki yorumu yazan kişiyle yüz yüze olsaydın, verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?</em></strong></p>
<p>Bu soru (mecburen) bir tek bende cevapsız kalıyor. Bu yazıya ilk yorumu yazacak kişi için ise ben “bir üstteki kişi” oluyorum!</p>
<p>Yılın son yazısında size bir Emir Cerman <a href="http://www.rotuonline.com" target="_blank">yapımı</a> ile veda ederim. [Kim bu Emir derseniz, buyrun onu bir de sevgili annesi Müge'nin kaleminden <a href="http://www.mugecerman.com/hayalinde-muzik-muziginde-hayalleri-olan-bir-genc-emir-cerman" target="_blank">okuyun</a>.]</p>
<p><object width="400" height="233"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/USWaTln5bEs?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="233" src="http://www.youtube.com/v/USWaTln5bEs?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Sevdiklerinizin dibinde,<br />
Sağlıcakla kalın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2011/12/27/gelsin-2012-bildigi-gibi-gelsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>36</slash:comments>
<enclosure url="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/12/03-Gelsin-Hayat-Bildigi-Gibi-feat.-Sezen-Aksu.mp3" length="4734976" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Steve Jobs&#8230; Haklı Çıktı!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2011/10/06/steve-jobs-hakli-cikti/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2011/10/06/steve-jobs-hakli-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 12:01:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[aç kal budala kal]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[kansere yakalanmak]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[steve-jobs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2596</guid>
		<description><![CDATA[“Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak; gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin, ancak asla maceracı ruhundan taviz verme” diyen&#8230; Yakalandığı ilk kanserden dolayı ölümle burun buruna gelince de; “Her gününü hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın” deyişini kendi yaşamının parolası yapmış biriydi o. Ve haklı çıktı! 2005 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-thumbnail wp-image-2597 alignleft" title="steve jobs" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2011/10/steve_jobs_apple-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />“Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak; gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin, ancak asla maceracı ruhundan taviz verme” diyen&#8230;</p>
<p>Yakalandığı ilk kanserden dolayı ölümle burun buruna gelince de; “Her gününü hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın” deyişini kendi yaşamının parolası yapmış biriydi o.</p>
<p>Ve haklı çıktı!<br />
<span id="more-2596"></span></p>
<p>2005 yılında Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde yaptığı &#8220;Aç Kal, Budala Kal!&#8221; konuşmasında ölümle ilgili bakın neler demişti <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank"><strong>Steve Jobs</strong></a>:</p>
<p><em>&#8220;Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile, oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler. Oysa ölüm hepimizin ortak sonu.</em></p>
<p><em>Şimdiye dek hiç kimse ölümden kaçamamıştır&#8230; Bunun böyle de olması gerekir, çünkü ölüm hayatın en güzel icatlarından birisi. Hayat’ın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi&#8230;</em></p>
<p><em>Şu an için yeni sizsiniz, ama günün birinde, üstelik pek yakında siz de eskiyecek ve aradan çıkarılacaksınız. Bu kadar acımasız olduğum için üzgünüm, ama gerçek bu.</em></p>
<p><em>Zamanınız kısıtlı&#8230; Bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün, kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.</em></p>
<p><em>Ve en önemlisi, kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler&#8230; Bunun dışındaki her şey ikinci planda.&#8221;</em></p>
<p><img class="alignright size-thumbnail wp-image-2599" title="steve jobs" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2011/10/steve_jobs_rip-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Başarı ve azim konularında <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/18/kahramaninizla-yaptiginiz-hayali-sohbetler-bir-gun-gercek-olsa/" target="_blank">hayali kahramanlarımdan</a> biriydi Steve.</p>
<p>O, yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımıyla bugün yaşamı kolaylaştıran ve eğlenceli hale getiren birçok <a href="http://www.apple.com/" target="_blank">Apple</a> ürünün babası olabilir&#8230; Benim içinse, hayata karşı duruşu ve söylemleriyle, insanlığa olan katkısıydı hep daha önemli olan.</p>
