148

Aşk; Hoşumuza Giden Bedenlerin İçine Hayal Ettiğimiz Ruhları Yerleştirmenin Adı mı?

Fikir Atölyesi’ne anlamlı, düşündüren hatta zaman zaman başka diyarlara götüren o kadar güzel yorumlar geliyor ki.. Her sabah, her gece, her fırsatım olduğumda çocuklar gibi heyecanla okuyorum onları.

Geçenlerde “Yüz Yıl Sonra Dünyada Bambaşka İnsanlar Olacak” yazımıza gelen bir yorum da aldı beni benden… 21. yorum, yazan Deniz.

“Hayata çok da başkalarını katmamak gerekiyor bence. İlle de her gün beni mutluluğa götürecek bir şeyler yapmak zorunda olmamalıyım. Yani bilinçli olarak. Yani tanımadığımız insanlara gülümsemek ya da birilerine beğendiğimiz bir özelliğini söylemek gibi şeylerden bahsediyorum. Tamam, bunlar insana kendini iyi hissettiriyor ama bunları yapmak için benim kendimi iyi hissediyor olmam gerekiyor önce… İçimden geldiği için yapmalıyım…

Sabah gözümü açtığım için mutlu olmalıyım herşeyden önce. Eminim o mutluluk yüzüme yansıyordur ya da farkında olmadan gülümsüyorumdur. Eğer o günü yaşayacağımın gerçekten farkındaysam karşılaştığım insanlar da benimle bu farkındalığı paylaşıyor olmalı. Çünkü onlar da bana gülümsüyorlar :)

Ama her zaman değil..

Çünkü bazı sabahlar o günü yaşamak için bir sebep bulamıyorum. Düşünüyorum. Yataktan çıkmak için iyi bir sebebim olmalı… Yok! Yüzyıllarca hareketsiz kalmak istiyorum. Bunu engelleyemem, insanım. Mutsuzluk da bana ait bir şey.. Onu da yaşamalıyım. Herkes yaşamalı.. Yoksa mutluluğun ayrımına nasıl varabilirim??

Farklılıksa şurada ortaya çıkıyor. Bir gün geriye dönüp mutsuz geçirdiğim zamanların sebeplerine baktığımda, gülecek bir şeyler bulabiliyorsam – ki gerçekten çok komik şeylerle karşılaşıyorsun – ‘dünya gerçekten keyifli bir yer’ diyebiliyorum…

Dünya mucizelerle ve sürprizlerle dolu.. Bence olduğu gibi kabul etmek lazım. Güzel günler kadar kötü olanlar da yaşadığımı hissettiriyor bana… Kalbimin boş olduğu günler yerine aşk acısıyla bir meyhanede içmeyi tercih ederim örneğin.. Günler hep aynı geçecekse, varsın içimde hüzün hareket etsin, gezinsin.. En azından nefesimi derinleştirir..”

Aynı yorumu ertesi günü tekrar okuduğumda sanırım beni en çok sonu etkilemişti:

“Güzel günler kadar kötü olanlar da yaşadığımı hissettiriyor bana… Kalbimin boş olduğu günler yerine aşk acısıyla bir meyhanede içmeyi tercih ederim örneğin.. Günler hep aynı geçecekse, varsın içimde hüzün hareket etsin, gezinsin..”

Aşk gerçekten de yataktan çıkmak için en iyi sebeplerden biri.

31 Aralık 2006’da “Aşk” için içimden gelenleri sıralamışım Yaşamın Listesi’ni yapan İlk 5’de.

1. Acı çekmek (bilerek, isteyerek, haz alarak)
2. Kör olmak (önceki herşeyin anlamının azalması)
3. Uğruna her türlü saçmalığı yapmaktan keyif almak
4. Adını bile duymanın sende kimyasal değişiklik yaratmaya yetmesi
5. Yaşam enerjisi (kendi varoluş farkındalığının doruk noktası)

Mutlaka sizin de kendinize özgü bir hikayeniz var aşk için. Hele yaşadıysanız onu… Sizde bıraktığı izler olumluysa, o aşk yanı başınızdaysa bugün de, buraya farklı şeyler yazacaksınız. Acısı kalmışsa yüreğinizin bir yerlerinde… O zaman başka.

Ama hepsi aşk.

Aşıkken kaçımız aşkın sebebini sorgular ki. Onu doyasıya yaşamak varken…

Bugüne kadar İlk 5’deki yazıya gelen 77 yorum içinde aşka dair o kadar muhteşem anlatımlar var ki, bazılarını paylaşmak istiyorum sizle. Hepsi farklı katılımcılardan…

– Shakespeare’in dediği gibi, hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları yerleştirip bunu “aşk” sanıyoruz!

– Aşk, karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla hıyarın teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.

– “Bir gün beni bırakıp gidersen ben de seninle gelebilir miyim” dedirten durum.

– “Dünyaya bir daha gelsem sevgilim arar bulur yine seni severim” diyebilmektir aşk.

– Aşk yirmi yaşında bir kızın mühürlü dudakları, yasaklı elleridir. Ve o ellere dokunup o dudakları doyasıya öpmek caizdir.

– Gelip geçicidir; üstelik geleceği ve gideceği zamanı söylemez…
– Çilek tadındadır.
– Ekmek, şarap, sen ve ben…
– “İyi ki varım” diyebilmek…
– Gözlerine bakarken ağladığını farketmek.
– “Zarar veririm” endişesiyle dokunmaya bile korkmak.

