<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atolyesi &#187; aşk</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/etiket/ask/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 14:50:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Hıyar heriflerin işi değildir aşk!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2011/11/16/hiyar-heriflerin-isi-degildir-ask/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2011/11/16/hiyar-heriflerin-isi-degildir-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 17:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet inam]]></category>
		<category><![CDATA[aşık olmak]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[eros]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[hesabi insan]]></category>
		<category><![CDATA[insan olmak]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[karamsarlık]]></category>
		<category><![CDATA[küçük hesaplar]]></category>
		<category><![CDATA[sebat etmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[vefalı olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2613</guid>
		<description><![CDATA[“Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!” diye başlayıp, &#8220;Yemeğin tıkınmaya, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz&#8221; ile devam eden Ahmet İnam yazı dizimizi üçüncü ve son bölümüyle tamamlayalım. - Hesabi insan. Hesabi insan, kendini aşma olanağının farkında olmayan insandır. Hesaplayamadığı hazinelerin farkında değildir. İnsan olmasını gerçekleştiremeyen bir varlıktır. Bir anlamda hesabi insan, insanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!” diye <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2011/10/04/ahmet-inam-bilge-dedigin-hem-firlama-olur-hem-de-pust/" target="_blank">başlayıp</a>, &#8220;Yemeğin tıkınmaya, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz&#8221; ile devam eden <strong><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2011/11/01/yemegin-tikinmaya-sevismenin-duzusmeye-dondugu-bir-cagda-yasiyoruz/" target="_blank">Ahmet İnam</a></strong> yazı dizimizi üçüncü ve son bölümüyle tamamlayalım.</p>
<p><em><strong>- Hesabi insan.</strong></em></p>
<p>Hesabi insan, kendini aşma olanağının farkında olmayan insandır. Hesaplayamadığı hazinelerin farkında değildir. İnsan olmasını gerçekleştiremeyen bir varlıktır. Bir anlamda hesabi insan, insanın yüz karasıdır. Ama hesap, yaşamaktan korkan insanlar için çok büyük bir güvence. Çünkü kendinizi aşabilmeniz, &#8216;hayat bu kadar değil&#8217; demekle olanaklı. &#8216;Peki ne kadar&#8217; dediğiniz zaman serüvene girmeniz gerekir. Yani artık keşfedilmemiş ülkelere, yelken açılmamış denizlere gideceksiniz. Ama orada büyük fırtınalar, büyük canavarlar karşınıza çıkabilir ve yok olabilirsiniz.</p>
<p>İşte insan kendini güvence altına almaya çalıştığı anda hesap yapıp, kendi kendini tüketmeye başlıyor. Bunu ikili insan ilişkilerinde de görüyorsunuz. Dostlukların ve aşkın yaşanamamasının ardında da böyle küçük hesaplar yatıyor.</p>
<p>&#8216;Yoldan çıkmışlar, çıktıkları için çoktan varmışlar&#8217; diyorsunuz. Yola çıkmak için günlerce hazırlanamayanlara, ya yoldan çıkarsam korkusuyla yolculuk yapamayanlara ne diyeceksiniz?</p>
<p><em><strong>- İçimizdeki hayvanlığı bastıracağız diye, içimizdeki insanlığı da bastırmışız.</strong></em></p>
<p>Yalnız kaldığım zaman, genellikle gece ikiyle dört arasında mutlu olurum. Televizyonu açarım ama seyretmem. Sesini dinlerim, duvarlara bakıp öyle düşünürüm, belki yazasım gelir bir şeyler karalarım. Uykum gelince, &#8216;bu dünya düzelmez arkadaş&#8217; deyip yatarım. &#8216;Bugün de kurtaramadık dünyayı ne yapalım&#8217; derim!<br />
<span id="more-2613"></span><br />
Hesabi duruş, mutluluğu öldüren şeydir. Örneğin Nietzsche, hayatı boyunca bunu anlattı. Ama Nietzsche’yi okuyup karamsar olan adamlar var, onlara sopayla girişmek istiyorum bazen. Adam demiş ki, ben bir enerji kaynağıyım. Benim insan gibi insan olabilmem, içimdekilerin olabildiğince bastırılmadan ortaya çıkabilmesidir. Oysa yaşam buna izin vermiyor, birbirimizi maskelemek zorunda kalıyoruz. Gerçi Freud medeniyetin temelinin bu olduğunu söylemiş.</p>
<p>Biz de içimizdeki hayvanlığı bastıracağız diye, içimizdeki insanlığı da bastırmışız. Hâlâ içimizdeki erotik enerjiyle ilişkimizde sakatlık var. Erotik yanımız ortaya çıktıktan sonra ayıp bir şey yaptığımızı düşünüyoruz. Onun için vatan millet sakarya, ilim aşkı, sanki hiç eros yokmuş gibi davranıyoruz, dava adamı kalıbına sığınıyoruz.</p>
<p>İşte bütün bu kalıpların dışında felsefe; çözüm arayanların değil, soru soranların yeridir, şeytanla muhabbettir. Ne zaman ki şeytan sizi alt eder, o zaman insan olduğunuzu anlarsınız.</p>
<p><em><strong>- Sevmek bilgelik gerektirir.</strong></em></p>
<p>Felsefe dediğimiz çaba, sevgi ve o sevgiyle yaşanan bilgece bir yaşamı gerektiriyor. Bilgece yaşanan bir yaşam, yalnızca bilgiyle yaşanan bir yaşam değildir. Bilgiyi özümseyerek, içselleştirerek, bilgiyle mutlu olmaya çabalayarak yaşanan bir yaşamdır. Bunu anlayabilmek için &#8220;sevginin bilgeliğini&#8221; anlamak gerekir.</p>
<p>Sevmenin büyük bir bilgelik gerektirdiğini düşünüyorum. Herkesin birbirinden kolayca nefret ettiği, tiksindiği bir dünya düşünün. Bunu bireyler arasındaki ikili ilişkilerden tutun da, uluslararası ilişkilerdeki &#8216;ben seni yerim, sen beni yersin&#8217; gibi Hobbesçu bir dünya düzenini içinde düşünün. Sevmenin anlamı büyük ölçüde kaybolmuş&#8230;</p>
<p>Elbette bu dünyada bilge insanlar var ama bilge toplumlar, kültürler yok. Oysa bilge kültür ve toplumlara ihtiyacımız var. Maalesef toplumlararası ilişkiler çok acımasızca, çok hesabi ve insana yakışmayacak düzeyde birbirinin kuyusunu kazma ve birbirini bir tehdit olarak görme doğrultusunda yürütülüyor.</p>
<p><em><strong>- Vefalı insan olmak zor zanaat.</strong></em></p>
<p>Vefa öncelikle sevgi kokar. Vefasız sevgi vardır ama sevgisiz vefa yoktur.</p>
<p>Vefalı insan &#8216;söz veren&#8217; insandır. Seven ve sevgiyle bağlanma sözü veren insan. Söz veren ve sözünü tutan insan. Vefalı insan sevgiyle söz verip, sevgiyle bağlanıp, bu bağlılığını sürdüren insandır. Neden bağlanır? Sevdiğine karşı sorumludur da ondan.</p>
<p>Vefada sebat var. Kararlılık, direnme ve sabır var. Vefa, sevginin sınanıp başarılı olduğunu duyurur bize kokusuyla. Vefa bir eylemle sürer. Yetişiriz sevdiğimize. Kısaca vefa, sevginin dirençli bir bağlanma ile sevilene yetişmesidir. Onda; sevgi, karar, kararlılık, eylem boyutları vardır. Elbette anlayış, vefanın pınarındadır.</p>
