İlk Cinsel Deneyim.
Ben “süper bir anne değilim” demesiyle başladığımız sohbet, zaman yetmediğinden yarım kaldı. Geçenlerde “Hangi Yönünü Çok Seviyorum Biliyor musun?” yazısı ile duyurduğumuz bu konuya şimdi başlıyor ve ilerleyen günlerde de devamını getiriyoruz!
“Kimse benim kendimi mükemmel bir anne olarak gördüğüm fikrine kapılmasın. Böyle bir mükemmellik yok. Bir şeylere ciddi emek vererek yapmaya çalışan ve sonuçlarını alan bir annenin deneyimleri bunlar sadece. Bugün hatalarıyla dehalarıyla, başarılarıyla başarısızlıklarıyla hayata sımsıkı yapışmış ve ne istediğini bilen, pes etmek nedir bilmeyen, mücadeleci bir genç var karşımda ve ben ona bayılıyorum. Bu ilişkiyi, tek bir kişinin bile bakış açısını zenginleştirmesi adına ufak bir katkımız olabilmesi inancıyla paylaşıyorum” diyor.
Kendisini ise şanslı adlediyor, çünkü büyürken annesinden öğrendiği çok şey olmuş. Ancak yetinmemiş, hep üzerine bir şeyler koyma çabasında olmuş. Okumuş, gözlemlemiş, araştırmış, konuşmuş, tartışmış…
O, çocuk yetiştirmenin çocuk üzerinde deneyler yapılarak öğrenilmeyecek kadar ciddi bir konu olduğunun farkında. [Bu anne'nin beni bu denli etkilemesinin nedeni de bu olsa gerek.]
Ancak kendi sağlığından yana şanssız bir dönem geçirmiş. Hoş o buna bile (kendisinin bazı değerlerinin farkına varmasına sebep olduğu için) şans olarak bakıyor. Son 3 yılda ciddi sağlık sorunları yaşamış. Yurt içi ve Amerika’da geçirdiği 8 ameliyat sonrası doktorları şaşırtan iyileşme azmi ile şimdi dimdik ayakta.
“Ben hastalığıma bile inanmadım, doktorlar yanlışlık yaptılar” diyecek kadar da kendi enerjisine inançlı.
Ciddi sağlık sorunları onu işinden en fazla bir ay alıkoyabilmiş. “İş – çocuklar – eğlence” onun hayattaki mutluluk formülü. Deneyimleri ona bu üç şeyden ödün vermeden yaşamasını öğretmiş. Bu yüzden de hayata sıkı sıkıya bağlı.
Şimdi gelelim yaşanılan deneyimlere. Bir anne olarak karşımda. Bugün 19 yaşında olan erkek çocuğunun maceraları ile başlıyoruz.
Yaşın 13-14 olduğu zamanlar. Delikanlının ergenlik dönemi. Adamın bedeni değişiyor, kimyası değişiyor, kafası karışık. Çok iniş çıkışlı bir ruh hali, isyankarlık, aşırı enerji… Üzerinde “ilk cinsel deneyim, aman tanrım nasıl olur, ne zaman olacak” merakının neden olduğu bir endişe ve baskı var.
“Ben bir kadın olarak bir erkeğin, oğlum dahi olsa bu, duygularını asla anlayamayacağımı anladım, bunun nasıl bir süreç olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu.”
Evet, anne durumun farkında, ne yapması gerektiğini bilmiyor ancak öğrenebileceğinin farkında. Yakın çevresinden güvendiği erkek arkadaşlarının kendi ergenlik dönemlerini hatırlamalarını istiyor.
Ve öğreniyor ki hepsinin ilk cinsel deneyimi farklı olmuş. Kimisi ağbisi tarafından (güya) çaktırmadan tanımadığı bir kızla baş başa bırakılarak, kimisi mahalle arkadaşlarının baskısıyla bu işten para kazanan hatunlarla, çok azı da o sırada duygusal bağı olan kız arkadaşıyla. Bazısının yaşı 13, bazısının 22 iken.
Yetinmiyor; internette araştırmalar yapıp, okuyor bol bol.
Delikanlı ise bu konuların konuşulmasından rahatsız. Açılmasına dahi izin vermiyor. Annenin çabaları sonuç vermiyor. Ta ki bir gün odasına gidip, yatağına oturup, ona sırtını dönerek (çünkü biliyor ki göz göze gelmeyi ne o, ne de delikanlı istiyor) şu konuşmayı yapana kadar:
“Tatlım, biliyorum ki benle bu konularda konuşmak istemiyorsun. Ama ben bir anneyim, çocuğum olarak da senin üzülmeni istemiyorum ve sana destek olmak istiyorum. Senden bir cevap beklemiyorum, ben senin için bir şeyler öğrenmeye çalıştım, şimdi bunları sana anlatacağım ve gideceğim.
İçinde olduğun ergenlik döneminin farkındayım. Bunun senin üzerinde yarattığı baskının da. Neden, niçin diye sorma. Çünkü bu her erkeğin yaşadığı bir süreç, sana özel değil.
