Beni sevdiğinizi biliyorum. Ancak başka seçeneğiniz olmadığını da…
Bu, ‘büyümü sancıları’ içinde olan birinin, anne ve babasına hitaben yazdığı bir mektuptur. Tek amacı, ileride kendisine hatırlatmaktır. Başka amacı yoktur!
“beni tanımıyorsunuz.
tanıma çabanız, size öğretilenlerden ibaret.
veya, kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte.
yeterli değil.
ve siz farkında değilsiniz.
en acı veren taraf ise,
tanıdığınızı sanıp, bana hep doğruları söylemeniz.
kendi doğrularınızı…
onlar da nedense hep “yapmamam” gerekenler.
ve o kadar çoklar ki…
ben sanırım büyüyorum.
kafam karışık.
kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.
neden nefes aldığımı…
okulda aldığım notlardan mı ibaretim ben?
bana o notu veren hoca kim?
sahi, o ne kadar tanıyor ki beni?
boğuluyorum,
farkında değilsiniz.
biri bana iyi bir laf etti mi mutlu oluyorum mesela.
ne garip ki,
bu da nette oluyor en çok.
veya sokakta…
ve yine ne acı ki,
tanımıyorum bile çoğunu.
göstermemeye çalışsam da,
kırılganım esasında.
neye kızdığım da değişiyor sürekli.
anlık işte her şey.
ve yoksunuz siz o anlarda.
biliyorum, olamazsınız da.
dedim ya,
kafam karışık.
sorularım basit,
cevaplar ise o denli yetersiz.
çok şey değişiyor bende.
vücudum,
kimyam,
zevklerim…
çok yakın bir-iki arkadaşım anlıyor esasında beni.
ancak bana nasıl cevap versinler ki,
onlar da aynılarını kendilerine soruyor.
çaresiz hissettiğim anlar çok.
sadece bilmiyorsunuz…
siz iyi niyetlisiniz, farkındayım onun.
başıma kötü bir şey gelmesin istiyorsunuz.
en çok da “adam” olmamı.
sizin gözünüzde adam olmak neyse,
işte onu olmamı…
kendi gözümde ise,
“adam” olmak ütopik bir şey.
ben önce “ben” olsam,
gerisi kolay.
bazen tek başıma dünyayı değişterebileceğimi sanarken,
bazen kolumu kaldırmaya enerjim olmuyor.
köşeme sindiğim anlar var ya,
hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim…
işte en çok sizi aradığım anlar,
o anlar esasında.
ama siz,
farkında bile değilsiniz.
esasında siz ya da başkası…
kim anlarsa…
zayıf anlarım onlar.
büyüdüğüm…
ha bu arada,
bir de şeytanlar var içimde.
bana keyif alacağım şeyleri söyleyip duruyorlar.
arada kaçamak yapıp deneyince…
yalan yok,
haklılar…
gerçi o anlarda da,
bir şey oluyor hep içten içe rahatsız eden,
hissediyorum.
ama engelleyemiyorum işte.
ancak, ne var biliyor musunuz?
pişman da olmuyorum!
eminim siz de benim yaşlardayken yaptınız.
ve unutmayı seçtiniz şimdi.
bir şey söyleyeceğim.
unutmayın onları ne olur.
çünkü siz,
yaşanılan her şeye rağmen,
bugün hala benim annem, babamsınız.
sizi belki ileride daha iyi anlayacağım ama,
“ilerisi” yok ki benim için.
bir anlasanız,
ütopya bana o.
sanırım buldum…
hani şeytanlar vardı ya,
benimle konuşurken onlar,
siz de olur musunuz benim yanımda?
beraber yapsak mesela onların dediklerini…
yok,
olmadı bu da…
dedim ya,
kafam karışık benim.
sakın psikolog falan demeyin.
sizin yıllarca yapamadığınızı,
parayla üç beş seansta yapacağını söyleyen biri hiç değil benim aradığım.
bir dakika,
sanırım bu sefer buldum.
evet,
siz değilsiniz bunu çözecek…
benim, ben.
benden başkası değil.
tek dileğim de ne biliyor musunuz?
bu yaşadığım sancıları hiç unutmamak…
ve kendi çocuklarımla,
o şeytanlar daha çıkmadan piyasaya,
“yaşamak hayatı birlikte.”
tıpkı beni anlayan o yakın bir-iki arkadaşım gibi.
ancak bu sefer,
cevapları da bilerek…
becerecek enerjim yoksa da,
baştan hiç doğurmamak.
beni sevdiğinizi biliyorum.
ancak başka seçeneğiniz olmadığını da…”




“köşeme sindiğim anlar var ya,
hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim…
işte en çok sizi aradığım anlar,
o anlar esasında.
ama siz,
farkında bile değilsiniz.”
en çok bu kısmı unutmayacağım..
