<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atolyesi &#187; bug</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/etiket/bug/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 20:11:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Okşayan Eli İtip, Tekmeleyen Ayağı Neden Öper İnsanoğlu?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 01:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bug]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230; &#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten. Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230;</p>
<p>&#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme.</p>
<p>Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.</p>
<p>Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya başlıyor sizden.</p>
<p>Taparsan tepilirsin, tepersen tapılırsın (sanırım bu arkadaşlar arasında &#8220;4s&#8221; olarak geçen kuralın en düzgün yazım şekli!) </p>
<p>Kötü davranmanın prim yaptığını bilen bir kaçan, kötü davranılmaktan keyif alan bir kovalayan!<br />
<span id="more-504"></span></p>
<p>Oysa sevmekten güzeli var mı? Birini seviyor ve bunu belli ediyorsunuz. Hatta <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/"target="_blank">teslim oluyorsunuz</a>. Kartları açık oynadığınız ve içinizden geldiği gibi davrandığınız içinse ızdırap çekiyorsunuz. Veya kaygan zeminde zoru oynayıp, gizemli davrandığınızda kuvvetli taraf olup, bu sefer peşinizden gelinen oluyorsunuz.</p>
<p>Her iki tarafta açık oynasa ya kartlarını demek geliyor insanın içinden&#8230;</p>
<p>Peki; okşayan eli itip, tekmeleyen ayağı neden öpüyoruz? Tekmelenmek veya acı çekmek bu sevgi denen şeyin olmazsa olmazı mı? Bilerek, isteyerek, hatta zevk alarak kul köle olmak&#8230;</p>
<p>Karşımızdakinin bizim bir dediğimizi iki etmemesi, hep alttan alması, daha sık arayıp sorması sanırım bizde &#8220;tamam, artık o benimdir&#8221; algısı yaratıyor. Ve biz insanoğlu sahip olduklarımızın değerini bilmiyor, hep sahip olamadığımızı istiyoruz.</p>
<p>Tutkular sahip oluncaya kadar yaşıyor.</p>
<p>İçimizden geldiği gibi, hiç frene basmadan yaşadığımız&#8230; Gözümüzü telefondan ayıramayıp çalan her telefonun, gelen her mesajın ondan olsun istediğimiz&#8230; Fazlaca üstüne düşüp ve onu tepemize çıkarttığımız zamanlar&#8230;</p>
<p>İşte tüm bunlar kaçanın kendini olduğundan daha güçlü ve daha bağımsız hissetmesini sağlamıyor mu? Çünkü artık o her istediğini yaptırabilen bir konumda, hem de sizin kendi tercihinizle. Her istediğinizi yapan, her şeyini feda edebilen kişi ise zayıf karakterlidir önermesi burada devreye giriyor; saygı azalıyor, küçümseme başlıyor.</p>
<p>Kovalayan daha bir hırs yapıyor, artan acı da ondaki motivasyonu tavan yaptırıyor. İstenmemenin bile istenir olmaya tercih edilebileceği bir seviyeye geliniyor. Ve&#8230; Kaçanın zorbalıkları kovalayanın tutkusu oluyor. [Girdaba bakın!]</p>
<p>Defalarca &#8220;yeter artık&#8221; demelerin, anlık mutluluklara tercih edildiği zamanlar&#8230;</p>
<p>Kimin söylediğini hatırlayamadığım bir söz özetliyor herşeyi: <em>&#8220;insan nedense, kendisine ızdırap çektirenlere yeni ızdırap şansları tanımak konusunda çok hevesli.&#8221;</em></p>
<p>Sık olmasa da, tersine dönebildiği de oluyor bu durumun. Kaçanın kovalayan, kovalayanın kaçan rolleri alması. Kovalayan kendiyle &#8220;samimi&#8221; olabilmiş ve gerçekten yeter demiştir artık. Şimdi acı çektirmekten keyif alan, acı çekmekten keyif alır hale gelecektir.</p>
<p>Kaçan veya kovalayan&#8230; Bu hepimizin hayatta en az bir kere gireceği, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/08/05/dostlarim-dunyada-hic-dost-yoktur/"target="_blank">doğru</a> insanı bulana kadar da kafamızı karıştırmaya devam edecek bir girdap.</p>
