<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı. yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 10:52:08 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
	<item>
		<title>Yazar: ahmet</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-13398</link>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 19:08:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-13398</guid>
		<description>bizler aslında algılarımıza aşık oluyoruz değerli arkadaşlar. bir sinir sisteminin arkasına saklanarak sevdiğimize dokunabiliyoruz yine bize onu o kadar çekici kılan yine aynı şeyler... 

biz ne zaman içimizden çıkıp da sevdiğimizin kendisiyle muhattap olabilirsek, işte o zaman asıl aşkı buluruz. biz bize haber verilene aşık oluyoruz oysa hepimiz belki de yapayalnızıs, yapayalnız...

tıpkı bu bilgisayarın başında yapayalnız ama aynı anda bir sürü insanla insan kendine aşık olur ama benliğine değil, yine algılardan ibaret olan bedeninin verdiği algılara gerçekte hepsi bir kapıya çıkıyor. gerçeğe...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bizler aslında algılarımıza aşık oluyoruz değerli arkadaşlar. bir sinir sisteminin arkasına saklanarak sevdiğimize dokunabiliyoruz yine bize onu o kadar çekici kılan yine aynı şeyler&#8230; </p>
<p>biz ne zaman içimizden çıkıp da sevdiğimizin kendisiyle muhattap olabilirsek, işte o zaman asıl aşkı buluruz. biz bize haber verilene aşık oluyoruz oysa hepimiz belki de yapayalnızıs, yapayalnız&#8230;</p>
<p>tıpkı bu bilgisayarın başında yapayalnız ama aynı anda bir sürü insanla insan kendine aşık olur ama benliğine değil, yine algılardan ibaret olan bedeninin verdiği algılara gerçekte hepsi bir kapıya çıkıyor. gerçeğe&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor! &#171; Şevket ERER</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11128</link>
		<dc:creator>Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor! &#171; Şevket ERER</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 13:06:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11128</guid>
		<description>[...] Bir sonraki Fikir Atölyesi yazısında, Patch Adams&#8217;ın; bu yüzyılda insanoğlunun, &#8220;para ve güce&#8221; tapan bir toplumdan, &#8220;şefkat ve cömertliğe&#8221; tapan bir topluma dönüşmeyi becerememesi halinde neden yok olacağına inandığı ve &#8220;dünyanın başındaki en büyük bela&#8221; dediği kapitalizmi yok etmek adına ortaya koyduğu fikirleri tartışmaya açmak istiyorum. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Bir sonraki Fikir Atölyesi yazısında, Patch Adams&#8217;ın; bu yüzyılda insanoğlunun, &#8220;para ve güce&#8221; tapan bir toplumdan, &#8220;şefkat ve cömertliğe&#8221; tapan bir topluma dönüşmeyi becerememesi halinde neden yok olacağına inandığı ve &#8220;dünyanın başındaki en büyük bela&#8221; dediği kapitalizmi yok etmek adına ortaya koyduğu fikirleri tartışmaya açmak istiyorum. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: ebru</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11051</link>
		<dc:creator>ebru</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 08:37:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11051</guid>
		<description>aşk bence hayatta insana verilen en büyük mucizedir. size katılıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aşk bence hayatta insana verilen en büyük mucizedir. size katılıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Anıl</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11050</link>
		<dc:creator>Anıl</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 20:55:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11050</guid>
		<description>&lt;em&gt;&quot;Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını farketmeyişimizdir.&quot;&lt;/em&gt;

Marcel Proust.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını farketmeyişimizdir.&#8221;</em></p>
<p>Marcel Proust.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Nazmiye</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11039</link>
		<dc:creator>Nazmiye</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 13:37:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11039</guid>
		<description>Yine süper bir yazı, teşekkürler.

Aşk stratejim nedir? güzel bir soru:) strateji kelimesi aşk için biraz garip geldi ama düşüncelerimi söyleyecek olursam aşıkken kendimi çoğu konuda unutup  aşık olmadığım zaman unuttuğum şeyleri de hatırlarım. Karşımdakinin kusurlarını görmem, göremem. Mantığım devre dışına çıkmak üzereyken yakalar mantığımla hareket etmeye çalışırım:) Dertlerimi, üzüntülerimi yansıtmamaya çalışırım. Her şeyden önemlisi empati kurarım.

Aşk stratejisinden çok hayat stratejim daha nettir. İnsana insan olduğu için, arkadaşım ya da tanıdığım olmasa bile değer vermek, umulmadık bir anda umulmadık şefkat ve desteği vermek, ailemin ve arkadaşlarımın heran yanlarında olduğumu hissettirebilmek, hayatı, insanları, doğayı yaşama dair hiç bir şeyi yok saymamak, umursamazlıktan uzak durmak, yaşamın hakkını vermek...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yine süper bir yazı, teşekkürler.</p>
<p>Aşk stratejim nedir? güzel bir soru:) strateji kelimesi aşk için biraz garip geldi ama düşüncelerimi söyleyecek olursam aşıkken kendimi çoğu konuda unutup  aşık olmadığım zaman unuttuğum şeyleri de hatırlarım. Karşımdakinin kusurlarını görmem, göremem. Mantığım devre dışına çıkmak üzereyken yakalar mantığımla hareket etmeye çalışırım:) Dertlerimi, üzüntülerimi yansıtmamaya çalışırım. Her şeyden önemlisi empati kurarım.</p>
<p>Aşk stratejisinden çok hayat stratejim daha nettir. İnsana insan olduğu için, arkadaşım ya da tanıdığım olmasa bile değer vermek, umulmadık bir anda umulmadık şefkat ve desteği vermek, ailemin ve arkadaşlarımın heran yanlarında olduğumu hissettirebilmek, hayatı, insanları, doğayı yaşama dair hiç bir şeyi yok saymamak, umursamazlıktan uzak durmak, yaşamın hakkını vermek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız. &#124; Türk Kaynak</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11029</link>
		<dc:creator>Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız. &#124; Türk Kaynak</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 07:49:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11029</guid>
		<description>[...] - &#8220;Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!&#8221; - &#8220;İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.&#8221; [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] &#8211; &#8220;Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!&#8221; &#8211; &#8220;İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.&#8221; [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Fikir Atolyesi Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız.</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11019</link>
		<dc:creator>Fikir Atolyesi Bizler, Zenginlere Hizmet Eden Robotlarız.</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 19:05:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11019</guid>
		<description>[...] - &#8220;Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!&#8221; - &#8220;İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.&#8221; [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] &#8211; &#8220;Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!&#8221; &#8211; &#8220;İnsan Bilincinin Optik Yanılgısı.&#8221; [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: hacer</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11015</link>
		<dc:creator>hacer</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 10:31:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11015</guid>
		<description>iç huzuru korumak.. aşkın yeşermesi, meyve vermesi için, içinde o huzurlu ortamı yaratmak .. bunu yapabilmek de elbette bir temizlenme süreci  gerektiriyor. kalıplardan kurtulma, içsel özgürlüğü bulma (görme gücüne erişme) süreci.. neyse ki binlerce farklı yol var bunlara ulaşmak için.. 

*kendi yolunu seç ve yürü, cesaretle, inanç ve güvenle... aşk bu yolun her anında aslında.. (gözler açık oldukça, zihni bulandırmayıp kalbi dondurmadıkça aşk hep orada).</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>iç huzuru korumak.. aşkın yeşermesi, meyve vermesi için, içinde o huzurlu ortamı yaratmak .. bunu yapabilmek de elbette bir temizlenme süreci  gerektiriyor. kalıplardan kurtulma, içsel özgürlüğü bulma (görme gücüne erişme) süreci.. neyse ki binlerce farklı yol var bunlara ulaşmak için.. </p>
<p>*kendi yolunu seç ve yürü, cesaretle, inanç ve güvenle&#8230; aşk bu yolun her anında aslında.. (gözler açık oldukça, zihni bulandırmayıp kalbi dondurmadıkça aşk hep orada).</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: DeDe</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11011</link>
		<dc:creator>DeDe</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 22:43:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11011</guid>
		<description>Hımm, “aşk”ın stratejisi...

Aslına bakarsan, bence “hayat” tüm zerreleriyle “aşk”ın kendisidir... Ama öyle bir hale gelmişiz ki, neyi aşkla yapmaya kalksak yadırganıyoruz... Büyük bir aşkla neyi sevsek, bahsetsek...tutkumuza (hiç durmaksızın o en sevdiğimiz kişiden/konudan bahsetmemize ve bunu hiç yorulmadan yapmamıza), neşemize, gözlerimizdeki ışıldıya şaşırıyor insanlar ve  tabi bunun için özveride bulunmamıza da (O kadar mı çok eksilmişiz, aşksız kalmışız diyor içimdeki çocuk. Hayır, “&lt;em&gt;aşk olmadan nasıl yaşanır, adım atılır&lt;/em&gt;” desek nasıl karşılanırız merak ediyorum). 

Elif’in(Elif Şafak /Aşk) şöyle der; 

&lt;em&gt;“Aklın kimyası ile Aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihlenir. Halbuki AŞK öylemi? Onun tek dediği: &quot;Bırak kendini, ko gitsin! Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! “. &lt;/em&gt;

Yani aslında “aşk”, biz onu ne kadar bir çerçeve içine oturtmaya çalışsak da, kendi bildiğini okur. İşte bu yüzden, onun bir stratejisi olur mu, bilemedim. 

Severseniz, sonunda yıkıntılar arasında kalacağınızı bilseniz de bir saniye bile düşünmeden atarsınız kendizi yangınların içine. Ve hatta yeri gelir, sevdiğiniz kişi ya da inandığınız şey uğruna kendinizi feda etmeniz ya da onun için ondan vazgeçecek kadar yürekli olmanız gerekir. Çünkü sevdiğinize sahip değilsinizdir, bunu kabullenmelisiniz bir kere en başında. Bunu kabullendiğinizde, sevdiğiniz şeyin siz olmadan da var olması/kendini gerçekleştirebilmesi daha büyük bir anlam taşır. Yok eğer öyle değil ise o zaman duygunuzun adı aşk değil zamanla bencilliğe dönüşür. 

Ve seviyorsanız, zaten öncelik “sevili”nindir.  “Aşık”sanız böyledir. Hem aşk bol bol sevgi kredisi dağıttırır insana ve siz herkesi affedebilirsiniz ve herşeye yetecek enerjiye sahip olursunuz. İşin içinde strateji yoktur, kalbiniz bunu size söyler, siz de tıpış tıpış yerine getirirsiniz. Anahtar hiç mi bir şey yoktur, evet &lt;em&gt;kendiniz omak, ve kalbinizin sesini dinlemektir&lt;/em&gt; denilebilir sanırım. Çünkü aklın yapamayacağı ne varsa, “aşk” onu oldurur. 

Kanaatimce en çetrefilli olanı,...birini sevmeye gelince,...İşte sevili kalbinizin aynasıdır, ona baktığınızda aslında kendi ruhunuzda engin yolculuklara çıkarsınız. O size kim olduğunuzu hatırlatır ve siz de ona. Ve eğer yaşadığınız gerçekten aşk ise, kendiniz olmaktan ve kalbinizin sesine kulak vermekten başka çareniz yoktur. Sonunda ise, iki yürek kalplerinin deryasında birbirine karışır ve o “bir”likten yeniden “kendi”lerine döner... bu ise, canan-ı can’dan çok sevmekten geçer...canan’ın aynasında kendini, evreni gören yüreğin –ona sahip olmadığını bilerek, farkında olarak- onun için can’ı feda edebilecek yürekliliği taşımasından geçer...

Bir kişinin yerine bir inancı/düşünceyi koyduğumuzda, bu da yukarıda bahsettiğim denklemin bir yansıması olacaktır. Gönül gözü açık her yürek, attığı her adımda kendine yani “öz ben”e dönecektir...

