2010 Temmuz ayındaki tüm yazılar

Paylaşmak İçin Yaşamak!

Konserin en güzel anı… Biz parmak uçlarında, önümüzdeki kafalardan sıyrılıp cep telefonu ile çekim yapma telaşındayız.

Hep tanışmak istediğimiz o kişinin yanındayız… Merak ettiğimiz bir şeyi sorup sohbet etmek yerine, biz resim çektirme derdindeyiz.

Muhabbetin en güzel yeri. Biz gelen sms’lere cevap yazıyoruz.

Yemeğin en lezzetli lokması. Biz cep telefonundaki bilmem ne uygulaması ile lokasyon bilgisi girme peşindeyiz.

Resim çekmekten gezdikleri yerin tadını çıkaramayan Japon turistlere benzemeye başladık!

Yahu beyin zaten en büyük kayıt aleti değil mi? Gördüklerini, duyduklarını alıyor o hafızaya. Sana bir anlam ifade edenleri de, zamanla daraltsa bile kayıt ettiği alanı, silmiyor.

O halde bir şeyi yaşarken neden bırakmıyorsun kendini o an’a. Kalması gereken kalır zaten! Kaçırdığın belki de nefesini kesecek bir an, farkında değilsin.

Çocuğumuzun doğumunu bile – dostlardan önce – internette paylaşma heyecanındayız. Bunun için öncesinden ‘teaser’ yapan anne ve babalar var: “ilk resimler, az sonra!” Gelen yorumları da tahmin ediyorsunuz: “ay ne şekerrr!”

Gelecek ‘yorum’ ve ‘beğendi’ sayıları, bir şeyin kendisini yaşamaktan daha değerli olabilir mi? » Yazının devamı

Bir el atsanız!

Sunum ne kadar hoş olsa da, çok lezzetli bir şey yerken;
konser performansı ne kadar etkileyici olsa da, o müthiş şarkıyı dinlediğimizde…

Veya;

öperken,
koklarken,
hatta sevişmenin en güzel anında…

Neden kapanır ki gözlerimiz?

——

Sonradan ekonomik refaha kavuşan,
torunlarına bile yetecek kadar parası olan zenginler

Nasıl bir düşünceyle ‘sonradan’ cimrileşiyorsunuz?
Eskiden çok daha cömert değil miydiniz?

——

Şerefe derken, karşındakinin ‘gözüne içine bakarak’ yudumlamak içkini…

Sahi, neden bu kadar zor?

» Yazının devamı