Ben çevremdeki iyi tanıdığım erkek arkadaşlarımla, dostlarımla konuştum. Onların bu dönemlerdeki deneyimlerini dinledim. Ve öğrendim ki bu, 19-22 yaşına kadar gidebilen, normal bir dönem. Öğrendim ki, ilk cinsel deneyimin yaşı yok, 13′te olup bir daha yıllarca olmayabiliyor veya ilki 19, 20′de de olabilir. Herkese göre değişen bir süreç.
İlle de bir an önce olmalı diye kendine baskı yapma. Duygular ile yaşanması gereken bir şey bu. Duygusuz ve şuursuzca bir deneyimle bu işe başlaman, senin kadınlar hakkında gelecekte yanlış bir imaja sahip olmana dahi neden olabilir.
Oysa herşeyi doğasına bırakmalısın. Duygusal paylaşım yaşadığın bir kız arkadaşınla birlikteliğinde zaten içgüdülerin seni yönlendirecek. Endişelenme. Senin bu işi planlamana gerek yok, zamanı geldiğinde o sana gelecek.”
Ve hiç göz göze gelmeden çıkıyor odadan.
O günden sonra delikanlıda gözle görülür bir rahatlama oluyor. Bu konuları konuşmuyorlar belki ama onun gerginlik ve kızgınlıklarının önemli ölçüde azalması onun ne kadar rahatladığına işaret ediyor.
Çok geçmeden, onun yaşadığı ilk deneyim de gayet doğal bir süreçte gerçekleşiyor. Sonrasında rahatlıkla kız arkadaşlarını annesiyle tanıştırmaya başlıyor. İşin güzel yanı, bu kritik süreç, anne ile oğlun birbirlerine daha da yakınlaşmasını sağlıyor. Anlaşılmış olmak ilişkilerindeki saygı ve güveni artırıyor.
Şimdi ben kendi zamanlarımı hatırlıyorum.
Okuma alışkanlığının sadece ders kitaplarından ibaret olduğunu sandığımız ve internetin henüz olmadığı zamanlar. Evimizde konuşulması bile tabu olan bu konuya, bir an önce “milli olma” baskısının da eklendiği; sokaktaki ağbilerimizi örnek alıp, destek için onların gözünün içine baktığımız zamanlar…
Oysa iyi bir zamanlamada yapılan “içten” bir iletişim ve “doğru” bir ilgi nasıl da değiştirebiliyor pek çok şeyi.


malesef çok haklısın, yazında da belirttiğin gibi, ev içerisinde bir tabu olan bu konu yeni yetişen ve öğrenen gençliği, kötü yönde etkiliyor. bir yandan söylenen, ‘biz’e ters (kız/erkek) konusu, bir yandan da, milli olma baskısı. arkadaş sohbetleri arasında bitmek bilmeyen muhabbetler ve hava atma konusu olarak benimsenilmesi..
herşey çok kötü etkiliyor, keşke her anne böyle davranabilse..
16/08/08, 02:27Keşke herkes ya da “ben müslümanım diyen herkes” her konuda tek kaynak ve rehber olarak Kur’an-ı Kerim’i okusa ve çocukları ile konuşurken o mübarek kitaptan yola çıkarak öğütler verse. O zaman sonuçlar daha iç açıcı olurdu diye düşünüyorum.
16/08/08, 04:07Vay be. Demek ki olabiliyormuş…
16/08/08, 04:39Çok güzel bir paylaşımdı valla bu yazıyı hiç unutmayacağım.
Ben de annemi çok seviyorum. Her zaman yanımızda oldu. Hani derler ya yemedi yedirdi içmedi içirdi korudu kolladı diye. Harbiden öyledir. Ama keşke şöyle bir konuşmayı kızlarıyla da yapabilme cesaretini gösterebilseydi.
Tebrik ettim. Saygı duyuyorum ;)
Paylaşım için teşekkürler.
16/08/08, 11:44“Tabu” ve “Milli” konularına çok güzel değinilmiş… Sanırım! ben de bu çağ içindeyim ama herhangi bir kaygım yok… “Milli” olma konusunu da akışına bırakıyorum… :) Elbet bir gün olacak değil mi?
16/08/08, 12:21ilginç ama türkiye’de insanların üzerlerinde hissettikleri bu tip baskıları ben nedense hiç hissetmedim. ailemiz biraz çekirdek aile tipinde ve çok fazla akrabamız olmadığı gibi olanlarla da çok ilişkimiz yok. belirli günlerde o kadar. yani az da olsa asosyal sayılır.
hayatta en çok önem verdiğimiz şey babamın da oteritesiyle eğitim hayatımız oldu. onun dışında ne bi müzik türünde, ne bi spor dalında, ne bir partide falan hiçbir şeyde radikal olmadım. çok derdim de olmadı böyle şeyler. bu tip baskılar sanırım biraz da geniş çevrenin birey üstüne kurduğu baskılar oluyor. hele ki tanıdık insanların baskısı tanımadığın birine göre çok daha güdüleyici oluyor olsa gerek.
anne baskı kurmayarak (pozitif ya da negatif) en iyisini yapmış oluyor bana göre. güzel yani..
