Bipolar mı, Yoksul Olmak mı?

Dönem dönem (nöbetler halinde);

  • yerinizde duramayacak kadar çok hareketlisiniz.
  • hızlı, takibi zor, konudan konuya atlayarak konuşuyor,
  • abartılı boyutlarda neşe gösterileri içindesiniz.
  • kendinizi aşırı güçlü, zeki, önemli ve güzel buluyor,
  • imkansızı dahi başarabileceğinize inanıyorsunuz.
  • normalde ilgilenmeyeceğiniz kişilere karşı bile cinsel dürtüler hissediyorsunuz.
  • konsantrasyon kaybı yaşıyor ve dikkatiniz çabuk dağılıyor.
  • uyku ihtiyacınız azalmış,
  • hiç olmadığı kadar yemek yiyor,
  • kazancınız üzerinde para harcıyor,
  • hatta çevreye abartılı armağanlar veriyor,
  • ve her zamankinden farklı görünmeye çalışıyorsunuz.

Bunu takip eden; aşırı harcamaların, girilen aşırı ilişkilerin, sınırları zorlayan aşırı eforun sizi tükettiği başka bir dönemi de yaşıyorsunuz. Bu nöbette de;

  • yorgunluktan bitkin düşüyor,
  • günlerce yataktan çıkmak istemiyor,
  • kendinizden nefret ediyor,
  • hayatın berbat, hiçbir şeyin ise yolunda gitmediğine inanıyorsunuz.
  • özgüveninizin dibe vurduğu,
  • herkesin size kötülük edeceğini sandığınız bir ruh halindesiniz.
  • hatta intiharı dahi düşünecek kadar kendinizi mutsuz hissediyorsunuz.

Diğer bir söylemle; bir dönem neşe krizi (mani), sonrasında da durgunluk ve karamsarlığı (depresif) uç noktalarda yaşıyorsanız, manik-depresif bir hastalık olan “bipolar” olabilirsiniz.

İngilizcede “bi” iki demekse, “polar” da kutup demek ya, o yüzden bu işin Türkçesine “iki uçlu” duygudurum bozukluğu da deniyor.

Bir gün enerjimiz tavan yapıp yerimizde duramıyor, diğer bir gün de bitkinlik ve bıkmışlık duyguları içinde hiçbir şey yapmak istemiyor, hayatla bağımızı kesiyoruz.

Hani şu “iki ucu boklu değnek” dediklerinden!

Manik durumdayken konuşkan, özgüvenli, hatta yaratıcı ve üretken olabilirken; depresif evrede ise ciddi bir endişe ve umutsuzluk hakim. Manikdeyken kendimizi apartmanın üst katından atlasanız bir şey olmayacak gibi hissederken, depresyonda intiharı dahi düşünebiliyoruz. Her ikisi de tehlikeli ve yıpratıcı. Bu sosyal ilişkileri bozan, çevremizdeki kişisel algınızı yerle bir eden bir durum olduğu kadar, birey olarak çok da yorucu.

Aslında hepimiz bir gülüp bir ağlıyor, bir sevip bir nefret ediyor, bir coşup bir kabuğumuza çekiliyoruz. Bu doğru ve aslında hayatın da ta kendisi. Ancak bu iniş çıkışlar sıklaşan gitgellere dönüşüyorsa, o zaman “bir dakika” deyip kişisel farkındalığı arttırmakta fayda var.

Çünkü bipolar bir hastalık. “Hızlı yaşa genç öl” veya “bak yaratıcı şahsiyetler de bipolarmış” denemeyecek kadar ciddiye alınması gereken bir durum.

Şimdi bir iyi haber, bir de kötü.

İyisi; profesyonel destek alındığı taktirde bu şiddetli duygu dalgalanmalarının kontrol altına alınabildiğini okuyorum.

Kötüsü: “bipolar uzmanı” olmayan bir “psikiyatr doktor” bipolar olan insana yanlış tanı koyabilir ve başka hastalıklarla karıştırabilirmiş. Bu da yanlış ilaç tedavisinden tutun, sürecin uzamasına veya ağırlaşmasına kadar istenmeyen sonuçlara neden olabiliyormuş. Aman dikkat!

Bana bipolar hakkında bir şeyler öğrenme isteği yarattığı için Erol Kara’ya teşekkür ediyorum.

>>>>>

Blog Hareket Günü

Geçen sene ‘çevre’ konusunu ele alan “Blog Action Day” katılımcıları, bu sene de ‘yoksulluk’ temasında karar kılmışlar. Amaçları bir günlüğüne bile olsa, tüm dünyanın ilgisini 15 Ekim’de yoksulluğa çekip, insanları düşündürtmek.

Şimdi söz Koray Al’da:

Ülkemizdeki son durum malum. İşsizlik arttı. Kepenkler kapatıldı. Bu olaylar sitenin bahsettiği ‘yoksulluk’ kavramından farklı olabilir. Fakat bu yaşadıklarımız, bizi dünya genelindeki ‘yoksulluk’ kavramına diğerlerine nazaran daha empatik yaklaşmamızı sağlıyor. Bu oluşuma katılmak için üç farklı yöntem mevcut: Eylem günü olan 15 Ekim’de; blogunuz üzerinden, blogunuzun temasına uyacak şekilde bu konuyu işlemek. Gelirinizin bir kısmını fakirlere yardımcı olmak amacıyla kullanmak. Diğer blog yazarlarının bu oluşumdan haberdar olması için çaba göstermek.

Teşekkürler Koray Al.  Kaynak: Blog Action Day.