Serdar Bey’in de bahsettiği gibi, bu acılı bir süreçtir... Bu süreçte “ben” e ulaşma yolunda çıktığınız yolculukta nice sınavlar verirsiniz... öyle anlar gelir ki, cayır cayır yanar tutuşur sanki yüreğiniz, bunu hissedersiniz... ama her yangında, siz kalbinizin hiç bilmediğiniz kuytularını keşfedersiniz... &lt;strong&gt;Çünkü her aşk, “öz ben”e doğru bir keşiftir aslında...&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hımm, “aşk”ın stratejisi&#8230;</p>
<p>Aslına bakarsan, bence “hayat” tüm zerreleriyle “aşk”ın kendisidir&#8230; Ama öyle bir hale gelmişiz ki, neyi aşkla yapmaya kalksak yadırganıyoruz&#8230; Büyük bir aşkla neyi sevsek, bahsetsek&#8230;tutkumuza (hiç durmaksızın o en sevdiğimiz kişiden/konudan bahsetmemize ve bunu hiç yorulmadan yapmamıza), neşemize, gözlerimizdeki ışıldıya şaşırıyor insanlar ve  tabi bunun için özveride bulunmamıza da (O kadar mı çok eksilmişiz, aşksız kalmışız diyor içimdeki çocuk. Hayır, “<em>aşk olmadan nasıl yaşanır, adım atılır</em>” desek nasıl karşılanırız merak ediyorum). </p>
<p>Elif’in(Elif Şafak /Aşk) şöyle der; </p>
<p><em>“Aklın kimyası ile Aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihlenir. Halbuki AŞK öylemi? Onun tek dediği: &#8220;Bırak kendini, ko gitsin! Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! “. </em></p>
<p>Yani aslında “aşk”, biz onu ne kadar bir çerçeve içine oturtmaya çalışsak da, kendi bildiğini okur. İşte bu yüzden, onun bir stratejisi olur mu, bilemedim. </p>
<p>Severseniz, sonunda yıkıntılar arasında kalacağınızı bilseniz de bir saniye bile düşünmeden atarsınız kendizi yangınların içine. Ve hatta yeri gelir, sevdiğiniz kişi ya da inandığınız şey uğruna kendinizi feda etmeniz ya da onun için ondan vazgeçecek kadar yürekli olmanız gerekir. Çünkü sevdiğinize sahip değilsinizdir, bunu kabullenmelisiniz bir kere en başında. Bunu kabullendiğinizde, sevdiğiniz şeyin siz olmadan da var olması/kendini gerçekleştirebilmesi daha büyük bir anlam taşır. Yok eğer öyle değil ise o zaman duygunuzun adı aşk değil zamanla bencilliğe dönüşür. </p>
<p>Ve seviyorsanız, zaten öncelik “sevili”nindir.  “Aşık”sanız böyledir. Hem aşk bol bol sevgi kredisi dağıttırır insana ve siz herkesi affedebilirsiniz ve herşeye yetecek enerjiye sahip olursunuz. İşin içinde strateji yoktur, kalbiniz bunu size söyler, siz de tıpış tıpış yerine getirirsiniz. Anahtar hiç mi bir şey yoktur, evet <em>kendiniz omak, ve kalbinizin sesini dinlemektir</em> denilebilir sanırım. Çünkü aklın yapamayacağı ne varsa, “aşk” onu oldurur. </p>
<p>Kanaatimce en çetrefilli olanı,&#8230;birini sevmeye gelince,&#8230;İşte sevili kalbinizin aynasıdır, ona baktığınızda aslında kendi ruhunuzda engin yolculuklara çıkarsınız. O size kim olduğunuzu hatırlatır ve siz de ona. Ve eğer yaşadığınız gerçekten aşk ise, kendiniz olmaktan ve kalbinizin sesine kulak vermekten başka çareniz yoktur. Sonunda ise, iki yürek kalplerinin deryasında birbirine karışır ve o “bir”likten yeniden “kendi”lerine döner&#8230; bu ise, canan-ı can’dan çok sevmekten geçer&#8230;canan’ın aynasında kendini, evreni gören yüreğin –ona sahip olmadığını bilerek, farkında olarak- onun için can’ı feda edebilecek yürekliliği taşımasından geçer&#8230;</p>
<p>Bir kişinin yerine bir inancı/düşünceyi koyduğumuzda, bu da yukarıda bahsettiğim denklemin bir yansıması olacaktır. Gönül gözü açık her yürek, attığı her adımda kendine yani “öz ben”e dönecektir&#8230;</p>
<p>Serdar Bey’in de bahsettiği gibi, bu acılı bir süreçtir&#8230; Bu süreçte “ben” e ulaşma yolunda çıktığınız yolculukta nice sınavlar verirsiniz&#8230; öyle anlar gelir ki, cayır cayır yanar tutuşur sanki yüreğiniz, bunu hissedersiniz&#8230; ama her yangında, siz kalbinizin hiç bilmediğiniz kuytularını keşfedersiniz&#8230; <strong>Çünkü her aşk, “öz ben”e doğru bir keşiftir aslında&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Onur</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2010/03/16/insan-bilincinin-optik-yanilgisi/comment-page-1/#comment-11003</link>
		<dc:creator>Onur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 15:17:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1481#comment-11003</guid>
		<description>Cem&#039;in bahsettiği seminer tam da bu konuyla ilgili. Kendine dönüş, duyarlılıkların artışı, hafifilemek ve algımız kendi elimizle bulaştırdığımız çapaklardan kurtulmak üzerine.
Bu değişmin etkisini yaşamınız her yerinde deneyimleyemeye başlamak sadece 4 gün sürüyor.
Sizi uzaktan izleyen bir dost olarak; gelirseniz &lt;strong&gt;çikolalı gofret ve içiyorsanız molalar boyunca sigaranız &lt;/strong&gt;benden:)

selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cem&#8217;in bahsettiği seminer tam da bu konuyla ilgili. Kendine dönüş, duyarlılıkların artışı, hafifilemek ve algımız kendi elimizle bulaştırdığımız çapaklardan kurtulmak üzerine.<br />
Bu değişmin etkisini yaşamınız her yerinde deneyimleyemeye başlamak sadece 4 gün sürüyor.<br />
Sizi uzaktan izleyen bir dost olarak; gelirseniz <strong>çikolalı gofret ve içiyorsanız molalar boyunca sigaranız </strong>benden:)</p>
<p>selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