16/08/08, 13:41Yazı için teşekkürler…
16/08/08, 14:21erkekler için problem yok, duygusal olarak birine bağlan seviş, güllük gülistanlık.
kız babaları ne düşünüyor acaba ben en çok onu merak ediyorum.
16/08/08, 14:36Oh nihayet yazdın… Ama gene yetmedi bana..
Bu annenin en büyük özelliği hayata bakışı ve kendine inancı bence… Dolayısıyla her konuda yaptıkları farklı oluyor. Süperliği buradan geliyor, o her ne kadar kabul etmese de… Bir de onun hayatında bu olumlu bakışı ve inancı başlatan olarak annesinin çok büyük rolü olduğuna inanıyorum.
Anneliğin esasında ne kadar ciddi bir iş olduğunu görüyoruz. Bir insanla beraber başka hayatları da ne kadar olumlu etkiyebileceğini de..
Yazıların devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
16/08/08, 17:25vizyonumu iyi bir anne olmak olarak belirledikten sonra, bu tür yazılar çok dikkatimi çeker oldu. Aslında çok zor bir çocuğu anlamak ve yol göstermek.. yazıdaki örnek ise gerçekten iyiydi.
16/08/08, 19:21“Hangi Yönünü Çok Seviyorum Biliyor musun?” yazısını okuduğumda çok sevinmiştim, bir annenin çocukları ile olan ilişkisine farklı bir bakış açısı ile göreceğim, yeni tecrübeler öğreneceğim diye… Ama bu yazıyı görünce çok şaşırdım. Sizin gibi kendini aşmış olduğunu iddia eden biri nasıl da ilk konuyu erkeklerin ilk cinsel deneyimleri üzerinde kurabiliyor. Paylaşacak daha önemli konular yok mu? Yoksa, erkeklerin ilk düşündükleri konu bu teorisi doğru mu? İnsanın beyninde ister istemez, sizin ilk deneyiminiz ile ilgili şüpheler uyanıyor.
16/08/08, 23:44@soleil,
Naparsın,
Herkes kaşınan yerini kaşıyor.
16/08/08, 23:51@soleil
Yazarın ilk konu olarak bunu seçmesi neden sizi bu kadar rahatsız etti, hatta (kışkırtıcı bir üslupla) beyninizdeki şüpheleri açığa çıkaracak kadar kızdırdı?
Sanırım yazının ilk paragrafındaki “… bu konuya şimdi başlıyor ve ilerleyen günlerde de devamını getiriyoruz!” cümlesini kaçırdınız. Anladığım kadarıyla yaşanan örneklerin devamı gelecek.
Ayrıca bu siteyi nerdeyse 2 yıldır takip eden bir kişi olarak, yorumunuzda yazdığınız (“Sizin gibi kendini aşmış olduğunu iddia eden biri…”) cümlesi ile ilgili sormak isterim: Yazarın kendisi ile ilgi yaptığı bu iddiaya nerede rastladınız?
Bu kişi bizlerle (hiçbir zorunluluğu olmadığı halde) birşeyler paylaşıyor. Bir önceki yazısında da bunu belirtmiş: “Keyifli ve işe yarar bir tartışma ortamı yaratabilirsek de derim ki ne mutlu… Konuşuyoruz, paylaşıyoruz deneyimlerimizi.” Ortada ciddi bir emek ve iyi niyet olduğunu düşünüyorum.
Keşke siz de paylaşsanız bizle kendi deneyimlerinizi. Her konumunuz ne ise; bir ebeyin, bir ergen, bir genç… Eminim sizden de hepimizin öğreneceği şeyler vardır.
Sevgi ve saygıyla.
17/08/08, 03:12@soleil,
İlk veya son olması ne değiştirir anlayamadım? Bu bir anne-çocuk ilişkisi ve yaşanmış bir durum. Çocuk tesadüfen erkek. Baba-kız ilişkisi de olabilirdi? Yazar nerede kendini aştığını iddia etmiş, onu da bulmadım. Sizin izleniminiz mi bu?
17/08/08, 11:45“eğitmek için öğrenmek” bu yazıdan “anne” kelimesinin gerçekte nasıl olması gerektiğini öğrenmemiz çok kolay. Bunun yanında aslında iki insan arasındaki iletişimin nasıl olması gerektiğini de tabiki…
Teşekkürler Tunç.
17/08/08, 12:22@soeil,
keşke gerçek adınızla bu yorumunuzu yazabilecek cesaretiniz olsaydı…
“Sizin gibi kendini aşmış olduğunu iddia eden biri” ifadenizden zaten yazılanlardan hiç doğru anlam çıkaramadığınız belli, yani okuduğunu anlamama gibi bir durum var sizde… en iyisi siz bu konuları boşverin, sizi biraz aşıyor..