45 yorum var
Tunç Kılınç | 23/09/08 | Dikkatimi Çekenler   
  1. “Blog Action Day”e hep destek tam destek diyebilmek isterdim ancak “bloga yazmak”tan öte bir etkinliğim ol(a)mayacağından girişmedim bile. Ne de olsa ben bir “bipolar”ım.

    Tunç Kılınç: “Bipolar korkusuzdur, kimseyi takmaz.”

    23/09/08, 04:06
  2. erinç aşıcıoğluNo Gravatar

    slm. bu “bipolar” durumunu hepimiz bence çok yaşıyoruz fakat çoğu zaman fark bile etmiyor olabiliriz ve baya tehlikeli bir durum, direkt hayat kalitemizi düşürüyor. ve bu ülkede gerçekten profesyönel yardım almak biraz zor lakin bu da bir ticarete dönüştü. zorla bağımlı yapılıyoruz haplara ve seanslara. tıp gibi bir yere gittiğinizde çok zeki oldu için doktorlarımız on dakikada anti depresan verip bir dahaki ay yenisini vermek üzere yolluyolar.

    “bolg action day” önemli bir proje. internet daha da fayda yaratabilir dünya için…

    23/09/08, 10:28
  3. wime77No Gravatar

    Erinç’in dediklerine katılıyorum. Kendimden örnek vereyim.

    Neşeliyimdir işlerim yolunda gitmese de. Düşünür akılcı ve kararlı davranırım. Panik olmam. Etrafımdakilere neşeli görünmeye gayret ederim, kendimi de öyle hissetmem için çalışırım, diğer türlü etrafımdakileri olumsuz etkilerim. Kendimi önemli zeki ve güçlü hissediyorum aşırı mı bilmiyorum. Normalde ilgilenmeyeceğim insanları bazen çekici bulurum ve buna kendimde şaşırırım ya kokusu ya giyimi etkilemiştir. Çevreme abartılı armağanlar vermem kendimi bilirim. Diğer olumsuzlukları az yaşarım. Yorgun düşerim enerjim biter uykusuzluktan ya da içinde bulunduğum baskılı ortamdan. Etrafımdaki olumsuzluklardan.

    Bunları göz önüne aldığınızda bipolar mıyım?

    Pisikiyatri doktorlarının özellikle Türkiye de “DELİ” doktoru sıfatıyla anılması ve birçok kez diğer uzmanlık dallarından az kazandıklarını düşündüğünüzde bir intikam havasını soluyorlar gibi geliyor. Kaldı ki ben gittiğim bir doktora anlatıklarımı kardeşi olan arkadaşımdan duyduğumda güvenimide kaybettim. Gizli kalmayacağı bir bilgiyi internete rumuzla yazar beni tanıma şansı olmayan insanlara yazarım, daha güvenli olur herhalde.

    Okulda “Bipolar ve unipolar transistörler” üzerine aldığım dersler aklıma geldi. Ne günlerdi. Elektroniği icad etmek isteyen adamdım.

    23/09/08, 11:12
  4. fatih gökçenNo Gravatar

    Bipolar hakkında bir bilgi yoktu teşekkürler ikinize de.. Bu sendromu hemen her insan yaşayabiliyor aslında. Sabah kalktıgımda güne umutla, neşeyle bakabiliyorum. Pozitif düşünebiliyorum. Enerjik oluyorum bu da beraberinde bir sinerji getiriyor. Gel görelim ki akşama kadar negatif bir olayla karşılaşmayayım işte o zaman bitik hissediyorum kendimi! Çaresiz… Çareyi determinizme teslim olarak buldum. Herşeyin bir nedeni olduğunu düşünüyorum bu da beni umutsuzluğa sürüklemiyor…

    Blog action day’in bu yılki teması gerçekten anlamlı. Çünkü dünya giderek kutuplaşıyor. Zenginler varlıklarını daha da artırıyorlar. Fakirlerse tam tersi! “Kapitalist kast sistemi” diyorum ben buna. Belki de 50-100 yıl sonra insanlar ekonomik olarak sınıf atlayamacak hale gelecekler. İnşallah yanılıyorumdur!

    23/09/08, 12:34
  5. k.aycan saroğluNo Gravatar

    Bipolar yazısını acayip ilgiyle okudum… Eskiden daha da ilgiyle okurdum. 20 ile 35 yaş arası süren ‘ergen’liğim boyunca bipolara çok yatkındım… Şimdi biraz daha duruldum…. Yoga, meditasyon ve aile dizimi, benzeri uygulamalar sağolsun.

    Aşağıdaki filmler, kahramanları bipolar bozukluk olan filmler, bulabilenler izleyebilir… Sophie’s Choice özellikle şizofreniye de girer ama çok ilginç bir filmdir…

    Bipolar Bozukluk:
    - Call Me Anna (1990)
    - Vincent & Theo (1990)
    - Sophie’s Choice (1982)
    - Mr. Jones (1993)

    23/09/08, 19:14
  6. Keşke.. yardım, iyilik ve karşılıksız sevgi vs. gibi kavramları “birilerinin” güdümünüde değil de, her an hatırlasaydık ve gereğini yapsaydık..

    23/09/08, 20:28
  7. sezinNo Gravatar

    bu bipolar bozukluk durumunu uc noktada yasıyorum.. henüz 20 yasındayım. inanılmayacak kadar yorucu.. erken yaslandığımı hissediyorum.. saka değil gercekten. BORDERLINE KISILIK BOZUKLUGU hakkında da bir yazı hazırlasan Tunç süper olur. ellerine sağlık.

    23/09/08, 21:19
  8. Bütün bunlar bana sanki ekonomik durum ile alakalı gibi geliyor. İyi kazanınca bipo filan olanı görmedim.

    23/09/08, 21:41
  9. BORDERLINE KISILIK BOZUKLUGU katılıyorum, ilginç olabilir.

    23/09/08, 22:26
  10. Arkadaşlar, bipoların para ile ilgisi yok, dünyanın en zengini de olsanız en fakiri de olsanız bu hastalığa yakalanıyorsunuz, kadın-erkek olmanız hiç bir şeyi değiştirmiyor, her ikisi de aynı oranda bu hastalığa yakın. İşin açıkçası Allah size hastasınız artık dediği noktada hastasınız, geri dönüş yok ve ömrünüzün sonuna kadar bu hastalığı taşıyacaksınız.

    Aslına bakılırsa bipolar psikolojik bir hastalık DEĞİLdir tamamen FİZYOLOJİK bir hastalıktır. Nasıl?:

    Beyinde salgılanan seratonin hormonu az salgılandığında depresyona giriyorsunuz, çok salgılandığında maniye giriyorsunuz. Bu hormon ve hormonlar beyinde değil de böbreklerinizde olsaydı, böbrek hastası olacaktınız, hormonların salgılanıp salgılanmaması tamamen fizikidir, sonucunda beyin etkilendiği için psikiyatrik-psikolojik bir hastalık haline geliyor.

    Bu arada psikoloji ile psikiyatriyi yanlış kullanıyoruz, bunca yıllık bu konularda araştırmacıyım ama ben bile ayrımını zor yapıyorum, Tunç Beyden bu ayrım için bir yazı bekliyorum, acaba sizler nasıl bu iki ayrı konuyu anlıyorsunuz?
    Geçenlerde bir kişi intihar teşşebbüsünde bulundu ve gazeteler psikolojik durumu bozuk bir kişi diye tanıttılar ama bana göre psikiyatrik bozukluğu olan bir kişi idi. Basın ve insanlar bu iki kelimeyi BİLMİYORLAR.

    Bir başka konu: Hepimiz kendimizi psikolojik bakımdan normal zannediyoruz. (dikkat edin psikolojik dedim) Yıllardır bu konular üzerine bilgi topluyorum ve şu sonuca vardım: Gün içerisinde başımız – kolumuz nasıl ağrıyorsa RUHumuzda yara alıyor ve ağrılar yapıyor ama baş ağrınız nasıl geçiciyse ruhunuzun ağrısıda geçici ve sonlanıyor ama dikkat etmezseniz HAYAT STANDARTLARINIZDA düşmelere kalitesiz yaşama yol açıyor.

    Psikiyatrik vakaları ise şöyle yaşıyoruz: Gün içerisinde karabasan gibi bir şey üstümüze çökerde sıkkınlık yaşarız, kalbimiz-göğsümüz ağrır ve yerimizde duramayız yaaa, işte buna Anxteye denir ve her insan bunu gün içinde veya günaşırı yaşar veya sıklıkla yaşar. Depresyondan daha fazla yaşadığımız bir psikiyatrik hastalıktır, ilaç tedavisi söz konusu olabilir bu durumda bir psikiyatriste gitmenizi tavsiye ederim.

    Depresyonda CİDDİ bir PSİKİYATRİK hastalıktır en çok bayanlarda görülür, ilaç tedavisi zorunludur ve kesinlikle bir psikiyatriste gitmenizi öneririm.

    İnşallah psikiyatristle psikolog arasındaki farkı algılayabilmişsinizdir, birisi ilaç verirken diğeri yani psikolog ilaç veremez… İlkönce bunları çok iyi bilmeliyiz ki nasıl bir doktora gitmeliyiz bunun bilincinde olalım. Ruhsal motivasyona ihtiyacınız var ise psikologun kapısına gideceğiz aynı anda ruhumuzda ciddi ağrılar var ise ki kendisini belli eder (depresyon-anxteye gibi) bu durumda ilaç tedavimiz lazım ve psikoloğa ek olarak bir psikiyatriste kesinlikle gitmeliyiz. Bilinçli bir insan her ikisine birden gider.

    Daha çok yazabilirim ama şimdilik sizi yormayayım…

    Saygılar.

    23/09/08, 22:55
  11. Merhaba,

    Bu ilk yorumum olacak buraya ama ilk okuyusum degil, bir suredir takipteyim:)

    Bu konuyu-bipolar- bir cook eski tanidigima gecen sene konan tani nedeniyle 1 yildan fazladir arastirdim, okudum- (ve hala okuyorum)- okudukca hayretlere dustum, o yillarca toplumda tanimlanamaz kabul edilemez ve bazen zaptedilemez davranislarinin megerse neden ve nasil oldugunu ogrendikce… Simdi EROL un blogundaki 2 kitabi da indirdm onlari da okuyacagm.

    Acaba yardim edebilir miyim diye gecen sene yahoogruplari arastirmis ve bir bipolarlarin kendi olusturduklari, bir de bipolar yakini olan kisilerin (es, cocuk, kardes, ebeveyn) olusturdugu 2 gruba uye olmustum. Ne yazik ki Turkiye’de ise sadece bir gruba rastlayabilmistim (google gruplarda). Sonra o sitede birinin tavsiyesiyle “Durulmayan Bir Kafa” – isimli kitabi da buldum okudum, yazari Kay Redfield Jamison da bir bipolar, ama tedaviyi sonunda kabul etmis ve bu kitapta kendini anlatiyordu.

    Neyse ilk yorum icin uzun oldu galiba :)) Kisaca guzel bir “diger” konu daha bulmussunuz. Toplumda illa birine touched. Elinize saglik.
    KB

    25/09/08, 12:10
  12. Sadece 15 Ekim değil aslında hep aklımızda tutmak gerek yoksulluğu. Ve unutulmamalıyız ki; yok geldik, yok gideceğiz, ne kadarına sahip olsak da doyana kadar yiyebilecek, sızana kadar içebileceğiz.

    Liste yi uzatmak mümkün ama devamı 15 ekimde…

    25/09/08, 17:05
  13. wime77No Gravatar

    Siniri bozuk
    Sen dünyaya gelmeyi yiyip içmek ve mal mülk sahibi olarak bakıyorsan yazık yaşadığın bu hayata bence.

    Rusya da yoksuldu bir ara hatırlarsanız ama kafaları doluydu. Aç kaldılar, bedenlerini satmak zorunda kaldılar ama kafalarında bir amaç vardı. Bir ülke yoksulsa bu parasızlıktan değil akıl yoksulluğundandır.

    Ayrıca her yardım kabul edilmez, edilemez. Yoksulllar bunun farkına varmalı. Tabi adamın karnı aç ne yapacak? Aç karın düşünemez mi? O karın hep yarı tok bırakılırsa düşünemez. Aç karın düşünür.

    Türkiye’ye bir bakın. Karnı tok cebinde cep telefonu olan bilgisayarı olan ama hayata dair en ufak bir beklentisi ya da çabası olmayan on milyonlarca FİKİR yoksulu insan var. Blog yarışmasını hatırlayın. Ülkede 5 milyondan fazla hızlı internet erişimi olan insan var. Kaç tanesi blog takip ediyormuş? 10 bin tanesi.

    Diğer taraftan ise yoksul ama kafasında binlerce fikri olan insanlar var. Bu insan yoksul mu? Bir süre böyle kalabilir ama uzun sürmez süremez. Bu yaşadığımız modern bilime ve dini inançlara aykırı.

    O yüzden siniri bozuk yoksulluğu değil ben öldüğümden arkamda ne bırakacağım diye düşün senin bu dünyaya geldiğini hatırlatacak? Bu ülkede öldükten sonra hatırlanan çok az iyi insan var. Şansın yüksek bence bir dene. Diğer taraftan imkan olursa izleriz beraber. Yoksa da bir şeyler ayarlamaya çalışırım senin için.

    Biz yok gelmedik. Yok gitmeyeceğiz de.
    Taki tek bir insan DNA sı kalmayıncaya kadar.

    26/09/08, 02:10
  14. Wime77

    Bir kaç seferdir yorumlarıma bir şeyler karalıyorsun. Teşekkür ederim beni adam yerine koyuyorsun ancak, ben senin kadar derin düşünecek kapasitede değilim. Sığ bir insanım. Kafam da fazla çalışmaz zaten. O yüzden rica edeceğim benim yorumlarıma engin bilgilerinle yorum yapıp yorulma. Emin ol buna değmez.

    Ben ve sığ fikirlerim, biz böyle mutluyuz.

    26/09/08, 12:22
  15. wime77No Gravatar

    Bu kadar olacağını tahmin etmemiştim ne bileyim kusura bakma.

    26/09/08, 22:00
  16. çok merak uyandırdı bende bu konu, araştıracağım :S heyecanlandırdı da.

    29/09/08, 18:46
  17. bipolar bozukluk ile ilgili sizin yazınıza ve sevgili arkadaşların paylaşımlarına ek olarak, farklı bir yaklaşımda bulunmak istiyorum…

    her ne kadar bu konuda çok fazla klinik çalışma yapılmış olmasa da “bipolar bozukluk ile migren” arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir.

    migrenlilerde de her türlü duygu durumu bozukluğuna anlamlı derecede sık rastlanmaktadır ve bu duygu bozukluklarının en fazla işaret ettiği nokta bipolar durumudur.

    özellikle migreni olan kişiler yazınızda bipoların semptomlarını saydığınız ruh hali içine giriyorlarsa bunu nöroloji ya da psikiyatri uzmanları ile mutlaka paylaşmalıdırlar.

    migren her ne kadar Türkiye de “başağrısı” olarak değerlendirilse de aslında dünya sağlık örgütü tarafından kişinin günlük hayatını etkileyebilen/kısıtlayabilen hastalıklar arasında gösterilir. migrenli olmak resmen bir hastalıktır aslında!

    özellikle migreni olan hastalar atak öncesi sık duygu değişiklikleri yaşadıkları için gerçekte bipolar olsalar bile bunu migrene bağladıkları için kişi kendi duygu durumundaki dengesizliğin farkına varamaz… bu da kişinin hayatında pek çok olumsuzluğa yol açabilir… yaşanan tüm psikolojik anormallikler migrene bağlanır ve kişinin kabul ettiği tek hastalık “migrendir” …

    ayrıca psikiyatride bedenselleştirme / somatizasyon denen bir durum vardır. yaşanan psikolojik sorunlar, kişinin bedensel bir sorununun olduğunu düşündürür ve o şekilde dışarı yansıtır. yani aslında bipoların nöbetini geçiriyordur ama “migren atağı öncesi durum bu” diyerek ciddiye almayabilir…

    bu konu ile ilgili bu yazı da araştırma yapanların “geniş düşünmek adına” işine yarayabilir.

    sevgi ve diğer iyi dileklerimle.