– Günü yaşamaktır aşk;
1- Müzik dinleyerek uyanmaktır (yatakta salınarak).
2- Şıpıdık terliklerle havuza paytak paytak yürümektir (havlu POpoya dürülmüştür).
3- Gazete okuyarak, hafif bir kahvaltıdır dostlarla birlikte edilen, portakal suyudur içilen.
4- Hep beraber en kral ortama gidip akşamüstü içerek, müzik dinleyerek, dostlardır sizi sarhoş eden, şen kahkahalardır, hakikattır, sırdaştır o canlılık, arJanTİNDe en baba CAnQU’nuzdur.
5- Arabayla deli gibi evde geçireceğin ateşli dakikaları düşünerek hızlanmaktır AŞK…

– Bir gece otobüse binip bilmediğin bir şehire o’nu görmeye gitmektir…
– Geçmişin-geleceğin önemini yitirmesi, sadece o anın anlamlı olması…
– Bir gün terkedileceğini bilmek…

– “Aşk kısa süreceğini baştan bildigimiz bir şenliğe konuk olmaktır. Bir keşfetme tutkusudur. Ortak yaşamaya başlayıpta da aşık olduğumuz insanın bütün yanları, yönleri, incelik ve ayrıntılarıyla tanıdığımız zamana kadar sürer aşk. Gündelik yaşamın yavanlığı içinde aşkın görkemli parıltısı biz istemesekte solar. Vahşi doğası kaçınılmaz olarak evcilleşir. İlişkiye dinginlik ve sevecenlik egemen olur. (…) Eğer sevgiye dönüşemiyorsa biter.” (İnci Aral: ‘Anlar İzler Tutkular’) AŞIK olmamışlar da alıntı yapar böyle :)

– Uyanınca ilk O’nu düşünmek.
– Yatarken en son O’nu düşünmek.
– O’nunla birlikte geçirdiğin zamanın hiç bitmemesini istemek.
– Buluşmaya giderken O’nu gördüğün zamandan O’na doğru yürüyüp “nasılsın” diyene kadar ki geçen zamanda normalde dakikada bilmem kaç defa atan kalbinin ritminin normalde olduğundan bilmem kaç kat daha fazla atması (yüce Rab’bim ben mi kurdum bu cümleyi? Aşk insana neler yaptırıyor?)

– Onu düşündüğünde kalbinin şiddetinden neredeyse ağzında attığını hissetmektir.
– Ondan her ayrıldığında kokusunu ellerinden koklamaktır. Sanki elleri hep ellerinde gibi.
– Gece yatarken onun avuç içlerinde uyumak isteğidir.
– Aşkın ilk zamanlarında heyecandan hiç bir şey yiyememek, daha sonra mutluluktan yemek yiyemediğiniz günlerin acısını birlikte çıkarmaktır.
– Ve aşk ne yazık ki hayatta her zaman herşey demek değildir. Aşk uzaktan güzeldir bir kelebek gibi. Ellerine alıp sevmeye başladığında onu incitirsin ve belki de dikkatsizlik ile onu öldürebilirsin.

– Aşk bir rüya’dir, uyanınca biter.
– Aşk bir para’dır, harcanınca biter.
– Aşk bir baş kaldırıştır, idamla biter.
– Aşk bir köleliktir, azad olunca biter.
– Aşk bir arzudur, vuslatla biter.

– Aşk; beyindeki elektrik kesintisidir… Böylece vücut kalpteki jeneratör ile çalışmaya başlar. Ne yazık ki jeneratör benzinle çalıştığından maliyeti yüksektir… Geçici bir durum olduğundan elektrik gelince onu kapatırız.

– Hayatta sadece bir kere yaşanır.
– Aşk diye bir şey vardır ve sahicidir.. Yalan veya efsane değildir.. Aksini söyleyenleri kendi hallerine bırakmak en iyisi.

– Mazoşizm
– Obsesyon
– Özlemek
– Kıskançlık
– Mutsuzluk
Sonuç: uzak durmak lazım!

– Aşkı çizmek mümkündür asıl zor olan onu silmektir.
– Aşk başkalaşmaktır…

– Aşk = Hayattır.

———–

Şimdi ise merak ettiklerim geliyor:

Siz hiç aşık oldunuz mu? Neydi o?

Ben zamanında olan şanslılardanım. Ter kokusunun en güzel parfüme tercih edildiği günlerdi…

Bugün pişmanlık hissetmemem ne peki? Bunda suçu zamana atacak kadar duygusuz da değilim… O zaman?

Henüz bilmediğim başka birisiyle, bir daha, yeniden… Olur mu? Bilmem. İstemem de bilmeyi. Bozulmasın büyü.

Yoksa siz de kalbinizin boş olması yerine aşk acısıyla bir meyhanede içmeyi tercih edenlerden misiniz? İçerken eskisi mi geliyor, yoksa yenisinin hayali mi sizi çeken?

Yıllar bazı şeyleri basitleştirirken, diğerlerini içinden çıkılmaz yapıyor. O yüzden belki de bu hayat enerjimiz…

Yorumlar 148

  1. korkuheyecan

    Onu gördüğüm an kalp denen o vücudun en önemli organının işlevini keşfettim keşif macerası olur her kaşifin benim maceralarım o veda günü bitti bi sarıldı bi daha sarılmadı görüşüz dedi görüşürüz demedim ondan mı? Acaba pek bi önemi kalmadı zaten birlikte rap şarkılar dinlemiştik otobüste yanyana ondan ilk başta nefret ediyordum o da benden ama ben çok sevdim biraz farklıydı yabancıydı çok farklı gelmişti o bambaşkaydı bedenimden daha büyük bir yalan söylemedim bu aşkın her zerresi yalan olsa bile nerelerde huzur bulsun bu yürek aşk tı hayattı bataktı batırdı dipte yabancı gibi ben sen hzak sen hazır sen köşe sen uzak

  2. Hasan Erdoğan

    – Shakespeare?in dediği gibi, hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları yerleştirip bunu ?aşk? sanıyoruz! ? See more at:

    ama bu sözü söyleyen Cihan Canova. lütfen düzeltin –

  3. selda

    “Aşkın varlığı”sorusunu saçma buluyorum.ama bende var olduğuna inanıyorum. ‘x.y.z’denklemindeki çözümlenemezliği barındırmaz aşk. eşittiri (=) vardır oysa hep. gerçek aşk diye birşey de yoktur. halbuki benim gerçekliğimdeki gibi yaşarım aşkı. “kalbim yorgun”hayattan,yaşadıklarımdan vs. böyle sözler telaffuz etmek istemiyorum. kalbim aşktan yorulmalı (tatlı yorgunluk) aşktan istediğimde yok, sipariş vermiyorum. beklentilerim, benim yaşamak istediklerimden ibarettir. aşk bana gelsin ben onu en iyi şekilde yaşatırım :) herkesin aşk’ı farklıdır. en baştaki gibi aşka soru (?) yüklemek saçmadır. hayatın gerçeklerini unutmadan (hırsızlık,şehitler,yoksulluk..) ama aşkı unutmakta olmaz. evin her odası farklıdır. mutfağa yatak odası yada çocuk odası diyebilir miyiz? aşka açılan odanın kapısına kilit vurmayın…