Paylaşılacak en önemli konulardan biri bu.. sokaklardaki tacizciler ve sapıklar düşünülürse, ya da cinselliği ayıp ve tabu görenler hala varsa..
Ayrıca ben size Tunç beye sorduğunuzun aynısı sorayım; bu konu sizi niye bu kadar rahatsız etti? İnsanın beyninde ister istemez, sizin ilk deneyiminiz ile ilgili şüpheler uyanıyor.
Tunç bey bu tecrübeleri bizle paylaştığınız için çok teşekkürler.. Keşke her ebeveyn çocukları ile böyle dikkatli ve bilinçli ilişki içinde olsalar.. Bu süper anne sayesinde, o genç çocuğun kız arkadaşları hiç bir zaman başkaları gibi onun düşündüğü ilk konu seks diye düşünmeyecek..
Yazının devamını büyük bir merakla bekliyorum, bizi çok bekletmeyin.
17/08/08, 14:45Arkadaşlar,
Kimseyi savunmuyorum. Ama bu konuda neden Soleil’e bu kadar yüklendiniz anlamıyorum.
Yani hiçbir yerde yazmamış olması Tunç’un kendini aşma iddiası yok anlamına mı geliyor. Bence var.
Ayrıca Soleil’in yazısından Tunç bir rahatsızlık duysa eminim kendi kelimeleri ile kendini ifade edebilir. Yani kraldan çok kralcı olmanın bir alemi yok.
Eğer burası herkesin fikrini beyanedebileceği bir yer ise, ki öyle olmalı zira adı ile müsemma olmaz, Soleil’in fikri de bu. Karşıt fikirler olmadan düşünsel gelişimden söz edemeyiz değil mi? Hakaretamiz söylemlerle, varacağımız bir yol yok.
Sonuçta bence;
Bu yazıdan, sebebin ne olduğundan bağımsız, Soleil rahatsız olmuş, siz olmamışsınız. O faydalı bulmamış, siz bulmuşsunuz. Hepsi bu…
17/08/08, 16:23Herkesin fikrinin belirtmesi gayet güzel. Ben de ilgimi çektiği için bir yorum hakkındaki fikrimi belirttim. Bir anne oğlu ile ilgili bir deneyimini paylaşıyor, biz de buradan okuyoruz. Bırakalım da nasıl aktaracağına yazar karar versin, biz – konu ilgimizi çekmeye devam ediyorsa – olaya konsante olalım.
Tunç bu yazısından aşma-taşma ile ilgili ne yazmış gerçekten göremedim. Eğer böyle bir düşünceniz varsa “http://www.fikiratolyesi.com/sizin-gozunuzle” kısmını kullanabilirsiniz. Aşma ile ilgili sorum, sadece konunun ne kadar amacından saptırıldığı ile ilgiliydi. Burada konu Tunç değil. Ayrıca Tunç hakkında böyle düşünülüyorsa, ne mutlu Ona.
17/08/08, 17:34siz tartışadurun tunç şuanda kimbilir hangi tatil bölgesinde yazmış yazıyı gitmiş. :)) dükkan boş
17/08/08, 19:45Kızım ve arkadaşlarımla mutlu, eğlenmiş, yeni şeyler öğrenmiş güzel bir günün ardından eve döndüğümde, yorumuma yazılmış yorumları gördüm. Ben inanın bana neden bu şekilde yüklendiğinizi anlayamadım. Herkes her yazıyı beğenecek diye bir kural mı var da ben bilmiyorum.
Ben Tunç Bey’in, üzerinde yazılması gereken o kadar güzel konu varken, ilk yazı dizisinde bir çocuğun ilk cinsel deneyimini bizlere aktarmasını yakıştıramadım. İlk konu bu olmamalıydı! Başarılı annemizin, acaba oğlunu ikinci evliliğine nasıl hazırlardığını, kardeş fikrini nasıl benimsettiğini bizlerle paylaşmasının hepimizi için daha öğretici olabileceğini düşünüyorum. Çünkü, şu bir gerçek ki, boşanmalar artık çok arttı ve dolayısıyla çok fazla ikinci evlilik ve farklı ebeveynli kardeş var. Onların birbirleri ile olan uyumu ve iletişimi çok daha önemli. Ben bunu düşünüyorum siz bunu kabul etmeseniz de.
17/08/08, 20:54Acikcasi bende konuyla ilgili ilk yaziyi okudugumda Soleil gibi beklentiler icerisindeydim. Dolayisiyla ilk cinsel deneyim yazisi gelince bende sasirdim.
Tabiiki bu konuda onemli. Ergenlik donemi hem bayan hemde erkek icin en zorlu sureclerden biri ebeveynler icin daha da zor cunku her yeni jenerasyon teknolojik gelismelerin otesinde dusunce ve duygu yapisi acisindan bir oncekinden daha farkli! Ne kadar kabul etmesekte bizde suanda yeni nesille kusak farki yasiyoruz.