<p>Sadece karşılıklı ve gerçek aşklarda bu söz konusu olmuyor. Her iki tarafın da zaten gözü bir şey görmediği için, kaçma kovalama gizem vs gündem dışı kalıyor. </p>
<p>Şimdi diyeceğim ki &#8220;size değer vermeyene siz de vermeyin&#8221; ancak bu öyle bir kaç kez yaşanmadan öğrenilecek bir şey değil. Dibine kadar yaşanmalı da.</p>
<p>Bu sonuçta bizim biz olmamızı sağlayan bir &#8220;bug.&#8221; Bu bizim doğal halimiz. Kaçan da, kovalayan da olmuş biri olarak diyorum ki; iyi ki var bu zayıflıklarımız. Gönül sevmek ister, güvenmek ister. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/09/12/ask-hosumuza-giden-bedenlerin-icine-hayal-ettigimiz-ruhlari-yerlestirmenin-adi-mi/"target="_blank">Aşkını</a> pamuklara sarmalayıp sarmak ister!</p>
<p>Peki o zaman ne öğrendim bunca sene?</p>
<p>İzin vermediğimiz kişilerin bizi üzemeyeceğine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarışın Hatunlar Aptaldır!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/16/sarisin-hatunlar-aptaldir/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/16/sarisin-hatunlar-aptaldir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 22:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Ameriquest]]></category>
		<category><![CDATA[bug]]></category>
		<category><![CDATA[epuron]]></category>
		<category><![CDATA[hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[kalıplarla düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. W]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/16/sarisin-hatunlar-aptaldir/</guid>
		<description><![CDATA[Daha doğduğumuz andan itibaren anne ve babamızın bize öğrettiği doğrular var; sonra yakın çevremiz, arkadaşlar, okul, okuyup gördüklerimiz&#8230; İnsan beyni o kadar çok bilgiye maruz kalıyor ki, bunları ancak tasnif ederek, yani bölümleyerek, sınıflandırarak hafızasında tutabiliyor. Ateş sıcaktır, elini sokarsan yanarsın; kalabalık otobüste otururken başkalarıyla göz göze gelirsen yer vermek zorunda kalırsın! gibi&#8230; Toplum içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha doğduğumuz andan itibaren anne ve babamızın bize öğrettiği doğrular var; sonra yakın çevremiz, arkadaşlar, okul, okuyup gördüklerimiz&#8230; İnsan beyni o kadar çok bilgiye maruz kalıyor ki, bunları ancak tasnif ederek, yani bölümleyerek, sınıflandırarak hafızasında tutabiliyor.</p>
<p>Ateş sıcaktır, elini sokarsan yanarsın; kalabalık otobüste otururken başkalarıyla göz göze gelirsen yer vermek zorunda kalırsın! gibi&#8230;</p>
<p>Toplum içinde yaşarken edindiğimiz deneyimler bize, ileriki zamanlarda işe yarar bilgiler olarak dönebildiği gibi, tersi de olabiliyor ve işte bunun adı da &#8220;<strong>önyargı.</strong>&#8221;</p>
<p>Diğer bir söylemle öğrendiklerimizin otomatiğe bağlanması.</p>
<p>Artık düşünmeye ihtiyaç duymayıp, eski bildiklerimizin bizi doğruya götüreceğimizden emin olduğumuz durumlar. Yani önceki yargılarımızla [tekrar araştırma ve kıyas yapma zahmetine girmeden; hazırcılık yaparak] peşin ve haksız hükümlere varmamız&#8230;</p>
<p>Mankenler ve sarışınlar aptaldır, sınıfta en önde oturan gözlüklüler de inek!</p>
<p>Bir babayla oğlu arabada giderlerken kaza yaparlar, baba kaza yerinde ölür. Çocuk gözlerini hastanede açtığında, doktor odaya girer ve &#8220;merhaba oğlum&#8221; der&#8230;</p>
<p>Bu nasıl mümkün olabilir?</p>
<p><span id="more-465"></span></p>
<p>&#8220;Çocuğun babası hortlamış olmalı&#8221; ilk akla gelen yanıtlardan biri olsa da, doktorun esasında &#8220;annesi&#8221; olabileceği şaşırtır çoğu kez bizleri. [doktorlar hep erkek olur ya!]</p>
<p>Bana &#8220;düşünmeme&#8221; alternatifi verirseniz neden düşüneyim ki? Çünkü düşünmek zor iş.</p>
<p>Önyargı da işte beynin bu tembelliğine sanki çare için üretilmiş bir &#8220;<strong>bug</strong>&#8221; gibi.</p>
<p>Bize benzeyenleri [veya kendimizi benzetmek istediğimiz idollerimizi] çekici bulup onlardan hoşlanıyor; benzemeyenlere karşı da olumsuz ve tembel bir tutum içine girip, önyargılı mı oluyoruz?</p>