  4. Anonim_ADAM

    Aşıksan hayat, o gülerken dudaklarının arasında erimek gibi ya da her şeye rağmen gardını indirmek, savaş ortasında gurur yapmamak, bazı zamanlarda ne varsa söylemek…

  5. purelot

    monotonluk mu? Evlenmek mı? Aşkın o büyüsü mü? Bu yeryüzü bizim için yapıldı. Yeteneklerimizi doğru orantılı kullandığımız surece her sey herkesın kendı ıstedığı ibi guzelce geçebilir. Bunun için köleleşmemek lazım hıcbır seye. Gideceğimiz yer toprak ve hava. Önemli olan iyiliği aşılamaktır. Tüm canlı varlıklar için aşk sonsuzdur.

  6. purelot

    aşkı her canlı farklı yaşar. Kimi acı ıle kımı kahkahalar ıle. İnsan kendine neyi yaşatmak istiyorsa onu yaşıyor.

    Aşk kalp işidir. Ama insan zekaya sahipdir. Kımıleri beynıne kımılerı kalbıne yenık duser kımılerı her 2sınede, Kımıleri de 2sinide çalıştırabılır. Yada tek kalp, tek beyin. Onlar MUTLU kişilerdir. Rahat huzurludurlar. Tam tersını ıstıyorlar ıse MUTSUZ kişilerdir.

    Herkese yetecek her şeyin olduğu bır dunyada neden bu kadar şikayetciyiz ki her sey ınsanın eserıyken toprak hava su ates hariç…

  7. purelot

    Aşk tüm canlıların yaşadığı bır duygudur. Kım nasıl yaşıyor bılınmez. İnsan ise ruhları sayesınde hayatda bır nevı bır enerjı. Döngü. Hepımız tüm canlılar olarak yaşamayı bilmeliyiz. İnsan yani bizler için her yerde aşk var yaşamasını bilene ;)

  8. Yıldırım SAĞLAM

    Yusuf kardeşim, emeğe, fikir ve düşüncelere lütfen saygı gösterelim. AŞK konusundaki duygu ve düşüncelerimi seninle paylaşmak adına link attım sanırım atmakla hata etmişim.. Beni anlayabilcek kapasitedeki arkadaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.

  9. yusuf mengi

    yıldırım arkadaşımız gerektiği kadar saçmalamış ama ne anlattığı konusunda hiç bir fikrim yok. heralde amacı sorulan soruya cevap vermek değil de, güzel cümle kurup arkadaşlarına linkini atarak, bak nasıl olmuş ben böyle cümleler kurabiliyorum ona göre yani akıllı olun havasında sanırım =)

  10. Yıldırım SAĞLAM

    Arkadaşlar, 2010 Nisan ayına kadar AŞK nedir bildiğimi zanneder fakat bilmezmişim, artık öğrendim! AŞK; heyecanın, mutluluğun, sevilmenin, sevmenin, saygının, sevginin gibi güzel olguların güzel anların zirvede olması bir başka deyişle tavan yapmasıymış ve bu kadarıylada son bulmuyor AŞK, belirli bir süreç sonrasında çeşitli nedenlerden dolayı somut olarak bitebiliyormuşta AŞK, devamında getirdiği üzüntü, keder, dert, gam, ne sayarsanız artık bunlarla devam acısıda mevcut. Her şeye rağmen aşk somut olarak devam etmese de soyut olarak devam etmektedir aslında.

    Evet kısaca nacizane cümlelerimle AŞK‘ı anlatmaya çalıştım sizlere, şimdi mevcut konu başlığımız olan “Aşk; Hoşumuza Giden Bedenlerin İçine Hayal Ettiğimiz Ruhları Yerleştirmenin Adı mı?” sorusuna gelince, evet tabiki de AŞK‘ın içinde bu da yer almakta, AŞK‘ta ten uyumuda olmalı bununla beraber elektrik alma denilen tabir de yer almalı..

    AŞK‘ı yaşamak kadar anlatmakta zor olduğundan bu fikir ve düşüncelere yer verebildim.
    Teşekkür ederim.

  11. Sinan

    Aşk bence tarafların birbirini eşit sevemediği ve bundan dolayı da belli bir zaman sonra biten sonrasında da ‘aşk acısı’ denilen şeyi insan hayatına getirip sokan soyut ama somut şeyler yaptıran, hayatında malesef bir kere gerçekten başına gelen ve işte ondan sonra başlarına gelen insanları tam olarak yazının başlığı gibi düşündüren Allah’ın bize verdiği garip bir nimet bence.

  12. gözde

    bütün bu yorumları okurken düşündüm de bence aşkın bi tanımı yok yani herkes yaşadığına göre tanımlamaya çalışıyor…

    belki aynı şeyleri hissediyoruz hatta bazen aynı anda aynı şeyleri yaşıyoruz hatta ve hatta belki aynı acılar aynı mutluluklar aynı üzüntüler… ama herkes farklı bi tanım koyabiliyorsa o zaman aşk bence bütün farklı tanımların aynı duygular altında toplandığı, aslında tanımı bile olmayan sadece yaşayarak varlığını kabul ettiğimiz çok değişik bi duygu…

    o kadar geniş kapsamlı ki… kimilerinin hayatının tamamı belki de…

  13. Deli Kız az da olsa akıl var ama :)

    “Hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları yerleştirip adına ?aşk? diyoruz.?

    Her ne kadar iç güzellik önemli desek de tanışmalarda ve görüşmelerde ilk olarak görünüşe ne giymiş ne takmış makyaj vs dikkatimizi çeker-erkekler için- :))

    Bence de Aşk; sana ömrüm dersem bana ömrünü verir misin? Ömürlük sevip benimle hayatını geçirir misin? demektir.

  14. Gül ay güneş

    A Ş K……

    BENİM HİÇBİRŞEYİMSİN….

    OLEEEYYYYYY =)

  15. arslanyolu

    bence “aşk” bi kor gibidir, elinde tutmaya çalışırsın ama elin yanar, yere atsan e bu sefer de söner gider son bi umutta ortadan kalkmış olur; atmak istemezsin vesselam belki dev alevlere dönüşür ümidiyle.. bile bile elin yanar lakin sönmesini hiç istemezsin işte..

  16. Gül

    İLK AŞK
    Önce baktım..
    Sonra aldanmış gibi yaptım..
    Gerçekten aldandığımı sandım..
    ..Baktım ki aldanmışım.. Ve en çok kendimi aldatmışım..

    Tercihler yapamadım..
    Tercih yapmak zorundaydım..
    Tercih yaptım..
    Yanlış tercih yaptım..

    Kendi doğrularının yanlış olabileceğini anladığımda;
    HER DOĞRUYA YANLIŞTAN GİDİLEMEYECEĞİNİ belki de daha acı şekilde anladım..

    Git! dedim kendime..
    Gitmeyi tercih ettiğimde kendime rağmen..
    Gittim..
    Bazen geri döndüm..
    Ve sonra her şeye rağmen gittim..

    Şimdi kendimce bir MUCİZE’yi farkındalığa çevirip, bu BEYİN ALDATMASI DÜNYAYA neden geldiğimi anlamaya, çözmeye çalışıyorum.

    Kendim ve sadece kendim için..
    (konuşabilmek iyi geldi.. tşk.)

  17. Derya

    Bize içinde bulunduğumuz dünyayı açıklayacak en güçlü duygu aşktır.

    Aşkı bir tür düşünce içine sığdırmak delice. Düşüncenin özünün ta kendisi en büyük yıkım değil midir? Eğer herhangi bir şey üzerinde düşünüyorsak, o şeyi öldürmüş olmuyor muyuz?

  18. sz

    video icin tskler!

    dayanilmaz sinirsel kasinti (tam ceviri tuhaf oluyor) romantik ask ve uzun iliskilerde baglilik sistemlerinin arasindaki alakalar acisindan cok bilgi verici bir video! cidden bu 3 sistem birbirine cok siki siki bagli!!

    ani de franco’nun biten bir iliski sonrasi askini cok degisik bir sekilde ifade ettigi sarkisindan (untouchable face – fuck you) sonra icimden, helen fisher bu ask hikayesini nasil aciklardi dedim:-)

  19. Fatih Şentürk

    Aşk’a aşık olmayı seviyoruz aslında, hayatımızı özel kılan sebepler arıyoruz çoğu zaman.

    Şanslı olanlardansın belki Tunç, sebebi; Aşk hiç olmadığı kadar ayaklar altında şu an. Aşk’ı bilen, Aşk’ı anlayan insan sayısı artık o kadar çok az ki..

    Daha önce yazdığım bir yazıda yazdığım gibi : “tanımsız insanların, anlamsız hayatlarına dahil oluyoruz sadece.”

    Artık Aşk; unutulmuş bir şarkı gibi.. İsmi hatırlanan fakat; sözleri bilinmeyen..

    Malesef.

  20. Yazar
    Tunç Kılınç

    Antropolog Helen Fisher, aşkı ele alıp; evrimleşmesini, biokimyasal kökenlerini ve sosyal önemini anlatıyor. Konuşmanın bitişinde de, antidepresanların bilinçsiz kullanımıyla ilgili potansiyel bir felaketten bahsediyor.

    İlginizi çekebilir:

  21. Canan

    Aşk tutkudur, sahtelikler karışmayınca
    Sadakattir, yüceliktir, sevgidir bir baştan bir başa
    El ele vermektir, görüntüde kalmadıkça
    Sevginin kalpte saklanmasıdır.
    Kimsenin bilmemecesine sadece taraflara ait olurcasına..
    Aşkın adı sevgi olsun
    Aşkım demek yerine Sevgilim olsun hitabımız
    Beklentilerde kaybolmadan ham sevgi ile dolu olsun aşk
    Ve gerçek olsun sevgi…
    Alabildiğine özgün alabildiğine gerçek olsun.
    Ve hep o olsun o adı bizde saklanan olsun…

  22. sezgin

    aşk şu an içinde bulunduğun değil, içine sığdıramadığın kişidir bence, sevdiğinde sevilmek güldüğünde sevmedim seni üzüldüğünde sevdiğim kadar aşkım benim her şeyim şu an bana yıldızlar kadar uzak olsan da bil ki yüreğimdesin aşkım, bilki bedenimdesin, bil ki içimdesin, bil ki yarınımdasın, içime sığmayan özlemimsin, çölün yaz yağmurlarını özlemesi kadar da özledim seni aşkım (periiiiiii)(sezgin)

  23. pınar

    ?Hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları yerleştirip adına ?aşk? diyoruz.
    kesinlikle bütün anlamları içinde barındırıyor……TEKK GEÇTİMMM (:

  24. Gamze Özdoğan Çiftçi

    aşk kesinlikle vardır, geçici midir bilmem!
    çünkü benim ki 5 yıldır geçmedi, evlilik monotonluğa dönüştürecek mi onu da zamanla görcez bakalım daha çok yeni (:
    ama 50 yıl sonra da huzuru yine onun gözlerinde bulacağıma eminim (:

  25. Yasemin Çömez

    Aşk! :))

    Hepimizin ütopik dünyalarında yarattığı fantastik kadınlar ve erkeklerle dolu bir cenk arenasının adıdır. ;))

    Kendi kurallarıyla kazananların mutlu olduğu, kaybedenlerin serzeniş çukurlarında kendini erittiği çalakalem çiziktirilerek yaşanan karikatür hikayeler…

    Başladığında, kırmızı şarabın albenisi kadar azdırıcı, kokusu kadar baygın, her tadıldığında farklı bir eğlenceye davet eden arsız bir iksir… Bittiğinde, uyandığımızda gırtlağımızda hissettiğimiz ayarı kaçmış eğlencenin safrası…

    Görmezden geldiğimiz gerçekleri giydiren yetenekli bir terzi… Aşk başkasının üstüne giydirdiğimiz kutsal bir elbise… Çıkarttığımızda veya giymeyi istemeyen tarafından çıkarıldığında, bir anda karşımıza çıkan eğri büğrü sakat çıplaklık! Yeniden Giymeye Cesaret Edene Kadar Aşk Bitti!… :D :))

  26. Burak KURNAZ

    Aşk bence sigara, alkol vb. keyif verici maddeler gibidir. Kullanırken zevk alırsın,mutlu olursun, kendinden geçersin. Ama ileriki zamanlarda hasberkader doktora gidersen orada fark edersin ciğerlerinin çürüdüğünü, vücudunun sona normalden daha fazla yaklaştığını. Aşk da böyle bir şey.

    İlk başta sana hoş gelir, gözlerin gerçeği görmez, hayatın anlamı senin için tek bir şeydir. Ama sonra fark edersin ki aslında mutsuzsundur; ağlıyorsundur; acı çekip, çektiğin acıları arabesk şarkılarla, aşk şiirleriyle pekiştiriyorsundur. İkisi arasındaki tek fark, aşkın reçetesi doktorda yoktur.

    Ben bunun reçetesini hiçbir şeyi sevmemekle, hayata nefretle bakmakla buldum. Bu yolu önerir miyim?… Evet öneririm. Ama önemli olan istikrarı korumaktır.

  27. ege guzeli

    aşk mı ne aşkk benim için 1 saat öncesine kadar onun gözlerindeki mavilikti bakışındaki masumiyetti ama artık sadece nefret.

    dünkü hastalığıma rağmen ,
    bugün sancılarım dahada artsada sana rağmen iyiyim
    kırgınlığım sana değil kendime,
    solgun ve halsizim yine son günlerdeki gibi…
    ama bilirsin hala yenilmedim hiç birşeye
    hala sessiz çığlıklarıma dewam ediyorum

    anladım ki insan düşününce dahada kırılıyor
    yazık demek artık yaşamımı renklendiren hayallerin artık uxak olacak benden
    olsun ben hala gülebilirim
    gülümseyebilrm ve gülümsetebilirm
    zor olan içindekine yenlmemek

    dışardan zafer kazanan kim
    çok sevdiği halde inadına yenilen mi?
    çok sevdiği halde gururuna yenilen mi?
    bilmiyorum ama şunu biliyorum ben hala yenilmedim

    ………
    sadece bnden uzak dur……..

  28. gorgonzala

    aşk çıkarların iki kişide ortak buluşmasıdır.
    eğer bir ideali aramaksa ömrümüz, bu ideali aramakla geçmeliydi değil mi?
    şunun şurasında kısacık ömründe, bir küçük yaratık insanoğlu, o ara kimse bu çıkarlarına iyi uyan, ona aşık oluverir.
    ya da olduğunu sanıp kendini aldatır.

  29. özlem

    tabii ki tüm yorumları okuyamadım fakat içimdeki duyguları dışa vurma isteğime katkıda bulunduğunuz için teşekkürler.

    yaşamanın ve aşkın değerini nihayet anlayabildim, bundan sonra hiç kimse hiç üzülmesin..

  30. Şebnem

    Aşk bence bir olabilmektir.. tek olabilmek.. onu hissetmektir.. Sevdiğini sürekli özlemek hep onun yanında olmak onunla hayatı sıkılmadan bıkmadan usanmadan paylaşmaktır…

    Aslında bence aşk aniden olan bişeydir.. sevmek zamanla olur… birden bi insana aşık oluverirsin ama birden sevemezsin tanıdıca zamanla seversin… sevince de kopamazsınn kavgada etsen küssende hep onu düşünürsün ama.. Ama AŞKI hiç yitirmemek lazım çünkü aşkı yitirirsen eğer sevsen de o insanı offlamalar başlar, sıkılmalar başlar…

    yani Aşk güsel birşeydir bence ama aşkı taşıyabilmek bi o kadar da çok zordurr… ben aşkı taşıyamadığımı düşünüyorum çünkü aşkımı yitirdiğimi düşünyorum sevdiğim insana karşı…ve şu da var bence alışkanlık ve sevgi, aşkı karıştırmamak lazım… ben karşımdaki insana hala aşık mıyım bilmiyorumm kararsızlık kötüü…

    neyse çok uzattım sanırım konu saptı :))

  31. kermit

    aşk mı??? insana hayal kurdurtan ve sonra koca bir boynuza çarpınca hayalleri unutturan şey sanırım…

  32. hülya

    aşk onun gözlerinde koca bir deniz bulmaktır. zaman zaman uçurumdan atladığın, açıldıkça boğulduğun; zaman zaman karşısına geçip doymamacasına izlediğin, sana ulaşmaya çalıştığın okyanusu anlatan, sonsuzluğu veren o denizi derinlemesine bulmaktır aşk ve bir martı kadar özgür: uçmaktır…

  33. TURO

    bu yorumları okuduktan sonra kafam karıştı, demek ki henüz yaşamadığım bu aşk karmaşık bi durummuş.ama fikrimce önyargısız, koşulsuz, kayıtsız, kuralsız yaşanılması gereken bi güzellik. UMUYORUM BİR GÜN BULUCAM AŞKIMI…

  34. yasemin

    aşk aşk aşkmı peh emin olun ki ole bişi yok bu biz insanların uydurmasyonlarından biri yaşadım ondan biliorum yani hepsi herşey boş gelip geçici haytta geçmeyen hiçbişe yok

  35. aysel

    Yet each man kills the thing he loves
    By each let this be heard,
    Some do it with a bitter look,
    Some with a flattering word,
    The coward does it with a kiss,
    The brave man with a sword!