Ornek annenin bu konuda ki tecrubelerinden kesinlikle yararlanmak isteriz. Ama bence de oncelikle iki farkli babadan 2 ayri cinste ki cocugun kardesilik iliskileri ve birbirleri ile uyumlari, ergenlik donemindeki bir cocugun annenin ikinci esine ve cocuguna yaklasimi, kabulu ve annenin bunlari nasil tolere ettigi daha muhim.Ayrica saglik sorunlarida yasamis. Oncelikle gecmis olsun. Hayata bagliligi ve yasam sevincine ozellikle hayran kaldim.
Bu ortaminda farkli dusunceler olmasi bence tartisma ortaminin renkliligi acisindan onemli. Ayrica ortaya atilmis bir soru vs. yokken sorunun muhatabinin cevap vermesi daha uygun olur bence.
Bayanlar olarak merak etmek te hakkimiz sanirim. Soleil’in dedigi gibi bu kadar konu icinde bunu tercih etmesinin sebebi o donemde yasadigi bir kaos falan da olabilirdi. Cunku erkek ve kadin ergenlik donemlerini cok daha farkli sekilde atlatiyorlar. Hele helede ilk deneyime bakis acisi. Ben acikcasi erkeklerin ergenlik donemindeki en buyuk kaygisinin ilk deneyim oldugunu bilmiyordum.
Sevgiler
17/08/08, 21:21Tabii ki dilediğini beğenip beğenmemekte özgürsün soleil. Konu bu değil, yorumcular da bunu dile getirmemiş.
Sanırım onların (ve benim de) dikkatini çeken daha çok senin ilk yorumundaki üslubun oldu. (Oradaki son cümlenin konumuza entellektüel bir katkı sağladığını pek sanmıyorum. Madem şüphen oldu, kaldıralım onu; endişelenecek bir ilk deneyim yaşamadım. Aynı şekilde; “kendini aşma” iddiasına da nerede tanık olduğunu bir ara yazabilirsen mutlu olurum.)
Anne ile konuştuğumuz konulardan bir tanesini seçip paylaştım sizlerle. İlk olması, en önemlisi olması anlamına gelmiyor. Diğer konular da sırayla gelecek. Biraz sabır lütfen!
Sevgiyle.
17/08/08, 21:41oy oy oyyy tartışılan konuya bakınız yorumlarda:)
anne bunları anlatmaktan rahatsız olmadıysa yazarın bunu yazmasında ne sakınca var ki?
hepimizin annesi, bütün anneler tektir, eşsizdir, mükemmeldir ama bu kadar cesur olmayabilirler. hazır birisi çıkıp anlatıyorken dinlemek lazım. belki birgün bir yerlerde işimize yarayabilir… ne kadar çok yöntem öğrenirsek, çözüm bulmak için o kadar çok fikir üretebiliriz.
sevgilerimle.
18/08/08, 00:37- hayaller kurguların üzerine oturtulmuş birer yalan.. oysa gerçekler can acıtan bir kırbaç gibi. cinselliğin ve seksin tabu olduğu toplumlarda, kişinin bu eylemleri yapacak yaşa gelene kadar kendini yetiştirme şansı yok ne yazık ki. hal böyle olunca da ilk cinsel deneyim pek çok kişi tarafından ilerideki dönemlerde hiç hatırlanmaması istenilen bir kabusa dönüşebiliyor.
- eşit koşullardaki kişi ile uygun ortamda karşılıklı isteyerek gerçekleştiğinde ileride en çok hatırlanacak hayata dair ilklerdendir… aksi durumda, kişinin kendisinden yaşça veya fizikmen farklı biri ile hiç aklına gelmeyecek her hangi bir yerde aniden veya planlayarak istem dışı bir şekilde bekaretini kaybetmek suretiyle gerçekleşmesi durumunda ömür boyu sürecek psikozlara yol açacak bir eylemdir.
- karşı tarafın sarhoş ve yabancı olması sonucu daha eğlenceli ve rahat geçen, tanımadık biriyle yapılırsa sonrasında mide bulantısı halinden ve “..bi bok yedim ben..güzeldi ama.” piskolojisinden saatlerce çıkarmayan deneyim.
- çoğu erkeğin unutmadığı ve unutmak istemediği, çoğu kadının ise unuttuğu daha doğrusu unutmak istediği deneyimdir. başarısızlık riski yüksektir.
- genelikle bayanlarin cok abarttigi ozel olsun diye ozen gosterdigi bazen sirf bunun icin cok uzun zaman bekledigi fakat beklendigi kadar ozel gecmeyen cogunlukla hayal kirikligi ile biten hadise.
- kişi için, orda burda arkadaşlarından duyup öğrendiği yarım yamalak bilgilerle çoğu zaman hüsrana dönüşür. belki de gerçeklerle toz pembe hayallerin hiçte bağdaşmadığının farkına varılacak, gerçeğin o metalik tadı yalanacaktır.
Bunları ekşi‘den toparladım.