<p>Steve Jobs elli altı yaşında daha önce yendiği kansere bu sefer yenik düşmüş görünebilir. Ancak sayısız insanın kalbinde ve vizyonunda o her zaman var olmaya devam edecek&#8230;</p>
<p>[Steve Job'u biraz daha yakından tanımak isterseniz, şu yazıya bir göz atabilirsiniz: <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank">Aç Kal, Budala Kal!</a>]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2011/10/06/steve-jobs-hakli-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Size bir şey sormak istiyorum.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/04/03/size-bir-sey-sormak-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/04/03/size-bir-sey-sormak-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 12:59:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[başarı tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1518</guid>
		<description><![CDATA[Öldünüz. Aradan iki yıl geçti. Bir yerlerde adınız anılıyor. 1.) Adını ananlar kim? (Sadece eşin dostun mu, yoksa hiç karşılaşmadıkların da var mı?) 2.) Neredeler ve &#8220;ne&#8221; diyorlar? 3.) İki yıl sonra diyeceklerini, bugün de (sen hayattayken) duyuyor musun? 4.) O kişiler (tanıyorsan), &#8220;kendileri için&#8221; duymayı hayal ettiklerini, bugün &#8220;senden&#8221; duyuyorlar mu? Bu arada unutmadan&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öldünüz.<br />
Aradan iki yıl geçti.<br />
Bir yerlerde adınız anılıyor.</p>
<p>1.) Adını ananlar kim? (Sadece eşin dostun mu, yoksa hiç karşılaşmadıkların da var mı?)<br />
2.) Neredeler ve &#8220;ne&#8221; diyorlar?<br />
3.) İki yıl sonra diyeceklerini, bugün de (sen hayattayken) duyuyor musun?<br />
4.) O kişiler (tanıyorsan), &#8220;kendileri için&#8221; duymayı hayal ettiklerini, bugün &#8220;senden&#8221; duyuyorlar mu?</p>
<p>Bu arada unutmadan&#8230;<br />
Sizi seviyorum!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/04/03/size-bir-sey-sormak-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>48</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Andy Warhol: Hayatta başımıza gelenleri televizyon seyreder gibi izliyoruz.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2009/01/25/andy-warhol-hayatta-basimiza-gelenleri-televizyon-seyreder-gibi-izliyoruz/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/01/25/andy-warhol-hayatta-basimiza-gelenleri-televizyon-seyreder-gibi-izliyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 23:50:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[andy warhol]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[pop art]]></category>
		<category><![CDATA[popüler sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Lara Fabian&#8217;ı izledikten sonra içimden şunu demiştim: &#8220;Her sanatçı bu duyguyu en az bir kere yaşamalı.&#8221; Her gün defalarca aynı performansı izlemekten bıkmıyor, Lara&#8217;nın yaşadığını yaşamayanların &#8220;sanatçılığını&#8221; bile sorgular olmuştum. İleri gitmiştim. Boyumu aşan işlerdi bunlar. Tam o esnada Andy Warhol uğradı! [Kafayı yeme belirtileri, mazur görün!] Tunç dedi, &#8220;bir şeye çok uzun bakarsın, onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-681" title="andy warhol self portrait" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2009/01/andy_warhol-150x150.jpg" alt="andy warhol self portrait" width="150" height="150" />Lara Fabian&#8217;ı izledikten sonra içimden şunu demiştim: &#8220;Her sanatçı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/01/17/cirilciplak-ruhuma-teslim-olasim-geldi/" target="_blank">bu duyguyu</a> en az bir kere yaşamalı.&#8221;</p>
<p>Her gün defalarca aynı performansı izlemekten bıkmıyor, Lara&#8217;nın yaşadığını yaşamayanların &#8220;sanatçılığını&#8221; bile sorgular olmuştum.</p>
<p>İleri gitmiştim. Boyumu aşan işlerdi bunlar.</p>
<p>Tam o esnada <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Andy_Warhol" target="_blank"><strong>Andy Warhol</strong></a> uğradı! [Kafayı yeme belirtileri, mazur görün!]</p>
<p>Tunç dedi, <em>&#8220;bir şeye çok uzun bakarsın, onun bütün anlamı kaybolur.&#8221;</em></p>
<p>Hafif ürperdiğimi hatırlıyorum!</p>
<p>Ben de hazır yakalamışken, <a href="http://en.wikiquote.org/wiki/Andy_Warhol" target="_blank">bırakmadım</a>&#8216; [Sonuçta o, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gore_Vidal" target="_blank">Gore Vidal</a>'<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=gore+vidal" target="_blank">ın</a> "60 I.Q.'ya sahip tanıdığım en büyük dahi" dediği adamdı. 'Pop art'ın öncüsüydü.]</p>
<p><span id="more-679"></span></p>
<p>Senin 1960&#8242;larda ünlü bir <a href="http://www.brainyquote.com/quotes/authors/a/andy_warhol.html" target="_blank">kehanetin</a> vardı; &#8220;gelecekte herkes 15 dakikalığına meşhur olacak.&#8221; O çoktan gerçek oldu.</p>
<p><em>&#8220;Evet, ancak ben bu cümleden sıkıldım. Artık hiç kullanmıyorum. Yeni söylemim şu: &#8217;15 dakikada herkes meşhur olacak.&#8217;&#8221;</em></p>
