<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atolyesi &#187; barselona</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/etiket/barselona/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 20:11:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Antoni Gaudi</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/08/antoni-gaudi/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/08/antoni-gaudi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 22:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[barselona]]></category>
		<category><![CDATA[gaudi]]></category>
		<category><![CDATA[mimar]]></category>
		<category><![CDATA[sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/06/08/antoni-gaudi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum.&#8221; Bu söz School of Architecture of Barcelona&#8217;nın rektörü profesör Elias Rogent&#8217;ın, mezuniyet töreninde (1878) ona söyledikleri. O ise yanındaki arkadaşına dönüp: &#8220;benim şimdiden bir mimar olduğumu söylüyorlar.&#8221; diyor gülerek. La Rambla&#8217;daki sokak göstericileri ve Theo&#8216;dan sonra Barselona&#8217;nın bende bıraktığı son iz; Gaudi. Antoni Gaudi. Bir adam, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="padding: 5px 15px 10px 0px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/sagrada1.jpg" alt="sagrada" align="left" />&#8220;<em>Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum.</em>&#8221;</p>
<p>Bu söz School of Architecture of Barcelona&#8217;nın rektörü profesör Elias Rogent&#8217;ın, mezuniyet töreninde (1878) ona <a href="http://www.gaudiclub.com/ingles/i_press/Prensaing/Notasprensa/15_03_05.asp" target="_blank">söyledikleri</a>.</p>
<p>O ise yanındaki arkadaşına dönüp: &#8220;benim şimdiden bir mimar olduğumu söylüyorlar.&#8221; diyor gülerek.</p>
<p>La Rambla&#8217;daki <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/" target="_blank">sokak göstericileri</a> ve <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/" target="_blank">Theo</a>&#8216;dan sonra Barselona&#8217;nın bende bıraktığı son iz; Gaudi.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antoni_Gaud%C3%AD" target="_blank">Antoni Gaudi</a>.</p>
<p>Bir adam, tek başına bir şehrin silüetini değiştirebilir mi? Yapıtlarıyla &#8220;hadi canım, bir insan bunu 100+ yıl önce nasıl düşünebilir ve yapar?&#8221; dedirtebilir mi?</p>
<p>Fantastik, egzotik, büyüleyici veya görkemli gibi büyük sıfatların ardı ardına ağızdan çıkmasına neden olabilir mi?</p>
<p>Bu deli adamın düşünme şekline hayran olmamak elde değil.<br />
<span id="more-492"></span></p>
<p><img style="padding: 20px 0px 20px 60px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/antonigaudi1.jpg" alt="antonigaudi" width="378" height="162" align="center" /></p>
<p>Ben de mimarlıkla alakası olmayan bir kişi olarak, gözlemlerimi ve onun hakkında Katalanlarla konuştuklarımdan aklımda kalanları paylaşmak istiyorum sizlerle.</p>
<p>Barselona, evet tüm şehir bir müze gibi. Gözünüzü rahatsız eden neredeyse tek bir yapı yok. Bunun en önemli nedeni de kendi <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Gaudi_Buildings" target="_blank">yaptıkları</a> ve etkilediği diğer mimarlarla; <a href="http://www.gaudiclub.com/ingles/i_vida/i_menu.asp" target="_blank">Gaudi</a>.<br />
Katalan modernizminin babası deniyor ona.</p>
<p>Mimarlık kariyerinin henüz başındayken, bir tesadüf sonucu <a href="http://www.gaudiclub.com/ingles/i_vida/relacio.htm" target="_blank">tanıştığı</a>,  İspanya&#8217;nın en zengin ailelerinden olan Güell&#8217;lerin oğlu, Eusebi Güell&#8217;in, ona ideallerini gerçekleştirmesi için inanarak patronluk yapması, bütün yaşam masraflarını karşılaması, sonrasında ondan kendi adına mimarlık yapılar istemesi&#8230;</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 8px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/casabattlo21.jpg" alt="casabattlo" width="314" height="173" align="right" /></p>
