8

DIYeceklerim Var!

Uzuncana bir zaman olmuştu, bu zamana denk geldi tekrar hatırlamak ve yapmak… Meğer ne keyifliymiş. Yorgunluğun bu kadar bitmesini istemediğiniz…

Kendin Yap (DIY: Do-It-Yourself) konseptinden bahsediyorum.

Ikea ve Bauhaus‘dan aldığımız üç beç tahta parçasıyla bir kitaplık, bir de cd’lik yaptık 3 yakın arkadaş. Malzemeleri almak yarım gün (aldığımız da tahta ve boya, o kadar), yapmak ise nerdeyse bir gün.

Biz yapacağız. Yaratmanın verdiği dayanılmaz bir cazibe var. Fikirler havada uçuşuyor, sürekli değişiyor nereye varacağımız. Çünkü kağıt, kalem, hesap makinası yok işin içinde. Takip ettiğimiz bir çizim de. Yaparken oluşturuyoruz.

Çıkan iş çoğu kişiye göre bir matah olmayabilir ancak “bizce” dünyanın en güzel, en anlamlı kitaplığı ve cd’liği. 3 kişinin unutmayacağı anılarını sürekli yaşatacakları için…

Şimdi bunları yaparken sürekli aklımdan başka şeyler de geçti. DIY konsepti esasında bu araç gereçleri aldığımız mağazalar için çok hoş pazarlama imkanları sunmuyor mu? (belki de yapıyorlardır ama ben rastlamadım, bulmak için bakındığım da biraz);

Mağazalarda;

  • Fikir Danışmanları: aklımızdan geçenleri onlarla paylaşsak, dilersek ufkumuzu açsalar.
  • Alış-Veriş Yardımcıları (bu Migros tarzı tüm marketler için de geçerli): bizle beraber yanımızda dolaşsalar, ne nerde, kaça, taşımaya paketlemeye yardımcı olsalar (Onların tavsiyeleriyle planlanmayan bir yığın başka şeyleri de alıp çıkacağıma eminim. Hem yaratacakları ek ciro, hem de alacakları bahşiş, bu kişilerin maliyetlerini fazlasıyla çıkarır. Kapıdan giren her müşteri için yapamam diyorsan; ‘değerli’ dediğin müşteriler için yapacağın sadakat programları çerçevesinde yap).
  • Servis Hattı: Yaparken takıldım, arayıp sorabileyim. Veya mail’leşebilelim.
  • Yaptığını Paylaş: Göndereyim yaptığım şeyin resmini, yer alsın senin portalinde. İnsanlar fikirlerini söylesin. Mağazanda ayır bir köşeni, yılın belli dönemlerinde sergileyelim (hatta isteyen satın alsın!), yarışmalar yap, özendir kendin-yap fikrini ve yaratıcılığı.
  • At Paketin İçine Bir Sürpriz: Tahtaların arasından çıksa bir nescafe ve kupası (doyum olmaz o yorgunluk esnasında senin ikram kahvenin tadına), veya bir cd (dinlesem müziğimi)… Bunlar çok alakasız dersen (ki bence değil) o zaman ver tahta üzerine yazıp silinebilen bir kalem veya bir sonraki kendin-yap projesi için olası fikirler kitapçığı.

Sonu yok bu listenin…

Müşterinin kendisinin bile bilmediği ihtiyaçları önceden tespit edip onları sunan, “şaşırtan” firmalar önde olacaklar hep.

Bir tencere alana yanında cezve de benden tarzı “benzer ve kolay” kampanyaların maliyet ve yarattığı uzun soluklu etki ile “farklılaşma” arasındaki savaş bu (yeterki kendimizi ve patronları kandırmadan yapalım bu maliyet-fayda hesaplarını).

Sizce pazarlama departmanları neyi tercih ediyor?

Not: En kısa süre içinde kitaplık ve cd’liğin resimleri yer alacak bu yazıda. Bitmek üzereler!

———————————————————-

Güncelleme: İşte kitaplık ve cd’liğin resimleri:

Yorumlar 8

  1. of

    Fikirler çok güzel fakat ikea’da uygulanması imkansız neredeyse.

    Ben merak edip bayağı bir araştırdım bu firmayı ve gördüm ki bir konsept oluşturmuşlar ve bunun dışına çıkmamaya maksimum özen gösteriyorlar. Maliyetleri düşürmek de bu konseptin en önemli özelliği. Sizin fikirleriniz ise maliyeti arttırıcı tipte.