<p>Böyle bir çözümleme ile bakılınca vefanın ne denli zor gerçekleşir olduğunu görüyoruz. Vefalı insan olmak zor zanaat. Yaşadığımız çağda vefa oldukça eskimiş ve anlamını yitirmiş bir kavram olarak görünüyor. Derin duygularla yoğrulmuş, kendimizi adamaya hazır olduğumuz ve iç dünyamızın zenginliği içinde yaşayabileceğimiz sevgiler azaldı. Sevmenin güzel insan olma ile ilgili bir çaba, bir başarı yolculuğu olduğu unutuluyor. Sevgiyi yaşamaya çabalayanlar onun bir vefa sokağından geçtiğini de bilirler.</p>
<p>Paylaşmalarla yaşanır sevgi. Etkileşimlerle. Tam da o paylaşmaların orta yerinde birbirine karşılıklı güvenin, anlayışın, dostluğun bulunduğunu görürüz. Anlarız: Sevgiye, sevdiğime, dostuma sorumluyum. Sevgideki sorumluluk yolunu tuttuk mu, vefa meydanına varırız. O meydan vefa kokar. Bu koku hem yaşama sevinci verir bize, hem de borcumuzu hatırlatır.</p>
<p>Seviyorsak, yaşam enerjisini almada bir ayrıcalığımız var demektir. Bu ayrıcalığımızı hayata yeniden ödemek zorundayızdır. Seviyorum, demek ki borçluyum. Demek ki, bana bu sevgiyi olanaklı kılan hayata vermem gerekenler var. Yılmadan. Korkmadan. Yan çizmeden. Kaçmadan.</p>
<p><em><strong>- Hıyarların, hamhalat heriflerin işi değildir aşk!</strong></em></p>
<p>Aşkta benim teorim şu; aşk doğuştan hormonlarla ilgilidir ama aynı zamanda kazanılması, edinilmesi gereken de bir şeydir. Emek ister. Hormonu iyi salgılayan aşık olduğunu sanabilir, çıldırabilir, azabilir ama aşk ayrı bir şey. Bir sanat, bir güzellik yaratmaktır aşk. Hıyarların, hamhalat heriflerin işi değildir.</p>
<p>Diyelim ki kızın birini görüyorum, içime bir ateş düşüyor ve aşık oluyorum. Yok öyle yağma, böyle beleş bir şey olabilir mi? Ateş düştükten sonra ne halt yediğine bağlı olarak aşk olur ya da olmaz. Ateş düştükten sonra o ateşi düşüren kişiye gidip onu söndüreyim hemen diyorsan, orada aşk yoktur. Ama aşk düştüğünde; kendimizi, hayatı, yaşadığımız kültürü anlamaya ve dönüştürmeye çalışıyorsak, işte aşk odur. Bize insan olduğumuzu hatırlatır ve büyük bir sorumluluk yükler.</p>
<p>Aşık olduğum zaman aklıma şu gelmeli; aşığım, demek ki yapacak çok iş var. Yani sevgilimle pastanede buluşacağım veya bir arkadaşın evine gidip yiyişeceğiz… Bu da yapılmalı tabi de, yalnız bunu yapıyorsanız aşk falan yoktur. Yani burada, arkadaşın evine gittik, yiyiştik. Aşka giriş bile yok, burada yiyiş var. Yani aşk, o yemekten aldığımız enerjiyle bir yere bir ağaç dikebiliyorsak, bir insana yardım edebiliyorsak, farklı kitaplar okuyabiliyorsak ancak o zaman gereğini yerine getirdiğimiz şeydir.</p>
<p>Aşk eşittir sevgili değil! İki kişilik de değil, çok kişiliktir aşk. Bütün dünyayı düşman belleyip, Leyla’yı sevmek değildir. Leyla’da bütün insanlığı sevmektir.</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8211; o &#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><em>&#8216;Ahmet İnam&#8217; yazı dizimizin ilk iki yazısı ise şunlar:</em></p>
<p><em> &#8211; <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2011/10/04/ahmet-inam-bilge-dedigin-hem-firlama-olur-hem-de-pust/" target="_blank">“Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!”</a></em><br />
<em> &#8211; <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2011/11/01/yemegin-tikinmaya-sevismenin-duzusmeye-dondugu-bir-cagda-yasiyoruz/" target="_blank">&#8220;Yemeğin tıkınmaya, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz&#8221;</a></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2011/11/16/hiyar-heriflerin-isi-degildir-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2011/07/14/sen-kimseye-kulak-asmadan-ruzgara-karsi-ucabiliyor-musun-ona-bak/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2011/07/14/sen-kimseye-kulak-asmadan-ruzgara-karsi-ucabiliyor-musun-ona-bak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 16:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[anı yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[hayata uyanmak]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın öğrettikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kendimle yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[kendini sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kesen anlar]]></category>
		<category><![CDATA[pişmanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[umursamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2554</guid>
		<description><![CDATA[Yerine kimseleri koyamayacağını sanıp, belki de aldandığın kişiler olacak hayatında. Ve sen uslanmadan acı çekmeye devam edeceksin&#8230; İşte o zaman anlayacaksın yaşadığın şeyin aşk olduğunu. Sahiplenmeden seveceksin&#8230; Unutma ki, sen bile sana ait değilsin. Bakmayacaksın da öyle rengine, cinsine&#8230; Gözleri mesela&#8230; Yetecek onu deli gibi sevmene&#8230; Yolda yürürken kızmayacaksın mesela ona baktıklarında&#8230; Hem zaten dert [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yerine kimseleri koyamayacağını sanıp, belki de aldandığın kişiler olacak hayatında. Ve sen uslanmadan acı çekmeye devam edeceksin&#8230; İşte o zaman anlayacaksın yaşadığın şeyin aşk olduğunu.</p>
<p>Sahiplenmeden seveceksin&#8230; Unutma ki, sen bile sana ait değilsin. Bakmayacaksın da öyle rengine, cinsine&#8230; Gözleri mesela&#8230; Yetecek onu deli gibi sevmene&#8230;</p>
<p>Yolda yürürken kızmayacaksın mesela ona baktıklarında&#8230; Hem zaten dert de etme&#8230; Bulduğu müddetçe o sende aradığını, devam da edecek yanında kalmaya&#8230; Merak edeceksin ama vermeyeceksin kendini ele&#8230; En çok da kendine.</p>
<p>Hatırla bak&#8230; &#8216;İyi ki nefes alıyorum&#8217; dediğin zamanlar, sevildiğini bildiğin o anlardan ibaret. &#8216;Zaman dursa şu an&#8217; dediğin anlar da hep tekrar özlem duyma korkusundan.</p>
<p>En güzel anında bile terk etse seni, karışmayacak kafan çok fazla. Çabuk toparlanacaksın. Olmuyorsa da&#8230; Acı çekmenin bile derinlerde bir yerde sana haz verdiğini kabul edeceksin. Onu yaşamayı bilecek; yaşarken yazacak çizeceksin belki de&#8230;</p>
<p>Kötü bitiyorsa bir gece, ertesi sabah uyanmak için bir nedenin olacak&#8230; Bulamıyorsan da, zorlamayacaksın daha fazla. Son demeyeceksin belki ama bitmesinin yeni bir kapı açacağını hatırlayacaksın. Var herkesin bir alıcısı da, sen ne satıyorsun ona karar ver.</p>
<p>Aşağılanma pahasına, bileceksin eskileri yok etmeyi. Ancak denk gelir de bir gün&#8230; Mutluluğu, senin mutluluğundan daha önemli olacak kişiyi bulacak olursan&#8230; Kaçırma sakın. O&#8217;dur işte senin hayat arkadaşın.</p>
<p><span id="more-2554"></span><br />
Seni &#8216;nasıl olsa cepte&#8217; görenler de olacak. Unutma, sen istedin zamanında o cebe girmeyi. Becereceksin şimdi girdiğin gibi de çıkmayı.</p>
<p>Uğruna emek verdiğin kimse aslında seni hayal kırıklığına uğratmadı. Kabul et, sorun senin kendi hayallerinde. Sorun senin kendi zafer tanımında.</p>
<p>Sana &#8216;en kötü günümüz böyle olsun&#8217; değil, &#8216;en güzel günümüz böyle olsun diyenler&#8217; gerek. Çıkar diğerlerini hayatından. Unutma ki çok da umurunda değilsin zaten onun bunun. Sen önce kendi kendinin umurunda ol.</p>
<p>Anlaşıldığını hissetmek! İnsanoğlunun en çok arzuladığı şey işte bu olmalı. O zaman öyle dostlar edin ki, leb demeden sen, anlasın onlar lebleyi. Anlasınlar da, bilsinler de sana çaktırmadan hala dinlemeyi.</p>
<p>Yeni arkadaşlarını &#8216;neden&#8217; yerine, &#8216;neden olmasın&#8217; diyenlerden seç&#8230; Göreceksin bu bile tek başına yetiyor hayatı daha eğlenceli kılmaya.</p>
<p>Rahatsız olduğun her şey kendine bir ayna esasında&#8230; Tanı onları. Tanı da, elindeki güç başkasını değil, sadece kendini değiştirmeye yetiyor. Zorlama.</p>
<p>Zayıf yanlarını görür endişesiyle insanlarla yakınlaşmaktan korkma. Bırak kim neyi görecekse görsün. Dedim ya, insan kendine bile yabancı.</p>
<p>Gelecek için endişe duymaya devam ediyorsan, yetmemiş demek ki&#8230; Yaşadığın pişmanlıklar seni değiştirememiş. Hataların veya hayallerinle ilgili de artık senle konuşan kimse kalmadıysa, senden vazgeçtiler demektir&#8230; Ya mekan değiştireceksin, ya da kendini.</p>
<p>Tek bir kişi bile olsa, biri senin varlığından ötürü daha rahat nefes alsın&#8230; Kafayı her yastığa koyduğunda da, &#8216;yeni güne uyanabilecek miyim&#8217; diye sor. Göreceksin, uyanıkken aldığın her nefesin değeri artıracak.</p>
<p>Değer vereceksin yaşadıklarına da, henüz yaşamadıkların olacak hep seni daha fazla hayata bağlayan. O yüzden yaşarken aç be gözünü kardeşim. Bak tam şu saniye mesela&#8230; Bitti işte o an bile.</p>
<p>Meydan oku! Ona buna değil de, kendi hayatına&#8230; Yapabileceğin halde bugün yapmıyorsan, erteledin bak yine yaşamayı&#8230; Yok işte yaşayacağın başka bir hayat. Çık dışarı, bırak kendini sokağa. Şimdi&#8230;</p>
<p>Uğruna ölmeyi göze alacak bir şeyin yoksa veya bulmak adına bugünden harekete geçmiyorsan, yokluğunun da pek önemi olmayacak. O yüzden dene her şeyi en az bir kez&#8230; Dikkat et bak, bugün sana en unutulmaz anları yaşatan şeyler, geçmişte yapmaktan hep en fazla korktuğun şeylerdi&#8230; O zaman korkma artık. Yeter! Ölme, yaşa&#8230;</p>
<p>Bir ömür yetmiyor ki kendini keşfe&#8230; Gerek de yok o yüzden filozof falan olmaya&#8230;</p>
<p>İnsanların kahrını çekip delireceğine, sen delir, onlar senin kahrını çeksin. Çünkü kendini bir şey sanmazsan, kaybedecek şeyin de olmuyor.</p>
<p>Ancak öyle bir hayat yaşa ki, bitmesin anlatacak hikayelerin&#8230; Ve yeniden dünyaya gelsen, yine &#8216;kendin&#8217; olmak iste&#8230; Sevdiklerine verebileceğin en değerli hediye, sadece daha mutlu bir sen. O yüzden hayat senle oyun oynayacağına, sen onunla oyna&#8230;</p>
<p>Ha unutmadan! Biliyorum&#8230; Bunları okumak sana öyle çok da fayda falan sağlamayacak. İlla ki yaşanması gerekiyor çünkü. Hem zaten ben&#8230; Hiçbir şey hakkında artık eskisi kadar emin değilim ki.</p>
<p>O yüzden, geçeceksin bunları! Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.</p>
<p>Hadi ben kaçar&#8230;<br />
Sen de iyi bak kendine.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2011/07/14/sen-kimseye-kulak-asmadan-ruzgara-karsi-ucabiliyor-musun-ona-bak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>32</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oysa Yol Bile Artık Alay Eder Olmuştur Senle.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2011/04/11/oysa-yol-bile-artik-alay-eder-olmustur-senle/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2011/04/11/oysa-yol-bile-artik-alay-eder-olmustur-senle/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 23:47:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[acı çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[durmak]]></category>
		<category><![CDATA[geri dönmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal kırıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hüsran]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm kalım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yola çıkmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2485</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Sonu yok&#8217; diyenlere güler geçer, Sen daha fazla basarsın gaza. Zarar görürsün, Canın yanar&#8230; Virajlı, engebeli ve tehlikelidir yol, Senin aşık olduğunsa &#8216;yol&#8217;un kendisidir. Anlamazlar. Sen de anlatamazsın zaten. Kendine bile&#8230; Oysa yol bile artık alay eder olmuştur senle. Sen duymazdan gelirsin. İnandığın, Gönül koyduğun, Mücadele ettiğin, Acı çektiğin&#8230; Ve, Bir gün &#8216;sen bile&#8217; anlarsın&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Sonu yok&#8217; diyenlere güler geçer,<br />
Sen daha fazla basarsın gaza.</p>
<p>Zarar görürsün,<br />
Canın yanar&#8230;</p>
<p>Virajlı, engebeli ve tehlikelidir yol,<br />
Senin aşık olduğunsa &#8216;yol&#8217;un kendisidir.</p>
<p>Anlamazlar.<br />
Sen de anlatamazsın zaten.<br />
Kendine bile&#8230;</p>
<p>Oysa yol bile artık alay eder olmuştur senle.<br />
Sen duymazdan gelirsin.</p>
<p>İnandığın,<br />
Gönül koyduğun,<br />
Mücadele ettiğin,<br />
Acı çektiğin&#8230;<br />
<span id="more-2485"></span><br />
Ve,<br />
Bir gün &#8216;sen bile&#8217; anlarsın&#8230;<br />
Gerçekten &#8216;çıkmazdır&#8217; o yol.</p>
<p>Ve,<br />
Yoktur geri gitmekten başka çaren.</p>
<p>Fenadır&#8230;<br />
Koyar adama.</p>
<p>Duvara toslamak yetmez gibi,<br />
Bitmek de bilmez şimdi o dönüş yolu.</p>
<p>Dönüşün yeni bir başlangıç olacağını &#8216;bilsen&#8217; bile,<br />
Giderken ki alınan acı,<br />
Dayanması zor bir sancıdır artık.<br />
Çünkü &#8216;bilmek&#8217; yetmez.</p>
<p>Ağır gelir her şey.<br />
Herkes.<br />
Her söz.</p>
<p>&#8216;Durmayı bilmeyi&#8217; ve &#8216;geri gitmeyi&#8217;<br />
Böyle sokarlar senin lugatına.</p>
<p>Sokarlar sokmasına da,<br />
Onlar hiç yola çıkmayanlardır ya&#8230;<br />
İşte en çok da bu koyar adama.</p>
<p>&#8216;Ölümle kalım&#8217; arasından geçilir, biliyorum.<br />
Hem geçilmese ne olur ki?<br />
Yol dediğin hayatın kendisi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2011/04/11/oysa-yol-bile-artik-alay-eder-olmustur-senle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>24</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi Olanlar Kaybederken, Sen Kazanıyorsun!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/14/iyi-olanlar-kaybederken-sen-kazaniyorsun/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/14/iyi-olanlar-kaybederken-sen-kazaniyorsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 01:49:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bug]]></category>
		<category><![CDATA[kendimle yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=2260</guid>
		<description><![CDATA[Dün ağladığına, Bugün gülüyor, Bugün baş tacı yaptığına, Yarın köpek çekiyorsun. Yanması gereken senin canınken, Sen, sevenlerin canını yakıyorsun. Acıyla beslensen de, Üzemiyor işte kimse seni. Hayatı o denli hafife alıyorsun ki, İmreniyorlar bile içten içe. Sonra ne tuhaf ki, Üzdüklerin sana daha bir bağlanıyor. Seninse umrun olmuyor. İyi olanlar kaybederken, Sen kazanıyorsun. Bense, Zorlanıyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün ağladığına,<br />
Bugün gülüyor,<br />
Bugün baş tacı yaptığına,<br />
Yarın köpek çekiyorsun.</p>
<p>Yanması gereken senin canınken,<br />
Sen, sevenlerin <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/" target="_blank">canını yakıyorsun</a>.</p>
<p>Acıyla beslensen de,<br />
Üzemiyor işte kimse seni.</p>
<p>Hayatı o denli hafife alıyorsun ki,<br />
İmreniyorlar bile içten içe.</p>
<p>Sonra ne tuhaf ki,<br />
Üzdüklerin sana daha bir bağlanıyor.<br />
Seninse umrun olmuyor.<br />
<span id="more-2260"></span></p>
<p>İyi olanlar kaybederken,<br />
Sen kazanıyorsun.</p>
<p>Bense,<br />
Zorlanıyorum.</p>
<p>Derdim eskileri atmaktan çok,<br />
Yenilere yer açmakta.</p>
<p>Benim derdim, kendimle!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/12/14/iyi-olanlar-kaybederken-sen-kazaniyorsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
<enclosure url="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/12/10-Hey-You.mp3" length="5426318" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Aşk bu olsa gerek!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/05/17/ask-bu-olsa-gerek/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/05/17/ask-bu-olsa-gerek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 18:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[delilah]]></category>
		<category><![CDATA[delilah sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hey there Delilah]]></category>
		<category><![CDATA[Plain White T's]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1566</guid>
		<description><![CDATA[Çırılçıplak ruhlarına teslim olanlara&#8230; Okşayan eli değil, tekmeleyen ayağı itenlere&#8230; Delilah onlara. Hey there Delilah What&#8217;s it like in New York City? I&#8217;m a thousand miles away But girl, tonight you look so pretty Yes you do Times Square can&#8217;t shine as bright as you I swear it&#8217;s true Hey there Delilah Don&#8217;t you worry [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çırılçıplak ruhlarına teslim <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/01/17/cirilciplak-ruhuma-teslim-olasim-geldi/" target="_blank">olanlara</a>&#8230;<br />
Okşayan eli değil, tekmeleyen ayağı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/" target="_blank">itenlere</a>&#8230;<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=h_m-BjrxmgI" target="_blank">Delilah</a> onlara.</p>
<p><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/h_m-BjrxmgI&#038;hl=en_GB&#038;fs=1&#038;rel=0&#038;color1=0x3a3a3a&#038;color2=0x999999"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/h_m-BjrxmgI&#038;hl=en_GB&#038;fs=1&#038;rel=0&#038;color1=0x3a3a3a&#038;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object></p>
<p>Hey there Delilah<br />
What&#8217;s it like in New York City?<br />
I&#8217;m a thousand miles away<br />
But girl, tonight you look so pretty<br />
Yes you do<br />
Times Square can&#8217;t shine as bright as you<br />
I swear it&#8217;s true<br />
<span id="more-1566"></span><br />
Hey there Delilah<br />
Don&#8217;t you worry about the distance<br />
I&#8217;m right there if you get lonely<br />
Give this song another listen<br />
Close your eyes<br />
Listen to my voice, it&#8217;s my disguise<br />
I&#8217;m by your side</p>
<p>Oh it&#8217;s what you do to me</p>
<p>Hey there Delilah<br />
I know times are getting hard<br />
But just believe me, girl<br />
Someday I&#8217;ll pay the bills with this guitar<br />
We&#8217;ll have it good<br />
We&#8217;ll have the life we knew we would<br />
My word is good</p>
<p>Hey there Delilah<br />
I&#8217;ve got so much left to say<br />
If every simple song I wrote to you<br />
Would take your breath away<br />
I&#8217;d write it all<br />
Even more in love with me you&#8217;d fall<br />
We&#8217;d have it all</p>
<p>Oh it&#8217;s what you do to me</p>
<p>A thousand miles seems pretty far<br />
But they&#8217;ve got planes and trains and cars<br />
I&#8217;d walk to you if I had no other way</p>
<p>Our friends would all make fun of us<br />
and we&#8217;ll just laugh along because we know<br />
That none of them have felt this way</p>
<p>Delilah I can promise you<br />
That by the time we get through<br />
The world will never ever be the same<br />
And you&#8217;re to blame</p>
<p>Hey there Delilah<br />
You be good and don&#8217;t you miss me<br />
Two more years and you&#8217;ll be done with school<br />
And I&#8217;ll be making history like I do</p>
<p>You&#8217;ll know it&#8217;s all because of you<br />
We can do whatever we want to<br />
Hey there Delilah here&#8217;s to you<br />
This one&#8217;s for you</p>
<p>Oh it&#8217;s what you do to me<br />
What you do to me</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/05/17/ask-bu-olsa-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 18:22:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[devrim yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[doktor olmak]]></category>
		<category><![CDATA[einstein]]></category>
		<category><![CDATA[evlat acısı]]></category>
		<category><![CDATA[hastane modeli]]></category>
		<category><![CDATA[patch adams]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481</guid>
		<description><![CDATA[- Mesela tıp okullarında günde bir saatlik ders olsa ve arkanızda oturan arkadaşınız size masaj yapsa. Evet, masaj! İşte bu yüzden hastasının ayağına masaj yapan bir doktor göremiyoruz bugün. - Mesela hastaneler, hastaların ve çalışanların oylarıyla haftanın &#8220;en kaba, en huysuz doktorunu&#8221; seçip duvara kocaman bir resmini assalar. Hiçbir doktor bu oylamada &#8220;kazanan&#8221; olmayı istemeyecektir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1492" title="dr patch adams" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/dr.patch.adams_.jpg" alt="" width="140" height="202" />- Mesela tıp okullarında günde bir saatlik ders olsa ve arkanızda oturan arkadaşınız size masaj yapsa. Evet, masaj! İşte bu yüzden hastasının ayağına masaj yapan bir doktor göremiyoruz bugün.</p>
<p>- Mesela hastaneler, hastaların ve çalışanların oylarıyla haftanın &#8220;en kaba, en huysuz doktorunu&#8221; seçip duvara kocaman bir resmini assalar. Hiçbir doktor bu oylamada &#8220;kazanan&#8221; olmayı istemeyecektir.</p>
<p>- Mesela hastane koridorlarına şarkı söylemeden girilmese&#8230;</p>
<p>Bunlar, &#8220;insanlığın kendisini&#8221; en büyük ilaç yapmak isteyen Adams&#8217;ın onlarca fikrinden bazıları. Hani şu &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/" target="_blank">Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!</a>&#8221; ile başladığımız yazı dizisinin kahramanı olan deli doktor!</p>
<p>&#8220;Dünyadaki hiçbir tıp okulu sağlıklı olmayı, zinde olmayı öğretmiyor. Benim tüm tıp eğitimim boyunca &#8216;sağlık&#8217; kelimesi derslerde geçmedi. Geçen hep: &#8216;hastalıktan kurtulmak&#8217; oldu. İyi beslenme, egzersiz, ve tabii ki sevgi kelimeleri hiç geçmedi. <strong>İşte size tıp okullarının vizyonu!</strong>&#8221;<br />
<span id="more-1481"></span><br />
Praktisi aşkla yapmaktan bahsediyor kısaca.</p>
<p>Kanser var tamam, o da bir doktor olarak yardım etmek istiyor, ancak o öncelikle ne oluyor da insanlar kansere yakalanıyor, onu bilmek istiyor. İntihar oranları, özellikle zengin ülkelerde yükseliyor. Bu intiharları durdurmaya çalışmak güzel de, o asıl neden zengin ülkelerde intihar oranları daha yüksek, bunu bilmek istiyor.</p>
<p>&#8220;Bir doktor &#8216;neden&#8217; sorusu sormalı. Sonrasında, çözüm için nasıl bir model uygulanmalıyı araştırmalı. Doktorun en önemli işlerinden biri &#8216;sağlıklı olmanın tasarımını&#8217; yapmak olmalıdır&#8221; <a href="http://www.youtube.com/watch?v=8Q7aqa-G0l8" target="_blank">diyor</a>.</p>
<p>Küstah doktrolara ve ilaç şirketlerine ise ateş püskürüyor: <strong>&#8220;Sizin öncelikli işiniz iyileştirmek değil, &#8216;önemsemek&#8217; olmalı.</strong>&#8221;</p>
<p>&#8220;Her geçen yıl, &#8216;iyileştirme&#8217; konsepti üzerine daha mütevazi olmaya başladığımı görüyorum. Tıp veya başka bir insan biliminde &#8216;iyileştirme&#8217; konseptini konuşmak çok tehlikeli, hatta küstahça. Çünkü iyileştirilmeye başlanılan daha ilk haftada doktorlar tarafından aşağılanacaksınız.</p>
<p>Yılın her günü, günün her saati ilgi gösterebilir, özenli davranabilir, umursayabilirsiniz. Ancak hiçbir zaman tedavi yapmadan iyiliştirmeyi garanti edemezsiniz. Bir hastalık üzerine ne kadar uzman olursanız olsun, tedaviyi yapmadan da o tedavinin olası tüm yan etkilerini ve sonuçlarını bilmezsiniz.</p>
<p>İlaç şirketlerinin tedaviyi önemsediği söyleniyor. Oysa onların önemsediği tek şey karlılık. Dünyada karlılık oranları en yüksek şirketler hep ilaç şirketleri. Tehlikeli olabilecek ilaçları dahi göstermelik araştırmalarla satışa sunabilirler. Antidepresan veya rahatlatıcı gibi tüm psikiyatrik ilaçlar praktis amaçlı satılıyor.&#8221;</p>
<p>İçinde; bugüne kadar yapılmış devrimlerin tarihinden, projelerini hayata geçiren kişilerin hayatlarına; politikadan ekonomiye; sosyolojiden çevre bilimine; şiir ve dramadan, kurgu romanlara kadar 18 bin kitabı olan bir kütüphaneye sahip <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/" target="_blank">Patch Adams</a>. Bu okumalar ona, devrim yapan herkesin esasında sadece birer insan olduğunu, adaletsizlik ve şiddetin karşısında bir şeyler yapabileceğine tutkuyla inanan ve harekete geçen kişiler olduğunu öğretiyor.</p>
<p>Bu devrimlerden biri de; &#8220;arkadaş canlısı&#8221; olmak. Çünkü kişilerin &#8216;en insan&#8217; oldukları yerler sevdiği arkadaşlarıyla birlikte olduğu anlar. Arkadaş canlısı olmanın bir alt kategorisi, hastanede hasta bir çocuğa arkadaşça davranmak. &#8220;Bunun gibi 10 milyon alt kategori sayabilirim&#8221; diyor.</p>
<p><strong>&#8220;İnsanlar kendi hayatlarında devrimci olmalılar.&#8221;</strong></p>
<p>Bu yaklaşım sadece hastanelere özel olmak durumunda değil. Uyandığımız andan itibaren ailemize, okula veya işe giderken yolda, otobüste, metroda karşılaştıklarımıza, okul veya iş arkadaşlarımıza&#8230; İçinde yaşandığımız topluma keyif veren, sevinç saçan neşe kaynağı bir kişi olup olmayacağımıza karar veriyoruz. Tıpkı sevdiğimiz arkadaşlarımızla birlikte olduğumuz anlarda yaptığımız gibi. Bu kararı uyanık olduğumuz her gün, her an veriyoruz.</p>
<p>Hepimizin hayatı sevme ve sevilme üzerine kurulu. Ancak bununla ilgili çoğumuzun bir stratejisi yok!</p>
<p><strong>&#8220;Aşk stratejiniz nedir?&#8221;</strong> diye soruyor Adams.</p>
<p>&#8220;Sevme adına uyguladığınız politikanızı veya düşünülmüş hareket planınızı sorduğumda insanlar şaşırıp, cevap veremiyorlar.  Ama futbolla ilgili stratejilerimiz var. Çünkü futbol sevmekten daha önemli! Okullarda şefkat öğretilmiyor. Yuvadan lise sona kadar hafta beş saat, tıpkı dil veya tarih gibi, sevme dersi de olsa, işte o zaman belki erkekler karılarını dövmez. Ve belki işte o zaman kadınlar bir popo parçasından fazlası olabilirler.&#8221;</p>
<p>Patch Adams&#8217;ın bu sevgi stratejisini okurken, aklıma Einstein geldi.</p>
<p>&#8220;Full Catastrophe Living&#8221; (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jon_Kabat-Zinn" target="_blank">Jon Kabat-Zinn</a>) kitabında, 1950 yılında geçen ve (29 Mart 1972 tarihinde The New York Times&#8217;da da yayınlanan) gerçek bir hikaye anlatılıyor:</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein"><img class="alignright size-full wp-image-1489" title="Einstein" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2010/03/Einstein.jpg" alt="" width="156" height="203" /></a><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein">Einstein</a>, Princeton&#8217;da the Institute of Advanced Study&#8217;de çalışırken, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan birçok kişiden mektuplar alırmış. İnsanlar içinde bulundukları kişisel problemlere çözüm için tavsiye istermiş. Bilimsel alandaki başarılarından gelen bilgeliğinin yanında, <strong>&#8220;şefkat&#8221; konusuna getirdiği farklı bakış açısı</strong> da ona haklı bir ün kazandırmış.</p>
<p>Mektuplardan birini, 16 yaşındaki kızını ani bir ölümle kaybeden Yahudi bir din adamından almış. Haham&#8217;ın 19 yaşındaki diğer kızı da, kardeşinin ölümünü kabullenmeyip, yaşama küsmüş.</p>
<p>Büyük kızını da kaybetme korkusuyla çaresizce yardım isteyen bu babaya, <a href="http://en.wikiquote.org/wiki/Albert_Einstein" target="_blank">Einstein</a> cevaben şunu yazıyor:<em><br />
</em></p>
<blockquote><p><em>&#8220;İnsan, &#8216;Evren&#8217; adını taktığımız bütünün, zaman [yaşam] ve alanla [vücud] sınırlı bir parçasıdır. İnsanoğlu kendini deneyimlerken, düşünce ve duygularını, bütünün geri kalan kısmından ayrıymış gibi algılar. Bu, insan bilincinin optik bir yanılgısıdır. Bu yanılgı da, bizi, kendi arzularımız ve yakınımızdaki birkaç kişiye olan sevgimizle kısıtlayan bir hapishane gibidir. Yapmamız gereken; şefkat çemberimizi, &#8216;yaşayan tüm canlıları&#8217; ve &#8216;güzelliğiyle bütün doğayı&#8217; kucaklayarak genişletmek ve kendimizi bu hapishaneden kurtarmak olmalıdır. Kimse bunu tamamen başaramaz, fakat bu tür bir kazanç için gösterilecek çabanın kendisi, özgürleşmenin bir parçası ve [vicdani] içsel güvenin temeli olacaktır.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Sanırım bir insanın yaşayabileceği acılar içinde en berbat ve en büyük olanı evlat acısı. İşte o acıyı çeken bir babaya yazdığı bu müthiş mektubu okuduktan sonra, Einstein için yapılan &#8220;dünyanın en zeki insanı&#8221; yakıştırması yetmemeye başladı.</p>
<p>Kapitalist düzene karşı olan görüşlerini içeren bir sonraki yazıyla, Patch Adams yazı dizimizi bitireceğiz. O zaman kadar da sizden rica etsem, burada benimle &#8220;<strong>aşk* stratejinizi</strong>&#8221; paylaşır mısınız?</p>
<p>*Güncelleme: &#8220;<strong>Aşk</strong>&#8221; kelimesi ile ne demek istediğimi, Dr. Serdar Savaş aşağıdaki yorumu ile benden daha iyi dile getirmiş:</p>
<p><em>&#8220;Aşk kendi dışındaki bir kişi, düşünce, ideal için kendinden vazgeçebilmektir. Buradaki ‘kendi’ kavramı, insanın ‘kendi algısı’dır. ‘Ben’ denilen o kendilik, öyle kıskanç, öyle dedikoducu, öyle haris, öyle pinti, öyle hazımsız, öyle vahşi, öyle tüketici, öyle sahip olucu, kısacası öyle bencildir ki, onu çıplak görseniz korkudan taş kesilirsiniz.</em></p>
<p><em>Ben’in, Ben’den başka bir şey için kendinden vazgeçebilmesi için o Ben’in içindeki Öz Ben’e ulaşmasını gerekir (Mevlana, Yunus Emre) Bu acılı bir süreçtir. Bu süreci yaşamak öğrenilebilir.&#8221;</em></p>
<p><strong>Not:</strong> &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/09/patch-adams-anarsist-palyaco-doktor/" target="_blank">Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!</a>&#8221; ile başladığımız bu yazı dizisinin son bölümü de; &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/26/bizler-zenginlere-hizmet-eden-robotlariz/" target="_blank">Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız.</a>&#8220;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beni Buzla&#8217;r mısınız?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2009/07/10/beni-buzlar-misiniz/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/07/10/beni-buzlar-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 13:38:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[buzla]]></category>
		<category><![CDATA[çuvallamalar]]></category>
		<category><![CDATA[fmk]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal hayat]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[statü endişesi]]></category>
		<category><![CDATA[tunç kılınç]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1021</guid>
		<description><![CDATA[Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz&#8217;da yayınlanmış: Can&#8216;ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; buzla.com. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber. Kötü haber ise, Buzla Sohbetler başlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz&#8217;da <a href="http://www.buzla.com/Yasam/fikiratolyesi-ve-fmknin-yaraticisi-tunc-kilinc-cevapliyor" target="_blank">yayınlanmış</a>:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="276" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xf3grb?width=480&amp;theme=none&amp;foreground=%23F7FFFD&amp;highlight=%23FFC300&amp;background=%23171D1B&amp;additionalInfos=1&amp;start=&amp;animatedTitle=&amp;iframe=0&amp;autoPlay=0&amp;hideInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="276" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xf3grb?width=480&amp;theme=none&amp;foreground=%23F7FFFD&amp;highlight=%23FFC300&amp;background=%23171D1B&amp;additionalInfos=1&amp;start=&amp;animatedTitle=&amp;iframe=0&amp;autoPlay=0&amp;hideInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><a href="http://www.farketing.com/" target="_blank">Can</a>&#8216;ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; <a href="http://www.buzla.com/" target="_blank">buzla.com</a>. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber.</p>
<p>Kötü haber ise, <a href="http://www.buzla.com/sohbetler" target="_blank">Buzla Sohbetler</a> başlığı altında benimle bir söyleşi yapmaya karar vermesi :) İlkini <a href="http://friendfeed.com/" target="_blank">FriendFeed</a>‘in kurucu ortaklarından Bret Taylor&#8217;la yapmıştı. Ben ise hiçbir şeyin kurucu ortağı değilim!</p>
<p>Neyse&#8230;</p>
<p>Geçen sene Pazarlama Dünyası için yapılan bir söyleşiyi, yorumlarda gelen yeni sorularla devam ettirmiş ve adına da &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/03/11/hic-bitmeyen-soylesi/" target="_blank">Hiç Bitmeyen Söyleşi!</a>&#8221; demiştik. O söyleşi veya <a href="http://www.fikiratolyesi.com/tunc-kilinc" target="_blank">kimdir</a> veya <a href="http://www.facebook.com/fikiratolyesi" target="_blank">Facebook</a> sayfası&#8230; Dilediğiniz kaynaktan esinlenebilir, aklınıza ne esiyorsa onu sorabilirsiniz. 23 Temmuz&#8217;a kadar en çok buzlanan (oylanan) soruları da Can daha sonra bana soracak ve bunu Buzla&#8217;da bir video olarak yayınlayacakmış. (Sorularınız için <a href="http://www.buzla.com/Yasam/fikiratolyesi-ve-fmknin-yaraticisi-tunc-kilinc-cevapliyor" target="_blank">link bu adreste</a>.)</p>
<p>Söyledim Can&#8217;a; video çekiminde rakı-balık olmazsa hiçbir soruya cevap vermiyorum :)</p>
<p>Olmadı siz kazık sorular sorun, içinden çıkmam zor olsun. Eğleniriz :)</p>
<p><strong>Güncelleme</strong>: Yukarıdaki <a href="http://www.dailymotion.com/video/xf3grb_baykalarynyn-gozunde-adam-olmak_news" target="_blank">video</a> sizin sorduklarınızdan çıktı :) Daha sonra gerçekleşen TEDxReset etkinliğindeki &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/01/30/hayat-bize-oyun-oynuyor-olabilir-mi/" target="_blank">Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi?</a>&#8221; konuşması da ilginizi çekebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/07/10/beni-buzlar-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçimdeki Serseri</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/18/icimdeki-serseri/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/18/icimdeki-serseri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 02:54:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[kaçamak yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=642</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşımla konuşuyorum bayramda. Evlenmeyi düşünecek kadar seviyor bir kızı. Bir sevgilide aradığı her şey var kızda. Zekası, insanlığı, enerjisi, duruşu, fedakarlığı, dürüstlüğü, samimiyeti, teni, kokusu&#8230; Ona karşı gizlemediği bir tutkusu var her şeyden önce. Bizimkinin de ona. Sevgi; &#8216;sevgili&#8217; yapmış onları. Birlikteyken vaktin nasıl geçtiğini anlamadıkları, yanında değilken özlediği&#8230; Kaybetme korkusu yaşadığı biri olmuş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir arkadaşımla konuşuyorum bayramda. Evlenmeyi düşünecek kadar seviyor bir kızı.</p>
<p>Bir sevgilide aradığı her şey var kızda. Zekası, insanlığı, enerjisi, duruşu, fedakarlığı, dürüstlüğü, samimiyeti, teni, kokusu&#8230; Ona karşı gizlemediği bir tutkusu var her şeyden önce. Bizimkinin de ona. Sevgi; &#8216;sevgili&#8217; yapmış onları.</p>
<p>Birlikteyken vaktin nasıl geçtiğini anlamadıkları, yanında değilken özlediği&#8230; Kaybetme korkusu yaşadığı biri olmuş onun için.</p>
<p>Ancak (arkadaşımın tabiri ile) &#8220;eski kiracılar&#8221; da etrafta hala! <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/29/kalcayi-calistiranlarin-calistiramadigi/" target="_blank">Kalçasını çalıştırıp</a> başka bir tarafını çalıştıramayan türden kiracı bunlar. &#8220;Daha az hal hatır sorsam da, varlar. Ancak şu da var ki, kontratı bitenin yerine yeni kiracı almıyorum.&#8221; Emin misin diye gözünün içine bakınca itiraf ediyor: &#8220;Hmm, haklısın&#8230; Eskiye oranla daha az alıyorum ama inan boşalan daireler var!&#8221;</p>
<p>Eski defterleri kapatamıyorsun hemen!</p>
<p><span id="more-642"></span></p>
<p>Böyle durumlarda kiracılarla iletişim için, ikinci bir numara alıyorsun ve ikinci bir msn ve ikinci bir email adresi&#8230; Yapıyorsun gerekli tembihleri de.</p>
<p>Sonra veriyorsun sevgiline asıl kullandığın msn şifreni ve facebook şifreni ve email şifreni. Hatta cep telefonunu. Al diyorsun, hepsine gir bak, kullan. Artık sadece sen varsın.</p>
<p>Bu mudur dedim güven sağlamanın yolu?</p>
<p>Bir parantez açalım burada:</p>
<p>O kadar sık rastlıyorum ki bu sevgiliyle şifre değiş tokuş olaylarına. Daha çok gençler arasında. Güven sağlamanın ilk akla gelen, en pratik yolu olmuş. Kimi gönül rızasıyla, kimi istemeye istemeye&#8230;  Bunu isteyebilmek de, verilince almak da açık açık sana güvenmiyorum demek değil mi?</p>
<p>Güven duymanın azı veya çoğu olmuyor. Sana biraz güveniyorum diyemiyoruz kimseye. Ya var, ya yok. Ve bunu anlamanın yolu şifrelerden geçmiyor tabii ki. Birlikteyken yaşananlar yetiyor.</p>
<p>Tüm doğallıyla yaşananlar sadece&#8230;</p>
<p>Geçmişte olup bitenler, adı üstünde; geçmiş. Benim önceki ilişkilerimi sorgulama. Zaten tek taraflı dinlemiş olacaksın. Hiçbir zaman da anlamayacaksın olup biteni. Ben bile çoğu kez anlayamıyorum. Matematik formülü değil ki bu duygu işleri.</p>
<p>Ben seninle yeni bir sayfa açıyorum. Bunu sen de istiyorsun. O yüzden açıldı bu sayfa. Beni nasıl tanıdığınla karar verdin. Yaşadıklarımızla&#8230; Tüm doğallıyla&#8230; Bırak, bunun üzerine inşa etmeye devam edelim bir şeyleri. Birbirimize güvenip; ya hayal kırıklığı yaşayıp acı çekeceğiz ve bitecek. Ya da sevgimizi yaşayacağız doyasıya.</p>
<p>Neyse, kapatalım bu parantezi burada. :)</p>
<p>Kiracılar özlüyor tabii arada ev sahiplerini!</p>
<p>Bu tarafta da hoşa gidiyor özlenmek. Arada kaçamak yapmak. Ve yakalanmamak&#8230; Bir futbolcunun kaşla göz arasında elle gol atması gibi bu. Skor tabelasına yazılıyor o gol sonuçta. Alt etmenin verdiği zafer hazzını yazmaya ise; yetecek bir skor tabelası yok henüz. Ama olsun. Onun keyfi de soyunma odasında çıkıyor: &#8220;kimseye söyleme, golü elle attım!&#8221;</p>
<p>&#8220;Evleninceye kadar ama abi diyor. Ondan sonra inan hiç kiracım kalmamış olacak.&#8221;</p>
<p>Peki ne oluyor evlenince? Atılan bir imza seni nasıl bu kadar değiştirecek?</p>
<p>Değiştirecek &#8220;gibi yapacak&#8221; başlarda, bu doğru. İmzadan önce yok edilecek o alınan ikinci numaralar, msn adresleri&#8230; Sen bile şaşıracaksın, hatta gurur duyacaksın kendinle. Ancak nereye kadar. Onlara nasıl ulaşacağını biliyorsun sonuçta. Olmadı, yeni kiracılar hep yok mu etrafta? Emlakçıları geçiyorum zaten!</p>
<p>Bir de evlenince, gündelik yaşamın monotonluğunu aşmak daha bir zor gelmeye başlayacak. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/09/12/ask-hosumuza-giden-bedenlerin-icine-hayal-ettigimiz-ruhlari-yerlestirmenin-adi-mi/" target="_blank">Aşkın o büyüsü</a> azalacak.</p>
<p>&#8220;Papaz hep aynı pilavı yemekten sıkılıyor mu demek istiyorsun yoksa?&#8221;</p>
<p>Sıkılabilir gerçekten. Peki o pilavın yanına kuru fasulyeyi yapacak olan kim? Bunu akıl edecek, fasulyeyi bir gece önceden suya yatırıp, ertesi günü pişirecek olan? Papaz tabi ki. Sıkılan o sonuçta&#8230; Pilav üstü kurudaki o pirincin tadı bambaşka gelmeyecek mi şimdi ikinize de?</p>
<p>Bu zahmete girmeyip lapa pilavı tercih etmek, elindeki pirinci de kaybetmeye razı olmak demek. Ve bu riski almaya onay veren sensin.</p>
<p>&#8220;Hayır Tunç abi&#8221; dedi, &#8220;onu kesinlikle kaybetmek istemiyorum.&#8221;</p>
<p>Peki o zaman neden kiracıları hemen bir günde çıkartmıyorsun? Azaltmak, kira toplamaya devam etmek demek değil mi? İstersen bir anda kesersin.</p>
<p>Durdu&#8230;</p>
<p>Bak dedim, kaçamak yapacaksan bir gün yakalanmaya razı olacaksın. Yeni msn veya mail adresi seni nereye kadar korur? Sokağı var bunun. Sen onu görmezlikten gelsen, o gelmeyebilir. Ayrıca senin gol krallığına oynamanı kıskananlar da vardır hep etrafta. Kimi nereye kadar kontrol edeceksin? İstediğin kadar deneyimli, istediğin kadar zeki ol; bir yerde patlarsın. Hem unutma, kadınların özellikle bu konularda bizde pek olmayan sezgileri var. Çok da iyi arkadaşlar o kendi iç sesleriyle.</p>
<p>Yine durdu&#8230;</p>
<p>Şimdi patladığın anı hayal edelim. Golü elle atıp, yakalandın. Karşılıklı konuşuyorsunuz. Neden diyor sana&#8230; Neden?</p>
<p>Kıvırırsan anlar. Onda olan iç sesi hatırla. Daha öncekilerde sen olayı kotardığını düşündün, o da yemiş gibi yaptı. İlişki sürsün istiyorsan; son kurşunun yalan söylemek değil, cesaretle doğruyu söylemek. Nasıl olsa bir gün yakalanacağını biliyordun, işte o gün; bugün. Madem deneyimlisin, zekisin de&#8230; Ne cevap vereceksin?</p>
<p>Papaz hikayesini düzgün bir dille anlatmak tabii ki işin doğrusu. Bunun dışında söyleyeceğin her şey kıvırmak olur. Merak etme, o zaten bunun farkında. Senden duymayı istiyor sadece.</p>
<p>Asıl sorun ise bunu duyduktan sonra başlıyor. Çünkü şimdi, o içten içe kendini suçlayacak. Sana yetemediğini düşünecek. İşte bunu düşündürtmek ona yapabileceğin en büyük haksızlık&#8230; Çünkü sorun onun yetersizliği değil, senin kuru fasulyeyi yapmayı akıl edememendi. Tembelliğindi.</p>
<p>Ayrıca var olan bir sorunda çözümü sadece karşıdan beklemek, yapılan en büyük hata oluyor çoğu kez. Sorunun kaynağı sadece karşı taraf bile olsa, bunu birlikte çözeceğiz. &#8216;Ben sana söylemiştim&#8217; yetmez. Birlikte üstesinden geleceğiz.</p>
<p>Onu kaybetmek istemiyorum diyordun?</p>
<p>&#8220;Evet, istemiyorum&#8230; Üstelik işin ilginç yanı biz birbirimize yetiyoruz da. Her anlamda. İçimdeki serseri bunları bana yaptıran.&#8221;</p>
<p>O zaman, o serseriyle sevgilini de arkadaş yapacaksın. Onun başta vurulduğu da muhtemelen senden çok oydu zaten. Yapamazsan da, serserinle başbaşa kalıp lapa pilavın keyfini süreceksin. Tıpkı <a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=49353724691&amp;oid=5228573606" target="_blank">Issız Adam</a>&#8216;ın yaptığı gibi.</p>