<p>&#8220;Hep ölmeyi diledim, hala da diliyorum, çünkü ancak o zaman her şeyi sonlandırabilirim.&#8221; demiştin, sonlandı mı herşey?<img class="alignright size-full wp-image-686" title="elizabeth taylor" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2009/01/liz_taylor.jpg" alt="elizabeth taylor" width="162" height="162" /></p>
<p><em>&#8220;&#8230; bilmiyorum.&#8221;</em> [sanırım cevap vermek istemedi!]</p>
<p>&#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Liz_Taylor" target="_blank">Liz Taylor</a>&#8216;un parmağında kocaman bir yüzük olarak tekrar dünyaya gelmek çok büyüleyici olurdu.&#8221; demiştin?</p>
<p>[sessizlik sonrası] <em>&#8220;Ölüm, bir kişinin başına gelebilecek en utanç verici şey, çünkü sonrasında birisi tüm detayları halletmek zorunda.&#8221;</em></p>
<p>Sen onu dert etme, cenazende 2.000 kişi vardı. Sonradan &#8220;Andy Warhol is dead&#8221; diye <a href="http://www.youtube.com/watch?v=RDHvjSetT2s" target="_blank">şarkı</a> bile yaptılar!</p>
<p><em>&#8220;Ölüm çok fazla para demek tatlım. Ölüm, gerçekten senin bir yıldız gibi görünmeni sağlar.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Hep mezar taşımın boş olmasını istediğimi düşündüm. Bir şey yazmasın, ismim de olmasın. Yok, &#8220;hayal ürünü&#8221; yazmasını isterdim.&#8221;</em> [sanırım şimdi o bana soru soruyor!]</p>
<p>Üzgünüm ama adını <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:Warhol_grave.jpg" target="_blank">yazdılar</a> Andy!</p>
<p>Neyse, yıllar sonra safra kesesinden gittin. Oysa sen, Valerie Solanas göğsünden kurşunladığında bile ölmemiştin. Vurulmak etkilemiş miydi peki seni?</p>
<p><em>&#8220;Vurulmadan önceki zamanlarda aklımın &#8216;tam&#8217;dan çok, &#8216;yarı yerinde&#8217; olduğu düşünürdüm. Gerçek bir hayat yaşamak yerine televizyon seyrettiğimi sanıyordum. Tam vurulduğum an ve sonrasında ise artık televizyon seyrettiğimden emindim.&#8221;</em></p>
<p>Film gibi&#8230;</p>
<p><em>&#8220;İnsanlar bazen filmlerde olan şeyler için gerçek olamaz derler, esasında hayatta olanlar gerçek değil. Filmler duyguların çok güçlü ve gerçek olmasını sağlar. Yaşadığımız hayatta başımıza gelenleri ise televizyon seyreder gibi izliyoruz. Hiçbir şey hissetmeden.&#8221;</em></p>
<p>Sahi, televizyona takmışın sen&#8230;</p>
<p><em>&#8220;Televizyonu ilk aldığım zamanlar, insanlarla yakın ilişkide olmayı önemsemeyi bitirdim.&#8221;</em></p>
<p>1960&#8242;lardan bahsediyorsun.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-691" title="warhol" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2009/01/warhol.jpg" alt="warhol" width="122" height="227" /><em>&#8220;60&#8242;larda insanlar hissiyatın ne olması gerektiğini unuttu. Ve bir daha da hiç hatırladıklarını sanmıyorum.&#8221;</em></p>
<p>Filmlerin faydası yok mu peki? Baksana, Hollywood kocaman oldu.</p>
<p><em>&#8220;İcat edildiğinden beri filmler Amerika&#8217;yı yönetir oldu. Filmler; ne yapmamız gerektiğini, nasıl yapmamızı, zamanı, nasıl hissetmemiz gerektiğini ve ne hissederken nasıl görünmemiz gerektiğini bize gösteriyor.&#8221;</em></p>
<p>Sen de ciddi sayıda film yaptın. Uyuyan bir <a href="http://www.warholstars.org/filmch/sleep.html" target="_blank">adamı</a> ve bir <a href="http://nymag.com/nymetro/arts/art/10422/" target="_blank">gökdeleni</a> çektin mesela saatlerce?</p>
<p><em>&#8220;Benim filmlerimi izlerken tuvalete gidebilir, sigara molası verebilir, dolaşıp gelebilirsiniz ve hiçbir şey kaçırmazsınız.&#8221;</em></p>
<p>Sıkıcı&#8230;</p>
<p><em>&#8220;Sıkıcı şeyleri seviyorum.&#8221;</em></p>
<p>Hah dedim, tam &#8216;<strong>pop art</strong>&#8216;a sıçrama zamanı. O ise çoktan gitmek üzere hareketlenmişti.</p>
<p><em>&#8220;Pop art bir şeyleri sevmektir. Bence herkes herkesi sevmeli.&#8221;</em> dedi ve ekledi: <strong><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/09/andy-warhol-hakkinizda-yazilanlari-onemsemeyin-sadece-uzunluklarini-olcun/" target="_blank">tekrar geleceğim</a>!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/01/25/andy-warhol-hayatta-basimiza-gelenleri-televizyon-seyreder-gibi-izliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tören!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/04/13/toren/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/04/13/toren/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 16:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[tokat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/04/13/toren/</guid>
		<description><![CDATA[Hani geceler vardır ya, İyi ki yaşandı dediğimiz.. Sanki cenaze törenimizi öne almış gibi hissettiğimiz. Ancak canlısı.. Sağlam bir tokat gibi. Sevdiklerin arkadan değil de, Önden konuştuğu&#8230; Üstelik herkesin kahkahalar attığı, Eğlendiği bir anda gelirse bu tokat size&#8230; Karşılık beklemeden sevdiklerimiz&#8230; Bildiğimiz anlamda sevgili de değil tam karşılığı. Seven derseniz tamam. Siz de &#8216;sevilen&#8217; olun. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hani geceler vardır ya,<br />