    Bence yerli firmalar sizin fikirlerinizi ciddi anlamda değerlendirebilir.

  2. Ali

    Nano Said’e,

    Bugün herkesin ykb kredi kart’ı ayni değil (platinium, gold)? Peki call center numarası bazılarının 444 0 444’ken, bazı kart sahiplerinin 444 0 446? Kartının özelliğine göre sahip olduğun avantajlar neden birbirinden farklı? Bu kart sahiplerini birbirinden ayıran birçok yöntem sayabilirim. Bauhaus ve ya ikea’da ki farkta bu.

    Tunç’un bahsetmek istediği de buna yakın anladığım kadarıyla. Herkese yapma zaten ama VIP müşterilerine, hatta VIP misafirlerine yap demek daha doğru olur.

    Geldiğinde araba park sorunu yaşamadığın, eşya taşıma sorunu olmayan, reyon görevlisi aramadığın, ne nerde diye sormadığın, sen ilgini çeken başka şeylere bakarken senin adına birisinin alış-verişe devam ettiği, reyon görevlisinden alabileceğinden cevaptan daha fazla tatminkar cevaplar aldığın, poşetlemeye kim yardım edecek diye bakınmadığın… bir alış-veriş düşünebiliyor musun?

    Çok sık gidip, iyi para harcadığım bu tip mağazalarda ben kesinlikle bu kişiyi yanımda isterdim.

    Son olarakta reyon görevlisine nazikçe soru sorduğunda tabi ki cevap veriyor ama,

    1. Reyon görevlisi müsaitse,
    2. Senden sonra soru sormak isteyen insanları görerek onların sana ve görevliye yaptığı baskı, (bir şey söylemesine gerek yok, yanınızda beklemesi yeter)
    3. Sadece soruna cevap veriyor, yeni fikir verenleri, yol gösterenleri her reyonda bulamazsın,
    4. Katma değeri Tunç’un tanımladığı konumla bir değil,
    5. Seni özel hissettirmiyor,
    6. Alış-veriş keyif boyutunu arttırmıyor ve oraya gitmenin sebebini değiştirmiyor…

  3. Nano

    Alışveriş danışmanları/yardımcıları olayını şirketler çoktan çözmüş durumdalar. Bunun için ayrıca bir departman kuracaklarını sanmıyorum. Ek maliyet demek. Bu işi reyon sorumluları hallediyor.

    Geçen hafta evin salonunu ve mutfağı değiştirdik, kendin pişir kendin yap modeliydi bizimki de. Mutfak Koçtaş’tan, salonun pvc kaplaması Bauhaus’tan. Evde biz kendimiz montajını yaptık herşeyin. Bauhausa gittiğimizde pvc konusunda hiç bir fikrim yoktu. Reyon sorumluları yardımcı oldu. Koçtaş’tan da duvar boyası almıştım. Aynı şekilde reyonda çalışanlar yol gösterdi.

    Sanırım alışveriş danışmanlığını sistem zaten kendi içinde çözüyor. Tek yapmanız gereken “afedersiniz sizden biraz yardım isteyebilir miyim?” diye nazikçe sormak…

  4. Tunç Kılınç

    Ref; yazıyı yazdığım zamandan beri yoğunluktan onlara bakamadım bir daha, ancak en kısa süre içinde bitecekler.

    Çok bir şey bekleme (sanat şahaserleri değiller), sadece yaparken yaşanan deneyim keyifliydi.

  5. Yumurcak

    Su anda Bauhaus’tan aldigi uc-bes parca tahtayla yaptigi masasinin uzerinden bu satirlari yazan bir kisi olarak, fikirlerinin harikaligini belirtmek isterim. Kesinlikle dogru dusunuyorsun, ozellikle fikir danismanlari ve alisveris yardimcilari harika olurdu. En azindan “ya sunu da yapsa miydik?” i kafamiza soru isareti olarak sokar, bir sonraki alisverisi garanti ederdi.

    Ama dedigin gibi bizimkilerde “tencere alana tava beleş!”den öteye gitmedigi icin bu fikrinin bir utopya olarak kalacagini dusunuyorum.

  6. Işıl

    Bauhaus’u bilmem (nedense bana Bauhaus hep matkap ve bahçe aletleri hatırlatıyor, senin yaptığın bir şey yok yani) ama Ikea bu fikirlerle yakından ilgilenir gibime geliyor..

    Bence pazarlama bölümlerine bir sunum yapılmalı.. Belli mi olur belki de tüm dünyadaki ikealarda bu fikirler uygulanır..

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir