2009 Ekim ayındaki tüm yazılar
Neden?
bundan sonrası için.
yapacakların için.
işte bunun için;
bir neden.
tamam da,
neden?
yani,
neden neden?
beyin nasıl programlanmış ki?
neden varsa iyi,
yoksa kötü…
tersi olsa bir an için.
» Yazının devamı
Faili Meçhul Kıyak Otoparkta!
Faili Meçhul Kıyak – FMK – oyunumuza başlayalı sekiz ay olmuş. Güzel de olmuş :)
Şimdi çektiğimiz ufak bir video var, onu sizinle paylaşmak istiyorum:
Bir prodüksiyon şirketinin yardımı ile sabah gün ağarmadan başladık, öğlene doğru da işimiz bitmişti. Eğlenceden yorgunluğu unuttuk!
Yine bir prodüksiyon şirketi destek verirse, size çekmek istediğimiz diğer FMK’lar hakkında fikir vermek istiyorum:
» Yazının devamı
Haydi Hep Beraber Maçka’ya!
New York metrosunda yaklaşık 200 kişinin, işlerine geç gitme pahasına, dakikalarca büyülenerek izledikleri iki sokak çalgıcısının verdiği ilhamla doğmuştu ‘Stand By Me‘ projesi.
Mark Johnson, birbirinden farklı din, ırk ve kültürden oluşan bu 200 kişinin, nasıl müzik sayesinde kendi ‘farklılıklarının’ üstesinden gelebildiğine o an çıplak gözlerle şahit olmuş ve bunu daha sonra bir müzik belgeseline dökmüştü: ‘Playing For Change‘ veya ‘Değişim İçin Çal.’
O proje dünya çapında o denli ses getirdi ve binlerce müzisyene ilham verdi ki, işte onlarda biri de bizden, Türkiye’den çıktı geçenlerde: ‘Doğa İçin Çal!‘
Hem de çalma çırpma olmadan, ‘Playing For Change’ ekibinden aldıkları manevi destekle…
Cem Karaca’nın oğlu Emrah, Erol Evgin’in oğlu Murat, Aslı, Bilge Kösebalaban, Can Şengün, Serdar Öztop ve Ozan Tügen gibi müzisyenlerin de içinde yer aldığı toplam 45 kişiden oluşan bir ekip, söz ve müziği Hasan Tunç’a ait olan, o çok sevdiğimiz ‘Divane Aşık Gibi’ türküsünü seslendiriyorlar.
Biz üç kişi biraraya gelmekte zorlanırken, onlar 45 kişilik bir ekip olmuşlar, hem de yaklaşık beş ay boyunca. Doğaya olan sevgi ve duyarlılıklarını müzikle ifade etmişler, hem de müthiş bir yorumla.
Açın sesini, yaslanın arkanıza:
» Yazının devamı
Bakmayın Gözyaşıma, Açgözlüyüm Esasında.
Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio.
O tarihte 12 yaşında olan Kanadalı Severn Suzuki, üç arkadaşıyla birlikte para toplayıp toplantıya geliyor ve alıyor mikrofunu eline.
Kayıtlara “Birleşmiş Milletler’de dünyayı altı dakikalığına susturan kız çoçuğu” olarak geçen Severn, ayakta alkışlanan ve hatta bazı delegelerin gözyaşı dökmesine neden olan bir konuşma yapıyor.
O delegeler, bugün çoğunun isimleri değişmiş olsa da, dünyayı yöneten sözde liderler! İçlerinde bizimkiler de var.
1992′den bugüne geçen onyedi senede ne değişti? Kaçının ilk beş önceliğinde çevre ve çocuklar var? Vaadlerle değil, yaptıklarıyla…
İşte o konuşmasının ingilizce videosu ve hemen altında da Türkçe çevirisi var.
» Yazının devamı
Ahmak Ben!
Bir önceki yazıda ilk kez duyurduğum Fikir Atölyesi kitabının nasıl olacağı henüz netleşmemiş olsa da, kitapta yer alacak yazılarda içeriğe katkı sağlayan bazı yorumlara yer vermeyi çok istiyorum. Yazan kişinin de bıraktığı isimle. Bakalım bunun kurgusunu nasıl becereceğiz!
Kurgu demişken, hayata karşı duruşu, düşünce şekli ve bugüne kadar yaptıklarıyla çok takdir ettiğim yazar, editör, senarist ve aynı zamanda eğitim görevlisi olan bir arkadaşımla çalışmaya başladık. İsim vermeyelim, bu şimdilik sürpriz olarak kalsın.
Bu yazının amacı ise farklı. Burada (bir önceki yazıda sizden gelen fikirler de doğrultusunda) bir oyun oynayalım:
Kitapta yer alacak bir bölümün “kahramanı” siz olun. Baştan sona!
Hayatımızın uzun metraj bir film olarak çekileceğini düşünelim. Adı “Ahmak Ben!” olsun.
» Yazının devamı
Fikir Atölyesi Bir Kitap Olsa?
Fikrinize ihtiyacım var.
Bir zamandır zihnimde benimle döğüşen bir kitap projesi var. Bu blogun ürettiği içerikten çıkacak bir kitap.
Ancak tabii ki yazıların direkt alınıp baskıya verilmesinden bahsetmiyorum, bunun için kitaba gerek yok. Kurgusuyla, okuru içine katmasıyla, ebadıyla, özgün tasarım ve düzenlemesiyle çıkacak bir kitap olmalı bu.
Peki, sizce ne olmalı? Nasıl olmalı?
Aklınıza gelen fikirleri duymak isterim. Kurguyla ilgili, içerikle ilgili, tasarımla veya kitabın dağıtım ve pazarlamasıyla ilgili olabilir. Neresinden tutmak isterseniz.
Sizleri yönlendirmemek adına kendi kafamdakileri buraya yazmamalıyım. Onlar nasıl olsa varlar ancak değişmez şeyler de değiller.
Veya diyebilirsiniz ki, sen de mi Tunç? Ne gerek var kitaba, otur blogunu yazmaya devam et!