İyi ki yaşandı dediğimiz..<br />
Sanki cenaze törenimizi öne almış gibi hissettiğimiz.<br />
Ancak canlısı..</p>
<p>Sağlam bir tokat gibi.</p>
<p>Sevdiklerin arkadan değil de,<br />
Önden konuştuğu&#8230;</p>
<p>Üstelik herkesin kahkahalar attığı,<br />
Eğlendiği bir anda gelirse bu tokat size&#8230;</p>
<p><span id="more-480"></span></p>
<p>Karşılık beklemeden sevdiklerimiz&#8230;<br />
Bildiğimiz anlamda sevgili de değil tam karşılığı.<br />
Seven derseniz tamam.<br />
Siz de &#8216;sevilen&#8217; olun.<br />
Ancak ezilmeden altında.</p>
<p>Sessiz alkışların bakışlara yansıdığı bir gece.</p>
<p>Sen de kimsin bunları söyleyecek?<br />
Başkasından ziyade,<br />
Önce kendimize sorduğumuz.</p>
<p>Çok fazla denk gelmiyor hayatta.<br />
Denk gelmemesi belki de bizim tercihimiz.</p>
<p>Açmamak gerek arayı.<br />
Bırakmak gerek kendimizi onlara.</p>
<p>Sevenleri sevgili yapmak mı acaba demek istediğim?</p>
<p>Sağlıklıyken&#8230;<br />
Birini kaybetmeyi beklemeden,<br />
Ne kadar ürkütücü gelse de başta,<br />
Hatırlamak ölümü.<br />
Sık sık&#8230;<br />
Kahkahalı anlarda dahi,<br />
Atabilmek o tokatı kendine.</p>
<p>İçine etmiyor gecenin.</p>
<p>Aksine o tokat;</p>
<p>Kulağın kirini alan,<br />
Gözlere görmeyi gösteren,<br />
Beyne &#8216;ufak şeyleri dert etme&#8217; diyen oluyor.</p>
<p>Kaybetmenin aslında kazanmak,<br />
Geride durmanınsa,<br />
Kalplerde önde durmak olduğunu yüze çarpan oluyor.</p>
<p>Belki de en ağırı,<br />
Sevebilmeyi öğretiyor tekrar.</p>
<p>Hem de hiç acıtmadan.</p>
<p>Fakat&#8230;</p>
<p>Yanarsa da eğer canım,<br />
&#8216;Dur bi dakika&#8217; demenin gelmiştir belki de zamanı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/04/13/toren/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefesimi Kesecek Anlar…</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/28/nefesimi-kesecek-anlar/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/28/nefesimi-kesecek-anlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jan 2008 02:05:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[anı yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[bucket list]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayata uyanmak]]></category>
		<category><![CDATA[mim]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kesen anlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak istediklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/01/28/nefesimi-kesecek-anlar/</guid>
		<description><![CDATA[Zorlandığım bir liste yapıyorum son bir iki gündür. İlk başta kolay deyip, sonra öyle olmadığını anladığım&#8230; Bugünden sonra nefesimi keseceğini düşündüğüm an&#8217;lar listesi bu. Sağlığım yerindeyken, ölmeden önce yapmak istediklerim. Burada da niyetli bir şekilde paylaşıyorum sizlerle. Hem kendi kendime söz verip bunu kayda almak, hem de sizlere biraz daha kendimi açabilmek adına. Eğer sizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zorlandığım bir liste yapıyorum son bir iki gündür. İlk başta kolay deyip, sonra öyle olmadığını anladığım&#8230;</p>
<p>Bugünden sonra nefesimi keseceğini düşündüğüm an&#8217;lar listesi bu. Sağlığım yerindeyken, ölmeden önce yapmak istediklerim.</p>
<p>Burada da niyetli bir şekilde paylaşıyorum sizlerle. Hem kendi kendime söz verip bunu kayda almak, hem de sizlere biraz daha kendimi açabilmek adına.</p>
<p>Eğer sizin beyninizi de alabilirsem bir iki dakikalığına bile olsa, &#8220;benim kendi listemde neler olurdu&#8221; diye sormanızı sağlayabilirsem, bonus olur bu bana.</p>
<p>Listenin üç başlığı var.</p>
<p>İlki; bana &#8220;işte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak&#8221; dedirtenler. İkincisi; hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim. Üçüncüsü de bir fantezi; bir daha dünyaya gelme şansım olsaydı&#8230;</p>
<p>Başlayalım ilkinden.</p>
<p><span id="more-472"></span></p>
<p><em><strong>1.</strong> &#8220;İşte Bunlar&#8221; Listesi:</em></p>
<div style="padding-left: 15px; font-size: 90%;">- Uzaya yolculuk, hatta bir süre yaşamak orada.<br />
- Steve Jobs ile başbaşa balık rakı. Salaş bir yerde.<br />
- Virgin markası (ve Richard Branson) ile herhangi bir konuda eğlenceli bir işbirliği.&nbsp;</p>
<p>- Bir filmde oynamak. Ufak bir rol de olsa.<br />
- Uçak uçurmak (kısa süreliğine de olsa pilotluk işte.)<br />
- Led Zeppelin, Pink Floyd, Metallica. Bunlardan birinin konserinde ve kulisinde olmak.</p>
<p>- İmkanı olmayan çocuklar için okul (eğitim sistemini benim oluşturduğum.)<br />
- Futbol okulu (futbolcu, teknik adam, masör, yönetici, hakem, hatta top toplayıcı çocuk yetiştiren.)</p>