Ben de bir baba olduğumda çocuğumun böle bir “metalik tad” yaşamaması için elimden geleni yapacağım.
Anneyi tebrik ederim.
18/08/08, 00:47bir ergen olarak hatırlıyorum da… annem telefonumu mesajlarımı karıştırırdı bilgisayar öğrenip (nasıl becerdiyse) günlük sohbet dosyalarıma bakardı…
böyle bir annem olmadı benim.
18/08/08, 01:14böyle bir anneyi tebrik ederim.
yapılan yorumların, yorumlara degil de yazıya olması daha guzel olurdu bence. ama farklı bakıs acıları olmus; ki olması da dogal.
Tunc goruyorum ki sen de ozellikle biz turklerın ortak sorunu olan sabırsızlıkla karsı karsıya kalmıssın bu konuda. hemen her seyin aynı anda olması istenilen bir toplumda yasamanın cilveleri bunlar:)
bana gore yazı gayet guzel olmus. bence gereksiz bilgi yoktur. her bilgi kullanmasını bildigin takdirde yeri geldiginde ise yarar. dahası bence cok onemli bir konuya deginmis. sonucta kac anne boyle bir sey yapar? sayıları azdır .cunku bu konu halen toplumda tabu. fakat fark edilmeyen olay ise tabu olup konusulmadıgı icin cogu genc husrana ugruyor.
Tunc sagol. sayende boyle onemli bir konuya getirilebilecek cozum yollarından birini okumus olduk. hem de denenmis ve ise yaramıs. aklımızın bir kosesinde kalır. ellerine, emegine saglık:)
18/08/08, 02:12diyalog ve çözüm odaklı yaklaşımlar benimsemek yerine kavga etmek, bastırmak kapatmak ve örtmeye çalışmak çok daha başka problemleri de berbaberinde getirir. öte yandan bu tür işlerin çözümü için bazen konuşmak da yeterli olmuyor en temelinden eğitilmek/eğitmek gerekiyor.
bence çocuk yaştan itibaren düzgün bir ahlaki eğitim verilmeli ve öyle yetiştirilmeli.
18/08/08, 11:23anneyi tebrik ederim. çünkü hem anne hem baba olmayı başarabilmiş.
keşke toplumumuzda her ebeveyn bu kadar bilinçli ve bu kadar duyarlı olabilse…
18/08/08, 11:54Çocukluğumuzda ailemizde gözlemlediğimiz, yaşadığımız olumlu olumsuz herşey, insanlara ve hayata gösterdiğimiz tepkilerin temelini oluşturuyor aslında…
Ne kadar büyüsek de, zaman hepimizde değiştik desek bile hala içimizde bize öğretilmeye çalışılan izleri hepimiz taşırız…
Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana, her ikisine de annelik eder; her ikisini de besler. demiş Osho….
Annemi çok öpüyorum.
Sevgiyle Kalın…
18/08/08, 13:45Valla ben annemle değil, babamla veya ağbimlerle dahi bu konuyu açık açık konusamadım.. Keşke annem o kadar doğal ve normal bir biçimde yaklaşsaydı bu konuya, ne ağbimlere ne de babama gerek kalmasaydı..
Ama ben cidden cok merak ettim bu anneyi… Devamını bekliyoruz Tunç ağbi.. öpüldün.
18/08/08, 14:09Ben ne düşünüyorum biliyor musunuz? Toplum olarak gerçekten en çok önem verdiğimiz, en çok düşündüğümüz, sabahlara kadar taktığımız konuları, tabularımızı ve yasaklarımızı birisi cesaret edip yazdığında acayip rahatsız oluyoruz. Öyle ki samimiyetsizlikten hiç rahatsız olmazken, biri bize ayna tuttuğunda, hislerimiz, önceliklerimiz, takıntılarımız konusunda samimiyetle davrandığında acayip ürküyoruz…
Yazıda geçen konu herkesin özellikle de erkeklerin hayatının en mühim konularından biri. Yok öyle değilmiş gibi davranmak ne kadar da işimize geliyor… Devekuşları gibi sürekli kafamızı kumlara gömmek… Cesur bir anne, sağlıksız, belki kompleksli bir evlat yetiştirmektense bir tabuyu yıkıp, aslında sağlıklı bir adım atmış…
Aslında tabuları tabu yapan korkular.. Korku imparatorluğunu yıktığında etrafa temiz hava dolar.. Ama yıkmak zor tabii.. Bazen yıkmak bazen de yapmak zordur… Korku imparatorluğunu yıkmak zor, güzel bir iletişim kurmak yani yapmak da zor…
Bir de kızlar lütfen kendinize bayan demeyin… Kendi cinsiyetinden utanmak oluyor bu… Ya bayanlar baylar olalım, ya kadınlar erkekler… ya da kızlar erkekler…
19/08/08, 00:31güzel bir anne, ama kızlara da gerek böyle anneler ve de ben annemi özledim..
