<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikir Atolyesi &#187; Tayfun Çalkavur</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/author/tayfun-alkavur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 14:50:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Gerginlik ve Kaygılar Sana Ne Kazandırıyor?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/20/gerginlik-ve-kaygilar-sana-ne-kazandiriyor/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/20/gerginlik-ve-kaygilar-sana-ne-kazandiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Dec 2006 17:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tayfun Çalkavur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[budizm]]></category>
		<category><![CDATA[Butan]]></category>
		<category><![CDATA[gerginlik]]></category>
		<category><![CDATA[Katmandu]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı duymak]]></category>
		<category><![CDATA[kuyrukta beklemek]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun çalkavur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/20/gerginlik-ve-kaygilar-sana-ne-kazandiriyor/</guid>
		<description><![CDATA[Her insanın bir hayali vardır. Bunların kimi büyük, kimi küçüktür. Kimi ise kolaylıkla ulaşılabilir, kimi ise kurulan hayal kadar, bu hayale ulaşılması da güçtür. Benim hayalim büyüklüğünü ya da küçüklüğünü bilemem ama, Budizm&#8217;i yerinde tanımak ve kitaplardan öğrendiklerimi yerinde görmekti. Bir de yoğun iş temposundan kaçmanın verdiği haz buna eklenince, kültür gezisinin tadı bir kat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/category/konuk-yazar/" target="_blank"><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/kylogo3.jpg" id="image331" title="Konuk Yazar" alt="Konuk Yazar" align="right" /></a>Her insanın bir hayali vardır. Bunların kimi büyük, kimi küçüktür. Kimi ise kolaylıkla ulaşılabilir, kimi ise kurulan hayal kadar, bu hayale ulaşılması da güçtür.</p>
<p>Benim hayalim büyüklüğünü ya da küçüklüğünü bilemem ama, Budizm&#8217;i yerinde tanımak ve kitaplardan öğrendiklerimi yerinde görmekti. Bir de yoğun iş temposundan kaçmanın verdiği haz buna eklenince, kültür gezisinin tadı bir kat daha arttı.</p>
<p>Yoğun bir yolculuktan sonra <strong>Nepal</strong>&#8216;in başkenti <strong>Katmandu</strong>&#8216;ya ulaştığımız gün bir bayram günüydü. İnsanlar tanrılarına adak adamak için kilometrelerce kurdukta beklemekteydiler. Kuyruk hiç ilerlemiyordu. Ama insanların elinde keçi, horoz, tavuk ve çiçeklerle kilometrelerce uzaktaki adak yerine gelebilmek için bekliyorlardı.</p>
<p>Bizim kültürümüzde beklemek zor ve sıkıcı bir olgudur.</p>
<p><span id="more-350"></span></p>
<p>Oysa onların yüzlerinde büyük bir mutluluk vardı.</p>
<p>Bizden farklı olarak işlerini (vazifelerini) bir an önce bitirip gitmek yerine, görevlerini yerine getirme sürecinin her aşamasında büyük keyif aldıkları belli oluyordu. Yerel rehbere bekleme sürecinin ne kadar olduğunu sorduğumuzda aldığım cevap beni daha da şaşırtmıştı. Belki 5 belki de 10 saat. Ortalama 7.5 saat bekleyen birinin yüzündeki gülümseme ve mutluluk beni ilk olarak etkileyen en önemli olmuştu.</p>
<p>Kısacası yaşadıkları <strong>andan mutlu olmayı bilen</strong> bir kültürün ürünleriydiler.</p>
<p><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/12/nepl1.jpg" style="padding: 5px 0px 10px 10px" id="image421" align="right" />Bu mutluluğu ise ailece yaşamaları bir başka dikkat çekici noktaydı. Aile sohbetlerinde ne dediklerini anlama imkânına sahip değildim. Ama bildiğim ve gözlediğim bir şey var ki, hepsi bu keyif aldıkları yüzlerinden okunuyordu.</p>