<p>- Tutkulu bir aşk. Uzunundan&#8230;<br />
- O&#8217;ndan çocuk sahibi olmak.<br />
- Bir bebeğin doğumunu canlı gözlemlemek.</p>
<p>- En az 3 haftalık bir gemi yolculuğu. Uzaklara&#8230;<br />
- Her sene en az 1 ay İstanbul dışında olmak. Bir kısmı denizde.<br />
- Bir karavanla (5-6 kişi) tüm yaz boyunca serserilik.</p>
<p>- Özgün bir kitap üretmek.<br />
- TV Programı yapmak (format, sunum; hepsi!)</p>
<p>- Küba&#8217;yı yaşamak (bizde mevsim kışken.)<br />
- Çin Seddi&#8217;nde koşmak, bisiklete binmek, sigara içmek&#8230;<br />
- Avusturalya ve Yeni Zellanda&#8217;da bir süre geçirmek. Bir süre.</p>
<p>- Kendi tasarladığım, içinde bir dj ve <del datetime="2008-03-19T18:37:11+00:00">ahçının</del> aşçının da yaşadığı, kimin girip çıktığı sürprizlere açık, salaş bir yaşam alanı (ofis/ev.)</p>
<p>- Sezen Aksu ile bir köyde bir hafta sonu geçirmek, bol sohbet; yemece içmece; yazmalı, çizmeli&#8230; (Bu madde alttaki listeye de girebilir. Hatta çıkabilir de, emin değilim!)</p>
</div>
<p><em><strong>2.</strong> Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:<br />
</em></p>
<div style="padding-left: 15px; font-size: 90%;">- Bir üniversitede haftada bir, yarım gün ders vermek (sınavın olmadığı.)<br />
- Organlarımı bağışlamak için bir kağıt parçası imzalamak.<br />
- Kendi tasarladığım bir dövmeyi yaptırmak.<br />
- En az bir ay süre ile barmenlik yapmak.<br />
- Kapodokya&#8217;da bir hafta sonu, oradaki dokuyu tatıp, sonra da balona binmek.<br />
- Yunuslarla yüzmek. Saatlerce.<br />
- Tüm Fikir Atölyesi okurları ve arkadaşların olduğu kocaman bir parti. Hem paylaşmaca, hem eğlence.<br />
- Paralı bir yolda giderken arkadaki arabanın ücretini vermek (ve aynaya bakmamak.)</div>
<p>.</p>
<p><em><strong>3.</strong> Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa&#8230; Fantezi ya işte.</em></p>
<div style="padding-left: 15px; font-size: 90%;">Bir rock grubunun parçası veya aykırı bir film yönetmeni olmak isterdim sanırım.</div>
<p>&#8212;&#8211;</p>
<p>Bu listeyi yaparken bile heyecan duydum, zorlansam da zaman zaman&#8230; Kaç tanesi bakalım gerçek olabilecek. Eksik kalacağı kesin ama sorun değil. Önemli olan <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/06/bugun-hayatinizin-son-gunu-olsaydi/" target="_blank">yaşadığımız anın</a> kıymetini bilmek değil mi?</p>
<p>Siz de paylaşmak isterseniz eğer &#8220;nefes kesecek anlarınızın&#8221; neler olmasını istediğinizi, buyrun.</p>
<p>Kalem şimdi sizde.</p>
<p>&#8212;-</p>
<p>[Not: Daha önce birkaç kez kurban gitmiş olduğum bloglar arası bir "<strong>mimlenme olayını</strong>" bu kez de ben başlatmış olayım. "Nefesimi Kesecek Anlar" mimine davetlimsiniz sevgili <a href="http://www.devletsah.com/" target="_blank">Devletşah</a>, <a href="http://www.yakuter.com/" target="_blank">Erhan</a>, <a href="http://www.cisday.org/" target="_blank">Eloy</a>, <a href="http://www.tekmetokat.org/" target="_blank">Oky</a> ve <a href="http://www.h-yaman.com/" target="_blank">Hamdi</a>. Umarım uzun soluklu ve eğlenceli bir mim olur. Üç başlığa da sadık kalabilirseniz ayrıca mutlu olurum.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/28/nefesimi-kesecek-anlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>84</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün Hayatınızın Son Günü Olsaydı…</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/02/06/bugun-hayatinizin-son-gunu-olsaydi/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/02/06/bugun-hayatinizin-son-gunu-olsaydi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2007 16:38:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[steve-jobs]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak istediklerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/06/bugun-hayatinizin-son-gunu-olsaydi/</guid>
		<description><![CDATA[Bakın şöyle bir yakın çevrenize, sonra da kendinize. Ne kadar çok kişi yaptığı işten mutsuz. Ne kadar çok kişi şikayetçi&#8230; Kendimizden çok sanki başkalarının hayatını yaşıyoruz. Onların düşüncelerine göre şekillendirdiğimiz hayat denen elimizdeki en değerli varlığımız da eriyip gidiyor kendi elimizden. Ölüm ise bizi bu derin uykudan uyandıran belki de en sert tokat. Sevdiğimiz bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bakın şöyle bir yakın çevrenize, sonra da kendinize. Ne kadar çok kişi yaptığı işten mutsuz. Ne kadar çok kişi şikayetçi&#8230;</p>
<p>Kendimizden çok sanki başkalarının hayatını yaşıyoruz. Onların düşüncelerine göre şekillendirdiğimiz hayat denen elimizdeki en değerli varlığımız da eriyip gidiyor kendi elimizden.</p>
<p>Ölüm ise bizi bu derin uykudan uyandıran belki de en sert tokat.</p>
