Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.
Yerine kimseleri koyamayacağını sanıp, belki de aldandığın kişiler olacak hayatında. Ve sen uslanmadan acı çekmeye devam edeceksin… İşte o zaman anlayacaksın yaşadığın şeyin aşk olduğunu.
Sahiplenmeden seveceksin… Unutma ki, sen bile sana ait değilsin. Bakmayacaksın da öyle rengine, cinsine… Gözleri mesela… Yetecek onu deli gibi sevmene…
Yolda yürürken kızmayacaksın mesela ona baktıklarında… Hem zaten dert de etme… Bulduğu müddetçe o sende aradığını, devam da edecek yanında kalmaya… Merak edeceksin ama vermeyeceksin kendini ele… En çok da kendine.
Hatırla bak… ‘İyi ki nefes alıyorum’ dediğin zamanlar, sevildiğini bildiğin o anlardan ibaret. ‘Zaman dursa şu an’ dediğin anlar da hep tekrar özlem duyma korkusundan.
En güzel anında bile terk etse seni, karışmayacak kafan çok fazla. Çabuk toparlanacaksın. Olmuyorsa da… Acı çekmenin bile derinlerde bir yerde sana haz verdiğini kabul edeceksin. Onu yaşamayı bilecek; yaşarken yazacak çizeceksin belki de…
Kötü bitiyorsa bir gece, ertesi sabah uyanmak için bir nedenin olacak… Bulamıyorsan da, zorlamayacaksın daha fazla. Son demeyeceksin belki ama bitmesinin yeni bir kapı açacağını hatırlayacaksın. Var herkesin bir alıcısı da, sen ne satıyorsun ona karar ver.
Aşağılanma pahasına, bileceksin eskileri yok etmeyi. Ancak denk gelir de bir gün… Mutluluğu, senin mutluluğundan daha önemli olacak kişiyi bulacak olursan… Kaçırma sakın. O’dur işte senin hayat arkadaşın.
Seni ‘nasıl olsa cepte’ görenler de olacak. Unutma, sen istedin zamanında o cebe girmeyi. Becereceksin şimdi girdiğin gibi de çıkmayı.
Uğruna emek verdiğin kimse aslında seni hayal kırıklığına uğratmadı. Kabul et, sorun senin kendi hayallerinde. Sorun senin kendi zafer tanımında.
Sana ‘en kötü günümüz böyle olsun’ değil, ‘en güzel günümüz böyle olsun diyenler’ gerek. Çıkar diğerlerini hayatından. Unutma ki çok da umurunda değilsin zaten onun bunun. Sen önce kendi kendinin umurunda ol.
Anlaşıldığını hissetmek! İnsanoğlunun en çok arzuladığı şey işte bu olmalı. O zaman öyle dostlar edin ki, leb demeden sen, anlasın onlar lebleyi. Anlasınlar da, bilsinler de sana çaktırmadan hala dinlemeyi.
Yeni arkadaşlarını ‘neden’ yerine, ‘neden olmasın’ diyenlerden seç… Göreceksin bu bile tek başına yetiyor hayatı daha eğlenceli kılmaya.
Rahatsız olduğun her şey kendine bir ayna esasında… Tanı onları. Tanı da, elindeki güç başkasını değil, sadece kendini değiştirmeye yetiyor. Zorlama.
Zayıf yanlarını görür endişesiyle insanlarla yakınlaşmaktan korkma. Bırak kim neyi görecekse görsün. Dedim ya, insan kendine bile yabancı.
Gelecek için endişe duymaya devam ediyorsan, yetmemiş demek ki… Yaşadığın pişmanlıklar seni değiştirememiş. Hataların veya hayallerinle ilgili de artık senle konuşan kimse kalmadıysa, senden vazgeçtiler demektir… Ya mekan değiştireceksin, ya da kendini.
Tek bir kişi bile olsa, biri senin varlığından ötürü daha rahat nefes alsın… Kafayı her yastığa koyduğunda da, ‘yeni güne uyanabilecek miyim’ diye sor. Göreceksin, uyanıkken aldığın her nefesin değeri artıracak.
Değer vereceksin yaşadıklarına da, henüz yaşamadıkların olacak hep seni daha fazla hayata bağlayan. O yüzden yaşarken aç be gözünü kardeşim. Bak tam şu saniye mesela… Bitti işte o an bile.
Meydan oku! Ona buna değil de, kendi hayatına… Yapabileceğin halde bugün yapmıyorsan, erteledin bak yine yaşamayı… Yok işte yaşayacağın başka bir hayat. Çık dışarı, bırak kendini sokağa. Şimdi…
Uğruna ölmeyi göze alacak bir şeyin yoksa veya bulmak adına bugünden harekete geçmiyorsan, yokluğunun da pek önemi olmayacak. O yüzden dene her şeyi en az bir kez… Dikkat et bak, bugün sana en unutulmaz anları yaşatan şeyler, geçmişte yapmaktan hep en fazla korktuğun şeylerdi… O zaman korkma artık. Yeter! Ölme, yaşa…
Bir ömür yetmiyor ki kendini keşfe… Gerek de yok o yüzden filozof falan olmaya…
İnsanların kahrını çekip delireceğine, sen delir, onlar senin kahrını çeksin. Çünkü kendini bir şey sanmazsan, kaybedecek şeyin de olmuyor.
Ancak öyle bir hayat yaşa ki, bitmesin anlatacak hikayelerin… Ve yeniden dünyaya gelsen, yine ‘kendin’ olmak iste… Sevdiklerine verebileceğin en değerli hediye, sadece daha mutlu bir sen. O yüzden hayat senle oyun oynayacağına, sen onunla oyna…
Ha unutmadan! Biliyorum… Bunları okumak sana öyle çok da fayda falan sağlamayacak. İlla ki yaşanması gerekiyor çünkü. Hem zaten ben… Hiçbir şey hakkında artık eskisi kadar emin değilim ki.
O yüzden, geçeceksin bunları! Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.
Hadi ben kaçar…
Sen de iyi bak kendine.




Sevgili Tunç Kılınç çok güzel anlatmışsınız…
14/07/11, 20:03“Bunu okumak sana çok da öyle fayda sağlamayacak…”
Evet özellikle kendini aşmaya çalışanların sürekli okudukları bilgiler, olsun bu yazı hem samimi hem de artık anlayın be kardeşim feryadında:)))
çok beğendim, kaleminize sağlık.
14/07/11, 21:14tesadüfen bir yerde yazınızın linkini gördüm ve tıkladım. çok güzel yazmışsınız.
yüreğinize sağlık :)
15/07/11, 00:39seni oldurmeyen daha kuvvetli yapar demisler.. ask, ruzgar, ozlem, gelecek endisesi, delilik ve akan zaman… bunlarin sayesinde bugun cok ozgurum.
bu arada sen nereye kaciyorsun tunc? boyle bir yazinin arkasindan ‘kacmak” kelimesini secmen ilginc geldi.
15/07/11, 05:11Sabah zihnimin yorgunluğuyla uyanıp, her ne kadar iyi dilekler sunsam da güne, zihnimi rahatsız eden şeylere yenik düşeceğimi anladığım anda güzel yazınızı okudum. Belki böyle yazılar günü kurtarmaya yarıyor hayatınızda ya da bir kapı açmaya, ama yaradığı bir şeyler var değil mi?
Çok içten ve güzel bir yazıydı.
15/07/11, 10:04Teşekkürler Tunç.
Umutla kalalım.
Sandığın gibi olmadı…
Okuduğum anda bile bişiler kattı…
Yüreğine sağlık…
15/07/11, 15:00Döktürmüşsün gene, güzel yazı özellikle şu cümleyi pek beğendim.
“Var herkesin bir alıcısı da, sen ne satıyorsun ona karar ver.” :)
15/07/11, 15:17Karşındakine sadece değeri kadar ilgi göster
Değeri kadar ilgi göster ki
Gösterdiğin ilgiyi hak ettiği yerde olsun
“Kimseyi değiştiremezsin hayatta..
Ve kimse için de değişmemelisin..
16/07/11, 04:36“Ancak öyle bir hayat yaşa ki, bitmesin anlatacak hikayelerin…”
Salt bunun için bile, hiçbir şeyden korkmadan yaşamaya değer olduğunu düşünüyorum.
16/07/11, 09:43Tunç, yazın çok güzel ve gerçekten ilham verici. Sadece 1 cümleyi anlayamadım,açıklarsan sevinirim ‘aşağılanma pahasına bileceksin eskileri yok etmeyi” – burada demek istediğin şu mu – insan hayatına dair eski kötü anılarını kafasından atarken başkaları onu aşağılıyor mu??
17/07/11, 23:18kulağa biraz tuhaf geliyor:)
nasıl güzel nasıl :)) yarın yeni bir gün.. teşekkürler
17/07/11, 23:51Rüzgar.. Bazen çok sert esiyor.. Ürküntüyle vazgeçiyorum.. Sonra yüzmeyi deniyorum.. Dalgalar boyumu aşıyorsa.. Vazgeçiyorum.. Neden sonra koşuyorum, ya da kaçıyorum.. :)
18/07/11, 01:13Seçkiydi sanırım ve çok güzeldi..
Harikasın abi…
“Ancak denk gelir de bir gün… Mutluluğu, senin mutluluğundan daha önemli olacak kişiyi bulacak olursan… Kaçırma sakın. O’dur işte senin hayat arkadaşın.”
“İnsanların kahrını çekip delireceğine, sen delir, onlar senin kahrını çeksin. Çünkü kendini bir şey sanmazsan, kaybedecek şeyin de olmuyor.”
18/07/11, 04:38Yap diyoz da işte yapamıyoz ki..
Güzel yazıydı yüreğine sağlık ;)
19/07/11, 20:52• Nerede sizi insan kılan duygularınız? Nerede benlikleriniz? Saklambaç oyunu güzeldir ama kendinizle saklambaç oynamayın artık!
Saklanmayın kendinizden bu kadar, bir gün gelecek kendinizi hiç bulamayacaksınız. İçtenlikten uzaksın, maskeli balodasın haberin yok.
Bir film yazmışsın kendine ve başrolde kendin varsın! Filmin adı da “ BU MASKELİ BALO ve onun SAHTE YÜZLERİ” Zaten bu yaşamda oyuncuydun, şimdi oyna bakalım. Renk katmaya çalışma hiç, aferin sana.
Rengin ne sahi senin Sen renksiz misin bu dünyada. O zaman hiç kimseyi suçlama “bu yaşamın tadı yok” diye. Senin tadın hiç olmamış ki, yaşam sana tat versin
20/07/11, 16:31Yine müthişsin!
22/07/11, 01:03@eda;
“aşağılanma pahasına bileceksin eskileri yok etmeyi” derken; takılma eskilere, onlar ve çevrendekiler sana yanlış yaptığını söyleseler de, hatta haklı olsalar da ve hatta seni aşağılasalar da; hayat senin hayatın.
eskileri beyninden çıkar ki, ‘mutluluğu senin mutluluğundan daha önemli olacak kişi’ye denk gelme şansın artsın :)
23/07/11, 13:01Kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak söyleyebileceğin derine – dikine altını doldurabilecieğin birşeyler yoksa bu minvaldeki yazıların hepsi bencilliğe, ego tatminine ve bireyciliğe doğru kayıyor. Saçmasapan genellemelerle dolu bir yazı. Hani bilmesem Tunç Kılınç yazılarını neredeyse 15-18 yaş arası msn gençliğinin iletilerine doldurabilecekleri bir nevi kuru gıda ambarı misali.
25/07/11, 16:33tunÇ bir gün yazar olursam bil ki tek sorumlusu sen olursun :)
26/07/11, 13:48“Ancak öyle bir hayat yaşa ki, bitmesin anlatacak hikayelerin…”
anlatacak güzel anılar biriktirmenin önemini anlayan o kadar az insan var ki hayatta…
bütün güzel yazılarınızın üstüne,
bu yazı tam duvara asılıp her sabah hatırlanılması gereken notlarla dolu.
kaleminize sağlık.
28/07/11, 14:54esen rüzgarı teninde hissederken yüreğinde de hissedebiliyor musun?
ey insanoğlu sen değil misin ki beni bu hayata aidetsiz kılan, yalnızlaştıran. hepiniz düğmesine basılmasını bekleyen robotlarsınız. ben mi vazgeçtim insan olmaktan. esen bir rüzgar varsa bu kimin umrunda robotlar hisseder mi ki. yalnızlar rıhtımındayım, bir gün vazgeçersem yaşamaktan sebebi sizsiniz ama yine de seviyorum sizi insanoğulları.
hayde…
31/07/11, 04:37bugün görmeliymişim bu yazıyı okumalı ve içimin güçlü olmalısın fısıltısını duymalıymışım..
02/08/11, 22:33teşekkürler Tunç!
İki gundur icimde sıkışıp patlayamayanlara birkac cumlenle delik actin, ellerin dert gormesin! :)
07/08/11, 11:46yol da, yolcu da, evin de, göçün de bir, hepsinde sen varsın… eğer değişmesini istiyorsan bir şeylerin, kendini değiştir.
değiştir ki yeni yollarda yeni yolcularla, misafir olduğun evlerle ve göç ettiğin her yerde mutluluğu yakalama şansını bulabilesin…
10/08/11, 17:46önemseme, saygı gösterme, kıymet verme, kimseyi takma, hayatı yaşa oo yeahh. seni kim takar. empatiyi devreden çıkarınca narsizm tavan yapar haliyle.
10/08/11, 20:58Çok güzel bir yazı. Yüreğinize sağlık.
13/09/11, 15:47tunç kılıç gerçekten hayran oldum..
17/09/11, 23:57“boşver, takma, görme, kendine bak, kendi yolundan git” gibi süslü kelamlar ilk bakışta güzel görünüyor, kağıt üzerinde güzel duruyor, mantıksal doğrulukları da var kimi zaman ama bunları tatbik etmeyi deneyeneniz oldu mu?
dünyada bir insan popülasyonu var, ülkede de, ilde de, mahallede de, iş yerinde de, evde de… sıkıysa uygulayın!.. :)
18/09/11, 15:01daha az bezelye, daha çok dondurma..
19/09/11, 17:13yiyorum da.. Kilo alıyorum :)
Hayatın içerisinde farklı kişilere farklı zamanlarda dokunursun ama nereye gideceğini bilmeden. Herkese bakar, konuşur geçirdiğin zamanı daha değerli yapmaya çalışırsın. İnsanları, sevdiklerini yeri gelir daha üstte koyar kendinden daha çok seversin. Yeri gelir kendinden çok sevdiğine daha çok zarar verirsin. Bazen bilerek bazen bilmeyerek. İşte burada önemli olan senin ne istediğin…
Hayatta her şey gelip geçici der ‘yaşamış insanlar.’ Şimdi anlıyor insan gerçeği. Benim, senin, onun bir farklı yok hepimiz aynı düşünce ve güzellikler içinde sadece kendi “an”ımızı özel yapmaya çabalıyoruz. Bunun yeri geliyor çok bedeller ödemek durumunda kalıyoruz.
Benim çok uzun bir hayatım geçmedi bu dünya üzerinde ama gerçekten öğrendiğim bir şey varsa sadece kendi istediklerine göre yaşayıp insanları incitmemek için kendinden vazgeçmeyeceksin. Ne zaman karşındaki insanı kendinden çok düşünmeye başlarsan, işte o zaman yaşamayı bırakıp ölmeye başlarsın. Hem de bu birden bire değil, öyle yavaştan öyle derinden ve sessiz olur ki, öldüğünün bile farkına varamassın.
Eğer seviyorsan kendini, her gün dünya üzerinde son günün gibi yaşa…
Sevgiler Tunç.
20/09/11, 17:02Tunç sen ortalığı alt/üst ettin. Herkesin kendinden birşeyler bulabileceği bir metin olmuş.
12/11/11, 14:55başım bağlı diyor e benimde bağlı neyapim bişi istemiyorum ki
14/12/11, 12:48gülümse yeter napim :(