    30/09/08, 12:54
  18. masumNo Gravatar

    insanların haleti ruhiyesine isimler koyup doktorları hocaları zengin etmek çok mantıklı hakkatende, mayası insandan bahsediyoruz millet, robottan dil saçmalama ve hata yapma hakkı başkasına ve kendisine zarar vermediği sürece… müsadenizle kabına sığmasın. sizinkisi şekilcilik kıl tüy yün yumağı. velhasıl bipolar feleğin virane ruhlara oyunu. belki de…

    30/09/08, 13:51
  19. 3 gundur yazayım mı yazmayayım mı diye kaldım ama duramadım, haksızlığa dayanamam!

    EROL nickli kisinin verdigi linkteki ve nedense(!) “yazan: isimsiz” imzalı 112 sayfalık kitabı bayramda okudum; yukarıdaki yorumlarda belirttigim gibi.

    Bipolar kisiligi anlatan bu “kurgu” kitap cok guzeldi, aydınlatıcıya benziyordu …. taki sonuna varıncaya kadar. Aslında basit bir oyunla hikayeye katılmış “Gamze Özcelik” yani GERCEK BIR KISILIK hakkında itham/iftira/dogruyadayanlış bir karalama oldugunu biliyor muydunuz TUNÇ Bey??? Sanıyorumki siz bunu sonuna kadar okumadan o blogdan alarak burada link verdiniz. Cunku tanıdıgım veya umdugum kadarıyla sonuna kadar okumus olsaydınız benim gibi hayrete duser ve uzulurdunuz sonunda ve kesinlikle burada yer vermezdiniz:(

    Yazık, cok yazık….

    04/10/08, 19:17
  20. enver keçelioğluNo Gravatar

    İlk kez on sekiz yaşımda tanıştım,psikiyatrik rahatsızlığımla.On dokuz ve yirmi yaşlarım arasındaki en güzel dokuz ayımı Bakırköy Akıl Hastanesinde geçirdim.Çıktığımda önceden kazandığım Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki eğitimimi sürdürebilmem için çok fazla şansım kalmamıştı.Askerlik arasında yinelenen rahatsızlığım,sonrasında bir kamu kuruluşunda başlayan memuriyet yaşamım,sınava girip yeniden aynı okulu kazanmam,sonuç olarak okuyamayacağıma karar verip okulu bıraktım.Bu arada evlendim,iki oğlum büyürken on iki kez yataklı tedavi gerektiren rahatsızlık yinelemelerim oldu.Her seferinde ülkeyi kurtarması gereken kişiydim.İçimdeki ateşi söndürmek için,eşim de dahil beni hastaneye yatırmaya uğraşıyorlardı ve ne yazık ki bunu başarıyorlardı.Kor halindeyken üzerine su dökülen bir ateş gibi sönerek çıkıyordum,hastaneden.Oysa Sezen Aksu Beni yak, kendini yak, herşeyi yak diyordu.Sanki benim için söylüyordu.Ne zaman ki, içimde küllenen ateş alev aldığında yine hastane yolu görünüyordu.İki yıl önce emekli oldum.Ancak rahatsızlığımdan emekli olamadım.Son hastane tedavimin üstünden bir yıl geçti.Ömür boyu kullanmam gerektiğini artık benimsediğim Lithurili düzenli olarak kullanarak,ne yazık ki yeniden rahatsızlanacağımın bilincinde sürdürüyorum yaşamımı.

    10/10/08, 16:05
  21. firuze34No Gravatar

    İlk kez okudum enteresan fikirler, yorumlar… ben de takipçisi olmak istiyorum, şimdilik yorum yok:) ama hayatımızın gerçekleri, yurdum insanı tabiki bizleriz.

    11/10/08, 15:02
  22. enver keçelioğluNo Gravatar

    Görevim gereği yaz aylarını arazi çalışmalarıyla geçiriyoruz.1991 yılı, Düzce’deyim. Sezen’in Gülümse albümü yeni çıkmış. Otobüste seyahatteyken muavine rica ederek dinliyorum. Çay bahçesinde yine öyle. O yaz aynı kasetten altı adet aldığımı anımsıyorum, sonuncusu evde. Bir şekilde diğerleri bir yerlerde kaldı.

    İşimden fırsat buldukça Ankara’daki evime dönüyorum. Bu arada öyle bir duyguya kapıldım ki, sanki o şarkıların sözlerini birlikte yapmışız.

    Yine bir Ankara dönüşüm esnasında otobüse Bolu’dan üç beş genç kız bindi. Daha önceden de içeride epeyce kız vardı. Bir süre sonra sudan bir sebepten bilet paramı iade ederek beni otobüsten indirdiler. Başka bir otobüsle Ankara’ya geldim. Terminalde genç bir kızı ağlarken gördüm. Bu bende o anda benim yolda planlı olarak indirildiğim ve kızlara kötülük yapıldığını düşündürdü.

    Güllerim solmuştu, kaldırımlar da.

    Geçen yıl eylül ayında üç aylık maaşımla İstanbul ve Ayvalık üzerinden İzmir’e geçtim. Terminalde bir reklam panosunda gördüğüm adamı kendi gençliğime benzettim. O anda birden güllerimin solduğu kaldırımlardaydım. Gece boyu saatlerce oradan oraya amaçsızca yürüdüğümü anımsıyorum. Sanki ruhum bedenimde değildi. Neden sonra gördüğüm bir polis aracını durdurarak yardım istedim, neyseki evimin telefon numarasını unutmamıştım. Eşim ve çocuklarım gelerek beni aldılar. O altı kısa gün içerisinde bütün paramı harcamıştım.

    12/10/08, 12:38
  23. Yazınızın başlangıç kısmındaki maddeleri okurken yine biri beni tarif ediyor dedim :)

    Yıllardır bu duygu durum karışıklıkları içinde olmama rağmen manik depresif olduğumu farkedebilmem biraz uzun zaman aldı. Psikiyatriste gittiğim vakit sosyal fobi teşhisi koyulmuştu lakin mani döneminde hiçte sosyal fobiden muzdarip biri gibi olmuyordum.

    Demek istediğim bu iki duygu durumunun uç noktalarından biri olan depresif dönem, yanında sosyal fobiyide getirebiliyor. Bi alana bi tanede bedava hesabı. Kendimden yola çıkarak yaptığım bi genelleme aslında bu. Yani aslında kronik sosyal fobiniz olmadığı halde depresif dönemlerde en sosyal fobik insan olabiliyorsunuz.

    Bundan önce bu konuları çok okumuş, çok araştırmış ve kendi teşhisimi koymuş biri olarak Erol beyin dediklerine tamamen katılıyorum. Bu durum seratonin hormonunun dengesiz salgılanmasından kaynaklanıyormuş ve doğru bir teşhis sonucu doğru bir ilaç tedavisiyle halledilebiliyor. Tabii ki asıl çözüm bu durumun farkına varabilmekte.

    23/10/08, 09:46
  24. İsmini Vermek İstemeyen Bir Fikir Atölyesi HayranıNo Gravatar

    bu belirtilerin tam tersi olursa antibipo hastalığı mı oluyor, ne oluyor? bir defasında bende de tam aksi olmuştu da o yüzden soruyorum…

    28/10/08, 14:43
  25. Yaşasın bipolarlık.

    05/11/08, 15:57
  26. EgeNo Gravatar

    Bipolar rahatsızlık psikiyatride 1.ölümcül hastalıktır. Bircok arkadas kendisini bu hastalıkla özdeşleştirmeye çalışmış ancak bu hastalık çok tehlikeli ve intihar oranı cok yuksek bir hastalıktır.

    12/11/08, 00:24
  27. emineNo Gravatar

    ben 7 senedir bu hastalıkla uğraşıyorum… aslında ilk seneler adı ne onu bile bilmiyordum doktorlar çok fazla da açıklama yapmıyor zaten hatta bu siteyi de bi ilaç torbasındaki yazıdan dikkat ederek buldum. hayat çok zorlaştı zaten ama bi de bu kadar hassas olunca daha zor diye düşünüyorum.

    ilaç tedavisi şart diyor doktorum ben de içiyorum hepsi bu ama terapiler de çok işe yarıyordu ilk hastalandığımda grup terapisi almıştım ama istanbul’da buna fırsatım olmadı, biraz da maddiyat tabii. acaba bu açıdan devlette nereler var bileniniz var mı arkadaşlar?

    20/11/08, 00:15
  28. OLMASADA OLUR DENENLERDENNo Gravatar

    1 ayımı bakırköyde geçirdim. bi polar yüzünden.. intiharlar yüzünden.. dünyada benim kadar ölmeye meraklı kimse yoktur.. yut ilaçları git hastaneye.. hijyenik bi miğdem var. hayatım kabus.. gözlerimi kapatıyorum.. hastanenin korkusu.. korkutmuş beni.. gerçe veriyolar akinetonu hafızayı entırlıyolar da yine de aklımda kalmış tabi..

    bi ara acayip bi kız vardı onun gibi olmuşum.. ya onun gibi olursam korkusuyla yaşadığım için.. sonra bi boşvermişlik… herşeyle dalga geçme hiç bişeyi ciddiye almama gibi durumlar oldu.

    herkesin konuşmaktan korktuğu konulara ben gülüyorum…. kahkahalarla.. önemsemiyorum kii…

    Bİ POLAR KORKUSUZDUR SÖZÜNE KATILIYORUM. ÇÜNKÜ KORKULARDAN KORKA KORKA KORKUSUZ OLUR…

    29/11/08, 01:51
  29. uygar 10urNo Gravatar

    bipolar; türkçesi iki uçlu.
    hastalık değil, kişilik, daha dar anlamda duygudurum bozukluğu. tıbbî adı “bipolar personality disorder (iki uçlu kişilik bozukluğu)”

    yani:
    “bipolar hastası, bipolar hastalığı” gibi tamlamalar caiz değildir. bipolar (iki uçlu) insan denilebilir. “manik depresif bir hastalık olan bipolar” demek de caiz değildir. manik depresyon, iki uçluluğu anlatmakta kullanılmış olan, fakat maksadını aştığı için yerini “iki uçluluk”a bırakmış olan bir terimdir. “iki uçlu bozukluk bir duygudurum bozukluğudur” denilebilir.

    iki uçlu biri çıkıp şöyle de diyebilir; “bozuk olan sizsiniz! normal(!) olmadığımı bildiğim halde, normalin ne olduğunu en iyi bilen benim. normal olmayan iki (aşırı) ucu da gördüm ve tanıdım ben. ya sen ne gördün ki yükseklerden atıyorsun?! normal olmak çok da matah bir şey değildir… yerin yedi kat dibinden bulutların üstüne uçtum. ‘normal’ bir insan bunun anlamını kavrayamaz…”

    iki uçluyum, doğruyum, çalışkanım. içim dışım bir. “en içten duyguların adamıyım.” lityumu, valproatı reddediyorum, isteyen içsin. benden dahi ukala doktorlar benim için neler dedi; sınırdurum kişilik bozukluğundan muzdarip dediler (borderline), majör depresiftir (depresyonun şaşaalı hali) dediler, şizofrendir dediler…. inanmak istedim, olmadı. sonra Allah bana şu kitabı indirdi:

    amazon.com/Bipolar-Disorders-Mario-Maj

    ve kendimi anlama yolunda ilk adımı attım… “ilim kendin bilmektir.”

    burası neresi, ben kimim? lafın bittiği noktaya geldik. hoşçakalın.

    08/12/08, 03:49
  30. tulNo Gravatar

    hayata bir girip bir çıkma istekleri.. ilaçlar, gereklilikler.. yeter… iyileşsem ne olacak ki sanki.. dünya değişmeyecek ki.. öyle ya da böyle bu hayat bitecek işte.. bari kendime ihanet etmeden bir uçup bir batarak bitsin, böyle iyi…

    23/12/08, 11:45
  31. merveNo Gravatar

    Ben de bipolardan muzdaripim ve tiyatro eleştirmenliği ve dramaturji okuyorum. Mani döneminde harıl harıl çalışılıyor ama depresif dönemde kol kalkmıyor. Yani bir nevi çok enerji tüketmekten pilin bitiyor.

    Nietzche de bu hastalıkla boğuşmuş. Kurt Cobain’in Luthıum şarkısı meşhur. O yüzden yazıları kopuk kopukmuş. Hastalık ömür boyu Lutharil tedavisi gerekebilirmiş. Tabii o zaman bilinmediğinden tedavi falan deli der geçerlermiş. Mesela mesihlik iddiasındakiler ve Sabatay Sevi de öyle. Nietzche de yeni bir din yarattığını öne sürermiş mesela.

    O eserleri güzel kılan çelişkinin ve çatışmanın büyüsüdür bana kalırsa.

    05/01/09, 20:17
  32. aycaNo Gravatar

    bipolar yakınıyım size bu şiiri gönderiyorum… yaşamak güzel her şeye rağmen ve sizler bu hayatta en ince düşünceli bireyler ve özelsiniz gerçekten…

    Whose woods these are I think I know.
    His house is in the village though;
    He will not see me stopping here
    To watch his woods fill up with snow.

    My little horse must think it queer
    To stop without a farmhouse near
    Between the woods and frozen lake
    The darkest evening of the year.

    He gives his harness bells a shake
    To ask if there is some mistake.
    The only other sound’s the sweep
    Of easy wind and downy flake.

    The woods are lovely, dark and deep.
    But I have promises to keep,
    And miles to go before I sleep,
    And miles to go before I sleep.

    by Robert Frost

    09/01/09, 02:15
  33. ELİFNo Gravatar

    benim annem bir manik depresif ve onla yasamak cok zor.. ıstemese de engelleyemedıgı davranıslar var bu benı uzse de yıpratsa da artk bır bipolarla yasamayı ogrendım.. tek onerım olacak bu hastalıgı kabullenmek zorundayız bipolar yakınları olarak..

    yapacagımız yegane sey onları uzmemek yıpratmamak destek olmak. cunku baska yolu yok..

    sevgıler..

    04/02/09, 12:51
  34. efeNo Gravatar

    bipolar affektif bozukluk teşhisi konmuş biri olarak yazıyorum :) 2.5 gün uyumadığım günleri bilir,ilginç saç stili ve kıyafetlerle kendimi özel biri olduğumu sanardım:) ve daha neler neler.. ha en komiği hiç tanımadığm,yüzünü bile görmediğim msnde muhabbetim olan kişiye pc satın alıp kargoyla yollamaktı:)… neyse intihar eylemimden sonra psikiyatrik tedavi ve haplarla işin içinden yüzde 80 çıktım:) aman psikolojik sağlığınıza dikkat,burdaki yazılara özen :) gerçekten harika site bugün rastladım herkese selam çakıyorum :)

    17/03/09, 07:14
  35. sekerteacherNo Gravatar

    Bipolarla ilgili yazdıklarınızı okudum. Bunların bi kısmına katılıyorum ,bi kısmı da eksik ya da yanlış.

    12 yıldır bu hastalıkla birlikte yaşıyorum. İlk yıllar tam teşhis konulamadıgından zorluk çektim ama bu hastalık bana çok artısı da olmuştur. Ya da ben öyle görmüşümdür. Hep pozitif bakarım hayata. Atak dönemlerimde elbet çok zor anlar yaşadım. Amaim. hep şunu düşündüm. Yılda 1 yada 2 kez gelen ve çogu kez 2 haftayı aşmayan atakların bana ne zararı olabilirdi. iyi ki bir yakınım bipolar degildi. İyi ki beni bu kadar seven ve destekleyen böyle mükemmel bir ailem ve dostlarım vardı.

    Ben hayata dair cümlelerime hep iyi ki diye başladıgım için negatifleri de pozitife çevirdim. İyi ki bipolarım, daha kötüsü de olabilirdi. Bir aza noksanlıgım yok, ilaçlar biraz kilo aldırdı ama çok da problem degil. Arkadaşlarım beni böyle de çok seviyorlar. Allah hiç bir kuluna taşıyamayacagı yükü vermezmiş.

    Evet, belki ben ömür boyu bipolarım, ilaç tedavisini bırakamayacagım ama hep zora düştügümde yanımda bir güç hissederim. Şans bana güler. 28 yaşındayım, 7 yıllık ögretmenim. Bipolarlıgım bana hiç bir zaman engel degil destek olmuştur. ilk yılımda ünv.yi kazandım. 5 yıllık okulun hazırlıgını atlayarak 4 yılda bitirdim. Mezun olur olmaz atandım ve kendi ilimize çıktı tayinim. 3 yıldan sonra rotasyonla doguya gittim. 1 yıl çalıştım ve ordaki atagımı gören doktor ailesinin yanında ögretmenlik yapması uygundur raporu hazırladı. 3 yıldır da ailemle ve arkadaşlarımla harika bir şehirde yaşıyorum.

    Yani bipoların bana eksisi degil artısı olmuştur. Ama ben hiç isyan etmedim. Bunda da vardır bir hayır dedim. ÖYLE DE BAKMAK LAZIM. HEP OLUMLU DÜŞÜNÜN OLUMLU GEÇSİN HAYATINIZ, ille de bipolar olmanız şart degil. hayatı sevin insanları sevin… Ben kaybetmedim bunu yaparken hep kazandım… mutlu kalın.

    22/04/09, 17:20
  36. 44saygınNo Gravatar

    arkadaşlar ben bipolarım
    gerçekten zor bir hastalık

    01/05/09, 14:27
  37. Şimdi psikiyatra ‘sen bipoları biliyor musun’ diye sormadan bir tedavi girişiminde bulunmayacağız öyle mi.
    ya doktor hakaret olarak kabul etmeye kalkarsa hipokrat yeminini hiçe sayıp bize yardımcı olmazsa ne yapacağız :)))))))

    08/05/09, 18:14
  38. neslıNo Gravatar

    benim bipo olan bir eşim var. Hastalığının teşhisi yeni kondu. Erol beyin linkinin adını merak ettim.böyle bir site açtığınız için çok teşekkürler.
    benim sizden bir ricam var lütfen bipolar yakınlarının hastalığı anlaması için duygularınızı biraz daha açarak paylaşırsanız çok sevinirim.
    sevgiler, nesli.

    14/07/09, 22:53
  39. turkuazNo Gravatar

    ben de bipolarm geç oldu ama bu siteyle tanıştım sonunda…öğrencisi oldğm tıp fakültesinde 2.sınıfta okurken geçirdm ilk atağımı…hastalığımın tüm belirtilerini gösterdğim için hocalarımın teşhis koyması hiç zor olmadı…şimdi 4.sınıftaym ve tıpta okumam rağmen ilk kez ilaçlarımı bırakmak gibi bi hataya düştm ve annemin davranışlarmdaki değişimi görmesiyle ikinci bi atağın eşiğinden döndm şimdi akıllandm ama asla bırakmam artık ilaçlarmı… tüm bipolarlılara tavsiyem sakın ilaçlarımızı bırakmayalım… zor ama onlarla yaşamaya alışmalıyız

    22/08/09, 22:30
  40. Bunu bir hastalık olarak görmek bence yanlış bir düşünce. Bir insanlık hali olarak düşünmek lazım…

    09/09/09, 16:23
  41. bana da bipolar teshisi konuldu ve 2 aydır tedaviye başladım.Daha öncede psikolojik tedavi gördüm ama ilk defa bu teshis konuldu.

    05/11/09, 23:48
  42. U dont care o.oNo Gravatar

    Bipolar bozukluğun en ciddi riski intihardır ve büyük çoğunlukla depresif atakla bağıntılı olarak görülmektedir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin %25-50′sinin hastalıklarının gidişi sırasında bir noktada intihar girişiminde bulunduğu bildirilmistir.

    Etkili tedavi uygulanmadığında, bipolar bozukluk olguların yaklaşık %10-15′inde intihara yol açabilmektedir; bu da bipolar bozukluğu en ciddi ve ölümcül psikiyatrik hastalıklardan biri yapmaktadır. Bipolar bozukluğu olan kişilerin erken tanı ve uzun dönemli tedavisi intihar riskini azaltmak için son derece önemlidir.

    25/04/10, 16:28
  43. enver keçelioğluNo Gravatar

    Geçenlerde bir belgesel izliyordum. Hayvanlar aleminde güçlü olanların ayakta kaldığını anlatan, bu sayede soyun ideal biçimde süregeldiğini konu alan bir filmdi.

    Bir an, günümüz dünyasında insan toplumunda yaşanılanlarla kıyasladım. Torunu yaşındaki genç kızlarla evlenenler mi ararsın? Günümüz deyimiyle havuzlu villalarda oturup, gepegenç insanları kapısında güvenlik olarak çalıştıranları mı?

    Madem ki yasalarda insanlar eşittirler, neden böyle kokuşmuş bir düzene razı olurlar? Suç tabir edilen şeyleri neden hep yoksullar işler ve cezaevleri neden yoksullarla doludur? Zengin diye nitelenen kişiler hırsızlık yapmaz, adam öldürmez, zaten bunları yapması için bir neden yoktur.

    O zaman adalet zenginlerin haklarını koruyan, cezalar ve cezaevleri yoksulları sindirmeye yarayan araçlar mıdır? Neden vatan tabir ettiğimiz ve zengin insanların mallarını koruma ve gerektiğinde ölme görevi yoksullara düşer?

    Yeryüzünde istisnalar dışında zenginlik diye tabir edilen şeyler miras olarak alınır ve miras olarak bırakılır. İnsanlar çıplak olarak dünyaya gelip, kefenin cebi de olmadığına göre nasıl böyle bir düzene razı olabilir?

    Yanıt açık: Binlerce yılda oluşturulmuş hukuk, din ve adalet kurallarıyla. Madem küresel ısınma, dünyanın sonunun yaklaşması gibi şeyler samimiyetle dile getiriliyor, bırakın artık bundan sonra olsun, kaynakları eşit olarak kullanılsın.

    17/08/10, 20:36
  44. 23/11/08, 02:28

    [...] olan 19 yaşındaki Abraham Biggs isimli bir gencin intihar ettiği haberini okudum. Bu intiharın, bipolar rahatsızlığının ne denli ciddiye alınması gerektiğini göstermenin ötesinde, farklı bir [...]

Sen de düşünceni paylaş...

RSS 2.0 ile bu yazıya gelen yorumları takip edin.