03/11/09, 08:47henüz küçük bir kızın annesiyim..
10 yaşında kızım..
ama yakın zamanlarda yalnız kalma ihtiyaçlarının başlayacağını biliyorum.. ve işte o zamanlarda aslında bana çok ihtiyaç duyacağını da biliyorum artık..
Ne diyebilirim? Kızımı büyütürken sık sık okumalıyım bu yazıyı diyebilirim.
Bir de kendi yaşadıklarımızı unutmamak, endişe denizinde boğulmamak, güzel bir hayatı paylaşmak, iyi bir evlat yetiştirme düşüncesinin altında ezmeden, ezilmeden yaşamak için diyebilirim…
03/11/09, 11:00Bir annenin çocuğunu sevdiği kesin. Kirpinin bile yavrusunu “pamuk saçlı yavrum” diye sevmesi gibi sevmek.
Annenin sevgisi “hataları günahları yaptıkları kararlarıyla sağlığına zarar vermeyeceği her şeye onay vermekle noktalanır o sevgi. Büyüyünce mi anlıyoruz değerlerini ne?
03/11/09, 11:49kim olduğumu anlamaya çalışıyorum. neden nefes aldığımı…
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 12:08nefesi tutmayı deneseniz daha rahat anlaşılır sanırım :)
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 12:10“beni sevdiğinizi biliyorum.
ancak başka seçeneğiniz olmadığını da..”
Beni son satırlar vurdu. Korkunç aslında. Çocuğumun böyle düşünebileceği ihtimali tüylerimi ürpertti.
Ama ben değil miyim ona “başarılarının artması ile onu nasıl daha fazla sevemeyeceksem, hatalarında da onu gözden çıkaramayacağımı” söyleyen. Bu böyle bir şey midir? Yoksa bu kelimelerle dile dökülünce mi insan irkiliyor?
Aslında seçeneksizliğimi seviyorum, bir anne olmayı isteyerek ben seçmedim mi?
Bu, bu çok ağır bence, doğru da değil.
Evet kaygılarım, hayır deyişlerim, büyüdüğünü göremeyişim, yönlendirmelerim belki hepsi kendi içimdeki eksiklik ve korkulardan ama ben de bir insanım ve benim de kafam en az senin kadar karışık. Üstelik senin yaşındayken taşların oturmuş olacağı zamanların hayalini kurarken, artık bunun olamayacağının farkındalığı ile panikteyim…
03/11/09, 13:38haklısın halit.
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 13:58Çözemiyorum seni.. Ama kafamı kurcalaman hoşuma gidiyor :)
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 14:01“Quarter Life Crisis” gibi birşey sanırım bu…Büyümeden çocuk yetiştiremezsin, yazdıklarını hissetmenin ne demek olduğunu unutarak büyürsen, hiç yetiştiremezsin.
03/11/09, 14:0613 yaşında bir kız çocuk annesiyim. … Ve kızımın en zor yaşları olduğunu hissediyorum. Bu konuda, her söz, her uyarı, her deneyim ufuk açıcı olabiliyor benim için… Çünkü anneliğin öncesi yok, yaşayarak öğreniyorum… Çok teşekkürler Tunç Kılınç…
03/11/09, 14:17ben kendimi bir çözsem :)
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 15:47nefes dedin de, aklıma şu geldi…sadece tek bir enstruman varmış nefes alıp vererek çalınabilen, tıpkı insan bedeninin ihtiyaç duydugu gibi; mızıka…
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 15:56Yaşım öyle küçük filan değil ama nedense “yaşadıklarımı/yaşıyor” anlatır cinstendi, birkaç değişiklik olsa da…
03/11/09, 16:44beni tanımıyorsun.
tanıma çaban, sana öğretilenlerden ibaret.
veya, bizden gördüğün kadar işte.
yeterli değil.
ve sen farkında değilsin.
en acı veren taraf ise,
tanıdığını sanıp, bana hep doğruları söylemen
kendi doğrularını…
onlar da nedense hep ‘yapmam’ gerekenler.
ve o kadar çoklar ki…
sen büyürken sanırım ben de büyüyorum.
ve üstelik, dünyam senin etrafında dönüyor.
bu yüzden elim ayağıma dolaşıyor.
büyürken büyütmenin telaşındayım
kafam karışık
kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.
neden nefes aldığımı…
işyerinde aldığım değerlendirmelerden mi ibaretim ben?
beni değerlendiren kim?
sahi, o ne kadar tanıyor ki beni?
boğuluyorum,
farkında değilsin.
biri bana iyi bir laf etti mi mutlu oluyorum mesela.
ne garip ki,
bu da nette oluyor en çok.
veya sokakta…
ve yine ne acı ki,
tanımıyorum bile çoğunu.
göstermemeye çalışsam da,
kırılganım esasında.
neye kızdığım da değişiyor sürekli.
anlık işte her şey.
ve yoksun sen o anlarda.
biliyorum, olamazsın da.
dedim ya,
kafam karışık.
sorularım basit,
cevaplar ise o denli yetersiz.
çok şey değişiyor bende.
vücudum,
kimyam,
zevklerim…
çok yakın bir-iki arkadaşım anlıyor esasında beni.
ancak bana nasıl cevap versinler ki,
onlar da aynılarını kendilerine soruyor.
çaresiz hissettiğim anlar çok.
sadece bilmiyorsun…
sen iyi niyetlisin, farkındayım onun.
başıma kötü bir şey gelmesin istiyorsun.
en çok da “anne” olmamı.
senin gözünde anne olmak neyse,
işte onu olmamı…
kendi gözümde ise,
“anne” olmak ütopik bir şey.
ben önce “ben” olsam,
gerisi kolay.
bazen tek başıma dünyayı değişterebileceğimi sanırken,
bazen kolumu kaldırmaya enerjim olmuyor.
köşeme sindiğim anlar var ya,
hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim…
işte en çok seni aradığım anlar,
o anlar esasında.
ama sen,
farkında bile değilsin.
esasında sen ya da başkası…
kim anlarsa…
zayıf anlarım onlar.
büyüdüğüm…
ha bu arada,
bir de şeytanlar var içimde.
bana keyif alacağım şeyleri söylemeye devam ediyorlar.
arada kaçamak yap diyorlar.
yalan yok,
haklılar…
senin yaşlardayken yaptıklarımı.
unutmadım.
çünkü sen,
yaşanılan her şeye rağmen,
bugün hala benim kızımsın, oğlumsun.
seni belki ileride daha iyi anlayacağım ama,
“ilerisi” yok ki benim için.
bir anlasan,
ütopya bana o.
sanırım buldum…
hani şeytanlar vardı ya,
benimle konuşurken onlar,
sen de olur musun benim yanımda?
beraber yapsak mesela onların dediklerini…
yok,
olmadı bu da…
herkes tek başına.
dedim ya,
kafam karışık benim.
sakın psikolog falan deme.
senin yıllarca yapamadığını,
parayla üç beş seansta yapacağını söyleyen biri hiç değil benim aradığım.
bir dakika,
sanırım bu sefer buldum.
evet,
sen değilsin bunu çözecek…
benim, ben.
benden başkası değil.
tek dileğim de ne biliyor musun?
bu yaşadığım sancıları hiç unutmamak…
ve belki torunlarımla,
o şeytanlar daha çıkmadan piyasaya,
“yaşamak hayatı birlikte.”
tıpkı beni anlayan o yakın bir-iki arkadaşım gibi.
ancak bu sefer,
cevapları da bilerek…
becerecek enerjim yoksa da,
baştan hiç doğurmamalı mıydım?
hayır, iyi ki doğurmuşum seni.
bugünkü aklım olsa yine doğururdum.
iyi ki varsın küçüğüm.
farkında değil misin,
sen biriciksin!
senin hayatın biricik.
sen de istedin bunu.
hamileyken bile her pes edişimde sen direndin.
güçlüsün, mücadelecisin.
ben ne kadar sorumluysam
sen de sorumlusun hayattan.
sorumlu ol çocuğum
kendinden ve yaptıklarından.
bana öğrettiğin onca şeyden sonra
sadece bunu öğretebilsem bile yeter bana.
Seni Çok Seviyorum.
kaç seçeneğim olursa olsun,
seni yalnız sen olduğun için.
senin yazma hakkın vardı,
03/11/09, 16:48benim yoktu.
bu yazıyı anneme okutsam, sanırım ağlar..
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 19:03Sanırım bu yazıyı yazdığın dönemde hayatını yahut kendini, aileni sorgulamaya yetecek kadar zaman ayırabildin kendine…
bizim her gün sabah 8, aksam 5 ya da 6 ne fark eder… iste bu saatler arasında sadece yasamı (belki de lüxlerimizi) devam ettirebilmek adına kosusturmacalarımıza devam ettigimiz anlardan birinde sen oturdun ve sorguladın…bizim sürekli erteledigimiz şeyi yaptın.. belki de sadece benim sürekli ertelediğim…
bazı bir kaç küçük ayrıntıyı daha iyi yapabilmek adına hayatın tümünü pas geçtigimi anlamam bu yazıyı okumamla yine beni duvara toslattı… ama ne yalan söyliyim gittikçe derimiz kalınlaşıyor mu ne… eskisi gibi acıtmıyor artık duvara toslamak.. büyümek bu mu yoksa… büyümesek olmaz, e durdursak olmaz hayatı.. en kolayı sanırım düzene uymak… ve en acısı ^^
03/11/09, 19:14etnosantrizm kötü bir şey..
This comment was originally posted on FriendFeed
03/11/09, 19:15valla okurken bile cocuklugum ile kızımın arasında kaldım, ne kolaydır baskalarının hayatına karısmak kendi bildiğin dogruları baskasına söylemek, cocugun bile olsa.
her şeye ragmen güzel bir paylasımdı. sunu anlamak gerekiyor bence, hayatı ve çevremizdekiler dahil her şeyi bir gözden gecirmemiz lazım.
teşekkürler yazdıgın ve paylastıgın için…..
03/11/09, 23:05etnosantrizm ne demek oluyor mustafa? :D
This comment was originally posted on FriendFeed
04/11/09, 01:49ben merkezcilik.. çocuğum da benim gelenek göreneklerimi benimsesin, iyi dediğime iyi desin, kötü dediğime kötü desin, benim tuttuğum takımı tutsun, benim dinime inansın.. :) kısaca çocuğum "o" olmasın, o da bir "ben" olsun..
This comment was originally posted on FriendFeed
04/11/09, 02:12ben merkezcilik.. çocuğum da benim gelenek göreneklerimi benimsesin, iyi dediğime iyi desin, kötü dediğime kötü desin, benim tuttuğum takımı tutsun, benim dinime inansın.. :)
This comment was originally posted on FriendFeed
04/11/09, 02:12yazılanlar çok şey anlatıyor, bazen kimsenin yardımcı olamadığı anlarda güzel bir söz ya da yaşanmış hikayelerden insan gerçekten çok büyük dersler alıyor, doğru sandığı yanlışları görünce kapıldığı rüyadan uyanıyor, yine de keşke hep çocuk kalsak,:))..
yazı için teşekkürler…
04/11/09, 02:23Yooo seni sevmiyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
04/11/09, 10:44çok ama çok güzel bir yazı elinize sağlık. Benzer duyguları zaman zaman bende yaşıyorum, belki de bir çoğumuz….
This comment was originally posted on FriendFeed
04/11/09, 14:17Keyifle okudum ve kardeşlerime yolladım linki. İkisi de ergen büyütüyorlar. İnatla beni örnek almak yerine, kendi bildiklerini dikte ediyorlar. Umarım senin yazdıklarını okuyup kendilerine gelirler. Teşekkürler paylaştığın için.
04/11/09, 14:38Sevgiler
Hep aynı sorun. Anne ile çocuk arasındaki uyuşmazlık. Garip.
04/11/09, 15:36ben önce “ben” olsam,
gerisi kolay….
henüz daha miniminnacık bir anneyim ben…
kendisi olmayı daha yeni yeni başarmış bunu geçte olsa keşfetmiş bir 33 aylıık anneyim ve kendimi bulma ben olma savaşımda çabamda öğrendiğim bir ton şeyden sonra bu yazıyi belki çevremdekilere aileme ben hissettikten sonra şunu keşfeden bir anne oldum çoktan…
oğlum adam olmaktan önce *ben olmayı keşfetsin… o benim kadar gec farketmesin içindeki asıl ben i….
mükemmel bir yazı… çok teşekkürler….
07/11/09, 17:36Kızım, oğlum,
19/11/09, 14:13sizi seviyorum ve özgür bırakıyorum.
Sarılmayı pek beceremiyorum,
eğreti duruyor bende.
Gözlerimle seviyorum,
en çok.
çaresizlikten, zorunluluktan değil sevgim.
anne olmayı öğreniyorum hergün.
kafam çok karışık.
16 yaşındayım . Bu satırların neredeyse tamamı beni anlatıyor.
Bazen annemin her dediği batıyor bana.