    Some kill their love when they are young,
    And some when they are old;
    Some strangle with the hands of Lust,
    Some with the hands of Gold:
    The kindest use a knife, because
    The dead so soon grow cold.

    Some love too little, some too long,
    Some sell, and others buy;
    Some do the deed with many tears,
    And some without a sigh:
    For each man kills the thing he loves,
    Yet each man does not die.

  36. cs

    aŞK ikibedenken tek benden olabilmektir tecrübesiz olduğunmdan kendimce bir yorum yapamadım :( buuda ablamdan alıntıydı :)

  37. Derya

    ‘Aşk bir kişi ile geriye kalan herkes arasındaki farkın, çok fazla abartılmasıdır.’

    Bernard show a ait olan bu söz bence aşkın en iyi tanımlarından biri.

  38. YeahSeeN

    Ayrıca merak ettiğim bir konu daha var aslında :” Aşk bir çıkar ilişkisi midir? ” bunun üzerine çok tartışmalar yaşadım da.:)

  39. YeahSeeN

    Aşk üç harfli bir kelime olmasına karşın herkesin dikkatini çekebilecek kadar yoğun, düşündürecek kadar içli, eleştirilebilecek kadar esnek ve sonsuzluk kadar özgür bir olgudur. :)

  40. Mustafa Efe

    Aşk ; varlığına inandığın kadardır ve inandığın bir yalandan ibarettir.

  41. Mustafa Efe

    abi ben aşka inancını yitirmiş biriyim.

    2001 de trafik kazasında ailemi kaybetmiş biriyim. hayat çok zorluklarla karşımda duruyorken atıldım. okumaya çalıştım. herşey güzel gidiyordu. lise bitti ardından yurt dışı sevdam beni italyaya sürükledi. ailemden kalanlarla kendimce bir hayat kurmuştum. İtalya daki ikinci yılımı bitirmiştim ve yaz tatili için türkiyeye gelmiştim. Bir arkadaşımın şirketinde gecelerken müzik indirmek için indirip üye olduğum bir download programının chat bölümünde buldum O’nu.

    Avustralya’da yaşıyordu. İsmi Cennet’ti. Güzel bir sohbet olmuştu ve mail adreslerimizi aldık telefon bilgilerimizi aldıktan sonra O çıktı. Konuştuklarımız çok güzel şeylerdi ve O’nu görmeden tanımadan düşüncelerinden sohbetinden hoşlanmıştım ve neden olmasın deyip görüşmeye devam ettim. 1 ay kadar geçmeden ikimizde birbirimize şiddetli bir şekilde açıldık. O beni msninden silmek istediğini söylediğinde bunu yaparsa çok üzüleceğimi Merlbourne gelip onu arayıp bulacağımı ve aşık olduğumu söyleyivermiştim bi çırpıda. O’da içini döktü ve o gece yatağıma girdiğimde çok mutluydum.

    6 ay geçmişti ilişkimiz daha da şekillenmişti. Ben 3. yılıma başladığım eğitimimi aldığım bir kararla bırakıp türkiyeye dönüş yaptım. 5 ay sonra O’da okulu tatile girdiğinde Türkiye’ye gelecekti. bu 5 ay harika geçmişti telefonda msnde görüşmemize rağmen gerçekten çok seviyorduk birbirimizi. 5 ay nihayetinde gelip geçmiş günlerden Çarşamba 20 Haziran 2007 de bana sevinçten havalara uçacağım haberi vermişti. Perşembe günü Dubai – Singapur aktarmalı olarak uçağına binecek ve cuma sabahı 08:30 da Türkiye’ye inecekti.

    Her şey o kadar güzeldi ki..

    Üsküdar da evleri vardı ve Edremit te yazlıkları, anahtarlarını daha önceden bana göndermişti. Ben de ev ve yazlığı temizletmiştim. Tek eksik O’ydu, O’nu bekliyordu her şey. O’nu bekliyordum. Perşembe günü içim içime sığmıyordu. Son telefon konuşmamız sabah 7 de olmuştu O aramış ve evden çıktığını havaalanına gittiğini söylemişti. Kapatırken ”Seni Seviyorum Biliyorsun Değil mi?” demesi beni şaşırtmıştı. Evet biliyorum ”ben de Seni Çok Seviyorum uçakta uyu tamam mı çok yorgun olma geldiğinde seni zaten ben yoracağım” demiştim, gülüşüp kapatmıştık.

    İçim içime sığmıyor durduğum yerde duramıyordum. Öğle yemeğimi yiyip arabamla İstanbul’a doğru yola çıkmıştım. En iyisi O’na biraz daha yaklaşmak diye düşünmüştüm. Üsküdardaki eve atmıştım kendimi balkona çıkıp kız kulesini izledim bir süre öylece ve O’nu düşündüm acaba ne düşünceler içine alıp götürmüştü bu heybetli kız kulesi sevdiğimi. İçeri geçip yatağına uzandım ve öylece içim geçmiş uynadığımda saat 22:00 olmuştu zaman geçmiyor dedim kendi kendime. Dışarı çıkıp gezdim biraz sonra uzun zamandır yemediğim ıslak hamburgerler geldi aklıma taksime gittim karnımı bi güzel doyurdum. Bir caz bara girdim bi içki içip çıktım istiklalde volta attım sabah burda olmayacak en iyisi biraz daha yaklaşayım sevdiğime deyip havalimanına gittim.

    Sabah olmuştu. Dış hatlar terminaline inen bir uçak yoktu henüz ama ben çıkış kapısının karşısında prova yapıyordum kendimce. kapının açıldığını ve O’nun geldiğini koşarak sarıldığımı öptüğümü defalarca hayal ediyordum. çok mutluydum. nihayatinde saat 7 olmuştu. yolcular çıkıyordu karşımdaki kapıdan onları bekleyenleri görünce yüzlerindeki mutluluk ifadelerini izliyordum. birbirlerine hasretle sarılışlarını dikkatle izliyordum.

    ateşli bir çifti istem dışı öpüştükten sonra alkışladım. benim el çırpışlarım başkalarını da cesaretlendirmiş ama çifti biraz utandırmıştı. sonra gülümseyerek düşündüm ki benim sevdiğim de o kapıdan çıkacak ve ben de onu hasretle kucaklayıp arzuyla öpecektim.

