2010 Eylül ayındaki tüm yazılar
Göründüğümüz Gibi Değiliz İşte!
Yüzleşmesi sıkıntılı, kabullenmesi de zor. Rol yapmak veya maske takmak… Farkına varınca kişiye sahtekarlık hissiyatı veriyor ya, ondan belki de.
Bir de farkında olmadan davranışlarımızı etkileyen bilinçdışı ögeler var ki, içimizde bizden habersiz başka bir kişilik yaşatıyor.
Çoğumuz iyi bir çalışandır mesela. Hele bir de yönetici konumundaysak! Hangimiz mesela cesaretle çıkıp şirket içi dönen etik dışı işleri yüksek sesle dillendirebiliriz ki? Veya hangimiz, sokakta selam bile vermeyeceğimiz o müdür kılıklı insanlardan gülen yüzümüzü esirgeyebiliriz ki? Farkında bile değilizdir gülümserken.
Veya iyi bir öğrenciyizdir. Kopya çekmeyiz, ders kaytarmayız! Hangi lise öğrencisi evine götürmeden önce karne notlarını değiştirmeyi geçirmez ki aklından? Hem zaten muzurluk yapmadan geçen bir öğrencilik hayatı, ilerisi için nasıl bir anı kırıntısı bırakabilir ki!
Bağlı bir eş veya sevgili olmayı da iyi beceririz çoğu kez. Çekici birini görünce kafamızı çevirir, izin bile vermeyiz aklımızdan bazı şeylerin geçmesine!
İş adamlarının sık yurtdışı gezileri hep ‘iş’ amaçlıdır mesela, hanımlar da başarılı bir adamın arkasında olmaktan mutlu görünür! Hatta üzülürler eşlerinin otel odalarına yanlız ve bitkin dönmesine. Her iki taraf da bilir bilmesine de, ancak hayat devam etmelidir bilmiyormuşcasına. Bilinçaltında var olan ise, tek başına kalma duygusunun ağır yüküdür.
» Yazının devamı
Bedenime Yapışan Gölgem!
Son bir yıldır sanırım en sık dinlediğim tını; Tool‘un 1996 yılında çıkardığı Ænima albümünde yer alan “Forty-Six & 2” şarkısı. Ve itiraf etmem gerekiyor ki, bu zamana kadar hiçbir şarkı beni ne bu denli meraklandırdı ve düşündürdü, ne de hakkında araştırma yaptırdı.
Tool, bugüne kadar “Forty-Six & 2″ sözlerinin ne anlama geldiğine dair resmi bir açıklama yapmamış. Vokalist Maynard James Keenan da “yazdığım şarkı sözleri müziğin bir yorumudur; bu yüzden dinleyenler, sözlerden kendi anlamlarını çıkarmalı” dese de, oluşan yaygın bir düşünce var:
Meditasyon uzmanı ve yazar Drunvalo Melchizedek, insanlardaki uyumsuzluğun geçirecekleri [+2 kromozom] bir evrimle ortadan kalkacağı fikrini ortaya artıyor. Şarkı da bize bu değişimin, Jung‘un [istenilmeyen, bastırılmış veya gizli tutulmuş kişisel özelliklerimizin oluşturduğu bilinçdışı kompleks veya 'karanlık alan' olarak adlandırılan] gölge arketipiyle yüzleşmemiz sayesinde olacağı umudunu aşılıyor.
Bu bana yetmiyor ve bu aralar deli gibi analitik psikolojinin kurucusu psikiyatr Carl Gustav Jung ve onun öğretilerini okuyor; kompleks, gölge, arketip, kolektif bilinçdışı, persona, ego, anima ve animus gibi kavramları daha iyi anlamaya çalışıyorum.
» Yazının devamı