<p>İnanç sistemleri içinde, ruh, sürekli yeniden doğuş çevriminin dayattığı sınırlılığı ancak manevi yöntemlerle kendisini gerçekleştirerek aşabilir ve <strong>moksha</strong>&#8216;ya (dünyevi varoluştan kurtulma) kavuşabilir.</p>
<p>Kurtuluşa götüren 3 yol var:</p>
<p>1- Ayin kurallarına uymak ve çıkar gözetmeden davranmak (Karma-marga)<br />
2- İyi işlerle gerçek bilgiye ulaşmak (Cnana-Marga)<br />
3- Kendini tanrıya adamak (Bakti)</p>
<p>İkinci şoku Butan&#8217;da katıldığım bir ayinde yaşadım. Dini içerikli ayinlerin hepsinde bir ritüel söz konusudur. Dini törenleri izleyenler genellikle ayinin yapısı gereği saygı göstermeye çalışırlar. Bu gösterilen saygının bir nedeni de herhalde aksi yöndeki bir davranış karşısında alacakları tepkinin ölçüsü veya belirsizliği olsa gerek. Ayine katılanları ise aksi yönde davranma şanslarının olduğu aklımıza bile gelmez.</p>
<p>Taşiço Manastırı&#8217;nda ayini izlerken ayinin büyülü dünyasına dışarıdan bakıyorduk. Ayinin katılanlar yaş sırasına göre içeriden dışarıya doğru U şeklinde dizilmişlerdi. &#8220;U&#8221;nun iç kısmınlarında yaş itibarıyla büyük olanlar dışında ise genç ve çocuk yaştaki Budistler oluşturmaktaydı.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/12/nepl2.jpg" style="padding: 17px" id="image422" /></p>
<p>Yaşta büyük olanlar işi son derece ritüeline uygun yaparken arka sıradaki Budist çocuklar giydikleri kırmızı elbisenin içinde birbirleriyle şakalaşıyorlar, gülüyorlar hatta bizle kendilerince ilişkiyi bile kuruyorlardı. Aralarında ne konuşup da bu kadar güldüklerini öğrenmek çok isterdim. Hiçbir zaman öğrenemeyeceğimi biliyorum.</p>
<p>Ayini yöneten Baş Budist&#8217;in çocuklara ne sözlü ne de beden dili ile herhangi bir uyarı göndermemesi ve çocuklarının kahkahalarına <strong>engel olmaması</strong> ise bana çok şey öğretmişti.</p>
<p>Birde ayin yerinde hayvanların da yer alması ve onların kovulmaması, <strong>bu dünyanın yalnızca insanlara ait olmadığını</strong> da çok güzel gösteriyordu.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/12/nepl3.jpg" style="padding: 17px" id="image423" /></p>
<p>Butan&#8217;dan <strong>Hindistan</strong>&#8216;a arabalarla geçerken oldukça kötü yollardan geçtik. Yollar kötüydü ama manzaralar bir harikaydı. Fakat yoldan dolayı manzarayı görecek halimiz yoktu. Düşünsenize, bir şey oldu, olacak kaygısıyla yaşanan zamanlarda insan yaşadığı andan ne gibi bir keyif alabilir ki. Hele bizim gibi &#8220;<strong>kaygı</strong>&#8221; kültürü ile büyümüş toplumlardaki insanlar.</p>
<p>Yol boyunca manzara aşağıdaki fotoğraftaki gibi. Hepimiz yolun bir an önce bitmesini ve gideceğimiz yere bir an önce ulaşmak istiyoruz. Yanımda Bibhu adında son derece entelektüel yerel rehber bulunmaktaydı. Onunla sohbet ediyordum, korkumu yenebilmek için. O ise alabildiğine rahat ve manzaradan keyif alıyordu. Sürekli olarak bana bir şeyler gösteriyor, anlatıyor ve gülüyordu.</p>
<p>Bense önümdeki koltuğa gergin bir şekilde tutunmuş oturmaktaydım. Artık dayanamadım ve sordum:</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/12/nepl4.jpg" style="padding: 17px" id="image424" /></p>
<p>&#8220;Bibhu, nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun. Şu yola baksana Allah aşkına, seni anlayamıyorum.&#8221;  Bibhu&#8217;nun verdiği cevap son derece ilginçti:</p>
<p>&#8220;Ben rahatım, sen gerginsin, acaba hangimiz daha şanslı, <strong>gerginlik ve kaygılar sana ne kazandırıyor</strong>, ben de onu anlamıyorum.&#8221;</p>
<p>Cevap oldukça kısaydı ama içeriği çok yoğundu. O dakikadan sonra önümdeki koltuğu sıkıca tutmayı bıraktım ve yolculuğun keyfini çıkartmaya kendince çalıştım.</p>
<p>Aslında <strong>aradığım şeyin cevabını</strong> bulmuştum. Bizi sürekli bunaltan, kaygılarımızdan nasıl arınacağımızı&#8230;</p>
<p>Umarım, bu sorunun cevabının oralara gitmeden de bulacak bir toplum yakın gelecekte olabiliriz.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/tayfun-calkavur/" target="_blank">Tayfun Çalkavur</a></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/12/nepl5.jpg" style="padding: 17px" id="image425" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/20/gerginlik-ve-kaygilar-sana-ne-kazandiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lance Armstrong. Kansere &#8216;Yakalanmayan&#8217; Yarışçı.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Sep 2006 13:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tayfun Çalkavur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[kansere yakalanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kendini sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[Lance Armstrong]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hayatımız değerlidir&#8221;, &#8220;aldığımız her nefes için mutlu olabilmeliyiz&#8221; ve bunun gibi lafları çok duyar, çok söyler ama nedense bunların çok nadir farkında oluruz. Çünkü elbette insan doğasına aykırıdır sürekli mutlu olmak ve gülümsemek. Her zaman sinirli, stresli olmak gibi her zaman mutlu olmak da çok insani değildir belki de. Ancak üzgün, kederli, öfkeli bile olsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/category/konuk-yazar/" target="_blank"><img id="image319" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" title="Konuk Yazar" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/kylogo1.jpg" alt="Konuk Yazar" align="right" /></a>&#8220;Hayatımız değerlidir&#8221;, &#8220;aldığımız her nefes için mutlu olabilmeliyiz&#8221; ve bunun gibi lafları çok duyar, çok söyler ama nedense bunların çok nadir farkında oluruz. Çünkü elbette insan doğasına aykırıdır sürekli mutlu olmak ve gülümsemek.</p>
<p>Her zaman sinirli, stresli olmak gibi her zaman mutlu olmak da çok insani değildir belki de.</p>
<p>Ancak üzgün, kederli, öfkeli bile olsa insan, gülemese bile o anda, içinde genel bir huzur ve umut besleyebilir hayata karşı ve işte bu &#8220;insancadır&#8221;; kimilerinin dediği gibi de imkânsız değildir.</p>
<p><span id="more-266"></span><img id="image321" style="padding: 5px 10px 5px 0px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/lance2.jpg" alt="" align="left" />Çok erken yaşta profesyonel bir bisikletçi olma unvanını elde eden Lance Armstrong, çok sayıda şampiyonluk elde ederek yoluna devam ederken birçoğumuz için &#8220;ölümcül&#8221; bir hastalık olan kansere yakalandı.</p>
<p>Şimdi önünde iki yol vardı. Ya duracak, kendi ölümünü bekleyecekti, ya da büyük bir umutla kendisine sarılıp, Fransa Turu&#8217;na katılacaktı.</p>
<p>Birçok insan için kanser bir yol, ölümse varış noktasıyken; Lance için bir tek varış yeri vardı; Fransa Turu&#8217;nun &#8220;bitiş&#8221; noktası.</p>
<p>Ona göre ağrı geçici ancak pes etmenin yaşatacağı duygu kalıcıydı. Doktoru Nichols&#8217;un dediği gibi o, &#8220;ölüm bir seçenekmiş gibi davrandı&#8221;. Yok sayıyor, dalga geçiyordu. New York&#8217;lu ünlü bir doktor da kansere yakalanmıştı ve Lance&#8217;e on sene daha yaşayacağını umduğunu söylediğinde Lance ona; &#8220;Umarım on sene daha yaşamak konusunda şaka yapıyordun, otuz sene sonra görüşmek üzere&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Evet, Lance belki kanser olmuştu; ama asla kansere yakalanmamıştı&#8230;</p>