    07:40 da beklediğim uçağın ineceğini gördüm az sonra mutluluktan uçuyordum. Uçak erken iniş yapacaktı harika bir şeydi bu. Sevdiğime kavuşacaktım ya heyecandan titriyordum. Yanımda biri vardı takım elbiseli yakışıklı bi abi hareketlerimden heyecanlı olduğumu farketmiş olmalı ki sevgilini mi bekliyorsun diye sohbeti açtı. evt abi avustralya’dan geliyor dedim. ben de singapurdan bir çiçek gelecek patrona onu bekliyorum dedi. Adam sadece singapurdan birinin getireceği bir çiçeği alıp patronuna götürecekti tuhafıma kaçmıştı :) birlikte beklemeye koyulduk.

    uçak iniş yaptı.

    ve kafamda hemen hesap yaptım. ”Şimdi uçak indi uçağın inmesi 5 dk. vize işlemleri fln 30 dk. sürse bagajlarını alması falan 1 saat sürer gelmesi” bunları aklımdan geçirdim öylece ikimiz de bekliyoruz. çekik gözlü birkaç kişi çıkınca anladım ki tamam inmişler birazdan gelir. saat 8 i 10 geçiyordu ne sevdiğim ne de çiçekleri getirecek adam gelmemişti henüz. her kapı açıldığında acaba diyerek heyecanla bakmak ve gelmediğinde beklenen omuzlarımın istem dışı çöküşü yüzümdeki offff ifadesi… gelmiyordu. saat 08:30. kendime kızıyordum sonra kendim hesaplamıştım ya 1 sati bulur diye… ama banane gelsin artık 1 yıl beklemiştim bu anı ama bir kaç dakika bekleyemeyecek kadar sabırsız oluvermiştim bir anda. saat 08:45 hala yoklar.

    kapı daha az açılıp kapanıyor artık. saat 09:00 yakışıklı abim gelmicek bu kardeşim kendine iyi bak gidiyorum deyip gitmişti. bense hala bekliyordum. ama artık bekleme yerinde değil kapının tam önündeydim kapı açıldığında ileri uçlara bakıyordum. sonra endişelenmeye başladım tabi. güvenlik sordu kime beklediğimi ben de kız arkadaşımın geldiğini ama henüz çıkmadığını söyledim. sorun mu olmuştur acaba bir baksanız dedim. yardımcı olmak için içeri girdi az sonra döndüğünde canımı çok sıkacak iki kelime kurmuştu. Sorunlular da yok. Sorun yoksa nerde? neden gelmedi.

    danışmaya koştum ismini anons ettirdim. tam bir panik olmuştum. yan taraftaki telefondan bütün hava yolları şirketlerini aramaya koyuldum daha sonra. bir kaçına sorduktan ve olumsuz yanıt aldıktan sonra tekrar danışmaya giderek anons yapmalarını rica ettim. bir sonraki anonsu da ben yaptım hatta. telefona tekrar sarıldım melbourne hava yollarını aradım telefon çalarken kendimi kaybetmiştim, ağlamaklı bir şekilde telefonu açan bayana kendimi ifade etmek istiyordum ama ingilizceyi unutmuştum, please turkish diyebildim bi an buyrun dedi karşı ses soruları sordum yardımcı olmasını istedim. bilgi veremezlermiş. kapattım.

    saate baktım saat 10:20 ve 11 de bir uçak inicek avustralyadan gelen. demir banklardan birine oturdum ve çaresiz beklemeye başladım. başımı ellerimin arasına almış bekliyordum hiç bir şey düşünmüyor, gelecek olan uçaktan O’nun ineceğine kendimi o kadar inandırıyordum. danışmadaki bir kadınla göz göze geldik daha sonra. dışarı çıkıp bana doğru yaklaştığını gördüm. yanıma oturup kötü göründüğümü bir sorun olup olmadığını sordu. bi çırpıda olanı anlattım. gelmedi…

    bu kelimeyi sayıklarcasına tekrarlayarak o kadına sarılıp ağlamaya başladım, herkes bana bakıyor olana bitene anlam vermeye çalışıyorlardı. daha sonrasında polis geldi, polis noktasına götrürmek istediler, saat 11 e 10 vardı hayır dedim gitmecem beklicem burda, 11 de uçak inicek bunda O gelicek dedim. polisler gittiler ben bekledim saat 1 di artık ne gelen vardı ne de giden.

    telefonumu çıkartıp mesaj atmak istedim. bir şeyler yazıp sildim, sonra aradım telefonu çalıyordu buna sevinmiştim, bir sorun vardı ve ben bu halde olmayı hak etmiyordum. telefon açılmadı. şarjım bitene kadar aradım ama o lanet telefon hiç açılmadı. çaresizce evime döndüm. msnden telefondan mesajlar mailler yazıyordum devamlı ama tek bir cevap alamıyordum.

    melbourne gitmeyi kafaya koydum birgün gidip ne olduğunu öğrenmek istedim. konsolosluğa gittim vize başvurumu yaptım. 1 aylık turist vizem onaylandığında kendimi garip hissediyordum. ne olacaktı. aynı gün mail attım ve melburne geleceğimi onu bulacağımı söyledim. ertesi sabah mail kutumda ondan bir mail vardı. sevinçle okumak için açtım maili ama okuduklarım beni yıktı.