<p>Sevdiğimiz bir yakınımızın cenazesinde yanımızdakilerden duymaz mıyız hep, hatta bazen de söyleyen biz olmaz mıyız &#8220;değer mi bunca strese, üzüntüye&#8230; Artık daha az izin vereceğim başkalarının beni üzmesine, dert etmeyeceğim hiçbir şeyi&#8230; Mutlu olduğum insanlarla daha fazla vakit geçireceğim, keyif aldığım işlere daha fazla odaklanacağım. Yarın ben de bu tabutun içinde olabilirim.&#8221;</p>
<p>Bir uyanış adeta. Ne yazık ki günün koşturmacasına girene kadar süren, kısacık ömürlü bir tokat&#8230; Oysa hayatımızın akışını değiştirecek radikal kararlar vermek için kocaman bir fırsat olabilir bu tokat.</p>
<p>Tıpkı Steve Jobs&#8217;ın dediği gibi;</p>
<p><span id="more-393"></span></p>
<p>&#8220;Her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları &#8211; tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir. Kaybedecek bir şeyler olduğu (tuzak) düşünceyi yok etmenin en iyi yolu insanın öleceğini hatırlamasıdır. Zaten çıplak ve savunmasızsın.</p>
<p>Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın.</p>
<p>Gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin ancak asla maceracı ruhundan taviz verme. Yüreğinin ve sezgilerinin sesini dinle; onlar seni yanıltmaz. Neyi sevdiğini bul. Aşık olacağın, büyük bir tutkuyla inanacağın işin sana zaten istediğin başarıları getirecek. Yılma. Tüm gönül meseleleri gibi, onu bulduğunuz zaman anlayacaksın. Ve her büyük ilişki gibi, seneler geçtikçe daha da güzelleşecek.&#8221;</p>
<p>Bir şeyleri değiştirmemiz gerektiğini anlamak için de bir yakınımızın ölmesini veya bizim ölümle burun buruna gelmemize gerek yok. Steve&#8217;in <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank">kendine sorduğu</a> soruyu büyük puntolarla yazıp asamaz mıyız aynamıza; hatırlatsın bize her sabah:</p>
<p>&#8220;Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağım şeyleri yapmak ister miydim?&#8221;</p>
<p>Ne kadar çok şey için &#8220;hayır&#8221; dediğinize bakın daha sonra, şaşıracaksınız. Ve sizden başka kimse de azaltamaz o &#8220;hayır&#8221;ların sayısını. Sadece kendimiz&#8230;</p>
<p>Ben uzunca bir süredir azaltıyorum bunların sayısını. Hem de yerine <strong>tutkuyla</strong> inandığım şeyleri koyarak&#8230;</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/" target="_blank">Fikir Atölyesi</a>&#8216;nde sizlerle buluşmak, konuşmak, paylaşmak buna harika bir örnek benim için. Her yeni yazımı yazarken, her gelen yorumu okurken inanın kalp atışlarım artıyor. Tıpkı aşık olduğunuz birini görmek gibi bu. Sizler benim tutkumsunuz.</p>
<p>Başka bir tanesi yaratıcılık sevdam. Somut olarak da son yıllarda ürün tasarımı beni çok heyacanlandırmaya başladı. Mimar bir arkadaşım sevdi tarzımı; planladığı yeni galerisinde bana bir köşe verecek. Hayali bile şimdiden uykularımı kaçırıyor.</p>
<p>Gazetecilik bir diğeri. Fikir Atölyesi&#8217;ndeki yazılar ve sizlerden gelen yorumlar dergi ve gazetelerin ilgisini çekmeye başladı. Burada henüz somut bir adım atmadım, şimdilik düşünme sürecinin keyfi dahi yetiyor. Ulusal bir gazetenin Pazar ekinde bir köşem olsa veya <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/kategori/soylesiler/" target="_blank">20 Soruluk Söyleşiler</a>&#8216;i televizyonda canlı konuklarla yapsam&#8230; İlginç olmaz mı sizce de?</p>
<p>Şu an geçimimi sağladığım konuşmacı ve danışman sıfatlarım var olmaya devam etsinler, seviyorum onları. Bu sayede tanıştığım yeni insanlar ve sağlanan katma değerin hazı büyük bende.</p>
<p>Daha büyük aşkım ise kişisel koçluk. Birlikte çalıştığım kişilerin hikayelerini anlamak, kendi farkındalıklarının artmasına destek olmak&#8230; Yaşamın her anından mutlu olma adına (kendilerine koydukları) <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/04/geride-nasil-bir-miras-birakmak-istersin/" target="_blank">başarı</a> hedeflerine ulaşmalarında bir nebze olsun katkı sağlayabilmek&#8230; Muhteşem bir adrenalin.</p>
<p>Bunlar Tunç&#8217;u Tunç yapanlar&#8230;</p>
<p>Peki bugün <strong>sizin</strong> hayatınızın son günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağınız şeyleri yapmak ister miydiniz?</p>
<p>Yılmadan arayıp bulacağına inandığınız işiniz veya <strong>tutkunuz</strong> için kalbiniz ve sezgileriniz ne diyor?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/02/06/bugun-hayatinizin-son-gunu-olsaydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>146</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lance Armstrong. Kansere &#8216;Yakalanmayan&#8217; Yarışçı.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Sep 2006 13:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tayfun Çalkavur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[kansere yakalanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kendini sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[Lance Armstrong]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hayatımız değerlidir&#8221;, &#8220;aldığımız her nefes için mutlu olabilmeliyiz&#8221; ve bunun gibi lafları çok duyar, çok söyler ama nedense bunların çok nadir farkında oluruz. Çünkü elbette insan doğasına aykırıdır sürekli mutlu olmak ve gülümsemek. Her zaman sinirli, stresli olmak gibi her zaman mutlu olmak da çok insani değildir belki de. Ancak üzgün, kederli, öfkeli bile olsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/category/konuk-yazar/" target="_blank"><img id="image319" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" title="Konuk Yazar" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/kylogo1.jpg" alt="Konuk Yazar" align="right" /></a>&#8220;Hayatımız değerlidir&#8221;, &#8220;aldığımız her nefes için mutlu olabilmeliyiz&#8221; ve bunun gibi lafları çok duyar, çok söyler ama nedense bunların çok nadir farkında oluruz. Çünkü elbette insan doğasına aykırıdır sürekli mutlu olmak ve gülümsemek.</p>
<p>Her zaman sinirli, stresli olmak gibi her zaman mutlu olmak da çok insani değildir belki de.</p>
<p>Ancak üzgün, kederli, öfkeli bile olsa insan, gülemese bile o anda, içinde genel bir huzur ve umut besleyebilir hayata karşı ve işte bu &#8220;insancadır&#8221;; kimilerinin dediği gibi de imkânsız değildir.</p>
<p><span id="more-266"></span><img id="image321" style="padding: 5px 10px 5px 0px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/lance2.jpg" alt="" align="left" />Çok erken yaşta profesyonel bir bisikletçi olma unvanını elde eden Lance Armstrong, çok sayıda şampiyonluk elde ederek yoluna devam ederken birçoğumuz için &#8220;ölümcül&#8221; bir hastalık olan kansere yakalandı.</p>
<p>Şimdi önünde iki yol vardı. Ya duracak, kendi ölümünü bekleyecekti, ya da büyük bir umutla kendisine sarılıp, Fransa Turu&#8217;na katılacaktı.</p>
<p>Birçok insan için kanser bir yol, ölümse varış noktasıyken; Lance için bir tek varış yeri vardı; Fransa Turu&#8217;nun &#8220;bitiş&#8221; noktası.</p>
<p>Ona göre ağrı geçici ancak pes etmenin yaşatacağı duygu kalıcıydı. Doktoru Nichols&#8217;un dediği gibi o, &#8220;ölüm bir seçenekmiş gibi davrandı&#8221;. Yok sayıyor, dalga geçiyordu. New York&#8217;lu ünlü bir doktor da kansere yakalanmıştı ve Lance&#8217;e on sene daha yaşayacağını umduğunu söylediğinde Lance ona; &#8220;Umarım on sene daha yaşamak konusunda şaka yapıyordun, otuz sene sonra görüşmek üzere&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Evet, Lance belki kanser olmuştu; ama asla kansere yakalanmamıştı&#8230;</p>
<p>Çok çalıştı. Sadece kendisi inanmakla kalmadı, çevresindekileri de inandırdı ve yanında kalmalarını sağladı. &#8220;En zor günümde de en iyi arkadaşım arkamdaydı, devam etmem için koşuyor, bana sesleniyordu. İster hastane yatağımda olsun, isterse bir yarışı neredeyse kaybedebileceğim bir gün olsun, belki de gerçek zafer aynı insanların etrafımda bulunmalarıydı.&#8221;</p>
<p><img id="image323" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/lance4.jpg" alt="" align="right" />Lance sadece yüreğini değil, sevdiklerini de yanına alarak tüm yaşama sevinci ve kazanma hırsı ile profesyonel anlamda yaptığı işe devam etti. Çalışmaları sırasında birçok kaza geçirdi, hatta bir seferinde boynu kırıldı. Ama o olimpiyatlara katılmak istiyordu ve katıldı.</p>
<p>Kanseri yerinde durmamış, akciğerlerine ve beynine de sıçramıştı. Herkes artık durmasını beklerken, Lance kanserin &#8220;başına gelen en iyi şey&#8221; olduğunu söylemeye başladı.</p>
<p>Hala bir hedefi vardı ve sıkı çalışıyordu. 1999 Fransa Turu ve takip eden her turu kazanmış olması, onun &#8220;dopingli&#8221; olduğu dedikodularını, dedikodudan da öteye, soruşturmalara ve incelemelere taşıdı.</p>
<p>Bu yüreğe, bu bedene bir darbe de, başarısının onun başarısı olduğuna inanmayan basından geldi. Takdir edilen davranış tekrar edilirdi. İnsanların ödüllendirilmeye tabiatları gereği ihtiyacı vardı. Hele de yaptıkları işi yapamayacakları düşünülen insanların&#8230; Takdir etmedikleri gibi, şüphe ettiler.</p>
<p>Tüm bunlar olurken, o üzülüp evine kapanmak, küsmek yerine; devam edeceği bu yolda onurunu nasıl kurtaracağını düşündü. Çünkü buradan yanlışlıkla çıkacak kötü bir sonuç, onun ileride kazanacağı başarılara gölge düşürecekti. Lance iyi bir bisikletçi, aynı zamanda da usta bir sahtekâr olacaktı. Derdi tüm çabalarına rağmen onu anlamamaları değil, gelecekteki başarısıydı.</p>
<p>Her sabah mutluydu Lance. Şaşırıyordu insanlar. Ne biçim kanserdi bu adam?</p>
<p><em>&#8220;Mutluluk getireceğini hayal ettiğim şeyler kısa süre sonra gözümdeki değerini yitiriyor, bende onları fırlatıp atıyordum. Bir portföy, bir Porsche bana göre önemli şeylerdi. Saçlarım da öyle. Sonra hepsini kaybettim, saçlarım dâhil. Arabayı sattım, büyük bir miktar para kaybettim ve sadece hayata tutunmaya çalıştım. Mutluluk, uyanmak anlamına geldi.&#8221;</em></p>
<p>Arabalar, evler, aynadaki görüntülerimizle mutlu olan bizler şaşırıyorduk elbet saçları, arabası ve cüzdanı dolu olmayan adamın mutlu oluşuna. Oysa şaşılacak bir şey yoktu. Uyanmak hepsinden daha kolay görünen ama onun için en zor olanıydı ve sabah uyanabildiği her gün lafta değil; gerçekten mutlu oluyordu Lance.</p>
<p>İşte çoğumuz kansere &#8220;yakalanırken&#8221;, &#8220;ölümcül bir hastalıkla pençeleşirken&#8221;, &#8220;amansız bir hastalıkla boğuşurken&#8221;, Lance sadece &#8220;kanser oldu&#8221;. Ne yakalandı, ne pençeleşti ne de boğuştu. Boğuştuğu tek şey Fransa Turu&#8217;ndaki zorlu yollar; varış noktası ise ölüm değil, zaferini kutladığı bitiş noktası oldu.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/tayfun-calkavur/" target="_blank">Tayfun Çalkavur</a></p>
<p style="text-align: center;"><img id="image320" style="padding: 17px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/lance1.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayata Anlam Vermeye Çalışmak.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/01/01/hayata-anlam-vermeye-calismak/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2006/01/01/hayata-anlam-vermeye-calismak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2006 11:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Camus]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[l'Etranger]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Ne ilginçtir, yeni yılın ilk gününde internette birşey ararken yıllar önce okuduğum ve bende iz bırakan ilk kitabın bilgilerine ulaştım wikipedia.org&#8216;da: &#8216;Yabancı.&#8217; Albert Camus&#8217;un 1942&#8242;de yayınlanmış belki de en ünlü kitabı, orijinal adı &#8220;l&#8217;Etranger&#8221;. İşte aynı yerden aldığım Yabancı&#8217;nın felsefesi; &#8220;Etrafımızı çevreleyen evren de, toplum da anlamsızdır, saçmadır. Meursault&#8217;un bir hiç yüzünden bir insan öldürmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne ilginçtir, yeni yılın ilk gününde internette birşey ararken yıllar önce okuduğum ve bende iz bırakan ilk kitabın bilgilerine ulaştım <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Camus" target="_blank">wikipedia.org</a>&#8216;da:</p>
<p>&#8216;<strong>Yabancı</strong>.&#8217;</p>
<p>Albert Camus&#8217;un 1942&#8242;de yayınlanmış belki de en ünlü kitabı, orijinal adı &#8220;l&#8217;Etranger&#8221;.</p>
<p>İşte aynı yerden aldığım Yabancı&#8217;nın felsefesi;</p>
<p><span id="more-9"></span></p>
<p><img id="image262" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/08/yab1.jpg" alt="" align="right" /><strong>&#8220;</strong>Etrafımızı çevreleyen evren de, toplum da anlamsızdır, saçmadır. Meursault&#8217;un bir hiç yüzünden bir insan öldürmesi de göstermektedir ki, bu boş, anlamsız evrende her şey insanoğlunun iradesi dışında cereyan etmektedir. Onun için de, o bu anlamsız dünyaya bir anlam, anlayamadığı olaylara da bir mantıki görünüş vermeye çalışmamalıdır. Zahmete değmez bu. Kişinin dünyaya gelişi gibi, dünyadan gidişinin de bir anlamı yoktur. Gelişini, dünya ne kadar kayıtsızlıkla karşılamışsa, gidişine de o kadar kayıtsız görünmektedir.</p>
<p>Bu anlamsız evrende, kişinin, özlemini duyduğu mutluluğu araması boşunadır. Mutluluğa erişmesine imkan yoktur. Aslında mutluluk, aldatıcı bir görünüşten başka bir şey değildir, hayat da öyle&#8230;</p>
<p>Kişi, ölüme mahkum edilmiştir ve ölüm düşüncesi ona bunalım vermektedir. Akıp giden zamanın kendisini sürükleyip götürdüğü ölüme karşı güçsüzlüğünü anlamaktadır. Kendisini bir kırılmaz çember gibi sıkı sıkı kavrayan her günkü hayatın bunaltıcı biteviyeliği içinde, bir otomat gibi, her gün belirli bir işi, belirli saatlerde, belirli biçimde yapmak zorunluluğunda oluşu, nihayet onu hayatın gerçekten bir anlamı olup olmadığı konusunda kuşkuya düşürmektedir. Ve kendisine böyle bir soru sormaya başladığı anda da kaderine karşı baş kaldırıyor demektir. Ama etrafını çeviren hayatına son vermesi bir çözüm şekli değildir ve zahmete değmez.</p>
<p>Ama tersine, bu hayata bir anlam vermeye kalkışacak yerde, onu gururla yaşamalı ve dünya nimetlerinden yararlanmalıdır. Bu hayatı yaşamak kişiyi daha bir yükseltecek, ona daha bir soyluluk kazandıracaktır. Bu da, evrenin anlamsızlığına karşı onun zaferi olacaktır.<strong>&#8220;</strong></p>
<p>Katılsam da hayatın otomatlığına sonuna kadar, katılsam da çok fazla mantık aramaya gerek olmadığına; katılmıyorum mutluluğun aldatıcı bir görünüş olduğuna.</p>
<p>Üstelik kalkışıyorum hayata da bir anlam vermeye.</p>
<p>Benimkisi &#8216;tutkuyla sevmek.&#8217; Ne olursa, seni hayata ne bağlıyorsa. Hani derler ya ölesiye sevmek, içten; işte o. Ancak o zaman başkalarının değil ama, senin dünyan kalır sana kayıtlı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2006/01/01/hayata-anlam-vermeye-calismak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