19/08/08, 01:51diğerine de 2 eklesek süper olacak veya öz falan gibi ekler, örneğin ben sek Işıl, diğeri özIşıl gibi:)
19/08/08, 04:00çocuklarımızı “kendi cinselliğimiz” yoluyla dünyaya getirdiğimizi kabulün şahane bir örneği bu söyleşi… başka söylenecek hiçbir şey yok bence… mükemmel…
devamını kıskançlıkla bekliyorum Tunç :)
19/08/08, 14:49anne eliyle zina
27/08/08, 14:09yaşasın ahlaksızlık,yaşasın hastalıklar,aids vs.
brova !
??????????
birisi’nin bir sorunu var sanırım…….
27/08/08, 14:52yanlış sanrılar içindesiniz hanım efendi,Birilerinin büyük sorunları var…
27/08/08, 15:00Ahlak bekçiliğine soyunmuyorum ama… Bir insan erkek de olsa namuslu olmalı. Çifte standart olmaması için değil… Evlilik dışı cinsel ilişkiye giren erkek ahlaksızdır ve ahlaklı hiç kimse çocuğunun ahlaksız olmasını istemez.
03/09/08, 22:44Tabuları yıkalım ve çocuklarımızla konuşurken manevi doğruları bildirelim. Bildirelim ki yaptıklarından pişman olsunlar, tövbe etsinler. Hayat boyunca sürüngen timsahlar olmasınlar.
bence asıl anlatılıp tartışılması gereken kızların ilk cinsel deneyimidir. lütfen yanlış anlamayın ama çoğu kız bu konuda ne yaptığını bilmiyor ve bilgisizce hareket ediyor özellikle de ergenlik dönemi sıraları..
karşısına biri çıkıyor kendisini buna kaptırıveriyor evleneceği insan olarak görüyor çoğu asıl önemlisi de çahillik sonucu oluyor. korkunc bişey bu bence ve geri dönülmez bi hal alıyor kızlarımız için. büyük bir pişmanlıktan sonrada bütün sorunlar başlıyor arkası arkasıya..
yazık günah değil mi gençlerimize kızlarımızın bilgilendirilmeleri gerekiyor (erkek çocuklarımızın da tabi) ve bunu da zamanında yapmak gerekiyor iş işten geçtikten sonra değil..
GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM TÜM TÜRKİYE..
07/09/08, 23:23İlk cinsel deneyim.
Elbette bir anne yahut baba çocuğunun özündeki olumluyu-iyiyi çıkarmak için bu denli paylaşımlarının olması olağan ve gerekli.
Burada sizlerle anlaşamadığım nokta ise Toplumsal yozlaşmaların oluşması ve insani değerlerin yokuluşundaki en büyük (özellikle en büyük diyorum tekrar) faktör evlilik dışı cinsel ilişki.
Bu herhangi bir dine veya topluma mal edilen bir davranış değil.
Biz Türkiye’de yaşıyoruz ve paylaştığımız değerler doğrultusunda konuşacağım.
Burada yorumlarda bulunan her bir kişiye sorsak büyük çoğunluğu islam dininden olduğunu söyleyecektir. Tahmin ediyorum sevgili Tunç arkadaşımız dahi..
Peki bu islama ne oldu da evlilik dışı bir ilişkiyi doğru gösteren bir mantaliteyi inanılmaz bir hayat dersi olarak görebiliyoruz ve bununla ilgili heyecanımızı dile getiriyoruz ve bu düşünceye karşı çıkan birisine şiddetle(entelektüel çerçevede:)) tepki veriyoruz?
Ne oldu da islam gereklerini yerine getirmesek bile O’nun insan olabilme manasında katiyen karşı çıktığı büyük bir suçu meşrulaştırır halde yaşamaya ve bu yaşamı yorumlamaya başladık?
Annenin, oğlunun ilk cinsel deneyiminde onu olumlu kişilik adına yüreklendirmesi bizi gerçekten etkiliyor da, o evlilik dışı ilişkiye girdiği kadın-kızın (her kimse) iffetinin bu şekilde berbat edilmesi, batırılması bizi bu denli etkileyemiyor?
Kadın annedir. Annelik fıtratı üzerinedir. Bakın dünyaya.. Kadınların nasıl kullanıldıklarını, annelik duygusundan naıl uzaklaştırıldığına bakın.
Almanyada 2006 verileri: kayıtlı köpek sayısı kayıtlı bebek sayısının tam 4 katı. Bu şaşırtıcı değil mi? Peki kadını bu denli manasından uzaklaştıran ne dersiniz? Erkeklerin istek ve arzuları ve doğal olarak evlilik dışı ilişkiler vesaire vesaire..
16 yaşında cinsel ilişkiye girdi, arkasından birçok sevgili derken varoluş amacından(annelik) git gide uzaklaştı.
O örnekteki anneye bu süreç doğal gelebilir tamamen inanç ve yaşam tercihi. Fakat islam üzerine olduğumuzu iddia ediyorsak bu konuda kskin bir duyarlılığa sahip olmak durumundayız.