<p>İki dakikalık şu filmi bir izleyin, ne demek istediğimi sanırım daha iyi ifade etmiş olacağım:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/2mTLO2F_ERY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/2mTLO2F_ERY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Alman aksanıyla İngilizce konuşan kocaman abimizin dediklerinden anladığım kadarıyla:</p>
<p>Sanırım ben her zaman yanlış anlaşıldım.<br />
İnsanlar benden hoşlanıyor gibi görünmüyorlar.<br />
Sanırım canlarını sıkıyorum.<br />
Sinirlerini bozuyorum.<br />
Neden olduğunu bilmiyorum.<br />
Ben böyle biriydim.<br />
Evet&#8230;<br />
Belki onlara bir şeyler yapıyordum.<br />
Belki çok güçlü göründüğümden&#8230;<br />
Bilemiyorum.<br />
Gerçekten bir şey söyleyemem.<br />
Evet&#8230;<br />
Çok yalnızdım.<br />
Ama, bir süre sonra alışıyorsun.<br />
Sonra bir gün&#8230;<br />
Her şey değişti.<br />
Sonunda birileri beni olduğum şekilde kabul etti.<br />
Bu işi bulduğumdan beri hayat benim için bambaşka.<br />
Sonunda kendimi işe yarar hissediyorum.<br />
Bu &#8216;şey&#8217; gibi;<br />
&#8230;rüzgâr&#8230;<br />
&#8220;Onun potansiyeli bizim?&#8221;</p>
<p>Epuron&#8217;un rüzgar enerjisi farkındalığını arttırmaya yönelik yaptığı bir reklam filmiydi bu.</p>
<p>Aşağıda ise Ameriquest firmasının beş tane eğlenceli reklam filmlerinin olduğu bir video var. Hepsinin mesajı ortak: &#8220;Hemen yargılamayın.&#8221;</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/UzzMir7zbN4&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/UzzMir7zbN4&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>14 Ekim 1998&#8242;de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleştiği söylenen başka bir olay var. Hangi havayolu şirketi bilmiyoruz.</p>
<p>Bir hanım zenci bir adamın yanında oturuyor, hanım sinirliliğini belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istiyor, zira hanımefendimiz böylesine antipatik birinin yanında oturmak istemiyor!</p>
<p>Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu, fakat birinci sınıfta yer olup olmadığına bakacağını söylüyor. Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlar; bu kadının sadece terbiyesiz değil aynı zamanda birinci sınıfta yolculuğa devam edecek olmasına şahit oluyorlar. Bizim adam ise kötü durumda olmasına rağmen cevap vermiyor.</p>
<p>Bu yüksek tansiyondaki durumda, kadın birinci sınıfta ve siyahi adamdan uzak uçabileceğinden tatmin görünüyor.</p>
<p>Birkaç dakika sonra hostes kadına;</p>
<p>&#8220;Çok özür dilerim, gerçekten de uçakta başka yer olmamasına rağmen birinci sınıfta bir yer bulduğum için çok mutlu oldum. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, zira bu değişiklik için pilottan izin almam gerekiyordu. Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz dedi ve bu izni verdi.&#8221;</p>
<p>Diğer yolcular doğal olarak kulaklarına inanamıyorlar. Kadın bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandığı esnada hostes, zenci yolcuya dönerek:</p>
<p>&#8220;Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Firmamız adına kaptan pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bıraktığımız için özür diliyor.&#8221;</p>
<p>Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ediyorlar. Uçak firması o yıl kaptan pilot ve hostesi bu davranışlarından dolayı ödüllendirmekle kalmayıp, aşağıdaki mesajı tüm ofislerde personelin görebileceği bir biçimde asıyor:</p>
<p><em>&#8220;İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.&#8221;</em></p>
<p>Hakkımızda bir kez karar verip, sonra da ölünceye kadar bizi hep aynı gözle görenlerden siz de rahatsız olmuyor musunuz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/16/sarisin-hatunlar-aptaldir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