<p>Çok çalıştı. Sadece kendisi inanmakla kalmadı, çevresindekileri de inandırdı ve yanında kalmalarını sağladı. &#8220;En zor günümde de en iyi arkadaşım arkamdaydı, devam etmem için koşuyor, bana sesleniyordu. İster hastane yatağımda olsun, isterse bir yarışı neredeyse kaybedebileceğim bir gün olsun, belki de gerçek zafer aynı insanların etrafımda bulunmalarıydı.&#8221;</p>
<p><img id="image323" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/lance4.jpg" alt="" align="right" />Lance sadece yüreğini değil, sevdiklerini de yanına alarak tüm yaşama sevinci ve kazanma hırsı ile profesyonel anlamda yaptığı işe devam etti. Çalışmaları sırasında birçok kaza geçirdi, hatta bir seferinde boynu kırıldı. Ama o olimpiyatlara katılmak istiyordu ve katıldı.</p>
<p>Kanseri yerinde durmamış, akciğerlerine ve beynine de sıçramıştı. Herkes artık durmasını beklerken, Lance kanserin &#8220;başına gelen en iyi şey&#8221; olduğunu söylemeye başladı.</p>
<p>Hala bir hedefi vardı ve sıkı çalışıyordu. 1999 Fransa Turu ve takip eden her turu kazanmış olması, onun &#8220;dopingli&#8221; olduğu dedikodularını, dedikodudan da öteye, soruşturmalara ve incelemelere taşıdı.</p>
<p>Bu yüreğe, bu bedene bir darbe de, başarısının onun başarısı olduğuna inanmayan basından geldi. Takdir edilen davranış tekrar edilirdi. İnsanların ödüllendirilmeye tabiatları gereği ihtiyacı vardı. Hele de yaptıkları işi yapamayacakları düşünülen insanların&#8230; Takdir etmedikleri gibi, şüphe ettiler.</p>
<p>Tüm bunlar olurken, o üzülüp evine kapanmak, küsmek yerine; devam edeceği bu yolda onurunu nasıl kurtaracağını düşündü. Çünkü buradan yanlışlıkla çıkacak kötü bir sonuç, onun ileride kazanacağı başarılara gölge düşürecekti. Lance iyi bir bisikletçi, aynı zamanda da usta bir sahtekâr olacaktı. Derdi tüm çabalarına rağmen onu anlamamaları değil, gelecekteki başarısıydı.</p>
<p>Her sabah mutluydu Lance. Şaşırıyordu insanlar. Ne biçim kanserdi bu adam?</p>
<p><em>&#8220;Mutluluk getireceğini hayal ettiğim şeyler kısa süre sonra gözümdeki değerini yitiriyor, bende onları fırlatıp atıyordum. Bir portföy, bir Porsche bana göre önemli şeylerdi. Saçlarım da öyle. Sonra hepsini kaybettim, saçlarım dâhil. Arabayı sattım, büyük bir miktar para kaybettim ve sadece hayata tutunmaya çalıştım. Mutluluk, uyanmak anlamına geldi.&#8221;</em></p>
<p>Arabalar, evler, aynadaki görüntülerimizle mutlu olan bizler şaşırıyorduk elbet saçları, arabası ve cüzdanı dolu olmayan adamın mutlu oluşuna. Oysa şaşılacak bir şey yoktu. Uyanmak hepsinden daha kolay görünen ama onun için en zor olanıydı ve sabah uyanabildiği her gün lafta değil; gerçekten mutlu oluyordu Lance.</p>
<p>İşte çoğumuz kansere &#8220;yakalanırken&#8221;, &#8220;ölümcül bir hastalıkla pençeleşirken&#8221;, &#8220;amansız bir hastalıkla boğuşurken&#8221;, Lance sadece &#8220;kanser oldu&#8221;. Ne yakalandı, ne pençeleşti ne de boğuştu. Boğuştuğu tek şey Fransa Turu&#8217;ndaki zorlu yollar; varış noktası ise ölüm değil, zaferini kutladığı bitiş noktası oldu.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/tayfun-calkavur/" target="_blank">Tayfun Çalkavur</a></p>
<p style="text-align: center;"><img id="image320" style="padding: 17px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2006/09/lance1.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/09/kansere-yakalanmayan-yarisci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

