2010 Nisan ayındaki tüm yazılar
Yaşamak dünyada var olan en istisnai şey. İnsanların çoğu ise -artık- sadece çevrimiçi, hepsi bu!
Bu aralar pek bir sosyaliz. Facebook, Twitter, Friendfeed, Msn derken, bir bakıyoruz saatler geçmiş ekran karşısında. Geçen vakit eğlenceli olunca, pek farkına da varmıyor insan.
Değer mi; bağımlı mı olduk; sokaktan kopuyor muyuz soruları (biraz da geçenlerde bir seminerde yaptığım gevezelikten dolayı) beynimde fazlaca dolanınca, sizin de görüşlerinizi merak ettim. Bu yazı ondan.
“Sosyal ağ” lafı artık neredeyse Facebook ile aynı anlama geliyor! Hatta öyle ki, Facebook’un kuruluş hikayesinin filmi bile çekiliyor şu sıralarda. David Fincher’in yönetmenliğini yaptığı “The Social Network” filmi 15 Ekim 2010 tarihinde vizyonda olacakmış.
Neyse, biz önce Facebook’la ilgili birkaç bilgi paylaşalım:
» Yazının devamı
Özgelecek. Hem de En Özü!
Hani şu iş başvurularında firmalara CV veya özgeçmiş gönderiyoruz ya, bu aralar yine kafamı bir şeyler kurcalıyor.
Tüm CV’lerin ortak noktası, hep ve sadece “geçmişimiz” hakkında bilgi vermesi. Nerede okuduk, nerede çalıştık, ne işler yaptık, hangi sertifikaları aldık… İyi güzel de, bizim geçmişte yaptıklarımız, girmek istediğimiz şirketin geleceğine katkısı ne?
Hem olası katkımızı hesap etme işini nasıl bırakabiliriz ki başkalarına? [Hele bir de, maalesef, büyük firmalarda CV eleme işini çömez İnsan Kaynakçıları yaparken!]
Ofis programlarını kullanma eğitimine katılıp, sertifika aldığımızı yazıyoruz mesela. Veya bilmem ne semineri… O dönem için bunlar iyi şeyler olabilirdi de, bugünkü CV’de hala bunlar yer alıyorsa, biraz acayip kaçmıyor mu?
Hem zaten geçmişte ben, hangi şart ve imkanlarda o becerdiklerimi becerdim ki? O zamanlarda mesela ekonomi ne durumdaydı, sattığımız ürün veya hizmete talep var mıydı, benim müdürümle ilişkim nasıldı? Sahi, baştan ben o işe zaten nasıl kabul edilmiştim ki?
Bunlar pek yazmaz CV’lerde.
Özgeçmiş yazmak kolay. Google’da “örnek cv” diye aratmak yetiyor. Özgelecek yazmamak içinse bahanemiz hazır! “Gelecek” ya o, nereden bileyim? [Birazdan size bir "özgelecek örneği" vereceğim.]
Ancak öncelikle bir şey sormak istiyorum.
CV’lerde kendimiz hakkında samimi, dürüst ve merak uyandıran lafları yazmaya neden sakınıyoruz? Mesela; » Yazının devamı
Size bir şey sormak istiyorum.
Öldünüz.
Aradan iki yıl geçti.
Bir yerlerde adınız anılıyor.
1.) Adını ananlar kim? (Sadece eşin dostun mu, yoksa hiç karşılaşmadıkların da var mı?)
2.) Neredeler ve “ne” diyorlar?
3.) İki yıl sonra diyeceklerini, bugün de (sen hayattayken) duyuyor musun?
4.) O kişiler (tanıyorsan), “kendileri için” duymayı hayal ettiklerini, bugün “senden” duyuyorlar mu?
Bu arada unutmadan…
Sizi seviyorum!