<p>Kapıdan çıkarken arkamdan seslendi:</p>
<p>&#8220;Abi, kiracıların hepsiyle yarın kontratları fesh ediyorum!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/18/icimdeki-serseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>43</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okşayan Eli İtip, Tekmeleyen Ayağı Neden Öper İnsanoğlu?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 01:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bug]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230; &#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten. Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230;</p>
<p>&#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme.</p>
<p>Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.</p>
<p>Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya başlıyor sizden.</p>
<p>Taparsan tepilirsin, tepersen tapılırsın (sanırım bu arkadaşlar arasında &#8220;4s&#8221; olarak geçen kuralın en düzgün yazım şekli!) </p>
<p>Kötü davranmanın prim yaptığını bilen bir kaçan, kötü davranılmaktan keyif alan bir kovalayan!<br />
<span id="more-504"></span></p>
<p>Oysa sevmekten güzeli var mı? Birini seviyor ve bunu belli ediyorsunuz. Hatta <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/"target="_blank">teslim oluyorsunuz</a>. Kartları açık oynadığınız ve içinizden geldiği gibi davrandığınız içinse ızdırap çekiyorsunuz. Veya kaygan zeminde zoru oynayıp, gizemli davrandığınızda kuvvetli taraf olup, bu sefer peşinizden gelinen oluyorsunuz.</p>
<p>Her iki tarafta açık oynasa ya kartlarını demek geliyor insanın içinden&#8230;</p>
<p>Peki; okşayan eli itip, tekmeleyen ayağı neden öpüyoruz? Tekmelenmek veya acı çekmek bu sevgi denen şeyin olmazsa olmazı mı? Bilerek, isteyerek, hatta zevk alarak kul köle olmak&#8230;</p>
<p>Karşımızdakinin bizim bir dediğimizi iki etmemesi, hep alttan alması, daha sık arayıp sorması sanırım bizde &#8220;tamam, artık o benimdir&#8221; algısı yaratıyor. Ve biz insanoğlu sahip olduklarımızın değerini bilmiyor, hep sahip olamadığımızı istiyoruz.</p>
<p>Tutkular sahip oluncaya kadar yaşıyor.</p>
<p>İçimizden geldiği gibi, hiç frene basmadan yaşadığımız&#8230; Gözümüzü telefondan ayıramayıp çalan her telefonun, gelen her mesajın ondan olsun istediğimiz&#8230; Fazlaca üstüne düşüp ve onu tepemize çıkarttığımız zamanlar&#8230;</p>
<p>İşte tüm bunlar kaçanın kendini olduğundan daha güçlü ve daha bağımsız hissetmesini sağlamıyor mu? Çünkü artık o her istediğini yaptırabilen bir konumda, hem de sizin kendi tercihinizle. Her istediğinizi yapan, her şeyini feda edebilen kişi ise zayıf karakterlidir önermesi burada devreye giriyor; saygı azalıyor, küçümseme başlıyor.</p>
<p>Kovalayan daha bir hırs yapıyor, artan acı da ondaki motivasyonu tavan yaptırıyor. İstenmemenin bile istenir olmaya tercih edilebileceği bir seviyeye geliniyor. Ve&#8230; Kaçanın zorbalıkları kovalayanın tutkusu oluyor. [Girdaba bakın!]</p>
<p>Defalarca &#8220;yeter artık&#8221; demelerin, anlık mutluluklara tercih edildiği zamanlar&#8230;</p>
<p>Kimin söylediğini hatırlayamadığım bir söz özetliyor herşeyi: <em>&#8220;insan nedense, kendisine ızdırap çektirenlere yeni ızdırap şansları tanımak konusunda çok hevesli.&#8221;</em></p>
<p>Sık olmasa da, tersine dönebildiği de oluyor bu durumun. Kaçanın kovalayan, kovalayanın kaçan rolleri alması. Kovalayan kendiyle &#8220;samimi&#8221; olabilmiş ve gerçekten yeter demiştir artık. Şimdi acı çektirmekten keyif alan, acı çekmekten keyif alır hale gelecektir.</p>
<p>Kaçan veya kovalayan&#8230; Bu hepimizin hayatta en az bir kere gireceği, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/08/05/dostlarim-dunyada-hic-dost-yoktur/"target="_blank">doğru</a> insanı bulana kadar da kafamızı karıştırmaya devam edecek bir girdap.</p>
<p>Sadece karşılıklı ve gerçek aşklarda bu söz konusu olmuyor. Her iki tarafın da zaten gözü bir şey görmediği için, kaçma kovalama gizem vs gündem dışı kalıyor. </p>
<p>Şimdi diyeceğim ki &#8220;size değer vermeyene siz de vermeyin&#8221; ancak bu öyle bir kaç kez yaşanmadan öğrenilecek bir şey değil. Dibine kadar yaşanmalı da.</p>
<p>Bu sonuçta bizim biz olmamızı sağlayan bir &#8220;bug.&#8221; Bu bizim doğal halimiz. Kaçan da, kovalayan da olmuş biri olarak diyorum ki; iyi ki var bu zayıflıklarımız. Gönül sevmek ister, güvenmek ister. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/09/12/ask-hosumuza-giden-bedenlerin-icine-hayal-ettigimiz-ruhlari-yerlestirmenin-adi-mi/"target="_blank">Aşkını</a> pamuklara sarmalayıp sarmak ister!</p>
<p>Peki o zaman ne öğrendim bunca sene?</p>
<p>İzin vermediğimiz kişilerin bizi üzemeyeceğine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teslim Olmak&#8230;</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2008 01:49:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[teslim olmak]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/01/23/teslim-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[Ne güzel bir duygudur bazen.. Bırakmak kendini karşındakine. Bir sonraki adımı merak etmeksizin, bırakmak.. Ne olursa olsun diyebilmek. Bırakmak. Sadece bırakmak&#8230; Senin güçsüzlüğün müdür? Yoksa &#8220;güç&#8221;le açıklanamayacak başka bir duygu mu bu? Bilmem. Bilmemek belki de teslim olmanın diğer adı. Oluruna bırakmak işte. Dediğim bu. Hani deriz ya aramızda; &#8220;rahat ol&#8221; Ondan işte. Kasıyoruz da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne güzel bir duygudur bazen..<br />
Bırakmak kendini karşındakine.</p>
<p>Bir sonraki adımı merak etmeksizin, bırakmak..<br />
Ne olursa olsun diyebilmek.<br />
Bırakmak.<br />
Sadece bırakmak&#8230;</p>
<p>Senin güçsüzlüğün müdür?<br />
Yoksa &#8220;güç&#8221;le açıklanamayacak başka bir duygu mu bu?<br />
Bilmem.<br />
Bilmemek belki de teslim olmanın diğer adı.</p>
<p><span id="more-471"></span></p>
<p>Oluruna bırakmak işte.<br />
Dediğim bu.<br />
Hani deriz ya aramızda; &#8220;rahat ol&#8221;<br />
Ondan işte.</p>
<p>Kasıyoruz da n&#8217;oluyor?<br />
Veya daha güçlüyüz de&#8230;<br />
Yenmek yerine baştan teslim olmak..<br />
Hmm, fantezi gibi bir şey&#8230;</p>
<p>Bu akşam geldi başıma.<br />
Hoşuma gitmedi desem yalan.<br />
Sorgulamadım desem, o da.</p>
<p>Hoştu.<br />
&#8220;O&#8221;ydu belki de hoş olan.<br />
Hissettiklerimden çok&#8230;</p>
<p>&#8220;Kafayı yemek&#8221; mi bunun diğer adı?<br />
Öyle olsun!</p>
<p>&#8220;Ne mutlu&#8221; dediğimi hatırlıyorum sadece.<br />
Uyumadan önce&#8230;<br />
Bu anı yaşadığımı fark edebildiğime.<br />
Ne mutlu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>61</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