<p>Evet, bu <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Antoni_Gaud%C3%AD" target="_blank">Antoni Gaudi</a>&#8216;nin genç yaşta başına konmuş büyük bir talih kuşu olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Ancak bu şansı çok iyi değerlendirmek ise; onun sadakati, çalışkanlığı ve yaratıcı zekasının sonucu. Zenginlere sırtını dayıyor diye eleştiriliyor. Onun ise tek derdi var; hızla mimari ideallerini gerçekleştirmek.</p>
<p>Birinin zenginliği, diğerinin yaratıcı dehası&#8230; Katalan milliyetçiliği, din, kültür ve sosyal hayat gibi birçok benzer konudaki ortaklıkları, onların aynı zamanda çok iyi arkadaş olmasını da sağlamış zaman içinde.</p>
<p>Antoni Gaudi&#8217;nin de Güell adına yaptığı muhteşem <a href="http://www.gaudidesigner.com/uk/index.html" target="_blank">eserler</a> var: Palau Güell, Finca Güell, Colonia Güell ve Park Güell gibi.</p>
<p>Beni en çok etkileyen yanlarından birisi onun; &#8220;<em>Atölye&#8217;min hemen dışındaki ağaç benim akıl hocam</em>&#8221; diyecek kadar doğa aşığı olması.</p>
<p>Bitki ve hayvanların doğal biçimleri onun hep en önemli esin kaynağı olmuş. <img style="padding: 5px 0px 8px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/sagradafamilia1.jpg" alt="sagradafamilia" align="right" />Ağaçların dalları, bitkilerin yaprakları, hayvanların iskelet yapıları gibi. Doğada gördüklerini taşa çevirmiş.</p>
<p>Sagrada Familia&#8217;nın kolonların ağaç gövdesi formunda olması bu yüzden.</p>
<p>1884 yılında yapımına başlandığı halde bitmeyen bir kilise bu <a href="http://www.greatbuildings.com/buildings/Sagrada_Familia.html" target="_blank">Sagrada Familia</a>. 18 tane devasa kulenin her birinine derin anlamlar yüklemiş. Gaudi&#8217;nin en büyük ve en çok zamanını alan projesi de bu olmuş.</p>
<p>Yarım kalması ise, projenin devasa oluşundan ve detayından kaynaklıyor. Gerçi Gaudi ölümünden sonra tamamlanabilmesi için hangi bölümün nasıl yapılacağına dair tüm detayları bırakmış. Fakat halen onun kusursuzluk seviyesine yaklaşamıyor kimse. [Ayrıca iç savaşta inşaat ve orijinal projeler ciddi anlamda zarar görmüş.]</p>
<p>Yanılmıyorsam Casa Batlio içindi. Evde çatı bacalarını kaplamak için kullanacağı seramikler yolda kırılıyor. Gaudi geri göndermek yerine bu kırık parçaları, yuvarlak geçişli yüzeyleri kaplamak için  kullanıyor.</p>
<p>Onun sıradışı yaratıcılığını görmek gerçekten heyecan verici.</p>
<p>Kimse (Gaudi dahil) bu kırık seramik ve cam parçalarının sonradan Barselona&#8217;nın simgesi olacağını öngöremiyor tabii!</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 5px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/casabattlo11.jpg" alt="casabattlo1" align="right" />1907 yılında biten <a href="http://www.greatbuildings.com/buildings/Casa_Batllo.html" target="_blank">Casa Battlo</a>&#8216;nun içinde keskin bir hat yok. Tüm duvar köşeleri, kapılar, pencereler yuvarlatılmış.. Sanki içinden tonlarca su geçmiş ve (suyu biten nehir yatağı gibi) onun bıraktığı doğal izler binanın iç tasarımı olmuş. (Bir insan mimar olmazsa ancak bu kadar anlatabilir!)</p>
<p>Binadan çok heykele benzeyen bir apartman olan <a href="http://www.gaudidesigner.com/uk/casa-mila.html" target="_blank">Casa Mila</a> (diğer adı: La Pedrera) bundan 100 yıl önce (1907) bitmesine rağmen, bugün bile birçoklarına göre günümüz mimarisinin çok ilerisinde.</p>
<p>Doğada gördüklerini taşa çevirmesinin yanında, bu adamın beni çok etkileyen diğer bir yönü; ışık ve havalandırmaya verdiği önem oldu.</p>
<p>Casa Battlo&#8217;da dışarıya ve avluya bakan pencerelerin altında son derece basit (tahta) bir mekanizma ile dışarıdan odaya hava aldırabiliyorsunuz. Kepenk gibi bir şey.</p>
<p>Veya, her odanın tavanından avluya bakan pencerelerle odaların içi hep gün ışığı alıyor. O odanın sokağa bakan camı olmasa bile içeride gün ışığı var. Üstelik renkli camlarla oynadığı oyun sayesinde içeriye giren ışık hep size huzur veren bir tonda.</p>
<p>Doğayı taklit eden bu ayrıntı ustası dahinin taklit edilemeyen bir tarzı olmuş. Ondan esinlenen çok sayıda mimar var ama taklit edebilen yok! Oysa o en basiti, doğayı taklit ediyor. [Eserlerinden bolca resim olan bir <a href="http://www.youtube.com/watch?v=hIeOybsBB50" target="_blank">video</a>.]</p>
<p><img style="padding: 3px 0px 5px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/gaudiway1.jpg" alt="gaudiway" align="right" />Eğriselliği ön planda tutup yapılarına attırdığı parabolik taklalar,  bu delinin bir matematik ve geometri dehası olduğunun göstergesi. Farklı iplere ağırlıklar asarak bina modellemesi yapıyor. Sonra onun bu basit yöntemini programcılar örnek alıp mimari modelleme programları geliştiriyorlar.</p>
<p>O yüzden de hiçbir zaman kendi çağının adamı olamamış.</p>
<p>Ve 76 yaşında (1926) basit bir tramvay çarpması sonucu ölmüş.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Miras%C4%B1_Listesi" target="_blank">Unesco Dünya Mirası</a> listene giren eserleri de şunlar: Park Güell, Palau Güell, Casa Milà, Sagrada Familia, Casa Vicens, Casa Battlo ve Colonia Güell.</p>
<p>Geçenlerde bir arkadaşımın ettiği bir laf vardı: &#8220;Bu İstanbul yabancıların elinde olsaydı uzak ara dünyanın en güzel, en turistik şehri olurdu.&#8221;</p>
<p>Dokundu bu laf bana. Çünkü benim gözümde İstanbul hala dünyanın en güzel şehri ama duygusallık var tabii.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_mimarisi" target="_blank">Osmanlı mimarisinin</a> dünyaya hediyesi <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mimar_Sinan" target="_blank">Mimar Sinan</a>&#8216;dan beri, Cumhuriyet <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Cumhuriyet_D%C3%B6nemi_T%C3%BCrk_Mimarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1" target="_blank">dönemi</a> de dahil, kaç tane dünyaya <a href="http://forum.arkitera.com/mimarlik/8972-dunyaya-acilan-turk-mimarlar-kimler.html" target="_blank">açılan</a> <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=232350" target="_blank">mimar</a> çıkarabilmişiz diye sormadan da edemiyor insan.</p>
<p>Mezun oldukları okulların rektörlerinin &#8220;budala&#8221; dediği!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/08/antoni-gaudi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>30</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>La Rambla, İstiklal Caddesi ve Siya Siyabend.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 16:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[barselona]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[la rambla]]></category>
		<category><![CDATA[siya siyabend]]></category>
		<category><![CDATA[sokak müzisyenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/</guid>
		<description><![CDATA[Theo&#8216;dan sonra &#8220;La Rambla&#8221; Barselona&#8217;da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan. Plaça de Catalunya&#8217;dan başlayıp, Barselona limanına açılan meydandaki Christoffel Columbus anıtında son bulan bu geniş ve uzun caddenin cafe&#8217;leri, restoranları, dükkanları vs değildi ilgimi çeken. Veya çoğu Avrupa şehrinin ünlü caddelerinde gördüğümüz, onca kalabalığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="padding: 5px 15px 10px 0px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/laramblaman.jpg" alt="la rambla man" width="111" height="233" align="left" /><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/" target="_blank">Theo</a>&#8216;dan sonra &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/La_Rambla%2C_Barcelona" target="_blank">La Rambla</a>&#8221; Barselona&#8217;da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan.</p>
<p>Plaça de Catalunya&#8217;dan başlayıp, Barselona limanına açılan meydandaki Christoffel Columbus anıtında son bulan bu geniş ve uzun <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=la+rambla" target="_blank">caddenin</a> cafe&#8217;leri, restoranları, dükkanları vs değildi ilgimi çeken.</p>
<p>Veya çoğu Avrupa şehrinin ünlü caddelerinde gördüğümüz, onca kalabalığın aynı anda yürümesine rağmen sizle göz göze gelmeden, size omuz atmadan, rahatsız etmeden; herkesin kendi halinde olması da değildi bana ilginç gelen.</p>
<p>Caddeyi baştan sona bir festivale çevirenlerdi beni şaşırtan. Sokak çalgıcıları, sanatçıları, göstericileri; adına ne derseniz&#8230;</p>
<p><span id="more-485"></span></p>
<p>Yok yok, bu öyle sık rastlanan türden değildi. Baştan sona, sağlı sollu; gece gündüz&#8230; Yorulanın yerine hemen bir diğerinin geçtiği sürekli bir karnaval bu.</p>
<p>İlluzyonistler, müzisyenler, <a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&amp;Kelime=pandomim" target="_blank">pandomimciler</a>, ressamlar, sporcular, çicekçiler, falcılar&#8230; Yaratıcılıklarını sergileyen yüzlerce <strong>sokak göstericisi</strong>. Bu denli çeşit zenginliği daha önce görmediğim boyuttaydı.<br />
Kostüm ve makyaj konusunda aşmış, kaç kişinin izlediğine pek aldırmadan, sanki televizyonda canlı yayın özeninde, yaptığı işten muazzam keyif aldığı her halinden belli sokak sanatçıları.</p>
<p>Youtube&#8217;un yasak olmadığı ender anlara denk gelirseniz şu video&#8217;lara bir ara göz atabilirsiniz:</p>
<p><img style="padding: 7px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/laramblapainter.jpg" alt="la rambla painter" width="142" height="213" align="right" />- Street Dancer (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=YDlLxo7lWso" target="_blank">Sokak Dansçıları</a>)<br />
- Ronaldinho (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=Krzkda8N_Tg" target="_blank">Futbol Gösterisi</a>)<br />
- Mime In Barcelona (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=MK5WTqLe6js" target="_blank">Pandomim</a>)<br />
- Barcelona Ramblas (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=R6QVsJ1gYtc" target="_blank">İskelet Kukla</a>)</p>
<p>İnsanın aklına İstanbul&#8217;daki <strong>İstiklal Caddesi</strong> geliyor tabii doğal olarak.</p>
<p>Beyoğlu&#8217;na ne sıklıkta gitme şansınız oluyor bilmiyorum ama burası benim [altı yılın üzerinde çalışmama rağmen,] hayatı kaçırmama adına halen sıkça gittiğim bir cadde.</p>
<p>Birbirinden çok farklı resimler verse de gece ve gündüzü; nefes aldığımızı, özgürlüğümüzü ve aynı zamanda dünyanın merkezinde olmadığımızı hatırlatan sınırlı sayıda yerlerden.</p>
<p>Fikir Atölyesi&#8217;ndeki birçok yazının ilk ilhamını aldığım caddedir de aynı zamanda. &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/06/10/kafam-karisti/" target="_blank">Kafam Karıştı!</a>&#8220;, &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/05/31/yapmam-gereken-hem-de-kendi-yolumla/" target="_blank">Yapmam Gereken? Hem de Kendi Yolumla!</a>&#8221; ve &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/01/14/emo/" target="_blank">Emo&#8230;</a>&#8221; ilk aklıma gelenlerden.</p>
<p>Genç &#8211; yaşlı, zengin &#8211; yoksul, güzel &#8211; çirkin, takım elbiseli &#8211; şortlu, yerli &#8211; turist, eğlenceli &#8211; sıkıcı; herkes&#8230; Sarhoşuyla, kapkaççısıyla, polisiyle, aşıklarıyla&#8230; Eğlencesiyle, sanatıyla, iş hayatıyla, gösteri yürüyüşleriyle, her türlü tezatın ve rengin birarada olduğu.</p>
<p>Onca kalabalığa rağmen yanlızlığınızı yüzünüze vurabilen&#8230;  ve kendi hayatınızı size sorgulatmayı becerebilen bir caddedir bu <a href="http://commons.wikimedia.org/wiki/Category:%C4%B0stiklal_Caddesi" target="_blank">İstiklal Caddesi</a>.</p>
<p>Görebilen gözlere çok malzeme sunan bir gayriresmi geçit gibidir.</p>
<p>Türkiye geçer bu <a href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=127" target="_blank">caddeden</a>.</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/laramblafootball.jpg" alt="la rambla football" align="right" />Ama La Rambla&#8217;yı unutulmaz kılan, bizim sokak göstericilerimiz ise <strong>geçemez</strong> bu caddeden.</p>
<p>Geçebilenler de tedirgindir. Çünkü onların  zabıtayla veya polisle köşe kapmaca oynama durumları vardır her an.</p>
<p>O yüzden koca caddede kısa aralıklarla gitar, bağlama veya org çalan çok az sayıda kişi görürsünüz.</p>
<p>Onları midye dolma satıcılarıyla aynı kefeye koymak işin kolayıdır çünkü.</p>
<p>Bu grupları beğenip <a href="http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=116714,10,134" target="_blank">beğenmemek</a> değil konu. Kişilerin daha çok cesaretlenip sokağa çıkmak istemesi ve ilgi görenlerin de doğal beğeni/seçim sürecini yaşayabilmelerini söylüyorum.</p>
<p>Özgür olabilmeleri, kendileri olabilmeleri&#8230;</p>
<p><strong>Sokak</strong> demişken;</p>
<p>İstiklal Caddesi&#8217;nin belki de en bilindik müzisyenleri olan (sonradan Fatih Akın&#8217;ın &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_Hat%C4%B1ras%C4%B1:_K%C3%B6pr%C3%BCy%C3%BC_Ge%C3%A7mek" target="_blank">İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek</a> (<a href="http://www.crossingthebridge.de/" target="_blank">Crossing the Bridge</a>: The Sound of Istanbul)&#8221; filminde yer almalarına rağmen, bugün kendi yaşam tarzlarından ödün vermedikleri için ciddi ekonomik sıkıntıları olan) <a href="http://www.siyasiyabend.com/" target="_blank">Siya Siyabend</a> isimli bir grup var.</p>
<p><img style="padding: 20px 40px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/siyabend.jpg" alt="siyabend" align="center" /></p>
<p>Onların &#8220;sokak ve ticaret&#8221; üzerine <a href="http://forum.siyasiyabend.com/forumlar/75/siya+siyabend+siyasiyabend+hakkinda+yazilar/siya+siyabend/25-03-2008" target="_blank">söyledikleri</a> oldukça çarpıcı:</p>
<p><em>&#8220;sokak müziği yoktur, müzik sokakta da olmalıdır.<br />
sokak oyunu yoktur, oyun sokakta da olmalıdır.<br />
sokak sergisi yoktur, sergi sokakta da olmalıdır.<br />
sokak sanatı yoktur, sanat sokakta da olmalıdır.</em></p>
<p><em>ve esasen; sokak hayatı yoktur, hayat sokakta akmalıdır.</em></p>
<p><em>ama maaleef günümüzde hayat sokaktan dışlanmakta ve sokaklar tamamen ticari faaliyetlere peşkeş çekilmekteler.&#8221;</em></p>
<p>Ticareti hayatlarının temel noktası yapmak yerine, inandıkları uğruna her gün nefes aldıklarını hisseden kişilerin sokakta olması dokunuyor bazılarına.</p>
<p>Yazıyı yayınlamadan önce Beyoğlu&#8217;nda yaşayan müzisyen bir arkadaşımla konuştum. Tanıdığı çok sayıda sokak müzisyeni arkadaşı var. Hepsinin de polis ve zabıtayla başının dertte olduğunu <img style="padding: 5px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/siyasiyabend.jpg" alt="siyasiyabend.jpg" align="right" />anlattı bana.</p>
<p>Bu işin bir <a href="http://www.milliyet.com.tr/2004/06/19/cumartesi/axcum01.html" target="_blank">izni</a> var mıdır, varsa kim verir, hangi kritere göre verir, ücret alınır mı; bilmiyorum. Sanırım bu işi yapanlar dahi bilmiyor! Bir ara metro çalgıcıları için belediyeden 500 ytl karşılığı izin alınabildiğini duymuştum. İstiklal Caddesi ise bana muamma.</p>
<p>Milyon dolarlar kazanan sevgili futbolcularımızın askerliklerini tecil edebilmek veya kazançlarını vergiden muaf tutabilmek için üstün yaratıcılıklarını kullanan politikacıların söyledikleri neden şu: &#8220;ülkemizi temsil ediyorlar.&#8221;</p>
<p>Doğrudur!</p>
<p>Peki her gün binlerce turisti ağırlayan İstiklal Caddesi gibi mekanlar bu ülkeyi futbolculardan daha çok, daha yakın temas, daha canlı temsil etmiyorlar mı?</p>
<p>Bırakın turisti&#8230;</p>
<p>Hafta sonlarında tek günde üç milyondan fazla kişinin bu caddede yürüdüğü söyleniyor. Bizim kendi halkımıza iyi vakit geçirtmek, onlara hoş bir şeyler sunmak çok şey mi istemek? Bunu sağlayacak yetenekli ve yaratıcı kişilerin sokağa çıkmalarının desteklenmesi (en azından kösteklenmemesi) çok şey mi istemek?</p>
<p>Sanırım cevap evet!</p>
<p><strong>Beyoğlu Belediye Başkanı</strong> Sn. <a href="http://www.ahmetmisbahdemircan.org/" target="_blank">Ahmet Misbah Demircan</a>&#8216;ın cevabı ne acaba? [Bu yazımızın <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/">linkini</a> başkanın resmi kişisel sitesindeki '<a href="http://www.ahmetmisbahdemircan.org/bana_ulasin/default.aspx?SectionId=11" target="_blank">bana ulaşın</a>' bölümünden gönderdim. Dilerseniz siz de gönderin. Bir cevap alırsak da yayınlarız yine burada.]</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/pandomim.jpg" alt="laramblapandomim.jpg" width="147" height="245" align="right" />Üstelik konumuz sadece müzisyenler de değil. Tıpkı La Rambla&#8217;da olduğu gibi ressamı, sporcusu, illuzyonisti, pandomimcisi&#8230; Yeteneğinin farkında olup bunu geliştiren, geliştirirken paylaşan, bu sayede de üç beş kuruş kazanan herkes. İstiklal Caddesi&#8217;ne ve İstanbul&#8217;a katacağınız çok şey var. Bizim de sizden öğreneceğimiz.</p>
<p>Yeter ki karışmasınlar.</p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=siya+siyabend" target="_blank">Siya Siyabend</a> ve modern çağın diğer dervişleri&#8230;</p>
<p>Onlar rantı bol günümüz düzenine isyan ettikleri için pek çıkamıyolar su yüzüne. Çıkarılmıyorlar belki de.<br />
<em><br />
&#8220;şunu bilin ki bi albüm gerçek müzik değildir. gerçek müzik çalma-dinleme anında ortaya çıkan ve o anın gerçek (çalan ve dinleyen arasındaki) etkileşimini taşıyan müziktir&#8221;</em> diyecek kadar <a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&amp;haberno=5921" target="_blank">sokağa</a> inanan, ancak sokağı romantikleştirenler için de &#8220;taş taştır, kafanı koyunca anlarsın&#8221; <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=154559" target="_blank">diyecek</a> kadar gerçekçi yaklaşan Siyabend&#8217;in, Fatih Akın filminde yer alan o müthiş sözleri ile de bitirelim bu yazıyı:</p>
<p><em>&#8220;Hiç hiçbir şeyi bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar.<br />
Hiç hiçbir şeyi görmüyorlar, görmek istemiyorlar.</em></p>
<p><em>Şu cahillere bak, dünyanın sahibi onlar.<br />
Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.</em></p>
<p><em>Onlardan değilsen eğer, sana zalim derler.<br />
Onlara aldırma hayyam.<br />