Bazen de dünyanın en sevgi dolu annesi benimki diyorum. :)
OZAN şunu eklemiş :
” sorumlu ol çocuğum
kendinden ve yaptıklarından.
bana öğrettiğin onca şeyden sonra
sadece bunu öğretebilsem bile yeter bana.
senin yazma hakkın vardı,
benim yoktu. ”
Çok güzel yazmışsın. Annemin bakış açısı . Teşekkürler :)
27/11/09, 23:27Zamanlaması güzel, bu anne-kız çatışmasının tam ortasındaydım… 13 yaşında bir kızım var ve benden ayrı yaşıyor Daha da zor bir durum, 40 yaşıma 3 ay kala kendi ailemle beni anlamadıkları konusunda tartıştık. Hem de dün.
Köşeme çeklildiğim anlarda aslında onlara en ihtiyaç duyduğum zamanlara çok katılıyorum. Ve bu siteyi bana öneren 20 yıllık can dostum seniye’me çok teşekkür ediyorum.
01/12/09, 14:18epimiz bir yerlerde, bir boşluk dolduruyoruz, yada boş olduğunu bilmeden duruyoruz orada.
Bana göre durumun şiirsel özeti; Şöyle….
Ben buradayken…
01/12/09, 18:48binlerce kişi geçmişti, ben bu yoldayken
kimisi ardına dahi bakmadan.
bazısı göz kırptı
bazısı hata dedi.
Fakat kimse sıvazlamadı sırtımı,
neden burada duruyorsun diye sormadı.
Her yer tutulmuştu da, burası boştu diyemedim.
Anne-babalar çocuklarının sadece temel ihityaçlarını karşılakmakla yükümlü sanıyorlar kendilerini. Aslında gördükleri tek bir odak noktası. Biraz olsun geniş açılardan bakabilmeyi becerseler ne güzel olur değil mi?
ÇOCUKLARIMIZIN İLGİYE, SEVGİYE, ŞEFKATE… ANNE-BABAYLA VAKİT GEÇİRECEKLERİ YAŞANMIŞLIKLARA İHTİYAÇLARI OLDUĞUNU UNUTMAYALIM!
Paylaşım için teşekkürler;)
29/12/09, 09:35beni sevdiğinizi biliyorum ama başka seçeneğiniz olmadığını da!
bu her şeyi anlatıyor.
12/01/10, 00:58insanların insanları sevmekten başka bir seçeneğinin olmadığından bahsediyorsun aslında tam olarak… ne zamanki tüm egolarından sıyrılır insanoğlu o vakit anlar tıpkı herkes gibi olduğunu ve hayata bir amaç için geldiğini ve onun peşinden koşar.
18/01/10, 22:12tüm bu soruların özü de varoluş sebebini sorgulamandandır ki, ne mutlu sana bunu yapan ender insanlardansın. eğer herkes sorgulasaydı senin gibi nasıl dehşetengiz bir dünyada olurduk…
ezcümle, evet sevdim seni, sana da dediğim gibi farklı ve anarşik bir duruşun var, ve bu çok kıymetli birşey…
insanın kendini keşfetme süreci kadar sancılı ama bir o kadar da keyiflisi yok bildiğin üzere, keyifli keşiflerine kaldırıyorum kadehimi.
Gayet Anlamlı ve Düşündürücü.
08/02/10, 12:37Bunu okuduğum gerçekten iyi oldu.
çok yakın bir-iki arkadaşım anlıyor esasında beni.
ancak bana nasıl cevap versinler ki,
onlar da aynılarını kendilerine soruyor.
Çünkü aynı sıkıntı, aynı düşünce yapısına aitsek çok yakın arkadaşımız olabiliyor değil mi? Ailemle yaşadığım o öğüt dönemleri genellikle eksik ve yanlıştı, tabii bence. Zaman geçtikçe, zamanın bana kattığı düşünce değişiyor, gelişiyor ve en önemlisi zaman bizimle büyüyor ama hiç ölmüyor.
Zamanda ilk insanla beraber çocuktu belki onla arkadaştı ama artık zaman bizden çok büyük biz sadece onun bize nefes aldıran noktalarını öğrenip ayak uydurabiliriz ya da birazcık daha fazlası, tecrübe nede olsa.. Zamanda ölümlü olsa; belki işte o zaman onun çocuklarıyla anlaşabiliriz..
27/02/10, 23:53[...] : http://www.fikiratolyesi.com/2009/11/03/beni-sevdiginizi-biliyorum-ancak-baska-seceneginiz-olmadigin... Bulunduğunuz sayfa Anasayfa > Genel > Boğuluyorum, farkında [...]