Erkeksek kadınları bu denli kullanmamak, kadınsak iffetimizi korumak zorundayız. Bu sadece bireysel değil. Hem toplumun için hem inancın için.
İnandığı yanlış görüşü korkusuzca savunanlara binaen bu görüşlerime katılanlar elbette bu değerleri yaşatma adına düşüncelerini korkusuzca dile getirebilmeliler.
Teşekkürler
10/09/08, 14:28Yazının anlatmak istediğinden çok yorumlarda ki enteresanlık yüzünden kafam allak bullak oldu :)
Ne kadar ilginç düşünceler ve farklı bakış açıları varmış bu ülkede..
12/09/08, 23:26Hos ama garip bi yazı. Bi genc olarak ebeveynler gençlerden daha fazla endişelenio izlenimine kapılmadım değil. İnsani daha acık olmak gerekirse ahlaki değerlere göre yorumlanabilecek bi konu. Tabu olup olması da tamamen bu sebepten. Tartışmalara tek yorumum yobazlık edip sizin ahlaki değerlerinize uymayan birine ahlaksızlık yakıştırması yaparsanız, karşı taraftan bakıldığında ahlaksız olanın siz olduğunu da kabul etmelisiniz.
13/09/08, 01:41Annenin, oğlunun ilk cinsel deneyiminde onu olumlu kişilik adına yüreklendirmesi bizi gerçekten etkiliyor da, o evlilik dışı ilişkiye girdiği kadın-kızın (her kimse) iffetinin bu şekilde berbat edilmesi, batırılması bizi bu denli etkileyemiyor?
Yorumsuz !!!
Bumin Kaan, abime teşekkürü bir borç bilirim.
18/09/08, 13:07zina yapmanın adı ne zaman milli olmak oldu şaşırıyorum .Neden kızlar ve erkekler adına bir ikiyüzlülük söz konusu.
düşünsenize sizin bir kızınız var ve günün birinde evlilik dışı ilişkiye giriyor ve yapan genç bunu milli olmak için yapıyor ne kadar hoş görürsünüz bunu?
18/09/08, 16:22Yani susayım diyorum. Beni ilgilendirmez diyorum ama olmuyor. Adamı çileden çıkarıyorsunuz.
Doğa dengesi denen bir şey var. Her şey bir yana sırf türün devamı açısından kadın ve erkek illa sevişecek başka yolu yok. Bu konuya bilinçli yaklaşmaya çalışan herkesi nedense bir din kisvesi altında törpülemeye çalışıyorsunuz. Hiç bir kız bir erkekle yattı diye iffetsiz olmaz. İffetsizlik burda başlamaz. Nerde başladığı başka bir tartışma konusu. Ama demek istediğim şey eğer herşeyi yaradan ve bilen rabbim seksden keyif amayı da yaratmışsa o keyfi alın derim ben.
Yaradanın daha önemli işleri var. Kim kimle yatmış, o kadar detaya takılmıyordur derim ben. İnandığım – ki çok sağlam dini inançlarım vardır. Yorumu okuyup dinsiz sanmayın diye bu ara açıklama – rıza ile yapılan ve içine yalan girmeyen hile girmeyen hiç bir şey cezalandırılmayacak bu ilişkiler konusunda. Daha doğrusu her konuda.
O yüzden ne olur şunu anlayın bu tarz kısıtlamalarla bastıramadığınız açlığınız sağlam adımlar atmanızı önlüyor. Cinnet modunda bir topluma dönüşüyoruz farkındaysanız.
19/09/08, 18:24Her yerde kadın ve erkeği konuşuyoruz. Oysa konuşmamalıyız yaşamalıyız.
evet doğru 84 yıldır senin dediğin gibi yaşıyoruz görüyoruz çökmüş bir toplum babası belli olmayan binlerce çocuk. sana katılmıyorum kardeşim şayet düzgün bir toplum istiyorsak ilk önce namus ve iffet gelir ve sadece kadın için demiyorum aynı şey erkekler için ama bir de sorduğum soruya kimse cevap vermedi; farzet ki bir kızın var ve gidip bir erkekle beraber oluyor ve gelip sana diyor ki baba arkadaşım cinsel ihtiyaçlarını karşıladım ve milli olmasına yardım etmek yattım derse merak ediyorum sizin gibi çağdaş insanlar ne gibi cevap vercek cevabını bekliyorum ne kadar genişsiniz.
19/09/08, 22:04Sevgili arkadaşlar,
Bu blog tarihinde bir ilk geçekleşiyor ve son 2-3 yorumu silmek zorunda kalıyorum.
Konunun “sadece” din ile ilişkilendirilmesinden ve ayrıca din gibi hasssas bir konunun “titizlikle seçilmeyen ifadelerle” tartışılmasından çok sayıda okurumuz rahatsızlık duydu ve bunu bana mail ile bildirdiler. Aynı rahatsızlığı açıkçası ben de hissettim.
Şimdilik yazımızı yorumlara kapatalım. Anlayışla karşılayacağınızı umut ediyorum.
11/10/08, 05:16