Dostum.&#8221;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Theo&#8217;nun Hatırlattıkları.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 May 2008 13:32:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[barselona]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta kısa bir kaçamak yaptım. Bugüne kadar çok duyup hiç görme şansım olmayan Barselona&#8217;ya. Yalnızdım. Tercihim bu yöndeydi. Bol bol yürüyüp yeni şeyler keşfetmek için sonsuz özgürlüğü ve kimseye bağlanmamayı seviyorum arada. İyi de oluyor&#8230; Neyse, gelelim Barça&#8217;ya&#8230; İstanbul&#8217;la çok benzer bir iklime sahip ve deniz kenarında. Neredeyse tek benzerlikler de bunlar. İnsanları mutlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta kısa bir kaçamak yaptım. Bugüne kadar çok duyup hiç görme şansım olmayan Barselona&#8217;ya. Yalnızdım. Tercihim bu yöndeydi. Bol bol yürüyüp yeni şeyler keşfetmek için sonsuz özgürlüğü ve kimseye bağlanmamayı seviyorum arada. İyi de oluyor&#8230;</p>
<p>Neyse, gelelim Barça&#8217;ya&#8230;</p>
<p>İstanbul&#8217;la çok benzer bir iklime sahip ve deniz kenarında. Neredeyse tek benzerlikler de bunlar.</p>
<p>İnsanları mutlu genelde. Taksi şöförü siz arabaya binince, radyonun sesini kısmayıp şarkısını söylemeye devam ediyor. Dinlediğimiz ise eğlenceli <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=flamenko"target="_blank">flamenko</a> şarkıları&#8230;</p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=katalunya"target="_blank">Katalan</a> <a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/06/19/dunya/adun.html"target="_blank">milliyetçiliği</a>, müzeyi andıran sokakları, insanların birbirlerine saygısı, trafiğin aksaksız akması, ucuz sayılabilecek balık ve her türlü deniz mahsülü, uzun ve tertemiz Akdeniz kumsalları, yüzbinlerce turist, renkli eğlence hayatı, güzel kızları&#8230; Size bunlardan bahsetmeyeceğim!</p>
<p>Üç şey çok etkiledi beni.</p>
<p><span id="more-484"></span></p>
<p>Birincisi Theo.</p>
<p>[Diğer iki şeyi de sonraki yazılarda paylaşalım ki bu yazı uzamasın çok.]</p>
<p>Bir ay önce Fransa&#8217;nın ufak bir şehrinden beş parasız kalkıp, kız arkadaşının peşinden giden 20 yaşında bir genç o. Turistlere her gün kiraladığı (şu <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Fgs_W1hMSGU"target="_blank">video</a>&#8216;daki gibi bir) bisiklet ile taksicilik yapıp kazandığı parayla yaşıyor. Ancak çok mutlu.</p>
<p>Beni de 2 saat dolaştırdı Barça&#8217;da. Rehberlik yaptı adeta ve o pedal basarken ben elimde biram sohbet ettik bol bol.</p>
<p>&#8220;Bu yaşımda kaybedecek neyim var ki&#8221; dedi kısaca.</p>
<p>&#8220;Çünkü başıma gelebilecek en kötü şey eve, ailemin yanına dönmek zorunda kalırım. Ki bu da o kadar kötü bir şey değil. Ancak o zamana kadar tanıdığım yeni insanlar, edindiğim yeni deneyimler, öğrenmeye başladığım yeni bir yabancı dil ve kültür, sevgilimle yaşadıklarım bana çok şey katmaya başladı bile.&#8221;</p>
<p>En az bir yıl burada kalıp üniversitede sosyoloji okumaya devam etmek istiyor. Sonrası hakkında ise en ufak bir fikri yok. Olmasını da istemiyor.</p>
<p>&#8220;Geçen yıl da bugün Barça&#8217;ya geleceğimi bilmiyordum, tek başına bir kız bile benim tüm hayatımı değiştirmem için harika bir mazaret değil mi?&#8221;</p>
<p>Theo&#8217;nun henüz 20 yaşındayken sahip olduğu bu hayat görüşü &#8220;ama benim param yok ki, ama benim imkanlarım yok ki, ama benim şuyum yok ki&#8230;&#8221; diyip kendi kendine limitler koyanlar için iyi bir örnek.</p>
<p>Onun da parası yok ama ucuz okul bulacak, kendini kabul ettirecek, kafasını sokacak bir oda bulacak, bisiklet taksiciliği yapacak, hayattan zevk almasını ve tüm bunları yaparken çok şey öğrenmesini sağlayacak bir aklı, cesareti ve yüreği var.</p>
<p>Bu 20 yaşındaki Fransız bana &#8220;hayatın basitleştikçe güzelleştiğini, engelleri ise sadece kendi beynimizin yarattığını&#8221; hatırlattı tekrar.</p>
<p>Olmazı &#8220;olmaz&#8221; yapan sadece bizleriz. Yeter ki isteyelim. Çok. Tutkuyla. O zaman engelleri aşmak da keyif vermeye başlamıyor mu?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>31</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
