Etiket Arşivi

Hıyar heriflerin işi değildir aşk!

“Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!” diye başlayıp, “Yemeğin tıkınmaya, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz” ile devam eden Ahmet İnam yazı dizimizi üçüncü ve son bölümüyle tamamlayalım. – Hesabi insan. Hesabi insan, kendini aşma olanağının farkında olmayan insandır. Hesaplayamadığı hazinelerin farkında değildir. İnsan olmasını gerçekleştiremeyen bir varlıktır. Bir anlamda hesabi insan, insanın [...]

yorumlar (8) Yazının devamı

Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.

Yerine kimseleri koyamayacağını sanıp, belki de aldandığın kişiler olacak hayatında. Ve sen uslanmadan acı çekmeye devam edeceksin… İşte o zaman anlayacaksın yaşadığın şeyin aşk olduğunu. Sahiplenmeden seveceksin… Unutma ki, sen bile sana ait değilsin. Bakmayacaksın da öyle rengine, cinsine… Gözleri mesela… Yetecek onu deli gibi sevmene… Yolda yürürken kızmayacaksın mesela ona baktıklarında… Hem zaten dert [...]

yorumlar (32) Yazının devamı

Oysa Yol Bile Artık Alay Eder Olmuştur Senle.

‘Sonu yok’ diyenlere güler geçer, Sen daha fazla basarsın gaza. Zarar görürsün, Canın yanar… Virajlı, engebeli ve tehlikelidir yol, Senin aşık olduğunsa ‘yol’un kendisidir. Anlamazlar. Sen de anlatamazsın zaten. Kendine bile… Oysa yol bile artık alay eder olmuştur senle. Sen duymazdan gelirsin. İnandığın, Gönül koyduğun, Mücadele ettiğin, Acı çektiğin…

yorumlar (24) Yazının devamı

İyi Olanlar Kaybederken, Sen Kazanıyorsun!

Dün ağladığına, Bugün gülüyor, Bugün baş tacı yaptığına, Yarın köpek çekiyorsun. Yanması gereken senin canınken, Sen, sevenlerin canını yakıyorsun. Acıyla beslensen de, Üzemiyor işte kimse seni. Hayatı o denli hafife alıyorsun ki, İmreniyorlar bile içten içe. Sonra ne tuhaf ki, Üzdüklerin sana daha bir bağlanıyor. Seninse umrun olmuyor.

yorumlar (22) Yazının devamı

Aşk bu olsa gerek!

Çırılçıplak ruhlarına teslim olanlara… Okşayan eli değil, tekmeleyen ayağı itenlere… Delilah onlara. Hey there Delilah What’s it like in New York City? I’m a thousand miles away But girl, tonight you look so pretty Yes you do Times Square can’t shine as bright as you I swear it’s true

yorumlar (21) Yazının devamı

İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.

- Mesela tıp okullarında günde bir saatlik ders olsa ve arkanızda oturan arkadaşınız size masaj yapsa. Evet, masaj! İşte bu yüzden hastasının ayağına masaj yapan bir doktor göremiyoruz bugün. – Mesela hastaneler, hastaların ve çalışanların oylarıyla haftanın “en kaba, en huysuz doktorunu” seçip duvara kocaman bir resmini assalar. Hiçbir doktor bu oylamada “kazanan” olmayı istemeyecektir. [...]

yorumlar (26) Yazının devamı

Beni Buzla’r mısınız?

Altta konuştuğumuz konunun videosu 30 Temmuz’da yayınlanmış: Can‘ın Digg benzeri bir sosyal imleme sitesi var; buzla.com. Paylaşmaya değer bulduğunuz içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyor. İyi de yapıyor. Sade tasarımı ve düzeyli içeriği ile seviyesini hep korudu ve üye sayısı ile de her gün büyüyor. Bu güzel haber. Kötü haber ise, Buzla Sohbetler başlığı [...]

yorumlar (21) Yazının devamı

İçimdeki Serseri

Bir arkadaşımla konuşuyorum bayramda. Evlenmeyi düşünecek kadar seviyor bir kızı. Bir sevgilide aradığı her şey var kızda. Zekası, insanlığı, enerjisi, duruşu, fedakarlığı, dürüstlüğü, samimiyeti, teni, kokusu… Ona karşı gizlemediği bir tutkusu var her şeyden önce. Bizimkinin de ona. Sevgi; ‘sevgili’ yapmış onları. Birlikteyken vaktin nasıl geçtiğini anlamadıkları, yanında değilken özlediği… Kaybetme korkusu yaşadığı biri olmuş [...]

yorumlar (43) Yazının devamı

Okşayan Eli İtip, Tekmeleyen Ayağı Neden Öper İnsanoğlu?

İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen ‘bug’lar gibi… “Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi” çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme. Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten. Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da [...]

yorumlar (66) Yazının devamı

Teslim Olmak…

Ne güzel bir duygudur bazen.. Bırakmak kendini karşındakine. Bir sonraki adımı merak etmeksizin, bırakmak.. Ne olursa olsun diyebilmek. Bırakmak. Sadece bırakmak… Senin güçsüzlüğün müdür? Yoksa “güç”le açıklanamayacak başka bir duygu mu bu? Bilmem. Bilmemek belki de teslim olmanın diğer adı.

yorumlar (61) Yazının devamı
1 / 212