    ”Mustafa buraya gelmen hiç bir şeyi değiştirmeyecek. hayatımda başka biri var o sana gelmeme engel oldu ve şuan çok mutluyum. sen istediğim zaman yanımda olamıyordun ama o hep yanımda, seni sevdiğim kadar onu da sevmeye çalışacağım hoşçakal.”

    bir anda tatmadığım nefret duygusuyla doldu heryanım. o ait ne varsa yok ettim. günlerce gecelerce ağladım. beni tanıyan bir arkadaşım bu halimden dolayı yanımda oldu ve bana moral vermeye çalıştı. bu bir bayandı ve ona karşı birşey hissetmediğimi bildiği halde beni seven biriydi. bana onu unutturabileceğini söyleyip açıldı. birlikte olmaya başladık. aklımdan çabucak çıkartmıştım gerçekten de onu. taa ki 23 temmuz pazartesi günü sabah kalktığımda her zaman ki gibi yaptığım maillerimi kontrol ederken bir yabancıdan gelen maili okuyana kadar.

    maili gönderen esra adında biri ve O’nun en yakın arkadaşı olduğunu, O’nun beni çok ama çok sevdiğini asla hayatına benden başka birisinin girmediğini ve hiçbir zaman girmeyeceğini türkiye ye gelmemesinin ve bana yalan söylemesinin nedeninin kan kanseri olduğunu, ondan nefret etmem onu unuttmam için de hayatında başkasının olduğu yalanını söylediğini yazmıştı.

    okuduklarım beynimde fişek gibi patlıyordu. 3 gün sonra annesiyle birlikte amerikaya tedavi olmaya gideceklermiş, öyle yazmıştı. hayatım bir anda alt üst olmuştu.

    BEN HAYATTA SEVDİKLERİMİ KAYBETEMEYE NEDEN MAHKUM OLDUM diye isyan etmiştim.

    bu ruh halimle dışarı attım kendimi nereye gidiyordum ne yapacaktım bilmiyordum. hızla sürdüm arabayı, üzerimde sadece eşofmanım vardı, üstsüzdüm ve yanımda beni tanımlayan hiçbir şey yoktu. anayola çıkmıştım, hızlandıkça hızlanıyordum ve en son hatırladığım kırmızı ışıkta durmayıp yan taraftan gelen araça çarptığımdı.

    17 gün boyunca komada hastanede yatmışım. kendime geldiğimde başımdaki insanları tanımadığımı farkettiğimde bana kim olduğumu, adımın ne olduğunu, nerede yaşadığımı, yakınlarımın telefon bilgilerini falan sordular. berbat haldeydim hemen hemen her yerimde sargılar vardı. kaburgalarım, sol kolum ve sağ ayağım kırılmıştı. yüzümde ellerimde vücudumun hemen hemen her yerinde yaralar vardı. yaşadığım için şanslı olduğumu söyleyen doktora ölsem daha az acı çekerdim sanırım diyebilmiştim.

    4 ay o lanet hastanede yattım. parasını verdiğim için iyi bakılıyordum, kendimi çabucak toparlamıştım. meltem de devamlı yanımda kalıyor, annesi babası ziyaretime geliyorlardı. tamamen iyileştikten sonra meltemle evlendim. askerliği aradan çıkartmak gerekiyordu, o da zaten okulu vardı okuyordu. ben askerden gelince bitecekti okulu, hemen askere gittim.

    Cenneti hiç düşünmüyordum artık. Öldü mü kaldı mı bilmek istemiyordum. Askerliğim boyunca hiç aklıma gelmedi de. usta birliğim van dı, uzaktı zor ayrıldım eşimden ve teslim oldum birliğime. zor günler atlattım ve su an bunları yazarken şükrediyorum. 98 günüm vardı terhisime. meltem Cennet’i bahane ederek ayrılmak istedi. beni beklemesini söyledim. terhis olduğumda aldığı bu karardan onu döndürmek istedim ve başarılı da oldum. tam her şey yoluna girecekken şeytan girdi aklıma ve cep telefonunu kurcaladım. emrah diye biriyle benden ayrıldığı dönemde ilişkisi olduğunu öğrendim ve aynı gün boşanma davasını açtım. boşandık. yaklaşık 3 ay oluyor.

    1 ay önce de Cennet’i gördüm. :)

    komik evet o yaşıyor. youtube da videoları gezinirken buldum onu. hem de ilk tanıştığımız günkü nickiyle Austruk85. şimdi. en son ne zaman girmiş ona baktım.

    Joined: November 21, 2007
    Last Sign In: 1 week ago
    Videos Watched: 251
    Subscribers: 1

    gülmekten başka bir şey gelmiyor elimden ve ben aşka olan inancını yitirmiş biriyim.

  42. Motan

    “Hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları yerleştirip adına ?aşk? diyoruz.”

    Gerçeğe en yakın bulduğum yorum bu oldu. Az bir olasılıkla hayalimiz gerçekse mutlu, çok bir olasılıkla değilse mutsuz oluruz basitçe…

    Sağlıcakla,

    Selim

  43. yudum

    bence aşk naptığını bilmmektir
    senin elini tutacağın anı beklemektir sevgini gizlemektir aşkk
    gizlemdğin zaman sevgini anlayıp seni sevmekten vazgececiğni düşünmektir
    aşk başlı başınca bi acıdr.ama tatlı acıdır yaşamktan vazgecemiceğin bi acı.
    bütün haytını yöneten bi dümen gibir adeta!!
    nereye ve neden gittiğini bilmemektir
    onlasın yah sonrasını düşünememektir
    vee aşk hiç bi zamna sonsuz diilidr bi gün kacıp gider hayatında yada sen onu bırakırsın yok yok bıraktım dersinde o hep senledir ama herks öle bilir bıraktı der!!
    yasarsın bi süre sonra onsuzluğu yasamk aşk gelir sana
    ve hayatında tekdir o duygu bi eşi olms yada tekrarı aşk adamın haytını yıkar
    ama hep özlersin elinde olamadan

    ruhum dersin ona
    o olmadanda sefersin aşkı!!!
    ararsın ve bida bulamzsın.
    onuda istemessin geride sana aşk=acı kalır yaşadım die sevinirsin bu duyguyu ama gerideki ekazı görünce acılarını dindiremezsin
    aşk git derken kal diyememktir
    aşkının büyklüğünü gözlernnde gislemektir<3

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir